Haksız rekabetin tespiti | Haksız rekabetin tespiti ve men'i | Hükmün ilânı | Haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5390 E. 2024/1850 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kötüleme↗ tanık beyanı↗ istifa↗ ek prim↗ dürüstlük kuralı↗ olumsuz oy↗ kamu düzeni↗ esastan ret↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ haksız rekabet↗ dahili dava↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kırıkkale 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/247 E., 2021/182 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Yahşihan İlçesinde faaliyet gösteren Yakamoz Bebek Koleji Gündüz Bakım Evi'nin sahibi ve işletmecisi olduğunu, davalının ise müvekkiline ait kurumda daha önce İngilizce öğretmeni olarak görev yaptığını, 2019 yılı içerisinde istifa ederek aynı muhitte ve aynı iş kolunda faaliyet yürütmek üzere Anbeba Preschool isimli iş yerini açtığını, işbu davanın konusunun davalının rakip kuruluş olarak rekabet ortamını zedeleyici, dürüstlük kuralına aykırı davranış ve eylemleri olduğunu, kuruluş aşamasında davalı okuluna kayıt olan öğrencilerinin neredeyse tamamının, müvekkili okulunda kayıtlı öğrencilerden oluştuğunu, aynı durumun öğretmen ve çalışan kadrosu açısından da geçerli bulunduğunu, bu durumun önceden planlanmış ve programlanmış şekilde müvekkiline zarar verme niyetiyle yapıldığının anlaşıldığını, sürekli yalan ve yanıltıcı bilgilerle müvekkiline ait kuruma kayıt yaptırmak isteyen velilerde kurum aleyhine algı yaratılmaya çalışıldığını, velileri yönlendirmek amacıyla, kurumda çalışmış olmaları sebebiyle gerçek durumu bildikleri halde, mutfakta kullanılan malzemelerin kalitesiz olduğu, ikindi kahvaltısı için verilen yiyeceklerin bayat bulunduğu, öğrencilerin resmi kayıtlarının yapılmadığı, çalışan öğretmenlerin niteliksiz olduğu, maaşları ödenmediği için öğretmenlerin verimli çalışmadığı gibi gerçek dışı bilgilerin davalı eliyle yayıldığını, müvekkiline ait iş yerinde çalışan öğretmen ve diğer personeli etkilemek amacıyla, daha yüksek maaş verecekleri yönünde haberler göndererek ve müvekkilinin dahil olmadığı gerçek dışı diyaloglar yansıtılarak dedikodu düzeyindeki ifadelerle öğretmen-personel-işveren arasındaki huzur ve güven ortamını zedelediğini, öğretmenleri işi bırakmaya yönlendirdiğini, halihazırda müvekkiline ait iş yerinde çalışan personel ile ilgili velilere bizimle çalışacak şeklinde reklam yapıldığını, bahsi geçen ilgili çalışanın, müvekkiline ait kurumdan 2-3 aylık reklam sürecinden sonra istifa ettiğinin öğrenildiğini, müvekkilinin kurum içerisinde yapmayı planladığı etkinlik ve faaliyetlerin bir şekilde davalı tarafça öğrenildiğini ve aynı gün ya da öncesinde aynı etkinlik ve faaliyetlerin gerçekleştirildiğini ileri sürerek haksız rekabet fiillerinin tespitine, önlenmesine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup reddinin gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında haksız rekabet teşkil edecek bir durum bulunmadığını, müvekkilinin sigorta primlerinin uzun süre yatırılmadığını, son dönemde de eksik primler yatırıldığını, aynı zamanda müvekkiline karşı mobbing uygulandığını, öğretmenin yapmaması gereken işleri yapmak zorunda bırakıldığı için müvekkilinin davacıya ait işyerinden ayrıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamında davalının haksız rekabete yol açan bir eyleminin ispat edilemediği, tek başına davacı yanında çalışan öğretmenlerin bazılarının ve davacı tarafta bulunan öğrencilerin davalının işyerine geçmelerinin haksız rekabetin varlığını göstermeyeceği, davacının işyerinde çalışan öğretmenlerin davalının işyerinde çalışmaya başlaması ve öğrencilerin davalının işyerine geçmesinin davalının haksız bir müdahalesiyle olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı, tanık beyanlarının bu duruma açıklık getiremediği, bu durumda herkesin istediği yerde görev yapmasında ve çocuklarını okula göndermelerinde serbest olduğu, başkalarının eyleminden dolayı ve para kazanmak amaçlı işyerinin faaliyetlerinin devamı kapsamında öğretmen çalıştırdığı için ve davacının kurumundaki öğrencileri kabul ettiği için davalının suçlanamayacağı, davalının davacı ile aynı alanda faaliyet göstermesinde ve de davacı tarafın eski öğretmenlerine iş vermesi ve öğrencileri kayıt etmesi eylemleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 ve 55 inci maddelerinde belirtilen haksız rekabetin oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının gerçeğe aykırı bilgilerle, müvekkiline ait kurumu kötüleyerek müvekkilinin öğrenci/veli sayısını düşürmeye çalışmasının, kendi kurumunun tercih edilmesini sağlamak için müvekkile iftira etmesinin rekabet hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere davalının aleni olarak müvekkiline ait kurumu kötülediğini, olumsuz bir algı yarattığını, tanık beyanlarının söz konusu iddialarını açıkça desteklediğini, bildirdikleri üçüncü tanığa davetiye çıkartılmadığını ve beyanının alınmadığını, neden beyanı alınmadığına dair bir gerekçe de sunulmadığını, tanıkları dinlenilmeden karar verilmiş olmasının, Mahkeme kararını hukuka aykırı hale getirdiğini, zira konu olarak ancak tanıkla ispat edilebilecek nitelikte olan davanın, tanık beyanlarının yetersiz olduğu gerekçesiyle reddedildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355 inci maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasıdır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 54, 55 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dava, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talebine ilişkindir. Mahkemece davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; dinlenen davacı tanıkları beyanları ile davalının haksız rekabet teşkil edecek eylemlerinin sabit olduğu anlaşıldığından Mahkemece davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız rekabetin tespiti | Tazminat | Haksız rekabetin tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6633 E. 2023/1240 K.
Ortak:haksız rekabet
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
… ündüz Bakım Evi'nin sahibi ve işletmecisi olduğunu, davalının ise müvekkiline ait kurumda daha önce İngilizce öğretmeni olarak görev yaptığını, 2019 yılı içerisinde «istifa» ederek aynı muhitte ve aynı iş kolunda faaliyet yürütmek üzere Anbeba Preschool isimli iş yerini açtığını, işbu davanın konusunun davalının rakip kuruluş olarak rekabet ortamını zedeleyici, «dürüstlük kuralına» aykırı davranış ve eylemleri olduğunu, kuruluş aşamasında davalı okuluna kayıt olan öğrencilerinin neredeyse tamamının, müvekkili okulunda kayıtlı öğrencilerden oluştuğunu, aynı durumun öğretmen ve çalışan kadrosu açısından da geçerli bulunduğunu, bu durumun önceden planlanmış ve programlanmış şekilde müvekkiline zarar verme niyetiyle yapıldığının anlaşıldığını, sürekli yalan ve yanıltıcı bilgilerle müvekkiline ait kuruma kayıt yaptırmak isteyen velilerde kurum aleyhine algı yaratılmaya çalışıldığını, velileri yönlendirmek amacıyla, kurumda çalışmış olmaları sebebiyle gerçek durumu bildikleri halde, mutfakta kullanılan malzemelerin kalitesiz olduğu, ikindi kahvaltısı için verilen yiyeceklerin bayat bulunduğu, öğrencilerin resmi kayıtlarının yapılmadığı, çalışan öğretmenlerin niteliksiz olduğu, maaşları ödenmediği için öğretmenlerin verimli çalışmadığı gibi gerçek dışı bilgilerin davalı eliyle yayıldığını, müvekkiline ait iş yerinde çalışan öğretmen ve diğer personeli etkilemek amacıyla, daha yüksek maaş verecekleri yönünde haberler göndererek ve müvekkilinin «dahil» olmadığı gerçek dışı diyaloglar yansıtılarak dedikodu düzeyindeki ifadelerle öğretmen-personel-işveren arasındaki huzur ve güven ortamını zedelediğini, öğretmenleri işi bırakmaya yönlendirdiğini, halihazırda müvekkiline ait iş yerinde çalışan personel ile ilgili velilere bizimle çalışacak şeklinde reklam yapıldığını, bahsi geçen ilgili çalışanın, müvekkiline ait kurumdan 2-3 aylık reklam sürecinden sonra istifa ettiğinin öğrenildiğini, müvekkilinin kurum içerisinde yapmayı planladığı etkinlik ve faaliyetlerin bir şekilde davalı tarafça öğrenildiğini ve aynı gün ya da öncesinde aynı etkinlik ve faaliyetlerin gerçekleştirildiğini ileri sürerek «haksız rekabet» fiillerinin tespitine, önlenmesine ve hükmün «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup reddinin gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında «haksız rekabet» teşkil edecek bir durum bulunmadığını, müvekkilinin sigorta «primlerinin» uzun süre yatırılmadığını, «son» dönemde de eksik primler yatırıldığını, aynı zamanda müvekkiline karşı mobbing uygulandığını, öğretmenin yapmaması gereken işleri yapmak zorunda bırakıldığı için m …
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «rekabet yasağına» ilişkin bir sözleşmenin bulunmadığı, aynı sektörde faaliyet gösterdikleri, dava dışı öğretmenin, öğrenciler davalının okuluna kayıtlarını yaptırdıktan sonra davalının okulunda çalışmaya başladığı, dinlenen öğrenci velilerinin beyanlarından kendi istekleriyle ve yaşadıkları sorunlar nedeniyle davacının okuldan öğrencilerin kayıtlarını aldırdıkları, dava dışı öğretmenin veya davalı tarafın herhangi bir yönlendirmesine maruz kalmadıkları, «haksız rekabet» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… dilemeyeceğini, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 inci alt bendini ihlal ederek «haksız rekabet yasağını» çiğnediğini, müvekkili nezdinde çalışan öğretmeni ve öğrencileri ayartarak kayıtlarını kendi okuluna aldırarak müvekkilini bilirkişi raporlarında belirtilen tutard …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «haksız rekabetin» tespiti, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet yasağı · oy yasağı
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «rekabet yasağına» ilişkin bir sözleşmenin bulunmadığı, aynı sektörde faaliyet gösterdikleri, dava dışı öğretmenin, öğrenciler davalının okuluna kayıtlarını yaptırdıktan sonra davalının okulunda çalışmaya başladığı, dinlenen öğrenci velilerinin beyanlarından kendi istekleriyle ve yaşadıkları sorunlar nedeniyle davacının okuldan öğrencilerin kayıtlarını aldırdıkları, dava dışı öğretmenin veya davalı tarafın herhangi bir yönlendirmesine maruz kalmadıkları, «haksız rekabet» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… dilemeyeceğini, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 inci alt bendini ihlal ederek «haksız rekabet yasağını» çiğnediğini, müvekkili nezdinde çalışan öğretmeni ve öğrencileri ayartarak kayıtlarını kendi okuluna aldırarak müvekkilini bilirkişi raporlarında belirtilen tutard …
-
Manevi tazminat | Maddi manevi tazminat | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3033 E. 2024/5467 K.
Ortak:dürüstlük kuralı · olumsuz oy · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… ündüz Bakım Evi'nin sahibi ve işletmecisi olduğunu, davalının ise müvekkiline ait kurumda daha önce İngilizce öğretmeni olarak görev yaptığını, 2019 yılı içerisinde «istifa» ederek aynı muhitte ve aynı iş kolunda faaliyet yürütmek üzere Anbeba Preschool isimli iş yerini açtığını, işbu davanın konusunun davalının rakip kuruluş olarak rekabet ortamını zedeleyici, «dürüstlük kuralına» aykırı davranış ve eylemleri olduğunu, kuruluş aşamasında davalı okuluna kayıt olan öğrencilerinin neredeyse tamamının, müvekkili okulunda kayıtlı öğrencilerden oluştuğunu, aynı durumun öğretmen ve çalışan kadrosu açısından da geçerli bulunduğunu, bu durumun önceden planlanmış ve programlanmış şekilde müvekkiline zarar verme niyetiyle yapıldığının anlaşıldığını, sürekli yalan ve yanıltıcı bilgilerle müvekkiline ait kuruma kayıt yaptırmak isteyen velilerde kurum aleyhine algı yaratılmaya çalışıldığını, velileri yönlendirmek amacıyla, kurumda çalışmış olmaları sebebiyle gerçek durumu bildikleri halde, mutfakta kullanılan malzemelerin kalitesiz olduğu, ikindi kahvaltısı için verilen yiyeceklerin bayat bulunduğu, öğrencilerin resmi kayıtlarının yapılmadığı, çalışan öğretmenlerin niteliksiz olduğu, maaşları ödenmediği için öğretmenlerin verimli çalışmadığı gibi gerçek dışı bilgilerin davalı eliyle yayıldığını, müvekkiline ait iş yerinde çalışan öğretmen ve diğer personeli etkilemek amacıyla, daha yüksek maaş verecekleri yönünde haberler göndererek ve müvekkilinin «dahil» olmadığı gerçek dışı diyaloglar yansıtılarak dedikodu düzeyindeki ifadelerle öğretmen-personel-işveren arasındaki huzur ve güven ortamını zedelediğini, öğretmenleri işi bırakmaya yönlendirdiğini, halihazırda müvekkiline ait iş yerinde çalışan personel ile ilgili velilere bizimle çalışacak şeklinde reklam yapıldığını, bahsi geçen ilgili çalışanın, müvekkiline ait kurumdan 2-3 aylık reklam sürecinden sonra istifa ettiğinin öğrenildiğini, müvekkilinin kurum içerisinde yapmayı planladığı etkinlik ve faaliyetlerin bir şekilde davalı tarafça öğrenildiğini ve aynı gün ya da öncesinde aynı etkinlik ve faaliyetlerin gerçekleştirildiğini ileri sürerek «haksız rekabet» fiillerinin tespitine, önlenmesine ve hükmün «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup reddinin gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında «haksız rekabet» teşkil edecek bir durum bulunmadığını, müvekkilinin sigorta «primlerinin» uzun süre yatırılmadığını, «son» dönemde de eksik primler yatırıldığını, aynı zamanda müvekkiline karşı mobbing uygulandığını, öğretmenin yapmaması gereken işleri yapmak zorunda bırakıldığı için m …
Benzer bu kararda… kadrolarında olacağına dair erken kayıt dönemi olan 15.02.2021 tarihinde davalı şirket tarafından sosyal medya üzerinden paylaşımlarda bulunulduğunu, bu eylemlerin «haksız rekabet» teşkil ettiğini, ayrıca söz konusu reklam faaliyeti sebebiyle, okula kayıt yaptırmayı düşünen velilerden bir kısmının da kayıt yaptırmaktan vazgeçtiklerini, davacı şirkete ait okul idaresinin halen öğrenim görmekte olan öğrencilere ve velilerine karşı zor durumda kaldığını, Mehtap Öğretmenin okuldan ayrılacağının kısa süre içerisinde tüm okul içerisinde ve veliler arasında yayıldığını, bu durumun erken kayıt yaptıran veliler arasında da tartışma konusu haline geldiğini, bütün bu «olumsuzlukları» okul idaresinin tek başına göğüslemeye çalıştığını, bu sırada büyük üzüntü ve sıkıntılar yaşandığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
… elilerin yalnızca davacı kurumun yanıltıcı ve gerçekleştiremeyecekleri vaatleri ve abartılı övgüleri üzerine kayıt yaptırdıklarını, davacının yanıltıcı, aldatıcı ve «irade sakatlayıcı» reklamlarından duydukları güvensizlik, geri dönüş alamama, ilgisizlik nedeni ile de kayıttan vazgeçtiklerini beyan ettiklerini, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu uyarınca öğretmenlerin «hizmet akdinin» bir yılın sonunda sona erdiğini kaldı ki davacının iş akdi sona erecek bir öğretmenden bahisle velileri kaydetmiş olmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… mesi devam eden öğretmenle gizlice görüşerek, bir takım vaatlerde bulunduğu ve öğretmeni müvekkili işyerinden koparmasının haksız olduğunu, davacı şirketle sözleşme «yenilenmesi» için hiçbir görüşme yapılmadan, sözleşmesinin devam ettiği süre içerisinde «sadakat yükümlülüğüne» aykırı olarak doğrudan bir başka okulla anlaşma yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla zarara esas olan ana «kusurun», davalı şirketin, davacı şirkette sözleşmesi devam eden öğretmenle erken kayıt döneminden önce gizlice görüşülmesi ve anlaşma sağlanması olduğunu, kusurlu tarafın davalı şirket ve dava dışı öğretmen olduğunu, davacı şirketin erken kayıt döneminde velilere okulu tanıtırken, kayıt tarihinde halen sözleşmesi devam eden ve okul idaresi tarafından sözleşmesi uzatılmak istenen öğretmenin tanıtılmasının gayet doğal olduğunu, bu doğrultuda dava dilekçesinde, taraflarınca davalının «haksız rekabet» teşkil eden eylemi neticesinde elde etmesi mümkün görülen menfaatinin de tazminat olarak hüküm altına alınması talep edilmiş iken bu konuda gerekçeli kararda hiçbir değerlendirme ve tespitte bulunulmadığını, manevi tazminat talebinin neden reddedildiği konusunda hiçbir açıklama yapılmadığını, davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin açıkça davacı şirketin haklarına yönelik bir saldırı olduğu, bu doğrultuda davacı şirketin «kişilik haklarının» zedelendiği ve itibar «kaybı» yaşadığı ve manevi zarara uğradığını, dava konusu ile birebir emsal nitelikteki Yargıtay kararları olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü i …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irade sakatlığı · sadakat yükümlülüğü · hizmet akdi · kişilik hakları · yenileme · kâr kaybı · kusur
Benzer bu kararda… mesi devam eden öğretmenle gizlice görüşerek, bir takım vaatlerde bulunduğu ve öğretmeni müvekkili işyerinden koparmasının haksız olduğunu, davacı şirketle sözleşme «yenilenmesi» için hiçbir görüşme yapılmadan, sözleşmesinin devam ettiği süre içerisinde «sadakat yükümlülüğüne» aykırı olarak doğrudan bir başka okulla anlaşma yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla zarara esas olan ana «kusurun», davalı şirketin, davacı şirkette sözleşmesi devam eden öğretmenle erken kayıt döneminden önce gizlice görüşülmesi ve anlaşma sağlanması olduğunu, kusurlu tarafın davalı şirket ve dava dışı öğretmen olduğunu, davacı şirketin erken kayıt döneminde velilere okulu tanıtırken, kayıt tarihinde halen sözleşmesi devam eden ve okul idaresi tarafından sözleşmesi uzatılmak istenen öğretmenin tanıtılmasının gayet doğal olduğunu, bu doğrultuda dava dilekçesinde, taraflarınca davalının «haksız rekabet» teşkil eden eylemi neticesinde elde etmesi mümkün görülen menfaatinin de tazminat olarak hüküm altına alınması talep edilmiş iken bu konuda gerekçeli kararda hiçbir değerlendirme ve tespitte bulunulmadığını, manevi tazminat talebinin neden reddedildiği konusunda hiçbir açıklama yapılmadığını, davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin açıkça davacı şirketin haklarına yönelik bir saldırı olduğu, bu doğrultuda davacı şirketin «kişilik haklarının» zedelendiği ve itibar «kaybı» yaşadığı ve manevi zarara uğradığını, dava konusu ile birebir emsal nitelikteki Yargıtay kararları olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü i …
… elilerin yalnızca davacı kurumun yanıltıcı ve gerçekleştiremeyecekleri vaatleri ve abartılı övgüleri üzerine kayıt yaptırdıklarını, davacının yanıltıcı, aldatıcı ve «irade sakatlayıcı» reklamlarından duydukları güvensizlik, geri dönüş alamama, ilgisizlik nedeni ile de kayıttan vazgeçtiklerini beyan ettiklerini, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu uyarınca öğretmenlerin «hizmet akdinin» bir yılın sonunda sona erdiğini kaldı ki davacının iş akdi sona erecek bir öğretmenden bahisle velileri kaydetmiş olmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… alep ettikleri, bu durumda kayıtların iptaline henüz anlaşma sağlanmamış bir öğretmen ile çalışılacağı iddiası ile velileri yönlendirerek kayıt alan davacının kendi «kusuru» ile sebep olduğu, kimsenin kendi kusuruna dayanamayacağı, kayıt iptalleri nedeni ile davacının oluştuğunu iddia ettiği maddi, manevi zararlardan bu koşullar altınd …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6711 E. 2018/681 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet bedeli · taşıma sözleşmesi
Benzer bu kararda2- Dava, öğrenci ve öğretmen taşıma «hizmet bedelinin» tahsili istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 2010-2011 eğitim öğretim yılı için yapılmış herhangi bir sözleşme olmayıp, davacı ile Okul Aile Birliği Komisyonu arasında 28/08/2007 tarih ve 26627 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Yönetmelik'in 7. maddesine uygun olarak akdedilen 21/07/2010 tarihli sözleşme ile daha sonra Yönetmelik'in 7/3 maddesi kapsamında öğrenci velileri ile ayrı ayrı yapılmış «taşıma sözleşmeleri» bulunmaktadır.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4554 E. 2015/11616 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:servis sözleşmesi · hizmet bedeli · taşıma sözleşmesi · alacak davası · komisyon · geçersizlik · yönetim kurulu kararı · taşıyan
Benzer bu kararda… amına göre, davanın 818 sayılı BK'nın 410-415 ve devamı maddelerinde ( 6098 Sayılı BK'nın 526 ve devamı maddelerinde ) düzenlenen vekaletsiz iş görmeden kaynaklanan «alacak davası» olduğu, davacı ile davalı işletme arasında 2010 -2011 eğitim öğretim yılı için yapılmış herhangi bir «taşıma sözleşmesi» bulunmadığı, davacı tarafın önce 28/08/2007 tarih ve 26627 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Yönetmelik'in 7. maddesine uygun olarak davalı işletmenin okul aile birliği «komisyonu» ile 21/07/2010 tarihinde taşıma sözleşmesi imzaladığı, bu sözleşmenin 11/g maddesinde “davacı yüklenicinin öğretmen, idareci ve personeli mümkün olduğunda öğrenci servisleri ile beraber yada ayrı olarak yeterli araç tahsis ederek «taşıyacağı» ve bu taşımanın ücretsiz olacağı”, 11/h maddesinde “okul idaresi tarafından talep edilen il sınırları içinde yapılacak her türlü resmi veya özel etkinliklere okul saatleri içerisinde olmak üzere velilerden ücret talep edilmeksizin hizmet verileceği, bunun dışındaki taleplerde karşılıklı mutabık olunan ücretinin ödeneceği” düzenlemesinin yer aldığı, davalının davacıya gönderdiği 03/09/2010 tarihli 000/251 sayılı yazıda “işletmenin okul aile birliği «yönetim kurulu» toplantısında alınan kararlar gereği imzalanan «servis sözleşmesinin» idarece «geçersiz» sayıldığı ve feshedildiğinin bildirildiği, yeniden oluşturulan komisyonca 2010-2011 öğretim yılı servis sözleşmesi yapılmak üzere 07/09/2010 tarihinde yapılacak toplantıda hazır bulunmasının istendiği”, davacının bu toplantıya katılmadığı, idarenin sözleşmenin feshedildiğini bildirmesi nedeniyle örnekleri dosya içinde mevcut ve Yönetmeliğin 7/3 maddesine uygun olarak davacının öğrenci velileri ile taşıma sözleşmesi yaptığı ve bu sözleşmeler uyarınca öğrencileri taşıdığı, davacı ile öğrenci velileri arasında tek tek yapılan sözleşmelerde öğretmen, idareci ve personele ya da kültürel ve sosyal etkinliklere araç tahsisinin ücretsiz olarak davacı tarafından gerçekleştirileceği konusunda herhangi bir düzenleme bulunmadığı, öğretmenler için verilen taşıma «hizmetinin bedelinin» davalıdan istenemeyeceği, burslu öğrenciler için verilen servis hizmeti için de aynı durumun söz konusu olduğu, 2010-2011 eğitim öğretim dönemi içindeki sosyal, kültürel, sportif faaliyetler için davalı işletmenin okul müdürlüklerince davacı şirketten araç temini talebinde bulundukları, bu faliyetlerin mesai saati içinde ve şehir içinde bulunan yerlerde olduğu, davacının araç tahsis ettiği, okul müdürlerinin işletmeyi «temsil» «yetkisinin» bulunmadığı, ancak işletmenin okullarına da bu hizmetin verildiği dikkate alındığında vekaletsiz işgörme hükümleri uyarıca davacının bu hizmet için 23.718,00 TL' y …
2-Dava, öğrenci ve öğretmen taşıma «hizmet bedelinin» tahsili istemine ilişkindir.
Yukarıda yapılan özetten de anlaşıldığı üzere davacı ile davalı arasında 2010-2011 eğitim öğretim yılı için yapılmış herhangi bir «taşıma sözleşmesi» bulunmamaktadır.
Davacı taraf ile Okul Aile Birliği Komisyonu arasında 28/08/2007 tarih ve 26627 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Yönetmelik'in 7. maddesine uygun olarak imzalanan 21/07/2010 tarihli «taşıma sözleşmesi» bulunmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7213 E. 2024/3325 K.
Ortak:istifa
İncelediğiniz kararda… ündüz Bakım Evi'nin sahibi ve işletmecisi olduğunu, davalının ise müvekkiline ait kurumda daha önce İngilizce öğretmeni olarak görev yaptığını, 2019 yılı içerisinde «istifa» ederek aynı muhitte ve aynı iş kolunda faaliyet yürütmek üzere Anbeba Preschool isimli iş yerini açtığını, işbu davanın konusunun davalının rakip kuruluş olarak rekabet ortamını zedeleyici, «dürüstlük kuralına» aykırı davranış ve eylemleri olduğunu, kuruluş aşamasında davalı okuluna kayıt olan öğrencilerinin neredeyse tamamının, müvekkili okulunda kayıtlı öğrencilerden oluştuğunu, aynı durumun öğretmen ve çalışan kadrosu açısından da geçerli bulunduğunu, bu durumun önceden planlanmış ve programlanmış şekilde müvekkiline zarar verme niyetiyle yapıldığının anlaşıldığını, sürekli yalan ve yanıltıcı bilgilerle müvekkiline ait kuruma kayıt yaptırmak isteyen velilerde kurum aleyhine algı yaratılmaya çalışıldığını, velileri yönlendirmek amacıyla, kurumda çalışmış olmaları sebebiyle gerçek durumu bildikleri halde, mutfakta kullanılan malzemelerin kalitesiz olduğu, ikindi kahvaltısı için verilen yiyeceklerin bayat bulunduğu, öğrencilerin resmi kayıtlarının yapılmadığı, çalışan öğretmenlerin niteliksiz olduğu, maaşları ödenmediği için öğretmenlerin verimli çalışmadığı gibi gerçek dışı bilgilerin davalı eliyle yayıldığını, müvekkiline ait iş yerinde çalışan öğretmen ve diğer personeli etkilemek amacıyla, daha yüksek maaş verecekleri yönünde haberler göndererek ve müvekkilinin «dahil» olmadığı gerçek dışı diyaloglar yansıtılarak dedikodu düzeyindeki ifadelerle öğretmen-personel-işveren arasındaki huzur ve güven ortamını zedelediğini, öğretmenleri işi bırakmaya yönlendirdiğini, halihazırda müvekkiline ait iş yerinde çalışan personel ile ilgili velilere bizimle çalışacak şeklinde reklam yapıldığını, bahsi geçen ilgili çalışanın, müvekkiline ait kurumdan 2-3 aylık reklam sürecinden sonra istifa ettiğinin öğrenildiğini, müvekkilinin kurum içerisinde yapmayı planladığı etkinlik ve faaliyetlerin bir şekilde davalı tarafça öğrenildiğini ve aynı gün ya da öncesinde aynı etkinlik ve faaliyetlerin gerçekleştirildiğini ileri sürerek «haksız rekabet» fiillerinin tespitine, önlenmesine ve hükmün «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMontessori Anaokulu'nda 02.04.2018 tarihinde işe başlayıp 3 ay sonra da «istifa» 13.07.2018 tarihinde işten ayrıldığını, okuldan ayrılan 22 çocuktan sadece 10 çocuğun MEBBİS kayıtlarına göre ... anaokulunun öğrencisi olduğunu, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Montessori Anaokulu'nda 02.04.2018 tarihinde işe başlayıp 3 ay sonra da «istifa» 13.07.2018 tarihinde işten ayrıldığını, okuldan ayrılan 22 çocuktan sadece 10 çocuğun MEBBİS kayıtlarına göre ... anaokulunun öğrencisi olduğunu, müvekkilinin annesi....'in dava dilekçesine konu fotoğraflarının anneler günü kutlamalarına ait olduğunu, müvekkilinin velilere yönelik herhangi bir yönlendirmesi bulunmadığı dinlenen tanık beyanları ile de sabit olduğu halde ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin anaokulunda kurum müdürü olmadığından okula öğrenci kaydetme ve personel atama «yetkisinin» bulunmadığını, müvekkilinin dava tarihinden sonra halkla ilişkiler üniversitesi eğitimini 2020 yılında tamamladığını, dolayısıyla anaokulunda sadece düz çalışan olduğunu, ileri sürerek açıklanan bu ve re'«sen gözetilecek» nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ceza koşulu · hisse devri sözleşmesi · re'sen gözetilme · sözleşmenin ihlali · tasdik kararı · hisse devri · hakkaniyet · cezai şart
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan «hisse devri sözleşmesi» ve «taahhütnamesi» uyarınca davalının sözleşme ve taahhütnameyi aykırı davranıp davranmadığı sözleşmeye aykırı davranma hali var ise «cezai şart» alacağı şartlarının oluşup oluşmadığı, cezai şart bedelini aşan bir zarar bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, benimsenen 11.12.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre, somut olayda gelen müzekkere cevapları tanık ifadelerine göre Hisse Devir Sözleşmesi tarihinden sonra Dünya Üç Renk Anaokulu’nun bir çalışanı ile 22 öğrencisinin davalının çalıştığı Kuruma geçtiğinin görüldüğünü, sözleşmenin cezai şartı düzenleyen 3 üncü maddesinde 30.000,00 TL olan tek bir cezai şartın belirlendiği ve bunun kişi sayısı arttıkça artmayacağı ve tek bir ihlalin söz konusu olduğu, davacı dava dilekçesinde hem «ceza koşulu» olan şimdilik 30.000,00 TL'yi hem de şimdilik 10.000,00 TL tazminat miktarı talebinde bulunmuş ise de; ilgili okuldan bir öğretmen ve 22 öğrencinin diğer okula geçişi ile ilgili kişiler gitmemiş olsaydı 7.866,62 TL kâr elde edileceği, bu meblağın cezai şart miktarı olan 30.000,00 TL'yi aşmadığı, ilgili işletmenin hacmi gözetildiğinde kararlaştırılan cezai şart miktarının fahiş olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle 30.000,00 TL cezai şart bedelinin davalıdan dava tarihi olan 28.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Noterliği'nin 20.03.2018 tarihli resmi «hisse devir sözleşmesi» ile devrettiğini, noter tarafından «tasdik» edilen işbu sözleşmenin 3 üncü maddesinde devir tarihinde «hisse devrine» konu «limited şirketin» (anaokulunun) 36 öğrencisinin ve 7 öğretmeninin bulunduğunu, devredenin veya devredenin ailesinden, yakınlarından, tanıdıklarından arkadaşlarından herhangi birinin 31.12.2018 tarihine kadar şirketten herhangi bir öğrenci veya herhangi bir öğretmeni götüremeyeceği veya başka bir kuruma yönlendirmeyeceği, aksi halde yani 31.12.2018 tarihine kadar herhangi bir öğrenci veya öğretmenin davalıca veya davalı ile ilgisi bulunan kişilerce şirketten götürülmesi veya başka bir kuruma yönlendirilmesi halinde davalı devredenin davacı devralana 30.000,00 TL «cezai şart» ödeyeceği kararlaştırıldığı, söz konusu hisse devir sözleşmesinden sonra veliler tarafından peyderpey 22 çocuğun okuldan alındığını ve ... isimli öğretmenin de oku …
2.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 22 öğrenci ve 1 öğretmeni götürmesi nedeniyle ayrı ayrı «cezai şart» tespit edilerek ayrı ayrı cezai şart hüküm altına alınması gerekirken tek bir cezai şarta hükmedilmesinin cezai şart taleplerini karşılamadığını, bu durumda 23 kez ihlal edilen sözleşmenin 3/2 maddesindeki cezai şart sebebiyle 23 kişi için ayrı ayrı 30.000,00 TL cezai şarta hükmedilmesi gerektiğini, tarafların sözleşmeye cezai şart koymaktaki maksadının sözleşmede yazılı 31.12.2018 tarihine kadar olan 9,5 aylık dönemde 36 öğrenciden gelecek gelirin korunmasının amaçlandığını, aylık 1.600,00 TL olan eğitim ücretinin 36 çocuk toplamı üzerinden 9,5 aylık gelirinin toplam 547.200,00 TL olacağını, kişi başına korunmak istenen menfaatin ise yıllık 15.200,00 TL olduğunu, okuldan kaç çocuk giderse gitsin sadece tek bir cezai şart miktarı olan 30.000,00 TL ye hükmedilmesinin «hakkaniyete» uygun olmadığını, mahkemece sözleşmeye göre tek bir 30.000,00 TL cezai şart alacağının doğacağına karar verilmiş olup kararın devamında 22 çocuğun ayrılması nedeni ile davacının kurumunda doğan zararın miktarını ise hatalı olarak 7.866,62 TL olarak belirleyip zararın 30.000,00 TL cezai şartın altında kaldığının kabulü ile cezai şartı aşan zarar alacağının reddine karar verilmesinin de doğru olmadığını, 9,5 aylık dönem için okuldan ayrılan 22 çocuk sebebiyle müvekkilinin gelir «kaybının» 314.665,00 TL olduğunu, nitekim 11.12.2020 tarihli 2 nci raporda da bu meblağın belirlendiğini, her iki raporda da hatalı olarak %2,5 sektörel karlılık oranı ile hesaplama yapıldığını, bu oranın nasıl bulunduğunun belirtilmediğini, bu oranın 314.665,00 TL ile çarpılması sonucunda bulunan kâr miktarı 7.866,22 TL'nin 30.000,00 TL cezai şartı aşmadığı kabul edilerek cezai şartı aşan alacak taleplerinin reddine karar verildiğini, kârlılık hesabına ve karlılık oranına göre hesaplama yapılamayacağını, 22 çocuğun okuldan ayrılması sebebiyle uğranılan 314.665,00 TL gelir kaybının zarar olarak kabul edilmesi ve buna göre cezai şartı aşan zarar alacağının hesaplanması gerektiğini, bu talepleri kabul edilmediği takdirde anaokulu ve kreş sektöründe karlılık oranı ile zarar hesabı yapılacak olması halinde dava konusu okul öncesi anaokulu ve kreş sektöründe kârlılık oranı en az %35-%40 olup kreş ve anaokulu sektöründe kârlılık oranının Ankara Ticaret Odasından vs. ilgili kurumlardan sorularak gelen yazı cevabına göre cezai şartın hesaplanması gerektiğini ileri sürerek açıklanan bu ve re'«sen gözetilecek» nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
… çesinde özetle; davacının iddialarını ispatlayamadığını, ... isimli öğretmenin üç renk anaokulu eğitim kurumundan 16.03.2018 tarihinde ayrıldığını, bu tarihin resmi «hisse devri sözleşmesinden» önce olduğunu, devir sözleşmesinden önce davacının eşi tarafından veli toplantısında uygun olmayan bir üslupla konuşulması üzerine öğrencilerin okuldan ayrıldıklarını, davanın tümden reddi gerektiğini, «cezai şartın» fahiş olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5390 E. , 2024/1850 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/217 Esas, 2022/442 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Kırıkkale 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2020/247 E., 2021/182 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Yahşihan İlçesinde faaliyet gösteren Yakamoz Bebek Koleji Gündüz Bakım Evi'nin sahibi ve işletmecisi olduğunu, davalının ise müvekkiline ait kurumda daha önce İngilizce öğretmeni olarak görev yaptığını, 2019 yılı içerisinde istifa ederek aynı muhitte ve aynı iş kolunda faaliyet yürütmek üzere Anbeba Preschool isimli iş yerini açtığını, işbu davanın konusunun davalının rakip kuruluş olarak rekabet ortamını zedeleyici, dürüstlük kuralına aykırı davranış ve eylemleri olduğunu, kuruluş aşamasında davalı okuluna kayıt olan öğrencilerinin neredeyse tamamının, müvekkili okulunda kayıtlı öğrencilerden oluştuğunu, aynı durumun öğretmen ve çalışan kadrosu açısından da geçerli bulunduğunu, bu durumun önceden planlanmış ve programlanmış şekilde müvekkiline zarar verme niyetiyle yapıldığının anlaşıldığını, sürekli yalan ve yanıltıcı bilgilerle müvekkiline ait kuruma kayıt yaptırmak isteyen velilerde kurum aleyhine algı yaratılmaya çalışıldığını, velileri yönlendirmek amacıyla, kurumda çalışmış olmaları sebebiyle gerçek durumu bildikleri halde, mutfakta kullanılan malzemelerin kalitesiz olduğu, ikindi kahvaltısı için verilen yiyeceklerin bayat bulunduğu, öğrencilerin resmi kayıtlarının yapılmadığı, çalışan öğretmenlerin niteliksiz olduğu, maaşları ödenmediği için öğretmenlerin verimli çalışmadığı gibi gerçek dışı bilgilerin davalı eliyle yayıldığını, müvekkiline ait iş yerinde çalışan öğretmen ve diğer personeli etkilemek amacıyla, daha yüksek maaş verecekleri yönünde haberler göndererek ve müvekkilinin dahil olmadığı gerçek dışı diyaloglar yansıtılarak dedikodu düzeyindeki ifadelerle öğretmen-personel-işveren arasındaki huzur ve güven ortamını zedelediğini, öğretmenleri işi bırakmaya yönlendirdiğini, halihazırda müvekkiline ait iş yerinde çalışan personel ile ilgili velilere bizimle çalışacak şeklinde reklam yapıldığını, bahsi geçen ilgili çalışanın, müvekkiline ait kurumdan 2-3 aylık reklam sürecinden sonra istifa ettiğinin öğrenildiğini, müvekkilinin kurum içerisinde yapmayı planladığı etkinlik ve faaliyetlerin bir şekilde davalı tarafça öğrenildiğini ve aynı gün ya da öncesinde aynı etkinlik ve faaliyetlerin gerçekleştirildiğini ileri sürerek haksız rekabet fiillerinin tespitine, önlenmesine ve hükmün ilanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın haksız ve hukuki mesnetten yoksun olup reddinin gerektiğini, müvekkili ile davacı arasında haksız rekabet teşkil edecek bir durum bulunmadığını, müvekkilinin sigorta primlerinin uzun süre yatırılmadığını, son dönemde de eksik primler yatırıldığını, aynı zamanda müvekkiline karşı mobbing uygulandığını, öğretmenin yapmaması gereken işleri yapmak zorunda bırakıldığı için müvekkilinin davacıya ait işyerinden ayrıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamında davalının haksız rekabete yol açan bir eyleminin ispat edilemediği, tek başına davacı yanında çalışan öğretmenlerin bazılarının ve davacı tarafta bulunan öğrencilerin davalının işyerine geçmelerinin haksız rekabetin varlığını göstermeyeceği, davacının işyerinde çalışan öğretmenlerin davalının işyerinde çalışmaya başlaması ve öğrencilerin davalının işyerine geçmesinin davalının haksız bir müdahalesiyle olduğunun davacı tarafça ispatlanamadığı, tanık beyanlarının bu duruma açıklık getiremediği, bu durumda herkesin istediği yerde görev yapmasında ve çocuklarını okula göndermelerinde serbest olduğu, başkalarının eyleminden dolayı ve para kazanmak amaçlı işyerinin faaliyetlerinin devamı kapsamında öğretmen çalıştırdığı için ve davacının kurumundaki öğrencileri kabul ettiği için davalının suçlanamayacağı, davalının davacı ile aynı alanda faaliyet göstermesinde ve de davacı tarafın eski öğretmenlerine iş vermesi ve öğrencileri kayıt etmesi eylemleri ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 54 ve 55 inci maddelerinde belirtilen haksız rekabetin oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının gerçeğe aykırı bilgilerle, müvekkiline ait kurumu kötüleyerek müvekkilinin öğrenci/veli sayısını düşürmeye çalışmasının, kendi kurumunun tercih edilmesini sağlamak için müvekkile iftira etmesinin rekabet hükümlerine aykırılık teşkil ettiğini, tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere davalının aleni olarak müvekkiline ait kurumu kötülediğini, olumsuz bir algı yarattığını, tanık beyanlarının söz konusu iddialarını açıkça desteklediğini, bildirdikleri üçüncü tanığa davetiye çıkartılmadığını ve beyanının alınmadığını, neden beyanı alınmadığına dair bir gerekçe de sunulmadığını, tanıkları dinlenilmeden karar verilmiş olmasının, Mahkeme kararını hukuka aykırı hale getirdiğini, zira konu olarak ancak tanıkla ispat edilebilecek nitelikte olan davanın, tanık beyanlarının yetersiz olduğu gerekçesiyle reddedildiğini ileri sürerek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355 inci maddesi uyarınca, kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen dikkate alınacak sebeplerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi davasıdır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 54, 55 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2.Dava, haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi talebine ilişkindir. Mahkemece davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de; dinlenen davacı tanıkları beyanları ile davalının haksız rekabet teşkil edecek eylemlerinin sabit olduğu anlaşıldığından Mahkemece davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
1.Davacı vekilinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,
2.Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.03.2024 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Dosya kapsamına uygun olan kararın onanması gerektiğini düşündüğümden sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına katılmamaktayım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1124617300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz