Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2014/9961 E. 2015/6771 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda “şirkete ait giderlerin şirket ortaklarından alınan borç paralarla karşılandığı, ancak alınan borçların hangi gider için harcandığının tespitinin mümkün olmadığı, davacı tarafça şirkete verilen borçların şirket kasasına girip girmediğinin ispatlanamadığı” değerlendirilmesine rağmen Yargıtay bozma ilamına aykırı olarak “davacı tarafça tutulan şirket defterleri esas alınarak davacının davalıdan alacaklı olduğu” bildirilmiş olup söz konusu raporun alacak tespiti yönünden kabul edilebilir bulunmadığı, davacı tarafından borç verildiği ileri sürülen paraların şirketin mal varlığına girdiği, girmiş ise nasıl ve nerelerde kullanıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine dair karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7810 E. 2016/4478 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4217 E. 2010/10158 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · limited şirket · dosya masrafı · eksik inceleme · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın «şirket müdürü» olan davalıya karşı değil, tarafların ortak oldukları şirkete karşı açılması gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, tarafların kuracakları «limited şirket» için harcanmak üzere davalı hesabına yatırılan paranın şirkete harcanmadığı iddiasına dayalı alacak istemine ilişkindir.
Gaz Armatür ve Ekipmanları Limited Şirketi’nin kurulması konusunda sözleşme yapıldığı ve bu şirkete konulacak sermaye borcu ile şirketin kuruluş «masrafları» için davalının hesabına davacı ve diğer ortak tarafından para yatırıldığı hususlarında ihtilaf yoktur.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yazılı açıklama doğrultusunda TTK’nın 512. maddesi de gözönüne alınmak suretiyle işin esasına girilerek, oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/3932 E. 2012/10129 K.
Ortak:e-defter
İncelediğiniz kararda… verilen borçların şirket kasasına girip girmediğinin ispatlanamadığı” değerlendirilmesine rağmen Yargıtay bozma ilamına aykırı olarak “davacı tarafça tutulan şirket «defterleri» esas alınarak davacının davalıdan alacaklı olduğu” bildirilmiş olup söz konusu raporun alacak tespiti yönünden kabul edilebilir bulunmadığı, davacı tarafından borç …
Benzer bu karardaBu çerçevede, varsa diğer delillerin değerlendirilmesi ve gerektiğinde mahallinde davalı şirket «defter» ve kayıtları üzerinde uzman «bilirkişi incelemesi» yaptırılması suretiyle dava konusu edilen paranın şirket kayıtlarına ve kasasına girip girmediği hususu açıklığa kavuşturularak sonucuna göre hüküm verilmesi gerek …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:müşterek temsilci · imza yetkisi · tahsilat makbuzu · temsil yetkisi · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının birleşen davanın davalısı şirketin «yönetim kurulu» başkanı, davalının ise aynı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğu, şirketi birlikte «temsil yetkilerinin» bulunduğu, davacının muhtelif zamanlarda şirket işlerinin iyi gitmemesi nedeni ile 87.000 TL'yi muhtelif zamanlarda şirkete verdiği, davalı ...'in bundan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı bulunduğu, davacının yönetim kurulu üyesi olarak şirketle işlem yapmasının hukuka aykırı olmadığı ancak davalı ...'in bu işlemlerin tarafı olmadığı gerekçeleri ile asıl davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine, birleşen dava yönünden ise 87.000 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporu doğrultusunda, davacının sunduğu «tahsilat makbuzlarına» göre davacının şirketten alacaklı gözüktüğü sonucuna varılarak davalı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de, davacının makbuzların düzenlendiği dönemde davalı şirketi diğer davalı ... ile birlikte «müştereken temsile» yetkili olmasına rağmen makbuzlarda sadece davacının imzasının bulunduğu görülmektedir.
Bu itibarla, «temsilcinin» tek başına «imza yetkisi» olmadığı halde şirketi temsilen kendi lehine makbuz düzenlemesi de nazara alınarak, bu makbuzlara dayanarak ileri sürdüğü alacak iddiasının diğer belge ve kanıtlarla doğrulanması gerekir.
Bu çerçevede, varsa diğer delillerin değerlendirilmesi ve gerektiğinde mahallinde davalı şirket «defter» ve kayıtları üzerinde uzman «bilirkişi incelemesi» yaptırılması suretiyle dava konusu edilen paranın şirket kayıtlarına ve kasasına girip girmediği hususu açıklığa kavuşturularak sonucuna göre hüküm verilmesi gerek …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/5422 E. 2020/1203 K.
Ortak:e-defter
İncelediğiniz kararda… verilen borçların şirket kasasına girip girmediğinin ispatlanamadığı” değerlendirilmesine rağmen Yargıtay bozma ilamına aykırı olarak “davacı tarafça tutulan şirket «defterleri» esas alınarak davacının davalıdan alacaklı olduğu” bildirilmiş olup söz konusu raporun alacak tespiti yönünden kabul edilebilir bulunmadığı, davacı tarafından borç …
Benzer bu karardaMahkemenin 06.04.2010 tarihli kararının davacılar vekilince temyizi üzerine Dairemizin 19.03.2013 tarihli ilamı ile «defter» kayıtlarının tutulduğu tarihte davalının «kollektif şirketinin müdürlüğünü» de yaptığı, anılan kayıtların tek başına davalı yararına sonuç doğurmayacağı, davalının şirkete verdiğini ileri sürdüğü paraların gerçekten şirketin «malvarlığına» girip girmediğinin, girmişse nasıl ve nerede harcandığının araştırılması, «çıkma payının» buna göre belirlenmesi gerektiği ifade edilerek karar davacılar yararına bozulmuştur.
Bu durumda şirket «defterlerinde» ortaklara borçlar hesabında davalının alacağı olarak gösterilen tutar dikkate alınmadan davacıların «çıkma payının» belirlenmesi gerekirken bu hesapta görünen miktarın şirket pasifi içinde kabul edilip özvarlıktan düşülmesi yerinde olmamış, karar düzeltme isteyen davacılar ... v …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kollektif şirket · çıkma payı · şirket müdürlüğü · malvarlığına ilişkin dava · mirasçılık · kâr payı
Benzer bu karardaMahkemenin 06.04.2010 tarihli kararının davacılar vekilince temyizi üzerine Dairemizin 19.03.2013 tarihli ilamı ile «defter» kayıtlarının tutulduğu tarihte davalının «kollektif şirketinin müdürlüğünü» de yaptığı, anılan kayıtların tek başına davalı yararına sonuç doğurmayacağı, davalının şirkete verdiğini ileri sürdüğü paraların gerçekten şirketin «malvarlığına» girip girmediğinin, girmişse nasıl ve nerede harcandığının araştırılması, «çıkma payının» buna göre belirlenmesi gerektiği ifade edilerek karar davacılar yararına bozulmuştur.
Dava, «kollektif şirket» ortağının vefatından sonra «mirasçılarının» «çıkma payının» tahsili istemine ilişkindir.
Bu durumda şirket «defterlerinde» ortaklara borçlar hesabında davalının alacağı olarak gösterilen tutar dikkate alınmadan davacıların «çıkma payının» belirlenmesi gerekirken bu hesapta görünen miktarın şirket pasifi içinde kabul edilip özvarlıktan düşülmesi yerinde olmamış, karar düzeltme isteyen davacılar ... v …
Dairemizin bozma ilamına uyan mahkemenin de kabulünde olduğu üzere davalının şirkete borç verdiğini ileri sürdüğü paraların şirketin «malvarlığına» girdiği ispatlananamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5622 E. 2017/3448 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket ortağı · şirket yöneticisinin sorumluluğu · dolaylı zarar · yönetici sorumluluğu · limited şirket · husumet
Benzer bu karardaDava, «limited şirket yöneticisinin sorumluluğuna» ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiş ise de «limited şirket ortağının» «dolaylı zararına» ilişkin olarak şirket yöneticisine karşı açtığı sorumluluk davasında dolaylı zararın şirkete verilmesi talep edilebilir.
… ı görüldüğü takdirde davanın tarafı olmayan şirket lehine karar verilemeyeceği, iade için şirketin taraf olması gerektiği, davacının kendi adına açmış olduğu davada «husumet» eksikliği bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18196 E. 2014/18515 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:zimmet · sebepsiz zenginleşme · işlemiş faiz · asıl alacak · icra inkar tazminatı · inkar tazminatı · avans faizi
Benzer bu kararda… , davalının yatırılan paranın şirket için harcandığını veya şirket kasasına girdiğini ispat edemediği, bu şekilde davalının icra takibine konu edilen para nedeniyle «sebepsiz zenginleşmesinin» söz konusu olduğu ve itirazının haksız bulunduğu, alacağın harcanıp harcanmadığının yargılama ile belirleneceği ve bu nedenle likit olmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile itirazın kısmen iptaline, takibin 23.950 TL «asıl alacak» ve 1.002,99 TL «işlemiş faiz» üzerinden, alacaklının talebini geçmemek üzere «avans faizi» uygulanması suretiyle devamına, «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Dolayısıyla alacağın miktarının tespiti yargılamayı gerektirmediğinden alacak likittir ve davacı yararına İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca «icra inkar tazminatına» hükmedilmesi gerekir.
Bu durum karşısında mahkemece, davacının «icra inkar tazminatı» talebinin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Ancak dava, «sebepsiz zenginleşme» iddiasına dayalı alacağın tahsili amacıyla girişilen icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2014/9961 E. , 2015/6771 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 04/03/2014 tarih ve 2008/694-2014/272 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 12.05.2015 günü hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin bir dönem müdürlüğünü de yapmış ortağı olduğunu, 2000 yılından 2005 yılına kadar şirkete toplam 62.993,00 TL. borç para verdiğini, müvekkilince verilen bu paraların davalı şirketin ticari defter ve kayıtlarına geçtiğini ileri sürerek, anılan meblağın 20.01.2000 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının yıllarca müdürlük yaptığı şirketi kendisinden borç almış gibi gösterdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunda “şirkete ait giderlerin şirket ortaklarından alınan borç paralarla karşılandığı, ancak alınan borçların hangi gider için harcandığının tespitinin mümkün olmadığı, davacı tarafça şirkete verilen borçların şirket kasasına girip girmediğinin ispatlanamadığı” değerlendirilmesine rağmen Yargıtay bozma ilamına aykırı olarak “davacı tarafça tutulan şirket defterleri esas alınarak davacının davalıdan alacaklı olduğu” bildirilmiş olup söz konusu raporun alacak tespiti yönünden kabul edilebilir bulunmadığı, davacı tarafından borç verildiği ileri sürülen paraların şirketin mal varlığına girdiği, girmiş ise nasıl ve nerelerde kullanıldığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine dair karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 2,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 12/05/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
KARŞI OY
Dava, bir dönem davalı şirketin yetkilisi olarak görev aldığı anlaşılan davacı ortağın, şirketten olan alacağının tahsiline yönelik bir alacak davasıdır.
Mahkemece, Dairemizin 21.4.2008 tarihli bozma ilamından önce şirket kayıtları ile sınırlı şekilde yapılan inceleme sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, kararın davalı yanca temyizi üzerine, yukarda sözü edilen bozma ilamı ile eksik incelemeye dayalı olarak karar davalı lehine bozulmuştur. Mahkemece bu kerre bozmaya uyularak yapılan yargılama sırasında davacı tanıkları dinlenmiş, 16.1.2013 tarihli bilirkişi raporu alınmış, şirkete atanan kayyım tarafından düzenlenen rapor da dosyaya eklenmiştir.
Alınan bilirkişi ve kayyım raporu, dinlenen davacı tanıkları ve tüm dosya kapsamı uyarınca, davacının davalı şirketin müdürü olarak görev yaptığı 2004 yılına kadar olan dönemi de kapsar şekilde, davalı şirketin gelir getiren herhangi bir faaliyetinin bulunmadığı, şirketin özellikle kamu borçlarının davacı ve diğer şirket ortağı tarafından elden verilen paralarla ödendiği, bu şekilde yapılan harcamaların şirket muhasebecisi tarafından şirket kayıtlarına intikal ettirildiği, davacının müdürlükten ayrıldıktan sonra işlenen 2005 yılı ticari defterlerinde de davacı alacağının aynen ortaklara borçlar hesabında muhafaza edilmiş olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda davacı alacağının varlık ve miktarı ispatlanmış olup tahsil hükmü kurulması gerekirken, kanımca delillerin yanılgılı değerlendirilmesi sonucunda davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu nedenle, Dairemiz çoğunluğunun kararın onanmasına ilişkin görüşüne katılamıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/137141100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz