Geçmiş yıl zararı kârla karşılanabiliyorsa birinci temettü zorunluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/4060 E. 2024/289 K. · · İlk derece: İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Esas sözleşmesinde ödenmiş sermayenin belirli bir oranı üzerinden birinci temettü ayrılması öngörülen anonim şirkette, şirketin geçmiş yıl zararı geçmiş yıl kârı ile karşılanabiliyor ve kâr payı dağıtımına engel başka bir durum bulunmuyorsa birinci temettünün dağıtılması gerekir; bu koşullarda kâr dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararı kanuna aykırı olup iptal edilir. Şirketin ihtiyatlılık ilkesine veya finansal belirsizliğe dayanan soyut savunması, esas sözleşmeden doğan birinci temettü zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.
Ele alınan sorunlar
Geçmiş yıl zararı geçmiş yıl kârı ile karşılanabilen anonim şirkette kâr dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının iptali gerekip gerekmediği → kabul
İddia: Davalı şirket, finansal verilerin objektif olarak kâr dağıtılmamasını gerektirdiğini, esas sözleşmeye göre şirkete kâr dağıtma zorunluluğu yüklenmediğini, kâr dağıtımına ilişkin bilirkişi raporlarının çelişkili olduğunu ve ihtiyatlılık ilkesi kapsamında değerlendirme yapılmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davalı şirketin esas sözleşmesinin 12. maddesinde kârdan öncelikle %5 kanuni ihtiyat akçesi ayrılacağı, kalandan itfa edilmemiş hisse senetlerinin bedelleri ödenen kısmına %5 birinci temettü ayrılacağı, geri kalan kârın genel kurulun tespit edeceği şekil ve surette dağıtılacağı; kurucular ve yönetim kurulu üyeleri ile memur ve hizmetlilere ayrılacak miktarlarla ikinci temettü hissesi olarak hissedarlara dağıtılacak paradan %10 oranında ihtiyat akçesi ekleneceği düzenlenmiştir. Bilirkişi marifetiyle yapılan incelemede şirketin dönem kârı, ödenmiş sermayesi, geçmiş yıl zararı, geçmiş yıl kârı ve öz kaynağı belirlenmiş, kâr payı dağıtımına engel bir durum bulunmadığı tespit edilmiştir. Şirketin geçmiş yıl zararının geçmiş yıl kârı ile karşılanması mümkün olduğundan birinci temettünün dağıtılması gerekir; bu nedenle kârın dağıtılmamasına ilişkin genel kurul kararının iptaline karar verilmesi dosya kapsamına uygundur. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Geçmiş yıl zararının geçmiş yıl kârı ile karşılanabildiği hâllerde esas sözleşmede öngörülen birinci temettünün dağıtılmasının zorunlu olması ve aksi yöndeki genel kurul kararının iptali bakımından emsal değer taşır; Yargıtay'ca onanmış olması bağlayıcı ağırlık kazandırır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali↗ kâr payı hakkı↗ birinci temettü↗ kanuni ihtiyat akçesi↗ olağanüstü yedek akçe↗ geçmiş yıl zararı↗ ödenmiş sermaye↗ azlık hakları↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3989 E. 2023/6219 K.
Ortak:genel kurul kararının iptali · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «genel kurul kararının iptali» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «ibra» edilmemesine ilişkin 5 numaralı kararın henüz icra edilebilir nitelikte olmadığı, «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmemelerine ilişkin bir «genel kurul kararının iptalini», haklarında «sorumluluk davası» açılması yolunda alınmış genel kurul kararı bulunmadan önceki bir aşamada dava ve talep edebilmelerinin mümkün olmadığı, davalı şirketin mali ve finansal yapısının elverişli olmamasından kaynaklanan kâr dağıtmama yönündeki kararın iptali yönünde objektif bir kanıt bulunmadığı gibi «dürüstlük kuralına» aykırı bir durum da olmadığından bu madde yönünden davacının istinaf talebinin reddi gerektiği, 8 numaralı karar açısından davacı dışındaki diğer pay sahiplerinin …
2.Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince davacının «ibra» edilmemesine ilişkin 5 numaralı kararın henüz icra edilebilir nitelikte olmadığı, «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmemelerine ilişkin bir «genel kurul kararının iptalini», haklarında «sorumluluk davası» açılması yolunda alınmış genel kurul kararı bulunmadan önceki bir aşamada dava ve talep edebilmelerinin mümkün olmadığı, bu hususun genel kurul kararlarının iptali …
Zira, «yönetim kurulu» üyesi olan davacının «ibra» edilmemesine ilişkin 5 numaralı «genel kurul kararının iptali» için dava açmakta «hukuki yararı» bulunmaktadır ve dolayısıyla dava açabilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bilanço tasdiki · oydan yoksunluk · imza yetkisi · yönetim kurulu üyelerinin ibrası · yönetim kurulu üyeliği · karar nisabı · toplantı tutanağı · muhalefet şerhi
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın üç aylık «hak düşürücü süre» içinde açıldığı, dava konusu genel kurul «toplantı tutanağının» altında davacının alınan kararlara «muhalefet şerhinin» bulunduğu, iptali talep edilen 5 numaralı karar açısından, «yönetim kurulu» üyeleri gerek kendilerinin gerekse diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin oylamada oydan yoksun olmalarına karşın diğer «yönetim kurulu üyelerinin ibra» oylamalarında oy kullandıkları, yönetim kurulu üyelerinin oyları çıkarıldığında geriye EYB Holding A.Ş.'nin 300.000 adet ve Mustafa Aktoprak'ın da 1 adet oyu kaldığı, bunların dava konusu yapılan dönemde yönetim kurulu üyesi olmadıkları, «imza yetkilerinin» bulunmadığı, bu pay sahiplerinin, ...'nun ibra edilmemesi, Rüstem Eyüboğlu ve ...'nun da ibra edilmesi yönünde oy kullandıkları, geriye kalan oyların (1 oy dahi olsa) bu şekilde bir karar alınması için yeterli olduğu, oydan yoksun yönetim kurulu üyelerinin oylarının, oylama üzerinde etkili olmadığı, bu kişiler oy kullanmamış olsalardı dahi geriye kalan iki pay sahibinin oylarıyla aynı kararların yine alınmış olacağı anlaşıldığından 27.06.2016 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 5 numaralı kararın kanuna, «esas sözleşme» hükümlerine ve «dürüstlük kurallarına» aykırı olmadığı, kâr «dağıtılmamasına» ilişkin 6 numaralı karar açısından, bu kararın oy çokluğuyla alındığı, davalı şirketin mali yapısına uygun olduğundan iptali talebinin reddi gerektiği, genel kurulun 8 numaralı kararı ile yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Kanun'un 395 ve 396 ncı maddelerinde belirtilen işleri «ifa» edebilmeleri hususunda gerekli «yetkinin» verilmesine, davacının 287.000 adet «olumsuz» oyuna karşılık kullanılan 713.000 olumlu oyla oy çokluğuyla karar verildiği, bu husus yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işle ilgili olduğundan toplantıya katılan yönetim kurulu üyelerinin oydan yoksun oldukları, «rekabet yasağının» kaldırılması oylamasında bir yönetim kurulu üyesi kendisi ile ilgili kararın alınmasında oy hakkından yoksun ise de, bu hâlde diğer yönetim kurulu üyesi ile ilgili …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; finansal tabloların/«bilançoların tasdik» edilmiş olduğu bir ortamda müvekkilinin «ibra» edilmemesinin kanuna ve «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, Mahkemenin karar yeter sayısının bulunduğunu belirtmekle yetindiğini, karar yeter sayısının bulunmasının ibra edilmeme kararını hukuka uygun hâle getirmeyeceğini, bilirkişi raporunda da davacının ibra edilmemesini gerektiren bir «sebebin» tespit edilemediğinin belirtildiğini, kârın «dağıtılmamasına» ilişkin kararın kanuna ve «esas sözleşmeye» aykırı olduğunu, şirketin mali durumunun kâr dağıtma zorunluluğunu yerine getirmeye uygun olduğunu, şirketin dönen varlıklarının kısa vadeli borçlarını 5 kattan daha fazla miktarda karşılayabilecek seviyede olduğunu, bilirkişi raporunun mali yönden ciddi eksiklikler içerdiğini, özkaynakların tamamının dikkate alınmadığını, «yönetim kurulu» üyelerine izin verilmesine ilişkin 8 numaralı kararın da yönetim kurulu üyelerinin oylarıyla alınmış olması nedeniyle yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmün kald …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «ibra» edilmemesine ilişkin 5 numaralı kararın henüz icra edilebilir nitelikte olmadığı, «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmemelerine ilişkin bir «genel kurul kararının iptalini», haklarında «sorumluluk davası» açılması yolunda alınmış genel kurul kararı bulunmadan önceki bir aşamada dava ve talep edebilmelerinin mümkün olmadığı, davalı şirketin mali ve finansal yapısının elverişli olmamasından kaynaklanan kâr dağıtmama yönündeki kararın iptali yönünde objektif bir kanıt bulunmadığı gibi «dürüstlük kuralına» aykırı bir durum da olmadığından bu madde yönünden davacının istinaf talebinin reddi gerektiği, 8 numaralı karar açısından davacı dışındaki diğer pay sahiplerinin …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme 1.1.Uyuşmazlık, dava konusu Genel Kurul kararının kanuna, ana sözleşmeye ve iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı ile karar «nisabının» yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
-
Finansal tabloların onaylanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/2936 E. 2025/3217 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:finansal tabloların onaylanması · genel kurul kararının butlanı · butlan · sorumluluk davası · olağanüstü genel kurul · ibra · derdestlik · oy yasağı
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin 2017 yılına dair «olağan genel kurul» toplantısının 08.08.2018 tarihinde yapıldığı ancak bu toplantının davacının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 420. maddesine göre erteleme talep etmesi nedeni ile ertelendiği, TTK'nın 420/1 hükmü uyarınca izleyen toplantı için şirketin internet adresinde ilân yapıldığı, ilâna ilişkin ekran görüntüsünün de dosyaya sunulduğu, davacı yan tarafından faaliyet raporunun detayı ve şirket işleri ile ilgili olarak sorular sorulduğu ve cevaplandırıldığı, bilgi alma, inceleme, değerlendirme ve dolayısı ile müzakerenin gerçekleşmiş olduğu, bu durumda somut olayda dürüst hesap verme ilkesine aykırılığın davacı yanca ispatlanamadığı, dava konusu bilanço, finansal tablolar ve kâr/zarar hesaplarının onaylanmasına dair 2 no.lu genel kurul kararı yönünden; bilirkişi kurulu raporunun mâli inceleme bölümünde yapılan tespitlere göre; davalı şirketin 2016 ve 2017 yılında gerçekleşen değerlerine göre cari oranının, genel kabul görmüş oranların altında kaldığı, davalı şirketin net çalışma sermayesinin yetersiz olduğu, hazır değerler oranından işletmenin, likidite sıkıntısı içerisinde olduğu, davalı şirketin 2016 yılında borçlar / özkaynaklar oranının %484 olarak, 2017 yılında %231 olarak gerçekleştiği, 2017 yılında %100 oranında bir iyileşme olsa da gerçekleşen oranların davalı şirketin mali durumunun iyi olmadığı gibi pek çok hususun finansal tablolardan tespit edilebildiği, bilakis finansal tabloların şirket aleyhine durumları da gösterdiği görüldüğünden ve ilave bir usulsüzlük de tespit edilemediğinden, «finansal tabloların onaylanmamasını» gerektirecek bir halin ispatlanamadığı, dolayısı ile «butlanının» tespiti-iptalinin istenemeyeceği, kârın kullanımına ilişkin 3 no.lu genel kurul kararı yönünden; davalı şirketin mâli yapısının uygun olup olmadığının tespitinin gerektiği, mâli inceleme ve tespitlerde şirketin öz kaynaklarının yetersiz olduğu, sermaye ihtiyacı bulunduğu, sermaye ihtiyacı olan bir işletmenin kâr «dağıtımından» bahsedilemeyeceği, dolayısı ile butlanının tespiti-iptalinin istenemeyeceği, «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin 4 no.lu genel kurul kararı yönünden; «ibranın» genel kurulun yönetim kurulu üyeleri hakkında bir irade açıklaması olduğu, genel kurulun ibra kararı ile yönetim kurulu üyelerini ilgili dönemdeki faaliyetleri «sebebi» ile sorumlu tutmayacağını açıkladığı, yönetim kurulu üyelerinin ibrasının sorumluluk davasına etkisinin ibranın doğal ve kanuni sonucu olduğu, salt bu yönden «sorumluluk davalarını» ve tazminat taleplerini sona erdirecek oluşunun ibra kararının «geçersizliğine» etki etmeyeceği, ortakların aldığı ibra kararının karara muhalif pay sahiplerinin açacağı sorumluluk davaları yönünden etki göstermeyeceği, ayrıca yönetim kurulu üyelerinin şirket menfaatlerine aykırı davrandığı iddiasının da ispatlanmadığı, «derdest» davaların varlığının anılan iddianın kabulü için yeterli sebep teşkil etmeyeceği, yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçilmesine ilişkin 5 no.lu genel kurul kararı …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin 11.09.2019 tarihinde yapılan 2017 yılı «olağan genel kurul» toplantısında alınan 2, 3, 4, 5, 7 ve 8 numaralı kararların kanuna ve «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu ileri sürerek «butlanının» tespitine ve/veya iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararlarının butlanının» tespiti/ iptali istemine ilişkindir.
Genel kurul karar tarihi ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK'nın 395. maddesiyle «yönetim kurulu» üyelerine «anonim şirketle» ticari işlem yapma, şirkete borçlanma «yasağı», 396. maddesiyle de şirketin işletme konusuna giren işlerde rekabet yapma yasağı getirilmiştir.
-
Diğer üyeler ibra edilirken üyenin ibra edilmemesi dürüstlük kuralına aykırıdır
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3989 E. 2023/6219 K.
Ortak:Genel kurul kararının iptali
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hukuki yarar · dürüstlük kuralı
Benzer bu karardaAktoprak'ın da 1 adet oyu kaldığı, bunların dava konusu yapılan dönemde «yönetim kurulu» üyesi olmadıkları, «imza yetkilerinin» bulunmadığı, bu pay sahiplerinin, ...'nun «ibra» edilmemesi, Rüstem Eyüboğlu ve Cenk Eyüboğlu'nun da ibra edilmesi yönünde oy kullandıkları, geriye kalan oyların (1 oy dahi olsa) bu şekilde bir karar alınması için yeterli olduğu, oydan yoksun yönetim kurulu üyelerinin oylarının, oylama üzerinde etkili olmadığı, bu kişiler oy kullanmamış olsalardı dahi geriye kalan iki pay sahibinin oylarıyla aynı kararların yine alınmış olacağı anlaşıldığından 27.06.2016 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 5 numaralı kararın kanuna, «esas sözleşme» hükümlerine ve «dürüstlük kurallarına» aykırı olmadığı, kâr «dağıtılmamasına» ilişkin 6 numaralı karar açısından, bu kararın oy çokluğuyla alındığı, davalı şirketin mali yapısına uygun olduğundan iptali talebinin reddi gerektiği, genel kurulun 8 numaralı kararı ile yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Kanun'un 395 ve 396 ncı maddelerinde belirtilen işleri «ifa» edebilmeleri hususunda gerekli «yetkinin» verilmesine, davacının 287.000 adet «olumsuz» oyuna karşılık kullanılan 713.000 olumlu oyla oy çokluğuyla karar verildiği, bu husus yönetim kurulu üyeleri ile şirket arasındaki kişisel nitelikte bir işle ilgili olduğundan toplantıya katılan yönetim kurulu üyelerinin oydan yoksun oldukları, «rekabet yasağının» kaldırılması oylamasında bir yönetim kurulu üyesi kendisi ile ilgili kararın alınmasında oy hakkından yoksun ise de, bu hâlde diğer yönetim kurulu üyesi ile ilgili …
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; finansal tabloların/«bilançoların tasdik» edilmiş olduğu bir ortamda müvekkilinin «ibra» edilmemesinin kanuna ve «dürüstlük kuralına» aykırı olduğunu, Mahkemenin karar yeter sayısının bulunduğunu belirtmekle yetindiğini, karar yeter sayısının bulunmasının ibra edilmeme kararını hukuka uygun hâle getirmeyeceğini, bilirkişi raporunda da davacının ibra edilmemesini gerektiren bir «sebebin» tespit edilemediğinin belirtildiğini, kârın «dağıtılmamasına» ilişkin kararın kanuna ve «esas sözleşmeye» aykırı olduğunu, şirketin mali durumunun kâr dağıtma zorunluluğunu yerine getirmeye uygun olduğunu, şirketin dönen varlıklarının kısa vadeli borçlarını 5 kattan daha fazla miktarda karşılayabilecek seviyede olduğunu, bilirkişi raporunun mali yönden ciddi eksiklikler içerdiğini, özkaynakların tamamının dikkate alınmadığını, «yönetim kurulu» üyelerine izin verilmesine ilişkin 8 numaralı kararın da yönetim kurulu üyelerinin oylarıyla alınmış olması nedeniyle yasaya aykırı olduğunu belirterek hükmün kald …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «ibra» edilmemesine ilişkin 5 numaralı kararın henüz icra edilebilir nitelikte olmadığı, «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmemelerine ilişkin bir «genel kurul kararının iptalini», haklarında «sorumluluk davası» açılması yolunda alınmış genel kurul kararı bulunmadan önceki bir aşamada dava ve talep edebilmelerinin mümkün olmadığı, davalı şirketin mali ve finansal yapısının elverişli olmamasından kaynaklanan kâr dağıtmama yönündeki kararın iptali yönünde objektif bir kanıt bulunmadığı gibi «dürüstlük kuralına» aykırı bir durum da olmadığından bu madde yönünden davacının istinaf talebinin reddi gerektiği, 8 numaralı karar açısından davacı dışındaki diğer pay sahiplerinin …
Zira, «yönetim kurulu» üyesi olan davacının «ibra» edilmemesine ilişkin 5 numaralı «genel kurul kararının iptali» için dava açmakta «hukuki yararı» bulunmaktadır ve dolayısıyla dava açabilir.
3 benzer karar daha
-
Oydan yoksunluk, ibra nisabı ve kâr dağıtım oranının yargısal denetimi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4050 E. 2020/2455 K.
Ortak:Genel kurul kararının iptali
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
İcracı olmayan yöneticilere kazanç payı dağıtımı örtülü kazanç değildir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4601 E. 2022/8760 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:örtülü kazanç dağıtımı · dürüstlük kuralı
Benzer bu karardaŞirket ana sözleşmesinin 25. maddesinde kârın «dağıtılmasının» düzenlendiği, davalı şirket genel kurulunda ilgili gündem maddesine ilişkin oy çokluğu ile karar verildiği ve bu kararın TTK'nın 511. madde hükmüne uygun olduğu, kazanç «payının» bir teşvik tedbiri olması ve alınan kararın TTK'nın 511. madde hükmüne uygun olması nedeni ile ilgili gündem maddesinin iptalinin gerekmediği, TTK'nın 394. madde hükmüne göre «esas sözleşmeye» konacak hükümle veya genel kurul kararı ile «yönetim kurulu» üyelerine belirli dönemlerde ücret ödemesinin kararlaştırılabileceği, ilgili kararın alınmasında pay sahibi yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmadığı, kullanılan diğer oyların toplamının kararın alınması için yeterli bulunduğu, ücret ödenmesine ilişkin kararın TTK'nın 394. maddesine uygun olduğu, dağıtılan kârın ana sözleşmeye uygun şekilde ortaklara kâr «payı dağıtımı» yapıldıktan sonra kalanda %2 oranındaki kârın icracı olmayan yöneticilere dağıtımına ilişkin olup, eşitlik ilkesini ihlal eder bir yanının bulunmadığı, «örtülü kazanç dağıtımı» sayılamayacağı ve «dürüstlük kuralına aykırılık» oluşturmayacağı gözetilerek mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve …
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; davalı şirketin 03.04.2017 tarihinde genel kurulunda gündemin 6. maddesi ile 2016 yılı kazanç «payının» şirketin «esas sözleşmesinin» 25. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyeleri ve üst düzey yöneticilerine ilişkin ücret politikası çerçevesinde bağımsız yönetim kurulu üyesi olmayan ve şirket ve/veya diğer grup şirketlerinde icra görevi olmayan yönetim kurulu üyeleri ...’e 2/4, ...’e 1/4, ...’e ¼ ödenmesine karar verildiği, gündemin 11. maddesi ile yönetim kurulu üyeleri üyelerine TTK’nın 395, 396 madde hükümlerine göre izin ve «yetki» verilmesine karar verildiği, yönetim kurulu üyelerinin TTK’nın 436. maddesine göre kendileriyle ilgili işlemlerden dolayı oy kullanamayacakları, genel kurul tutanağına göre yöneticilerin gündemin 11. maddesine ilişkin olarak oy kullanmadığı, kendileri dışında ortak olan şirketleri «temsilen» kullandıkları oyun TTK’nın 436. maddesindeki yasak kapsamına girmeyeceği, TTK'nın 436. maddesinde hakim şirketin «oydan yoksunluğuna» dair bir hüküm bulunmadığı, TTK’da oydan yoksunluk haline ilişkin mevcut düzenleme, «anonim şirketin» pay sahiplerinin oy hakkına ve bunun doğumuna ilişkin 434. ve 435. maddeleri gözetildiğinde istisnai nitelikte olup istisna hükümlerinin yorum yoluyla kapsamının genişletilemeyeceği, alınan kararda yeterli «nisabın» sağlandığı, kararın kanuna, anasözleşmeye ve «objektif iyiniyet kurallarına» uygun olduğu bu nedenle davacı vekilinin gündemin 11. maddesine ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, ancak şirket anasözleşmesinin 25. maddesine göre davalı şirket genel kurulunun kazanç «payı dağıtımına» ilişkin «münhasır» yetkisi bulunmakta ise de, bu yetkinin kullanırken «dürüstlük kuralına» ve eşit işlem kuralına uygun davranılması gerektiği, kazanç payının sadece bir kısım yöneticilere dağıtılmasının dürüstlük ve eşit işlem kuralına aykırı olduğu, bi …
-
Kanuni sınırlar içinde icracı olmayan üyelere kazanç payı dağıtımı eşitliği ihlal etmez
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1837 E. 2024/4188 K.
Ortak:Genel kurul kararının iptali
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:oydan yoksunluk
Benzer bu kararda… erece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulüne, dava konusu genel kurulun 6. maddesi ile yönetim kurulunun icracı olmayan «yönetim kurulu» üyelerine kazanç «payı dağıtılmasına» ilişkin kararın ortaklık arasındaki eşitlik ilkesine aykırı olduğu görülmekle iptaline, yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Kanun'un 395 ve 396 ncı maddesi uyarınca izin verilmesine ilişkin kararda yönetim kurulu üyesi ... yönünden söz konusu kararlarda «oydan yoksunluk» kuralına riayet edilmediği ve bu itibarla alınan kararın gerekli «nisaba» ulaşılmadığından alındığı anlaşıldığından söz konusu 10. maddenin yönetim kurulu üyesi ... yönünden iptaline, yine yönetim kurulu üyelerine izin verilmesi bakımınd …
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un «oydan yoksunluğa» ilişkin 436 ncı maddesi uyarınca ... ile...'nin hâkimiyetine sahip oldukları ...
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «yönetim kurulu» üyelerine 6102 sayılı Kanun'un 395 ve 396 ncı maddesi uyarınca izin verilmesine ilişki kararda «oydan yoksunluk» halinin bulunmadığını, 2016 yılına ait kazanç paylarının icra görevi olmayan yönetim kurulu üyelerine ödenmesine dair alınan kararın Kanun'a, şirket «esas sözleşmesine» ve «dürüstlük kuralına» uygun olduğunu, davalı Şirket'in esas sözleşmesinde de yasada da kazanç «payının» tüm yönetim kurulu üyelerine ödenmesi yönünde bir zorunluluk olmadığını, yönetim kurulu üyelerine kazanç payı ödenip ödenmemesi veya bir kısım yönetim kurulu üyesine kazanç payı ödenmesinin genel kurulun «münhasır» takdir «yetkisinde» olduğunu, yönetim kurulu üyelerinden ... ve ....'nin davalı Şirketten veya ...Grubu şirketlerinden maaş almayan, icracı olmayan yönetim kurulu üyeleri olduğunu, sö …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/4060 E. , 2024/289 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2308 Esas, 2022/573 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/1023 E., 2019/182 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin azlık hakkı sahibi ortağı olduğunu, 09.05.2016 tarihli 2015 dönemine ilişkin olağan genel kurul toplantısına kadar yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, sonrasında yönetim kurulu üyeliğine seçilmediğini, genel kurul toplantısında müvekkilinin temsilcisinin talebi üzerine, gündemin finansal tabloların müzakeresiyle ilgili olan 3, 4, 5, 6, 7 ve 8. maddelerinin müzakere edilmeksizin ertelendiğini, ertelenen toplantının 27.6.2016 günü yapıldığını ve toplantıda müvekkilinin karşı oylarıyla, yıllık faaliyet raporunun, finansal tabloların tasdik edilmesine, müvekkilinin ibra edilmemesine, diğer üyelerin ibra edilmesine, kârın dağıtılmamasına ve dağıtılmayan kârın olağanüstü yedek akçelere ayrılmasına ve yönetim kurulu üyelerine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 395 ve 396 ncı maddelerinde belirtilen izinlerin verilmesine karar verildiğini, anılan genel kurul toplantısının kanuna, esas mukaveleye ve dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu belirterek 5, 6 ve 8 numaralı kararların iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, yönetim kurulu üyelerinin ibralarına ilişkin işlemlerin hukuka uygun olduğunu, 2015 yılının seçim dönemi olması ve 2016 yılında ekonomik belirsizliklerin sürmesi faktörünün müvekkili şirketin ihtiyatlılık ilkesini gözetmesini zorunlu kıldığını, şirketin finansal verilerinin objektif olarak kâr dağıtılmamasını gerektirdiğini, yönetim kurulu üyelerine verilen iznin mutad uygulama olduğunu, davacı iddiasının dürüstlük kuralı ile bağdaşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın alınmasında yönetim kurulu üyelerinin oy kullandıkları, 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre oydan yoksun yönetim kurulu üyelerinin kullandıkları oyların yok sayılması gerektiği ancak aynı oylamada ibra kararı alınmasında olumlu oy kullanan EYB Holding ile Mustafa Aktoprak'ın, ibra edilen dönemde yönetim kurulu üyesi olmadığı yani onların ibrası söz konusu olmayıp oydan yoksun olmadıkları için bu iki ortağın oylarına göre (EYB Holding'in kullandığı 30.000 olumlu oy ile Mustafa Aktoprak'ın kullandığı 1 olumlu oy) yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın geçerli, şirketin dönem kârının 51.530,23 TL olduğu, sermayesinin 312.500,00 TL'lik kısmının ödendiği, şirketin geçmiş yıl zararının 82.355,79 TL olduğu, geçmiş yıl kârının 192.499,94 TL olduğu, ödenmiş sermayenin %5'i kadar tutarın 1.
temettü olarak dağıtılmasının zorunlu olduğu, bu zorunluluğun ancak şirketin geçmiş yıllardan gelen devreden zararı var ise ortadan kalkacağı, somut olayda davalı şirketin geçmiş yıl zararını geçmiş yıl kârı ile kapatması mümkün olduğundan birinci temettüyü dağıtması gerektiği, bu nedenle kârın dağıtılmaması kararının yasaya aykırı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 395 ve 396 ncı maddeleri kapsamında yönetim kuruluna izin verilmesine ilişkin kararlarda da aynı Kanun'un 436 ncı maddesi uyarınca yöneticiler kendileri ile ilgili kararda oy kullanamayacaklar ise de; diğer yönetim kurulu üyeleri için yapılan oylamada oy kullanma hakkına sahip olduklarından kararda yasaya aykırılık bulunmadığı gibi davalı şirketin geçmişteki genel kurul kararlarında da bunun mutad bir uygulama olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne davalı şirketin 27.06.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan kâr payı dağıtılmamasına ilişkin 6 no.lu kararın iptaline, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirketin finansal verilerinin objektif olarak kâr dağıtılmamasını gerektirdiğini, şirket ana sözleşmesine göre, şirkete kâr dağıtma konusunda herhangi bir zorunluluk yüklenmediğini, kâr dağıtımına ilişkin bilirkişi raporlarının çelişik olduğunu, ihtiyatlılık ilkesi kapsamında değerlendirme yapılmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin esas sözleşmesinin 12. maddesinde kârdan öncelikle % 5 kanuni ihtiyat akçesi ayrılacağı ve kalandan itfa edilmemiş hisse senetlerinin bedelleri ödenen kısmına %5 birinci temettü ayrılacağı, geri kalan kârın genel kurulun tespit edileceği şekil ve surette dağıtılacağı, kurucular ve yönetim kurulu üyeleri ile memur ve hizmetlilere ayrılacak miktarlarla ikinci temettü hissesi olarak hissedarlara dağıtılacak paradan 6102 sayılı Kanun'un 446 ncı maddesinin ikinci fıkrasının 3. bendi uyarınca %10 oranında ihtiyat akçesi ekleneceğinin düzenlendiği, bilirkişi marifetiyle yaptırılan incelemede şirketin dönem kârının 51.530,23 TL olduğu, sermayesinin 312.500,00 TL'lik kısmının ödendiği, şirketin geçmiş yıl zararının 82.355,79 TL, geçmiş yıl kârının 192.499,94 TL, şirket öz kaynağının 513.371,51 TL olduğu, şirketin kâr payı dağıtımına engel bir durum olmadığının tespit edildiği, somut olayda davalı şirketin geçmiş yıl zararı, geçmiş yıl kârı ile karşılanması mümkün olduğundan, birinci temettüyü dağıtması gerektiği, bu nedenle kârın dağıtılmamasına ilişkin 6 no.lu kararın iptaline karar verilmesinin dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde istinaf aşamasındaki itirazlarını yineleyerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirket olağan genel kurul kararlarının bir kısmının iptali istemine ilişkin dir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 395, 396, 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası, 445, 446, 523 üncü maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
15.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1059701000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz