Dava dilekçesinde süresinde istenen iptal talebi ıslahın gecikmesinden etkilenmez; kâr dağıtmama denetlenebilir gerekçeyle incelenmelidir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13604 E. 2012/19217 K. · · İlk derece: İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
İlgili mesele: ◆ Kâr dağıtmama / kârın yedek akçeye ayrılmasının dürüstlük kuralına aykırılığı
Gerekçe özeti
Dava dilekçesinde yasal süre içinde iptali istenen bir genel kurul kararı yönünden, iptal talebi ıslah dilekçesinin üç aylık süreden sonra verilmiş olmasından etkilenmez; mahkeme dava dilekçesindeki taleple bağlı kalarak esasını incelemelidir. Kâr payı vazgeçilmez bir hak olduğundan (TTK 271, 385) kâr dağıtmama kararının iptali istemi, denetlenebilir bir gerekçe ve şirketin sektörü, ekonomik amaçları ile istikrarlı kâr dağıtımı gözetilerek uzman bilirkişi incelemesiyle karara bağlanmalıdır. Ayrıca basit yargılamaya tabi ortaklık davalarında 15 günlük temyiz süresi geçirilirse temyiz istemi süreden reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Davalının temyiz isteminin süre yönünden reddi → ret
Gerekçe: Ortakların ortaklıkla veya birbirleriyle olan davaları (mülga 6762 sayılı TTK 1460) basit yargılama usulüne tabi olup, HUMK 176/11 uyarınca bu işlere adli aravermede de bakılır; ilam davalıya 05.08.2010'da tebliğ edilmiş, HUMK 432/1'deki 15 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 01.09.2010'da temyiz edilmiştir. HUMK 432/4 uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemi hakkında Yargıtay'ca da karar verilebileceğinden davalının temyiz isteminin süreden reddi gerekir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Denetçi ücretine ilişkin (6 nolu) karar hakkında dava dilekçesindeki süresinde talebin değerlendirilmemesi → kabul
Gerekçe: Islah dilekçesi üç aylık süreden sonra gerçekleşmiş olsa da, davacı denetçi ücretinin yükseltilmesine ilişkin 6 nolu kararın iptalini dava dilekçesinde yasal süre içinde dava etmiştir; mahkemece bu maddeye ilişkin iptal istemi dava dilekçesindeki taleple bağlı kalınarak usulüne uygun biçimde ele alınıp değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, dava dilekçesindeki istemin dahi reddine karar verilmesi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kâr dağıtmamaya ilişkin (5 nolu) kararın denetlenebilir gerekçe olmadan reddi → tartışılmadı
İddia: Kâr dağıtılmayarak müktesep hak ihlal edilmiş, yedekler kanuni sınır üzerinde tutulmuş ve diğer paydaşlara yüksek maaşlarla örtülü kâr dağıtımı yapılmıştır.
Gerekçe: Her ticaret ortaklığı gibi anonim ortaklığın nihai amacı da kâr elde edip ortaklarına dağıtmaktır (TTK 271) ve bu amaçtan doğan kâr payı vazgeçilmez bir haktır (TTK 385). Mahkemece 5 nolu karara ilişkin istem denetlenebilir bir gerekçe gösterilmeksizin reddedilmiştir; davalı şirketin faaliyet gösterdiği sektörün genel gelişimi, ekonomik faaliyet ve amaçları ile istikrarlı kâr payı dağıtımının temini bakımından ne oranda kâr payı dağıtması gerektiği hususunda uzman bilirkişi kurulundan inceleme yaptırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, denetlenebilir yeterli gerekçe gösterilmeden iptal isteminin reddi doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Dava dilekçesinde süresinde ileri sürülen iptal talebinin ıslahın gecikmesinden bağımsız olarak esastan incelenmesi gerektiği ve kâr dağıtmama kararının denetlenebilir gerekçe ile uzman bilirkişi incelemesine tabi tutulacağı yönünde bağlayıcı Yargıtay içtihadıdır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kâr payı (vazgeçilmez hak)↗ kâr dağıtmama↗ örtülü kâr dağıtımı↗ ıslah / dava dilekçesiyle bağlılık↗ iptal davası süresi↗ basit yargılama usulü↗ temyiz süresi↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kâr payı vazgeçilmez haktır; uzun süre dağıtılmaması iddiası araştırılmalıdır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/14100 E. 2016/8853 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı hakkı · eksik inceleme
Benzer bu karardaHer ticaret şirketi gibi «anonim şirketin» nihai amacı kar elde etmek ve bunu dağıtmak olup anonim şirketin kar elde etme ve dağıtma nihai amacından doğan pay sahibinin «kar payı hakkı» da bir vazgeçilmez haktır.
Bu durumda mahkemece, davacıların davalı şirketin uzun yıllardır «kar payı» dağıtmadığına ilişkin iddiaları da araştırılarak, yukardaki genel kurulda alınan kar dağıtmama kararının davalı şirketin faaliyet gösterdiği sektörün genel gelişimi, davalı şirketin ekonomik faaliyet ve amaçları, ayrıca şirket işlemlerinin devamlı gelişmesini veyahut mümkün olduğu kadar istikrarlı kâr «payı dağıtılmasını» temin bakımından değerlendirilerek yasaya, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığı yolunda bu sahada uzman içinde ekonomistin de bulunduğu bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeyle» genel kurulun «kar dağıtılmaması» kararına ilişkin iptal isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6354 E. 2016/3021 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yedek akçe · objektif iyiniyet · kar payı dağıtımı · kar dağıtımı · hakim ortak · muhalefet şerhi · iyiniyet kuralı · kâr payı dağıtımı
Benzer bu karardaMahkemece mecburi temettü dışında kalan kısım için «kar dağıtım» kararı alınmayarak «yedek akçeye» ayrılmasının yasaya, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığı, kar dağıtımının şirket sermayesinin düşmesi sonucunu doğurup doğurmayacağı, kanunda öngörülen «kar payı» dışında kalan kısmın ortaklığın devamlı gelişmesi ve düzenli «kar payı dağıtılmasının» temini bakımından uygun ve yararlı olup olmadığı ve kalan kısmın yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığının tespit edilmesi gereki …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davalı şirketin 05/04/2012 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında karara bağlanan 2011 yılı bilanço ve kar-zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin 4., 2011 yılı «kar payı dağıtımına» ilişkin 5. ve «yönetim kurulu» üyeleri ile denetçinin ibrasına ilişkin 6. maddelerinin kanuna, ana sözleşme hükümlerine ve «objektif iyiniyet kurallarına» aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu oylamada red oyu kullanan ve «muhalefet şerhi» düşülmesini isteyen davacılar ise, şirketin yıllardır kar elde etmesine, birikmiş «dağıtılmayan» geçmiş yıllar karlarının 26.000.000 TL gibi bir rakama ulaşması ve nakit akış tablolarının «son» derece müsait bulunmasına rağmen yıllardır «kar dağıtılmamasının» ortaklığın amacına açıkça aykırı olduğu gibi, şirket azlık hissedarların kanuni müktesep haklarının da ihlaline yol açtığını, şirketin «hakim ortaklarının» şirketin idaresini elinde tutup, yararlanması, şirketin her türlü imkanını kullanmaları, bunun karşısında azlık hissedarlara kanuni müktesep hakları olan «kar payının» dahi verilmemesinin açık hak ihlali olup, çoğunluğun karın tamamının dağıtılmaması kararına muhalif olduklarını beyan etmişlerdir.
Davalı şirketin dava konusu 05.04.2012 tarihli genel kurulunun 5. maddesinde yer alan “2011 yılı dönem net karı 1.195.596,76 TL olup, (%5) 1.tertip yasal «yedek akçe» tutarı ayrıldıktan sonra kalan tutar 1.135.816,92 TL'den Şirket Ana Sözleşmesi gereği ortaklara %10 1.temettü olarak 113.581,69 TL'nin 2.tertip yasal yedekler ayrıldıktan sonra kalan tutar üzerinden yasal vergi ve stopajların yapılarak kalan tutarın 31.07.2012 tarihinde ortaklara ödenmesine; kalan 1.022.235,23 TL'lik dönem karının «dağıtılmayarak», şirket bünyesinde fevkalade yedek akçeler olarak bırakılması” hususu oy çokluğu ile kabul edilmiştir.
-
Kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasında ihlal bulunmadığını ispat yükü davalıdadır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13234 E. 2014/3514 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı hakkı · müktesep hak
Benzer bu kararda6762 sayılı TTK’nın 385. maddesinde düzenlenen «müktesep hak» olan «kar payı hakkı» ile bu hakkın istisnasını oluşturan anılan Yasa’nın 469/2. fıkrası arasındaki hassas dengenin kurulması zorunludur.
Bu itibarla, mahkemece, kâr «payının» nispi «müktesep hak» olduğu ve Mülga TTK’nın 469/2. maddesinin TTK’nın 385. maddeyi bertaraf eden bir hüküm olmayıp, gerektiğinde uygulanması mümkün istisnai bir nitelik taşıdığı, pay sahibinin yeterli oranda kâr payı üzerinde müktesep hakkı bulunduğu, dolayısı ile istisnai hakların sakınılarak kullanılması gerektiği ilkesi çerçevesinde «kar payının dağıtılmamasına» ilişkin genel kurul kararının «iyiniyetli» olmadığının kabulü ile alınan kararın iptaline karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasında ihlal edilmediğini ispat yükü şirkette
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/994 E. 2015/5904 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı
Benzer bu karardaDava, alınan bu kararın, ortakların müktesep haklarından olan «kar payı» alma hakkının ihlali niteliğinde olduğu iddiasına dayanılarak «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Mahkemece yaptırılan «bilirkişi incelemesinde» davalı şirketin 2010 yılında net karının 246.838,95 TL TL, olduğu, kısa vadeli borçlarının ise 52.976,02 TL olduğu, geçmiş yıllarda da «kar payı dağıtılmadığı», sürekli «yedek akçe» biriktirildiği ve şirketin özvarlığının 2010 yılında 17.104.502,70 TL olduğu, yedek akçelerin en kritik dönemlerde bile kullanılmadığı ve şirketin istikrarlı bir şekilde kar elde ettiği belirlenmiştir.
İşte, şirketin kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan «kar payı», bir vazgeçilmez haktır. (6762 sayılı TTK’nın 385. maddesi) (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Koop.
6762 sayılı TTK’nın 385. maddesinde düzenlenen «müktesep hak» olan «kar payı hakkı» ile bu hakkın istisnasını oluşturan anılan Yasa’nın 469/2. fıkrası arasındaki hassas dengenin kurulması zorunludur.
-
Kâr dağıtmama kararının iptalinde ekonomist bilirkişiyle inceleme gerekir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/1049 E. 2022/427 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının iptali · eksik inceleme
Benzer bu kararda2- Dava, «genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkindir.
No:39 sayılı Tebliğinin 5. maddesine uygun olarak kârın «dağıtılmadığı» gerekçesiyle yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı verilen karar yerinde görülmemiştir.
-
Safi kârın tamamının yedek akçeye ayrılmasında ispat yükü ve muhalefet şerhi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14684 E. 2015/1919 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:peşin muhalefet · ispat yükü
Benzer bu kararda… ı içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, «anonim şirketlerde» genel kurul kararlarının, yasa, anasözleşme ve afaki «iyiniyet kurallarına» aykırılık halleri ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için, 6102 sayılı TTK'nın 446. maddesi uyarınca toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalmasının ve bu keyfiyeti zapta geçirmesinin gerekmesine, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesinin veya ret oyu kullanılmasının alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımamasına, Dairemizin yerleşmiş kararlarında, oylama öncesi «peşin muhalefetin» olmayacağının istikrarlı bir şekilde kabul edilmesine, davacıların iptalini istedikleri 06.02.2013 tarihli genel kurulda, yalnızca «kar payının dağıtılmamasına» ilişkin 8 nolu karara usulüne uygun biçimde «muhalefet şerhi» koymalarına, bunun dışındaki kararlar yönünden ise açıklanan biçimde bir muhalefet şerhinin bulunmamasına, bu durumda kar payının dağıtılmamasına ilişkin 8 nolu ka …
Anılan maddedeki istisnai halin gerçekleştiğini «ispat yükü» ise şirketin üzerindedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/13604 E. , 2012/19217 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 03.06.2010 tarih ve 2008/250-2010/205 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 27.11.2012 günü tebligata rağmen gelen olmadığı yoklama ile anlaşıldı, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilininde ortağı olduğu davalı şirketin 15/01/2008 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan 2006 yılı bilançosunun onaylanmasına, yönetim kurulu ve denetçinin ibrasına, özel denetçi raporunun onaylanmasına ilişkin alınan 4 nolu, kar payı olarak %5 1. temettünün dağıtılmasına, kalan karın yedek akçe olarak ayrılmasına ilişkin 5 nolu, denetçi ücretinin 3.500 TL'ye yükseltilmesine ilişkin alınan 6 nolu kararın yasa, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek, iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 14.05.2009 tarihli dilekçesi ile yönetim kurulu başkan ve diğer üyelerin ücretlerinin aynen devamına, denetçi ücretinin 3.500 TL'ye çıkarılmasına ilişkin kararın iptali olarak davasını dava sebebi yönünden ıslah etmiştir.
Davalı vekili, alınan kararların yasa, ana sözleşme ve objektif iyi niyet kurallarına uygun olduğunu, davacının paylarını devrettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, davacının davalı şirkette pay sahibi olduğu, dava açıldıktan sonra şirketteki hissesini dava dışı Tuzcuoğlu Ağır Nak. Tur. Tic. A.Ş'ne devrettiği, ancak bu devrin pay defterine işlenmemesi nedeniyle davacının davacı sıfatının devam ettiği, davacının genel kurulun 6 nolu kararına ilişkin istemini ıslah ettiği, yapılan bu ıslahın yeni dava şeklinde olup, 3 aylık süreden sonra gerçekleştiği, 2006 yılı bilançosunun tasdikli olmadığı, aktif ve pasif kalemleri arasında farklılık bulunduğu, maaş ve faaliyet giderleri adı altında şirket karının yarısına yakın bir miktarının şirket yönetimine aktarıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava, genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, 6762 sayılı mülga TTK`nun 1460. madde hükmüne göre, ortakların ortaklık veya birbirleriyle olan davaları basit yargılama usulüne tabidir. Hüküm tarihinde yürürlükte olan HUMK'nun 176/11. madde ve bendinde ise basit yargılama usulüne bağlı tutulan dava ve işlere adli aravermede de bakılacağı öngörülmüştür.
Mahkeme ilamı,davalı tarafa 05.08.2010 tarihinde tebliğ edilmiş olup, karar davalı vekili tarafından HUMK`nun 432/1. madde hükmünde yazılı 15 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 1.9.2010 günü temyiz edilmiştir.Aynı Yasa’nın 432/4. maddesi uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi, 01.03.1990 gün ve ¾ sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay tarafından da bu
yönde karar verebileceğinden, davalı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2-Davacı vekilinin temyizine gelince, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
3-Dava, davalı şirketin 15.01.2008 tarihli olağanüstü genel kurul kararının iptali istemine ilişkin olup, mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulü ile anılan genel kurulda alınan 5 ve 6 nolu kararların iptali isteminin reddine karar verilmiştir.
Oysa, her ne kadar davacı tarafın 20.05.2009 tarihli ıslah dilekçesi 3 aylık süreden sonra gerçekleşmiş ise de, dava dilekçesinde denetçi ücretinin 3.500 YTL'na yükseltilmesine ilişkin olarak dava konusu genel kurulun 6 nolu kararın iptalini yasal süre içerisinde dava etmesi karşısında mahkemece, anılan bu maddeye ilişkin olarak davacı tarafın iptal istemini dava dilekçesindeki taleple bağlı kalarak usulüne uygun biçimde ele alınıp değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmek gerekirken, yazılı gerekçe ile dava dilekçesindeki istemin dahi reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Öte yandan, davacı taraf kar payı dağıtılmayarak müvekkilinin müktesep hakkının ihlal edildiğini, bu bağlamda kar yedeklerinin kanuni sınırların üzerinde tutulduğunu, diğer paydaşların çeşitli adlar altında şirketten yüksek maaşlar aldıklarını, bu şekilde bazı ortaklara örtülü kar dağıtımı yapıldığını ileri sürmüş olup, öncelikle belirtilmelidir ki, her ticaret ortaklığı gibi anonim ortaklığın nihai amacı kar elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Başka bir deyişle “anonim şirket kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konular için kurulur” (TTK’nun 271) ve kâr elde etmek ve paylaştırmak nihai amacını elde etmek hedefine yönelir ve bu yolda çaba harcar. Ortaklığın bütün organları bu nihai amaca uygun kararlar almak zorundadır.
İşte, şirketin kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan kar payı, bir vazgeçilmez haktır. (TTK 385). (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu-Ortaklıklar ve Koop. Hukuku 8.bası s.487) Somut olayda, mahkemece, dava konusu edilen gündemin 5 nolu kararına ilişkin olarak denetlenebilir bir gerekçe de gösterilmeksizin bu kalem istemde reddedilmiştir.
Bu durumda mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalı şirketin faaliyet gösterdiği sektörün genel gelişimi, davalı şirketin ekonomik faaliyet ve amaçları ayrıca şirket işlemlerinin devamlı gelişmesini veyahut mümkün olduğu kadar istikrarlı kâr payı dağıtılmasını temin bakımından davalı şirketin ne oranda kâr payı dağıtması gerektiği yolunda bu sahada uzman bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekir iken, denetlenebilir yeterli gerekçe dahi gösterilmeden yazılı şekilde anılan bu maddeye ilişkin iptal isteminin de reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin HUMK'nun 432/4. madde hükmü gereğince süre yönünden REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 27.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1065904900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz