Iyiniyet kuralları
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/13478 E. 2012/16860 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iyiniyet kuralları↗ iade faturası↗ kötüleme↗ iyiniyet kuralı↗ delil tespiti↗ kişilik hakları↗ ticaret sicili tescili↗ tanıma↗ iyiniyet↗ şikayet↗ fesih↗ uyuşmazlık konusu↗ sulh hukuk mahkemesi↗ bilirkişi incelemesi↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ sulh↗ dosya masrafı↗ ilan↗ haksız rekabet↗ ibraz↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, ilanda yalnızca bir üründen bahsedildiği, markanın genel anlamda kötülenmesinin ve tüketicinin yanıltılmasının sözkonusu olmadığı, davalının sözkonusu ürünün üretim hatasından olan sorumluluğunun bulunması da nazara alındığında ilanın haksız rekabet teşkil etmediği, davacıların kişilik haklarına ağır ve haksız saldırı oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalının haksız rekabetinin tespiti, men'i ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, TTK.'nun 56 ncı maddesinde "Haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir." şeklinde genel bir tanım yapılmış, uygulamada görülen bazı haksız rekabet hallerine ise TTK.'nun 57/1 nci maddesinde özel olarak yer verilmiştir. TTK.'nun 57/1 nci maddesi "Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek" hükmünü haiz olup, bu hal iyiniyet kurallarına aykırı bir davranıştır ve aynı zamanda haksız rekabet olarak nitelendirilmektedir.
Somut olayda, davacılardan LG Inc.ile davalı arasında yazılı olmasa da 2002 yılından itibaren ticari bir ilişkinin başladığı, diğer davacının 07.02.2008 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, davacı ...dört ay sonrasında geçerli olmak üzere 21.03.2008 tarihi itibariyle davalı ile ticari ilişkiyi sonlandırmak için fesih bildiriminde bulunduğu, davalının ise 10.04.2008 tarihinde dava konusu ilanı yüksek tirajlı çeşitli gazetelerde tam sayfa yayınlattığı, sunulan beş adet iade faturasının dava konusu ilanın yayınlanmasından sonra düzenlendiği, davanın 14.05.2008 tarihinde açılmasına rağmen davalının 14.07.2008 tarihinde Bakırköy 8.Sulh Hukuk Mahkemesi'nde delil tespiti yaptırdığı ve bilirkişi raporu alındığı dosya kapsamı ile sabittir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu ilanın haksız rekabet teşkil edip etmediği ve bu bağlamda davacı taraf lehine manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmakta olup, mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, HUMK.'nun 370 nci maddesi "Delillerin tesbiti için salahiyettar olan mahkeme, davanın rüyet edildiği veyahut dava ikame olunmamış ise en seri ve en az masrafla delilin tesbiti kabil bulunduğu mahkeme veya sulh hakimidir." hükmünü haiz olup, dava açıldıktan sonra yetkili ve görevli mahkeme davaya bakan mahkemedir. Bu bağlamada dava açıldıktan sonra Bakırköy 8.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce yapılan delil tespiti geçersiz olup, esasen bu delil tespitine bağlı olarak alınan bilirkişi raporu ise yok hükmündedir. Öncelikle, mahkemece, dava açıldıktan sonra davaya bakan mahkemenin dışında başka bir mahkemece delillerin tespitine karar veremeyeceği ve alınanan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağının nazara alınmaması doğru görülmemiş kararın bu yönden davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Öte yandan, bir eylemin haksız rekabet teşkil edip etmeyeceği her somut olayın özellikleri dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Davalı tarafından davaya konu ilanda geçen televizyonlara ilişkin olarak üretim hatasına dayalı yoğun müşteri şikayeti ile ilgili somut bir delil ibraz edilmediği gibi, dava konusu ilanda "LG markasının" ibaresinin diğerlerine göre daha büyük, kalın ve koyu renklerle yazıldığı da sabittir. Esasen ilanın zamanlaması, şekli ve içeriğide nazara alındığında tüketiciyi bilgilendirmek amaçlı olduğunun kabulü hayatın olağan akışına aykırıdır. Zira, dava konusu ilandan önce davalının uzun süreden beri iş ilişkisi içerisinde olduğu davacı tarafa hiç bir bildirimde bulunmadan ve ona başvurmadan üstelik iş ilişkisi ile ilgili fesih bildiriminde bulunmadan sonra dava konusu duyuruyu yaptırmasının iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı açıktır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, dava konusu ilana konu televizyonların sayısı, ilanın şekli ve zamanlaması da gözetilerek kamuoyunu bilgilendirme amacının çok ötesinde üretici şirketi incitme amacı taşıdığının diğer bir ifade ile davaya konu ilanın TTK.nun 57/1 nci maddesi bağlamında haksız rekabet oluşturduğunun ilke olarak kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
3-Diğer yandan, hüküm tarihinde geçerli HUMK' nun 286 nci maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütaalasının hakimi bağlamıyacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor (HUMK 283.md.) alabileceği veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği (HUMK 284.md.) şeklinde anlaşılmalıdır. Yoksa hakimin bir kez bilirkişiye gittikten sonra bundan dönerek uyuşmazlığın çözümünün hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki ve mesleki bilgi ile çözümlenebileceği kabul edilemez.Bu bağlamada,dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak 3 kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, 3 adet kök l rapor ile ilk rapora bağlı olarak ek rapor alınmış olmasına rağmen, mahkemece, ilk rapor ile son rapordaki ayrık bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesis edilmesi de kabul şekli bakımından isabetli görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız rekabet | Haksız rekabetten doğan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8564 E. 2014/15254 K.
Ortak:kötüleme · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «ilanda» yalnızca bir üründen bahsedildiği, markanın genel anlamda «kötülenmesinin» ve tüketicinin yanıltılmasının sözkonusu olmadığı, davalının sözkonusu ürünün üretim hatasından olan sorumluluğunun bulunması da nazara alındığında ilanın «haksız rekabet» teşkil etmediği, davacıların «kişilik haklarına» ağır ve haksız saldırı oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK.'nun 57/1 nci maddesi "Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek»" hükmünü haiz olup, bu hal «iyiniyet kurallarına» aykırı bir davranıştır ve aynı zamanda «haksız rekabet» olarak nitelendirilmektedir.
1-Dava, davalının «haksız rekabetinin» tespiti, men'i ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, TTK.'nun 56 ncı maddesinde "Haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir." şeklinde genel bir «tanım» yapılmış, uygulamada görülen bazı haksız rekabet hallerine ise TTK.'nun 57/1 nci maddesinde özel olarak yer verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asılan tabelanın davacının kendisini, emtiasını, iş mahsullerini incitici, «kötüleyici» mahiyette bulunmadığı, aynı alanda faaliyet gösteren davacı çalışanlarının iş sırlarını öğrenmelerini önlemek amacıyla asıldığı, «haksız rekabet» şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «haksız rekabetin» tespiti istemine ilişkin olup, mahkemece davalının fabrika binasının girişine astığı BU İŞ YERİNE SEYYAR SATICILARIN VE B.
CNC ÇALIŞANLARININ GİRMESİ YASAKTIR ibaresinin «haksız rekabet» teşkil etmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yangın sigorta poliçesinden rücuen tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4184 E. 2010/10300 K.
Ortak:bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz kararda3-Diğer yandan, hüküm tarihinde geçerli HUMK' nun 286 nci maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütaalasının hakimi bağlamıyacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor (HUMK 283.md.) alabileceği veya yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırabileceği (HUMK 284.md.) şeklinde anlaşılmalıdır.
… ın çözümünün hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki ve mesleki bilgi ile çözümlenebileceği kabul edilemez.Bu bağlamada,dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak 3 kez «bilirkişi incelemesi» yaptırılmış olup, 3 adet kök l rapor ile ilk rapora bağlı olarak ek rapor alınmış olmasına rağmen, mahkemece, ilk rapor ile «son» rapordaki ayrık bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesis edilmesi de kabul şekli bakımından isabetli görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaOysa, HUMK'nun 286.maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütaalasının hakimi bağlamıyacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor (HUMK 283.md.) alabileceği veya yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırabileceği (HUMK 284.md.) şeklinde anlaşılmalıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazminat · kusur
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, yangının meydana geldiği binanın davalıya ait olmadığı, davalının binada kiracı olarak bulunduğu, yangının meydana gelmesinde «kusuru», dikkatsizliği ve tedbirsizliği tespit edilemeyen davalının sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, Yangın Sigorta sözleşmesine dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünün hakim tarafından bilinemeyen özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği kabul edilerek HUMK' nun 275. maddesine uygun olarak uzman bilirkişiden rapor alınmış, daha sonra bu rapora itibar edilmeyerek, davalı yanın yangının meydana gelmesinde «kusuru», dikkatsizliği ve tedbirsizliği bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11330 E. 2013/16458 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temlik
Benzer bu karardaMahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın zamanlanışımı süresinin geçtiği gerekçesiyle reddine ilişkin verilen karar davacılar («temlik» alan) vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11330 E. 2013/16458 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:temlik
Benzer bu karardaMahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen davanın zamanlanışımı süresinin geçtiği gerekçesiyle reddine ilişkin verilen karar davacılar («temlik» alan) vekilinin temyizi üzerine Dairemizce bozulmuştur.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3114 E. 2020/475 K.
Ortak:kötüleme · ilan · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «ilanda» yalnızca bir üründen bahsedildiği, markanın genel anlamda «kötülenmesinin» ve tüketicinin yanıltılmasının sözkonusu olmadığı, davalının sözkonusu ürünün üretim hatasından olan sorumluluğunun bulunması da nazara alındığında ilanın «haksız rekabet» teşkil etmediği, davacıların «kişilik haklarına» ağır ve haksız saldırı oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK.'nun 57/1 nci maddesi "Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek»" hükmünü haiz olup, bu hal «iyiniyet kurallarına» aykırı bir davranıştır ve aynı zamanda «haksız rekabet» olarak nitelendirilmektedir.
Somut olayda, davacılardan LG Inc.ile davalı arasında yazılı olmasa da 2002 yılından itibaren ticari bir ilişkinin başladığı, diğer davacının 07.02.2008 tarihinde «ticaret siciline tescil» edildiği, davacı ...dört ay sonrasında geçerli olmak üzere 21.03.2008 tarihi itibariyle davalı ile ticari ilişkiyi sonlandırmak için «fesih» bildiriminde bulunduğu, davalının ise 10.04.2008 tarihinde dava konusu «ilanı» yüksek tirajlı çeşitli gazetelerde tam sayfa yayınlattığı, sunulan beş adet «iade faturasının» dava konusu ilanın yayınlanmasından sonra düzenlendiği, davanın 14.05.2008 tarihinde açılmasına rağmen davalının 14.07.2008 tarihinde Bakırköy 8.Sulh Hukuk Mahkemesi'nde «delil tespiti» yaptırdığı ve bilirkişi raporu alındığı dosya kapsamı ile sabittir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu ilanın «haksız rekabet» teşkil edip etmediği ve bu bağlamda davacı taraf lehine manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmakta olup, mahkemece, yukarıda yazılı gere …
Benzer bu kararda… tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile, davalının davacıyı, davacıya ait ürünlerini, mallarını faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı ve «gereksiz yere incitici açıklamalarla», «kötülemek» ve «üçüncü kişiler» üzerinde sözleşmeleri sona erdirmeye yönelik eylemlerde bulunmak suretiyle, «haksız rekabette» bulunduğunun tespiti ile men’ine, 5.000,00 TL «maddi tazminat» ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline ve hükmün «ilanına» dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gereksiz yere incitici açıklama · üçüncü kişi · maddi tazminat
Benzer bu kararda… tüm dosya kapsamına göre, davanın kısmen kabulü ile, davalının davacıyı, davacıya ait ürünlerini, mallarını faaliyetlerini veya ticari işlerini yanlış, yanıltıcı ve «gereksiz yere incitici açıklamalarla», «kötülemek» ve «üçüncü kişiler» üzerinde sözleşmeleri sona erdirmeye yönelik eylemlerde bulunmak suretiyle, «haksız rekabette» bulunduğunun tespiti ile men’ine, 5.000,00 TL «maddi tazminat» ile 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren avans faiziyle davalıdan tahsiline ve hükmün «ilanına» dair verilen kararın taraf vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9072 E. 2010/591 K.
Ortak:kötüleme · bilirkişi incelemesi · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «ilanda» yalnızca bir üründen bahsedildiği, markanın genel anlamda «kötülenmesinin» ve tüketicinin yanıltılmasının sözkonusu olmadığı, davalının sözkonusu ürünün üretim hatasından olan sorumluluğunun bulunması da nazara alındığında ilanın «haksız rekabet» teşkil etmediği, davacıların «kişilik haklarına» ağır ve haksız saldırı oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK.'nun 57/1 nci maddesi "Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek»" hükmünü haiz olup, bu hal «iyiniyet kurallarına» aykırı bir davranıştır ve aynı zamanda «haksız rekabet» olarak nitelendirilmektedir.
1-Dava, davalının «haksız rekabetinin» tespiti, men'i ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, TTK.'nun 56 ncı maddesinde "Haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir." şeklinde genel bir «tanım» yapılmış, uygulamada görülen bazı haksız rekabet hallerine ise TTK.'nun 57/1 nci maddesinde özel olarak yer verilmiştir.
Benzer bu karardaTTK’nun 56. maddesinde «haksız rekabetin» aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimali olduğu düzenlenmiş, 57. maddede ise hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler sınırlayıcı olarak değil “hususiyle” denilmek suretiyle örnekleyici olarak sayılmıştır.Anılan maddenin 1 numaralı bendinde başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemenin» hüsnüniyet kaidelerine aykırı hareketler olduğu belirtilmiştir.
Bu durumda, somut olaya gelindiğinde davalının davacının ticari faaliyetine zarar verici nitelikteki eylemlerinin tespiti halinde «tacir» olmaması bu durumun «haksız rekabet» sayılmasını engellemeyeceğinden mahkemece tarafların dayandıkları «delillerin toplanması», gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılması suretiyle davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal olmayan gerekçe ile dava …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalının «tacir» olmayıp, davacı şirket ile rekabet ortamında bulunmasını gerektirir bir durumunun olmadığı, bu nedenle bir ticari rekabetin bulunmadığı anlaşıldığından davalının eyleminin «haksız rekabet» teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delillerin toplanmaması · ticari işletme · dürüstlük kuralı · kâr kaybı · tacir
Benzer bu karardaGerek «haksız rekabete» ilişkin yasal düzenlemeler gerekse Medeni Kanun’un 2. maddesinde belirtilen herkesin haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken «dürüstlük kurallarına» uymak zorunda olduğu yönündeki tüm özel hukuk ilişkilerinde uygulama alanı bulunan temel hüküm uyarınca bir «ticari işletmeye», şirkete yönelik olarak yapılan eylemlerin haksız rekabet oluşturması için bu eylemleri yapanların «tacir» olmaları veya haksız rekabete maruz kalan şahıs, şirket veya işletme ile aynı konularda iştigal etmeleri gerekmemektedir.
Bu durumda, somut olaya gelindiğinde davalının davacının ticari faaliyetine zarar verici nitelikteki eylemlerinin tespiti halinde «tacir» olmaması bu durumun «haksız rekabet» sayılmasını engellemeyeceğinden mahkemece tarafların dayandıkları «delillerin toplanması», gerektiğinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılması suretiyle davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturup oluşturmadığının değerlendirilmesi gerekirken, yazılı şekilde yasal olmayan gerekçe ile dava …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davalının «tacir» olmayıp, davacı şirket ile rekabet ortamında bulunmasını gerektirir bir durumunun olmadığı, bu nedenle bir ticari rekabetin bulunmadığı anlaşıldığından davalının eyleminin «haksız rekabet» teşkil ettiğinin kabul edilemeyeceği sonucuna varılarak, davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı şirket, ürünlerine, markasına, şirkete ve çalışanlarına yönelik olarak davalı tarafından internet ortamında gönderilen mesajların, yazılan yazıların «haksız rekabet» oluşturduğunu, bu olaydan dolayı şirketinin, ürünlerinin ve markasının zarar gördüğünü, tüketiciler nezdinde itibar «kaybına» uğradığını ileri sürmüştür.
-
Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4424 E. 2015/13892 K.
Ortak:kötüleme · ilan · haksız rekabet
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, «ilanda» yalnızca bir üründen bahsedildiği, markanın genel anlamda «kötülenmesinin» ve tüketicinin yanıltılmasının sözkonusu olmadığı, davalının sözkonusu ürünün üretim hatasından olan sorumluluğunun bulunması da nazara alındığında ilanın «haksız rekabet» teşkil etmediği, davacıların «kişilik haklarına» ağır ve haksız saldırı oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
TTK.'nun 57/1 nci maddesi "Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla «kötülemek»" hükmünü haiz olup, bu hal «iyiniyet kurallarına» aykırı bir davranıştır ve aynı zamanda «haksız rekabet» olarak nitelendirilmektedir.
Somut olayda, davacılardan LG Inc.ile davalı arasında yazılı olmasa da 2002 yılından itibaren ticari bir ilişkinin başladığı, diğer davacının 07.02.2008 tarihinde «ticaret siciline tescil» edildiği, davacı ...dört ay sonrasında geçerli olmak üzere 21.03.2008 tarihi itibariyle davalı ile ticari ilişkiyi sonlandırmak için «fesih» bildiriminde bulunduğu, davalının ise 10.04.2008 tarihinde dava konusu «ilanı» yüksek tirajlı çeşitli gazetelerde tam sayfa yayınlattığı, sunulan beş adet «iade faturasının» dava konusu ilanın yayınlanmasından sonra düzenlendiği, davanın 14.05.2008 tarihinde açılmasına rağmen davalının 14.07.2008 tarihinde Bakırköy 8.Sulh Hukuk Mahkemesi'nde «delil tespiti» yaptırdığı ve bilirkişi raporu alındığı dosya kapsamı ile sabittir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu ilanın «haksız rekabet» teşkil edip etmediği ve bu bağlamda davacı taraf lehine manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmakta olup, mahkemece, yukarıda yazılı gere …
Benzer bu karardaU.. hakkındaki davanın reddine, diğer davalı şirketin «haksız rekabet» eyleminin tespitine ve men'ine, 1.500 TL. manevi tazminatın «haksız eylem» tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte bu davalıdan tahsiline, hüküm özetinin «ilanına», karşı davanın reddine dair verilen karar davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı . vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27/11/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
U..'un diğer davalı «şirketin müdürü» olduğu ve 02/12/2008 tarihli e-posta metninin altında şirket «temsilcisi» sıfatı ile ismi yer alsa da e-posta metninin «tüzel kişiliği» bulunan şirket tarafından gönderildiği, dolayısıyla bu davalı bakımından «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı, davalı şirketin dava konusu e-postayı göndermekteki amacının, müşterilere kendi şirketi hakkında yeni bilgiler vermek yerine, davacı şirketi «kötüleme»/incitme olduğu, yasal koşulları oluşmayan ve kanıtlanamayan «maddi tazminat» isteminin reddinin gerektiği, ancak manevi zarardan söz edilebileceği, karşı dava bakımından «haksız fiil» olgusunun ispatlanamadığı, 2004 yılı ve sonrasına ait iddialar bakımından ise 1 ve 3 yıllık «zamanaşımı» süreleri geçirilmiş olduğundan bu yöndeki iddiaların zamanaşımı nedeniyle dinlenemeyeceği gerekçesiyle asıl davada davalı K..
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pasif husumet ehliyeti · haksız eylem · şirket müdürü · husumet ehliyeti · pasif husumet · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · haksız fiil
Benzer bu karardaU..'un diğer davalı «şirketin müdürü» olduğu ve 02/12/2008 tarihli e-posta metninin altında şirket «temsilcisi» sıfatı ile ismi yer alsa da e-posta metninin «tüzel kişiliği» bulunan şirket tarafından gönderildiği, dolayısıyla bu davalı bakımından «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı, davalı şirketin dava konusu e-postayı göndermekteki amacının, müşterilere kendi şirketi hakkında yeni bilgiler vermek yerine, davacı şirketi «kötüleme»/incitme olduğu, yasal koşulları oluşmayan ve kanıtlanamayan «maddi tazminat» isteminin reddinin gerektiği, ancak manevi zarardan söz edilebileceği, karşı dava bakımından «haksız fiil» olgusunun ispatlanamadığı, 2004 yılı ve sonrasına ait iddialar bakımından ise 1 ve 3 yıllık «zamanaşımı» süreleri geçirilmiş olduğundan bu yöndeki iddiaların zamanaşımı nedeniyle dinlenemeyeceği gerekçesiyle asıl davada davalı K..
U.. hakkındaki davanın reddine, diğer davalı şirketin «haksız rekabet» eyleminin tespitine ve men'ine, 1.500 TL. manevi tazminatın «haksız eylem» tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte bu davalıdan tahsiline, hüküm özetinin «ilanına», karşı davanın reddine dair verilen karar davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı . vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27/11/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/13478 E. , 2012/16860 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 20/06/2011 tarih ve 2008/283-2011/274 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30/10/2012 günü hazır bulunan davacılar vekilleri Av. ..., Av....., Av.....ile davalı vekilleri Av. ..., Av. ...k dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkilli LGE Inc'ın. Türkiye pazarındaki satışını bayiler vasıtasıyla gerçekleştirdiğini, bu kapsamda LGE Inc., TV ve AV ürünlerinin satışını Türkiye'de davalı ile yapmakta olduğunu, ancak LG Grubu'nun, Türkiye pazarında daha aktif faaliyet göstermek amacıyla Türkiye'de yerleşik bulunmaya karar verdiğini, bu doğrultuda diğer davacıyı kurduğunu, davacı LGE Inc.'in 21.03.2008 tarihi itibariyle davalı ile her türlü ticari ilişkisini sonlandırmak üzere feshi ihbarda bulunduğunu, fesih ihtarını alan davalının usulsüz bir ihtarname gönderdiğini, haksız tacizlerini devam ettirdiğini, tirajı yüksek çeşitli gazetelere içeriği gerçek dışı ilanlar verdiğini, davalının bu davranışlarındaki tek amacın müvekkili LGE Inc.
ve onun Türkiye'de yeni kurulan Türk şirketini kötülemek ve ticari açıdan zarar vermek olduğunu, davalı tarafından bu şekilde kasıtlı bir ilan verilmesinin TTK.nun 56 ve devamı hükümleri uyarınca haksız rekabet teşkil ettiğini, davalı tarafından yapılan haksız rekabet sonucunda müvekkil şirketlerin ticari itibarının zedelendiğini ve manevi açıdan zarara uğradıklarını ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin tespitine, haksız rekabetin men'ine, 100.000 YTL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, TTK’nun 57/1 maddesi kapsamında haksız rekabetten söz edilebilmesi için iyi niyet kaidelerine aykırı surette hareket edilmesi gerektiğini, LG marka ürünlerin distribütörü olan müvekkilinin, müşterilerinden gelen şikayetler ve iade faturaları üzerine müvekkili açısından zarar doğruma ihtimali bulunmasına rağmen basiretli bir tacir gibi hareket ederek distribütör sıfatıyla satış ve dağıtımını yaptığı ve iki yıllık ücretsiz garanti sorumluluğunun devam ettiği LG markalı ... model numaralı LCD televizyonlarla ilgili olarak davaya konu ilanlarla uyarı ve çağrıda bulunduğunu, müvekkili şirketin bu ilanlar ile tamamen tüketicileri bilgilendirmek amacı ile hareket ettiğinden herhangi bir kötü niyetten bahsedilemeyeceğini, bahsi geçen televizyonlarda üretim hatasının olmadığı yönündeki davacı iddiasının aksine, hatanın varlığının davacıya ait internet sitesinde kabul edildiğini savunarak davanın usulden ve esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, ilanda yalnızca bir üründen bahsedildiği, markanın genel anlamda kötülenmesinin ve tüketicinin yanıltılmasının sözkonusu olmadığı, davalının sözkonusu ürünün üretim hatasından olan sorumluluğunun bulunması da nazara alındığında ilanın haksız rekabet teşkil etmediği, davacıların kişilik haklarına ağır ve haksız saldırı oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalının haksız rekabetinin tespiti, men'i ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, TTK.'nun 56 ncı maddesinde "Haksız rekabet, aldatıcı hareket veya hüsnüniyet kaidelerine aykırı sair suretlerle iktisadi rekabetin her türlü suistimalidir." şeklinde genel bir tanım yapılmış, uygulamada görülen bazı haksız rekabet hallerine ise TTK.'nun 57/1 nci maddesinde özel olarak yer verilmiştir. TTK.'nun 57/1 nci maddesi "Başkalarını veya onların emtiasını, iş mahsullerini, faaliyetlerini yahut ticari işlerini yanlış, yanıltıcı veya lüzumsuz yere incitici beyanlarla kötülemek" hükmünü haiz olup, bu hal iyiniyet kurallarına aykırı bir davranıştır ve aynı zamanda haksız rekabet olarak nitelendirilmektedir.
Somut olayda, davacılardan LG Inc.ile davalı arasında yazılı olmasa da 2002 yılından itibaren ticari bir ilişkinin başladığı, diğer davacının 07.02.2008 tarihinde ticaret siciline tescil edildiği, davacı ...dört ay sonrasında geçerli olmak üzere 21.03.2008 tarihi itibariyle davalı ile ticari ilişkiyi sonlandırmak için fesih bildiriminde bulunduğu, davalının ise 10.04.2008 tarihinde dava konusu ilanı yüksek tirajlı çeşitli gazetelerde tam sayfa yayınlattığı, sunulan beş adet iade faturasının dava konusu ilanın yayınlanmasından sonra düzenlendiği, davanın 14.05.2008 tarihinde açılmasına rağmen davalının 14.07.2008 tarihinde Bakırköy 8.Sulh Hukuk Mahkemesi'nde delil tespiti yaptırdığı ve bilirkişi raporu alındığı dosya kapsamı ile sabittir.Taraflar arasındaki uyuşmazlık, dava konusu ilanın haksız rekabet teşkil edip etmediği ve bu bağlamda davacı taraf lehine manevi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı noktasında toplanmakta olup, mahkemece, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.
Oysa, HUMK.'nun 370 nci maddesi "Delillerin tesbiti için salahiyettar olan mahkeme, davanın rüyet edildiği veyahut dava ikame olunmamış ise en seri ve en az masrafla delilin tesbiti kabil bulunduğu mahkeme veya sulh hakimidir." hükmünü haiz olup, dava açıldıktan sonra yetkili ve görevli mahkeme davaya bakan mahkemedir. Bu bağlamada dava açıldıktan sonra Bakırköy 8.Sulh Hukuk Mahkemesi'nce yapılan delil tespiti geçersiz olup, esasen bu delil tespitine bağlı olarak alınan bilirkişi raporu ise yok hükmündedir. Öncelikle, mahkemece, dava açıldıktan sonra davaya bakan mahkemenin dışında başka bir mahkemece delillerin tespitine karar veremeyeceği ve alınanan bilirkişi raporunun hükme esas alınamayacağının nazara alınmaması doğru görülmemiş kararın bu yönden davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Öte yandan, bir eylemin haksız rekabet teşkil edip etmeyeceği her somut olayın özellikleri dikkate alınarak belirlenmesi gerektiği kuşkusuzdur. Davalı tarafından davaya konu ilanda geçen televizyonlara ilişkin olarak üretim hatasına dayalı yoğun müşteri şikayeti ile ilgili somut bir delil ibraz edilmediği gibi, dava konusu ilanda "LG markasının" ibaresinin diğerlerine göre daha büyük, kalın ve koyu renklerle yazıldığı da sabittir. Esasen ilanın zamanlaması, şekli ve içeriğide nazara alındığında tüketiciyi bilgilendirmek amaçlı olduğunun kabulü hayatın olağan akışına aykırıdır. Zira, dava konusu ilandan önce davalının uzun süreden beri iş ilişkisi içerisinde olduğu davacı tarafa hiç bir bildirimde bulunmadan ve ona başvurmadan üstelik iş ilişkisi ile ilgili fesih bildiriminde bulunmadan sonra dava konusu duyuruyu yaptırmasının iyiniyet kuralları ile bağdaşmadığı açıktır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, dava konusu ilana konu televizyonların sayısı, ilanın şekli ve zamanlaması da gözetilerek kamuoyunu bilgilendirme amacının çok ötesinde üretici şirketi incitme amacı taşıdığının diğer bir ifade ile davaya konu ilanın TTK.nun 57/1 nci maddesi bağlamında haksız rekabet oluşturduğunun ilke olarak kabulü gerekirken, yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
3-Diğer yandan, hüküm tarihinde geçerli HUMK' nun 286 nci maddesinde belirtilen bilirkişinin rey ve mütaalasının hakimi bağlamıyacağı hükmü, hakimin bilirkişi raporunu serbestçe takdir edeceği, bilirkişi raporunu yeter derecede kanaat verici bulmazsa bilirkişiden ek rapor (HUMK 283.md.) alabileceği veya yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırabileceği (HUMK 284.md.) şeklinde anlaşılmalıdır. Yoksa hakimin bir kez bilirkişiye gittikten sonra bundan dönerek uyuşmazlığın çözümünün hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki ve mesleki bilgi ile çözümlenebileceği kabul edilemez.Bu bağlamada,dava konusu uyuşmazlıkla ilgili olarak 3 kez bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, 3 adet kök l rapor ile ilk rapora bağlı olarak ek rapor alınmış olmasına rağmen, mahkemece, ilk rapor ile son rapordaki ayrık bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm tesis edilmesi de kabul şekli bakımından isabetli görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1), (2) ve (3) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacılara verilmesine, ödedikleri temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edenlere iadesine, 30/10/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1064406500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz