Haksız Rekabetin Tespiti, Men'i ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/4424 E. 2015/13892 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 3 yıllık
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kötüleme↗ pasif husumet ehliyeti↗ haksız eylem↗ şirket müdürü↗ husumet ehliyeti↗ pasif husumet↗ tüzel kişilik↗ taraf ehliyeti↗ haksız fiil↗ maddi tazminat↗ ilan↗ haksız rekabet↗ zamanaşımı↗ temsil↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davalı K.. U..'un diğer davalı şirketin müdürü olduğu ve 02/12/2008 tarihli e-posta metninin altında şirket temsilcisi sıfatı ile ismi yer alsa da e-posta metninin tüzel kişiliği bulunan şirket tarafından gönderildiği, dolayısıyla bu davalı bakımından pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davalı şirketin dava konusu e-postayı göndermekteki amacının, müşterilere kendi şirketi hakkında yeni bilgiler vermek yerine, davacı şirketi kötüleme/incitme olduğu, yasal koşulları oluşmayan ve kanıtlanamayan maddi tazminat isteminin reddinin gerektiği, ancak manevi zarardan söz edilebileceği, karşı dava bakımından haksız fiil olgusunun ispatlanamadığı, 2004 yılı ve sonrasına ait iddialar bakımından ise 1 ve 3 yıllık zamanaşımı süreleri geçirilmiş olduğundan bu yöndeki iddiaların zamanaşımı nedeniyle dinlenemeyeceği gerekçesiyle asıl davada davalı K.. U.. hakkındaki davanın reddine, diğer davalı şirketin haksız rekabet eyleminin tespitine ve men'ine, 1.500 TL. manevi tazminatın haksız eylem tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte bu davalıdan tahsiline, hüküm özetinin ilanına, karşı davanın reddine dair verilen karar davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı . vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27/11/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davalı-karşı davacı . vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı . vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18216 E. 2014/18514 K.
Ortak:kötüleme · pasif husumet ehliyeti · haksız eylem · şirket müdürü · husumet ehliyeti · pasif husumet · tüzel kişilik · taraf ehliyeti · dava şartı · zamanaşımı 3 yıllık
İncelediğiniz karardaU..'un diğer davalı «şirketin müdürü» olduğu ve 02/12/2008 tarihli e-posta metninin altında şirket «temsilcisi» sıfatı ile ismi yer alsa da e-posta metninin «tüzel kişiliği» bulunan şirket tarafından gönderildiği, dolayısıyla bu davalı bakımından «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı, davalı şirketin dava konusu e-postayı göndermekteki amacının, müşterilere kendi şirketi hakkında yeni bilgiler vermek yerine, davacı şirketi «kötüleme»/incitme olduğu, yasal koşulları oluşmayan ve kanıtlanamayan «maddi tazminat» isteminin reddinin gerektiği, ancak manevi zarardan söz edilebileceği, karşı dava bakımından «haksız fiil» olgusunun ispatlanamadığı, 2004 yılı ve sonrasına ait iddialar bakımından ise 1 ve 3 yıllık «zamanaşımı» süreleri geçirilmiş olduğundan bu yöndeki iddiaların zamanaşımı nedeniyle dinlenemeyeceği gerekçesiyle asıl davada davalı K..
U.. hakkındaki davanın reddine, diğer davalı şirketin «haksız rekabet» eyleminin tespitine ve men'ine, 1.500 TL. manevi tazminatın «haksız eylem» tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte bu davalıdan tahsiline, hüküm özetinin «ilanına», karşı davanın reddine dair verilen karar davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı . vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27/11/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Benzer bu karardaU..'un diğer davalı «şirketin müdürü» olduğu ve 02/12/2008 tarihli e-posta metninin altında şirket «temsilcisi» sıfatı ile ismi yer alsa da e-posta metninin «tüzel kişiliği» bulunan şirket tarafından gönderildiği, dolayısıyla bu davalı bakımından «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı, davalı şirketin dava konusu e-postayı göndermekteki amacının, müşterilere kendi şirketi hakkında yeni bilgiler vermek yerine, davacı şirketi «kötüleme»/incitme olduğu, yasal koşulları oluşmayan ve kanıtlanamayan «maddi tazminat» isteminin reddinin gerektiği, ancak manevi zarardan söz edilebileceği, karşı dava bakımından «haksız fiil» olgusunun ispatlanamadığı, 2004 yılı ve sonrasına ait iddialar bakımından ise 1 ve 3 yıllık «zamanaşımı» süreleri geçirilmiş olduğundan bu yöndeki iddiaların zamanaşımı nedeniyle dinlenemeyeceği gerekçesiyle asıl davada davalı K..
Mahkemece «haksız rekabet» teşkil eden bu eylemden «tüzel kişiliğin» sorumlu olduğu, «şirket müdürü» sıfatını taşısa da davalı Kürşat'a «husumetin» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle anılan davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmiştir.
U.. hakkındaki davanın reddine, diğer davalı şirketin «haksız rekabet» eyleminin tespitine ve men'ine, 1.500 TL. manevi tazminatın «haksız eylem» tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte bu davalıdan tahsiline, hüküm özetinin «ilanına», karşı davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kesin mehil · zararın ispatı · mazeret · ek mehil · vekalet ücreti takdiri · ifa · ihtar · ticari defter
Benzer bu karardaDavalıların «haksız rekabet» eylemi sabit olduğuna göre, mahkemece HMK'nın 220. (HUMK.'nın 330, 331, 332.) maddesi uyarınca, asıl davada davalı şirkete «ticari defterlerini» sunması için «kesin mehil» verilmesi, kendisine verilen sürede defterlerini «ibraz» etmez ve aynı sürede delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir «mazeret» göstermez ise duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanının kabul edilebileceğinin «ihtar» edilmesi ve sonucuna göre davacının «maddi tazminat» talebi konusunda bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle asıl davada davacı yararına bozulması gerekmiş …
Mahkemece asıl davada davacının «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi ile manevi tazminat talepleri kabul edildiği halde, tarafların «defterlerini» sunmadıkları, taraflarca hazırlama ilkesinin geçerli olduğu işbu davada maddi «zararın ispat» edilemediği gerekçesiyle «maddi tazminat» isteminin reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar TTK'nın 542/2. maddesi uyarınca, vazifelerini «ifa» dolayısıyla müdürlerin işlemiş oldukları haksız fiillerden şirket sorumlu olur ise de genel hükümler uyarınca müdürler de haksız eylemden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulabilirler.
Bu durum karşısında mahkemece, asıl davada davacının kabul edilen diğer istemleri yönünden de davacı yararına «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yabancı mahkeme kararının tenfizi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/18479 E. 2014/18972 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dava dilekçesinin tebliği · tebliğ tarihi · usulüne uygun tebliğ · kamu düzeni · tenfiz · tebligat
Benzer bu karardaMahkemece iddia ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu mahkeme kararının usulüne uygun olarak tebliğ edilmediği, postaya verilme tarihinin «tebliğ tarihi» sayıldığı, «tebligat» hükümlerinin «kamu düzenine» ilişkin olup, mahkemece resen nazara alınacağı, MÖHUK 38/c maddesi gereğince yapılan tebligatın kamu düzenine aykırı olduğu, bu durumda ortada kesinleşmiş bir mahkeme kararının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… celikle yabancı mahkemece verilen kararın usulüne uygun şekilde kesinleşip kesinleşmediğinin mahkemece araştırılması gerekmekte olup, somut olayda mahkemece kararın «usulüne uygun tebliğ» edilmediği, postaya verilme tarihinin «tebliğ tarihi» olarak kabul edildiği belirtilmiş ise de dosyada Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü aracılığıyla davalı şirkete yapılmış bir «tebligat» mevcut olmakla mahkemece Adalet Bakanlığı aracılığıyla yapılan bu tebligatın, hangi hususa ilişkin olduğu, yabancı mahkeme kararının tebliğine ilişkin bulunup bulu …
Dava dilekçesinde, yabancı mahkemede açılan dava sonucu verilen kararın, Adalet Bakanlığı aracılığıyla davalıya tebliğ edildiği, temyiz edilmemesi sonucu kararın 18.08.2009 tarihinde kesinleştiği ileri sürülmüş olup, dava «dilekçesine tebliğe» ilişkin belgeler de eklenmiştir.Tebliğe ilişkin belgeler incelendiğinde, Adalet Bakanlığı aracılığıyla davalıya 02.02.2009 tarihinde «tebligat» yapıldığı görülmüştür.
Dava, yabancı mahkeme tarafından verilen kararın tanınması ve «tenfizi» istemine ilişkin olup, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/4424 E. , 2015/13892 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ..
TARİHİ 11/07/2013
NUMARASI 2013/31-2013/247
Taraflar arasında görülen davada... verilen 11/07/2013 gün ve 2013/31-2013/247 sayılı kararı bozan Daire’nin 27/11/2014 gün ve 2013/18216-2014/18514 sayılı kararı aleyhinde davalı karşı davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, İsveç'te kurulu bulunan müvekkilinin 25 yıldır plastik zincir konveyör teknolojileri bazlı lojistik çözümleri üretiminde dünya lideri olarak faaliyet gösterdiğini, 12.11.1995 tarihinde marka konveyör sistemlerinin Türkiye bölgesinde pazarlanması amacıyla davalılardan K.. U..'un büyük hissedarı olduğu diğer davalı şirket ile bir distribütörlük sözleşmesi imzaladıklarını, davalı şirketin müvekkilinin ürünlerinin bileşen ve parçalarını sözleşme şartlarına aykırı olarak temin etmiş, üretmiş, pazarlamış ve satmış olması nedeniyle distribütörlük sözleşmesinin feshedildiğini, davalı sıfatıyla “” internet adresi üzerinden 02.12.2008 tarihinde müvekkilinin tedarikçisi dava dışı KTR Kupplungstechnik e-posta göndererek müvekkil şirketin faaliyetleri ve ürünleri hakkında asılsız iddialarla kötüleyici beyanlarda bulunduğunu, aynı e-postanın bir başka tedarikçi e de gönderildiğini ileri sürerek, davalıların eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun tespitini, men'ini, ref'ini, şimdilik 1.500 TL maddi ve 1.500 TL manevi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini savunmuş, karşı davada, müvekkil şirketin sektöründe gösterdiği başarı üzerine karşı davalının büyük bir karalama kampanyası başlatarak müvekkil şirketi müşteriler nezdinde kötüleme faaliyetlerinde bulunduğunu ileri sürerek, davalının eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitini, men'ini ve ref'ini, 50.000 TL manevi ve şimdilik 10.000 TL maddi tazminata hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı-karşı davalı vekili, karşı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davalı K.. U..'un diğer davalı şirketin müdürü olduğu ve 02/12/2008 tarihli e-posta metninin altında şirket temsilcisi sıfatı ile ismi yer alsa da e-posta metninin tüzel kişiliği bulunan şirket tarafından gönderildiği, dolayısıyla bu davalı bakımından pasif husumet ehliyetinin bulunmadığı, davalı şirketin dava konusu e-postayı göndermekteki amacının, müşterilere kendi şirketi hakkında yeni bilgiler vermek yerine, davacı şirketi kötüleme/incitme olduğu, yasal koşulları oluşmayan ve kanıtlanamayan maddi tazminat isteminin reddinin gerektiği, ancak manevi zarardan söz edilebileceği, karşı dava bakımından haksız fiil olgusunun ispatlanamadığı, 2004 yılı ve sonrasına ait iddialar bakımından ise 1 ve 3 yıllık zamanaşımı süreleri geçirilmiş olduğundan bu yöndeki iddiaların zamanaşımı nedeniyle dinlenemeyeceği gerekçesiyle asıl davada davalı K..
U.. hakkındaki davanın reddine, diğer davalı şirketin haksız rekabet eyleminin tespitine ve men'ine, 1.500 TL. manevi tazminatın haksız eylem tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte bu davalıdan tahsiline, hüküm özetinin ilanına, karşı davanın reddine dair verilen karar davacı-karşı davalı vekili ile davalı-karşı davacı . vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27/11/2014 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Davalı-karşı davacı . vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı . vekilinin HUMK’nın 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı karşı . vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nın 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 57,60 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nın 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 251,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 24/12/2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/158107800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz