Menfi Tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/3092 E. 2021/3951 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
senedin talili↗ kira ilişkisinden kaynaklanan dava↗ gecikme tazminatı↗ malen kaydı↗ kira ilişkisi↗ talil↗ delillerin toplanmaması↗ hile↗ kambiyo senedi↗ ispat yükü↗ bono↗ cy/cy kaydı↗ teminat↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, her ne kadar kambiyo senetleri sebepten soyut olsa da alacağın kaynağının 90'lı yıllardaki kira alacağı ve bunun gecikme tazminatı olduğu davalı tarafça dile getirilmiş fakat bu alacak talebinin, yakın akrabalar arasında olması ve yaklaşık 15-20 yıl sonra istenmesi MK m.2 ve m.3'e uygun görülmemiş, kira alacağının varlığı yönünde araştırma yapılmasına bu nedenle gerek duyulmamış, yine malen kaydının varlığına rağmen senedin kaynağının farklı bir kira ilişkisinden kaynaklandığı ifade edilmesi çelişkili görülmüş, aile içinde sonradan ortaya çıkan husumet nedeni ile senedin takibe konulduğu kanaati ile TTK, HMK, İİK, BK ve MK normları da dikkate alınarak davalı alacaklının alacağın varlığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacının senedin kendisinden hile ile alındığını ispatla yükümlü olduğunu, davacının dava konusu senedin davalıya çekeceği kredinin teminatı olarak verdiğini davacının bu hususta kendisini kandırdığını, yani senedin kendisinden hile ile alındığı iddiasını kanıtlayamadığını, senette malen kaydı bulunduğu, davalı senedin kira alacağına istinaden düzenlendiğini iddia ettiğinden senette malen kaydının bulunması senedin talili niteliğinde olmadığı, bonodaki malen kaydının davalının senedin kira bedeli karşılığı düzenlendiği iddiası ile uyuştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Davacının senedin kredi çekilmesi amacıyla davalıya verildiği iddiası karşısında davalı senedin kira alacağına istinaden düzenlendiğini iddia etmiştir. Davalının beyanı “malen” kaydı bulunan bononun talili niteliğindedir. İspat yükü davalıda olup davalının iddiasını yazılı delillerle ispatlaması gerekmektedir. Mahkemece ispat yükünün davalıda olduğu gözetilerek davalının bu konudaki delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilip davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11959 E. 2010/2791 K.
Ortak:senedin talili · malen kaydı · talil · kambiyo senedi · ispat yükü · bono · cy/cy kaydı · teminat
İncelediğiniz karardaBölge adliye mahkemesince, davacının senedin kendisinden «hile» ile alındığını ispatla yükümlü olduğunu, davacının dava konusu senedin davalıya çekeceği kredinin «teminatı» olarak verdiğini davacının bu hususta kendisini kandırdığını, yani senedin kendisinden hile ile alındığı iddiasını kanıtlayamadığını, senette «malen kaydı» bulunduğu, davalı senedin kira alacağına istinaden düzenlendiğini iddia ettiğinden senette malen kaydının bulunması «senedin talili» niteliğinde olmadığı, bonodaki malen kaydının davalının senedin kira bedeli karşılığı düzenlendiği iddiası ile uyuştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf taleb …
Davalının beyanı “«malen” kaydı» bulunan «bononun» «talili» niteliğindedir.
… emece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, her ne kadar kambiyo senetleri sebepten soyut olsa da alacağın kaynağının 90'lı yıllardaki kira alacağı ve bunun «gecikme tazminatı» olduğu davalı tarafça dile getirilmiş fakat bu alacak talebinin, yakın akrabalar arasında olması ve yaklaşık 15-20 yıl sonra istenmesi MK m.2 ve m.3'e uygun görülmemiş, kira alacağının varlığı yönünde araştırma yapılmasına bu nedenle gerek duyulmamış, yine «malen kaydının» varlığına rağmen senedin kaynağının farklı bir «kira ilişkisinden kaynaklandığı» ifade edilmesi çelişkili görülmüş, aile içinde sonradan ortaya çıkan «husumet» nedeni ile senedin takibe konulduğu kanaati ile TTK, HMK, İİK, BK ve MK normları da dikkate alınarak davalı alacaklının alacağın varlığını ispatlayamadığı gerekçes …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «isticvaba» rağmen senedin malen alındı ibaresi karşısında davalının bir beyanda bulunmadığı, buna göre «sebebini» «talil» etmiş olduğu, «ispat yükünün» «senedi talil» eden davalıda bulunduğu, «illetten mücerret» borç senedi olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının icra takibine konulan senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalıya ödenen 28.001,00 YTL’nın ödeme tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, «asıl alacak» üzerinden % 40 oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Uyuşmazlığa konu «bononun» «lehtarının» davalı, «keşidecisinin» ise davacı bulunduğu, diğer unsurlarının tam olduğu ve "«malen kaydı»" içerdiği hususları tartışmasızdır.
Dava konusu «bono» da "«malen" kaydını» içermektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:illetten mücerretlik · isticvap · mücerretlik · teminat senedi · karine · kötüniyet tazminatı · lehtar · taşıma sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «isticvaba» rağmen senedin malen alındı ibaresi karşısında davalının bir beyanda bulunmadığı, buna göre «sebebini» «talil» etmiş olduğu, «ispat yükünün» «senedi talil» eden davalıda bulunduğu, «illetten mücerret» borç senedi olduğunu kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının icra takibine konulan senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine, davalıya ödenen 28.001,00 YTL’nın ödeme tarihinden itibaren faiziyle tahsiline, «asıl alacak» üzerinden % 40 oranında «icra inkar tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Uyuşmazlığa konu «bononun» «lehtarının» davalı, «keşidecisinin» ise davacı bulunduğu, diğer unsurlarının tam olduğu ve "«malen kaydı»" içerdiği hususları tartışmasızdır.
Davacı vekili, «bononun» müvekkili tarafından davalının ortağı firmayla yapılan «taşıma sözleşmesinin» «teminatı» olarak verildiğini, edimini yerine getirdiğini, davalıyla bir ilişkisinin olmadığını iddia etmiştir.
Ancak, "bedeli malen ahzolunmuştur" «kaydını» içerecek şekilde düzenlenen bir «kambiyo senedinin» «karine» olarak «teslim» alınan bir mal karşılığında düzenlendiğinin kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3025 E. 2021/2800 K.
Ortak:talil · bono · teminat
İncelediğiniz karardaBölge adliye mahkemesince, davacının senedin kendisinden «hile» ile alındığını ispatla yükümlü olduğunu, davacının dava konusu senedin davalıya çekeceği kredinin «teminatı» olarak verdiğini davacının bu hususta kendisini kandırdığını, yani senedin kendisinden hile ile alındığı iddiasını kanıtlayamadığını, senette «malen kaydı» bulunduğu, davalı senedin kira alacağına istinaden düzenlendiğini iddia ettiğinden senette malen kaydının bulunması «senedin talili» niteliğinde olmadığı, bonodaki malen kaydının davalının senedin kira bedeli karşılığı düzenlendiği iddiası ile uyuştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf taleb …
Davalının beyanı “«malen” kaydı» bulunan «bononun» «talili» niteliğindedir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, takibe konu malen kayıtlı «bononun» tarafların iddia ve cevaplarıyla «ihdas nedenini» «talil» etmediği, bu durumda davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği, bununla birlikte davacı şirket «temsilcisinin» icrai «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, davalının da takibe konu edilen 70.000.-TL dışında borcunun kalmadığını kabul ettiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davacının 270.000.-TL bedelli bonodan dolayı davalıya 200.000.- TL «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmiştir.
Bölge adliye mahkemesince, takibe konu «bononun» malen kayıtlı olarak düzenlendiği dikkate alındığında davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği ancak davacı tarafın buna ilişkin dosyaya yazılı bir delil sunmadığı, davacı şirket yetkilisi olduğu söylenen ...'nın yapılan «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, bu kişinin şirket yetkilisi olduğu konusunda da duruşmada davacı vekilinin beyanda bulunduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, davalı vekilinin 06.07.2017 tarihli duruşmada takibe konulan miktar dışında alacaklarının kalmadığını beyan etmesi, davacının davayı açmakta «kötüniyetli» olduğu konusunda dosyada delil olmaması ve «yargılama giderlerinin» kabul edilen miktar üzerinden hesaplandığı, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, «kamu düzenine aykırılık» hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olması gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihdas nedeni · delil değerlendirmesi · borçlu olunmadığının tespiti · kamu düzenine aykırılık · bedelsizlik · kamu düzeni · yargılama gideri · haciz
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince, takibe konu «bononun» malen kayıtlı olarak düzenlendiği dikkate alındığında davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği ancak davacı tarafın buna ilişkin dosyaya yazılı bir delil sunmadığı, davacı şirket yetkilisi olduğu söylenen ...'nın yapılan «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, bu kişinin şirket yetkilisi olduğu konusunda da duruşmada davacı vekilinin beyanda bulunduğunun dosya kapsamından anlaşıldığı, davalı vekilinin 06.07.2017 tarihli duruşmada takibe konulan miktar dışında alacaklarının kalmadığını beyan etmesi, davacının davayı açmakta «kötüniyetli» olduğu konusunda dosyada delil olmaması ve «yargılama giderlerinin» kabul edilen miktar üzerinden hesaplandığı, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, «kamu düzenine aykırılık» hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan «deliller değerlendirilip» yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olması gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir …
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda, takibe konu malen kayıtlı «bononun» tarafların iddia ve cevaplarıyla «ihdas nedenini» «talil» etmediği, bu durumda davacı tarafın bononun «teminat» amacıyla verildiğini ve «bedelsiz» kaldığını yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği, bununla birlikte davacı şirket «temsilcisinin» icrai «haciz» sırasında borcu kabul ettiği, davalının da takibe konu edilen 70.000.-TL dışında borcunun kalmadığını kabul ettiği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile davacının 270.000.-TL bedelli bonodan dolayı davalıya 200.000.- TL «borçlu olunmadığının tespitine» karar verilmiştir.
2- Dava, senet tutarı olan 270.000.-TL üzerinden «borçlu olunmadığının tespitine» ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/3092 E. , 2021/3951 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 5. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Kütahya 1. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen 12.01.2018 tarih ve 2016/192 E- 2018/22 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kabulüne dair Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nce verilen 02.07.2019 tarih ve 2018/1566 E- 2019/433 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davacı aleyhine davalı tarafından 130.000.-TL'lik borcu içeren bonoya (kambiyo senedine) dayalı olarak takip başlatıldığını, davalının davacının damadı olduğunu, 2014'ün yaz aylarında davalının davacıya "baba kredi çekeceğim kefil olur musun" diyerek senede imza attırdığını, davacının öz kızının eşine banka kredisi konusunda yardımcı olma maksadıyla imza attığını ve kandırıldığını, taraflar arasında böyle bir borcun olmadığını, senette "malen" kaydının da olduğunu ve bir mal alışverişinin de bulunmadığını belirterek, haksız ve kötü niyetli takip nedeni ile davacının borçlu olmadığının tespitine ve davalının %20 kötü niyet tazminatı ödemesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının ticaretle uğraşan bir kişi olduğunu, banka kredisi çekilirken bonoya imza atılmayacağını bildiğini, davacının iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, "malen" kaydının ise matbu olarak senette bulunduğunu, bunun tarafların senedi düzenlerken bilinçli yaptıkları bir tercih olmadığını, alacağın kaynağının davalının sahibi olduğu ve 1993 ile 2000 yılları arasında davacı ve oğluna kiraya verilen işyerinden kaynaklı olduğunu, bu yeri davalının davacıya kiraya verdiğini, davacı ve oğlunun burayı kahvehane olarak işlettiğini, yıllarca birikmiş kira borçlarına ve gecikme tazminatına karşılık bu senedin düzenlendiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, her ne kadar kambiyo senetleri sebepten soyut olsa da alacağın kaynağının 90'lı yıllardaki kira alacağı ve bunun gecikme tazminatı olduğu davalı tarafça dile getirilmiş fakat bu alacak talebinin, yakın akrabalar arasında olması ve yaklaşık 15-20 yıl sonra istenmesi MK m.2 ve m.3'e uygun görülmemiş, kira alacağının varlığı yönünde araştırma yapılmasına bu nedenle gerek duyulmamış, yine malen kaydının varlığına rağmen senedin kaynağının farklı bir kira ilişkisinden kaynaklandığı ifade edilmesi çelişkili görülmüş, aile içinde sonradan ortaya çıkan husumet nedeni ile senedin takibe konulduğu kanaati ile TTK, HMK, İİK, BK ve MK normları da dikkate alınarak davalı alacaklının alacağın varlığını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karara karşı taraf vekilleri istinaf talebinde bulunmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, davacının senedin kendisinden hile ile alındığını ispatla yükümlü olduğunu, davacının dava konusu senedin davalıya çekeceği kredinin teminatı olarak verdiğini davacının bu hususta kendisini kandırdığını, yani senedin kendisinden hile ile alındığı iddiasını kanıtlayamadığını, senette malen kaydı bulunduğu, davalı senedin kira alacağına istinaden düzenlendiğini iddia ettiğinden senette malen kaydının bulunması senedin talili niteliğinde olmadığı, bonodaki malen kaydının davalının senedin kira bedeli karşılığı düzenlendiği iddiası ile uyuştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir. Davacının senedin kredi çekilmesi amacıyla davalıya verildiği iddiası karşısında davalı senedin kira alacağına istinaden düzenlendiğini iddia etmiştir. Davalının beyanı “malen” kaydı bulunan bononun talili niteliğindedir. İspat yükü davalıda olup davalının iddiasını yazılı delillerle ispatlaması gerekmektedir. Mahkemece ispat yükünün davalıda olduğu gözetilerek davalının bu konudaki delilleri toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükünün davacıda olduğu kabul edilip davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine,
22.04.2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/670660400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz