Menfi tespit | Kötüniyet tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/2978 E. 2021/2837 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ihdas nedeni↗ senede karşı senetle ispat↗ senetle ispat kuralı↗ malen kaydı↗ talil↗ senetle ispat↗ temel ilişki↗ pay devri↗ borçlu olunmadığının tespiti↗ ispat külfeti↗ sahtecilik↗ yazılı delil↗ muvazaa↗ lehtar↗ şikayet↗ hisse senedi↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ bono↗ kötü niyet↗ hukuki yarar↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ ibraz↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirkete karşı başlatılan icra takibinin konusunu oluşturan ve “bono” şeklinde düzenlenmiş olan belgenin boşa imzalı olarak düzenlendiği ve üzerinin hukuka aykırı olarak doldurulduğu, söz konusu belgenin taraflar arasında yapılan şirketin pay devrine ilişkin anlaşma ile hukuken illiyet bağından yoksun olduğu, taraflar arasında “malen” kaydını gerektirecek bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalının şirket hisselerinin devrine yönelik noter sözleşmesinde devir bedelinin harçların düşük ödenmesi için 50.000,00 TL olarak gösterildiğini beyan ettiği, kendi danışıklı/muvazaalı işlemine dayanamayacağı ve davalının belgenin verildiği tarihte davacı şirketi temsile yetkili olduğu bu nedenle de şirket kaşesinin basılı olduğu bir belgeyi almasında hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacının sahtecilik iddiasına yönelik yaptığı şikayet üzerine başlatılan soruşturmada bu dava sonucunun bekletildiğinin bildirildiği, dava konusu senette ''bedeli malen alınmıştır'' kaydına rağmen alacaklı davalı, davacı şirketçe bedelin mal olarak verilmediğini, davalının davacı şirketteki hisselerini davacı şirket ortaklarından ...'a 550.000,00 TL bedel karşılığında satması, devir bedelinin ödenmemesi ve ...'ın mal varlığı bulunmaması nedeniyle, davalının hisse devrinden kaynaklanan alacağının davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiğini iddia etttiği, bu durumda takibin dayanağını teşkil eden dolayısıyla da alacaklının alacağını ispat aracı durumundaki bonoda bulunan malen kaydının doğru olmadığı yönündeki borçlu iddiası alacaklı davalı tarafça kabul edildiği, temeldeki hukuki ilişki yönünden bonodaki bu ispat kaydı bizzat alacaklı tarafından değişikliğe uğratıldığı, böylece ispat külfetinin davalı üzerine geçtiği, alacağın varlığı ve dayandığı temel ilişkinin senettekinden farklı olduğunu iddia eden davalı, kendi dayandığı ve senet metninden anlaşılamayan, davalının davacı şirketteki hisselerini diğer şirket ortağına 550.000,00 TL bedelle satmasından kaynaklı alacağının, davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiği iddialarını ispatla yükümlü olduğu, dosya kapsamında davalının üzerine aldığı ispat külfetini yerine getirmeye yönelik yazılı bir delil ibraz etmediği gözetildiğinde davanın bu nedenle kabulü gerekirken ilk derece mahkemesince yerinde olmayan gerekçe ile kabul kararı verildiğinden davalı vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile kabulüne, davalının kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden kötü niyet tazminatı isteğinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir. Ne var ki lehtar senetteki ihdas nedenini değiştirir şekilde talilde bulunursa ispat yükünü üzerine alır. Somut olayda davaya konu bonoda ihdas nedeni olarak malen kaydı bulunmakta olup davalı da hisse senedi devri karşılığında senet alındığını beyan etmiştir. Şirket hissesi nakit alımı olarak değerlendirilemeyeceğinden davalının beyanında Bölge Adliye Mahkemesi kararında kabul edildiği gibi talil bulunmadığından ispat külfetinin yer değiştirmesine yol açmayacağı gözetilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6281 E. 2023/1601 K.
Ortak:ihdas nedeni · senede karşı senetle ispat · senetle ispat kuralı · malen kaydı · talil · senetle ispat · borçlu olunmadığının tespiti · ispat külfeti
İncelediğiniz karardaMenfi tespit davalarında kural olarak «ispat yükü» alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa «senede karşı senetle ispat kuralı» gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacının «sahtecilik» iddiasına yönelik yaptığı «şikayet» üzerine başlatılan soruşturmada bu dava sonucunun bekletildiğinin bildirildiği, dava konusu senette ''bedeli malen alınmıştır'' «kaydına» rağmen alacaklı davalı, davacı şirketçe bedelin mal olarak verilmediğini, davalının davacı şirketteki hisselerini davacı şirket ortaklarından ...'a 550.000,00 TL bedel karşılığında satması, devir bedelinin ödenmemesi ve ...'ın mal varlığı bulunmaması nedeniyle, davalının hisse devrinden kaynaklanan alacağının davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiğini iddia etttiği, bu durumda takibin dayanağını teşkil eden dolayısıyla da alacaklının alacağını ispat aracı durumundaki «bonoda» bulunan «malen kaydının» doğru olmadığı yönündeki borçlu iddiası alacaklı davalı tarafça kabul edildiği, temeldeki hukuki ilişki yönünden bonodaki bu ispat kaydı bizzat alacaklı tarafından değişikliğe uğratıldığı, böylece «ispat külfetinin» davalı üzerine geçtiği, alacağın varlığı ve dayandığı «temel ilişkinin» senettekinden farklı olduğunu iddia eden davalı, kendi dayandığı ve senet metninden anlaşılamayan, davalının davacı şirketteki hisselerini diğer şirket ortağına 550.000,00 TL bedelle satmasından kaynaklı alacağının, davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiği iddialarını ispatla yükümlü olduğu, dosya kapsamında davalının üzerine aldığı ispat külfetini yerine getirmeye yönelik yazılı bir delil «ibraz» etmediği gözetildiğinde davanın bu nedenle kabulü gerekirken ilk derece mahkemesince yerinde olmayan gerekçe ile kabul kararı verildiğinden davalı vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile kabulüne, davalının kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden «kötü niyet tazminatı» isteğinin reddine karar verilmiştir.
Ne var ki «lehtar» senetteki «ihdas nedenini» değiştirir şekilde «talilde» bulunursa ispat yükünü üzerine alır.
Benzer bu karardaDairemizin 24.03.2021 tarih ve 2020/2978 E., 2021/2837 K. sayılı kararıyla «menfi tespit» davalarında kural olarak «ispat yükü» alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa «senede karşı senetle ispat kuralı» gereği tekrar borçlu tarafa geçtiği, ne var ki «lehtar» senetteki «ihdas nedenini» değiştirir şekilde «talilde» bulunursa ispat yükünü üzerine aldığı, somut olayda davaya konu «bonoda» ihdas nedeni olarak «malen kaydı» bulunduğu, davalının da «hisse senedi» devri karşılığında senet alındığını beyan ettiği, şirket hissesi nakit alımı olarak değerlendirilemeyeceğinden davalının beyanında talil bulunmadığından «ispat külfetinin» yer değiştirmesine yol açmayacağı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «menfi tespit» davalarında kural olarak «ispat yükü» alacaklıya düştüğü, alacak ilişkisinin kambiyo senedinden kaynaklanması halinde «senede karşı senetle ispat kuralı» gereği borçlunun aynı mahiyette bir belgeyle borçlu olmadığını ispatlaması gerektiği, dava konusu senette '“bedeli malen alınmıştır” «kaydı» bulunduğu, davalının şirketteki davalı hisselerinin davacı şirket ortaklarından ......'a 550.000,00 TL bedel karşılığında satılması, devir bedelinin ödenmemesi ve ......'ın mal varlığı bulunmaması nedeniyle, davalının hisse devrinden kaynaklanan alacağının davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiği iddia ettiği, şirket hissesi nakit alımı olarak değerlendirilemeyeceğinden senetteki «ihdas nedeni» olarak gösterilen “bedeli malen alınmıştır” kaydının davalının iddia ettiği hukuki ilişkiye uygun olduğu, davacının iddialarını yazılı delillerle ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine, «kötü niyet tazminatı» şartları oluşmadığından davalının isteminin reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, icra takibinden ve bonodan dolayı «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet tazminatı · derdestlik · hisse devir sözleşmesi · kazanılmış hak · kötüniyet · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaTemyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;davalının resmi «hisse devir sözleşmesinde» hisse devir bedelini aldığını kabul ettiğini, imza dışında A4 kağıdındaki tüm yazı ve kayıtların sonradan doldurulduğunu, bu husustaki ceza yargılamasının «derdest» olduğunu, kararın açılan kamu davası değerlendirilmeden verildiğini, hisse devir sözleşmesinin tarafları arasında yer almayan davacı şirketin bu ilişki kapsamında borçlandırılamayacağını, evraka şirket kaşesinin sonradan basıldığını, evrakın düzenlendiği tarihte borçlandırma «yetkisinin» bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesini 10.01.2017 tarihli ve 2016/28 E., 2017/3 K. sayılı kararıyla; davanın kabulüne, «kötüniyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3025 E. 2021/2800 K.
Ortak:ihdas nedeni · talil · borçlu olunmadığının tespiti · bono · temsil
İncelediğiniz kararda… rece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirkete karşı başlatılan icra takibinin konusunu oluşturan ve “«bono»” şeklinde düzenlenmiş olan belgenin boşa imzalı olarak düzenlendiği ve üzerinin hukuka aykırı olarak doldurulduğu, söz konusu belgenin taraflar arasında yapılan şirketin «pay devrine» ilişkin anlaşma ile hukuken illiyet bağından yoksun olduğu, taraflar arasında “«malen” kaydını» gerektirecek bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalının şirket hisselerinin devrine yönelik noter sözleşmesinde devir bedelinin harçların düşük ödenmesi için 50.000,00 TL olarak gösterildiğini beyan ettiği, kendi danışıklı/«muvazaalı» işlemine dayanamayacağı ve davalının belgenin verildiği tarihte davacı şirketi «temsile» yetkili olduğu bu nedenle de şirket kaşesinin basılı olduğu bir belgeyi almasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %20 «kötü niyet tazminatına» karar verilmiştir.
Ne var ki «lehtar» senetteki «ihdas nedenini» değiştirir şekilde «talilde» bulunursa ispat yükünü üzerine alır.
Somut olayda davaya konu «bonoda» «ihdas nedeni» olarak «malen kaydı» bulunmakta olup davalı da «hisse senedi» devri karşılığında senet alındığını beyan etmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, takibe konu malen kayıtlı «bononun» tarafların iddia ve cevaplarıyla «ihdas nedenini» «talil» etmediği, bu durumda davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği, bununla birlikte davacı şirket «temsilcisinin» icrai «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, davalının da takibe konu edilen 70.000.-TL dışında borcunun kalmadığını kabul ettiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davacının 270.000.-TL bedelli bonodan dolayı davalıya 200.000.- TL «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, takibe konu «bononun» malen kayıtlı olarak düzenlendiği dikkate alındığında davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği ancak davacı tarafın buna ilişkin dosyaya yazılı bir delil sunmadığı, davacı şirket yetkilisi olduğu söylenen ...'nın yapılan «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, bu kişinin şirket yetkilisi olduğu konusunda da duruşmada davacı vekilinin beyanda bulunduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, davalı vekilinin 06.07.2017 tarihli duruşmada takibe konulan miktar dışında alacaklarının kalmadığını beyan etmesi, davacının davayı açmakta «kötüniyetli» olduğu konusunda dosyada delil olmaması ve «yargılama giderlerinin» kabul edilen miktar üzerinden hesaplandığı, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, «kamu düzenine aykırılık» hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olması gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir …
2- Dava, senet tutarı olan 270.000.-TL üzerinden «borçlu olunmadığının tespitine» ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:delil değerlendirmesi · kamu düzenine aykırılık · bedelsizlik · kamu düzeni · yargılama gideri · haciz · kötüniyet · harç
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince, takibe konu «bononun» malen kayıtlı olarak düzenlendiği dikkate alındığında davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği ancak davacı tarafın buna ilişkin dosyaya yazılı bir delil sunmadığı, davacı şirket yetkilisi olduğu söylenen ...'nın yapılan «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, bu kişinin şirket yetkilisi olduğu konusunda da duruşmada davacı vekilinin beyanda bulunduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, davalı vekilinin 06.07.2017 tarihli duruşmada takibe konulan miktar dışında alacaklarının kalmadığını beyan etmesi, davacının davayı açmakta «kötüniyetli» olduğu konusunda dosyada delil olmaması ve «yargılama giderlerinin» kabul edilen miktar üzerinden hesaplandığı, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, «kamu düzenine aykırılık» hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olması gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir …
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, takibe konu malen kayıtlı «bononun» tarafların iddia ve cevaplarıyla «ihdas nedenini» «talil» etmediği, bu durumda davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği, bununla birlikte davacı şirket «temsilcisinin» icrai «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, davalının da takibe konu edilen 70.000.-TL dışında borcunun kalmadığını kabul ettiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davacının 270.000.-TL bedelli bonodan dolayı davalıya 200.000.- TL «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmiştir.
Yapılan yargılama esnasında davacı yalnızca 200.000.-TL tutar üzerinden dava açmakta haklı olduğuna göre mahkemece bu tutar üzerinden hesaplanacak nispi harçtan davalının sorumlu tutulması gerekirken dava değerinin tamamı üzerinden «harç» hesabı yapılması doğru olmamış hükmün bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4224 E. 2021/6365 K.
Ortak:senetle ispat kuralı · ihdas nedeni · senede karşı senetle ispat · talil · senetle ispat · borçlu olunmadığının tespiti · lehtar · kötü niyet tazminatı
İncelediğiniz karardaMenfi tespit davalarında kural olarak «ispat yükü» alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa «senede karşı senetle ispat kuralı» gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir.
Ne var ki «lehtar» senetteki «ihdas nedenini» değiştirir şekilde «talilde» bulunursa ispat yükünü üzerine alır.
… rece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirkete karşı başlatılan icra takibinin konusunu oluşturan ve “«bono»” şeklinde düzenlenmiş olan belgenin boşa imzalı olarak düzenlendiği ve üzerinin hukuka aykırı olarak doldurulduğu, söz konusu belgenin taraflar arasında yapılan şirketin «pay devrine» ilişkin anlaşma ile hukuken illiyet bağından yoksun olduğu, taraflar arasında “«malen” kaydını» gerektirecek bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalının şirket hisselerinin devrine yönelik noter sözleşmesinde devir bedelinin harçların düşük ödenmesi için 50.000,00 TL olarak gösterildiğini beyan ettiği, kendi danışıklı/«muvazaalı» işlemine dayanamayacağı ve davalının belgenin verildiği tarihte davacı şirketi «temsile» yetkili olduğu bu nedenle de şirket kaşesinin basılı olduğu bir belgeyi almasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %20 «kötü niyet tazminatına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMenfi tespit davalarında kural olarak «ispat yükü» alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa «senede karşı senetle ispat kuralı» gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir.
Ne var ki «lehtar» senetteki «ihdas nedenini» değiştirir şekilde «talilde» bulunursa ispat yükünü üzerine alır.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, icra takibine konu senet metninde senedin «teminat senedi» olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede de senede yapılmış bir atıf olmadığı, senedin teminat senedi olduğu iddiasının ispatlanamadığı, «kötü niyet tazminatı» oranının İİK 72/4 maddesi 05.07.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunu ile yapılan değişiklik ile 15. maddesi gereği % 20 olarak değiştirilmiş i …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:teminat senedi · teminat
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, icra takibine konu senet metninde senedin «teminat senedi» olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşmede de senede yapılmış bir atıf olmadığı, senedin teminat senedi olduğu iddiasının ispatlanamadığı, «kötü niyet tazminatı» oranının İİK 72/4 maddesi 05.07.2012 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanunu ile yapılan değişiklik ile 15. maddesi gereği % 20 olarak değiştirilmiş i …
Somut olayda davaya konu «bono» üzerinde düzenleme nedeni «teminat» olarak gösterilmiş olup davalı taraf savunmasında söz konusu bononun taraflar arasında araç alım satımından kaynaklanan borcun ödenmesi amacıyla düzenlendiğini ileri sürdüğüne göre işbu savunma senedin düzenlenme nedeninin «talili» niteliğinde olup «ispat yükü» davalıya aittir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3092 E. 2021/3951 K.
Ortak:malen kaydı · talil · ispat yükü · bono · cy/cy kaydı · dava şartı
İncelediğiniz kararda… rece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirkete karşı başlatılan icra takibinin konusunu oluşturan ve “«bono»” şeklinde düzenlenmiş olan belgenin boşa imzalı olarak düzenlendiği ve üzerinin hukuka aykırı olarak doldurulduğu, söz konusu belgenin taraflar arasında yapılan şirketin «pay devrine» ilişkin anlaşma ile hukuken illiyet bağından yoksun olduğu, taraflar arasında “«malen” kaydını» gerektirecek bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalının şirket hisselerinin devrine yönelik noter sözleşmesinde devir bedelinin harçların düşük ödenmesi için 50.000,00 TL olarak gösterildiğini beyan ettiği, kendi danışıklı/«muvazaalı» işlemine dayanamayacağı ve davalının belgenin verildiği tarihte davacı şirketi «temsile» yetkili olduğu bu nedenle de şirket kaşesinin basılı olduğu bir belgeyi almasında «hukuki yararının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %20 «kötü niyet tazminatına» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacının «sahtecilik» iddiasına yönelik yaptığı «şikayet» üzerine başlatılan soruşturmada bu dava sonucunun bekletildiğinin bildirildiği, dava konusu senette ''bedeli malen alınmıştır'' «kaydına» rağmen alacaklı davalı, davacı şirketçe bedelin mal olarak verilmediğini, davalının davacı şirketteki hisselerini davacı şirket ortaklarından ...'a 550.000,00 TL bedel karşılığında satması, devir bedelinin ödenmemesi ve ...'ın mal varlığı bulunmaması nedeniyle, davalının hisse devrinden kaynaklanan alacağının davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiğini iddia etttiği, bu durumda takibin dayanağını teşkil eden dolayısıyla da alacaklının alacağını ispat aracı durumundaki «bonoda» bulunan «malen kaydının» doğru olmadığı yönündeki borçlu iddiası alacaklı davalı tarafça kabul edildiği, temeldeki hukuki ilişki yönünden bonodaki bu ispat kaydı bizzat alacaklı tarafından değişikliğe uğratıldığı, böylece «ispat külfetinin» davalı üzerine geçtiği, alacağın varlığı ve dayandığı «temel ilişkinin» senettekinden farklı olduğunu iddia eden davalı, kendi dayandığı ve senet metninden anlaşılamayan, davalının davacı şirketteki hisselerini diğer şirket ortağına 550.000,00 TL bedelle satmasından kaynaklı alacağının, davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiği iddialarını ispatla yükümlü olduğu, dosya kapsamında davalının üzerine aldığı ispat külfetini yerine getirmeye yönelik yazılı bir delil «ibraz» etmediği gözetildiğinde davanın bu nedenle kabulü gerekirken ilk derece mahkemesince yerinde olmayan gerekçe ile kabul kararı verildiğinden davalı vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile kabulüne, davalının kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden «kötü niyet tazminatı» isteğinin reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davaya konu «bonoda» «ihdas nedeni» olarak «malen kaydı» bulunmakta olup davalı da «hisse senedi» devri karşılığında senet alındığını beyan etmiştir.
Benzer bu karardaDavalının beyanı “«malen” kaydı» bulunan «bononun» «talili» niteliğindedir.
Bölge adliye mahkemesince, davacının senedin kendisinden «hile» ile alındığını ispatla yükümlü olduğunu, davacının dava konusu senedin davalıya çekeceği kredinin «teminatı» olarak verdiğini davacının bu hususta kendisini kandırdığını, yani senedin kendisinden hile ile alındığı iddiasını kanıtlayamadığını, senette «malen kaydı» bulunduğu, davalı senedin kira alacağına istinaden düzenlendiğini iddia ettiğinden senette malen kaydının bulunması «senedin talili» niteliğinde olmadığı, bonodaki malen kaydının davalının senedin kira bedeli karşılığı düzenlendiği iddiası ile uyuştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf taleb …
… emece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, her ne kadar kambiyo senetleri sebepten soyut olsa da alacağın kaynağının 90'lı yıllardaki kira alacağı ve bunun «gecikme tazminatı» olduğu davalı tarafça dile getirilmiş fakat bu alacak talebinin, yakın akrabalar arasında olması ve yaklaşık 15-20 yıl sonra istenmesi MK m.2 ve m.3'e uygun görülmemiş, kira alacağının varlığı yönünde araştırma yapılmasına bu nedenle gerek duyulmamış, yine «malen kaydının» varlığına rağmen senedin kaynağının farklı bir «kira ilişkisinden kaynaklandığı» ifade edilmesi çelişkili görülmüş, aile içinde sonradan ortaya çıkan «husumet» nedeni ile senedin takibe konulduğu kanaati ile TTK, HMK, İİK, BK ve MK normları da dikkate alınarak davalı alacaklının alacağın varlığını ispatlayamadığı gerekçes …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:senedin talili · kira ilişkisinden kaynaklanan dava · gecikme tazminatı · kira ilişkisi · delillerin toplanmaması · hile · kambiyo senedi · teminat
Benzer bu kararda… emece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, her ne kadar kambiyo senetleri sebepten soyut olsa da alacağın kaynağının 90'lı yıllardaki kira alacağı ve bunun «gecikme tazminatı» olduğu davalı tarafça dile getirilmiş fakat bu alacak talebinin, yakın akrabalar arasında olması ve yaklaşık 15-20 yıl sonra istenmesi MK m.2 ve m.3'e uygun görülmemiş, kira alacağının varlığı yönünde araştırma yapılmasına bu nedenle gerek duyulmamış, yine «malen kaydının» varlığına rağmen senedin kaynağının farklı bir «kira ilişkisinden kaynaklandığı» ifade edilmesi çelişkili görülmüş, aile içinde sonradan ortaya çıkan «husumet» nedeni ile senedin takibe konulduğu kanaati ile TTK, HMK, İİK, BK ve MK normları da dikkate alınarak davalı alacaklının alacağın varlığını ispatlayamadığı gerekçes …
Bölge adliye mahkemesince, davacının senedin kendisinden «hile» ile alındığını ispatla yükümlü olduğunu, davacının dava konusu senedin davalıya çekeceği kredinin «teminatı» olarak verdiğini davacının bu hususta kendisini kandırdığını, yani senedin kendisinden hile ile alındığı iddiasını kanıtlayamadığını, senette «malen kaydı» bulunduğu, davalı senedin kira alacağına istinaden düzenlendiğini iddia ettiğinden senette malen kaydının bulunması «senedin talili» niteliğinde olmadığı, bonodaki malen kaydının davalının senedin kira bedeli karşılığı düzenlendiği iddiası ile uyuştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf taleb …
Dava «kambiyo senedine» dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
Mahkemece «ispat yükünün» davalıda olduğu gözetilerek davalının bu konudaki «delilleri toplanıp» sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilip davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/2978 E. , 2021/2837 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 11. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Salihli 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 10/01/2017 tarih ve 2016/28 E. - 2017/3 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kabulüne dair İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nce verilen 20/04/2018 tarih ve 2017/1978 E. - 2018/495 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının davacı hakkında 550.000,00 TL bedelli bonoya dayalı icra takibi başlattığını, ancak taraflar arasında ticari bir ilişki ya da bir mal alış verişi bulunmadığını, davalının davacıya kestiği bir faturasının ya da davacıya teslim ettiği bir mal bulunmadığını, takip dayanağı bononun sahte olduğunu, davalının davacı şirket hisselerini senetteki tanzim tarihinden bir gün sonra 26.11.2015 tarihinde ...'a noter hisse devri sözlemesi ile 50.000,00 TL bedelle devrettiğini ve devir bedelini aldığını, davalının ticaret sicil müdürlüğünde matbu belge olarak kullanılmak üzere imzalı ve boş A4 kağıdını üzerine 550.000,00 TL gibi fahiş bir bedel yazarak senet haline dönüştürdüğünü, davacının davaya konu senet ve takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının davacı şirkete ortak iken, diğer ortağın davacı şirketin tamamını almak istediğini, diğer ortak ile 550.000,00 TL bedel üzerinde anlaşmaya varıldığını, şirketin devirden önce 1.100.000,00 TL'den fazla mal varlığının bulunduğunu, bu nedenle davacı şirket yetkilisi ile davaya konu bononun düzenlendiğini, bononun şirket devrinden önce alınmasının hayatın olağan akışına uygun olduğunu, davacının iddiaların yazılı delille kanıtlaması gerektiğini savunarak davanın reddi ile %20 tazminata karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince, yapılan yargılama, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirkete karşı başlatılan icra takibinin konusunu oluşturan ve “bono” şeklinde düzenlenmiş olan belgenin boşa imzalı olarak düzenlendiği ve üzerinin hukuka aykırı olarak doldurulduğu, söz konusu belgenin taraflar arasında yapılan şirketin pay devrine ilişkin anlaşma ile hukuken illiyet bağından yoksun olduğu, taraflar arasında “malen” kaydını gerektirecek bir ticari ilişkinin bulunmadığı, davalının şirket hisselerinin devrine yönelik noter sözleşmesinde devir bedelinin harçların düşük ödenmesi için 50.000,00 TL olarak gösterildiğini beyan ettiği, kendi danışıklı/muvazaalı işlemine dayanamayacağı ve davalının belgenin verildiği tarihte davacı şirketi temsile yetkili olduğu bu nedenle de şirket kaşesinin basılı olduğu bir belgeyi almasında hukuki yararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile %20 kötü niyet tazminatına karar verilmiştir.
Karara karşı davalı vekili istinafa başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre, davacının sahtecilik iddiasına yönelik yaptığı şikayet üzerine başlatılan soruşturmada bu dava sonucunun bekletildiğinin bildirildiği, dava konusu senette ''bedeli malen alınmıştır'' kaydına rağmen alacaklı davalı, davacı şirketçe bedelin mal olarak verilmediğini, davalının davacı şirketteki hisselerini davacı şirket ortaklarından ...'a 550.000,00 TL bedel karşılığında satması, devir bedelinin ödenmemesi ve ...'ın mal varlığı bulunmaması nedeniyle, davalının hisse devrinden kaynaklanan alacağının davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiğini iddia etttiği, bu durumda takibin dayanağını teşkil eden dolayısıyla da alacaklının alacağını ispat aracı durumundaki bonoda bulunan malen kaydının doğru olmadığı yönündeki borçlu iddiası alacaklı davalı tarafça kabul edildiği, temeldeki hukuki ilişki yönünden bonodaki bu ispat kaydı bizzat alacaklı tarafından değişikliğe uğratıldığı, böylece ispat külfetinin davalı üzerine geçtiği, alacağın varlığı ve dayandığı temel ilişkinin senettekinden farklı olduğunu iddia eden davalı, kendi dayandığı ve senet metninden anlaşılamayan, davalının davacı şirketteki hisselerini diğer şirket ortağına 550.000,00 TL bedelle satmasından kaynaklı alacağının, davacı şirketçe ödenmesine yönelik senedin düzenlendiği iddialarını ispatla yükümlü olduğu, dosya kapsamında davalının üzerine aldığı ispat külfetini yerine getirmeye yönelik yazılı bir delil ibraz etmediği gözetildiğinde davanın bu nedenle kabulü gerekirken ilk derece mahkemesince yerinde olmayan gerekçe ile kabul kararı verildiğinden davalı vekilinin istinaf isteğinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın açıklanan gerekçe ile kabulüne, davalının kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden kötü niyet tazminatı isteğinin reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespitine ilişkindir. Menfi tespit davalarında kural olarak ispat yükü alacaklıya ait ise de alacak ilişkisi kambiyo senedinden kaynaklanıyorsa senede karşı senetle ispat kuralı gereği tekrar borçlu tarafa geçmektedir. Ne var ki lehtar senetteki ihdas nedenini değiştirir şekilde talilde bulunursa ispat yükünü üzerine alır. Somut olayda davaya konu bonoda ihdas nedeni olarak malen kaydı bulunmakta olup davalı da hisse senedi devri karşılığında senet alındığını beyan etmiştir. Şirket hissesi nakit alımı olarak değerlendirilemeyeceğinden davalının beyanında Bölge Adliye Mahkemesi kararında kabul edildiği gibi talil bulunmadığından ispat külfetinin yer değiştirmesine yol açmayacağı gözetilerek uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 24/03/2021 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Hukuka uygun bulunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşüncesinde olduğumuzdan aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/659768800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz