Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/1851 E. 2025/770 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
senedin talili↗ adi senet↗ ihdas nedeni↗ malen kaydı↗ kambiyo vasfı↗ tanık delili↗ talil↗ avalist↗ keşide yeri↗ aval↗ yazılı delil başlangıcı↗ imza inkarı↗ delil başlangıcı↗ teminat senedi↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ yemin delili↗ yazılı delil↗ şirket müdürü↗ kötüniyet tazminatı↗ lehtar↗ yemin↗ tespit davası↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ hamil↗ bono↗ vade↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kefil↗ kötü niyet↗ haciz↗ asıl alacak↗ kötüniyet↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ dahili dava↗ ibraz↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/39 E., 2022/694 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... diğer davacı şirketin yetkilisi ve sahibi olduğunu, davalının ise şirketin müdürü, sigortalı çalışanı ve müvekkilinin ceza evinde kaldığı dönemde vasisi olduğunu, ceza evinden çıktıktan sonra mal alımı için dava dışı şirkete senet bırakıldığını, ödeme yapıldıktan sonra senedin aynen geri alındığını ve davalının uhdesinde saklandığını, senedin teminat amacıyla verildiğini, senet hamilinin davalı olmadığını, vade ve bedelin sonradan davalı tarafından doldurulduğunu, davalı ile aralarında ticari ilişki bulunmadığından senedin malen verilmesinin bir anlamı olmadığını, davalı tarafından aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını belirterek takip dosyası dolayısıyla davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; senedin davacının borçlarına karşılık kendisine verildiğini, senedin teminat senedi olmadığını, davacının borçlarını ödemediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, senet lehtarı olan davalının senet üzerindeki malen kaydını talil ederek senedin nakden yani davacı tarafa verdiği borca istinaden düzenlendiğini iddia ederek senedi talil ettiği, davacı tarafça imzası inkar edilmemiş olan dava konusu senedin yazılı delil başlangıcı kabul edildiği, talil eden davalının davacı taraf ile aralarındaki temel hukuki ilişkiyi tanık dahil her türlü delille ispat edebileceği, bu kapsamda davalı tanıklarının dinlenildiği, tanık beyanlarından davacının gerek kendisine ait, gerekse anne/babasına ait TL, altın, döviz borcunu davacı tarafa ait olup sonradan kamulaştırılmış olduğu bildirilen otel yapımı sırasında davacıya verdiği, ayrıca davalının davacı şirkette şirket müdürü olarak çalışmış olup ücretini de alamadığı, dava konusu olan bononun davalı tarafından davacıya verilen borç ve davacı şirketteki çalışmaları karşılığı hak kazandığı ücrete ilişkin olduğu, davacı tarafın dava konusu senetteki imza ve tutara itiraz etmemesi karşısında tarafların davalının alacağı konusunda 400.000,00 TL üzerinden mutabık kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu senette keşide yerinin bulunmadığı, bu haliyle senedin adi senet hükmünde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle aval veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davacı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı şahıs yönünden yapılan değerlendirmede; takip dayanağı senet adi senet vasfında olsa bile bonoya ilişkin talil ve ispat yükünün adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, somut olayda dayanak senet üzerinde "Malen" kaydının bulunduğu, davalı yanca senetteki "Malen" kaydının talil edildiği, gerek bu nedenle gerekse senedin kambiyo vasfı bulunmaması nedeniyle ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde bulunduğu, davalı tarafından davacıya borç verildiği hususunu ispata yarar şekilde dosya kapsamına geçerli bir delil ibraz edilemediği, cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanılmadığı, bu davacı yönünden açılan davanın da kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu, gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacıların icra takip dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak miktarının %20'si oranında (80.000,00 TL) kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1.Taraflar arasında teminat senedi olduğu iddia edilen, üzerinde ''malen'' kaydı bulunan senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin davada yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafından senedin ''nakden'' olarak talil edilmesi sebebiyle ispat yükünün yer değiştirdiği, davalının davacıdan alacaklı olduğunu tanık delili ile ispat ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, senet üzerinde keşide yerinin bulunmaması nedeniyle bono vasfını yitirdiği, adi senet niteliğinde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle aval veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, senet adi senet vasfında olsa bile bonoya ilişkin talil ve ispat yükünün adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, senedin talil edilmesi sebebiyle ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davacıların dava konusu senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve davalılar aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2.Dava konusu senette yapılan inceleme neticesinde; kefil bölümünde ...'un imzasının bulunduğu, ödeyecek bölümünde ...'un ismi bulunmakla birlikte şirketin tam unvanının yer aldığı, dolayısıyla asıl borçlunun davacı şirket olduğu anlaşılmaktadır. Aval Kurumu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 700. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan kambiyo senetlerine özgü bir kurum olup, adi yazılı senetlerde ...'un avalist sıfatıyla atmış olduğu imza nedeniyle sorumluluğu bulunmamaktadır. Mahkemece adi senetteki avalistin kim olduğu yönünde yapılan değerlendirme yerinde değildir. Bu nedenle davanın davacı ... yönünden reddi gerekmektedir.
3.Diğer taraftan, talil kambiyo senetlerinin ihdas nedenine ilişkin bir durum olmakla adi yazılı senette kambiyo senetlerine özgü talil kavramında hareketle ispat yükünün tayininde hataya düşülmüş olup bu yönden yapılan değerlendirme de doğru değildir. Adi senette ispat yükü imzasını inkâr etmeyen borçluya aittir. Kabule göre de, davacı borçlu senedi alacağı mal karşılığı teminat olarak verdiğini belirtmiş olup çift taraflı talilde ispat yükü yer değiştirmemektedir.
4.Hal böyle olunca yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda bir değerlendirme yapılarak sonuca varılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4043 E. 2021/3823 K.
Ortak:talil · ispat yükü · menfi tespit
İncelediğiniz karardaBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu senette «keşide yerinin» bulunmadığı, bu haliyle senedin «adi senet» hükmünde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davacı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı şahıs yönünden yapılan değerlendirmede; takip dayanağı senet adi senet vasfında olsa bile «bonoya» ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, somut olayda dayanak senet üzerinde "Malen" «kaydının» bulunduğu, davalı yanca senetteki "Malen" kaydının talil edildiği, gerek bu nedenle gerekse senedin «kambiyo vasfı» bulunmaması nedeniyle ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde bulunduğu, davalı tarafından davacıya borç verildiği hususunu ispata yarar şekilde dosya kapsamına geçerli bir delil «ibraz» edilemediği, cevap dilekçesinde açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı, bu davacı yönünden açılan davanın da kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu, gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacıların icra takip dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların «kötüniyet tazminatı» talebinin kabulü ile «asıl alacak» miktarının %20'si oranında (80.000,00 TL) kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz e …
B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Taraflar arasında «teminat senedi» olduğu iddia edilen, üzerinde ''«malen'' kaydı» bulunan senetten dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin davada yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafından senedin ''nakden'' olarak «talil» edilmesi sebebiyle «ispat yükünün» yer değiştirdiği, davalının davacıdan alacaklı olduğunu «tanık delili» ile ispat ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, senet üzerinde «keşide yerinin» bulunmaması nedeniyle «bono» vasfını yitirdiği, «adi senet» niteliğinde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, senet adi senet vasfında olsa bile bonoya ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, «senedin talil» edilmesi sebebiyle ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davacıların dava konusu senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve davalılar aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «kambiyo senedine» karşı «menfi tespit» isteminin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği ve «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, davalı ...'nun senet metnini «talil» mahiyetinde beyanı bulunmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı ... lehine tazminata karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usuli kazanılmış hak · kambiyo senedi · kazanılmış hak
Benzer bu karardaBu husus davacı lehine «usuli kazanılmış hak» oluşturduğundan mahkemece davanın, ... yönünden kabulüne karar verilmesi gerekirken bu davalı yönündende reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre; «kambiyo senedine» karşı «menfi tespit» isteminin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği ve «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu, davalı ...'nun senet metnini «talil» mahiyetinde beyanı bulunmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine ve davalı ... lehine tazminata karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11959 E. 2010/2791 K.
Ortak:senedin talili · malen kaydı · talil · teminat senedi · kötüniyet tazminatı · lehtar · ispat yükü · bono · Menfi tespit
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, senet «lehtarı» olan davalının senet üzerindeki «malen kaydını» «talil» ederek senedin nakden yani davacı tarafa verdiği borca istinaden düzenlendiğini iddia ederek «senedi talil» ettiği, davacı tarafça «imzası inkar» edilmemiş olan dava konusu senedin «yazılı delil başlangıcı» kabul edildiği, talil eden davalının davacı taraf ile aralarındaki temel hukuki ilişkiyi tanık «dahil» her türlü delille ispat edebileceği, bu kapsamda davalı tanıklarının dinlenildiği, tanık beyanlarından davacının gerek kendisine ait, gerekse anne/babasına ait TL, altın, döviz borcunu davacı tarafa ait olup sonradan kamulaştırılmış olduğu bildirilen otel yapımı sırasında davacıya verdiği, ayrıca davalının davacı şirkette «şirket müdürü» olarak çalışmış olup ücretini de alamadığı, dava konusu olan «bononun» davalı tarafından davacıya verilen borç ve davacı şirketteki çalışmaları karşılığı hak kazandığı ücrete ilişkin olduğu, davacı tarafın dava konusu senetteki imza v …
Bölge Adliye Mahkemesince, senet üzerinde «keşide yerinin» bulunmaması nedeniyle «bono» vasfını yitirdiği, «adi senet» niteliğinde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, senet adi senet vasfında olsa bile bonoya ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, «senedin talil» edilmesi sebebiyle ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davacıların dava konusu senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve davalılar aleyhine «kötüniyet tazminatına» hükmedilmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu senette «keşide yerinin» bulunmadığı, bu haliyle senedin «adi senet» hükmünde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davacı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı şahıs yönünden yapılan değerlendirmede; takip dayanağı senet adi senet vasfında olsa bile «bonoya» ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, somut olayda dayanak senet üzerinde "Malen" «kaydının» bulunduğu, davalı yanca senetteki "Malen" kaydının talil edildiği, gerek bu nedenle gerekse senedin «kambiyo vasfı» bulunmaması nedeniyle ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde bulunduğu, davalı tarafından davacıya borç verildiği hususunu ispata yarar şekilde dosya kapsamına geçerli bir delil «ibraz» edilemediği, cevap dilekçesinde açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı, bu davacı yönünden açılan davanın da kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu, gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacıların icra takip dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların «kötüniyet tazminatı» talebinin kabulü ile «asıl alacak» miktarının %20'si oranında (80.000,00 TL) kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz e …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «isticvaba» rağmen senedin malen alındı ibaresi karşısında davalının bir beyanda bulunmadığı, buna göre «sebebini» «talil» etmiş olduğu, «ispat yükünün» «senedi talil» eden davalıda bulunduğu, «illetten mücerret» borç senedi olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının icra takibine konulan senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalıya ödenen 28.001,00 YTL’nın ödeme tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, «asıl alacak» üzerinden % 40 oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Uyuşmazlığa konu «bononun» «lehtarının» davalı, «keşidecisinin» ise davacı bulunduğu, diğer unsurlarının tam olduğu ve "«malen kaydı»" içerdiği hususları tartışmasızdır.
Dava konusu «bono» da "«malen" kaydını» içermektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:illetten mücerretlik · isticvap · mücerretlik · karine · kambiyo senedi · taşıma sözleşmesi · keşideci · icra inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «isticvaba» rağmen senedin malen alındı ibaresi karşısında davalının bir beyanda bulunmadığı, buna göre «sebebini» «talil» etmiş olduğu, «ispat yükünün» «senedi talil» eden davalıda bulunduğu, «illetten mücerret» borç senedi olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının icra takibine konulan senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalıya ödenen 28.001,00 YTL’nın ödeme tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, «asıl alacak» üzerinden % 40 oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Ancak, "bedeli malen ahzolunmuştur" «kaydını» içerecek şekilde düzenlenen bir «kambiyo senedinin» «karine» olarak «teslim» alınan bir mal karşılığında düzenlendiğinin kabulü gerekir.
Uyuşmazlığa konu «bononun» «lehtarının» davalı, «keşidecisinin» ise davacı bulunduğu, diğer unsurlarının tam olduğu ve "«malen kaydı»" içerdiği hususları tartışmasızdır.
Davacı vekili, «bononun» müvekkili tarafından davalının ortağı firmayla yapılan «taşıma sözleşmesinin» «teminatı» olarak verildiğini, edimini yerine getirdiğini, davalıyla bir ilişkisinin olmadığını iddia etmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3025 E. 2021/2800 K.
Ortak:ihdas nedeni · talil · borçlu olunmadığının tespiti · yazılı delil · bono · haciz · kötüniyet · teminat
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, senet «lehtarı» olan davalının senet üzerindeki «malen kaydını» «talil» ederek senedin nakden yani davacı tarafa verdiği borca istinaden düzenlendiğini iddia ederek «senedi talil» ettiği, davacı tarafça «imzası inkar» edilmemiş olan dava konusu senedin «yazılı delil başlangıcı» kabul edildiği, talil eden davalının davacı taraf ile aralarındaki temel hukuki ilişkiyi tanık «dahil» her türlü delille ispat edebileceği, bu kapsamda davalı tanıklarının dinlenildiği, tanık beyanlarından davacının gerek kendisine ait, gerekse anne/babasına ait TL, altın, döviz borcunu davacı tarafa ait olup sonradan kamulaştırılmış olduğu bildirilen otel yapımı sırasında davacıya verdiği, ayrıca davalının davacı şirkette «şirket müdürü» olarak çalışmış olup ücretini de alamadığı, dava konusu olan «bononun» davalı tarafından davacıya verilen borç ve davacı şirketteki çalışmaları karşılığı hak kazandığı ücrete ilişkin olduğu, davacı tarafın dava konusu senetteki imza v …
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu senette «keşide yerinin» bulunmadığı, bu haliyle senedin «adi senet» hükmünde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davacı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı şahıs yönünden yapılan değerlendirmede; takip dayanağı senet adi senet vasfında olsa bile «bonoya» ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, somut olayda dayanak senet üzerinde "Malen" «kaydının» bulunduğu, davalı yanca senetteki "Malen" kaydının talil edildiği, gerek bu nedenle gerekse senedin «kambiyo vasfı» bulunmaması nedeniyle ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde bulunduğu, davalı tarafından davacıya borç verildiği hususunu ispata yarar şekilde dosya kapsamına geçerli bir delil «ibraz» edilemediği, cevap dilekçesinde açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı, bu davacı yönünden açılan davanın da kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu, gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacıların icra takip dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların «kötüniyet tazminatı» talebinin kabulü ile «asıl alacak» miktarının %20'si oranında (80.000,00 TL) kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz e …
B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Taraflar arasında «teminat senedi» olduğu iddia edilen, üzerinde ''«malen'' kaydı» bulunan senetten dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin davada yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafından senedin ''nakden'' olarak «talil» edilmesi sebebiyle «ispat yükünün» yer değiştirdiği, davalının davacıdan alacaklı olduğunu «tanık delili» ile ispat ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, takibe konu malen kayıtlı «bononun» tarafların iddia ve cevaplarıyla «ihdas nedenini» «talil» etmediği, bu durumda davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği, bununla birlikte davacı şirket «temsilcisinin» icrai «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, davalının da takibe konu edilen 70.000.-TL dışında borcunun kalmadığını kabul ettiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davacının 270.000.-TL bedelli bonodan dolayı davalıya 200.000.- TL «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, takibe konu «bononun» malen kayıtlı olarak düzenlendiği dikkate alındığında davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği ancak davacı tarafın buna ilişkin dosyaya yazılı bir delil sunmadığı, davacı şirket yetkilisi olduğu söylenen ...'nın yapılan «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, bu kişinin şirket yetkilisi olduğu konusunda da duruşmada davacı vekilinin beyanda bulunduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, davalı vekilinin 06.07.2017 tarihli duruşmada takibe konulan miktar dışında alacaklarının kalmadığını beyan etmesi, davacının davayı açmakta «kötüniyetli» olduğu konusunda dosyada delil olmaması ve «yargılama giderlerinin» kabul edilen miktar üzerinden hesaplandığı, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, «kamu düzenine aykırılık» hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olması gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir …
2- Dava, senet tutarı olan 270.000.-TL üzerinden «borçlu olunmadığının tespitine» ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil değerlendirmesi · kamu düzenine aykırılık · bedelsizlik · kamu düzeni · yargılama gideri · harç · temsil
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince, takibe konu «bononun» malen kayıtlı olarak düzenlendiği dikkate alındığında davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği ancak davacı tarafın buna ilişkin dosyaya yazılı bir delil sunmadığı, davacı şirket yetkilisi olduğu söylenen ...'nın yapılan «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, bu kişinin şirket yetkilisi olduğu konusunda da duruşmada davacı vekilinin beyanda bulunduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, davalı vekilinin 06.07.2017 tarihli duruşmada takibe konulan miktar dışında alacaklarının kalmadığını beyan etmesi, davacının davayı açmakta «kötüniyetli» olduğu konusunda dosyada delil olmaması ve «yargılama giderlerinin» kabul edilen miktar üzerinden hesaplandığı, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, «kamu düzenine aykırılık» hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olması gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir …
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, takibe konu malen kayıtlı «bononun» tarafların iddia ve cevaplarıyla «ihdas nedenini» «talil» etmediği, bu durumda davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği, bununla birlikte davacı şirket «temsilcisinin» icrai «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, davalının da takibe konu edilen 70.000.-TL dışında borcunun kalmadığını kabul ettiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davacının 270.000.-TL bedelli bonodan dolayı davalıya 200.000.- TL «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmiştir.
Yapılan yargılama esnasında davacı yalnızca 200.000.-TL tutar üzerinden dava açmakta haklı olduğuna göre mahkemece bu tutar üzerinden hesaplanacak nispi harçtan davalının sorumlu tutulması gerekirken dava değerinin tamamı üzerinden «harç» hesabı yapılması doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3092 E. 2021/3951 K.
Ortak:senedin talili · malen kaydı · talil · ispat yükü · bono · cy/cy kaydı · teminat
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, senet «lehtarı» olan davalının senet üzerindeki «malen kaydını» «talil» ederek senedin nakden yani davacı tarafa verdiği borca istinaden düzenlendiğini iddia ederek «senedi talil» ettiği, davacı tarafça «imzası inkar» edilmemiş olan dava konusu senedin «yazılı delil başlangıcı» kabul edildiği, talil eden davalının davacı taraf ile aralarındaki temel hukuki ilişkiyi tanık «dahil» her türlü delille ispat edebileceği, bu kapsamda davalı tanıklarının dinlenildiği, tanık beyanlarından davacının gerek kendisine ait, gerekse anne/babasına ait TL, altın, döviz borcunu davacı tarafa ait olup sonradan kamulaştırılmış olduğu bildirilen otel yapımı sırasında davacıya verdiği, ayrıca davalının davacı şirkette «şirket müdürü» olarak çalışmış olup ücretini de alamadığı, dava konusu olan «bononun» davalı tarafından davacıya verilen borç ve davacı şirketteki çalışmaları karşılığı hak kazandığı ücrete ilişkin olduğu, davacı tarafın dava konusu senetteki imza v …
B.Değerlendirme ve Gerekçe 1.Taraflar arasında «teminat senedi» olduğu iddia edilen, üzerinde ''«malen'' kaydı» bulunan senetten dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin davada yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafından senedin ''nakden'' olarak «talil» edilmesi sebebiyle «ispat yükünün» yer değiştirdiği, davalının davacıdan alacaklı olduğunu «tanık delili» ile ispat ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu senette «keşide yerinin» bulunmadığı, bu haliyle senedin «adi senet» hükmünde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle «aval» veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davacı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı şahıs yönünden yapılan değerlendirmede; takip dayanağı senet adi senet vasfında olsa bile «bonoya» ilişkin «talil» ve «ispat yükünün» adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, somut olayda dayanak senet üzerinde "Malen" «kaydının» bulunduğu, davalı yanca senetteki "Malen" kaydının talil edildiği, gerek bu nedenle gerekse senedin «kambiyo vasfı» bulunmaması nedeniyle ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde bulunduğu, davalı tarafından davacıya borç verildiği hususunu ispata yarar şekilde dosya kapsamına geçerli bir delil «ibraz» edilemediği, cevap dilekçesinde açıkça «yemin deliline» de dayanılmadığı, bu davacı yönünden açılan davanın da kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu, gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacıların icra takip dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların «kötüniyet tazminatı» talebinin kabulü ile «asıl alacak» miktarının %20'si oranında (80.000,00 TL) kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz e …
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince, davacının senedin kendisinden «hile» ile alındığını ispatla yükümlü olduğunu, davacının dava konusu senedin davalıya çekeceği kredinin «teminatı» olarak verdiğini davacının bu hususta kendisini kandırdığını, yani senedin kendisinden hile ile alındığı iddiasını kanıtlayamadığını, senette «malen kaydı» bulunduğu, davalı senedin kira alacağına istinaden düzenlendiğini iddia ettiğinden senette malen kaydının bulunması «senedin talili» niteliğinde olmadığı, bonodaki malen kaydının davalının senedin kira bedeli karşılığı düzenlendiği iddiası ile uyuştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf taleb …
Davalının beyanı “«malen” kaydı» bulunan «bononun» «talili» niteliğindedir.
… emece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, her ne kadar kambiyo senetleri sebepten soyut olsa da alacağın kaynağının 90'lı yıllardaki kira alacağı ve bunun «gecikme tazminatı» olduğu davalı tarafça dile getirilmiş fakat bu alacak talebinin, yakın akrabalar arasında olması ve yaklaşık 15-20 yıl sonra istenmesi MK m.2 ve m.3'e uygun görülmemiş, kira alacağının varlığı yönünde araştırma yapılmasına bu nedenle gerek duyulmamış, yine «malen kaydının» varlığına rağmen senedin kaynağının farklı bir «kira ilişkisinden kaynaklandığı» ifade edilmesi çelişkili görülmüş, aile içinde sonradan ortaya çıkan «husumet» nedeni ile senedin takibe konulduğu kanaati ile TTK, HMK, İİK, BK ve MK normları da dikkate alınarak davalı alacaklının alacağın varlığını ispatlayamadığı gerekçes …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kira ilişkisinden kaynaklanan dava · gecikme tazminatı · kira ilişkisi · delillerin toplanmaması · hile · kambiyo senedi · husumet
Benzer bu kararda… emece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, her ne kadar kambiyo senetleri sebepten soyut olsa da alacağın kaynağının 90'lı yıllardaki kira alacağı ve bunun «gecikme tazminatı» olduğu davalı tarafça dile getirilmiş fakat bu alacak talebinin, yakın akrabalar arasında olması ve yaklaşık 15-20 yıl sonra istenmesi MK m.2 ve m.3'e uygun görülmemiş, kira alacağının varlığı yönünde araştırma yapılmasına bu nedenle gerek duyulmamış, yine «malen kaydının» varlığına rağmen senedin kaynağının farklı bir «kira ilişkisinden kaynaklandığı» ifade edilmesi çelişkili görülmüş, aile içinde sonradan ortaya çıkan «husumet» nedeni ile senedin takibe konulduğu kanaati ile TTK, HMK, İİK, BK ve MK normları da dikkate alınarak davalı alacaklının alacağın varlığını ispatlayamadığı gerekçes …
Bölge adliye mahkemesince, davacının senedin kendisinden «hile» ile alındığını ispatla yükümlü olduğunu, davacının dava konusu senedin davalıya çekeceği kredinin «teminatı» olarak verdiğini davacının bu hususta kendisini kandırdığını, yani senedin kendisinden hile ile alındığı iddiasını kanıtlayamadığını, senette «malen kaydı» bulunduğu, davalı senedin kira alacağına istinaden düzenlendiğini iddia ettiğinden senette malen kaydının bulunması «senedin talili» niteliğinde olmadığı, bonodaki malen kaydının davalının senedin kira bedeli karşılığı düzenlendiği iddiası ile uyuştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf taleb …
Dava «kambiyo senedine» dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
Mahkemece «ispat yükünün» davalıda olduğu gözetilerek davalının bu konudaki «delilleri toplanıp» sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilip davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/1851 E. , 2025/770 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/51 Esas, 2024/230 Karar
HÜKÜM
Davanın kabulü
İLK DERECE MAHKEMESİ Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/39 E., 2022/694 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkili ... diğer davacı şirketin yetkilisi ve sahibi olduğunu, davalının ise şirketin müdürü, sigortalı çalışanı ve müvekkilinin ceza evinde kaldığı dönemde vasisi olduğunu, ceza evinden çıktıktan sonra mal alımı için dava dışı şirkete senet bırakıldığını, ödeme yapıldıktan sonra senedin aynen geri alındığını ve davalının uhdesinde saklandığını, senedin teminat amacıyla verildiğini, senet hamilinin davalı olmadığını, vade ve bedelin sonradan davalı tarafından doldurulduğunu, davalı ile aralarında ticari ilişki bulunmadığından senedin malen verilmesinin bir anlamı olmadığını, davalı tarafından aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını belirterek takip dosyası dolayısıyla davalıya borçlu olmadığının tespitine ve davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; senedin davacının borçlarına karşılık kendisine verildiğini, senedin teminat senedi olmadığını, davacının borçlarını ödemediğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesince, senet lehtarı olan davalının senet üzerindeki malen kaydını talil ederek senedin nakden yani davacı tarafa verdiği borca istinaden düzenlendiğini iddia ederek senedi talil ettiği, davacı tarafça imzası inkar edilmemiş olan dava konusu senedin yazılı delil başlangıcı kabul edildiği, talil eden davalının davacı taraf ile aralarındaki temel hukuki ilişkiyi tanık dahil her türlü delille ispat edebileceği, bu kapsamda davalı tanıklarının dinlenildiği, tanık beyanlarından davacının gerek kendisine ait, gerekse anne/babasına ait TL, altın, döviz borcunu davacı tarafa ait olup sonradan kamulaştırılmış olduğu bildirilen otel yapımı sırasında davacıya verdiği, ayrıca davalının davacı şirkette şirket müdürü olarak çalışmış olup ücretini de alamadığı, dava konusu olan bononun davalı tarafından davacıya verilen borç ve davacı şirketteki çalışmaları karşılığı hak kazandığı ücrete ilişkin olduğu, davacı tarafın dava konusu senetteki imza ve tutara itiraz etmemesi karşısında tarafların davalının alacağı konusunda 400.000,00 TL üzerinden mutabık kaldığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince istinaf edilmiştir.
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu senette keşide yerinin bulunmadığı, bu haliyle senedin adi senet hükmünde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle aval veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, bu nedenle davacı şirket yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı, davacı şahıs yönünden yapılan değerlendirmede; takip dayanağı senet adi senet vasfında olsa bile bonoya ilişkin talil ve ispat yükünün adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, somut olayda dayanak senet üzerinde "Malen" kaydının bulunduğu, davalı yanca senetteki "Malen" kaydının talil edildiği, gerek bu nedenle gerekse senedin kambiyo vasfı bulunmaması nedeniyle ispat yükünün davalı alacaklı üzerinde bulunduğu, davalı tarafından davacıya borç verildiği hususunu ispata yarar şekilde dosya kapsamına geçerli bir delil ibraz edilemediği, cevap dilekçesinde açıkça yemin deliline de dayanılmadığı, bu davacı yönünden açılan davanın da kabulü yerine yazılı şekilde karar verilmesinin doğru görülmediği, davalının icra takibinde haksız ve kötü niyetli olduğu, gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davacıların icra takip dosyasından borçlu olmadıklarının tespitine, davacıların kötüniyet tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak miktarının %20'si oranında (80.000,00 TL) kötüniyet tazminatının davalıdan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
B.Değerlendirme ve Gerekçe
1.Taraflar arasında teminat senedi olduğu iddia edilen, üzerinde ''malen'' kaydı bulunan senetten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkin davada yapılan yargılama neticesinde İlk Derece Mahkemesince, davalı tarafından senedin ''nakden'' olarak talil edilmesi sebebiyle ispat yükünün yer değiştirdiği, davalının davacıdan alacaklı olduğunu tanık delili ile ispat ettiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, karar davacılar vekilince istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, senet üzerinde keşide yerinin bulunmaması nedeniyle bono vasfını yitirdiği, adi senet niteliğinde olduğu, davacı şirketin senet üzerine atılan ikinci imza nedeniyle aval veren konumunda olduğu, bu haliyle yasal unsurlara tabi olmayan adi senede dönüşen bonodan dolayı davacı şirketin sorumluluğunun bulunmadığı, senet adi senet vasfında olsa bile bonoya ilişkin talil ve ispat yükünün adi senetler yönünden de geçerli sayılması gerektiği, senedin talil edilmesi sebebiyle ispat yükünün davalı alacaklıda olduğu ve davalının davacıdan alacaklı olduğunu ispat edemediği gerekçesi ile davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden hüküm kurulmasına, davacıların dava konusu senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve davalılar aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmiş, karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
2.Dava konusu senette yapılan inceleme neticesinde; kefil bölümünde ...'un imzasının bulunduğu, ödeyecek bölümünde ...'un ismi bulunmakla birlikte şirketin tam unvanının yer aldığı, dolayısıyla asıl borçlunun davacı şirket olduğu anlaşılmaktadır. Aval Kurumu 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 700. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olan kambiyo senetlerine özgü bir kurum olup, adi yazılı senetlerde ...'un avalist sıfatıyla atmış olduğu imza nedeniyle sorumluluğu bulunmamaktadır. Mahkemece adi senetteki avalistin kim olduğu yönünde yapılan değerlendirme yerinde değildir. Bu nedenle davanın davacı ... yönünden reddi gerekmektedir.
3.Diğer taraftan, talil kambiyo senetlerinin ihdas nedenine ilişkin bir durum olmakla adi yazılı senette kambiyo senetlerine özgü talil kavramında hareketle ispat yükünün tayininde hataya düşülmüş olup bu yönden yapılan değerlendirme de doğru değildir. Adi senette ispat yükü imzasını inkâr etmeyen borçluya aittir. Kabule göre de, davacı borçlu senedi alacağı mal karşılığı teminat olarak verdiğini belirtmiş olup çift taraflı talilde ispat yükü yer değiştirmemektedir.
4.Hal böyle olunca yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda bir değerlendirme yapılarak sonuca varılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 11.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1133862100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz