6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Organik bağ ve tüzel kişilik perdesinin aralanması ile navlun alacağı davası

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2021/2247 E. 2024/1023 K. · · İlk derece: İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

Alacakistinaf başvurusunun esastan reddiKesinlik belirsiz

★ Emsal

Davacının nitelemesi: Navlun alacağı - tüzel kişilik perdesinin aralanması ≠ mahkeme dalı · davacı çerçevesi: Taşıma

Sınır kaydı: künye-holding uyumsuzluğu → 4 (haksız fiil) — Sınır Cetveli / Negatif Alan

Gerekçe özeti

Bir şirketin, sözleşmesel ilişkinin gerçek tarafı olmasına rağmen faturalandırma ve konişmento gibi işlemleri kendi talebiyle organik bağ içinde bulunduğu başka (özellikle yurt dışında mukim) bir şirket üzerinden yaptırdığının; bu iki şirketin ortaklık yapısı, yönetim kurulu üyeleri, faaliyet konusu ve adresinin büyük ölçüde örtüştüğünün ve acentelik ilişkisi iddiasının somut delille desteklenmediğinin tespiti halinde, tüzel kişilik perdesi aralanarak her iki şirket de alacaktan sorumlu tutulabilir. Ayrıca yönetim kurulu üyelerinin, bu yapıyı kullanarak şirket malvarlığını hukuki dayanaksız biçimde aktarması ve alacaklıların asıl borçlu şirkete müracaatını fiilen önlemesi, TTK m.553-556 kapsamında doğrudan zarar niteliğinde haksız fiil sorumluluğu doğurur.

Ele alınan sorunlar

Davalı şirketler arasında organik bağ ve tüzel kişilik perdesinin aralanması → ret

İddia: Davalılar vekili, davalı şirketler arasında organik bağ bulunmadığını, hisselerin hamiline yazılı olması nedeniyle ortaklık yapısının tespit edilemeyeceğini, şirketlerin faaliyet alanı, adres ve çalışanlarının farklı olduğunu, aynı bilirkişilerin başka bir dosyada organik bağ bulunmadığı yönünde görüş bildirdiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: Tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olup ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanmalıdır; tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı ve başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır. Organik bağ kavramı bu teorinin şartlarını ifade eder ve temelini TMK m.2 oluşturur; bu bağın kabulü için borçlu şirketin diğer tüzel kişiliği alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanma niyetinin varlığı aranır. Somut olayda davalı şirket ile yurt dışında mukim şirketin ortaklık yapısı, yönetim kurulu üyeleri, faaliyet konuları ve adresleri büyük ölçüde örtüşmekte, davalı şirketin yurt dışındaki şirketin %49 hissesine sahip olduğu, sözleşme ilişkisinin kuruluş aşamasının davalı şirket ile yürütüldüğü halde faturaların ve konişmentoların davalı şirketin talebi doğrultusunda diğer şirket adına düzenlendiği tespit edilmiştir. Davalı, acente olarak hareket ettiğini ileri sürmüş ise de uyuşmazlık konusu taşıma ilişkisi bakımından buna dair delil ibraz etmemiştir. Bu hususlar, iki şirketin dışarıdan tek bir şirket görünümü verdiğini ve organik bağın varlığını doğrulamaktadır; bu nedenle tüzel kişilik perdesinin aralanarak sorumluluğa gidilmesinde isabetsizlik yoktur. Aynı bilirkişilerin başka bir dava dosyasında (farklı taraflar arasında, farklı delillere göre) aksi yönde görüş bildirmiş olması, hakimin bilirkişi raporuyla bağlı olmayıp delilleri değerlendirme yetkisinin hakime ait olması ve o dosyadaki değerlendirmenin eldeki dava için bağlayıcı olmaması nedeniyle sonucu değiştirmez.

Gerekçe kaynağı: özgün

Yönetim kurulu üyelerinin (gerçek kişi davalıların) şahsi sorumluluğu → ret

İddia: Davalılar vekili, gerçek kişi davalıların şahsi sorumluluğuna gidilmesinin şartlarının oluşmadığını, olayın haksız fiil olarak nitelendirilemeyeceğini, işin büyük kısmının tamamlandığını, haksız menfaat kastı bulunmadığını, savcılık soruşturmasında takipsizlik kararı verildiğini ileri sürmüştür.

Gerekçe: Sözleşme ilişkisinin nisbiliği ilkesi gözetildiğinde, taşıma iş ve işlemlerinin tarafı olmayan yönetim kurulu üyesi davalıların sözleşmesel temelde organsal sorumluluğu söz konusu değildir. Ancak TTK m.553 ile yönetim kurulu üyelerinin alacaklılara karşı şirkete verdikleri zarardan sorumlu oldukları özel olarak düzenlenmiş, TTK m.556 ile alacaklılara yönetim kurulu üyelerine karşı dava açma hakkı tanınmıştır. Bu davanın açılabilmesi için zararın doğrudan zarar niteliğinde olması gerekir; şirket yöneticilerinin, şirketin borç veya edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acze düşürmeleri üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğindedir ve bu durumda alacaklılar TBK m.49'daki haksız fiil hükümlerine veya TTK 553-556 hükümlerine dayanabilir. Somut olayda davalı şirket adına yurt dışı şirket üzerinden taahhütlerde bulunulduğu, bu şirketin bağımsız gösterildiği, tahsilatın bu şirket üzerinden yapılmasının sağlandığı, ortaklık alacaklılarının asıl davalı şirketten alacağı talep etmesinin önünün kesildiği, davalı şirket ile ilgili kişiler ve dava dışı şirket arasında hukuki dayanağı gösterilmeyen para transferlerinin yapıldığı, malvarlığının bu şekilde aktarıldığı bilirkişi incelemesiyle tespit edilmiştir. Ortak ve yönetimin büyük ölçüde aynı kişilerden oluşması, ortak malvarlığı anlayışıyla hareket edilmesi ve yurt dışı menşeli şirketin bu amaçla kullanılması nedeniyle, gerçek kişi davalıların haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının doğduğu sonucuna varılmıştır.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

Kararda organik bağ ve tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanma koşulları (dürüstlük kuralına aykırılık, hakkın kötüye kullanılması, başka bir yasal dayanağın bulunmaması) ile yönetim kurulu üyelerinin doğrudan zarardan TTK 553-556 uyarınca haksız fiil temelinde sorumluluğunun ayrımı somut olgularla birlikte ele alınmıştır; bölgesel ikna edici emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tüzel kişilik perdesinin aralanması organik bağ dürüstlük kuralı yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu doğrudan zarar sözleşmenin nisbiliği ilkesi acentelik ilişkisi haksız fiil

Atıf yapılan mevzuat: 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) — TMK 2 · 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) — TTK 553TTK 556 · 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) — TBK 49

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2021/2247

KARAR NO 2024/1023

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 13/10/2021

NUMARASI 2020/137 Esas - 2021/404 Karar

DAVA

Alacak

İSTİNAF KARAR TARİHİ 02/07/2024

Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Davacı vekili; davalı ....A.Ş ile müvekkili şirketin, 33 konteynerin Çin’den Bursa’ya denizyolu ile taşınması konusunda anlaştığını, alıcının Bursa’da mukim dava dışı ... Tic. A.Ş. olduğunu, davalı ... A.Ş.’nin talimatı ile konişmento ve navlun faturalarının müvekkili şirket tarafından İsviçre’de mukim şirket ... adına düzenlendiğini, ... adına Türkiye'deki işlerinin acente sıfatıyla ... A.Ş. tarafından yürütüldüğünü, ... A.Şnin müvekkiline ilk taşıma işini Mart 2019 tarihinde yaptırıldığını, bu aşamaya kadar ... A.Ş. yetkililerinin kendilerinin ... şirketinin vekili, Türkiye’deki temsilcisi vb. olduklarını hiçbir şekilde beyan etmediklerini, müvekkili şirket tarafından verilen navlun teklifleri ...

A.Ş. tarafından kabul edildiğinden taşıma anlaşmasının müvekkili ile davalı ... A.Ş. arasında doğduğunu, bu nedenle ... A.Ş'nin davalı olduğunu, ancak buna rağmen konşimentoda gönderici olarak ... gözüktüğünü, ... A.Ş'nin mal tedarikçisi/gönderici olarak konişmentolarda gözükmediğini, taşıma sürecinin ... A.Ş yetkilileri ...,... tarafından yönetildiğini, ... A.Ş. tarafından konişmentoda gönderici olarak ...’nın belirtilmesi gerektiği talimatı verilmesine rağmen taşıma sürecinin hiçbir aşamasında ... ile iletişime geçilmediğini, tüm konşimentoların ... A.Ş yetkililerine teslim edildiğini, ... A.Ş.’nin ticari ilişkilerde ödeme ve ticari sorumluluktan kurtulmak amacıyla ...’yı bu şekilde ticari ilişkilerinde kullandığının öğrenilmesi üzerine ...'nın araştırıldığını ve hakim ortağının ....

A.Ş aracılığı ile ... olduğunun öğrenildiğini, BWK'nın İstanbul merkezli bir şirket olup, ortaklarının ..., ..., ... ve ...AŞ olduğunu, yönetim kurulu üyelerinin ..., ... ve ... olduğunu, Nisan-Temmuz 2019 tarihleri arası gerçekleştirilen taşımalar kapsamında müvekkili şirket tarafından navlun alacağı için toplam 18 fatura düzenlendiğini, faturalar incelendiğinde, ...A.Ş.’nin talimatı gereği bazı faturalarda alıcı olarak ... A.Ş.'nin belirtildiğini, yine faturaların tamamının ... A.Ş.’nin yetkilisi ...’ün talimatı ile ... adına düzenlendiğini, navlun alacağı faturalarına itiraz edilmediğini, ancak faturaların davalı yanca ödenmediğini, davalıların navlun alacaklarını ödememesinin haricinde son taşımalarda akreditifleri tahsil ederek müvekkili şirketi dolandırdığını ve çok yüklü miktardaki davalarla yüz yüze bıraktıklarını, davalı şirketler ve şirket ortağı olan diğer davalıların, müvekkili şirkete yaptırdığı taşımalara ilişkin navlun bedellerini ödemediklerini, dürüstlük kuralına aykırı davranışlarda bulunduklarını, başka şirketler kurduklarını, müvekkili şirket alacağını mükerrer defalar talep ettiğini, ancak davalılara ulaşamadığını belirterek şimdilik 56.350-USD’nin ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/a maddesi gereğince işletilecek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalılar vekili; zorunlu dava şartı olarak davacı tarafın arabuluculuğa başvurduğunu, işbu başvuruda ise müvekkili ... doğrudan ve ... izafeten olarak muhatap gösterdiğini, ancak hiçbir şekilde diğer davalı müvekkilleri bu arabuluculuk görüşmesine taraf olmadığını ve onları temsilen herhangi bir kişi de görüşmeye katılmadığını, müvekkilleri ..., ... ve ... adına açılan bu davanın reddi gerektiğini, davaya konu alım-satım sözleşmesinin tarafının ... firması olduğunu, müvekkili şirket ...'ın ise diğer dava dışı ... firmasının Türkiye tekstil temsilcisi olup husumet konusu malların alım-satımına aracılık ettiğini, dolayısıyla müvekkili şirket ...'ın huzurdaki davanın muhatabı olmadığını, tarafların arasında bunun ötesinde herhangi bir ilişki bulunmadığını, müvekkili ...

ve ... arasında 18.01.2000 tarihinde imzalanan acentelik sözleşmesi ile müvekkil ...'ın acente olarak hizmet verdiğini, husumet konusu alım-satıma ilişkin müvekkili ...'ın acentelik hizmeti vermiş olup, üzerine düşen tüm sorumluluğu eksiksiz ifa ettiğini, acentenin sorumluluğunun aynen bir vekilin sorumluluğu gibi olduğundan şirket borçlarından dolayı şahsi sorumluluğu doğmayacağını, huzurdaki husumetin muhatabı müvekkili şirket ... değil de ... olduğunu, müvekkili ...'ın bir çok yabancı şirketin alım-satım işlerine aracılık ettiğini, dolayısıyla her aracılık ettiği işlem nedeniyle bizzat muhatap tutulmasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı tarafın taşıma anlaşmasının tarafının acente olan müvekkili şirket olduğunu iddia ettiğini, ancak e-posta yazışmalarında davacının husumet konusu taşıma işine dair navlun bedelleri ve sair hususlarda ...

verdiği talimatlara göre hareket ettiğinin görüleceğini, davacı tarafın anılı taşıma işinden kaynaklı tüm faturalarını ... adına düzenlemiş olup, bu hususun beyanlarını doğrulamaya yeteceğini, davacı tarafın organik bağa ilişkin beyanlarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, ... hisse senetlerinin kimin elinde olduğu bilinmediğinden ...'nın hakim ortağının ... olduğunun iddia edilemeyeceğini, müvekkili şirketin acente olarak tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; İTO kayıtlarında ... A.Ş. ve ... AŞ'nin iş konusunun "tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı" olduğu, ... A.Ş. ile ... A.Ş.'nin yönetim kurulunun başkanının ... olduğu, ... ile beraber ... ve ...'ün yönetim kurulunda yer aldıkları, ... A.Ş.'nin ortaklarının ..., ..., ... ve ...'ün olduğu ve bu kişilerin aynı şekilde ... A.Ş.'nin de pay sahipleri olduğu, ... A.Ş. ile ... A.Ş.'nin aynı adreste faaliyet gösterdiği, dolayısıyla, ... A.Ş. ile BWK'nın faaliyet konuları, şirket merkezlerinin, pay sahiplerinin, yönetim kurulu üyelerinin aynı olduğu, ... A.Ş.'nin ... %49'luk hisselerinin sahibi olduğu, %49'Iuk hisselere karşılık, 1.400 hisse senedinin tek hissedar olan ...'e verildiği, ...'nın bir anonim şirket olarak kurulduğu, faaliyet konusu olarak "tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı" olarak belirlendiği, ...

A.Ş. ile ... arasındaki bağlantının, ... A.Ş.'nin ... paylarının %49'unun sahibi olmasından kaynaklandığı, ... AŞ ile ... arasında bir ticari ilişki bulunuğu, ... A.Ş. tarafından faturaların ... adına düzenlendiği, bu bakımdan ... A.Ş. ve ...in birbirlerinden bağımsız şirketler olmadığı, bu şirketler arasında organik bağ olduğu, ... A.Ş. yetkilileri tarafından gönderilen e-postalarda işlemlerin ... adına yapılması talebi üzerine davacı şirket tarafından faturaların ... adına düzenlendiği, yine konşimentolarda ... A.Ş.'nin talebi doğrultusunda gönderici olarak ... gösterildiği, bu iki şirket arasında yoğun bir ilişki bulunduğu, iki şirketin dışardan tek bir şirket gibi göründüğünü, nitekim....

A.Ş.'nin pay sahibi ve yetkilisi ...'ün, ... A.Ş. üzerinden, ... pay sahipliği/ hâkimiyet durumunun da bunu doğruladığı, bu hususlar karşısında davalı ... A.Ş. ile ... için tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin uygulanmasının mümkün olduğu, davalı ... A.Ş., ... ile aralarında acentelik ilişkisinin olduğunu beyan ederek acentelik sözleşmesi fotokopisini delil olarak dosyaya ibraz etmiş ise de acentelik sözleşmenin ... ile ... arasındaki ilişkisinin gerçek hukuki temelini yansıtmadığı, dava konusu navlun alacağından ... A.Ş. ile ... birlikte sorumlu olduğu, taşınacak yüklere ilişkin bütün iş ve işlemlerin, yönetim kurulu üyeleri vasıtasıyla yapılmakla birlikte davacı şirket ile davalı ...

A.Ş. arasında gerçekleştiği, dolayısıyla davacı şirket ile ... A.Ş.'nin yönetim kurulu arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı, TTKnın 553.maddesi ile yönetim kurulu üyelerinin alacaklılara karşı, şirkete verdikleri zarardan sorumlu olduklarının hükme bağlandığı, doğrudan zarar söz konusu olduğunda alacaklının tazminatın bizzat kendisine ödenmesini talep edebileceği, somut olayda haksız fiil niteliğindeki davranışlardan ilkinin ... adına yerine getirilmemiş taahhütlerde bulunmaları, ...'yı ayrı bağımsız bir firma olarak göstermeleri ve ... adına tahsilat yapılmasını sağlamaları olduğu, haksız fiil teşkil ettiği söylenebilecek olan diğer bir durumun davalı ... A.Ş., ..., dava dışı ... AŞ ve ...

arasında gerçekleştirilen para aktarmaları olduğu, dava dışı ... A.Ş.'nin malvarlığının içeriğinin bu şekilde ..., ... A.Ş. ve ... aktarıldığı, bunların kanun tarafından yönetim kuruluna tanınan devredilmez görev ve yetkilerin ağır bir şekilde ihlali anlamına geldiği, davalı ... A.Ş.'de yönetim kurulu üyesi olmanın beraberinde getireceği yükümlülüklerin yerine getirilmemesi suretiyle yurt dışı menşeli ...'den bir talepte bulunmasının zorluğu veya imkânsızlığı göz önünde bulundurularak bundan yararlanıldığı, üçüncü kişilerle yapılan işlemlerde ortaklık ile pay sahiplerinin özdeş olarak gösterildiği, davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından ... A.Ş. adına yapılan iş ve işlemlerin ... adına yapılması talep edilerek, ...

AŞ'nin pay sahiplerine müracaat edilmesinin önüne geçilmeye çalışıldığı, bu davranışların dürüstlük kuralına uygun olmayan girişimler olması nedeniyle haksız fiil sorumluluğu için gerekli olan tüm unsurların gerçekleştiği, dolayısıyla ... A.Ş. İle ... arasında tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirecek bir bağın mevcut olduğu, bu çerçevede bu şirketlerin davacının navlun alacağından sorumlu tutulabileceği, diğer yandan dava konusu navlun alacağından dolayı diğer davalıların haksız fiil hükümleri uyarınca sorumlulukları doğduğu, bunun yanı sıra ... A.Ş. ile bu davalılar arasındaki ilişkiler bakımından da tüzel kişilik perdesinin aralanması mümkün olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 56.350-USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4/A maddesi gereğince işleyecek dolar faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalılar vekili; ... firmasının hisselerinin hamiline yazılı olması nedeniyle şirketin ortaklarının kim olduğunun tespitinin mümkün olmadığını, şu an itibariyle ... şirketinin bu firmanın hissedarı olduğunun söylenemeyeceğini, dava dışı ... şirketi ile ... arasında organik bağ bulunmadığını, ... şirketinin yabancı ortaklar tarafından 12/10/2001 tarihinde kurulduğunu, 16/05/2011 tarihinde bu şirketin hisselerinin müvekkilleri tarafından alındığını, davacının iddia ettiğinin aksine bu şirketler arasında organik bağ bulunmadığını, ... ile ... arasında faaliyet alanları, adresleri ve çalışanlarının tamamen farklı olduğunu, aksinin kabulü halinde bir çok şirketin farklı sektörde yatırım yapması halinde organik bağ tehlikesi ile karşı karşıya kalacağını, bu durumun hukuk kuralları çerçevesinde izah edilmesinin mümkün olmadığını, ...

ile ... arasındaki ilişkinin de yanlış değerlendirildiğini, aralarında acentelik ilişkisi bulunduğunu, müvekkili şirketin ... firmasının Türkiye tekstil temsilcisi olduğunu, bu hususta 18/01/2000 tarihli acentelik sözleşmesinin ibraz edildiğini, müvekkili şirketin acentelik hizmeti verdiğini, acentenin vekil gibi sorumlu olması nedeniyle şirket borçlarından sorumlu tutulamayacağını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişiler tarafından hazırlanan başka bir raporda ... ile ... arasında organik bağ bulunmadığının tespit edildiğini, müvekkili ... ... ile ... firması arasındaki alım satım ilişkisinde aracılık yaptığını, malların bir kısımının davacı tarafından, diğer kısmının ise ...

tarafından taşındığını, İstanbul 17. ATM'nin 2020/168 esas sayılı dosyasında ... tarafından ...'ya açılan davada organik bağın bulunmadığına dair görüş bildirildiğini,müvekkilleri ..., ... ve ...'ün şahsi sorumluluğuna gidilmesinin şartlarının oluşmadığını, olayın haksız fiil olarak nitelendirilemeyeceğini, işin % 80'lik kısmının tamamlandığını, müvekkillerinin haksız menfaat elde etme kasıtlarının olması halinde hiç bir teslimin yapılmayacağını, savcılık soruşturması sonucunda da takipsizlik kararı verildiğini, birbirleri ile ticari ilişki içerisinde bulunan şirketlerin aralarında para transferi yapmasının doğal olduğunu, sebepsiz bir transfer yapılmadığını, ... ile ... arasındaki ticari alım satımın farklı manaya çekilmesinin dayanaksız olduğunu, müvekkillerinden ...'e kesilen faturaların faiz faturası olduğunu, nedensiz bir durum söz konusu olmadığını, müvekkili ...

firması üzerinde kayıtlı taşınmazlar bulunduğunu, ticaret hayatında aktif olarak yer aldığını, ... şirketi adına kayıtlı fabrika bulunduğunu, bu firmaların göstermelik firmalar olmadığını, ... firmasının yıllarca tekstil sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu şirkete ulaşılamama gibi bir durum söz konusu olmadığını, haksız fiil şartlarının gerçekleşmediğini, ... firmasının 20 yıldır İsviçre'de faaliyet gösterdiğini ve denetim altında olduğunu, şirketin sermayesinin ödendiğini, sermaye yetersizliğinden bahsedilemeyeceğini, ...'nın hisselerinin hamile yazılı olduğunu, ...'ün şirketin hakim ortağı olmadığını, ortaklar ile şirket arasındaki malvarlığının karışmasının da söz konusu olmadığını, aksinin bilirkişi raporları ile de tespit edilemediğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava; taşıma sözleşmesi kapsamında düzenlenen navlun faturalarından kaynaklanan alacağın tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle, borçlu ile organik bağ bulunduğu iddia edilen davalılardan tahsili istemine ilişkindir.Davacı vekili; alacağın dayanağı olan taşıma sözleşmesinin ... A.Ş. ile yapıldığı, bu davalının navlun alacağından sorumlu olduğu, ancak konişmentolarda gönderici olarak gözüken ... ise posta kutusundan ibaret bir şirket olup ... A.Ş.'yi ödeme ve ticari sorumluluklardan kurtarmak amacıyla kullanıldığını, ... A.Ş. ile ... arasında organik bağ bulunduğunu, ... hâkim ortağının ... A.Ş. olduğunu, ... şirketi ile ... A.Ş.'nin aynı ortaklardan oluştuğunu, aynı kişiler tarafından yönetildiğini, davalıların navlun alacağından birlikte sorumlu olduğunu ileri sürerek alacak isteminde bulunmuştur.

Davalı vekili ise müvekkili şirketin yurtdışı firması olan ... acentesi olduğunu, bu nedenle ... A.Ş.'ye asaleten husumet yöneltilemeyeceğini, diğer davalıların husumetinin bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmaktadır. Bu durumda davacı tarafça ...'nın, tüm davalıları üçüncü şahıslara karşı sorumluluktan kurtarmak için kurulduğu, işlemlerin bu firma üzerinden yapıldığı ileri sürüldüğünden ihtilafın çözümü açısından öncelikle davalılarla ilgili organik bağ ve tüzel kişilik perdesine saklanıldığı iddiasının değerlendirilmesi gerekmektedir.Öğreti ve uygulamada kabul edilen tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi; bazı şartların varlığı halinde, tüzel kişilik ve mal ayrılığı ilkesi dikkate alınmadan mevcut tüzel kişiliğin arkasına saklanan gerçek veya tüzel kişinin borçtan sorumlu tutulmasını ifade etmektedir.

Mal varlığının bağımsızlığı ve sınırlı sorumluluk ilkelerinin istisnası olan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi, ancak istisnai ve sınırlı durumlarda titizlikle uygulanması gereken bir teoridir. Bu teoriye ihtiyatlı bir biçimde yaklaşılmalı, istisnai olduğundan mümkün olduğunca dar yorumlanmalı ve bu teorinin uygulanmasına ancak tüzel kişilik kavramının arkasına saklanılarak dürüstlük kuralına aykırı davranıldığı, kendisine tanınan hakkın kötüye kullanılarak üçüncü kişilerin zarara uğratıldığı, zarara yol açan tüzel kişinin sorumluluğuna hükmedebilmek için ise başka bir yasal nedene dayanılmasının mümkün olmadığı durumlarda başvurulmalıdır (Yargıtay 11 HD 23.02.2021 tarih ve 2020/2970 esas, 2021/1603 karar sayılı ilamı).Dürüstlük kuralına aykırı olarak şirket kurumunun alacaklıların zararına olacak şekilde kötüye kullanıldığı durumlarda "tüzel kişiliğin" göz ardı edilmesi hususu, mahkeme kararları ve Yargıtay uygulamaları ile ortaya çıkmış olup bu konuda özel bir kanun hükmü bulunmamaktadır.

O nedenle de bu kuruma "tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisi" denilmektedir. Yine bir şirketin borcundan başka bir şirketin ya da şirket pay sahiplerinin sorumlu tutulduğu durumlar için kullanılan diğer bir kavram ise "organik bağ" kavramıdır. İki şirket arasındaki "organik bağ"dan yola çıkılarak borçlu şirketin tüzel kişiliği göz ardı edilmekte ve ikinci şirket ya da bu şirketin pay sahibi veya yöneticisi olan gerçek kişiler borçtan sorumlu tutulmaktadır. Dolayısıyla "organik bağ" bir anlamda, "tüzel kişilik perdesinin aralanması"nın şartlarını ifade etmektedir. Organik bağın temelini TMK nın 2 madde hükmü oluşturmaktadır. Bu bağ ile bir şirketin borçlarından diğer bir şirket sorumlu tutulmaktadır.

Dolayısıyla, organik bağ ile birbirinden ayrı birer tüzel kişilik olan şirketlerin birlikte sorumlu tutulması mümkün hale gelmektedir. Organik bağın mevcudiyetinin kabulü için evvela borçlu şirketin, diğer tüzel kişiliği, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kullanma niyetinin varlığı aranmaktadır.İsviçre'de mukim ... firmasının sicil bilgilerinin incelenmesinde ... Tic A.Ş.'nin ... isimli firmanın % 49 hisselerinin sahibi olduğu, % 49 hisseye karşılık 1.400 hisse senedinin tek hissedar olan ...'e verildiği tespit edilmiştir. İstanbul'da sicile kayıtlı ...A.Ş.'nin ..., ..., ... ve ...A.Ş. ortaklığından teşekkül ettiği, yönetim kurulu üyelerinin ..., ... ve ... olduğu, ....A.Ş.'nin ise ..., ..., ...

ortaklığından oluştuğu, yönetim kurulu üyelerinin aynı kişiler olduğu, her iki şirketin aynı yöneticiler tarafından yönetildiği, aynı adreste faaliyet gösterdiği, faaliyet konularının aynı olduğu dosyaya sunulan ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır. ...A.Ş. ile ...'nin arasındaki bağlantı, ... A.Ş.'nin ... %49 pay sahibi olmasından kaynaklanmaktadır. ... A.Ş. ile ... arasında ticari ilişki bulunduğu ... A.Ş. tarafından ... adına düzenlenen faturalardan tespit edilmiştir. Somut olayda da sözleşme ilişkisinin kuruluş aşamasının davalı ...A.Ş. ile yürütüldüğü halde faturalar ... adına düzenlenmiştir. Davalı ... A.Ş. acente olarak hareket ettiğini ileri sürmekte ise uyuşmazlık konusu taşıma ilişkisi bakımından buna dair bir delil ibraz etmemiştir.

Bunun yanı sıra ayrıca ... AŞ'nin pay sahiplerinin tamamı ve ... AŞ'nin kendisinin ...A.Ş.'nin pay sahibi olduğu ve ... A.Ş.'nin ... %49'luk hisselerinin sahibi olduğu tespit edilmiştir. ... AŞ yetkilileri tarafından gönderilen e-postalarda işlemlerin ... adına yapılmasının talep edildiği görülmektedir. Bu bağlamda, davacı şirket tarafından faturalar ... adına düzenlenmiştir. Yine, konşimentolar ... A.Ş.'nin talebi doğrultusunda gönderici olarak ... adına düzenlenmiştir. Bu durumda davalı ...A.Ş. ile ... arasında organik bağ bulunduğu, iki şirketin dışardan tek bir şirket görünümü sağlamakta olduğu, nitekim ... A.Ş.'nin pay sahibi ve yetkilisi ...'ün, ... A.Ş. üzerinden, ... pay sahipliği ve hâkimiyet durumunun da bunu doğruladığı anlaşıldığından bu hususlar karşısında, davalı ...

A.Ş. ile ... için tüzel kişilik perdesinin aralanarak sorumluluğuna gidilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Aynı bilirkişilerin dava dışı ... firması tarafından ...'ya açılan 2020/168 esas sayılı dava dosyasında aksi yönde görüş beyan ettikleri, bu nedenle bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağı ileri sürülmüş ise de hakim bilirkişi raporu ile bağlı olmayıp, delilleri değerlendirme görevi hakime aittir. Bahsi geçen 2020/168 esas sayılı dava dosyasında davacı ... firması, davalısı sadece ... firması olup bilirkişilerce dosyadaki mevcut delillere göre yapılan değerlendirmenin eldeki dava dosyası bakımından bağlayıcılığı bulunmamaktadır. Sözleşme ilişkisinin nisbiliği ilkesi göz önüne alındığında yönetim kurulu üyesi olan davalıların, taşıma ile ilgili iş ve işlemlerin tarafı olmadığı dikkate alındığında sözleşmesel temelde organsal sorumlulukları sözkonusu değildir.

Ancak, TTK nın 553 maddesi ile özel bir düzenleme yapılmış yönetim kurulu üyelerinin alacaklılara karşı, şirkete verdikleri zarardan sorumlu oldukları hükme bağlanmış; TTKnın 556 maddesinde alacaklılara, yönetim kurulu üyelerine karşı dava açma hakkı tanınmıştır. Söz konusu davanın açılıp görülebilmesi için oluştuğu iddia olunan zararın doğrudan ya da dolaylı zarar niteliğinde olup olmadığının tespiti gerekmektedir. Şirket alacaklısı konumunda olan üçüncü şahısların sorumluluk davası yolu ile kendileri adına istemde bulunabilmelerinin koşulu, oluştuğu ileri sürülen zararın, doğrudan zarar niteliğinde olmasıdır. Şirket yöneticilerinin, şirketin almış olduğu borcu ya da başkaca edim yükümlülüklerini yerine getirmemek amacıyla şirketi atıl kılarak acz içine düşürmeleri hali, üçüncü kişiler yönünden doğrudan zarar niteliğindedir.

Bu kapsamda şirket alacaklıları; kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin, yönetimle görevli diğer kişilerin, tasfiye memurlarının veya kuruluşta etkili kişilerin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlu olarak ihmal etmeleri nedeniyle doğrudan zarara uğramaları durumunda, anılan kişileri dava edebilir ve tazminatın kendilerine ödenmesini isteyebilirler. Bu dava durumuna göre, 6098 sayılı TBK'nın 49. madde hükmündeki haksız fiilden doğan genel hükümlere veya şirketler hukukundaki özel hükümlere (TTK 553-556 maddeler) dayanabilir. Buna göre şirket alacaklılarının özellikli olarak kendilerini doğrudan zarara uğratan organ şahıslara karşı sadece hukuka aykırılığa dayanarak dava açılabileceği kuralında hiçbir değişiklik söz konusu değildir (Prof.

Dr. Hasan Pulaşlı, Şirketler Hukuku Şerhi s. 2666).Somut olayda ;davalı şirket adına ... firması adına taahhütlerde bulunulduğu ve ... bağımsız bir firma olarak gösterildiği, ... adına tahsilat yapılmasının sağlandığı, bu şekilde ortaklık menfaatine hareket edildiği gibi ortaklık alacaklılarının davalı ... A.Ş.'den alacağın tahsilini talep etmelerinin de önünün kapatıldığı, .... A.Ş. ile ..., dava dışı ... A.Ş. ve ... arasında para transferlerinin yapıldığı, ... A.Ş.'nin malvarlığının ..., ... A.Ş. ve ... aktarıldığı bilirkişi incelemesinde tespit edilmiştir. Yine, davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından ... A.Ş. adına yapılan iş ve işlemlerin, ... adına yapılması talep edilerek, ... A.Ş.'nin pay sahiplerine müracaat edilmesinin de önüne geçilmiştir.

... A.Ş., ... A.Ş. ve ...nın ortak ve yönetimlerinin büyük ölçüde aynı kişilerden oluştuğu, bu şirketlerin aynı alanda faaliyet gösterdiği, davalı ... A.Ş.'nin ortak ve yöneticilerinin dava dışı ...A.Ş. ve davalı ... ile ortak malvarlığı anlayışıyla hareket ettiği, bu şirketler arasında herhangi bir hukuki ilişki sebebi gösterilmeden para transferlerinin yapıldığı, davalı şirketlerin faaliyetlerine devam etmesine karşın ... yurt dışı menşeli bir firma olma durumunun kullanıldığı dolayısıyla ... A.Ş. İle ... arasında tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirecek bir bağın mevcut olduğu, dava konusu navlun alacağından dolayı davalılardan ..., ... ve ...'ün de haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının doğduğu sonucuna varıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle;

mahkemece davanın kabulüne dair kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 26.114,20-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 6.530-TL harcın mahsubu ile bakiye 19.584,2‬0-TL harcın davalılardan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Davacı tarafından yapılan 83,50-TL istinaf yargı giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 02/07/2024

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/112128 · sınıflandırıcı v3.2 · görünüm damgası: kmk_oncesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi temyiz incelemesi

Bu istinaf kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesince temyiz incelemesinden geçmiştir.

⚠ Bu istinaf çizgisi Yargıtay'ca (kısmen ya da tamamen) bozulmuştur — bölgesel emsal değeri bu yönüyle sınırlıdır.

Bozuldu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/4850 E. 2025/3683 K. · Bozuldu

Perde kaldırılırken acentelik varmış gibi izafeten hüküm kurulamaz

Gerekçe özeti

Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması istemiyle açılan davada, davacı aynı davalıya hem doğrudan hem de bir başka şirkete izafeten dava yöneltmişse, önce HMK'nın 31. maddesi uyarınca talep açıklattırılmalı, gerekiyorsa temsilde hata hükümleri çerçevesinde dava doğrudan asıl şirkete yöneltilmelidir; acentelik ilişkisinin gerçeği yansıtmadığı kabul edilmişken aynı zamanda acentelik varmış gibi izafeten hüküm kurulması çelişkidir. Yönetim kurulu üyeleri ve pay sahipleri ancak doğrudan verdikleri zarardan haksız fiil hükümleri uyarınca ve her biri kendi fiilinden sorumlu tutulabilir; benzer hukuki ilişkiler hakkında ceza soruşturmaları varsa bunların evrakı getirtilip somut olaya etkisi değerlendirilmeli, gerektiğinde sonuçları beklenmelidir.

Emsal değeri

Tüzel kişilik perdesinin kaldırılması davasında talebin açıklattırılması ile acentelik iddiasının reddi ile izafeten hüküm kurulması arasındaki çelişki ve yöneticilerin şahsi sorumluluğunda kişiselleştirme zorunluluğu yönünden bağlayıcı emsal değeri taşır.

Kavramlar: tüzel kişilik perdesinin kaldırılması organik bağ acentelik temsilde hata davayı aydınlatma yükümlülüğü haksız fiil sorumluluğu navlun alacağı eksik inceleme

Yargıtay 11. HD kararının tam metni

11. Hukuk Dairesi         2024/4850 E.  ,  2025/3683 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2021/2247 Esas, 2024/1023 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2020/137 E., 2021/404 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... Tekstil San. ve Tic. A.Ş. (...) ile dava dışı .... İth. İhr. Tekstil San. ve Tic. A.Ş.’nin (....) Çin’den Bursa’ya ithalat konusunda anlaştıklarını, müvekkilinin de 33 konteynerin Çin’den Bursa’ya denizyolu ile taşınması konusunda davalı ... ile anlaştığını, taşımanın gerçekleştirildiğini, ...’ın talimatıyla konişmento ve navlun faturalarının ...’ın acentesi olarak Türkiye’deki işlemlerini yürüttüğü İsviçre’de mukim davalı ... .... adına düzenlendiğini, taşıma işi için yapılan görüşmelerinin sadece ... tarafından yapıldığını, ilk taşıma işinin yapıldığı 2019 yılı Mart ayına kadar ...’ın yetkililerinin kendilerinin ... ....’nın vekili veya Türkiye’deki temsilcisi olduklarını beyan etmediklerini, müvekkili tarafından verilen navlun teklifleri ...

tarafından kabul edildiğinden taşıma anlaşmasının müvekkili ile davalı ... arasında doğduğunu, anılan şirketin bu nedenle davalı olarak gösterildiğini, navlun tekliflerinin ... tarafından kabul edildiğini, ancak buna rağmen konşimentoda ...’ın talebi üzerine gönderici olarak İnter....’nın gözüktüğünü, ...’ın mal tedarikçisi/ gönderici olarak konişmentolarda gözükmediğini, tüm taşıma sürecinin ... yetkilileri ..., .... ve .... tarafından yönetildiğini, ... tarafından konişmentoda gönderici olarak .......’nın belirtilmesi gerektiği talimatı verilmesine rağmen taşıma sürecinin hiçbir aşamasında ... ..... ile iletişime geçilmediğini, tüm konşimentoların ... yetkililerine teslim edildiğini, konişmentoların yükleme konişmentosu değil teslim konişmentosu olduğunu, yapılan araştırmada ...

...’nın ödeme ve ticari sorumluluktan kurtulmak amacıyla kullandığının öğrenilmesi üzerine ... ....'nın daha detaylı araştırıldığını ve hakim ortağının ... Yün San.ve Tic. A.Ş. (...) aracılığı ile ... olduğunun öğrenildiğini, zira BWK'nın İstanbul merkezli bir şirket olup ortaklarının ..., ..., ... ve ..., yönetim kurulu üyelerinin ise ..., ... ve .... olduğunu, ...’ın da ortağı olan diğer davalıların bu şirketin Türkiye’de yaptığı işlerde para ödememek için ... ....’yı da kurduklarını, tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle şahsi sorumluluklarının da bulunduğunu, Nisan-Temmuz 2019 döneminde gerçekleştirilen taşımalar kapsamında müvekkili tarafından navlun alacağı için toplam 56.350,00 USD bedelli 18 fatura tanzim edildiğini, faturaların tamamının ...’ın yetkilisi ...’ün talimatı ile ......

adına düzenlendiğini, navlun alacağı faturalarına itiraz edilmediğini, ancak faturaların davalı yanca ödenmediğini, davalıların navlun alacaklarını ödememesinin haricinde son taşımalarda akreditifleri tahsil ederek müvekkili şirketi dolandırdığını, çok yüklü miktardaki davalarla yüz yüze bıraktıklarını, dolandırıcılık iddiasıyla şikayette de bulunduklarını, davalı şirketler ve şirket ortağı olan diğer davalıların müvekkili şirkete yaptırdığı taşımalara ilişkin navlun bedellerini ödemediklerini, dürüstlük kuralına aykırı davranışlarda bulunduklarını ileri sürerek şimdilik 56.350,00 USD’nin ödeme tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizini İlişkin Kanun’un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi gereğince işletilecek faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davaya konu alım-satım sözleşmesinin tarafının ... .... olduğunu, müvekkili ...’ın ise dava dışı .......’nın Türkiye’deki tekstil temsilciliğini yaptığını, husumet konusu malların alım-satımına aracılık ettiğini, sadece ... ....’nın acentesi olup huzurdaki davada muhatap tutulamayacağını, taraflar arasında bunun ötesinde herhangi bir ilişki de bulunmadığını, müvekkili ... ve ... ... arasında 18.01.2000 tarihinde imzalanan acentelik sözleşmesi ile ...’ın acente olarak hizmet verdiğini, husumet konusu alım-satıma ilişkin müvekkili ...’ın acentelik hizmeti verdiğini, üzerine düşen tüm sorumluluğu eksiksiz ifa ettiğini, acentenin sorumluluğu vekilin sorumluluğu gibi olduğundan şirket borçlarından dolayı şahsi sorumluluğunun doğmayacağını, huzurdaki husumetin muhatabının müvekkili şirket ...

değil de ... .... olduğunu, müvekkili ...’ın bir çok yabancı şirketin alım-satım işlerine aracılık ettiğini, e-posta yazışmalarında davacının husumet konusu taşıma işine dair navlun bedelleri ve sair hususlarda ... ...'nın verdiği talimatlara göre hareket ettiğinin görüleceğini, ... .... şirketinin İsviçre menşeili olup paylarının hamiline senetlere ayrıldığını, .......'nın hisse senetlerinin kimin elinde olduğu bilinmediğinden ... ....'nın hakim ortağının ... olduğunun iddia edilemeyeceğini, ... ... şirketinin tamamen ticari saiklerle ...’ya ortak olduğunu, davacının dava konusu taşıma işinden kaynaklı tüm faturaları ...... adına düzenlediğini, davacının organik bağa ilişkin beyanlarının haksız ve mesnetsiz olduğunu, müvekkili şirketin acente olarak tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacının taşıyanı olduğu navlun sözleşmesinin ... ile yapıldığı konusunun ihtilafsız olduğu, İTO kayıtlarında ...’ın iş konusunun “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” şeklinde belirtildiği, benzer şekilde BWK’nın da iş konusunun “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” olduğu, ...’ın yönetim kurulunun başkanının ... olduğu, ... ile beraber ... ve ...'ün yönetim kurulunda yer aldıkları, ...’nın da yönetim kurulu başkanının ... olduğu, ... ile beraber ... ve ...'ün yönetim kurulunda yer aldıkları, ...’ın ortaklarının ..., ..., ... ve ....'ün olduğu, bu kişilerin aynı şekilde...’da da paylarının bulunduğu, yine her iki şirketin adresinin de aynı olduğu, İsviçre menşeili .......'nın sicil kaydının Türkçe çevirisindeki ibareye göre ...’nın ...

....'nın %49'luk hisselerinin sahibi olduğu sonucuna varılacağı, %49'luk hisselere karşılık 1.400 hisse senedinin tek hissedar olan ...'e verildiği, ... ...’nın bir anonim şirket olarak kurularak faaliyet konusunun “tekstil ürünleri ithalat ve ihracatı” olarak belirlendiği, ... ile ... ... arasındaki bağlantının, ...’nın ... .....'deki paylarının %49'unun sahibi olmasından kaynaklandığı, dolayısıyla, ... ile ... .... arasında bir ticari ilişki mevcut olup ... tarafından ...... adına faturalar düzenlendiği, bu bakımdan ... ve .......'nın birbirlerinden bağımsız şirketler olduğunun söylenemeyeceği, bu iki şirketin dışardan görünüşleri itibariyle tek bir şirket görünümünde oldukları ve bu şartlarda tüzel kişilik perdesinin aralanması şartlarının oluştuğu, davalı ...

ile ....... arasında bir ticari ilişi bulunduğu, bunun yanı sıra ayrıca ...’ın pay sahiplerinin tamamının ve ...’ın bizatihi kendisinin BWK’nın pay sahibi olduğu, ...’nın da ... ...'da %49 oranında hissesinin bulunduğu, ... yetkilileri tarafından gönderilen e-postalarda işlemlerin ......adına yapılmasının talep edildiği, bu bağlamda davacı şirket tarafından faturaların ... ...adına düzenlendiği, yine konşimentolarda ...’ın talebi doğrultusunda gönderici olarak ... ....’nın düzenlendiği, aralarında sıkı organik bağ bulunduğu tespit edilen bu şirketlerin üçüncü şahıslara karşı acentelik ilişkisi görüntüsü vermek amacıyla böyle bir sözleşme düzenledikleri, dolayısıyla acentelik sözleşmesinin ...

ile ...... arasındaki ilişkisinin gerçek hukuki temelini yansıtmadığı, dava konusu navlun alacağından ... ile ... ...nın birlikte sorumlu olmaları gerektiği, taşınacak yüklere ilişkin bütün iş ve işlemlerin yönetim kurulu üyeleri vasıtasıyla yapılmış olmakla birlikte davacı ve davalı ... arasında gerçekleştiği, dolayısıyla davacı ile ...’ın yönetim kurulu arasında bir sözleşme ilişkisi bulunmadığı, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 50/3 hükmü uyarınca organların, kusurlarından dolayı ayrıca kişisel olarak sorumlu olduğunun hükme bağlandığı, yönetim kurulu üyesinin organ sıfatını icra ederken işlediği haksız fiilden zarar gören kişinin haksız fiili ika eden organa da başvurabileceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 49/1 hükmü uyarınca kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar verenin, bu zararı gidermekle yükümlü olduğu, haksız fiil niteliğindeki davranışlardan ilkinin yönetim kurulu üyelerinin haksız menfaat elde etmek kastıyla hareket etmeleri ve bunu yaparken ...

..’nın yapılan iş ve işlemlerin muhatabı olduklarını belirtmeleri ancak yurtdışı menşeili bu şirket adına yerine getirilmemiş taahhütlerde bulunmaları, ... ....’yı ayrı bağımsız bir şirket olarak göstermeleri ve ... .. adına tahsilat yapılmasını sağlamaları olduğu, bu durumun ortaklık menfaatine aykırı olduğu gibi kanundan kaynaklanan özen yükümlülüğünün de ihlali olarak nitelendirileceği, zira tüm bu işlemler yapılırken ortaklık alacaklılarının davalı ...’dan ve ......’dan olan alacaklarını tahsil etmelerinin de önünün kapatıldığı, ... ve ... ticari defter ve kayıtları ile vergi dairesi kayıtlarından anlaşıldığı üzere gerek kendi aralarında gerek diğer davalı ...'e ve gerekse de ......ya mal/ hizmet alım/ satımıyla ilgili Ba/Bs formu düzenlendiğinin tespit edildiği, dolayısıyla, ...

ile ..., dava dışı ... ve ... .... arasında para transferlerinin yapıldığı, bu durumda ...’ın malvarlığının ..., ... ve İnter....'ya aktarıldığı, tüm bunların kanun tarafından yönetim kuruluna tanınan devredilmez görev ve yetkilerin ağır bir şekilde ihlali anlamına geldiği, davalı ...’ın yönetim kurulu üyesi olmanın yükümlülüklerin yerine getirilmemesi, ... ....'dan bir talepte bulunmanın zorluğu veya imkânsızlığı göz önünde bulundurularak bundan yararlanıldığı, üçüncü kişilerle yapılan işlemlerde ortaklık ile pay sahiplerinin özdeş olarak gösterildiği,...’nın %49 pay sahibi olduğu ... ....'nın devamlı muhatap olarak gösterilme sebebinin üçüncü kişilerle yapılacak iş ve işlemler açısından sorumluluğun doğmamasını sağlamak olduğu kanaatinin hasıl olduğu, yine davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından ...

adına yapılan iş ve işlemlerin ...... adına yapılması talep edilerek ...’ın pay sahiplerine müracaat edilmesinin de önüne geçildiği, bu şekilde üçüncü kişilerin ... ile yapacağı iş ve işlemlerden dolayı kendi sorumluluklarını ortadan kaldırma gayretinde oldukları, bu sebeple yönetim kurulu üyesi ve pay sahipleri olan davalılar ..., ... ve ...'ün davacıya karşı haksız fiil hükümlerince müteselsilen sorumluluklarının bulunduğu, ortaklığın malvarlığının pay sahipleri tarafından kendi malvarlıkları gibi yönetildiği, ... ile pay sahiplerinin malvarlıklarının ve organizasyon yapılarının birbirlerine karıştığı, buna karşılık, üçüncü kişilerle yapılan iş ve işlemlerde yükümlülüğün tek muhatabının ...

olarak gösterildiği, nitekim ...’dan davalı ...'e sebepsiz yapılan para transferinin, malvarlıklarının ve organizasyonun birbirine karıştığının muhasip bilirkişi tarafından saptandığı, anonim ortaklığın muvazaalı işlemlerde kötüniyetli olarak kullanılmasının pay sahiplerinin kendi sorumluluklarını bertaraf etme amacından ileri geldiği, somut olayda ... ....’nın yurtdışı menşeli bir şirket olması durumunun kullanılarak ortaklık mal varlığından ... ....’ya para transferlerinin yapıldığı, bu yönüyle ortaklık malvarlığının amacına uygun olmayan bir şekilde kullanıldığı, bütün işlemlerin muhatabının ... olmasına rağmen ... ....’nın muhatap olarak gösterilmeye çalışılmasının bu durumu desteklediği, ...

tarafından yapılan para transferleri sonucunda ...’ın malvarlığının azalması ve hatta bir özkaynak yetersizliği durumunun da olması mümkün bulunduğundan bu yönüyle tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak davalı pay sahiplerinin sorumluluğuna gidilebileceği gerekçesiyle davanın kabulü ile 56.350,00 USD'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun’un 4/A maddesi gereğince işleyecek dolar faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince istinaf edilmiştir.

IV. İSTİNAF

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, ... ile ... .... arasındaki bağlantının BWK’nın ... ....’da %49 pay sahibi olmasından kaynaklandığı, ... ile ... .... arasında ticari ilişki bulunduğunun ... tarafından ... .... adına düzenlenen faturalardan tespit edildiği, sözleşme ilişkisinin kuruluş aşamasının davalı ... ile yürütüldüğü halde faturaların ... .... adına düzenlendiği, davalı ... acente olarak hareket ettiğini ileri sürmekte ise de uyuşmazlık konusu taşıma ilişkisi bakımından buna dair bir delil ibraz etmediği, bunun yanı sıra ayrıca ...’ın pay sahiplerinin tamamının ve ...’ın bizzat kendisinin BWK’nın pay sahibi olduğu, BWK’nın da ...

....’nın %49'luk hisselerinin sahibi olduğu, ... yetkilileri tarafından gönderilen e-postalarda işlemlerin ... .... adına yapılmasının talep edildiği, bu bağlamda davacı şirket tarafından faturaların ... .... adına düzenlendiği, yine konşimentoların da ...’ın talebi doğrultusunda gönderici olarak ... .... adına düzenlendiği, bu durumda davalı ... ile ... .... arasında organik bağ bulunduğu, iki şirketin dışarıdan tek bir şirket görünümü sağladığı, nitekim ...’ın pay sahibi ve yetkilisi ...'ün, BWK üzerinden ... ....’daki pay sahipliği ve hâkimiyet durumunun da bunu doğruladığı, bu hususlar karşısında davalı ... ile ... .... için tüzel kişilik perdesinin aralanarak sorumluluğuna gidilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, hakimin bilirkişi raporu ile bağlı olmayıp delilleri serbestçe değerlendireceği, davalı şirket adına ...

.... adına taahhütlerde bulunulduğu, ... ....’nın bağımsız bir şirket olarak gösterildiği, ... .... adına tahsilat yapılmasının sağlandığı, bu şekilde ortaklık menfaatine hareket edildiği gibi ortaklık alacaklılarının davalı ...’dan alacağın tahsilini talep etmelerinin de önünün kapatıldığı, ... ile ..., dava dışı .... ve ... .... arasında para transferlerinin yapıldığı, ...’ın malvarlığının ..., ... ve .... ...'ya aktarıldığının bilirkişi incelemesinde tespit edildiği, davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından ... adına yapılan iş ve işlemlerin ... .... adına yapılması talep edilerek, ...’ın pay sahiplerine müracaat edilmesinin de önüne geçildiği, şirketlerin ortak ve yönetimlerinin büyük ölçüde aynı kişilerden oluştuğu gibi aynı alanda faaliyet göstererek ortak malvarlığı anlayışıyla hareket ettikleri, şirketler arasında herhangi bir hukuki ilişki sebebi gösterilmeden para transferlerinin yapıldığı, davalı şirketlerin faaliyetlerine devam etmesine karşın ...

....’nın yurt dışı menşeli bir şirket olma durumunun kullanıldığı, dolayısıyla ... ile ... .... arasında tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektirecek bir bağın mevcut olduğu, dava konusu navlun alacağından dolayı davalılardan ..., ... ve ...'ün de haksız fiil hükümleri uyarınca sorumluluklarının doğduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davalılar vekilince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Dava ve Hukuki Nitelendirme

Dava, tüzel kişilik perdesi de kaldırılmak suretiyle navlun alacağının tahsili istemine ilişkindir.

B. Değerlendirme ve Gerekçe

1.Dava, tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle ve doğrudan navlun alacağının tahsili istemine ilişkin olup davacı, ... ile kurduğu taşıma sözleşmesinde ... yetkililerinin talebi üzerine navlun ve konişmentoların yabancı bir şirket olan ... .... adına düzenlendiğini ve şeklen ... .... ile taşıma ilişkisi kurulmuş gibi göründüğünü, bu iki şirket arasında her ne kadar acentelik ilişkisi olduğu ileri sürülmüşse de bunun gerçeği yansıtmadığını, her iki şirket arasında organik bağ bulunduğunu, navlun ödemelerinin talebini zorlaştırmak için böyle bir yol seçildiğini ve tüzel kişilik perdesi kaldırılmak suretiyle navlun alacağından hem ..., hem ... ....'ya izafeten ..., hem de ... ile birlikte ...

....’ya ortak olan dava dışı BWK’nın da ortağı olan gerçek kişi davalıların sorumlu tutulmaları gerektiğini ileri sürmüş, Mahkemece de gerçek kişilerin TBK’nın 49 ve devamı maddeleri uyarınca haksız fiilleri nedeniyle; ... ve ... ....’nın ise aralarında organik bağ bulunması, sunulan acentelik sözleşmesinin gerçeği yansıtmaması nedenleriyle navlun alacağından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmaları gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüyle talep edilen navlun bedelinin tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, kararın davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince karar yerinde görülmekle istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.

Mahkemece iddianın ileri sürüş şekline göre taşıma sözleşmesinin davalılardan ... ile aralarında kurulduğunu iddia eden davacının, ... ....'ya izafeten ...'a da dava yöneltmesinin izaha muhtaç bir durum olduğu dikkate alınarak ilk önce 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 31. maddesi uyarınca davacı yana talebi açıklattırıldıktan sonra şayet gerekli ise temsilde hata hükümleri çerçevesinde davanın doğrudan ... ....’ya yöneltilmesi gerektiği düşünülmeden, davanın organik bağ iddiasına dayalı tüzel kişilik perdesinin kaldırılması istemine ilişkin olduğu kabul edilip nihayetinde de tüzel kişilik perdesinin kaldırılması gerektiğine hükmedilmiş de olmasına ve ... ile ... .... arasında acentelik iddiasının da gerçeği yansıtmadığına kanaat edilmiş olmasına rağmen acentelik ilişkisi kabul edilmiş gibi sonuç doğuracak şekilde ...

....’ya izafeten ...'a yönelik davanın da kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

2.Davalı yönetici ve şirket ortağı gerçek kişilerin de sorumlu tutulmalarına dair hükme gelince, her ne kadar isabetli şekilde yönetim kurulu üyelerinin ancak TBK’nın 49 ve devamı maddeleri uyarınca doğrudan verdikleri zarardan şahsi olarak sorumlu olacaklarına karar verilmişse de, dosya muhteviyatından anlaşıldığı üzere, dolandırıcılık suçlamasıyla gerek davacısı ve gerekse de taşıyıcısı farklı olsa da hukuki ilişkisi çok benzer olaylarda ceza soruşturmaları açıldığı anlaşılmakla, ceza soruşturmalarına ilişkin ilgili evraklar getirtilip somut olaya etkileri üzerinde durularak ve gerektiğinde soruşturmaların veyahut ceza yargılamasının sonuçları da beklenilerek, gerçek kişilerin her birinin kendi haksız fiilinden sorumlu olacağı da unutulmadan bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve değerlendirmeyle davalı ...’ın yönetim kurulu üyesi ve ortağı tüm gerçek kişilerin navlun alacağından sorumlu tutulmaları da doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.

3.Bozma sebep ve şekline göre yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı tüzel kişiler hakkındaki; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle de davalı gerçek kişiler hakkındaki davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, HMK'nın 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harçlarının istek hâlinde ilgililere iadesine, 26.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.