6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kurul kararının iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1051 E. 2024/4921 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulunun görevden alınması finansal tabloların müzakeresinin ertelenmesi azınlık pay sahipliği finansal tabloların onaylanması finansal tabloların müzakeresi toplantının ertelenmesi oydan yoksunluk genel kurul kararının butlanı faaliyet raporu organsızlık yoklukla malul karar karar nisabı toplantı tutanağı muhalefet şerhi butlan esas sözleşme yokluk pay sahipliği olağanüstü genel kurul genel kurul kararının iptali ibra cy/cy şerhi ek prim dava şartı yokluğu dürüstlük kuralı anonim şirket kâr dağıtımı usulden reddi hukuki yarar kâr payı yetki yönetim kurulu kararı ilk derece kararının kaldırılması dava sebebi temsil istinaf yoluna başvurulabilirlik husumet görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 396TTK 399TTK 413TTK 420TTK 436TTK 447

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2019/676 E., 2020/398 K.

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin asıl ve birleşen davalardan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle asıl davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden, birleşen davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davanın davacıları vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ASIL VE DAVA

1.Davacılar vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; davalı Şirket'in 2017 yılı olağan genel kurulunun 19.03.2018 tarihinde şirketin tüm pay sahiplerinin katılımıyla yapıldığını, genel kurul toplantı gündeminin sırasıyla; (1) açılış ve toplantı başkanlığının oluşturulması, (2) yönetim kurulu faaliyet raporu ile bağımsız denetim raporunun okunması ve müzakere edilmesi, (3) 2017 yılma ait bilanço ve kâr/zarar hesaplarının okunması müzakeresi ve onaylanması, (4) yönetim kurulunun ayrı ayrı ibra edilmesi, (5) yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi ve görev sürelerinin belirlenmesi, (6) yeni seçilen yönetim kurulu ücret, prim ve diğer sosyal haklarının belirlenmesi, (7) kâr dağıtımı ile ilgili karar alınması, (8) Türk Ticaret Kanunu gereğince Bağımsız Dış Denetleme Kuruluşu'nun seçimi ve onaylanması, (9) yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 395 inci ve 396 ncı maddeleri gereğince müsaade edilmesi, (10) dilekler ve kapanış maddelerinden oluştuğunu, genel kurul toplantısının açılmasıyla birlikte, ilk gündem maddesi uyarınca divan heyeti seçilmiş ancak diğer maddelerinin görüşülmesine geçilmeden önce azınlık pay sahipleri sıfatıyla müvekkillerini vekaleten temsil eden vekillerin 6102 sayılı Kanun'un 420 inci maddesi uyarınca finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların görüşülmesinin ertelenmesi talebinde bulunması üzerine, genel kurul toplantısı gündeminin (2), (3), (4), (6) ve (7) inci maddelerinin görüşülmesinin, toplantı başkanınca ertelendiğini, ne var ki aynı Yasa hükmü uyarınca finansal tabloların müzakeresine bağlı konulardan olan ve genel kurul toplantısı gündeminin yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi ve görev sürelerinin belirlenmesine ilişkin 5 inci Türk Ticaret Kanunu gereğince bağımsız dış denetleme kuruluşunun seçimi ve onaylanmasına ilişkin 8 inci ve yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine müsaade edilmesine ilişkin 9 uncu maddelerinin görüşülmesinin, müvekkillerinin iradesine aykırı ve hukuka aykırı olarak ertelenmediğini ve bu hukuka aykırılığa müvekkillerinin ve diğer azınlık pay sahipleri vekillerinin itiraz etmelerine ve bu itirazlarını genel kurul toplantısı tutanağına geçirmiş olmalarına rağmen oyçokluğu ile süz konusu kararların alındığını, müvekkili ...'nin şirket sermayesinin 5.427.231,66 TL'lik kısmına tekabül eden 542.723.166 adet payın sahibi ve % 22.6'lık oranda pay sahibi olarak ve ...'nin şirket sermayesinin 206.900,00 TL'lık kısmına tekabül eden 20.690.000 adet payın sahibi ve % 0,86'lık oranda pay sahibi olarak anılan kararlara karşı itiraz ettiklerini, muhalif oldukları kararlarda dileklerini tutanağa geçirdiklerini ileri sürerek davaya konu genel kurulda alınan (5), (8) ve (9) numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacılar vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; davalı şirketin 19.03.2018 tarihinde 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantısının yapıldığını, müvekkillerinin davalı şirkette %23,48 hisse sahibi olduğunu, genel kurul toplantısında; finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların görüşülmesi, yönetim kurulu faaliyet raporu ile bağımsız denetim raporunun okunup müzakere edilmesi, 2017 yılına ait bilanço ve kâr zarar hesaplarının okunması ve onaylanması, yönetim kurulunun ayrı ayrı ibra edilmesi, yeni seçilen yönetim kurulu üyelerinin ücret, prim ve diğer sosyal haklarının belirlenmesi ve kâr dağıtımı ile ilgili karar alınmasına ilişkin 2, 3, 4, 6, 7 numaralı gündem maddelerinin görüşülmesinin 6102 sayılı Kanun'un 420 nci maddesi gereği ertelendiğini, ancak bu ertelemenin doğal sonucu olarak yönetim kurulu üyelerinin seçiminin de ertelenmesi gerekir iken bunun yapılmadığını, çoğunluk hissedarlarının isteği ile yönetim kurulu üyelerinin seçimi maddesine geçidiğini, müvekkillerinin ve diğer hissedar ...'nin buna itiraz ettiğini, bu konudaki muhalefetin tutanağa geçirildiğini, yapılan itirazlara rağmen divan başkanlığının yeni yönetim seçimine girdiğini, çoğunluk hissedarlarının oyları ile ..., ....., Soyak Holding A.Ş. ve Soyak İnşaat ve Tic. A.Ş.'nin yönetim kuruluna seçildiğini, yeni yönetimin eski yönetim ile aynı olmasının hukuka ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini, yönetim kurulunun görevden alınması ve seçilmesinin finansal tabloların müzakeresi ile ilgili olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince finansal tabloların müzakeresinin ertelendiği hallerde yeni yönetim kurulu üyelerinin seçiminin de ertelenmesinin kanun gereği olduğunu, buna bağlı olarak gündemin 5 inci maddesinin iptalinin gerektiğini, genel kurulda bağımsız denetçi seçilmesi hakkındaki 8 numaralı gündem maddesine geçilmesine ve buna maddenin görüşülerek karara bağlanmasına da müvekkillerince itiraz edildiğini, zira bağımsız denetçi seçiminin de finansal tabloların müzakeresi sonradı alınabilecek bir karar olduğunu, müvekkillerinin bu konuda da muhalefet şerhini zapta geçirdiğini, yine yeni seçilen yönetim kurulu üyelerine şirket konusu işler ile iştigal etme izin verilmesine de aynı gerekçeler ile itiraz edilerek muhalefet şerhinin tutanağa geçirildiğini ileri sürerek davaya konu genel kurulda alınan (5), (8) ve (9) numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili asıl ve birleşen davalara ilişkin cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin ertelenen genel kurul toplantısının 28.06.2018 tarihinde yapıldığını ve yeni bir yönetim kurulu seçildiğini, davada 19.03.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulunun seçimine ilişkin iptal isteminin konusuz kaldığını, bu ne davacıların huzurdaki davaya konu husumeti sürdürmelerinde hiçbir meşru menfaatlerinin kalmadığını, davacıların genel kurulu erteleme taleplerinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, gündemin 5 inci maddesinin iptal talebine ilişkin yeni yönetimin seçilmesinin zorunluluk olduğunu, şirketin organsız kalmaması için yönetim kurulu oylamasına geçildiğini, yeni yönetim ile eski yönetimin aynı olmasının tek başına iptal nedeni olmadığını, yönetim kurulunun seçilmesinin finansal tablolarla ilgili olduğu gerekçesiyle seçimin de ertelenmesi itirazlarının haksız olduğunu, gündemin 8 inci maddesi olan bağımsız denetçi seçimine ilişkin kararın iptal talebinin, bağımsız denetçinin seçimi konusunun 6102 sayılı Kanun'un 420 nci maddesi maddesinde yer alan finansal tabloların ertelenmesine ilişkin konu ile bir ilgisinin bulunmadığını, denetçinin zorunlu organ olmadığını, müvekkili şirket ile arasında sözleşmesel ilişki bulunduğunu ve bir yıl için görevlendirildiğini, göndemin 9 uncu maddesi olan şirket konusu işlere iştigale izin verilmesine ilişkin kararın iptal talebinin, 6102 sayılı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddelerine göre verilen izinlerin grup dışı şirketlerle faaliyet izni olarak verilmemekte olduğunu ve finansal tabloların ertelenmesine bağlı olmadığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen dosya davacılarının iptalini istedikleri genel kurul kararlarına usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koydukları, davaya konu genel kurulda, mevcut yönetim kurulunun ibra edilmesinin ve finansal tabloların onaylanmasının 6102 sayılı Kanun'un 420 nci maddesi gereğince 28.06.2018 tarihinde yapılacak ikinci genel kurul toplantısına ertelendiği, davaya konu genel kurulda alınan (5) ve (9) kararların yeni yönetim kurulunun seçilmesi ve yönetim kuruluna yönetim konusunda yetki verilmesine ilişkin olduğu, erteleme kararı gereğince finansal tablolar onaylanmadığı ve mevcut yönetim kurulunun da ibra edilmediği, bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince (5) ve (9) numaralı kararların kanuna aykırı olduğu, taraf vekillerinin beyanlarına göre, davalı şirkette, bağımsız denetçi şirketin denetim görevini üstlendiği, yapılan genel kurul toplantısında bağımsız denetçi olarak atanan şirket işlemlerinin finansal tablolar onaylanmadığı için ibra edilmediği, bağımsız denetçi şirketin ibra edilmeden yeniden aynı göreve seçildiği, bu durumun esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulü ile davaya konu genel kurulda alınan (5), (8) ve (9) numaralı kararların iptaline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların (5) numaralı kararın iptalini istemekte hukuki yararları bulunmadığını, davaya konu genel kurul toplantısında alınan kararların kanunda sayılan iptal sebeplerinden hiçbiri ile sakat olmadığını, davacıların finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesine yönelik taleplerinin kötü niyetli olduğunu, Mahkeme gerekçesinin aksine davaya konu genel kurulda alınan (5), (8) ve (9) numaralı kararların finansal tabloların görüşülmesiyle bir bağlantılarının bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dosya davacılarının iptalini istedikleri genel kurul kararlarına usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koymadıkları, İlk Derece Mahkemesince bu husus gözetilerek davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilmesinin doğru olmadığı, davalı vekilinin birleşen davaya ilişkin olarak ileri sürdüğü istinaf itirazlarına gelince; davalı tarafça iddia edildiğinin aksine, davacıların 5 numaralı kararın iptalini istemekte hukuki yararları bulunduğu gibi talebin konusuz da kalmadığı, davalı şirketin 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında, toplantı başkanınca 6102 sayılı Kanun'un 420 nci maddesi uyarınca finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesine karar verildiği, aynı Yasa'nın 413 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının, "...yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi yılsonu finansal tablolarının müzakeresi maddesiyle ilgili sayılır." hükmünü haiz olduğu, madde gerekçesinde; "...bu madde genel kurula yönetim kurulu üyelerini her olağan genel kurul toplantısında görevden alabilme olanağı vermektedir. Hükmün temelindeki mantık şudur. Genel kurul yılsonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun ortaya koyduğu sonuçlardan memnun kalmamışsa yönetim kurulu değiştirilebilmelidir. İcraatı beğenilmeyen yönetim kurulu süre endişesi ile görevde tutulmamalıdır." şeklinde ifadelere yer verildiği, buna göre madde hükmünün, yönetim kurulu üyelerinin görev süresi dolmadan genel kurulca görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi halinde, buna ilişkin gündem maddesinin finansal tabloların görüşülmesine ilişkin gündem maddesi ile bağlantılı olmasını öngördüğü, aksi halde, yani dava konusu genel kurulda olduğu gibi görev süresi dolan yönetim kurulu üyeleri yerine yenilerinin seçimi halinde, bu gündem maddesinin finansal tabloların görüşülmesi ile bağlantılı kabul edilmesinin söz konusu olmadığı, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 16.02.2021 tarihli, 2020/1589 E., 2021/1257 K. sayılı kararının da bu yönde olduğu, bu nedenle Mahkemece, genel kurulun 5 inci maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine dair karar ile, bu madde ile bağlantılı olarak 9 uncu maddesi ile alınan seçilen yeni yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddeleri uyarınca faaliyet izni verilmesine dair kararın iptaline karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu, bağımsız denetim şirketinin, anonim şirketin bir organı olmadığı ve bir faaliyet dönemi için seçildiği, 6102 sayılı Kanun'un 399 uncu maddesi hükmü uyarınca, yönetim kurulu üyeleri ile sermayenin en az yüzde onunu temsil eden pay sahiplerinin bağımsız denetçinin değiştirilmesini talep etme hakkı bulunduğu, bağımsız denetçi atanmasının finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular kapsamında olduğuna dair yasal bir düzenleme de bulunmadığı, bu nedenle Mahkemece genel kurulun 8 inci maddesi ile alınan bağımsız denetim şirketi atanmasına dair kararın iptaline karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle asıl davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden, birleşen davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davacıları vekili ve birleşen dava davacıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Asıl dava davacıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkillerinin iptalini istedikleri kararlara karşı usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koyduklarını, aksi yöndeki Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin isabetli olmadığını, bunun yanında, bir genel kurul kararının butlan veyahut yoklukla sakat olması halinde hukuki yararı bulunan herkesin butlan veya yokluğun tespiti talebinde bulunabileceklerini, esasen her üç kararının da yoklukla malul olduğunu, zira davaya konu genel kurulda yönetim kuruluna seçilen ve kendilerine 6102 sayılı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddelerine göre izin verilen şirketlerin, davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan ...'ın hakim hissedar oldukları şirketler olduğunu, bu nedenle adı geçenin bu şirketlere ilişkin oylamalarda oydan yoksun olduğunu, ...'ın oyu düşüldüğünde davaya konu genel kurulda alınan kararların alınamayacağını, Bölge Adliye Mahkemesince bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin birleşen davaya ilişkin gerekçesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Birleşen dosya davacıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 420 nci maddesine göre, davaya konu genel kurulda alınan (5), (8) ve (9) numaralı kararların finansal tabloların müzakeresiyle ilgili olduğunu, bu nedenle davaya konu genel kurulda görüşülmelerinin ertelenmesi gerektiğini, aksi yöndeki Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin isabetli olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin kararda atıf yaptığı Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 16.02.2021 tarihli, 2020/1589 E., 2021/1257 K. sayılı kararına yanlış anlam verdiğini, anılan karardaki olayla iş bu davadaki olayın farklı olup emsal teşkil etmesinin mümkün olmadığını, esasen iptalini talep ettikleri kararlarının yoklukla da malul olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 445 inci, 446 ncı ve 447 nci maddeleri ile aynı Kanun'un 395 inci, 396 ncı, 413 üncü, 420 nci ve 436 ncı maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve davaya konu genel kurulda alınan (5) numaralı kararla, görev süresi dolan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerinin seçilmiş olmasına, Dairemizin 16.02.2021 tarihli 2020/1589 E., 2021/1257 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere 6102 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesinin üçüncü fıkrası hükmünün yönetim kurulu üyelerinin görev süresi dolmadan genel kurulca görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi halinde buna ilişkin gündem maddesinin finansal tabloların görüşülmesine ilişkin gündem maddesi ile bağlantılı olmasını öngörmesine, aksi halde, yani dava konusu genel kurulda olduğu gibi görev süresi dolan yönetim kurulu üyeleri yerine yenilerinin seçimi halinde, bu gündem maddesinin finansal tabloların görüşülmesi ile bağlantılı kabul edilmesinin mümkün olmamasına, bu itibarla, davacılarca iptali istenilen yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin (5) numaralı, bağımsız denetçi seçilmesine ilişkin (8) numaralı ve yönetim kurulu üyelerine şirket konusu işlerle iştigal etmelerine ilişkin (9) numaralı kararların finansal tabloların görüşülmesiyle ilgili hususlar olarak kabul edilemeyecek olmasına göre asıl ve birleşen dosya davacıları vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesince, asıl dosya davacılarının iptalini talep ettikleri (5) numaralı karara usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koymadıkları belirtilmiş ise de genel kurula asıl dosya davacıları adına katılan vekillerin, oylamanın yapılmasından sonra söz alarak ilgili kararın görüşülmesi sırasında belirttikleri gerekçelerle dava açma haklarını saklı tuttuklarını beyan ettikleri ve bu beyanlarını tutanağa geçirttikleri anlaşılmaktadır. Bu hale göre asıl dosya davacılarının (5) numaralı karara usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koyduklarının kabulü zorunlu olup Bölge Adliye Mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davada (5) numaralı karara ilişkin ileri sürülen iptal sebebinin yukarıdaki (1) numaralı bentte belirtilen gerekçeler doğrultusunda esastan karara bağlanması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

3. Bölge Adliye Mahkemesince, asıl ve birleşen davalarda, (9) numaralı karara ilişkin iptal talebi yazılı olduğu şekilde reddedilmiş ise de kararın yoklukla malul olup olmadığı resen araştırılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir. Zira Dairemizin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere Mahkemece yokluk hususunun resen gözetilmesi gerekmektedir. Yokluk halinde asıl dosya davacılarının, (9) numaralı karara usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koymamalarının da bir önemi bulunmamaktadır.

4. Anılan kararın yoklukla malul olup olmadığının değerlendirmesine gelince, davaya konu genel kurulda alınan (5) numaralı kararla, ..., ....Holding A.Ş. ve Soyak İnş. Tic..A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olarak seçilmelerine karar verilmiş, (9) numaralı kararla ise yeni seçilen yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddelerine göre şirket konusu işlerle iştigal etmeleri hususunda izin verilmiştir. Aynı zamanda şirket ortağı sıfatları da bulunan ... ve Hasan Arif Bengü'nün (9) numaralı karara ilişkin oylamaya katıldıkları, gerek kendileri gerekse de diğer yönetim kurulu üyeleri için olumlu oy kullandıkları anlaşılmaktadır.

5. Dairemizin 27.04.2017 tarihli, 2016/3815 E., 2017/2497 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, yönetim kurulu üyesi, 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre, kendisine aynı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddelerine göre izin verilmesine ilişkin oylamada oydan yoksundur. Ancak diğer yönetim kurulu üyeleri için yapılan oylamada (6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen haller dışında) oy kullanmasında bir engel bulunmamaktadır.

6. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönülecek olursa, (9) numaralı karar, 1.174.941,332 adet ret oyuna karşılık 1.225.058,668 kabul oyuyla alınmış olup, ...'ın şirkette 629.098,668 adet payı bulunmaktadır. ...'ın kendisine izin verilmesine ilişkin oylamada oydan yoksun olduğu gözetildiğinde adı geçene izin verilmesine ilişkin kararın alınamayacağı ve yok hükmünde olduğu açıktır. Hasan Arif Bengü'nün ise şirkette 6 adet paya sahip olduğu görülmekte olup, adı geçenin kendi lehine yapılan oylamaya katılmasının sonuca bir etkisi bulanmayıp karar geçerlidir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, ...'a şirket konusu işlerle iştigal etmesine izin verilmesine ilişkin (9) numaralı kararın karar nisabı oluşmadığından yok hükmünde olduğu gözetilmeden karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

7. Öte yandan, asıl ve birleşen dosya davacıları, ...'ın davaya konu genel kurulda yönetim kurulu üyesi olarak seçilen Soyak Holding A.Ş. ve Soyak İnş. Tic..A.Ş.'nin hakim hissedarı olduğunu belirterek, bu şirketlere izin verilmesine ilişkin kararda da oydan yoksun olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince, ...'ın adı geçen şirketlerin hakim hissedarı olup olmadığı araştırılmadığı gibi hakim hissedarı olması halinde de 6102 sayılı Kanun'un 436 ıncı maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince bu şirketlere izin verilmesine ilişkin oylamada oydan yoksun olup olmadığı da değerlendirilmemiştir. Bu itibarla Bölge Bölge Adliye Mahkemesince, bu bentte belirtilen hususlar hakkında inceleme ve değerlendirme yapılmadan karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Genel kurul kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/11091 E. 2018/4259 K.

    Ortak: · dava şartı · Genel kurul kararının iptali

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Erteleme talebine rağmen bağlı gündem maddelerinde alınan karar yok hükmündedir

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/350 E. 2024/3992 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2023/1051 E.  ,  2024/4921 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/1403 Esas, 2022/1952 Karar

BİRLEŞEN DAVADA İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi 2019/679 E., 2020/210 K.

HÜKÜM

Asıl ve birleşen davaların reddi (Esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle)

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2019/676 E., 2020/398 K.

Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali istemine ilişkin asıl ve birleşen davalardan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle asıl davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden, birleşen davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davanın davacıları vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. ASIL VE DAVA

1.Davacılar vekili asıl davaya ilişkin dava dilekçesinde; davalı Şirket'in 2017 yılı olağan genel kurulunun 19.03.2018 tarihinde şirketin tüm pay sahiplerinin katılımıyla yapıldığını, genel kurul toplantı gündeminin sırasıyla; (1) açılış ve toplantı başkanlığının oluşturulması, (2) yönetim kurulu faaliyet raporu ile bağımsız denetim raporunun okunması ve müzakere edilmesi, (3) 2017 yılma ait bilanço ve kâr/zarar hesaplarının okunması müzakeresi ve onaylanması, (4) yönetim kurulunun ayrı ayrı ibra edilmesi, (5) yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi ve görev sürelerinin belirlenmesi, (6) yeni seçilen yönetim kurulu ücret, prim ve diğer sosyal haklarının belirlenmesi, (7) kâr dağıtımı ile ilgili karar alınması, (8) Türk Ticaret Kanunu gereğince Bağımsız Dış Denetleme Kuruluşu'nun seçimi ve onaylanması, (9) yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 395 inci ve 396 ncı maddeleri gereğince müsaade edilmesi, (10) dilekler ve kapanış maddelerinden oluştuğunu, genel kurul toplantısının açılmasıyla birlikte, ilk gündem maddesi uyarınca divan heyeti seçilmiş ancak diğer maddelerinin görüşülmesine geçilmeden önce azınlık pay sahipleri sıfatıyla müvekkillerini vekaleten temsil eden vekillerin 6102 sayılı Kanun'un 420 inci maddesi uyarınca finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların görüşülmesinin ertelenmesi talebinde bulunması üzerine, genel kurul toplantısı gündeminin (2), (3), (4), (6) ve (7) inci maddelerinin görüşülmesinin, toplantı başkanınca ertelendiğini, ne var ki aynı Yasa hükmü uyarınca finansal tabloların müzakeresine bağlı konulardan olan ve genel kurul toplantısı gündeminin yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesi ve görev sürelerinin belirlenmesine ilişkin 5 inci Türk Ticaret Kanunu gereğince bağımsız dış denetleme kuruluşunun seçimi ve onaylanmasına ilişkin 8 inci ve yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine müsaade edilmesine ilişkin 9 uncu maddelerinin görüşülmesinin, müvekkillerinin iradesine aykırı ve hukuka aykırı olarak ertelenmediğini ve bu hukuka aykırılığa müvekkillerinin ve diğer azınlık pay sahipleri vekillerinin itiraz etmelerine ve bu itirazlarını genel kurul toplantısı tutanağına geçirmiş olmalarına rağmen oyçokluğu ile süz konusu kararların alındığını, müvekkili ...'nin şirket sermayesinin 5.427.231,66 TL'lik kısmına tekabül eden 542.723.166 adet payın sahibi ve % 22.6'lık oranda pay sahibi olarak ve ...'nin şirket sermayesinin 206.900,00 TL'lık kısmına tekabül eden 20.690.000 adet payın sahibi ve % 0,86'lık oranda pay sahibi olarak anılan kararlara karşı itiraz ettiklerini, muhalif oldukları kararlarda dileklerini tutanağa geçirdiklerini ileri sürerek davaya konu genel kurulda alınan (5), (8) ve (9) numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

2. Davacılar vekili birleşen davaya ilişkin dava dilekçesinde; davalı şirketin 19.03.2018 tarihinde 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantısının yapıldığını, müvekkillerinin davalı şirkette %23,48 hisse sahibi olduğunu, genel kurul toplantısında; finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konuların görüşülmesi, yönetim kurulu faaliyet raporu ile bağımsız denetim raporunun okunup müzakere edilmesi, 2017 yılına ait bilanço ve kâr zarar hesaplarının okunması ve onaylanması, yönetim kurulunun ayrı ayrı ibra edilmesi, yeni seçilen yönetim kurulu üyelerinin ücret, prim ve diğer sosyal haklarının belirlenmesi ve kâr dağıtımı ile ilgili karar alınmasına ilişkin 2, 3, 4, 6, 7 numaralı gündem maddelerinin görüşülmesinin 6102 sayılı Kanun'un 420 nci maddesi gereği ertelendiğini, ancak bu ertelemenin doğal sonucu olarak yönetim kurulu üyelerinin seçiminin de ertelenmesi gerekir iken bunun yapılmadığını, çoğunluk hissedarlarının isteği ile yönetim kurulu üyelerinin seçimi maddesine geçidiğini, müvekkillerinin ve diğer hissedar ...'nin buna itiraz ettiğini, bu konudaki muhalefetin tutanağa geçirildiğini, yapılan itirazlara rağmen divan başkanlığının yeni yönetim seçimine girdiğini, çoğunluk hissedarlarının oyları ile ..., ....., Soyak Holding A.Ş.

ve Soyak İnşaat ve Tic. A.Ş.'nin yönetim kuruluna seçildiğini, yeni yönetimin eski yönetim ile aynı olmasının hukuka ve kanuna aykırılık teşkil ettiğini, yönetim kurulunun görevden alınması ve seçilmesinin finansal tabloların müzakeresi ile ilgili olduğunu, 6102 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince finansal tabloların müzakeresinin ertelendiği hallerde yeni yönetim kurulu üyelerinin seçiminin de ertelenmesinin kanun gereği olduğunu, buna bağlı olarak gündemin 5 inci maddesinin iptalinin gerektiğini, genel kurulda bağımsız denetçi seçilmesi hakkındaki 8 numaralı gündem maddesine geçilmesine ve buna maddenin görüşülerek karara bağlanmasına da müvekkillerince itiraz edildiğini, zira bağımsız denetçi seçiminin de finansal tabloların müzakeresi sonradı alınabilecek bir karar olduğunu, müvekkillerinin bu konuda da muhalefet şerhini zapta geçirdiğini, yine yeni seçilen yönetim kurulu üyelerine şirket konusu işler ile iştigal etme izin verilmesine de aynı gerekçeler ile itiraz edilerek muhalefet şerhinin tutanağa geçirildiğini ileri sürerek davaya konu genel kurulda alınan (5), (8) ve (9) numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili asıl ve birleşen davalara ilişkin cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin ertelenen genel kurul toplantısının 28.06.2018 tarihinde yapıldığını ve yeni bir yönetim kurulu seçildiğini, davada 19.03.2018 tarihli olağan genel kurul toplantısında yönetim kurulunun seçimine ilişkin iptal isteminin konusuz kaldığını, bu ne davacıların huzurdaki davaya konu husumeti sürdürmelerinde hiçbir meşru menfaatlerinin kalmadığını, davacıların genel kurulu erteleme taleplerinin dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını, gündemin 5 inci maddesinin iptal talebine ilişkin yeni yönetimin seçilmesinin zorunluluk olduğunu, şirketin organsız kalmaması için yönetim kurulu oylamasına geçildiğini, yeni yönetim ile eski yönetimin aynı olmasının tek başına iptal nedeni olmadığını, yönetim kurulunun seçilmesinin finansal tablolarla ilgili olduğu gerekçesiyle seçimin de ertelenmesi itirazlarının haksız olduğunu, gündemin 8 inci maddesi olan bağımsız denetçi seçimine ilişkin kararın iptal talebinin, bağımsız denetçinin seçimi konusunun 6102 sayılı Kanun'un 420 nci maddesi maddesinde yer alan finansal tabloların ertelenmesine ilişkin konu ile bir ilgisinin bulunmadığını, denetçinin zorunlu organ olmadığını, müvekkili şirket ile arasında sözleşmesel ilişki bulunduğunu ve bir yıl için görevlendirildiğini, göndemin 9 uncu maddesi olan şirket konusu işlere iştigale izin verilmesine ilişkin kararın iptal talebinin, 6102 sayılı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddelerine göre verilen izinlerin grup dışı şirketlerle faaliyet izni olarak verilmemekte olduğunu ve finansal tabloların ertelenmesine bağlı olmadığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleşen dosya davacılarının iptalini istedikleri genel kurul kararlarına usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koydukları, davaya konu genel kurulda, mevcut yönetim kurulunun ibra edilmesinin ve finansal tabloların onaylanmasının 6102 sayılı Kanun'un 420 nci maddesi gereğince 28.06.2018 tarihinde yapılacak ikinci genel kurul toplantısına ertelendiği, davaya konu genel kurulda alınan (5) ve (9) kararların yeni yönetim kurulunun seçilmesi ve yönetim kuruluna yönetim konusunda yetki verilmesine ilişkin olduğu, erteleme kararı gereğince finansal tablolar onaylanmadığı ve mevcut yönetim kurulunun da ibra edilmediği, bu nedenle 6102 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince (5) ve (9) numaralı kararların kanuna aykırı olduğu, taraf vekillerinin beyanlarına göre, davalı şirkette, bağımsız denetçi şirketin denetim görevini üstlendiği, yapılan genel kurul toplantısında bağımsız denetçi olarak atanan şirket işlemlerinin finansal tablolar onaylanmadığı için ibra edilmediği, bağımsız denetçi şirketin ibra edilmeden yeniden aynı göreve seçildiği, bu durumun esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğu gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kabulü ile davaya konu genel kurulda alınan (5), (8) ve (9) numaralı kararların iptaline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacıların (5) numaralı kararın iptalini istemekte hukuki yararları bulunmadığını, davaya konu genel kurul toplantısında alınan kararların kanunda sayılan iptal sebeplerinden hiçbiri ile sakat olmadığını, davacıların finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesine yönelik taleplerinin kötü niyetli olduğunu, Mahkeme gerekçesinin aksine davaya konu genel kurulda alınan (5), (8) ve (9) numaralı kararların finansal tabloların görüşülmesiyle bir bağlantılarının bulunmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dosya davacılarının iptalini istedikleri genel kurul kararlarına usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koymadıkları, İlk Derece Mahkemesince bu husus gözetilerek davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerekirken esasa girilmesinin doğru olmadığı, davalı vekilinin birleşen davaya ilişkin olarak ileri sürdüğü istinaf itirazlarına gelince; davalı tarafça iddia edildiğinin aksine, davacıların 5 numaralı kararın iptalini istemekte hukuki yararları bulunduğu gibi talebin konusuz da kalmadığı, davalı şirketin 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında, toplantı başkanınca 6102 sayılı Kanun'un 420 nci maddesi uyarınca finansal tabloların görüşülmesinin ertelenmesine karar verildiği, aynı Yasa'nın 413 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının, "...yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi yılsonu finansal tablolarının müzakeresi maddesiyle ilgili sayılır." hükmünü haiz olduğu, madde gerekçesinde;

"...bu madde genel kurula yönetim kurulu üyelerini her olağan genel kurul toplantısında görevden alabilme olanağı vermektedir. Hükmün temelindeki mantık şudur. Genel kurul yılsonu finansal tablolarının ve yıllık faaliyet raporunun ortaya koyduğu sonuçlardan memnun kalmamışsa yönetim kurulu değiştirilebilmelidir. İcraatı beğenilmeyen yönetim kurulu süre endişesi ile görevde tutulmamalıdır." şeklinde ifadelere yer verildiği, buna göre madde hükmünün, yönetim kurulu üyelerinin görev süresi dolmadan genel kurulca görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi halinde, buna ilişkin gündem maddesinin finansal tabloların görüşülmesine ilişkin gündem maddesi ile bağlantılı olmasını öngördüğü, aksi halde, yani dava konusu genel kurulda olduğu gibi görev süresi dolan yönetim kurulu üyeleri yerine yenilerinin seçimi halinde, bu gündem maddesinin finansal tabloların görüşülmesi ile bağlantılı kabul edilmesinin söz konusu olmadığı, Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 16.02.2021 tarihli, 2020/1589 E., 2021/1257 K.

sayılı kararının da bu yönde olduğu, bu nedenle Mahkemece, genel kurulun 5 inci maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine dair karar ile, bu madde ile bağlantılı olarak 9 uncu maddesi ile alınan seçilen yeni yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddeleri uyarınca faaliyet izni verilmesine dair kararın iptaline karar verilmiş olmasının isabetsiz olduğu, bağımsız denetim şirketinin, anonim şirketin bir organı olmadığı ve bir faaliyet dönemi için seçildiği, 6102 sayılı Kanun'un 399 uncu maddesi hükmü uyarınca, yönetim kurulu üyeleri ile sermayenin en az yüzde onunu temsil eden pay sahiplerinin bağımsız denetçinin değiştirilmesini talep etme hakkı bulunduğu, bağımsız denetçi atanmasının finansal tabloların müzakeresi ve buna bağlı konular kapsamında olduğuna dair yasal bir düzenleme de bulunmadığı, bu nedenle Mahkemece genel kurulun 8 inci maddesi ile alınan bağımsız denetim şirketi atanmasına dair kararın iptaline karar verilmesinin de usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle asıl davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden, birleşen davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl dava davacıları vekili ve birleşen dava davacıları vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

1.Asıl dava davacıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkillerinin iptalini istedikleri kararlara karşı usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koyduklarını, aksi yöndeki Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin isabetli olmadığını, bunun yanında, bir genel kurul kararının butlan veyahut yoklukla sakat olması halinde hukuki yararı bulunan herkesin butlan veya yokluğun tespiti talebinde bulunabileceklerini, esasen her üç kararının da yoklukla malul olduğunu, zira davaya konu genel kurulda yönetim kuruluna seçilen ve kendilerine 6102 sayılı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddelerine göre izin verilen şirketlerin, davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olan ...'ın hakim hissedar oldukları şirketler olduğunu, bu nedenle adı geçenin bu şirketlere ilişkin oylamalarda oydan yoksun olduğunu, ...'ın oyu düşüldüğünde davaya konu genel kurulda alınan kararların alınamayacağını, Bölge Adliye Mahkemesince bu hususta herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin birleşen davaya ilişkin gerekçesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

2. Birleşen dosya davacıları vekili temyiz dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un 420 nci maddesine göre, davaya konu genel kurulda alınan (5), (8) ve (9) numaralı kararların finansal tabloların müzakeresiyle ilgili olduğunu, bu nedenle davaya konu genel kurulda görüşülmelerinin ertelenmesi gerektiğini, aksi yöndeki Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesinin isabetli olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin kararda atıf yaptığı Yargıtay 11 Hukuk Dairesinin 16.02.2021 tarihli, 2020/1589 E., 2021/1257 K. sayılı kararına yanlış anlam verdiğini, anılan karardaki olayla iş bu davadaki olayın farklı olup emsal teşkil etmesinin mümkün olmadığını, esasen iptalini talep ettikleri kararlarının yoklukla da malul olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, genel kurul kararının iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 445 inci, 446 ncı ve 447 nci maddeleri ile aynı Kanun'un 395 inci, 396 ncı, 413 üncü, 420 nci ve 436 ncı maddeleri.

3. Değerlendirme

1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere ve davaya konu genel kurulda alınan (5) numaralı kararla, görev süresi dolan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerinin seçilmiş olmasına, Dairemizin 16.02.2021 tarihli 2020/1589 E., 2021/1257 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere 6102 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesinin üçüncü fıkrası hükmünün yönetim kurulu üyelerinin görev süresi dolmadan genel kurulca görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi halinde buna ilişkin gündem maddesinin finansal tabloların görüşülmesine ilişkin gündem maddesi ile bağlantılı olmasını öngörmesine, aksi halde, yani dava konusu genel kurulda olduğu gibi görev süresi dolan yönetim kurulu üyeleri yerine yenilerinin seçimi halinde, bu gündem maddesinin finansal tabloların görüşülmesi ile bağlantılı kabul edilmesinin mümkün olmamasına, bu itibarla, davacılarca iptali istenilen yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin (5) numaralı, bağımsız denetçi seçilmesine ilişkin (8) numaralı ve yönetim kurulu üyelerine şirket konusu işlerle iştigal etmelerine ilişkin (9) numaralı kararların finansal tabloların görüşülmesiyle ilgili hususlar olarak kabul edilemeyecek olmasına göre asıl ve birleşen dosya davacıları vekillerinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.

2. Bölge Adliye Mahkemesince, asıl dosya davacılarının iptalini talep ettikleri (5) numaralı karara usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koymadıkları belirtilmiş ise de genel kurula asıl dosya davacıları adına katılan vekillerin, oylamanın yapılmasından sonra söz alarak ilgili kararın görüşülmesi sırasında belirttikleri gerekçelerle dava açma haklarını saklı tuttuklarını beyan ettikleri ve bu beyanlarını tutanağa geçirttikleri anlaşılmaktadır. Bu hale göre asıl dosya davacılarının (5) numaralı karara usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koyduklarının kabulü zorunlu olup Bölge Adliye Mahkemesinin aksi yöndeki gerekçesinde isabet bulunmamaktadır. Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davada (5) numaralı karara ilişkin ileri sürülen iptal sebebinin yukarıdaki (1) numaralı bentte belirtilen gerekçeler doğrultusunda esastan karara bağlanması gerekirken yanılgılı değerlendirmeye dayalı olarak usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.

3. Bölge Adliye Mahkemesince, asıl ve birleşen davalarda, (9) numaralı karara ilişkin iptal talebi yazılı olduğu şekilde reddedilmiş ise de kararın yoklukla malul olup olmadığı resen araştırılmadan karar verilmesi doğru görülmemiştir. Zira Dairemizin yerleşik içtihatlarında da belirtildiği üzere Mahkemece yokluk hususunun resen gözetilmesi gerekmektedir. Yokluk halinde asıl dosya davacılarının, (9) numaralı karara usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koymamalarının da bir önemi bulunmamaktadır.

4. Anılan kararın yoklukla malul olup olmadığının değerlendirmesine gelince, davaya konu genel kurulda alınan (5) numaralı kararla, ..., ....Holding A.Ş. ve Soyak İnş. Tic..A.Ş.'nin yönetim kurulu üyesi olarak seçilmelerine karar verilmiş, (9) numaralı kararla ise yeni seçilen yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddelerine göre şirket konusu işlerle iştigal etmeleri hususunda izin verilmiştir. Aynı zamanda şirket ortağı sıfatları da bulunan ... ve Hasan Arif Bengü'nün (9) numaralı karara ilişkin oylamaya katıldıkları, gerek kendileri gerekse de diğer yönetim kurulu üyeleri için olumlu oy kullandıkları anlaşılmaktadır.

5. Dairemizin 27.04.2017 tarihli, 2016/3815 E., 2017/2497 K. sayılı kararında da belirtildiği üzere, yönetim kurulu üyesi, 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin birinci fıkrasına göre, kendisine aynı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddelerine göre izin verilmesine ilişkin oylamada oydan yoksundur. Ancak diğer yönetim kurulu üyeleri için yapılan oylamada (6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen haller dışında) oy kullanmasında bir engel bulunmamaktadır.

6. Yapılan açıklamalar ışığında somut olaya dönülecek olursa, (9) numaralı karar, 1.174.941,332 adet ret oyuna karşılık 1.225.058,668 kabul oyuyla alınmış olup, ...'ın şirkette 629.098,668 adet payı bulunmaktadır. ...'ın kendisine izin verilmesine ilişkin oylamada oydan yoksun olduğu gözetildiğinde adı geçene izin verilmesine ilişkin kararın alınamayacağı ve yok hükmünde olduğu açıktır. Hasan Arif Bengü'nün ise şirkette 6 adet paya sahip olduğu görülmekte olup, adı geçenin kendi lehine yapılan oylamaya katılmasının sonuca bir etkisi bulanmayıp karar geçerlidir. Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesince, ...'a şirket konusu işlerle iştigal etmesine izin verilmesine ilişkin (9) numaralı kararın karar nisabı oluşmadığından yok hükmünde olduğu gözetilmeden karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.

7. Öte yandan, asıl ve birleşen dosya davacıları, ...'ın davaya konu genel kurulda yönetim kurulu üyesi olarak seçilen Soyak Holding A.Ş. ve Soyak İnş. Tic..A.Ş.'nin hakim hissedarı olduğunu belirterek, bu şirketlere izin verilmesine ilişkin kararda da oydan yoksun olduğunu ileri sürmüşlerdir. Ancak Bölge Adliye Mahkemesince, ...'ın adı geçen şirketlerin hakim hissedarı olup olmadığı araştırılmadığı gibi hakim hissedarı olması halinde de 6102 sayılı Kanun'un 436 ıncı maddesinin birinci fıkrası hükmü gereğince bu şirketlere izin verilmesine ilişkin oylamada oydan yoksun olup olmadığı da değerlendirilmemiştir. Bu itibarla Bölge Bölge Adliye Mahkemesince, bu bentte belirtilen hususlar hakkında inceleme ve değerlendirme yapılmadan karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

1.Asıl ve birleşen dosya davacıları vekillerinin bozma kapsamı dışındaki temyiz itirazlarının REDDİNE,

2.Asıl ve birleşen dosya davacıları vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,

Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1076079000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.