6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yargı yolu

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/10950 E. 2012/17495 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Usul tespitleri

Görevli mahkeme
görev/görevsizlik

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargı yolu sorumluluk davası dolandırıcılık haksız fiil yönetim kurulu kararı dava sebebi vekalet ücreti i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: BK · SPK · TTK — TTK 336

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ..., SPK, BDDK ve Hazine Müsteşarlığı'na ait yapılmadığı iddia edilen denetimler ve alınan kararların idari nitelikte bulunduğu ve bunun değerlendirmesinin idari yargı tarafından yapılması gerektiği gerekçesi ile bu davalılar yönünden davanın yargı yolu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden de, davalıların el konulan bankanın yönetim kurulu üyeleri olmaları nedeniyle bu davalılardan talepte bulunabilmek için TTK'nın 336, 341 ve 309. maddeleri uyarınca sorumluluk davası açılması gerektiği ve usulüne göre açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ile katılma yolu ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin BDDK, ..., SPK ve Hazine Müsteşarlığı'na yönelik tüm temyiz itirazları ile davalı ... vekilinin aşağıdaki (3) nolu bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Davacı vekilinin gerçek kişi olan davalılara yönelik temyiz itirazına gelince; dava, dava dışı İmar Bankası aracılığıyla, İmar Bankası Off Shore bankasında açılan hesapta bulunan paranın ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

Davaya konu hesaba ilişkin olarak davacı tarafça sunulan hesap cüzdanı fotokopisi incelendiğinde sözkonusu hesabın İmar Bank Off Shore Ltd. nezdinde bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı, parasının kendi iradesi dışında off shore bankasına gönderildiğini, bankalar arasında bağlantı olup, yatırılan paranın off shore bankasına gönderilmediğini, İmar Bankası'nın bünyesinde bulunduğunu, davalı ... ailesinin müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, yatırdığı paranın tahsilini istemiştir. Mahkemece, anılan davalılara karşı usulüne göre açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı, davalıların eylemi ile doğrudan doğruya zarara uğradığını bildirerek verdiği paranın iadesini talep ettiğine göre mahkemenin davalı ... ve arkadaşları hakkındaki davayı ret gerekçesi de yerinde değildir.

Ayrıca, aralarında davalı ...’ın da bulunduğu davalı T. İmar Bankası A.Ş.’nin yöneticileri hakkında davalı İmar Bank Off Shore Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı bilinmektedir. Davacı ve davacı durumundaki diğer mudilerin iradesinin fesada uğratıldığının veya benzer bir eylemin tespit edilerek davalı ... ile diğer davalı T.İmar Bankası yöneticileri hakkında verilebilecek olası bir mahkumiyet kararının, eldeki bu davayı etkileyebileceği de açıktır.

Bu durum karşısında, davanın davalıların haksız fiiline dayalı olarak açıldığı gözönüne alınarak davalı ... ile davalı […] İmar Bankası A.Ş’nin diğer yöneticileri hakkında açılan kamu davasının akıbetinin araştırılması, sonucunun beklenmesi, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının BK.nun 53 ncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Yasanın 41 ve TTK.nun 321/son maddeleri uyarınca davalıların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

3- Mahkemece, davalılar BDDK, ..., SPK ve Hazine Müsteşarlığı'na yönelik davanın yargı yolu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden ise usulüne göre açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir. Bu durumda ret sebebi

aynı bulunmadığı için davalılar BDDK, ..., SPK ve Hazine Müsteşarlığı vekilleri yararına tek, diğer davalılar vekilleri yararına da tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde tüm davalılar için tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru bulunmamış kararın bu nedenle mümeyyiz ... vekili yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Sıra cetveli

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7634 E. 2013/23497 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tahsil

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10861 E. 2012/2353 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1540 E. 2012/7944 K.

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5095 E. 2010/11442 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tahsil

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15970 E. 2012/14711 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4829 E. 2013/14620 K.

    Ortak: · görev/görevsizlik

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2011/10950 E.  ,  2012/17495 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.11.2010 tarih ve 2008/400-2010/610 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile katılma yolu ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin Türkiye İmar Bankası'na, parasını değerledirmek üzere başvurduğunda, banka çalışanlarının yanıltıcı telkinleriyle müvekkilinin 168.603 TL'sinin İmarbank Off Shore Limited'e aktarıldığını, sonrasında ... tarafından bankaya el konulması üzerine parasını alamadığını, davalıların müvekkilinin zararından sorumlu bulunduklarını ileri sürerek 168.603 TL'nin muacceliyet tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsilini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekilleri, görev ve husumet yönünden davanın reddini istemişlerdir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ..., SPK, BDDK ve Hazine Müsteşarlığı'na ait yapılmadığı iddia edilen denetimler ve alınan kararların idari nitelikte bulunduğu ve bunun değerlendirmesinin idari yargı tarafından yapılması gerektiği gerekçesi ile bu davalılar yönünden davanın yargı yolu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden de, davalıların el konulan bankanın yönetim kurulu üyeleri olmaları nedeniyle bu davalılardan talepte bulunabilmek için TTK'nın 336, 341 ve 309. maddeleri uyarınca sorumluluk davası açılması gerektiği ve usulüne göre açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ile katılma yolu ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.

1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin BDDK, ..., SPK ve Hazine Müsteşarlığı'na yönelik tüm temyiz itirazları ile davalı ... vekilinin aşağıdaki (3) nolu bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.

2- Davacı vekilinin gerçek kişi olan davalılara yönelik temyiz itirazına gelince; dava, dava dışı İmar Bankası aracılığıyla, İmar Bankası Off Shore bankasında açılan hesapta bulunan paranın ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.

Davaya konu hesaba ilişkin olarak davacı tarafça sunulan hesap cüzdanı fotokopisi incelendiğinde sözkonusu hesabın İmar Bank Off Shore Ltd. nezdinde bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı, parasının kendi iradesi dışında off shore bankasına gönderildiğini, bankalar arasında bağlantı olup, yatırılan paranın off shore bankasına gönderilmediğini, İmar Bankası'nın bünyesinde bulunduğunu, davalı ... ailesinin müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, yatırdığı paranın tahsilini istemiştir. Mahkemece, anılan davalılara karşı usulüne göre açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı, davalıların eylemi ile doğrudan doğruya zarara uğradığını bildirerek verdiği paranın iadesini talep ettiğine göre mahkemenin davalı ...

ve arkadaşları hakkındaki davayı ret gerekçesi de yerinde değildir.

Ayrıca, aralarında davalı ...’ın da bulunduğu davalı T. İmar Bankası A.Ş.’nin yöneticileri hakkında davalı İmar Bank Off Shore Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı bilinmektedir. Davacı ve davacı durumundaki diğer mudilerin iradesinin fesada uğratıldığının veya benzer bir eylemin tespit edilerek davalı ... ile diğer davalı T.İmar Bankası yöneticileri hakkında verilebilecek olası bir mahkumiyet kararının, eldeki bu davayı etkileyebileceği de açıktır.

Bu durum karşısında, davanın davalıların haksız fiiline dayalı olarak açıldığı gözönüne alınarak davalı ... ile davalı […] İmar Bankası A.Ş’nin diğer yöneticileri hakkında açılan kamu davasının akıbetinin araştırılması, sonucunun beklenmesi, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının BK.nun 53 ncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Yasanın 41 ve TTK.nun 321/son maddeleri uyarınca davalıların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.

3- Mahkemece, davalılar BDDK, ..., SPK ve Hazine Müsteşarlığı'na yönelik davanın yargı yolu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden ise usulüne göre açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir. Bu durumda ret sebebi

aynı bulunmadığı için davalılar BDDK, ..., SPK ve Hazine Müsteşarlığı vekilleri yararına tek, diğer davalılar vekilleri yararına da tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde tüm davalılar için tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru bulunmamış kararın bu nedenle mümeyyiz ... vekili yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenle mümeyyiz davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1065085900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.