Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/6076 E. 2024/7706 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihdas nedeni↗ malen kaydı↗ talil↗ vade tarihi↗ lehdar↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ bedelsizlik↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ keşideci↗ bono↗ vade↗ kötü niyet↗ iflas↗ kötüniyet↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2020/89 E., 2020/375 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, üzerinde bulunan boş bir bonoyu haksız olarak ele geçirmek suretiyle rakam kısımlarını doldurarak Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğünün 2017/1836 esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhinde icra takibine giriştiğini, yapılan takibin haksız olduğunu ileri sürerek icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve %20 kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; paraya ihtiyacı olduğu için müvekkili tarafından davacıya 500 Cumhuriyet altını verildiğini, karşılığında bono tanzim edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını savunarak davanın reddi ile %20 oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, lehdarı davalı, keşidecisi davacı, tanzim tarihi 15.04.2015 olan senette bedelin "malen" alındığı ibaresinin bulunmasına karşın, davalının savunmasında davacıya senet düzenlenmeden önce 500 Cumhuriyet altını verdiğini belirterek senedin ihdas nedenini talil ederek ispat yükünü üzerine aldığı, bu halde davacıya bono karşılığı 500 altın verdiğini ispatla yükümlü olduğu, ancak iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğünün 2017/1836 esas sayılı icra takibine konu edilen davalı lehine düzenlenmiş 15.04.2015 tanzim ve 15.06.2015 vade tarihli 350.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, davalının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu ispatlanamadığından davacı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde bulunmadığı, verilen kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bonodan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Uyuşmazlık, malen kaydı bulunan bono nedeni yapılan takipten borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin açılan davada, davalının davacıya bono düzenlenmeden önce altın verdiğini belirtmesinin senedin düzenlenme nedeninin talili olup olmadığı ve ispat yükünün kimin üzerinde olduğu noktasında toplanmaktadır.
Davacı, davalıya temin edeceği borç karşılığında senet vermeye hazır olduğu söylemesi üzerine, davacının cebinde bulunan senedin davalı tarafından habersizce alınarak tanzim tarihi, vade tarihi ve bedelinin davalı tarafından gerçek olmayan şekilde doldurulduğunu ve senedin bedelsiz olduğunu iddia etmiş, davalı ise savunmasında davacının yaptıracağı binadan daire almak için 500 Cumhuriyet altını davacıya teslim ettiği ancak bina inşaatı yapılmadığından davacıdan altınlarını geri istemesi üzerine, tarafların bir araya gelerek verdiği altınların o günkü karşılığı hesapnarak dava konusu bononun davacı tarafından düzenlendiği, bono üzerine malen kaydının da davacı tarafından yazıldığı ve imzalanarak kendisine teslim edildiğini belirtmiştir.
Dava konusu bonoda malen kaydı bulunmakla, davalı tarafından senet düzenlenmeden verildiği iddia edilen 500 Cumhuriyet altınının mal olarak kabul edilmesi gerekmektedir. O halde mahkemece, davalının anılan beyanının senedin düzenlenme nedeninin talili olmadığının kabulü ile ispat yükü üzerinde olan davacının dosyaya iddiasını ispatlar nitelikte herhangi bir yazılı bilgi, belge sunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davalının senedin ihdas nedenini talil ederek ispat yükünü üzerine aldığı ve davacıya altın verdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3025 E. 2021/2800 K.
Ortak:ihdas nedeni · talil · borçlu olunmadığının tespiti · bedelsizlik · bono · kötüniyet
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, «lehdarı» davalı, «keşidecisi» davacı, tanzim tarihi 15.04.2015 olan senette bedelin "malen" alındığı ibaresinin bulunmasına karşın, davalının savunmasında davacıya senet düzenlenmeden önce 500 Cumhuriyet altını verdiğini belirterek senedin «ihdas nedenini» «talil» ederek ispat yükünü üzerine aldığı, bu halde davacıya «bono» karşılığı 500 altın verdiğini ispatla yükümlü olduğu, ancak iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğünün 2017/1836 esas sayılı icra takibine konu edilen davalı lehine düzenlenmiş 15.04.2015 tanzim ve 15.06.2015 «vade» tarihli 350.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, davalının icra takibini «kötüniyetli» olarak yaptığı hususu ispatlanamadığından davacı tarafın «kötü niyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Değerlendirme Uyuşmazlık, «malen kaydı» bulunan «bono» nedeni yapılan takipten «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin açılan davada, davalının davacıya bono düzenlenmeden önce altın verdiğini belirtmesinin senedin düzenlenme nedeninin «talili» olup olmadığı ve «ispat yükünün» kimin üzerinde olduğu noktasında toplanmaktadır.
… temin edeceği borç karşılığında senet vermeye hazır olduğu söylemesi üzerine, davacının cebinde bulunan senedin davalı tarafından habersizce alınarak tanzim tarihi, «vade tarihi» ve bedelinin davalı tarafından gerçek olmayan şekilde doldurulduğunu ve senedin «bedelsiz» olduğunu iddia etmiş, davalı ise savunmasında davacının yaptıracağı binadan daire almak için 500 Cumhuriyet altını davacıya «teslim» ettiği ancak bina inşaatı yapılmadığından davacıdan altınlarını geri istemesi üzerine, tarafların bir araya gelerek verdiği altınların o günkü karşılığı hesapnarak dava konusu «bononun» davacı tarafından düzenlendiği, bono üzerine «malen kaydının» da davacı tarafından yazıldığı ve imzalanarak kendisine teslim edildiğini belirtmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, takibe konu malen kayıtlı «bononun» tarafların iddia ve cevaplarıyla «ihdas nedenini» «talil» etmediği, bu durumda davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği, bununla birlikte davacı şirket «temsilcisinin» icrai «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, davalının da takibe konu edilen 70.000.-TL dışında borcunun kalmadığını kabul ettiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davacının 270.000.-TL bedelli bonodan dolayı davalıya 200.000.- TL «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, takibe konu «bononun» malen kayıtlı olarak düzenlendiği dikkate alındığında davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği ancak davacı tarafın buna ilişkin dosyaya yazılı bir delil sunmadığı, davacı şirket yetkilisi olduğu söylenen ...'nın yapılan «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, bu kişinin şirket yetkilisi olduğu konusunda da duruşmada davacı vekilinin beyanda bulunduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, davalı vekilinin 06.07.2017 tarihli duruşmada takibe konulan miktar dışında alacaklarının kalmadığını beyan etmesi, davacının davayı açmakta «kötüniyetli» olduğu konusunda dosyada delil olmaması ve «yargılama giderlerinin» kabul edilen miktar üzerinden hesaplandığı, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, «kamu düzenine aykırılık» hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olması gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir …
2- Dava, senet tutarı olan 270.000.-TL üzerinden «borçlu olunmadığının tespitine» ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil değerlendirmesi · kamu düzenine aykırılık · kamu düzeni · yargılama gideri · haciz · harç · teminat · temsil
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince, takibe konu «bononun» malen kayıtlı olarak düzenlendiği dikkate alındığında davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği ancak davacı tarafın buna ilişkin dosyaya yazılı bir delil sunmadığı, davacı şirket yetkilisi olduğu söylenen ...'nın yapılan «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, bu kişinin şirket yetkilisi olduğu konusunda da duruşmada davacı vekilinin beyanda bulunduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, davalı vekilinin 06.07.2017 tarihli duruşmada takibe konulan miktar dışında alacaklarının kalmadığını beyan etmesi, davacının davayı açmakta «kötüniyetli» olduğu konusunda dosyada delil olmaması ve «yargılama giderlerinin» kabul edilen miktar üzerinden hesaplandığı, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, «kamu düzenine aykırılık» hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olması gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir …
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, takibe konu malen kayıtlı «bononun» tarafların iddia ve cevaplarıyla «ihdas nedenini» «talil» etmediği, bu durumda davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği, bununla birlikte davacı şirket «temsilcisinin» icrai «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, davalının da takibe konu edilen 70.000.-TL dışında borcunun kalmadığını kabul ettiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davacının 270.000.-TL bedelli bonodan dolayı davalıya 200.000.- TL «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmiştir.
Yapılan yargılama esnasında davacı yalnızca 200.000.-TL tutar üzerinden dava açmakta haklı olduğuna göre mahkemece bu tutar üzerinden hesaplanacak nispi harçtan davalının sorumlu tutulması gerekirken dava değerinin tamamı üzerinden «harç» hesabı yapılması doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Menfi tespit | Kötüniyet tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/2978 E. 2021/2837 K.
Ortak:ihdas nedeni · malen kaydı · talil · borçlu olunmadığının tespiti · kötü niyet tazminatı · ispat yükü · bono · kötü niyet
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, «lehdarı» davalı, «keşidecisi» davacı, tanzim tarihi 15.04.2015 olan senette bedelin "malen" alındığı ibaresinin bulunmasına karşın, davalının savunmasında davacıya senet düzenlenmeden önce 500 Cumhuriyet altını verdiğini belirterek senedin «ihdas nedenini» «talil» ederek ispat yükünü üzerine aldığı, bu halde davacıya «bono» karşılığı 500 altın verdiğini ispatla yükümlü olduğu, ancak iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğünün 2017/1836 esas sayılı icra takibine konu edilen davalı lehine düzenlenmiş 15.04.2015 tanzim ve 15.06.2015 «vade» tarihli 350.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, davalının icra takibini «kötüniyetli» olarak yaptığı hususu ispatlanamadığından davacı tarafın «kötü niyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Değerlendirme Uyuşmazlık, «malen kaydı» bulunan «bono» nedeni yapılan takipten «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin açılan davada, davalının davacıya bono düzenlenmeden önce altın verdiğini belirtmesinin senedin düzenlenme nedeninin «talili» olup olmadığı ve «ispat yükünün» kimin üzerinde olduğu noktasında toplanmaktadır.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, üzerinde bulunan boş bir bonoyu haksız olarak ele geçirmek suretiyle rakam kısımlarını doldurarak Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğünün 2017/1836 esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhinde icra takibine giriştiğini, yapılan takibin haksız olduğunu ileri sürerek icra takibine konu «bono» nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve %20 «kötü niyet tazminatının» tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… rece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirkete karşı başlatılan icra takibinin konusunu oluşturan ve “«bono»” şeklinde düzenlenmiş olan belgenin boşa imzalı olarak düzenlendiği ve üzerinin hukuka aykırı olarak doldurulduğu, söz konusu belgenin taraflar arasında yapılan şirketin «pay devrine» ilişkin anlaşma ile hukuken illiyet bağından yoksun olduğu, taraflar arasında “«malen” kaydını» gerektirecek bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalının şirket hisselerinin devrine yönelik noter sözleşmesinde devir bedelinin harçların düşük ödenmesi için 50.000,00 TL olarak gösterildiğini beyan ettiği, kendi danışıklı/«muvazaalı» işlemine dayanamayacağı ve davalının belgenin verildiği tarihte davacı şirketi «temsile» yetkili olduğu bu nedenle de şirket kaşesinin basılı olduğu bir belgeyi almasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %20 «kötü niyet tazminatına» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacının «sahtecilik» iddiasına yönelik yaptığı «şikayet» üzerine başlatılan soruşturmada bu dava sonucunun bekletildiğinin bildirildiği, dava konusu senette ''bedeli malen alınmıştır'' «kaydına» rağmen alacaklı davalı, davacı şirketçe bedelin mal olarak verilmediğini, davalının davacı şirketteki hisselerini davacı şirket ortaklarından ...'a 550.000,00 TL bedel karşılığında satması, devir bedelinin ödenmemesi ve ...'ın mal varlığı bulunmaması nedeniyle, davalının hisse devrinden kaynaklanan alacağının davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiğini iddia etttiği, bu durumda takibin dayanağını teşkil eden dolayısıyla da alacaklının alacağını ispat aracı durumundaki «bonoda» bulunan «malen kaydının» doğru olmadığı yönündeki borçlu iddiası alacaklı davalı tarafça kabul edildiği, temeldeki hukuki ilişki yönünden bonodaki bu ispat kaydı bizzat alacaklı tarafından değişikliğe uğratıldığı, böylece «ispat külfetinin» davalı üzerine geçtiği, alacağın varlığı ve dayandığı «temel ilişkinin» senettekinden farklı olduğunu iddia eden davalı, kendi dayandığı ve senet metninden anlaşılamayan, davalının davacı şirketteki hisselerini diğer şirket ortağına 550.000,00 TL bedelle satmasından kaynaklı alacağının, davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiği iddialarını ispatla yükümlü olduğu, dosya kapsamında davalının üzerine aldığı ispat külfetini yerine getirmeye yönelik yazılı bir delil «ibraz» etmediği gözetildiğinde davanın bu nedenle kabulü gerekirken ilk derece mahkemesince yerinde olmayan gerekçe ile kabul kararı verildiğinden davalı vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile kabulüne, davalının kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden «kötü niyet tazminatı» isteğinin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davaya konu «bonoda» «ihdas nedeni» olarak «malen kaydı» bulunmakta olup davalı da «hisse senedi» devri karşılığında senet alındığını beyan etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:senede karşı senetle ispat · senetle ispat kuralı · senetle ispat · temel ilişki · pay devri · ispat külfeti · sahtecilik · muvazaa
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacının «sahtecilik» iddiasına yönelik yaptığı «şikayet» üzerine başlatılan soruşturmada bu dava sonucunun bekletildiğinin bildirildiği, dava konusu senette ''bedeli malen alınmıştır'' «kaydına» rağmen alacaklı davalı, davacı şirketçe bedelin mal olarak verilmediğini, davalının davacı şirketteki hisselerini davacı şirket ortaklarından ...'a 550.000,00 TL bedel karşılığında satması, devir bedelinin ödenmemesi ve ...'ın mal varlığı bulunmaması nedeniyle, davalının hisse devrinden kaynaklanan alacağının davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiğini iddia etttiği, bu durumda takibin dayanağını teşkil eden dolayısıyla da alacaklının alacağını ispat aracı durumundaki «bonoda» bulunan «malen kaydının» doğru olmadığı yönündeki borçlu iddiası alacaklı davalı tarafça kabul edildiği, temeldeki hukuki ilişki yönünden bonodaki bu ispat kaydı bizzat alacaklı tarafından değişikliğe uğratıldığı, böylece «ispat külfetinin» davalı üzerine geçtiği, alacağın varlığı ve dayandığı «temel ilişkinin» senettekinden farklı olduğunu iddia eden davalı, kendi dayandığı ve senet metninden anlaşılamayan, davalının davacı şirketteki hisselerini diğer şirket ortağına 550.000,00 TL bedelle satmasından kaynaklı alacağının, davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiği iddialarını ispatla yükümlü olduğu, dosya kapsamında davalının üzerine aldığı ispat külfetini yerine getirmeye yönelik yazılı bir delil «ibraz» etmediği gözetildiğinde davanın bu nedenle kabulü gerekirken ilk derece mahkemesince yerinde olmayan gerekçe ile kabul kararı verildiğinden davalı vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile kabulüne, davalının kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden «kötü niyet tazminatı» isteğinin reddine karar verilmiştir.
Menfi tespit davalarında kural olarak «ispat yükü» alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa «senede karşı senetle ispat kuralı» gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir.
… rece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirkete karşı başlatılan icra takibinin konusunu oluşturan ve “«bono»” şeklinde düzenlenmiş olan belgenin boşa imzalı olarak düzenlendiği ve üzerinin hukuka aykırı olarak doldurulduğu, söz konusu belgenin taraflar arasında yapılan şirketin «pay devrine» ilişkin anlaşma ile hukuken illiyet bağından yoksun olduğu, taraflar arasında “«malen” kaydını» gerektirecek bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalının şirket hisselerinin devrine yönelik noter sözleşmesinde devir bedelinin harçların düşük ödenmesi için 50.000,00 TL olarak gösterildiğini beyan ettiği, kendi danışıklı/«muvazaalı» işlemine dayanamayacağı ve davalının belgenin verildiği tarihte davacı şirketi «temsile» yetkili olduğu bu nedenle de şirket kaşesinin basılı olduğu bir belgeyi almasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %20 «kötü niyet tazminatına» karar verilmiştir.
Şirket hissesi nakit alımı olarak değerlendirilemeyeceğinden davalının beyanında Bölge Adliye Mahkemesi kararında kabul edildiği gibi «talil» bulunmadığından «ispat külfetinin» yer değiştirmesine yol açmayacağı gözetilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11959 E. 2010/2791 K.
Ortak:malen kaydı · talil · ispat yükü · keşideci · bono · kötüniyet · cy/cy kaydı · teslim · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaDeğerlendirme Uyuşmazlık, «malen kaydı» bulunan «bono» nedeni yapılan takipten «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin açılan davada, davalının davacıya bono düzenlenmeden önce altın verdiğini belirtmesinin senedin düzenlenme nedeninin «talili» olup olmadığı ve «ispat yükünün» kimin üzerinde olduğu noktasında toplanmaktadır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, «lehdarı» davalı, «keşidecisi» davacı, tanzim tarihi 15.04.2015 olan senette bedelin "malen" alındığı ibaresinin bulunmasına karşın, davalının savunmasında davacıya senet düzenlenmeden önce 500 Cumhuriyet altını verdiğini belirterek senedin «ihdas nedenini» «talil» ederek ispat yükünü üzerine aldığı, bu halde davacıya «bono» karşılığı 500 altın verdiğini ispatla yükümlü olduğu, ancak iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğünün 2017/1836 esas sayılı icra takibine konu edilen davalı lehine düzenlenmiş 15.04.2015 tanzim ve 15.06.2015 «vade» tarihli 350.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, davalının icra takibini «kötüniyetli» olarak yaptığı hususu ispatlanamadığından davacı tarafın «kötü niyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
… temin edeceği borç karşılığında senet vermeye hazır olduğu söylemesi üzerine, davacının cebinde bulunan senedin davalı tarafından habersizce alınarak tanzim tarihi, «vade tarihi» ve bedelinin davalı tarafından gerçek olmayan şekilde doldurulduğunu ve senedin «bedelsiz» olduğunu iddia etmiş, davalı ise savunmasında davacının yaptıracağı binadan daire almak için 500 Cumhuriyet altını davacıya «teslim» ettiği ancak bina inşaatı yapılmadığından davacıdan altınlarını geri istemesi üzerine, tarafların bir araya gelerek verdiği altınların o günkü karşılığı hesapnarak dava konusu «bononun» davacı tarafından düzenlendiği, bono üzerine «malen kaydının» da davacı tarafından yazıldığı ve imzalanarak kendisine teslim edildiğini belirtmiştir.
Benzer bu karardaUyuşmazlığa konu «bononun» «lehtarının» davalı, «keşidecisinin» ise davacı bulunduğu, diğer unsurlarının tam olduğu ve "«malen kaydı»" içerdiği hususları tartışmasızdır.
Bu durumda, borçlu olmadığını iddia eden «keşidecinin», keşide edilen «bono» karşılığında kendisine mal «teslim» edilmediğini ve dolayısıyla bu senetten dolayı borcunun bulunmadığını kanıtlaması zorunludur.
Dava konusu «bono» da "«malen" kaydını» içermektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:senedin talili · illetten mücerretlik · isticvap · mücerretlik · teminat senedi · karine · kötüniyet tazminatı · lehtar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «isticvaba» rağmen senedin malen alındı ibaresi karşısında davalının bir beyanda bulunmadığı, buna göre «sebebini» «talil» etmiş olduğu, «ispat yükünün» «senedi talil» eden davalıda bulunduğu, «illetten mücerret» borç senedi olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının icra takibine konulan senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalıya ödenen 28.001,00 YTL’nın ödeme tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, «asıl alacak» üzerinden % 40 oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Uyuşmazlığa konu «bononun» «lehtarının» davalı, «keşidecisinin» ise davacı bulunduğu, diğer unsurlarının tam olduğu ve "«malen kaydı»" içerdiği hususları tartışmasızdır.
Ancak, "bedeli malen ahzolunmuştur" «kaydını» içerecek şekilde düzenlenen bir «kambiyo senedinin» «karine» olarak «teslim» alınan bir mal karşılığında düzenlendiğinin kabulü gerekir.
Ayrıca, senedin «teminat senedi» olduğunu ileri süren de bu iddiasını ispat etmelidir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1851 E. 2025/770 K.
Ortak:ihdas nedeni · malen kaydı · talil · borçlu olunmadığının tespiti · kötü niyet tazminatı · ispat yükü · bono · vade · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, «lehdarı» davalı, «keşidecisi» davacı, tanzim tarihi 15.04.2015 olan senette bedelin "malen" alındığı ibaresinin bulunmasına karşın, davalının savunmasında davacıya senet düzenlenmeden önce 500 Cumhuriyet altını verdiğini belirterek senedin «ihdas nedenini» «talil» ederek ispat yükünü üzerine aldığı, bu halde davacıya «bono» karşılığı 500 altın verdiğini ispatla yükümlü olduğu, ancak iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğünün 2017/1836 esas sayılı icra takibine konu edilen davalı lehine düzenlenmiş 15.04.2015 tanzim ve 15.06.2015 «vade» tarihli 350.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, davalının icra takibini «kötüniyetli» olarak yaptığı hususu ispatlanamadığından davacı tarafın «kötü niyet tazminatı» isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Değerlendirme Uyuşmazlık, «malen kaydı» bulunan «bono» nedeni yapılan takipten «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin açılan davada, davalının davacıya bono düzenlenmeden önce altın verdiğini belirtmesinin senedin düzenlenme nedeninin «talili» olup olmadığı ve «ispat yükünün» kimin üzerinde olduğu noktasında toplanmaktadır.
… temin edeceği borç karşılığında senet vermeye hazır olduğu söylemesi üzerine, davacının cebinde bulunan senedin davalı tarafından habersizce alınarak tanzim tarihi, «vade tarihi» ve bedelinin davalı tarafından gerçek olmayan şekilde doldurulduğunu ve senedin «bedelsiz» olduğunu iddia etmiş, davalı ise savunmasında davacının yaptıracağı binadan daire almak için 500 Cumhuriyet altını davacıya «teslim» ettiği ancak bina inşaatı yapılmadığından davacıdan altınlarını geri istemesi üzerine, tarafların bir araya gelerek verdiği altınların o günkü karşılığı hesapnarak dava konusu «bononun» davacı tarafından düzenlendiği, bono üzerine «malen kaydının» da davacı tarafından yazıldığı ve imzalanarak kendisine teslim edildiğini belirtmiştir.
Benzer bu karardaB.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Taraflar arasında «teminat senedi» olduğu iddia edilen, üzerinde ''«malen'' kaydı» bulunan senetten dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin davada yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafından senedin ''nakden'' olarak «talil» edilmesi sebebiyle «ispat yükünün» yer değiştirdiği, davalının davacıdan alacaklı olduğunu «tanık delili» ile ispat ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, senet «lehtarı» olan davalının senet üzerindeki «malen kaydını» «talil» ederek senedin nakden yani davacı tarafa verdiği borca istinaden düzenlendiğini iddia ederek «senedi talil» ettiği, davacı tarafça «imzası inkar» edilmemiş olan dava konusu senedin «yazılı delil başlangıcı» kabul edildiği, talil eden davalının davacı taraf ile aralarındaki temel hukuki ilişkiyi tanık «dahil» her türlü delille ispat edebileceği, bu kapsamda davalı tanıklarının dinlenildiği, tanık beyanlarından davacının gerek kendisine ait, gerekse anne/babasına ait TL, altın, döviz borcunu davacı tarafa ait olup sonradan kamulaştırılmış olduğu bildirilen otel yapımı sırasında davacıya verdiği, ayrıca davalının davacı şirkette «şirket müdürü» olarak çalışmış olup ücretini de alamadığı, dava konusu olan «bononun» davalı tarafından davacıya verilen borç ve davacı şirketteki çalışmaları karşılığı hak kazandığı ücrete ilişkin olduğu, davacı tarafın dava konusu senetteki imza v …
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu senette «keşide yerinin» bulunmadığı, bu haliyle senedin «adi senet» hükmünde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davacı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı şahıs yönünden yapılan değerlendirmede; takip dayanağı senet adi senet vasfında olsa bile «bonoya» ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, somut olayda dayanak senet üzerinde "Malen" «kaydının» bulunduğu, davalı yanca senetteki "Malen" kaydının talil edildiği, gerek bu nedenle gerekse senedin «kambiyo vasfı» bulunmaması nedeniyle ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde bulunduğu, davalı tarafından davacıya borç verildiği hususunu ispata yarar şekilde dosya kapsamına geçerli bir delil «ibraz» edilemediği, cevap dilekçesinde açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı, bu davacı yönünden açılan davanın da kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu, gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacıların icra takip dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların «kötüniyet tazminatı» talebinin kabulü ile «asıl alacak» miktarının %20'si oranında (80.000,00 TL) kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz e …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:senedin talili · adi senet · kambiyo vasfı · tanık delili · avalist · keşide yeri · aval · yazılı delil başlangıcı
Benzer bu karardaBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu senette «keşide yerinin» bulunmadığı, bu haliyle senedin «adi senet» hükmünde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davacı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı şahıs yönünden yapılan değerlendirmede; takip dayanağı senet adi senet vasfında olsa bile «bonoya» ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, somut olayda dayanak senet üzerinde "Malen" «kaydının» bulunduğu, davalı yanca senetteki "Malen" kaydının talil edildiği, gerek bu nedenle gerekse senedin «kambiyo vasfı» bulunmaması nedeniyle ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde bulunduğu, davalı tarafından davacıya borç verildiği hususunu ispata yarar şekilde dosya kapsamına geçerli bir delil «ibraz» edilemediği, cevap dilekçesinde açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı, bu davacı yönünden açılan davanın da kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu, gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacıların icra takip dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların «kötüniyet tazminatı» talebinin kabulü ile «asıl alacak» miktarının %20'si oranında (80.000,00 TL) kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz e …
Bölge Adliye Mahkemesince, senet üzerinde «keşide yerinin» bulunmaması nedeniyle «bono» vasfını yitirdiği, «adi senet» niteliğinde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, senet adi senet vasfında olsa bile bonoya ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, «senedin talil» edilmesi sebebiyle ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davacıların dava konusu senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve davalılar aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, senet «lehtarı» olan davalının senet üzerindeki «malen kaydını» «talil» ederek senedin nakden yani davacı tarafa verdiği borca istinaden düzenlendiğini iddia ederek «senedi talil» ettiği, davacı tarafça «imzası inkar» edilmemiş olan dava konusu senedin «yazılı delil başlangıcı» kabul edildiği, talil eden davalının davacı taraf ile aralarındaki temel hukuki ilişkiyi tanık «dahil» her türlü delille ispat edebileceği, bu kapsamda davalı tanıklarının dinlenildiği, tanık beyanlarından davacının gerek kendisine ait, gerekse anne/babasına ait TL, altın, döviz borcunu davacı tarafa ait olup sonradan kamulaştırılmış olduğu bildirilen otel yapımı sırasında davacıya verdiği, ayrıca davalının davacı şirkette «şirket müdürü» olarak çalışmış olup ücretini de alamadığı, dava konusu olan «bononun» davalı tarafından davacıya verilen borç ve davacı şirketteki çalışmaları karşılığı hak kazandığı ücrete ilişkin olduğu, davacı tarafın dava konusu senetteki imza v …
B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Taraflar arasında «teminat senedi» olduğu iddia edilen, üzerinde ''«malen'' kaydı» bulunan senetten dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin davada yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafından senedin ''nakden'' olarak «talil» edilmesi sebebiyle «ispat yükünün» yer değiştirdiği, davalının davacıdan alacaklı olduğunu «tanık delili» ile ispat ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3092 E. 2021/3951 K.
Ortak:malen kaydı · talil · ispat yükü · bono · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaDeğerlendirme Uyuşmazlık, «malen kaydı» bulunan «bono» nedeni yapılan takipten «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin açılan davada, davalının davacıya bono düzenlenmeden önce altın verdiğini belirtmesinin senedin düzenlenme nedeninin «talili» olup olmadığı ve «ispat yükünün» kimin üzerinde olduğu noktasında toplanmaktadır.
… temin edeceği borç karşılığında senet vermeye hazır olduğu söylemesi üzerine, davacının cebinde bulunan senedin davalı tarafından habersizce alınarak tanzim tarihi, «vade tarihi» ve bedelinin davalı tarafından gerçek olmayan şekilde doldurulduğunu ve senedin «bedelsiz» olduğunu iddia etmiş, davalı ise savunmasında davacının yaptıracağı binadan daire almak için 500 Cumhuriyet altını davacıya «teslim» ettiği ancak bina inşaatı yapılmadığından davacıdan altınlarını geri istemesi üzerine, tarafların bir araya gelerek verdiği altınların o günkü karşılığı hesapnarak dava konusu «bononun» davacı tarafından düzenlendiği, bono üzerine «malen kaydının» da davacı tarafından yazıldığı ve imzalanarak kendisine teslim edildiğini belirtmiştir.
Dava konusu «bonoda» «malen kaydı» bulunmakla, davalı tarafından senet düzenlenmeden verildiği iddia edilen 500 Cumhuriyet altınının mal olarak kabul edilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaDavalının beyanı “«malen” kaydı» bulunan «bononun» «talili» niteliğindedir.
Bölge adliye mahkemesince, davacının senedin kendisinden «hile» ile alındığını ispatla yükümlü olduğunu, davacının dava konusu senedin davalıya çekeceği kredinin «teminatı» olarak verdiğini davacının bu hususta kendisini kandırdığını, yani senedin kendisinden hile ile alındığı iddiasını kanıtlayamadığını, senette «malen kaydı» bulunduğu, davalı senedin kira alacağına istinaden düzenlendiğini iddia ettiğinden senette malen kaydının bulunması «senedin talili» niteliğinde olmadığı, bonodaki malen kaydının davalının senedin kira bedeli karşılığı düzenlendiği iddiası ile uyuştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf taleb …
… emece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, her ne kadar kambiyo senetleri sebepten soyut olsa da alacağın kaynağının 90'lı yıllardaki kira alacağı ve bunun «gecikme tazminatı» olduğu davalı tarafça dile getirilmiş fakat bu alacak talebinin, yakın akrabalar arasında olması ve yaklaşık 15-20 yıl sonra istenmesi MK m.2 ve m.3'e uygun görülmemiş, kira alacağının varlığı yönünde araştırma yapılmasına bu nedenle gerek duyulmamış, yine «malen kaydının» varlığına rağmen senedin kaynağının farklı bir «kira ilişkisinden kaynaklandığı» ifade edilmesi çelişkili görülmüş, aile içinde sonradan ortaya çıkan «husumet» nedeni ile senedin takibe konulduğu kanaati ile TTK, HMK, İİK, BK ve MK normları da dikkate alınarak davalı alacaklının alacağın varlığını ispatlayamadığı gerekçes …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:senedin talili · kira ilişkisinden kaynaklanan dava · gecikme tazminatı · kira ilişkisi · delillerin toplanmaması · hile · kambiyo senedi · teminat
Benzer bu kararda… emece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, her ne kadar kambiyo senetleri sebepten soyut olsa da alacağın kaynağının 90'lı yıllardaki kira alacağı ve bunun «gecikme tazminatı» olduğu davalı tarafça dile getirilmiş fakat bu alacak talebinin, yakın akrabalar arasında olması ve yaklaşık 15-20 yıl sonra istenmesi MK m.2 ve m.3'e uygun görülmemiş, kira alacağının varlığı yönünde araştırma yapılmasına bu nedenle gerek duyulmamış, yine «malen kaydının» varlığına rağmen senedin kaynağının farklı bir «kira ilişkisinden kaynaklandığı» ifade edilmesi çelişkili görülmüş, aile içinde sonradan ortaya çıkan «husumet» nedeni ile senedin takibe konulduğu kanaati ile TTK, HMK, İİK, BK ve MK normları da dikkate alınarak davalı alacaklının alacağın varlığını ispatlayamadığı gerekçes …
Bölge adliye mahkemesince, davacının senedin kendisinden «hile» ile alındığını ispatla yükümlü olduğunu, davacının dava konusu senedin davalıya çekeceği kredinin «teminatı» olarak verdiğini davacının bu hususta kendisini kandırdığını, yani senedin kendisinden hile ile alındığı iddiasını kanıtlayamadığını, senette «malen kaydı» bulunduğu, davalı senedin kira alacağına istinaden düzenlendiğini iddia ettiğinden senette malen kaydının bulunması «senedin talili» niteliğinde olmadığı, bonodaki malen kaydının davalının senedin kira bedeli karşılığı düzenlendiği iddiası ile uyuştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf taleb …
Dava «kambiyo senedine» dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
Mahkemece «ispat yükünün» davalıda olduğu gözetilerek davalının bu konudaki «delilleri toplanıp» sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilip davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/6076 E. , 2024/7706 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/274 Esas, 2023/1322 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2020/89 E., 2020/375 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının, üzerinde bulunan boş bir bonoyu haksız olarak ele geçirmek suretiyle rakam kısımlarını doldurarak Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğünün 2017/1836 esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhinde icra takibine giriştiğini, yapılan takibin haksız olduğunu ileri sürerek icra takibine konu bono nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ve %20 kötü niyet tazminatının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; paraya ihtiyacı olduğu için müvekkili tarafından davacıya 500 Cumhuriyet altını verildiğini, karşılığında bono tanzim edildiğini, borcun ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını savunarak davanın reddi ile %20 oranında tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, lehdarı davalı, keşidecisi davacı, tanzim tarihi 15.04.2015 olan senette bedelin "malen" alındığı ibaresinin bulunmasına karşın, davalının savunmasında davacıya senet düzenlenmeden önce 500 Cumhuriyet altını verdiğini belirterek senedin ihdas nedenini talil ederek ispat yükünü üzerine aldığı, bu halde davacıya bono karşılığı 500 altın verdiğini ispatla yükümlü olduğu, ancak iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğünün 2017/1836 esas sayılı icra takibine konu edilen davalı lehine düzenlenmiş 15.04.2015 tanzim ve 15.06.2015 vade tarihli 350.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davalı ...'a borçlu olmadığının tespitine, davalının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu ispatlanamadığından davacı tarafın kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların yerinde bulunmadığı, verilen kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, bonodan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1.2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
Uyuşmazlık, malen kaydı bulunan bono nedeni yapılan takipten borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin açılan davada, davalının davacıya bono düzenlenmeden önce altın verdiğini belirtmesinin senedin düzenlenme nedeninin talili olup olmadığı ve ispat yükünün kimin üzerinde olduğu noktasında toplanmaktadır.
Davacı, davalıya temin edeceği borç karşılığında senet vermeye hazır olduğu söylemesi üzerine, davacının cebinde bulunan senedin davalı tarafından habersizce alınarak tanzim tarihi, vade tarihi ve bedelinin davalı tarafından gerçek olmayan şekilde doldurulduğunu ve senedin bedelsiz olduğunu iddia etmiş, davalı ise savunmasında davacının yaptıracağı binadan daire almak için 500 Cumhuriyet altını davacıya teslim ettiği ancak bina inşaatı yapılmadığından davacıdan altınlarını geri istemesi üzerine, tarafların bir araya gelerek verdiği altınların o günkü karşılığı hesapnarak dava konusu bononun davacı tarafından düzenlendiği, bono üzerine malen kaydının da davacı tarafından yazıldığı ve imzalanarak kendisine teslim edildiğini belirtmiştir.
Dava konusu bonoda malen kaydı bulunmakla, davalı tarafından senet düzenlenmeden verildiği iddia edilen 500 Cumhuriyet altınının mal olarak kabul edilmesi gerekmektedir. O halde mahkemece, davalının anılan beyanının senedin düzenlenme nedeninin talili olmadığının kabulü ile ispat yükü üzerinde olan davacının dosyaya iddiasını ispatlar nitelikte herhangi bir yazılı bilgi, belge sunmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davalının senedin ihdas nedenini talil ederek ispat yükünü üzerine aldığı ve davacıya altın verdiğini ispatlayamadığı gerekçesiyle yanılgılı değerlendirme ve hatalı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.11.2024 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1099209100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz