Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7213 E. 2024/3325 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ceza koşulu↗ hisse devri sözleşmesi↗ re'sen gözetilme↗ sözleşmenin ihlali↗ istifa↗ tasdik kararı↗ hisse devri↗ hakkaniyet↗ cezai şart↗ hisse devir sözleşmesi↗ kâr kaybı↗ limited şirket↗ esastan ret↗ taahhütname↗ tacir↗ yetkisizlik kararı↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/966 E., 2021/97 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının Üç Renk Anaokulu'nu işleten... Gelişim ve Eğitim Öğretim Ltd. Şti'nin ortakları iken davalının bu şirkette hissedarı olduğu %51 hissesini 15.03.2018 tarihli hisse devir sözleşmesi ile akabinde Ankara 57. Noterliği'nin 20.03.2018 tarihli resmi hisse devir sözleşmesi ile devrettiğini, noter tarafından tasdik edilen işbu sözleşmenin 3 üncü maddesinde devir tarihinde hisse devrine konu limited şirketin (anaokulunun) 36 öğrencisinin ve 7 öğretmeninin bulunduğunu, devredenin veya devredenin ailesinden, yakınlarından, tanıdıklarından arkadaşlarından herhangi birinin 31.12.2018 tarihine kadar şirketten herhangi bir öğrenci veya herhangi bir öğretmeni götüremeyeceği veya başka bir kuruma yönlendirmeyeceği, aksi halde yani 31.12.2018 tarihine kadar herhangi bir öğrenci veya öğretmenin davalıca veya davalı ile ilgisi bulunan kişilerce şirketten götürülmesi veya başka bir kuruma yönlendirilmesi halinde davalı devredenin davacı devralana 30.000,00 TL cezai şart ödeyeceği kararlaştırıldığı, söz konusu hisse devir sözleşmesinden sonra veliler tarafından peyderpey 22 çocuğun okuldan alındığını ve ... isimli öğretmenin de okuldan ayrıldığını, müvekkilinin yayınladığı ve paylaştığı sosyal medya fotoğraflarından davalının bu öğrencileri kendisinin açtığı "... Montessori Anaokulu'na" götürdüğünün belirlendiğini, hatta devirden sonra 2018 yılı Nisan ayında okulun açılışının yapıldığını, davalının bu şekilde sözleşmenin 3 üncü maddesine aykırı davrandığını, okula hem öğrenci hem de öğretmen götüren davalının ayrı ayrı 30.000,00'er TL olmak üzere toplam 60.000,00 Tl cezai şart ödemesi gerektiğini, okuldan 22 öğrenci götüren davalının kararlaştırılan cezai şart miktarının üzerinde zarar verdiğini, bir çocuğun okulda yıllık eğitim ücretinin 1.600,00 TL olduğunu, davacının götürdüğü çocuk sayısı gözetildiğinde müvekkilinin zararının cezai şart miktarını aştığının anlaşılacağını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL cezai şart alacağı ile birlikte cezai şartı aşan zararının şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmının da dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının okulundan ayrılan 22 öğrenci ve 1 öğretmenin müvekkili ile irtibatlandırılmasının doğru olmadığını, müvekkili tarafından öğrenci ve öğretmenin götürülmediğini veya başka bir okula gitmeleri için çocukların ve öğretmenin yönlendirilmediğini, devir sözleşmesinden 5 gün önce 15.03.2018 tarihinde davacının okulla ilişkisi bulunmayan eşinin veli toplantısına yakışmayacak bir üslupla konuşması sonucunda velilerden biri ile yaşanan kavga sebebiyle okuldan öğrencilerin ayrıldığını, dava dilekçesinde müvekkiline ait olduğu ileri sürülen anaokulunun müvekkiline ait olmayıp ...'na ait olduğunu, öğretmen ...'ın hisse devir sözleşmesinden 4 gün önce işten ayrıldığını, ...'na ait "... Montessori Anaokulu'nda 02.04.2018 tarihinde işe başlayıp 3 ay sonra da istifa 13.07.2018 tarihinde işten ayrıldığını, okuldan ayrılan 22 çocuktan sadece 10 çocuğun MEBBİS kayıtlarına göre ... anaokulunun öğrencisi olduğunu, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan hisse devri sözleşmesi ve taahhütnamesi uyarınca davalının sözleşme ve taahhütnameyi aykırı davranıp davranmadığı sözleşmeye aykırı davranma hali var ise cezai şart alacağı şartlarının oluşup oluşmadığı, cezai şart bedelini aşan bir zarar bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, benimsenen 11.12.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre, somut olayda gelen müzekkere cevapları tanık ifadelerine göre Hisse Devir Sözleşmesi tarihinden sonra Dünya Üç Renk Anaokulu’nun bir çalışanı ile 22 öğrencisinin davalının çalıştığı Kuruma geçtiğinin görüldüğünü, sözleşmenin cezai şartı düzenleyen 3 üncü maddesinde 30.000,00 TL olan tek bir cezai şartın belirlendiği ve bunun kişi sayısı arttıkça artmayacağı ve tek bir ihlalin söz konusu olduğu, davacı dava dilekçesinde hem ceza koşulu olan şimdilik 30.000,00 TL'yi hem de şimdilik 10.000,00 TL tazminat miktarı talebinde bulunmuş ise de; ilgili okuldan bir öğretmen ve 22 öğrencinin diğer okula geçişi ile ilgili kişiler gitmemiş olsaydı 7.866,62 TL kâr elde edileceği, bu meblağın cezai şart miktarı olan 30.000,00 TL'yi aşmadığı, ilgili işletmenin hacmi gözetildiğinde kararlaştırılan cezai şart miktarının fahiş olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle 30.000,00 TL cezai şart bedelinin davalıdan dava tarihi olan 28.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gösterilen deliller toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkilinin hisse devir sözleşmesinin 3/2. maddesine aykırı davranarak öğrencileri götürdüğünün veya yönlendirdiğinin ispatlanamadığını, devir sözleşmesinden 5 gün önce 15.03.2018 tarihinde davacının okulla ilişkisi bulunmayan eşinin veli toplantısına yakışmayacak bir üslupla konuşması sonucunda velilerden biri ile yaşanan kavga sebebiyle okuldan öğrencilerin ayrıldığını, dava dilekçesinde müvekkiline ait olduğu ileri sürülen anaokulunun müvekkiline ait olmayıp ...'na ait olduğunu, öğretmen ...'ın hisse devir sözleşmesinden 4 gün önce işten ayrıldığını, ...'na ait "... Montessori Anaokulu'nda 02.04.2018 tarihinde işe başlayıp 3 ay sonra da istifa 13.07.2018 tarihinde işten ayrıldığını, okuldan ayrılan 22 çocuktan sadece 10 çocuğun MEBBİS kayıtlarına göre ... anaokulunun öğrencisi olduğunu, müvekkilinin annesi....'in dava dilekçesine konu fotoğraflarının anneler günü kutlamalarına ait olduğunu, müvekkilinin velilere yönelik herhangi bir yönlendirmesi bulunmadığı dinlenen tanık beyanları ile de sabit olduğu halde ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin anaokulunda kurum müdürü olmadığından okula öğrenci kaydetme ve personel atama yetkisinin bulunmadığını, müvekkilinin dava tarihinden sonra halkla ilişkiler üniversitesi eğitimini 2020 yılında tamamladığını, dolayısıyla anaokulunda sadece düz çalışan olduğunu, ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 22 öğrenci ve 1 öğretmeni götürmesi nedeniyle ayrı ayrı cezai şart tespit edilerek ayrı ayrı cezai şart hüküm altına alınması gerekirken tek bir cezai şarta hükmedilmesinin cezai şart taleplerini karşılamadığını, bu durumda 23 kez ihlal edilen sözleşmenin 3/2 maddesindeki cezai şart sebebiyle 23 kişi için ayrı ayrı 30.000,00 TL cezai şarta hükmedilmesi gerektiğini, tarafların sözleşmeye cezai şart koymaktaki maksadının sözleşmede yazılı 31.12.2018 tarihine kadar olan 9,5 aylık dönemde 36 öğrenciden gelecek gelirin korunmasının amaçlandığını, aylık 1.600,00 TL olan eğitim ücretinin 36 çocuk toplamı üzerinden 9,5 aylık gelirinin toplam 547.200,00 TL olacağını, kişi başına korunmak istenen menfaatin ise yıllık 15.200,00 TL olduğunu, okuldan kaç çocuk giderse gitsin sadece tek bir cezai şart miktarı olan 30.000,00 TL ye hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, mahkemece sözleşmeye göre tek bir 30.000,00 TL cezai şart alacağının doğacağına karar verilmiş olup kararın devamında 22 çocuğun ayrılması nedeni ile davacının kurumunda doğan zararın miktarını ise hatalı olarak 7.866,62 TL olarak belirleyip zararın 30.000,00 TL cezai şartın altında kaldığının kabulü ile cezai şartı aşan zarar alacağının reddine karar verilmesinin de doğru olmadığını, 9,5 aylık dönem için okuldan ayrılan 22 çocuk sebebiyle müvekkilinin gelir kaybının 314.665,00 TL olduğunu, nitekim 11.12.2020 tarihli 2 nci raporda da bu meblağın belirlendiğini, her iki raporda da hatalı olarak %2,5 sektörel karlılık oranı ile hesaplama yapıldığını, bu oranın nasıl bulunduğunun belirtilmediğini, bu oranın 314.665,00 TL ile çarpılması sonucunda bulunan kâr miktarı 7.866,22 TL'nin 30.000,00 TL cezai şartı aşmadığı kabul edilerek cezai şartı aşan alacak taleplerinin reddine karar verildiğini, kârlılık hesabına ve karlılık oranına göre hesaplama yapılamayacağını, 22 çocuğun okuldan ayrılması sebebiyle uğranılan 314.665,00 TL gelir kaybının zarar olarak kabul edilmesi ve buna göre cezai şartı aşan zarar alacağının hesaplanması gerektiğini, bu talepleri kabul edilmediği takdirde anaokulu ve kreş sektöründe karlılık oranı ile zarar hesabı yapılacak olması halinde dava konusu okul öncesi anaokulu ve kreş sektöründe kârlılık oranı en az %35-%40 olup kreş ve anaokulu sektöründe kârlılık oranının Ankara Ticaret Odasından vs. ilgili kurumlardan sorularak gelen yazı cevabına göre cezai şartın hesaplanması gerektiğini ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili lehine tek bir cezai şarta hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, öğrenci ve öğrenci sayısı dikkate alınarak her bir ihlal için ayrı ayrı cezai şarta hükmedilmesi gerektiğini, sözleşmeye göre kişi başı cezai şart kararlaştırıldığını, tarafların tacir olduğu, işin ticari iş olduğu gözetildiğinde 30.000,00 TL cezanın fahiş olduğunun düşünülemeyeceğini, her iki bilirkişi raporunda 22 çocuğun ayrılması ile 9.5 ayda işletmenin uğradığı zararın 314.664,00 TL olduğunu, mahkemenin bu miktarı kabul etmesi gerekirken sektörel kârlılık olarak %2,5 şeklinde bir oran uygulayarak 7.886,62 TL zarar belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu oranın ticari kurallara aykırı olduğunu, 314.664,00 TL'nin zarar olarak kabul edilmesi, cezai şartı aşan zarar alacağının belirlenmesi gerektiğini, kârlılık oranının en az %35-40 civarında olması gerektiğini, bu konuda ilgili kurumlara müzekkere yazılmasını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının iddialarını ispatlayamadığını, ... isimli öğretmenin üç renk anaokulu eğitim kurumundan 16.03.2018 tarihinde ayrıldığını, bu tarihin resmi hisse devri sözleşmesinden önce olduğunu, devir sözleşmesinden önce davacının eşi tarafından veli toplantısında uygun olmayan bir üslupla konuşulması üzerine öğrencilerin okuldan ayrıldıklarını, davanın tümden reddi gerektiğini, cezai şartın fahiş olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hisse devir sözleşmesinin ihlal edildiği iddiasıyla cezai şart ve cezai şartı aşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Manevi tazminat | Maddi manevi tazminat | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3033 E. 2024/5467 K.
Ortak:kâr kaybı
İncelediğiniz kararda2.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 22 öğrenci ve 1 öğretmeni götürmesi nedeniyle ayrı ayrı «cezai şart» tespit edilerek ayrı ayrı cezai şart hüküm altına alınması gerekirken tek bir cezai şarta hükmedilmesinin cezai şart taleplerini karşılamadığını, bu durumda 23 kez ihlal edilen sözleşmenin 3/2 maddesindeki cezai şart sebebiyle 23 kişi için ayrı ayrı 30.000,00 TL cezai şarta hükmedilmesi gerektiğini, tarafların sözleşmeye cezai şart koymaktaki maksadının sözleşmede yazılı 31.12.2018 tarihine kadar olan 9,5 aylık dönemde 36 öğrenciden gelecek gelirin korunmasının amaçlandığını, aylık 1.600,00 TL olan eğitim ücretinin 36 çocuk toplamı üzerinden 9,5 aylık gelirinin toplam 547.200,00 TL olacağını, kişi başına korunmak istenen menfaatin ise yıllık 15.200,00 TL olduğunu, okuldan kaç çocuk giderse gitsin sadece tek bir cezai şart miktarı olan 30.000,00 TL ye hükmedilmesinin «hakkaniyete» uygun olmadığını, mahkemece sözleşmeye göre tek bir 30.000,00 TL cezai şart alacağının doğacağına karar verilmiş olup kararın devamında 22 çocuğun ayrılması nedeni ile davacının kurumunda doğan zararın miktarını ise hatalı olarak 7.866,62 TL olarak belirleyip zararın 30.000,00 TL cezai şartın altında kaldığının kabulü ile cezai şartı aşan zarar alacağının reddine karar verilmesinin de doğru olmadığını, 9,5 aylık dönem için okuldan ayrılan 22 çocuk sebebiyle müvekkilinin gelir «kaybının» 314.665,00 TL olduğunu, nitekim 11.12.2020 tarihli 2 nci raporda da bu meblağın belirlendiğini, her iki raporda da hatalı olarak %2,5 sektörel karlılık oranı ile hesaplama yapıldığını, bu oranın nasıl bulunduğunun belirtilmediğini, bu oranın 314.665,00 TL ile çarpılması sonucunda bulunan kâr miktarı 7.866,22 TL'nin 30.000,00 TL cezai şartı aşmadığı kabul edilerek cezai şartı aşan alacak taleplerinin reddine karar verildiğini, kârlılık hesabına ve karlılık oranına göre hesaplama yapılamayacağını, 22 çocuğun okuldan ayrılması sebebiyle uğranılan 314.665,00 TL gelir kaybının zarar olarak kabul edilmesi ve buna göre cezai şartı aşan zarar alacağının hesaplanması gerektiğini, bu talepleri kabul edilmediği takdirde anaokulu ve kreş sektöründe karlılık oranı ile zarar hesabı yapılacak olması halinde dava konusu okul öncesi anaokulu ve kreş sektöründe kârlılık oranı en az %35-%40 olup kreş ve anaokulu sektöründe kârlılık oranının Ankara Ticaret Odasından vs. ilgili kurumlardan sorularak gelen yazı cevabına göre cezai şartın hesaplanması gerektiğini ileri sürerek açıklanan bu ve re'«sen gözetilecek» nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… mesi devam eden öğretmenle gizlice görüşerek, bir takım vaatlerde bulunduğu ve öğretmeni müvekkili işyerinden koparmasının haksız olduğunu, davacı şirketle sözleşme «yenilenmesi» için hiçbir görüşme yapılmadan, sözleşmesinin devam ettiği süre içerisinde «sadakat yükümlülüğüne» aykırı olarak doğrudan bir başka okulla anlaşma yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla zarara esas olan ana «kusurun», davalı şirketin, davacı şirkette sözleşmesi devam eden öğretmenle erken kayıt döneminden önce gizlice görüşülmesi ve anlaşma sağlanması olduğunu, kusurlu tarafın davalı şirket ve dava dışı öğretmen olduğunu, davacı şirketin erken kayıt döneminde velilere okulu tanıtırken, kayıt tarihinde halen sözleşmesi devam eden ve okul idaresi tarafından sözleşmesi uzatılmak istenen öğretmenin tanıtılmasının gayet doğal olduğunu, bu doğrultuda dava dilekçesinde, taraflarınca davalının «haksız rekabet» teşkil eden eylemi neticesinde elde etmesi mümkün görülen menfaatinin de tazminat olarak hüküm altına alınması talep edilmiş iken bu konuda gerekçeli kararda hiçbir değerlendirme ve tespitte bulunulmadığını, manevi tazminat talebinin neden reddedildiği konusunda hiçbir açıklama yapılmadığını, davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin açıkça davacı şirketin haklarına yönelik bir saldırı olduğu, bu doğrultuda davacı şirketin «kişilik haklarının» zedelendiği ve itibar «kaybı» yaşadığı ve manevi zarara uğradığını, dava konusu ile birebir emsal nitelikteki Yargıtay kararları olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü i …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:irade sakatlığı · sadakat yükümlülüğü · hizmet akdi · kişilik hakları · dürüstlük kuralı · olumsuz oy · yenileme · kusur
Benzer bu kararda… mesi devam eden öğretmenle gizlice görüşerek, bir takım vaatlerde bulunduğu ve öğretmeni müvekkili işyerinden koparmasının haksız olduğunu, davacı şirketle sözleşme «yenilenmesi» için hiçbir görüşme yapılmadan, sözleşmesinin devam ettiği süre içerisinde «sadakat yükümlülüğüne» aykırı olarak doğrudan bir başka okulla anlaşma yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, dolayısıyla zarara esas olan ana «kusurun», davalı şirketin, davacı şirkette sözleşmesi devam eden öğretmenle erken kayıt döneminden önce gizlice görüşülmesi ve anlaşma sağlanması olduğunu, kusurlu tarafın davalı şirket ve dava dışı öğretmen olduğunu, davacı şirketin erken kayıt döneminde velilere okulu tanıtırken, kayıt tarihinde halen sözleşmesi devam eden ve okul idaresi tarafından sözleşmesi uzatılmak istenen öğretmenin tanıtılmasının gayet doğal olduğunu, bu doğrultuda dava dilekçesinde, taraflarınca davalının «haksız rekabet» teşkil eden eylemi neticesinde elde etmesi mümkün görülen menfaatinin de tazminat olarak hüküm altına alınması talep edilmiş iken bu konuda gerekçeli kararda hiçbir değerlendirme ve tespitte bulunulmadığını, manevi tazminat talebinin neden reddedildiği konusunda hiçbir açıklama yapılmadığını, davalı şirketin haksız rekabet teşkil eden eylemlerinin açıkça davacı şirketin haklarına yönelik bir saldırı olduğu, bu doğrultuda davacı şirketin «kişilik haklarının» zedelendiği ve itibar «kaybı» yaşadığı ve manevi zarara uğradığını, dava konusu ile birebir emsal nitelikteki Yargıtay kararları olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü i …
… elilerin yalnızca davacı kurumun yanıltıcı ve gerçekleştiremeyecekleri vaatleri ve abartılı övgüleri üzerine kayıt yaptırdıklarını, davacının yanıltıcı, aldatıcı ve «irade sakatlayıcı» reklamlarından duydukları güvensizlik, geri dönüş alamama, ilgisizlik nedeni ile de kayıttan vazgeçtiklerini beyan ettiklerini, 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu uyarınca öğretmenlerin «hizmet akdinin» bir yılın sonunda sona erdiğini kaldı ki davacının iş akdi sona erecek bir öğretmenden bahisle velileri kaydetmiş olmasının «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… kadrolarında olacağına dair erken kayıt dönemi olan 15.02.2021 tarihinde davalı şirket tarafından sosyal medya üzerinden paylaşımlarda bulunulduğunu, bu eylemlerin «haksız rekabet» teşkil ettiğini, ayrıca söz konusu reklam faaliyeti sebebiyle, okula kayıt yaptırmayı düşünen velilerden bir kısmının da kayıt yaptırmaktan vazgeçtiklerini, davacı şirkete ait okul idaresinin halen öğrenim görmekte olan öğrencilere ve velilerine karşı zor durumda kaldığını, Mehtap Öğretmenin okuldan ayrılacağının kısa süre içerisinde tüm okul içerisinde ve veliler arasında yayıldığını, bu durumun erken kayıt yaptıran veliler arasında da tartışma konusu haline geldiğini, bütün bu «olumsuzlukları» okul idaresinin tek başına göğüslemeye çalıştığını, bu sırada büyük üzüntü ve sıkıntılar yaşandığını ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmiştir.
… alep ettikleri, bu durumda kayıtların iptaline henüz anlaşma sağlanmamış bir öğretmen ile çalışılacağı iddiası ile velileri yönlendirerek kayıt alan davacının kendi «kusuru» ile sebep olduğu, kimsenin kendi kusuruna dayanamayacağı, kayıt iptalleri nedeni ile davacının oluştuğunu iddia ettiği maddi, manevi zararlardan bu koşullar altınd …
-
Haksız rekabetin tespiti | Tazminat | Haksız rekabetin tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6633 E. 2023/1240 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rekabet yasağı · oy yasağı · haksız rekabet
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında «rekabet yasağına» ilişkin bir sözleşmenin bulunmadığı, aynı sektörde faaliyet gösterdikleri, dava dışı öğretmenin, öğrenciler davalının okuluna kayıtlarını yaptırdıktan sonra davalının okulunda çalışmaya başladığı, dinlenen öğrenci velilerinin beyanlarından kendi istekleriyle ve yaşadıkları sorunlar nedeniyle davacının okuldan öğrencilerin kayıtlarını aldırdıkları, dava dışı öğretmenin veya davalı tarafın herhangi bir yönlendirmesine maruz kalmadıkları, «haksız rekabet» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… dilemeyeceğini, davalının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 55 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin 1 inci alt bendini ihlal ederek «haksız rekabet yasağını» çiğnediğini, müvekkili nezdinde çalışan öğretmeni ve öğrencileri ayartarak kayıtlarını kendi okuluna aldırarak müvekkilini bilirkişi raporlarında belirtilen tutard …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «haksız rekabetin» tespiti, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
-
Haksız rekabete dayalı tazminat | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4844 E. 2020/3072 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kamu düzenine aykırılık · istinaf incelemesi · dürüstlük kuralı · kamu düzeni · ilan · cy/cy kaydı · haksız rekabet
Benzer bu kararda… arasındaki iş akdinin sonlanması ile 2015/2016 eğitim yılından itibaren öğretmen ile davalı şirket arasında iş akdinin yapıldığı, davalı şirketçe dosya kapsamındaki «ilan» ve reklam faaliyetleri de bu kapsamda olup davalı şirketin faaliyetlerinin öğretmenin davacı şirketle iş akdinin bulunduğu döneme ilişkin menfaat sağlama, davacı ... kurumundaki öğrencilerin «kaydını» iptal ettirmelerine yönelik olmadığı, ilan panosunda "erken kayıt avantajlarını kaçırmayın" ibaresinin yer alması da öğretmenin davacı şirketle iş akdinin sona erdiği eğitim-öğretim dönemine ilişkin olarak reklam yapıldığını gösterir nitelikte olduğu, davalı şirketin eyleminin aldatıcı veya diğer bir şekilde «dürüstlük kuralına» aykırı olmadığı, TTK'nın 55. maddesinde sayılan «haksız rekabet» hallerine girmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, dosya üzerinden yapılan «istinaf incelenmesinde»; davalının dava dışı ... ile yaptığı sözleşmenin ...'nün davacıyla olan sözleşmesinin sona ermesinden sonra ki döneme ait olması reklamların yapıldığı tarihte davalı okulun henüz eğitim öğretim faaliyetine başlamamış olması, ilk derece mahkemesinin kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp «kamu düzenine aykırılığın» da tespit edilmemesine göre; ilk derece mahkemesinin kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla, istinaf başvurusunun esastan reddine karar v …
Ancak, davalı şirketin 2015-2016 eğitim-öğretim dönemi için davacının dava dışı çalışanı ile anlaşması her ne kadar tek başına «haksız rekabet» teşkil etmese de, gelecek sezon için adı geçen öğretmenin davalı okullarında çalışacağını bildirerek erken kayıt dönemi için reklam yapmasının, davacı şirketin gelecek eğitim-öğretim dönemine ilişkin ticari faaliyetini etkileyen ve 6102 sayılı TTK 55.maddede yerini bulan «dürüstlük kuralına» aykırı reklam ve satış yöntemi olduğu değerlendirilmeksizin, yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamı …
Dava, «haksız rekabete» dayalı tazminat istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6711 E. 2018/681 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet bedeli · taşıma sözleşmesi
Benzer bu kararda2- Dava, öğrenci ve öğretmen taşıma «hizmet bedelinin» tahsili istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 2010-2011 eğitim öğretim yılı için yapılmış herhangi bir sözleşme olmayıp, davacı ile Okul Aile Birliği Komisyonu arasında 28/08/2007 tarih ve 26627 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan Yönetmelik'in 7. maddesine uygun olarak akdedilen 21/07/2010 tarihli sözleşme ile daha sonra Yönetmelik'in 7/3 maddesi kapsamında öğrenci velileri ile ayrı ayrı yapılmış «taşıma sözleşmeleri» bulunmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7213 E. , 2024/3325 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliyesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/777 Esas, 2022/1055 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/966 E., 2021/97 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının Üç Renk Anaokulu'nu işleten... Gelişim ve Eğitim Öğretim Ltd. Şti'nin ortakları iken davalının bu şirkette hissedarı olduğu %51 hissesini 15.03.2018 tarihli hisse devir sözleşmesi ile akabinde Ankara 57. Noterliği'nin 20.03.2018 tarihli resmi hisse devir sözleşmesi ile devrettiğini, noter tarafından tasdik edilen işbu sözleşmenin 3 üncü maddesinde devir tarihinde hisse devrine konu limited şirketin (anaokulunun) 36 öğrencisinin ve 7 öğretmeninin bulunduğunu, devredenin veya devredenin ailesinden, yakınlarından, tanıdıklarından arkadaşlarından herhangi birinin 31.12.2018 tarihine kadar şirketten herhangi bir öğrenci veya herhangi bir öğretmeni götüremeyeceği veya başka bir kuruma yönlendirmeyeceği, aksi halde yani 31.12.2018 tarihine kadar herhangi bir öğrenci veya öğretmenin davalıca veya davalı ile ilgisi bulunan kişilerce şirketten götürülmesi veya başka bir kuruma yönlendirilmesi halinde davalı devredenin davacı devralana 30.000,00 TL cezai şart ödeyeceği kararlaştırıldığı, söz konusu hisse devir sözleşmesinden sonra veliler tarafından peyderpey 22 çocuğun okuldan alındığını ve ...
isimli öğretmenin de okuldan ayrıldığını, müvekkilinin yayınladığı ve paylaştığı sosyal medya fotoğraflarından davalının bu öğrencileri kendisinin açtığı "... Montessori Anaokulu'na" götürdüğünün belirlendiğini, hatta devirden sonra 2018 yılı Nisan ayında okulun açılışının yapıldığını, davalının bu şekilde sözleşmenin 3 üncü maddesine aykırı davrandığını, okula hem öğrenci hem de öğretmen götüren davalının ayrı ayrı 30.000,00'er TL olmak üzere toplam 60.000,00 Tl cezai şart ödemesi gerektiğini, okuldan 22 öğrenci götüren davalının kararlaştırılan cezai şart miktarının üzerinde zarar verdiğini, bir çocuğun okulda yıllık eğitim ücretinin 1.600,00 TL olduğunu, davacının götürdüğü çocuk sayısı gözetildiğinde müvekkilinin zararının cezai şart miktarını aştığının anlaşılacağını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 30.000,00 TL cezai şart alacağı ile birlikte cezai şartı aşan zararının şimdilik 10.000,00 TL'lik kısmının da dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının okulundan ayrılan 22 öğrenci ve 1 öğretmenin müvekkili ile irtibatlandırılmasının doğru olmadığını, müvekkili tarafından öğrenci ve öğretmenin götürülmediğini veya başka bir okula gitmeleri için çocukların ve öğretmenin yönlendirilmediğini, devir sözleşmesinden 5 gün önce 15.03.2018 tarihinde davacının okulla ilişkisi bulunmayan eşinin veli toplantısına yakışmayacak bir üslupla konuşması sonucunda velilerden biri ile yaşanan kavga sebebiyle okuldan öğrencilerin ayrıldığını, dava dilekçesinde müvekkiline ait olduğu ileri sürülen anaokulunun müvekkiline ait olmayıp ...'na ait olduğunu, öğretmen ...'ın hisse devir sözleşmesinden 4 gün önce işten ayrıldığını, ...'na ait "...
Montessori Anaokulu'nda 02.04.2018 tarihinde işe başlayıp 3 ay sonra da istifa 13.07.2018 tarihinde işten ayrıldığını, okuldan ayrılan 22 çocuktan sadece 10 çocuğun MEBBİS kayıtlarına göre ... anaokulunun öğrencisi olduğunu, savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyuşmazlığın taraflar arasında imzalanan hisse devri sözleşmesi ve taahhütnamesi uyarınca davalının sözleşme ve taahhütnameyi aykırı davranıp davranmadığı sözleşmeye aykırı davranma hali var ise cezai şart alacağı şartlarının oluşup oluşmadığı, cezai şart bedelini aşan bir zarar bulunup bulunmadığına ilişkin olduğu, benimsenen 11.12.2020 tarihli bilirkişi raporuna göre, somut olayda gelen müzekkere cevapları tanık ifadelerine göre Hisse Devir Sözleşmesi tarihinden sonra Dünya Üç Renk Anaokulu’nun bir çalışanı ile 22 öğrencisinin davalının çalıştığı Kuruma geçtiğinin görüldüğünü, sözleşmenin cezai şartı düzenleyen 3 üncü maddesinde 30.000,00 TL olan tek bir cezai şartın belirlendiği ve bunun kişi sayısı arttıkça artmayacağı ve tek bir ihlalin söz konusu olduğu, davacı dava dilekçesinde hem ceza koşulu olan şimdilik 30.000,00 TL'yi hem de şimdilik 10.000,00 TL tazminat miktarı talebinde bulunmuş ise de;
ilgili okuldan bir öğretmen ve 22 öğrencinin diğer okula geçişi ile ilgili kişiler gitmemiş olsaydı 7.866,62 TL kâr elde edileceği, bu meblağın cezai şart miktarı olan 30.000,00 TL'yi aşmadığı, ilgili işletmenin hacmi gözetildiğinde kararlaştırılan cezai şart miktarının fahiş olmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle 30.000,00 TL cezai şart bedelinin davalıdan dava tarihi olan 28.12.2018 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; gösterilen deliller toplanmadan eksik inceleme ile karar verildiğini, müvekkilinin hisse devir sözleşmesinin 3/2. maddesine aykırı davranarak öğrencileri götürdüğünün veya yönlendirdiğinin ispatlanamadığını, devir sözleşmesinden 5 gün önce 15.03.2018 tarihinde davacının okulla ilişkisi bulunmayan eşinin veli toplantısına yakışmayacak bir üslupla konuşması sonucunda velilerden biri ile yaşanan kavga sebebiyle okuldan öğrencilerin ayrıldığını, dava dilekçesinde müvekkiline ait olduğu ileri sürülen anaokulunun müvekkiline ait olmayıp ...'na ait olduğunu, öğretmen ...'ın hisse devir sözleşmesinden 4 gün önce işten ayrıldığını, ...'na ait "... Montessori Anaokulu'nda 02.04.2018 tarihinde işe başlayıp 3 ay sonra da istifa 13.07.2018 tarihinde işten ayrıldığını, okuldan ayrılan 22 çocuktan sadece 10 çocuğun MEBBİS kayıtlarına göre ...
anaokulunun öğrencisi olduğunu, müvekkilinin annesi....'in dava dilekçesine konu fotoğraflarının anneler günü kutlamalarına ait olduğunu, müvekkilinin velilere yönelik herhangi bir yönlendirmesi bulunmadığı dinlenen tanık beyanları ile de sabit olduğu halde ilk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin anaokulunda kurum müdürü olmadığından okula öğrenci kaydetme ve personel atama yetkisinin bulunmadığını, müvekkilinin dava tarihinden sonra halkla ilişkiler üniversitesi eğitimini 2020 yılında tamamladığını, dolayısıyla anaokulunda sadece düz çalışan olduğunu, ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
2.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 22 öğrenci ve 1 öğretmeni götürmesi nedeniyle ayrı ayrı cezai şart tespit edilerek ayrı ayrı cezai şart hüküm altına alınması gerekirken tek bir cezai şarta hükmedilmesinin cezai şart taleplerini karşılamadığını, bu durumda 23 kez ihlal edilen sözleşmenin 3/2 maddesindeki cezai şart sebebiyle 23 kişi için ayrı ayrı 30.000,00 TL cezai şarta hükmedilmesi gerektiğini, tarafların sözleşmeye cezai şart koymaktaki maksadının sözleşmede yazılı 31.12.2018 tarihine kadar olan 9,5 aylık dönemde 36 öğrenciden gelecek gelirin korunmasının amaçlandığını, aylık 1.600,00 TL olan eğitim ücretinin 36 çocuk toplamı üzerinden 9,5 aylık gelirinin toplam 547.200,00 TL olacağını, kişi başına korunmak istenen menfaatin ise yıllık 15.200,00 TL olduğunu, okuldan kaç çocuk giderse gitsin sadece tek bir cezai şart miktarı olan 30.000,00 TL ye hükmedilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, mahkemece sözleşmeye göre tek bir 30.000,00 TL cezai şart alacağının doğacağına karar verilmiş olup kararın devamında 22 çocuğun ayrılması nedeni ile davacının kurumunda doğan zararın miktarını ise hatalı olarak 7.866,62 TL olarak belirleyip zararın 30.000,00 TL cezai şartın altında kaldığının kabulü ile cezai şartı aşan zarar alacağının reddine karar verilmesinin de doğru olmadığını, 9,5 aylık dönem için okuldan ayrılan 22 çocuk sebebiyle müvekkilinin gelir kaybının 314.665,00 TL olduğunu, nitekim 11.12.2020 tarihli 2 nci raporda da bu meblağın belirlendiğini, her iki raporda da hatalı olarak %2,5 sektörel karlılık oranı ile hesaplama yapıldığını, bu oranın nasıl bulunduğunun belirtilmediğini, bu oranın 314.665,00 TL ile çarpılması sonucunda bulunan kâr miktarı 7.866,22 TL'nin 30.000,00 TL cezai şartı aşmadığı kabul edilerek cezai şartı aşan alacak taleplerinin reddine karar verildiğini, kârlılık hesabına ve karlılık oranına göre hesaplama yapılamayacağını, 22 çocuğun okuldan ayrılması sebebiyle uğranılan 314.665,00 TL gelir kaybının zarar olarak kabul edilmesi ve buna göre cezai şartı aşan zarar alacağının hesaplanması gerektiğini, bu talepleri kabul edilmediği takdirde anaokulu ve kreş sektöründe karlılık oranı ile zarar hesabı yapılacak olması halinde dava konusu okul öncesi anaokulu ve kreş sektöründe kârlılık oranı en az %35-%40 olup kreş ve anaokulu sektöründe kârlılık oranının Ankara Ticaret Odasından vs.
ilgili kurumlardan sorularak gelen yazı cevabına göre cezai şartın hesaplanması gerektiğini ileri sürerek açıklanan bu ve re'sen gözetilecek nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili lehine tek bir cezai şarta hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, öğrenci ve öğrenci sayısı dikkate alınarak her bir ihlal için ayrı ayrı cezai şarta hükmedilmesi gerektiğini, sözleşmeye göre kişi başı cezai şart kararlaştırıldığını, tarafların tacir olduğu, işin ticari iş olduğu gözetildiğinde 30.000,00 TL cezanın fahiş olduğunun düşünülemeyeceğini, her iki bilirkişi raporunda 22 çocuğun ayrılması ile 9.5 ayda işletmenin uğradığı zararın 314.664,00 TL olduğunu, mahkemenin bu miktarı kabul etmesi gerekirken sektörel kârlılık olarak %2,5 şeklinde bir oran uygulayarak 7.886,62 TL zarar belirlenmesinin hukuka aykırı olduğunu, bu oranın ticari kurallara aykırı olduğunu, 314.664,00 TL'nin zarar olarak kabul edilmesi, cezai şartı aşan zarar alacağının belirlenmesi gerektiğini, kârlılık oranının en az %35-40 civarında olması gerektiğini, bu konuda ilgili kurumlara müzekkere yazılmasını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının iddialarını ispatlayamadığını, ... isimli öğretmenin üç renk anaokulu eğitim kurumundan 16.03.2018 tarihinde ayrıldığını, bu tarihin resmi hisse devri sözleşmesinden önce olduğunu, devir sözleşmesinden önce davacının eşi tarafından veli toplantısında uygun olmayan bir üslupla konuşulması üzerine öğrencilerin okuldan ayrıldıklarını, davanın tümden reddi gerektiğini, cezai şartın fahiş olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, hisse devir sözleşmesinin ihlal edildiği iddiasıyla cezai şart ve cezai şartı aşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
I
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1041322500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz