Yargı yolu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/10950 E. 2012/17495 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargı yolu↗ sorumluluk davası↗ dolandırıcılık↗ haksız fiil↗ yönetim kurulu kararı↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ..., SPK, BDDK ve Hazine Müsteşarlığı'na ait yapılmadığı iddia edilen denetimler ve alınan kararların idari nitelikte bulunduğu ve bunun değerlendirmesinin idari yargı tarafından yapılması gerektiği gerekçesi ile bu davalılar yönünden davanın yargı yolu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden de, davalıların el konulan bankanın yönetim kurulu üyeleri olmaları nedeniyle bu davalılardan talepte bulunabilmek için TTK'nın 336, 341 ve 309. maddeleri uyarınca sorumluluk davası açılması gerektiği ve usulüne göre açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile katılma yolu ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin BDDK, ..., SPK ve Hazine Müsteşarlığı'na yönelik tüm temyiz itirazları ile davalı ... vekilinin aşağıdaki (3) nolu bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin gerçek kişi olan davalılara yönelik temyiz itirazına gelince; dava, dava dışı İmar Bankası aracılığıyla, İmar Bankası Off Shore bankasında açılan hesapta bulunan paranın ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davaya konu hesaba ilişkin olarak davacı tarafça sunulan hesap cüzdanı fotokopisi incelendiğinde sözkonusu hesabın İmar Bank Off Shore Ltd. nezdinde bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı, parasının kendi iradesi dışında off shore bankasına gönderildiğini, bankalar arasında bağlantı olup, yatırılan paranın off shore bankasına gönderilmediğini, İmar Bankası'nın bünyesinde bulunduğunu, davalı ... ailesinin müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, yatırdığı paranın tahsilini istemiştir. Mahkemece, anılan davalılara karşı usulüne göre açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı, davalıların eylemi ile doğrudan doğruya zarara uğradığını bildirerek verdiği paranın iadesini talep ettiğine göre mahkemenin davalı ... ve arkadaşları hakkındaki davayı ret gerekçesi de yerinde değildir.
Ayrıca, aralarında davalı ...’ın da bulunduğu davalı T. İmar Bankası A.Ş.’nin yöneticileri hakkında davalı İmar Bank Off Shore Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı bilinmektedir. Davacı ve davacı durumundaki diğer mudilerin iradesinin fesada uğratıldığının veya benzer bir eylemin tespit edilerek davalı ... ile diğer davalı T.İmar Bankası yöneticileri hakkında verilebilecek olası bir mahkumiyet kararının, eldeki bu davayı etkileyebileceği de açıktır.
Bu durum karşısında, davanın davalıların haksız fiiline dayalı olarak açıldığı gözönüne alınarak davalı ... ile davalı […] İmar Bankası A.Ş’nin diğer yöneticileri hakkında açılan kamu davasının akıbetinin araştırılması, sonucunun beklenmesi, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının BK.nun 53 ncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Yasanın 41 ve TTK.nun 321/son maddeleri uyarınca davalıların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Mahkemece, davalılar BDDK, ..., SPK ve Hazine Müsteşarlığı'na yönelik davanın yargı yolu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden ise usulüne göre açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir. Bu durumda ret sebebi
aynı bulunmadığı için davalılar BDDK, ..., SPK ve Hazine Müsteşarlığı vekilleri yararına tek, diğer davalılar vekilleri yararına da tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde tüm davalılar için tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru bulunmamış kararın bu nedenle mümeyyiz ... vekili yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7634 E. 2013/23497 K.
Ortak:yargı yolu · dolandırıcılık · yönetim kurulu kararı · i̇i̇k 72/son · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… er ve alınan kararların idari nitelikte bulunduğu ve bunun değerlendirmesinin idari yargı tarafından yapılması gerektiği gerekçesi ile bu davalılar yönünden davanın «yargı yolu» nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden de, davalıların el konulan bankanın «yönetim kurulu» üyeleri olmaları nedeniyle bu davalılardan talepte bulunabilmek için TTK'nın 336, 341 ve 309. maddeleri uyarınca «sorumluluk davası» açılması gerektiği ve usulüne göre açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İmar Bankası A.Ş.’nin yöneticileri hakkında davalı İmar Bank Off Shore Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak «dolandırıcılık» yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8.
… mesi, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının BK.nun 53 ncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Yasanın 41 ve TTK.nun 321/«son» maddeleri uyarınca davalıların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gere …
Benzer bu kararda… davacının talimatı ile Off Shore Ltd’de hesap açıldığı, davacının bu parayı off-shore bankasından tahsil edemediği iddiasıyla Müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş'nin «iflas» idaresine 02.08.2005 tarihinde başvuruda bulunduğu, talep edilen alacağın banka nezdinde bulunmadığı belirtilerek İflas İdaresi’nin 04.10.2006 tarihi itibari ile davacının alacak başvurusunun reddedildiği, davacı tarafından bankanın «iflas idaresi» hakkında reddedilen alacağın «sıra cetveline» yazılması konusunda herhangi bir dava ikame etmediği ve bu alacağını davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istediği ;ancak davalı BDDK, TMSF, SPK, Hazine Müsteşarlığı hakkındaki davanın idari yargıda görüleceği, yine davacının iddia ettiği zararı öncelikle banka «tüzel kişiliğine» yöneltmeksizin doğrudan «yönetim kurulu» üyesi olan davalılardan talepte bulunması yerinde görülmediği gibi zararlandırıcı «havale» işleminin adı geçen davalıların yönlendirmesi sonucu yapıldığının kanıtlanamadığı,diğer davalıların Türkiye İmar Bankası T.A.Ş'nin yönetiminde bulunmadıkları, bu nedenle kendilerine «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı BDDK, TMSF, SPK, Hazine Müsteşarlığı yönünden «yargı yolu» bakımından, diğer davalılar bakımından ise «pasif husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
İmar Bankası T.A.Ş’nin yöneticileri hakkında, İmar Bank Off Shore Ltd.’ye aktarılmayan paralarla ilgili olarak «dolandırıcılık» yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8.
… rı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının 818 saylı BK'nın 53. maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Kanun'un 41. ve 6762 sayılı TTK'nın 321/«son» maddeleri uyarınca davalı gerçek kişilerin hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulma …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sıra cetveli · iflas idaresi · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · tüzel kişilik · husumet yokluğu · havale · iflas
Benzer bu kararda… davacının talimatı ile Off Shore Ltd’de hesap açıldığı, davacının bu parayı off-shore bankasından tahsil edemediği iddiasıyla Müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş'nin «iflas» idaresine 02.08.2005 tarihinde başvuruda bulunduğu, talep edilen alacağın banka nezdinde bulunmadığı belirtilerek İflas İdaresi’nin 04.10.2006 tarihi itibari ile davacının alacak başvurusunun reddedildiği, davacı tarafından bankanın «iflas idaresi» hakkında reddedilen alacağın «sıra cetveline» yazılması konusunda herhangi bir dava ikame etmediği ve bu alacağını davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini istediği ;ancak davalı BDDK, TMSF, SPK, Hazine Müsteşarlığı hakkındaki davanın idari yargıda görüleceği, yine davacının iddia ettiği zararı öncelikle banka «tüzel kişiliğine» yöneltmeksizin doğrudan «yönetim kurulu» üyesi olan davalılardan talepte bulunması yerinde görülmediği gibi zararlandırıcı «havale» işleminin adı geçen davalıların yönlendirmesi sonucu yapıldığının kanıtlanamadığı,diğer davalıların Türkiye İmar Bankası T.A.Ş'nin yönetiminde bulunmadıkları, bu nedenle kendilerine «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı BDDK, TMSF, SPK, Hazine Müsteşarlığı yönünden «yargı yolu» bakımından, diğer davalılar bakımından ise «pasif husumet yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
2- Davalı gerçek kişilere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, mahkemece yazılı gerekçe ile bu davalılar hakkındaki davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiş ise de mahkemenin anılan gerekçesi yerinde değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/10861 E. 2012/2353 K.
Ortak:dolandırıcılık · i̇i̇k 72/son · görev/görevsizlik
İncelediğiniz karardaİmar Bankası A.Ş.’nin yöneticileri hakkında davalı İmar Bank Off Shore Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak «dolandırıcılık» yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8.
… mesi, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının BK.nun 53 ncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Yasanın 41 ve TTK.nun 321/«son» maddeleri uyarınca davalıların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gere …
Benzer bu karardaBank Off Shore Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak «dolandırıcılık» yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8.
İmar Bankası A.Ş’nin diğer yöneticileri hakkında açılan kamu davasının akıbetinin araştırılması, sonucunun beklenmesi, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının BK.nun 53 ncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Yasa'nın 41 ve TTK.nun 321/«son» maddeleri uyarınca davalılar Müflis T.İmar Bankası A.Ş ile ...’ın hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken ve ayrıca T.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kayıt kabul davası · derdestlik · uyuşmazlık konusu · görevsizlik kararı · iflas · dahili dava
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, «uyuşmazlık konusu» hesabın davacının iradesiyle davalı ...-shore bankası nezdinde açıldığı, bu davalının aczi halinde diğer davalı banka ve sorumlularına karşı başvurulabileceği, anılan davalılara karşı davanın zamansız açıldığı, diğer davalılara karşı açılan davanın alınan idari kararlara dayandığı, bu kararların mahkemece tartışılamayacağı, uyuşmazlığın idari yargıda bakılmasının zorunlu olduğu, off-shore şirketinin sorumluluğunun bulunduğu gerekçesiyle 100.000 YTL’nin bu davalıdan tahsiline, davalı BDDK ve ... hakkındaki davanın «görevsizlik» nedeniyle, diğer davalılar hakkındaki davanın ise, zamansız açıldığından reddine karar verilmiştir.
İmar Bankası A.Ş’nin «iflasına» karar verildiği, davacının alacak kayıt isteminin kabul edilmediği, hakkındaki bu davanın «kayıt kabul davası» olarak görüleceği de dikkate alınarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… , müvekkilinin parasını gerçekte davalı T.İmar Bankası A.Ş’ye yatırdığını, bu bankanın çalışanlarının paranın başka bankaya yatırıldığını açıklamadıklarını, logolar «dahil» off-shore bankasıyla aynı banka gibi davrandığını, yönetim ve faaliyetleri dikkate alındığında off-shore bankasının paravan amaçlı kurulduğunun anlaşıldığını, dava …
Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığını ve bu davanın «derdest» olduğunu bildirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/1540 E. 2012/7944 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık işlemleri
Benzer bu karardaDava Off-Shore hesabına yatırılan paranın, İmar Bankası A.Ş'nin BDDK'ca mevduat kabul etme ve «bankacılık işlemleri» yapma izninin kaldırılması sebebiyle tahsiline ilişkin olup, mahkemece, dosya içerisinde bulunan TMSF ve BDDK yazılarına göre, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/5095 E. 2010/11442 K.
Ortak:vekalet ücreti
İncelediğiniz karardaBu durumda ret «sebebi» aynı bulunmadığı için davalılar BDDK, ..., SPK ve Hazine Müsteşarlığı vekilleri yararına tek, diğer davalılar vekilleri yararına da tek «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde tüm davalılar için tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru bulunmamış kararın bu nedenle mümeyyiz ... vekili yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… vacı hesabına davalılardan TMSF’nun 74.300,61 YTL’nı aktardığı, TMSF’na geçen banka ile TMSF arasında zorunlu dava arkadaşlığı oluştuğu, dolayısıyla davalı TMSF’nun «yasal hasım» konumunda bulunduğu ve dava açılmasına neden olmadığından «masraf» ve vekalet ücretinden sorumlu olamayacağı, BDDK’na açılan davanın «husumetten» reddi gerektiği belirtilerek, davalılardan İmar Bankası Karşıyaka Şube Müdürlüğüne «izafeten» TMSF aleyhine açılan davanın kabulü ile anılan bankada davacı hesabına yatırılan 74.300,61 YTL’nın davacıya ödenmesine, BDDK aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verilmiş, davacı tarafça temyiz olunan karar, Dairemizce, davalı TMSF’nun davalılardan İmar Bankası T.A.Ş.’nin borcunun üstlenerek davacıya koşullu olarak ödeme yaptığı ve açılan davanın da reddini savunduğu, bu davada «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğunun kabulü gerekeceği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece, bozma kararına uyularak verilen karar ile davalı TMSF aleyhine vekalet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:yargılama giderlerinden sorumluluk · izafeten dava · yasal hasım · yargılama giderleri · yargılama gideri · dosya masrafı · husumet
Benzer bu kararda… vacı hesabına davalılardan TMSF’nun 74.300,61 YTL’nı aktardığı, TMSF’na geçen banka ile TMSF arasında zorunlu dava arkadaşlığı oluştuğu, dolayısıyla davalı TMSF’nun «yasal hasım» konumunda bulunduğu ve dava açılmasına neden olmadığından «masraf» ve vekalet ücretinden sorumlu olamayacağı, BDDK’na açılan davanın «husumetten» reddi gerektiği belirtilerek, davalılardan İmar Bankası Karşıyaka Şube Müdürlüğüne «izafeten» TMSF aleyhine açılan davanın kabulü ile anılan bankada davacı hesabına yatırılan 74.300,61 YTL’nın davacıya ödenmesine, BDDK aleyhine açılan davanın husumetten reddine karar verilmiş, davacı tarafça temyiz olunan karar, Dairemizce, davalı TMSF’nun davalılardan İmar Bankası T.A.Ş.’nin borcunun üstlenerek davacıya koşullu olarak ödeme yaptığı ve açılan davanın da reddini savunduğu, bu davada «vekalet ücreti» ve «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğunun kabulü gerekeceği gerekçesiyle bozulmuş, mahkemece, bozma kararına uyularak verilen karar ile davalı TMSF aleyhine vekalet ücreti ve «yargılama giderine» hükmedilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/15970 E. 2012/14711 K.
Ortak:yargı yolu · dolandırıcılık · i̇i̇k 72/son · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… er ve alınan kararların idari nitelikte bulunduğu ve bunun değerlendirmesinin idari yargı tarafından yapılması gerektiği gerekçesi ile bu davalılar yönünden davanın «yargı yolu» nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden de, davalıların el konulan bankanın «yönetim kurulu» üyeleri olmaları nedeniyle bu davalılardan talepte bulunabilmek için TTK'nın 336, 341 ve 309. maddeleri uyarınca «sorumluluk davası» açılması gerektiği ve usulüne göre açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İmar Bankası A.Ş.’nin yöneticileri hakkında davalı İmar Bank Off Shore Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak «dolandırıcılık» yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8.
… mesi, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının BK.nun 53 ncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Yasanın 41 ve TTK.nun 321/«son» maddeleri uyarınca davalıların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gere …
Benzer bu karardaYönünden davacının ilk önce paranın «havale» edildiği İmar Bankası Off Shore Limited'e başvurmadan, o banka adına işlem yaptığı savunan bu davalı aleyhine dava açılmasının ve böyle bir davanın bu aşamada dinlenilmesinin mümkün olmadığı, davalı ... yönünden, davalının 4389 sayılı Kanun'un 24/6-3 maddesi gereğince atanmış olmasından dolayı bu kişilerin idari işlemlere dayalı olarak «görevlendirildiği» ve kendisine de bu nedenle talep yöneltildiğinden bu davalı yönünden idari yargının görevli olacağı, davalı ... yönünden İmar Bankası kurucu hissedarlarından olup, banka «tüzel kişiliğinin» de TMSF tarafından el konulması ve davalıya karşı bankadan kaynaklanan alacak taleplerinin müflis banka yönünden verilen aynı gerekçe ile zamansız açılmış dava niteliği taşıdığı, davalı TMSF ve BDDK yönünden bu kurulların idari eylem ve işlemlerinin hukuka uygun yürütülüp, yürütülmediğinin, işlemlerin uygulanmasında zarar doğup doğmadığının tespit edileceği makam adli yargı değil, idari yargı olacağı gerekçesiyle davalı TMSF, BDDK ve ... hakkında açtığı davasının «yargı yolu» yanlışlığı nedeni ile reddine, davalı ...A.Ş. ve ... hakkındaki davanın zamansız açılmış olması nedeni ile reddine, davalı ...
A.Ş’nin yöneticileri hakkında davalı ...’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak «dolandırıcılık» yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8.
A.Ş’nin diğer yöneticileri hakkında açılan kamu davasının akıbetinin araştırılması, sonucunun beklenmesi, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının BK.nun 53 ncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Yasanın 41 ve TTK.nun 321/«son» maddeleri uyarınca ...’ın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ikinci alacaklılar toplantısı · kayıt kabul davası · i̇i̇k 194 · eda davası · derdestlik · tüzel kişilik · hukuki yarar · havale
Benzer bu kararda2-Ancak, davanın açılmasından sonra Dairemiz önüne gelen emsal uyuşmazlıklardan davalı Bankanın «iflasına» karar verildiği ve «ikinci alacaklar toplantısının» yapıldığı (İİK.«194») ve Off Shore bankasından tahsilat yapılmasının mümkün olmadığı anlaşıldığından, mahkemece davaya «kayıt kabul davası» olarak bakılmak gerekirken, bu hususun nazara alınmaması doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının İmar Bankası Off Shore Limited talebi yönünden, «eda davası» açma imkanı bulunduğu hallerde tespit istemekte «hukuki yararının» bulunmadığı, Müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş.
Yönünden davacının ilk önce paranın «havale» edildiği İmar Bankası Off Shore Limited'e başvurmadan, o banka adına işlem yaptığı savunan bu davalı aleyhine dava açılmasının ve böyle bir davanın bu aşamada dinlenilmesinin mümkün olmadığı, davalı ... yönünden, davalının 4389 sayılı Kanun'un 24/6-3 maddesi gereğince atanmış olmasından dolayı bu kişilerin idari işlemlere dayalı olarak «görevlendirildiği» ve kendisine de bu nedenle talep yöneltildiğinden bu davalı yönünden idari yargının görevli olacağı, davalı ... yönünden İmar Bankası kurucu hissedarlarından olup, banka «tüzel kişiliğinin» de TMSF tarafından el konulması ve davalıya karşı bankadan kaynaklanan alacak taleplerinin müflis banka yönünden verilen aynı gerekçe ile zamansız açılmış dava niteliği taşıdığı, davalı TMSF ve BDDK yönünden bu kurulların idari eylem ve işlemlerinin hukuka uygun yürütülüp, yürütülmediğinin, işlemlerin uygulanmasında zarar doğup doğmadığının tespit edileceği makam adli yargı değil, idari yargı olacağı gerekçesiyle davalı TMSF, BDDK ve ... hakkında açtığı davasının «yargı yolu» yanlışlığı nedeni ile reddine, davalı ...A.Ş. ve ... hakkındaki davanın zamansız açılmış olması nedeni ile reddine, davalı ...
Bankası Off Shore Limited hakkında tespit davasının «hukuki yarar» yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4829 E. 2013/14620 K.
Ortak:yargı yolu · görev/görevsizlik
İncelediğiniz kararda… er ve alınan kararların idari nitelikte bulunduğu ve bunun değerlendirmesinin idari yargı tarafından yapılması gerektiği gerekçesi ile bu davalılar yönünden davanın «yargı yolu» nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden de, davalıların el konulan bankanın «yönetim kurulu» üyeleri olmaları nedeniyle bu davalılardan talepte bulunabilmek için TTK'nın 336, 341 ve 309. maddeleri uyarınca «sorumluluk davası» açılması gerektiği ve usulüne göre açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
3- Mahkemece, davalılar BDDK, ..., SPK ve Hazine Müsteşarlığı'na yönelik davanın «yargı yolu» nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden ise usulüne göre açılmış bir «sorumluluk davası» bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davalılar TMSF, BDDK ve ... hakkında açılan davanın «yargı yolu» yanlışlığı nedeniyle reddine, davalılar Müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. ve ... hakkındaki davanın zamansız açılmış olması nedeniyle reddine, davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iflas idaresi · hukuki yarar · iflas
Benzer bu karardaA.Ş. «iflas idaresi» vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Bankası Off Shore Limited hakkında tespit davasının «hukuki yarar» yokluğu nedeni ile reddine dair verilen kararın davacı vekili ile davalı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/10950 E. , 2012/17495 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 02.11.2010 tarih ve 2008/400-2010/610 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile katılma yolu ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Türkiye İmar Bankası'na, parasını değerledirmek üzere başvurduğunda, banka çalışanlarının yanıltıcı telkinleriyle müvekkilinin 168.603 TL'sinin İmarbank Off Shore Limited'e aktarıldığını, sonrasında ... tarafından bankaya el konulması üzerine parasını alamadığını, davalıların müvekkilinin zararından sorumlu bulunduklarını ileri sürerek 168.603 TL'nin muacceliyet tarihinden itibaren reeskont faizi ile davalılardan müteselsilen ve müştereken tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, görev ve husumet yönünden davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ..., SPK, BDDK ve Hazine Müsteşarlığı'na ait yapılmadığı iddia edilen denetimler ve alınan kararların idari nitelikte bulunduğu ve bunun değerlendirmesinin idari yargı tarafından yapılması gerektiği gerekçesi ile bu davalılar yönünden davanın yargı yolu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden de, davalıların el konulan bankanın yönetim kurulu üyeleri olmaları nedeniyle bu davalılardan talepte bulunabilmek için TTK'nın 336, 341 ve 309. maddeleri uyarınca sorumluluk davası açılması gerektiği ve usulüne göre açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile katılma yolu ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin BDDK, ..., SPK ve Hazine Müsteşarlığı'na yönelik tüm temyiz itirazları ile davalı ... vekilinin aşağıdaki (3) nolu bent dışındaki diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Davacı vekilinin gerçek kişi olan davalılara yönelik temyiz itirazına gelince; dava, dava dışı İmar Bankası aracılığıyla, İmar Bankası Off Shore bankasında açılan hesapta bulunan paranın ödenmemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Davaya konu hesaba ilişkin olarak davacı tarafça sunulan hesap cüzdanı fotokopisi incelendiğinde sözkonusu hesabın İmar Bank Off Shore Ltd. nezdinde bulunduğu anlaşılmıştır. Davacı, parasının kendi iradesi dışında off shore bankasına gönderildiğini, bankalar arasında bağlantı olup, yatırılan paranın off shore bankasına gönderilmediğini, İmar Bankası'nın bünyesinde bulunduğunu, davalı ... ailesinin müvekkilinin uğradığı zarardan sorumlu olduğunu ileri sürerek, yatırdığı paranın tahsilini istemiştir. Mahkemece, anılan davalılara karşı usulüne göre açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davacı, davalıların eylemi ile doğrudan doğruya zarara uğradığını bildirerek verdiği paranın iadesini talep ettiğine göre mahkemenin davalı ...
ve arkadaşları hakkındaki davayı ret gerekçesi de yerinde değildir.
Ayrıca, aralarında davalı ...’ın da bulunduğu davalı T. İmar Bankası A.Ş.’nin yöneticileri hakkında davalı İmar Bank Off Shore Limited’e aktarılmayan paralarla ilgili olarak dolandırıcılık yaptıkları iddiasıyla İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2008/10 esas sayılı dosyasında kamu davası açıldığı bilinmektedir. Davacı ve davacı durumundaki diğer mudilerin iradesinin fesada uğratıldığının veya benzer bir eylemin tespit edilerek davalı ... ile diğer davalı T.İmar Bankası yöneticileri hakkında verilebilecek olası bir mahkumiyet kararının, eldeki bu davayı etkileyebileceği de açıktır.
Bu durum karşısında, davanın davalıların haksız fiiline dayalı olarak açıldığı gözönüne alınarak davalı ... ile davalı […] İmar Bankası A.Ş’nin diğer yöneticileri hakkında açılan kamu davasının akıbetinin araştırılması, sonucunun beklenmesi, mahkumiyet kararı çıkması halinde bu kararın hukuki sonuçlarının BK.nun 53 ncü maddesi çerçevesinde değerlendirilmek suretiyle, aynı Yasanın 41 ve TTK.nun 321/son maddeleri uyarınca davalıların hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
3- Mahkemece, davalılar BDDK, ..., SPK ve Hazine Müsteşarlığı'na yönelik davanın yargı yolu nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden ise usulüne göre açılmış bir sorumluluk davası bulunmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiştir. Bu durumda ret sebebi
aynı bulunmadığı için davalılar BDDK, ..., SPK ve Hazine Müsteşarlığı vekilleri yararına tek, diğer davalılar vekilleri yararına da tek vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde tüm davalılar için tek vekalet ücretine hükmedilmesi doğru bulunmamış kararın bu nedenle mümeyyiz ... vekili yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) nolu bentte açıklanan nedenle mümeyyiz davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 06.11.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1065085900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz