6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Farklılaştırılmış teselsül

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5921 E. 2024/8009 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
farklılaştırılmış teselsül kanuni temsilci sorumluluğu yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu amme alacağı kamu alacağı 6183 sayılı kanun kanuni temsilci gecikme cezası yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu prim alacağı yönetim kurulu üyeliği temsil yetkisi hizmet bedeli haklı sebep nispi vekalet ücreti trafik kazası kusur sorumluluğu mükerrerlik olağanüstü genel kurul müteselsil sorumluluk maktu vekalet ücreti münhasırlık ek prim tüzel kişilik vade kâr payı yönetim kurulu kararı taşıyan yetkisizlik kararı ilk derece kararının kaldırılması ilan kusur yükleten (shipper) vekalet ücreti teminat temsil i̇i̇k 72/son görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: Avukatlık K. · Sigortacılık K. — Sigortacılık K. 14 · HMK · TTK — TTK 553TTK 557

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2019/342 E., 2021/921 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı asıl dava dilekçesinde; davalı Kurum tarafından adına düzenlenen ve 17.03.2017 tarihinde kendisine tebliğ edilen ödeme emirlerinde bildirilen borç aslı ve ferileri olan faizlerin vadesi geçtiği halde ödenmediğinden bahisle ödenmesinin talep edildiğini, öncelikle kuruma böyle bir borcu bulunmadığını, kurum tarafından, bildirilen borcun ödenmesi konusunda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (6183 sayılı Kanun) hükümlerine göre işlem yapılacağının belirtildiğini, bahsi geçen borca anılan Kanun'un 55 inci maddesi uyarınca itiraz ettiğini, 25.02.2011 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Bazı Alacakların Yeniden yapılandırılmasına ilişkin 13.02.2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile sağlık hizmet bedellerinin ödenmesine ilişkin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 98 inci maddesinin ikinci fıkrasında da belirtildiği üzere, trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda, sigorta şirketlerince yazılan primlerinin ve güvence hesabınca tahsil edilen katkı paylarının %15'ini aşmamak üzere ve münhasıran bu teminatın karşılğı olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamının sigorta şirketleri tarafından 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun (5684 sayılı Kanun) 14 üncü maddesinde düzenlenen durumlar için güvence hesabı tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılacağı, bu durumda sigorta şirketi ile sigortalı arasındaki police akdinden tahakkuk eden poliçe priminin belli oranının SGK'ya aktarımının amme alacağı olarak kabul edilmemesi, ayrıca bu talebin Borçlar Hukuku çerçevesinde değerlendirilmesinin de gerekeceğini ileri sürerek davalı tarafından kendisine gönderilen ödeme emirlerinin iptaline ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 88 inci maddesinin yirminci fıkrası gereği davacının dava dışı ... Sigorta A.Ş'de yönetim kurulu üyesi ve üst düzey yetkili olduğundan sorumluluğunun bulunduğunu, ... Sigorta A.Ş tarafından 6111 sayılı yasa gereği aktarılması gereken primler aktarılmadığından borç doğmuş olup, davacının borcun son ödeme tarihinden önce yönetim kurulu üyeliğinden ayrılmış olmasının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, müvekkili tarafından ... Sigorta A.Ş hakkında 6183 sayılı Kanun'a göre başlatılan ve sonrasında şirket yönetim kurulu üyeleri hakkında da devam eden takibe konu alacağının amme alacağı niteliğinde olduğunu, imtiyazlı alacak olduğunu, müvekkili tarafından takip ve tahsilat yönünde yasal her türlü işlemin gerçekleştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davacının, ... Sigorta A.Ş.'nin 20.05.2015 tarihli olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliğine atandığı, bu kararın 04.06.2015 tarihinde ilan edildiği, 25.05.2015 tarihli yönetim kurulu toplantısında atanan üyeler arasından şirketi sınırsız temsil ve ilzama yetkili başkan ve üyelerin seçildiği, davacının bu üyeler arasında olmadığı, T.C. Başbakanlık makamının 07.07.2015 tarihli onayı ile ... Sigorta A.Ş.'nin tüm branşlardaki ruhsatlarının iptal edildiği ve yönetim kurulu başkan ve üyelerinin tamamen değiştirildiği, 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinde "Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise " ibaresi kullanılarak sorumluluğun ön koşulu olarak haklı bir sebep bulunmaması öngörülmüş yani sorumluluğun müşterek ve müteselsil sorumluluk olmasının yanı sıra kusur sorumluluğu olduğunun da belirlendiği, somut olayda, idare ve temsil yetkisi yönetim kurulu kararı ile atanan kişilerden bazılarına devredilmiş durumda olup davacının ödeme emirlerinde belirtilen tarihlerde idare ve temsil yetkisi bulunmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen 553 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, yönetim kurulu yetkilerinin devredilmesi halinde devreden organ veya kişilerin, devralan kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmayacaklarının düzenlendiği, davacının hem yönetim ve temsil yetkisinin devredilmiş olması hem de görev aldığı 2 aylık sürede şahsen kendisine yükletebilecek bir kusurun bulunmaması nedeniyle sorumluluğu bulunmadığı, ayrıca her ne kadar ödeme emirlerinde alacağın kamu alacağı olarak nitelendirilip 6183 sayılı Kanun'un uygulanacağı belirtilmiş ise de somut olayda alacağın nitelik olarak 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesine dayalı özel sigortacılık faaliyetinden doğan prim alacağı olup kamu alacağı olmadığından 6183 sayılı Kanun'un uygulanmasının mümkün olmadığı, belirtilen nedenlerle davacının kendisine gönderilen ödeme emirlerinden dolayı borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının, davalı Kurum tarafından davacıya gönderilen ödeme emirlerinden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 168 inci maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin “6183 sayılı Kanun'un uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmünü içerdiği, bu durumda Mahkemece davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kabulüne ve davacı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davacının, davalı Kurum tarafından 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre düzenlenen ödeme emirleri sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ve ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlık, davacı Kurum'un 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesi gereğince doğmuş alacağının amme alacağı olup olmadığı ve buradan varılacak sonucuna göre, davacı Kurum'a anılan Yasa hükmünden doğan borcu bulunan dava dışı sigorta şirketinin yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmış olan davacının, bu borçtan, 5510 sayılı Kanun'un 88 inci ve 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddelerine göre borçluyla birlikte müteselsilen sorumlu olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 106 ncı ve 114 üncü maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 367 nci, 553 üncü ve 557 nci maddeleri.

3. 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesi.

4. 5510 sayılı Kanun'un 1 inci 88 inci ve 89 uncu maddeleri.

5. 6183 sayılı Kanun'un 1, 2 ve mükerrer 35 inci maddesi.

6.5502 sayılı ... Kanunu'nun (5502 sayılı Kanun) 34 üncü maddesi.

7. 1136 sayılı Kanun'un 168 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.2918 sayılı Kanun’un, 6111 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesiyle değiştirilen 98. maddesiyle, trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde ... tarafından karşılanacağı, trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda; sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve Güvence Hesabınca tahsil edilen katkı paylarının % 15’ini aşmamak üzere, münhasıran bu teminatın karşılığı olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamının sigorta şirketleri ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinde düzenlenen durumlar için Güvence Hesabı tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılacağı, bu madde çerçevesinde sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı tarafından ödenecek meblağın süresinde ödenmemesi halinde ise 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenleme altına alınmıştır.

2.Anılan Yasa hükmüyle atıf yapılan 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasında ise ...'nun prim ve diğer alacaklarının süresinde ödenmemesi halinde hangi oranda gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanacağı ve bunların usul ve yöntemleri düzenleme altına alınmıştır.

3. 6183 sayılı Kanun'un 1 inci maddesiyle, devletin ve kamu kurumlarının hangi tür asli ve feri alacaklarının amme alacağı olduğu belirtilmiş, aynı Kanun'un 2 nci maddesinde ise muhtelif kanunlarda 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil edileceği bildirilen her çeşit alacaklar hakkında da 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenleme altına alınmıştır.

4. 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin on altıncı fıkrasında, Kurum'un süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Kanun'un 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddelerinin uygulanacağı düzenleme altına alınmış olup on sekizinci fıkrasında ise Kurumun 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen prim ve diğer alacaklarının amme alacağı niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Anılan Yasa hükümleri karşısında SGK'nın prim ve diğer alacakların amme alacağı niteliğinde olduğu ve bunların tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı hususlarında duraksama bulunmamaktadır.

5.SGK'nın 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesinin ikinci fıkrasından doğan alacağının, amme alacağı niteliğinde olup olmadığına gelince, 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesinin birinci fıkrasında, trafik kazalarından kaynaklanan sağlık giderlerinin, genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde SGK tarafından karşılanacağı belirtilmiştir. Anılan Yasa hükmünün ikinci fıkrayla yapılan düzenlemenin amacı ise SGK'ya birinci fıkradaki giderlerin karşılanması amacıyla kaynak yaratmaktır. Buna göre, sigorta şirketlerince aktarılan prim payları, SGK tarafından, genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde trafik kazası sebebiyle meydana gelen sağlık giderlerin karşılanmasında kullanılacaktır. Hal böyle olunca primlerden ...' na aktarılması gereken tutarın kamu alacağı niteliğinde kabul edilmesi gerekmektedir. Zira, 5510 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde belirtildiği üzere Kanun'un amacı sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence kapsamına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile karşılanma yöntemlerini belirlemektir. 5502 sayılı Kanun'nun 34 üncü maddesinde Kurumun gelirlerinin primler, para cezaları vs. diğer gelirler olduğu belirtilmiş ve dolayısıyla bir sınır koyulmamıştır. Bu durum karşısında 2918 sayılı Kanun kapsamında zorunlu trafik sigortası primlerinden ...'na aktarılması gereken miktar sağlık sigortası primi kapsamında olup ... gelirlerindendir. Bu nedenle SGK tarafından sigorta şirketlerinden 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tahsil edilecek olan prim payları esasen genel sağlık sigortasına ilişkindir. Bu hale göre, SGK'nın anılan Yasa hükmünden doğan alacağının amme alacağı niteliğinde olduğunun kabulü gerekmekte olup aksi yöndeki gerekçede isabet bulunmamaktadır.

6.Davacı yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna gelince, 6183 sayılı Kanun'un "Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu" başlığını taşıyan Mükerrer 35 inci maddesinde, tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının tüzel kişinin kanuni temsilcilerinin mal varlığından 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği belirtilmiş, 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin yirminci fıkrasıyla ise Kurum'un sigorta primleri ve diğer alacaklarının haklı bir sebep olmaksızın süresinde ödenmemesi halinde tüzel kişiliği haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin, görevleri ile ilgili olarak Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenme altına alınmıştır.

7.6102 sayılı Kanun'un 557 nci maddesiyle, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu bakımından farklılaştırılmış teselsül ilkesi benimsenmiş ise de bu ilke, yönetim kurulu üyelerinin şirketin ticari faaliyetleri kapsamında özel hukuka ilişkin olarak yapmış oldukları iş ve işlemlere ilişkin olup kamu hukuku kapsamında değerlendirilmez. Somut olayda, 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesiyle getirilen prim aktarma yükümlülüğü, kamu menfaati gözetilerek kanunen getirilen bir yükümlülük olup her bir yönetim kurulu üyesi bu primlerin aktarılmasından müştereken ve müteselsilen sorumludur. Nitekim somut olaya uygulanması gereken 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin yirminci fıkrasında da bu husus açıkça belirtilmiştir.

8.Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı Kurum'un davaya konu alacağının amme alacağı olduğu ve davacı yönetim kurulu üyesinin, görev yaptığı dönemde 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesi gereğince aktarılması gereken prim paylarınından şirketle birlikte müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilip bu dönemde aktarılması gerekirken aktarılmayan prim payının miktarı da belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

9.Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin, vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Farklılaştırılmış teselsül

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/805 E. 2024/9336 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Farklılaştırılmış teselsül

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5922 E. 2024/7431 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Farklılaştırılmış teselsül 🔁 aynen tekrar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2053 E. 2025/94 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

4 benzer karar daha
  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6847 E. 2024/8462 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/58 E. 2014/7642 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Maddi ve Manevi Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1252 E. 2013/4575 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7980 E. 2013/6988 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/5921 E.  ,  2024/8009 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Dairesi

SAYISI 2022/523 Esas, 2023/1292 Karar

HÜKÜM

Davanın kabulü (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/342 E., 2021/921 K.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

KARAR

I. DAVA

Davacı asıl dava dilekçesinde; davalı Kurum tarafından adına düzenlenen ve 17.03.2017 tarihinde kendisine tebliğ edilen ödeme emirlerinde bildirilen borç aslı ve ferileri olan faizlerin vadesi geçtiği halde ödenmediğinden bahisle ödenmesinin talep edildiğini, öncelikle kuruma böyle bir borcu bulunmadığını, kurum tarafından, bildirilen borcun ödenmesi konusunda 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun (6183 sayılı Kanun) hükümlerine göre işlem yapılacağının belirtildiğini, bahsi geçen borca anılan Kanun'un 55 inci maddesi uyarınca itiraz ettiğini, 25.02.2011 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Bazı Alacakların Yeniden yapılandırılmasına ilişkin 13.02.2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile sağlık hizmet bedellerinin ödenmesine ilişkin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 98 inci maddesinin ikinci fıkrasında da belirtildiği üzere, trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda, sigorta şirketlerince yazılan primlerinin ve güvence hesabınca tahsil edilen katkı paylarının %15'ini aşmamak üzere ve münhasıran bu teminatın karşılğı olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamının sigorta şirketleri tarafından 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun (5684 sayılı Kanun) 14 üncü maddesinde düzenlenen durumlar için güvence hesabı tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılacağı, bu durumda sigorta şirketi ile sigortalı arasındaki police akdinden tahakkuk eden poliçe priminin belli oranının SGK'ya aktarımının amme alacağı olarak kabul edilmemesi, ayrıca bu talebin Borçlar Hukuku çerçevesinde değerlendirilmesinin de gerekeceğini ileri sürerek davalı tarafından kendisine gönderilen ödeme emirlerinin iptaline ve borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu'nun (5510 sayılı Kanun) 88 inci maddesinin yirminci fıkrası gereği davacının dava dışı ... Sigorta A.Ş'de yönetim kurulu üyesi ve üst düzey yetkili olduğundan sorumluluğunun bulunduğunu, ... Sigorta A.Ş tarafından 6111 sayılı yasa gereği aktarılması gereken primler aktarılmadığından borç doğmuş olup, davacının borcun son ödeme tarihinden önce yönetim kurulu üyeliğinden ayrılmış olmasının sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını, müvekkili tarafından ... Sigorta A.Ş hakkında 6183 sayılı Kanun'a göre başlatılan ve sonrasında şirket yönetim kurulu üyeleri hakkında da devam eden takibe konu alacağının amme alacağı niteliğinde olduğunu, imtiyazlı alacak olduğunu, müvekkili tarafından takip ve tahsilat yönünde yasal her türlü işlemin gerçekleştirildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesince, davacının, ... Sigorta A.Ş.'nin 20.05.2015 tarihli olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulu üyeliğine atandığı, bu kararın 04.06.2015 tarihinde ilan edildiği, 25.05.2015 tarihli yönetim kurulu toplantısında atanan üyeler arasından şirketi sınırsız temsil ve ilzama yetkili başkan ve üyelerin seçildiği, davacının bu üyeler arasında olmadığı, T.C. Başbakanlık makamının 07.07.2015 tarihli onayı ile ... Sigorta A.Ş.'nin tüm branşlardaki ruhsatlarının iptal edildiği ve yönetim kurulu başkan ve üyelerinin tamamen değiştirildiği, 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinde "Kurumun sigorta primleri ve diğer alacakları haklı bir sebep olmaksızın bu kanunda belirtilen sürelerde ödenmez ise " ibaresi kullanılarak sorumluluğun ön koşulu olarak haklı bir sebep bulunmaması öngörülmüş yani sorumluluğun müşterek ve müteselsil sorumluluk olmasının yanı sıra kusur sorumluluğu olduğunun da belirlendiği, somut olayda, idare ve temsil yetkisi yönetim kurulu kararı ile atanan kişilerden bazılarına devredilmiş durumda olup davacının ödeme emirlerinde belirtilen tarihlerde idare ve temsil yetkisi bulunmadığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen 553 üncü maddesinin ikinci fıkrasında, yönetim kurulu yetkilerinin devredilmesi halinde devreden organ veya kişilerin, devralan kişilerin fiil ve kararlarından sorumlu olmayacaklarının düzenlendiği, davacının hem yönetim ve temsil yetkisinin devredilmiş olması hem de görev aldığı 2 aylık sürede şahsen kendisine yükletebilecek bir kusurun bulunmaması nedeniyle sorumluluğu bulunmadığı, ayrıca her ne kadar ödeme emirlerinde alacağın kamu alacağı olarak nitelendirilip 6183 sayılı Kanun'un uygulanacağı belirtilmiş ise de somut olayda alacağın nitelik olarak 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesine dayalı özel sigortacılık faaliyetinden doğan prim alacağı olup kamu alacağı olmadığından 6183 sayılı Kanun'un uygulanmasının mümkün olmadığı, belirtilen nedenlerle davacının kendisine gönderilen ödeme emirlerinden dolayı borçlu olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davacının, davalı Kurum tarafından davacıya gönderilen ödeme emirlerinden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.

IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI

Bölge Adliye Mahkemesince, davalı vekilinin sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak 1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun (1136 sayılı Kanun) 168 inci maddesinde değişiklik yapan 5904 sayılı Kanun'un 35 inci maddesinin “6183 sayılı Kanun'un uygulanmasından doğan her türlü davalar için avukatlık ücreti tutarı maktu olarak belirlenir” hükmünü içerdiği, bu durumda Mahkemece davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, nispi vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kabulüne ve davacı yararına maktu vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmiş, hüküm, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.

V. TEMYİZ İNCELEMESİ

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, davacının, davalı Kurum tarafından 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre düzenlenen ödeme emirleri sebebiyle borçlu olmadığının tespiti ve ödeme emirlerinin iptali istemine ilişkin olup uyuşmazlık, davacı Kurum'un 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesi gereğince doğmuş alacağının amme alacağı olup olmadığı ve buradan varılacak sonucuna göre, davacı Kurum'a anılan Yasa hükmünden doğan borcu bulunan dava dışı sigorta şirketinin yönetim kurulu üyesi olarak görev yapmış olan davacının, bu borçtan, 5510 sayılı Kanun'un 88 inci ve 6183 sayılı Kanun'un 35 inci maddelerine göre borçluyla birlikte müteselsilen sorumlu olup olmadığı hususlarında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 106 ncı ve 114 üncü maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 367 nci, 553 üncü ve 557 nci maddeleri.

3. 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesi.

4. 5510 sayılı Kanun'un 1 inci 88 inci ve 89 uncu maddeleri.

5. 6183 sayılı Kanun'un 1, 2 ve mükerrer 35 inci maddesi.

6.5502 sayılı ... Kanunu'nun (5502 sayılı Kanun) 34 üncü maddesi.

7. 1136 sayılı Kanun'un 168 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.2918 sayılı Kanun’un, 6111 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesiyle değiştirilen 98. maddesiyle, trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinin, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde ... tarafından karşılanacağı, trafik kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda; sigorta şirketlerince yazılan primlerin ve Güvence Hesabınca tahsil edilen katkı paylarının % 15’ini aşmamak üzere, münhasıran bu teminatın karşılığı olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamının sigorta şirketleri ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14 üncü maddesinde düzenlenen durumlar için Güvence Hesabı tarafından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılacağı, bu madde çerçevesinde sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı tarafından ödenecek meblağın süresinde ödenmemesi halinde ise 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasının uygulanacağı düzenleme altına alınmıştır.

2.Anılan Yasa hükmüyle atıf yapılan 5510 sayılı Kanun'un 89 uncu maddesinin ikinci fıkrasında ise ...'nun prim ve diğer alacaklarının süresinde ödenmemesi halinde hangi oranda gecikme cezası ve gecikme zammı uygulanacağı ve bunların usul ve yöntemleri düzenleme altına alınmıştır.

3. 6183 sayılı Kanun'un 1 inci maddesiyle, devletin ve kamu kurumlarının hangi tür asli ve feri alacaklarının amme alacağı olduğu belirtilmiş, aynı Kanun'un 2 nci maddesinde ise muhtelif kanunlarda 6183 sayılı Kanun'a göre tahsil edileceği bildirilen her çeşit alacaklar hakkında da 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı düzenleme altına alınmıştır.

4. 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin on altıncı fıkrasında, Kurum'un süresi içinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde, 6183 sayılı Kanun'un 51 inci, 102 nci ve 106 ncı maddeleri hariç, diğer maddelerinin uygulanacağı düzenleme altına alınmış olup on sekizinci fıkrasında ise Kurumun 6183 sayılı Kanun kapsamında takip edilen prim ve diğer alacaklarının amme alacağı niteliğinde olduğu belirtilmiştir. Anılan Yasa hükümleri karşısında SGK'nın prim ve diğer alacakların amme alacağı niteliğinde olduğu ve bunların tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı hususlarında duraksama bulunmamaktadır.

5.SGK'nın 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesinin ikinci fıkrasından doğan alacağının, amme alacağı niteliğinde olup olmadığına gelince, 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesinin birinci fıkrasında, trafik kazalarından kaynaklanan sağlık giderlerinin, genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde SGK tarafından karşılanacağı belirtilmiştir. Anılan Yasa hükmünün ikinci fıkrayla yapılan düzenlemenin amacı ise SGK'ya birinci fıkradaki giderlerin karşılanması amacıyla kaynak yaratmaktır. Buna göre, sigorta şirketlerince aktarılan prim payları, SGK tarafından, genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde trafik kazası sebebiyle meydana gelen sağlık giderlerin karşılanmasında kullanılacaktır.

Hal böyle olunca primlerden ...' na aktarılması gereken tutarın kamu alacağı niteliğinde kabul edilmesi gerekmektedir. Zira, 5510 sayılı Kanun'un 1 inci maddesinde belirtildiği üzere Kanun'un amacı sosyal sigortalar ile genel sağlık sigortası bakımından kişileri güvence kapsamına almak; bu sigortalardan yararlanacak kişileri ve sağlanacak hakları, bu haklardan yararlanma şartları ile karşılanma yöntemlerini belirlemektir. 5502 sayılı Kanun'nun 34 üncü maddesinde Kurumun gelirlerinin primler, para cezaları vs. diğer gelirler olduğu belirtilmiş ve dolayısıyla bir sınır koyulmamıştır. Bu durum karşısında 2918 sayılı Kanun kapsamında zorunlu trafik sigortası primlerinden ...'na aktarılması gereken miktar sağlık sigortası primi kapsamında olup ...

gelirlerindendir. Bu nedenle SGK tarafından sigorta şirketlerinden 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince tahsil edilecek olan prim payları esasen genel sağlık sigortasına ilişkindir. Bu hale göre, SGK'nın anılan Yasa hükmünden doğan alacağının amme alacağı niteliğinde olduğunun kabulü gerekmekte olup aksi yöndeki gerekçede isabet bulunmamaktadır.

6.Davacı yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna gelince, 6183 sayılı Kanun'un "Kanuni Temsilcilerin Sorumluluğu" başlığını taşıyan Mükerrer 35 inci maddesinde, tüzel kişilerin mal varlığından tamamen veya kısmen tahsil edilemeyen veya edilemeyeceği anlaşılan amme alacaklarının tüzel kişinin kanuni temsilcilerinin mal varlığından 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre tahsil edileceği belirtilmiş, 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin yirminci fıkrasıyla ise Kurum'un sigorta primleri ve diğer alacaklarının haklı bir sebep olmaksızın süresinde ödenmemesi halinde tüzel kişiliği haiz işverenlerin üst düzeydeki yönetici veya yetkililerinin, görevleri ile ilgili olarak Kuruma karşı işverenleri ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumlu olacağı düzenlenme altına alınmıştır.

7.6102 sayılı Kanun'un 557 nci maddesiyle, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu bakımından farklılaştırılmış teselsül ilkesi benimsenmiş ise de bu ilke, yönetim kurulu üyelerinin şirketin ticari faaliyetleri kapsamında özel hukuka ilişkin olarak yapmış oldukları iş ve işlemlere ilişkin olup kamu hukuku kapsamında değerlendirilmez. Somut olayda, 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesiyle getirilen prim aktarma yükümlülüğü, kamu menfaati gözetilerek kanunen getirilen bir yükümlülük olup her bir yönetim kurulu üyesi bu primlerin aktarılmasından müştereken ve müteselsilen sorumludur. Nitekim somut olaya uygulanması gereken 5510 sayılı Kanun'un 88 inci maddesinin yirminci fıkrasında da bu husus açıkça belirtilmiştir.

8.Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, davacı Kurum'un davaya konu alacağının amme alacağı olduğu ve davacı yönetim kurulu üyesinin, görev yaptığı dönemde 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesi gereğince aktarılması gereken prim paylarınından şirketle birlikte müteselsilen sorumlu olduğu kabul edilip bu dönemde aktarılması gerekirken aktarılmayan prim payının miktarı da belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeye dayalı olarak yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

9.Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin, vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

VI. SONUÇ

Yukarıdaki (1) ila (8) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, (9) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, 19.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1108347600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.