Oydan yoksunluk, ibra nisabı ve kâr dağıtım oranının yargısal denetimi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2018/4050 E. 2020/2455 K. · · İlk derece: İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesi
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
İlgili mesele: ◆ Kâr dağıtmama / kârın yedek akçeye ayrılmasının dürüstlük kuralına aykırılığı
Gerekçe özeti
Yönetim kurulu üyelerinin ibrası ayrı bir gündem maddesinde görüşülmüşse, bilanço ve finansal tabloların onaylanmasında oydan yoksunluk uygulanmaz. TTK 436/2'deki oydan yoksunluk üyenin kendi paylarıyla sınırlı olup bir başka ortağa vesayeten kullanılan oyu kapsamaz; bu oyla ibra nisabı sağlanabilir. Genel kurulca belirlenen kâr dağıtım oranı mahkemece uygunluk yönünden denetlenemez. Bilanço kalemlerine (ör. 6111 sayılı Yasa kapsamında silinen ortaklardan alacaklar) ilişkin iddialar ve bunların TTK 515 kapsamındaki yerindeliği araştırılmadan iptal talebi reddedilemez.
Ele alınan sorunlar
Bilanço ve finansal tabloların onaylanmasına ilişkin kararın iptali → kabul
İddia: Davacı, bilanço ve finansal tabloların onaylanmasının ibra sonucu doğurduğunu, oy yasağı bulunan yönetim kurulu üyelerinin ve vesayeten kullanılan oyların geçersiz olduğunu; ayrıca ortaklardan alacaklar kaleminin 6111 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilerek şirketin kârlı iken zararda gösterildiğini, silinen alacakların gerçek alacak olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Yönetim kurulu üyelerinin ibrası gündemin ayrı bir maddesinde (6. madde) görüşüldüğünden, bilanço ve finansal tabloların onaylanması işleminde oydan yoksunluk söz konusu edilemez; bu yöndeki temyiz itirazı yerinde değildir. Ancak bilanço ve finansal tablolarda önemli tutardaki ortaklardan alacaklar kaleminin 6111 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilip kaydedilmesiyle şirket kârlı durumdayken zarar etmiş gösterilmiştir; bu alacakların gerçek mi fiktif mi olduğu belirlenmeden ve davacının iddialarının TTK 515 kapsamında yerinde olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan, eksik incelemeyle iptal talebinin reddi doğru değildir; karar bu nedenle davacı yararına bozulmalıdır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararın iptali ve oydan yoksunluk → ret
İddia: Davalı, TTK 436/2'deki oy yasağının yasak kapsamındaki kişilerin şahsi işleriyle sınırlı olduğunu, vesayeten kullanılan oyun yasak kapsamında sayılmadığını, ibrada yeterli nisabın sağlandığını savunmuştur.
Gerekçe: TTK 436/2 uyarınca oydan yoksunluk, yönetim kurulu üyesinin kendisine ait paylardan doğan oy haklarıyla sınırlıdır; bir başka ortağa vesayeten kullanılan oylar oy yoksunluğu kapsamında sayılmaz. Yönetim kurulu üyesi kendi ibrasının oylamasında oydan yoksun olsa da, babasına vesayeten kullandığı oyla ibra kararında yeterli nisap sağlandığından, ibra kararının iptali isteminin reddi gerekirken kabulü doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Kâr dağıtım kararının iptali ve dağıtım oranının yargısal denetimi → ret
İddia: Davacı, yüksek kârlılığa rağmen 2014 yılı kârının yalnızca %5'lik kısmının dağıtılıp kalanının olağanüstü yedek akçe olarak ayrılmasının haklı gerekçesinin bulunmadığını, kâr dağıtımının ana sözleşme gereği zorunlu olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: Genel kurulda alınan kâr dağıtım kararının mahkemece oran olarak uygunluğunun denetlenmesi mümkün değildir; aksinin kabulü mahkemenin genel kurul yerine geçip dağıtılacak kâr miktarını belirlemesi sonucunu doğurur ki böyle bir karar hukuken korunmaz. Kaldı ki iptal edilen kararda kârın tamamının dağıtılmaması değil, %5'lik kısmının dağıtılması kararlaştırılmıştır. Bu nedenle kâr dağıtım kararının iptali isteminin de reddi gerekirken kabulü doğru değildir.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Yargıtay 11. HD'nin bağlayıcı içtihadı olarak; oydan yoksunluğun üyenin kendi paylarıyla sınırlı olup vesayeten oyu kapsamadığı, ibra ayrı maddede görüşülünce bilanço onayında oy yasağının işlemediği ve genel kurulun kâr dağıtım oranının mahkemece denetlenemeyeceği yönünden emsaldir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
oydan yoksunluk (TTK 436/2)↗ yönetim kurulu ibrası↗ vesayeten oy kullanma↗ bilanço ve finansal tabloların onaylanması↗ kâr dağıtım oranının yargısal denetimi↗ ortaklardan alacaklar / 6111 sayılı Yasa↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1189 E. 2024/4585 K.
Ortak:yönetim kurulu ibrası
Benzer bu karardaSulh Hukuk Mahkemesinin 2015/106 Esas 2015/195 Karar numaralı kararıyla «vesayet» altına alınmasına ve eşi ...'in vasi olarak atanmasına karar verildiğini, adı geçen vasinin de davalı şirkette pay sahibi olduğunu, vasi ...'in vesayet makamından herhangi bir izin almadan «kısıtlı» ortak...'i genel kurulda «temsil» etmesi ve adına oy kullanmasının usulsüz olduğunu,.....'nin davalı şirkette kendi «payı» ve kısıtlının payı ile birlikte %51,13 'lük payına sahipmiş gibi «esas sözleşmeye» aykırı olarak kendini tek başına «yönetim kurulu» başkanı olarak atama, «ibra» etme «dahil» ve diğer istediği tüm kararları aldırabilecek kudrete sahip konuma geldiğini, adına kendi lehine oy kullanarak yönetim kurul üyesi seçtirdiğini, kendisinin ibrasında oy kullanıldığını, temsil ve kullanılan oyun hukuka aykırı olduğunu, müvekkili tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 437 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan belgelerden 2017-2018 mukayeseli gelir ve bilanço tabloları ve detaylı mizanın 28.01.2019 tarihinde davalı şirketten temin edilerek incelendiğini, yapılan inceleme sonucunda gayrimenkul kirası toplayan şirkette olağandışı «masraf» kalemlerine rastlanıldığını, müvekkili ve diğer ortak ... tarafından başta oy kullanmak ve «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilip gidilmemesi hakkında karar vermek üzere «pay sahipliği haklarını» kullanabilmesi için bağımsız denetçi atanmasına karar verilmesinin talep edildiğini, müvekkilinin ve diğer ortağın bu talebinin gerekçe gösterilmeksizin haksız olarak reddedildiğini, müvekkili ve diğer ortağın bununla birlikte faaliyet raporunu ve yönetim kurulunun ibrasına ilişkin «olumsuz» oy kullandığını, genel kurul «toplantı tutanağına» söz konusu kararlar için «muhalefet şerhi» düşüldüğünü, davalı şirketin 1997 tarihinde kurulduğunu, Eyüp Topçulardaki Üretmen İş Merkezinde yer alan bağımsız bölümleri kiraya vererek kazanç sağladığını, mali tablolarda olağan dışı masraf ve gider kalemleri tespit edildiğini, tek faaliyeti gayrimenkul kiralamak olan davalı şirket hesaplarında 11 adet çeşitli marka ve modellerde lüks araçların bulunduğunu, bu araçların yakıt, kasko, MTV, bakım, tamir ve sair tüm masraflarının davalı şirkete yansıtıldığının göründüğünü, bu masraf kaleminin davalı şirket kârını düşürerek müvekkilinin zarara uğramasına sebep olduğunu, yönetim kurulu üyelerine ücret ödemesi yapmayan, üst düzey yönetici çalıştırmayan davalı şirketin, sadece temizlik ve büro işleri yürüten personellerine toplam 2.237.633 TL maaş ve 290.089,00 TL ikramiye ödediğini, davalı şirketin personelleri için toplam 3.067.073 TL gider yaptığını, personellere ödenen bu tutarın fahiş olduğunu, avukat gideri ve temsil masrafları adı altında ayrıca «308».284,00 TL ödeme yapıldığını, davalı şirketin 2018 yılına ait «faaliyet raporu» ve şirket finansal durumunu gösteren envanter, bilanço, gelir-gider tablolarını genel kurulun yapıldığı tarihten bir gün önce gönderildiğini, davalı şirketin müvekkilince yeterli inceleme yaparak ortaklıktan kaynaklanan haklarını kullanmasına fırsat tanınmadığını, usul ve yasaya aykırı olan iş bu faaliyet raporunun onay kararının iptal edilmesi gerektiğini, davalı şirket «yönetim kurulu ibrası» hakkında verilen 5 no.lu kararda yönetim kurulu üyesi ortak ...'in kendisi hakkında yapılan ibra oylamasında oy kullanmadığına ilişkin bir beyan bulunmadığını, oy …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:pay sahipliği hakları · finansal tabloların onaylanması · oydan yoksunluk · menfaat çatışması · usulden ret · vesayet · yönetim kurulu üyelerinin ibrası · faaliyet raporu
Benzer bu karardaSulh Hukuk Mahkemesinin 2015/106 Esas 2015/195 Karar numaralı kararıyla «vesayet» altına alınmasına ve eşi ...'in vasi olarak atanmasına karar verildiğini, adı geçen vasinin de davalı şirkette pay sahibi olduğunu, vasi ...'in vesayet makamından herhangi bir izin almadan «kısıtlı» ortak...'i genel kurulda «temsil» etmesi ve adına oy kullanmasının usulsüz olduğunu,.....'nin davalı şirkette kendi «payı» ve kısıtlının payı ile birlikte %51,13 'lük payına sahipmiş gibi «esas sözleşmeye» aykırı olarak kendini tek başına «yönetim kurulu» başkanı olarak atama, «ibra» etme «dahil» ve diğer istediği tüm kararları aldırabilecek kudrete sahip konuma geldiğini, adına kendi lehine oy kullanarak yönetim kurul üyesi seçtirdiğini, kendisinin ibrasında oy kullanıldığını, temsil ve kullanılan oyun hukuka aykırı olduğunu, müvekkili tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un 437 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan belgelerden 2017-2018 mukayeseli gelir ve bilanço tabloları ve detaylı mizanın 28.01.2019 tarihinde davalı şirketten temin edilerek incelendiğini, yapılan inceleme sonucunda gayrimenkul kirası toplayan şirkette olağandışı «masraf» kalemlerine rastlanıldığını, müvekkili ve diğer ortak ... tarafından başta oy kullanmak ve «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuna» gidilip gidilmemesi hakkında karar vermek üzere «pay sahipliği haklarını» kullanabilmesi için bağımsız denetçi atanmasına karar verilmesinin talep edildiğini, müvekkilinin ve diğer ortağın bu talebinin gerekçe gösterilmeksizin haksız olarak reddedildiğini, müvekkili ve diğer ortağın bununla birlikte faaliyet raporunu ve yönetim kurulunun ibrasına ilişkin «olumsuz» oy kullandığını, genel kurul «toplantı tutanağına» söz konusu kararlar için «muhalefet şerhi» düşüldüğünü, davalı şirketin 1997 tarihinde kurulduğunu, Eyüp Topçulardaki Üretmen İş Merkezinde yer alan bağımsız bölümleri kiraya vererek kazanç sağladığını, mali tablolarda olağan dışı masraf ve gider kalemleri tespit edildiğini, tek faaliyeti gayrimenkul kiralamak olan davalı şirket hesaplarında 11 adet çeşitli marka ve modellerde lüks araçların bulunduğunu, bu araçların yakıt, kasko, MTV, bakım, tamir ve sair tüm masraflarının davalı şirkete yansıtıldığının göründüğünü, bu masraf kaleminin davalı şirket kârını düşürerek müvekkilinin zarara uğramasına sebep olduğunu, yönetim kurulu üyelerine ücret ödemesi yapmayan, üst düzey yönetici çalıştırmayan davalı şirketin, sadece temizlik ve büro işleri yürüten personellerine toplam 2.237.633 TL maaş ve 290.089,00 TL ikramiye ödediğini, davalı şirketin personelleri için toplam 3.067.073 TL gider yaptığını, personellere ödenen bu tutarın fahiş olduğunu, avukat gideri ve temsil masrafları adı altında ayrıca «308».284,00 TL ödeme yapıldığını, davalı şirketin 2018 yılına ait «faaliyet raporu» ve şirket finansal durumunu gösteren envanter, bilanço, gelir-gider tablolarını genel kurulun yapıldığı tarihten bir gün önce gönderildiğini, davalı şirketin müvekkilince yeterli inceleme yaparak ortaklıktan kaynaklanan haklarını kullanmasına fırsat tanınmadığını, usul ve yasaya aykırı olan iş bu faaliyet raporunun onay kararının iptal edilmesi gerektiğini, davalı şirket «yönetim kurulu ibrası» hakkında verilen 5 no.lu kararda yönetim kurulu üyesi ortak ...'in kendisi hakkında yapılan ibra oylamasında oy kullanmadığına ilişkin bir beyan bulunmadığını, oy …
Asliye Ticaret Mahkemesinde de dava açtığını, davanın «derdest» olduğunu, dava tarihi itibari ile davacının «payı» %8,32 olduğundan şartları oluşmadığını, 5 no.lu gündem maddesi yönetim kurulunun ibrasına ilişkin olduğu, «oydan yoksunluk» başlıklı 6102 sayılı Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasında "Şirket «yönetim kurulu» üyeleriyle yönetimde «görevli» imza «yetkisini» haiz kişiler, «yönetim kurulu üyelerinin ibra» edilmelerine ilişkin kararlarda kendilerine ait paylardan doğan oy haklarını kullanamaz." denildiği, bu maddeye aykırılık halinde iptal hükümlerinin değil «yokluk»/ «butlan» hükümlerinin uygulanması gerektiğinden, alınan karara karşı «muhalefet şerhi» konulmasa da irdelenmesi gerektiği, yönetim kurulu ..., vasi sıfatı ile kendisince kullanılan ... ...,...,..., (%21,70 + %11,54 + %10) oyları ile oy çokluğu ile ib …
Maddesinde ayrıca görüşüldüğünden bilanço ve «finansal tabloların onaylanması» işleminde «oydan yoksunluk» söz konusu edilemez.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile şirket ortaklarından herhangi birisinin «kısıtlanması» halinde, vasi şirket ortağı değilse genel kurul toplantılarına katılarak oy kullanmasına engel bir durum olmadığını, anılan Kanun'un 436 ncı maddesinin ikinci fıkrasında «yönetim kurulu» üyeleri kendi ibralarında ve diğer yönetim kurulu üyelerinin ibralarında oy kullanamayacakları düzenlendiğini, bu madde «emredici» nitelikte olduğuna göre yönetim kurulu üyesi ve vasi olan ortağın da yönetim kurulu üyesi olarak kendisinin ibrasında vasi olarak oy kullanamayacağı gibi yine diğer yönetim kurulu üyesinin de ibrasında vasi olarak oy kullanamayacağı, bu durumda somut olayda, yönetim kurulu üyesi olan vasi ... ile kısıtlı ortak ... arasında «menfaat çatışması» olduğunun kabulünün gerektiğini, bu nedenle, kısıtlı ..., yönetim kurulu üyelerinin ibrasında ancak 4721 sayılı Türk Medeni Kanunun 426 ncı maddesinin ikinci fıkrasına göre atanacak «kayyım» aracılığıyla oy kullanabileceği, bu durumda, yönetim kurulu üyesi ve ortak ...'in kendi ibrasında diğer ortak ... adına vasi sıfatıyla oy kullanmasının usul ve yasaya aykırı olduğu ve bu «geçersiz» oy sayılmadığında olumlu oylar «ibraya» yeterli olmadığından, 19.01.2019 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5 numaralı maddenin iptali gerekirken mahkemece bu madde yönünden davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmediği, davacı ortağın 2 ve 3 numaralı gündem maddelerine ilişkin olarak bir «muhalefet şerhinin» bulunmadığı, davacı tarafından toplantıdan önce sunulan itiraz dilekçesi de bu bakımdan geçerli bir muhalefet şerhi olarak kabul edilemeyeceğinden, davacı vekilinin 2 ve 3 numaralı kararlara ilişkin «iptal davası» açma hakkı bulunmadığı, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebeplerinin reddi gerektiği, kaldı ki, davacının 3 üncü madde ile reddedilen «özel denetçi» atanması talebinin reddi kararına karşı eldeki davada ayrıca 6102 sayılı Kanun'un 439 uncu maddesi uyarınca özel denetçi atanmasını talep ettiğinden esasen 3 üncü maddenin iptalini istemekte «hukuki yararı» da bulunmadığı, somut olayda mahkemece, davacının özel denetçi atanması talebinin reddine karar verildiği, davacının, dava konusu genel kurulda özel denetçi atanmasını talep ettiği, davacının talebinin genel kurulca reddedildiği, anılan Kanunun 440 ıncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince özel denetçi atanması talebi yönünde ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararların «kesin» olduğu gerekçesi ile davacı vekilinin özel denetçi atanması talepli davanın reddine ilişkin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 346 ve 352 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca «usulden reddine», davacı vekilinin istinaf başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 29.01.2019 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında 5 numaralı gündem maddesi ile alınan «yönetim kurulu üyelerinin ibrası» ile ilgili kararın iptaline, gündemin 2 ve 3 numaralı maddeleri ile alınan «genel kurul kararlarının iptali» talebinin usulden reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12403 E. 2018/4469 K.
Ortak:Genel kurul kararının iptali
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:oydan yoksunluk · sorumluluk davası · kayyım · genel kurul kararının iptali · ibra · anonim şirket · yönetim kurulu kararı · dava sebebi
Benzer bu kararda2- Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece, yazılı şekilde «yönetim kurulu» üyeleri ve şirketi zararlandırıcı işlem yapan yöneticiler aleyhine «sorumluluk davası» açılmaması için alınan genel kurul kararında yönetim kurulu üyelerinin «oydan yoksunluk» hallerinin bulunmadığı gerekçesiyle genel kurul kararının (6) numaralı maddesinin iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «yönetim kurulu» üyelerinin azli ve yönetim kurulu üyeleri hakkında «sorumluluk davası» açılması yönünden, yönetim kurulu üyelerinin oy kullanabileceği ve bu taleplerin usulüne uygun oylama yapılarak gündemin 5. ve 6. maddelerinde reddine karar verildiği, davalı şirketin 13/01/2015 tarihinde mahkemece atanan «kayyım» tarafından gerçekleştirilen olağanüstü genel kurulunda alınan kararların, yargı kararına, kanun ve ana sözleşmeye aykırı bir yönü bulunmadığı gerekçesiyle davanın …
Bu durumda, mahkemece, «yönetim kurulu» üyeleri ve şirketi zararlandırıcı işlem yapan yöneticiler aleyhine «sorumluluk davası» açılması hususunda da TTK’nın 436/2 maddesinde öngörülen «oydan yoksunluk» halinin aranması gerektiği ve somut olayda yönetim kurulu üyelerinin oy kullanmasının sonuca etkili olduğu gözetilerek genel kurulda alınan (6) numaralı kararın ip …
… esinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve TTK’nın 407/2 maddesi gereğince murahhas üyelerin ve denetçinin genel kurula katılmamasının başlı başına iptal «sebebi» sayılamayacak olmasına ve ayrıca TTK’nın 436/1 maddesi gereğince «oydan yoksunluk» halinin bulunabilmesi için Kanunda sayılan kişilerle şirket arasındaki ilişkinin kişisel nitelikte olmasının gerekmesine, bu nedenle iptali istenen genel kurul top …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4663 E. 2019/4105 K.
Ortak:Genel kurul kararının iptali
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:finansal tabloların onaylanması · finansal tabloların müzakeresi · oydan yoksunluk · faaliyet raporu · taleple bağlılık · esas sözleşme · pay sahipliği · kâr mahrumiyeti
Benzer bu kararda… l tabloların okunmadığı gerekçesiyle gündemin ... ve .... maddeleri gereğince alınan kararların iptalinin talep edildiği, Türk Ticaret Kanunu’nun 409.maddesine göre «faaliyet raporlarının», 437. maddesine göre ise finansal tabloların okunmasının değil, müzakere edilmesinin zorunlu olduğu, davacı pay sahibinin faaliyet raporları ve finansal tabloların birer suretini alarak incelediği, genel kurul toplantısında davacı şirket «temsilcilerinin» faaliyet raporları ve finansal tablolarla ilgili olarak çeşitli sorular sordukları ve bu soruların davalı şirket yetkilileri tarafından cevaplandırıldığı böylece faaliyet raporlarının ve «finansal tabloların müzakere» edildiği buna göre finansal tabloların ve faaliyet raporlarının okunmamasının kanuna, «esas sözleşmeye» ve «dürüstlük kuralına» aykırı olmadığı, davacı tarafça «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin gündemin .... maddesi uyarınca alınan kararın, finansal tabloların müzakere edilmemesi ve «ibra» kararlarının ...'nın 436/.... maddesinde düzenlenen «oydan yoksunluk» hükmüne aykırı olduğu gerekçesiyle iptalinin talep edildiği, genel kurulda «pay sahipleri» oy çokluğuyla «finansal tabloları onayladıklarından» yönetim kurulu kararlarının ibrasına ilişkin olarak alınan kararın finansal tabloların müzakere edilmediği veya onaylanmadığı gerekçesiyle iptali yönündeki davacı …
Fıkrası gereğince pay sahibi olan «yönetim kurulu» üyesi Raif Ali Dönçkök vekili tarafından pay sahibine ait ....000 adet paydan ... oy hakkı kullanılmadığı gibi ...'nın 436. maddesine göre hakim şirketin «oydan yoksunluğuna» dair bir hüküm bulunmadığı, davacı tarafça, yönetim kurulu üyelerine ...'nın 395 ve 396.maddelerinde belirtilen izinlerin verilmesine ilişkin gündemin ....maddesi uyarınca alınan kararın, oydan «mahrumiyet» kuralına aykırı davranıldığı gerekçesiyle iptalinin istendiği, pay sahibi olan yönetim kurulu üyesi Raif Ali Dinçkök vekili tarafından pay sahibine ait ....000 adet paydan ... oy hakkı kullanılmadığı gibi ...'nın 436.maddesine göre hakim şirketin oydan yoksunluğuna dair bir hüküm bulunmadığı, ancak yönetim kurulu üyesi Nilüfer Dinçkök Çiftçi'ye kazanç «payı» verilmesine ilişkin gündemin ....maddesinin kazanç payının sadece bir kişiye «dağıtılmasının» «dürüstlük kuralına» ve eşit işlem kuralına aykırı olduğu gerekçesi ile davacı tarafın istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile; ... ....
Mahkemece alınan kararlarda kanuna, iyi niyet kurallarına, «dürüstlük kuralına», «esas sözleşmeye» aykırı bir durum bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş olup, bu karara karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Davacı tarafça ... nolu kararın kazanç «payının» «yönetim kurulu» üyesi Nilüfer Dinçkök Çiftçi'ye «dağıtılmasına» ilişkin bölümünün iptali talep edilmiş olup, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da karar yerinde ... nolu kararın bu kısmına ilişkin değerlendirmeler yapılarak, kazanç dağıtımının eşitlik ilkesine aykırı olduğu belirlenmiş ancak kararın hüküm bölümünde 6100 sayılı HMK’nın .... maddesinde düzenlenen «taleple bağlılık» ilkesini ihlal edecek şekilde ... nolu kararın tamamının iptaline karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davalı yararına bozulmasına karar vermek ger …
1 benzer karar daha
-
Kâr dağıtımı gündeme alınmamasının bilanço, ibra ve rapor onayı kararlarının iptalini gerektirmemesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/9401 E. 2018/2169 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının iptali · oydan yoksunluk
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, şirket ana sözleşmesinin 22. maddesinde kârın tespiti ve «dağıtılmasına» yer verildiği, şirketin kurulduğu günden bu yana ortaklara herhangi bir kâr «payının dağıtılmadığı», şirketin bilançosunda kâr gözükmesine rağmen yönetim kurulunun yasa ve ana sözleşmenin kendisine yüklediği görevi yerine getirmeyerek genel kurulun «münhasır» yetkisi içinde bulunan kâr dağıtımı konusunda .../07/2012 tarihli genel kurul gündemine madde koymadığı, ...’nin 519. ve ana sözleşmenin 22. maddesi gereğince elde edilen şirket kârından ayrılması gereken kanuni «yedek akçe» ile pay sahiplerine ödenmesi gereken kâr payı belirlenmeden ve kâr dağıtımı konusunda teklif hazırlanıp genel kurula sunulmadan «faaliyet raporu» düzenlendiği, bu hususların denetçi raporunda da yer almadığı, davalı şirketin .../07/2012 tarihli genel kurul toplantısının ... nolu gündem maddesindeki «yönetim kurulu» faaliyet raporu ve denetçi raporu onaylanması, 4 nolu gündem maddesindeki bilanço ve gelir tablosunun onaylanması, 5 ve 6. gündem maddelerindeki yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin ibrasına ilişkin kararların iptali gerektiği, yönetim kurulu üyelerine ödenmesi kararlaştırılan «huzur hakkının» yasaya, ana sözleşmeye uygun olduğu, yönetim kurulu üyelerini seçimi ile denetçi seçimine ilişkin 8 ve 9 nolu gündem maddeleri ile yönetim kurulu üyelerine ödenmesi kararlaştırılan ücret konusundaki kararların yasa ve ana sözleşmeye aykırı olmadığı gündemin .... maddesi ile ortakların şirketle iş yapma ve «rekabet yasağının» kaldırılmasına karar verildiği, pay sahibi olan yönetim kurulu üyelerinin de söz konusu kararın alınmasında oylamaya katılıp oy kullandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin .../07/2012 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan ...-4-5-6 ve ... nolu «genel kurul kararlarının iptaline», diğer kararlarla ilgili iptal talebinin reddine karar verilmiştir.
… ya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. ...-Davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, dava «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkin olup, dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporunda davalı şirketin bilançosunda kâr olmasına rağmen, yönetim kurulunun kendisine yüklenen görevi ihlal ederek kâr «dağıtımı» konusunda gündeme madde eklemediği, kâr dağıtımı konusunda genel kurulun tekelsel «yetkisini» kendisi kullanarak kanunu ihlal ettiği, bu hususun denetçilerin de dikkatini çekmediği, bu nedenle genel kurulun ... nolu gündem maddesinde «yönetim kurulu» «faaliyet raporu» ve denetçi raporunun onaylanması, 4 nolu gündem maddesinde bilanço ve gelir tablosunun onaylanması, 5. ve 6. maddede alınan yönetim kurulu üyeleri ile denetçilerin …
Holding A.Ş. olduğu ve şirket yönünden «oydan yoksunluk» hükümlerinin uygulanmayacağı göz önüne alındığında anılan kararın alınmasında «toplantı nisabına» dair bir sorunun bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2018/4050 E. , 2020/2455 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 29/09/2017 tarih ve 2015/1247 E- 2017/653 K. sayılı kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine-kısmen kabulüne dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 24/05/2018 tarih ve 2017/1082 E- 2018/556 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından duruşmalı istenmiş olup,duruşma için belirlenen 11.02.2020 günü hazır bulunan davalı ...Ş. vekili Av. ... ile davacı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 2014 yılı olağan genel kurul toplantısını 30.09.2015 tarihinde gerçekleştiren davalı şirketin % 20 payının müvekkiline ait olduğunu, anılan toplantının 5 nolu kararı ile onaylanan bilanço ve finansal tabloların 19.09.2014 tarihinde yönetim kuruluna seçilen ..., ... ve... tarafından hazırlandığını, bilançonun onaylanmasının yönetici ve deneticilerin ibrası sonucunu doğurduğunu, TTK'nın 436. maddesindeki oy yasağı ile ilgili hükmün bilanço ve finansal tabloların onaylanmasına dair kararlar bakımından uygulanması gerektiğini, karara katılan ... ve ...'ın oy yasağı bulunduğu gibi vesayeten ... tarafından oyu kullanılan...'ın da çocuklarının ibrası sonucunu doğuracak şekilde oy kullanamayacağını, geçersiz oylar çıkarıldığında sadece müvekkilinin ret oyu kaldığını, anılan dönem için bilanço ve finansal tabloların gerçeği yansıtmadığını, davacının 19.09.2014 tarihinde yönetimden ayrıldıktan sonra 30.09.2014 tarihine kadar olan dönem için bilanço hazırlattığını, bu tarihe kadar şirket kârda görünürken 31.12.2014 tarihi itibariyle yüksek farkla zararda görünmesinin makul gerekçelerle açıklanamadığını, bu süre zarfında olağandışı gider ve zararların büyük oranda arttığını, bilançonun hesap verme ve dürüstlük ilkeleri bakımından gerçeğe uymadığını, 6552 sayılı Yasa'nın 74.
maddesinin sadece ortaklardan fiktif alacakların silinmesine izin verdiğini, gerçek alacakların silinemeyeceğini, bu şekilde de müvekkilinin zarara uğratıldığını, aynı toplantıda alınan 6 nolu kararla yönetim kurulunun ibra edildiğini, TTK'nın emredici nitelikteki 436. maddesinin hilafına ortak ve yönetim kurulu üyesi ...'ın, ortak... adına vesayeten kendisi ve İbrahim'in alt soyu ... yararına kullandığı oyların geçersiz olduğunu, 7 nolu kararla da yıllarca kâr dağıtılmadığı halde geçmiş yıl kârlarının dağıtılmamasının, 2014 yılı kârının ise %5'lik kısmı dışında dağıtılmamasının kararlaştırıldığını, kâr dağıtmamak için hiçbir haklı gerekçenin bulunmadığını, ana sözleşmenin 14. maddesine göre kâr dağıtımının zorunluluk arz ettiğini, sayılan kararların ana sözleşmeye, kanuna, iyiniyet kurallarına aykırılık taşıdığını ileri sürerek genel kurulun 5, 6 ve 7 no'lu kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, TTK'nın 436. maddesindeki yasağın, yasak kapsamındaki kişilerin şahsi işleri ile ilgili düzenlendiğini, yönetim kurulu üyelerinin ibraları için oydan yoksunluğun öngörülmediğini, tasdik edilen finansal tabloların daha çok davacının yönetici olarak görev yaptığı
döneme ilişkin olduğunu, 2014 yılının ilk 9 ayında kâr edildiği halde, dönem sonunun zarar ile kapatılmasının 6552 sayılı Yasa'dan yararlanılması sebebiyle oluştuğunu, ayrıca grup bünyesindeki üniversiteye bağış yapıldığını, tüm finansal tabloların gerçeği yansıttığını, 19.09.2014 tarihine kadar yönetim kurulu üyesi olan davacının daha önceki yıllarda kârın dağıtılmaması teklifini genel kurula kendisinin getirdiğini, bu yönde de oy kullandığını, davalı şirket ile iştiraklarının mali yapısını güçlü tutmak için dava konusu genel kurulda da bu doğrultuda karar alındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, finansal tabloların gerçek olmadığı yönünde somut bir delil bulunmadığı, vasinin genel kurulda kısıtlı adına oy kullanabileceği, yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibralarında oy hakkından yoksun olmadıkları, mali bilanço ve finansal tabloya göre davalı şirketin kâr payı dağıtması gerektiği yönündeki bilirkişi raporuna itibar edildiği gerekçesiyle dava konusu genel kurulun 7. maddesinin iptaline, diğer taleplerin reddine karar verilmiştir.
Taraf vekilleri, istinaf yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, gündemin 5 nolu kararının iptali isteminin reddi kararının yerinde olduğu, yönetim kurulu üyesi olan vasi ... ile şirket ortağı kısıtlı... arasında menfaat çatışmasının bulunduğu, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin oylamada üye ...'ın vasiliğini yaptığı...'a vesayeten oy kullanmasının hukuka aykırılık taşıdığı, yönetim kurulu üyelerinin ibralarına ilişkin 6.madde ile alınan kararda davacının oyu dikkate alındığında ibra kararı alındığından söz edilemeyeceği, 7.maddenin iptaline ilişkin kararda da isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 30.09.2015 tarihli olağan genel kurul toplantısında 6 no'lu gündem maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrası ile ilgili kararın ve 7 no'lu gündem maddesi ile alınan kararın iptallerine, 5 nolu gündem maddesi ile alınan genel kurul kararının iptali talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava davalı ... Şirket genel kurulunda alınan kararların iptali işlemine ilişkindir. Mahkemece; genel kurul gündeminin 5 ve 6.maddelerinde alınan kararlara yönelik iptal işlemi reddedilmiş;
7. gündem maddesinde alınan karar iptal edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince 5. gündem maddesine davalının istinaf istemi yerinde görülmemiş 6.maddede alınan kararların da 7.madde ile birlikte iptaline karar verilmiştir.
Davacının temyizi reddedilen 5. gündem maddesi kararına ilişkindir. Sözü edilen gündem maddesinde bilanço ve finansal tabloların, onaylanmasına karar verilmiştir. İptal nedeni olarak onay işleminiz ibra sonucunu doğurduğu bu durumda yönetim kurulu üyelerinin oydan yoksunluğu ve yine yönetim kurulu üyesi ...'nın babasına velayeten de oy kullanamayacağına dayanılmıştır. Ancak şirketin yönetim kurulu üyelerinin ibrası gündemin 6.maddesinde ayrıca görüşüldüğünden blanço ve finansal tabloların onaylanması işleminde oydan yoksunluk sözkonusu edilemez. Davacının bu temyiz itirazı yerinde olmamakla birlikte alınan kararın yasa ve iyiniyet kurallarına da aykırı olduğu ileri sürülmektedir.
Bu açıdan somut olaya bakıldığında; davalı şirketin blanço ve finansal tablolarında önemli miktarda ''ortaklardan alacaklar" kaleminin 6111 sayılı Yasa kapsamında değerlendirilip, kaydedilmiş, bu işlem nedeniyle davalı şirket kârlı durumda iken zarar etmiş olarak gösterilmiştir.
Davacı blanço ve finansal tablolarda yapılan işlemin 6111 sayılı Yasa'ya aykırı olduğunu, yasa kapsamında fiktif olarak gösterilen alacak ve borcların bu işleme tabi tutulabileceği, oysa silinen alacakların gerçek alacak olduğunu, yapılan işlemin ortakların ve alacaklıların haklarını ihlal eder nitelikte olduğunu ileri sürmüştür. Hükme esas alınan bilirkişi raporlarında da blanço ve finansal tabloların gerçeğe uygun olmadığına ilişkin somut veriye rastlanmadığı belirlenmiş, finansal tablolardaki ortaklardan alacakların gerçek bir alacak olup olmadığı belirlenmeden ve davacının iddialarının TTK 515. maddesi kapsamında yerinde olup olmadığı açıklığa kavuşturulmadan göndemin 5. maddesine dayalı iptal talebinin reddedilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince, davalı şirketin genel kurul gündeminin 6. maddesinde yönetim kurulunun ibrasına karar verilmiş Bölge Adliye Mahkemesince yönetim kurulu üyesi ...'ın...'ın vasisi sıfatıyla ibra oylamasında oy kullanamayacağı bu nedenle ibra kararında yeterli nisabın sağlanmadığı gerekçesiyle ibra kararı iptal edilmiştir.
TTK'nın 436/2.maddesine göre oydan yoksunluk yönetim kurulu üyelerinin kendilerine ait paylardan doğan oy hakları ile sınırlı olup, başka bir ortağa vesayeten kullanılan oylar, oy yoksunluğu kapsamında sayılmamıştır.
O halde, ...'ın yönetim kurulu üyesi olması nedeniyle kendisinin ibrasının oylamasından oydan yoksun olmasına rağmen babası İbrahim'e vesayeten kullandığı oy ile yönetim kurulu ibrasında yeterli nisap sağlanmış olduğundan gündemin 6. maddesinde alınan kararın iptali isteminin reddi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
3-Genel Kurulda gündemin 7. maddesi ile şirketin geçmiş yıllar kârının dağıtımı görüşülmüş görüşmeler sonucunda geçmiş yıllar kârının dağıtılmasına, 6552 sayılı Yasa kapsamındaki zarar mahsup edildikten sonra kalan 2014 yılı kârının %5'inin ortaklara dağıtılıp, kalanın olağanüstü yedek akçe olarak ayrılmasına karar verilmiş, mahkemece bilirkişi raporuna dayanılarak şirketin 22.605.81985 TL kâr elde ettiği, olağan kâr tutarının tamamı olmasa dahi 1/2 düzeyine kadar makul bir miktarının dağıtılmasına elverişli bulunduğu, o halde alınan kararın iptali gerektiği gerekçesiyle kâr dağıtım kararı iptal edilmiştir.
Ancak, iptal edilen genel kurul kararında kârın tamamının dağıtılmamasına ve yedek akçeye aktarılmasına karar verilmemiş %5'lik kısmının dağıtılması kararlaştırılmıştır.
Genel kurulda alınan kâr dağıtım kararının mahkemece oran olarak uygunluğunun tartışılması mümkün değildir. Aksi halin kabulü mahkemenin genel kurul yerine geçip, dağıtılacak karın miktarının belirlenmesi sonucunu doğurur ki, böyle bir karar hukuken korunmaz.
O halde genel kurulda alınan gündemin 7.maddesinde kararın iptali talebinin de reddi gerekir iken kabulü doğru görülmemiş kararın bu nedenle dahi davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına (2) ve (3) numalı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 2.540,00 TL duruşma vekalet ücretinin herbir taraftan alınarak yekdiğerine verilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz edenlere iadesine,
HMK 373/2.maddesi gereğince dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09/03/2020 tarihinde (1) numaralı bentte oybirliği (2) ve (3) numaralı bentlerde oyçokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava; Anonim Şirket genel kurulunda gündemin 6. maddesinde alınan ibra, 7. maddesinde alınan kâr dağıtım kararının iptaline ilişkin olup, Daire çoğunluğu Bölge Adliye Mahkemesinin iptal kararını bozmuştur.
İbra kararında daire çoğunluğu ile aramızdaki temel görüş ayrılığı, vesayet altına alınmış bir ortağın vasisi sıfatıyla yönetim kurulu üyesinin ibra oylamasında vesayeten oy kullanıp kullanmayacağı noktasındadır. Daire çoğunluğu TTK'nın 436/2 maddesinde öngörülen oydan yoksunluk halinin yönetim kurulu üyesinin oy hakkı ile sınırlı olduğu temsilen oy kullanmasının yasak kapsamına girmediği görüşündedir. Daire çoğunluğunun bu görüşü iradi temsilde doğru olmakla birlikte, kanunu temsilde uygulama yeri olmadığı, en azından, kısıtlı ile vasi arasında ibra
kararının sonuçları bakımından bir çıkar çatışmasının bulunduğunun kabulü zorunludur. Aksi yöndeki bir çözümü kabul etmek, yönetim kurulu üyesinin şahsından kaynaklanan oydan yoksunluk
halinin dolanma yoluyla ortadan kaldırılması sonucu doğurur ki böyle bir sonuç hukuken korunmaz. TMK'nın 426/2.bendi gereğince kayyım ile kısıtlının menfati çatışıyorsa vesayet makamı ilginin isteği üzerine veya resen temsil kayyımı atanması gerekmektedir. Somut olayda vesayet makamının genel kurul toplantısından önce böyle bir tedbir almamış olması çıkar çatışmasının olmadığını göstermeyeceği gibi, oydan yoksun olan yönetim kurulu üyesinin vesayet ilişkini kullanarak lehine dolanma yoluyla sonuç çıkarması hukuken korunamaz. Nitekim Bölge Adliye Mahkemesi gündemi 6.maddesinde alınan ibra kararını benzer gerekçelerle iptal etmiş olup, iptal kararının bozulması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.
Gündemin 7. maddesinde alınan kâr dağıtımına ilişkin karar bilirkişi raporuna dayanılarak iptal edilmiş, Daire çoğunluğu iptal kararının genel kurulda belli bir oranda alınan kâr dağıtımı kararını mahkemenin oransal olarak denetleyemeceği, aksinin kabulünün genel kurul yerine geçerek mahkemece belirlenen oranda kâr payı dağıtımı kararı alınması sonucunu doğuracağı gerekçesiyle bozmuştur. Ancak mahkemece genel kurul kararı yerine geçilerek bir oran üzerinden kâr payı dağıtım kararı verilmemiş yüksek karlılığa rağmen %5 gibi düşük bir oran üzerinden kâr payı dağıtılması yönündeki genel kurul kararı afakı iyiniyet kuralları kapsamında değerlendirilerek iptal kararı verilmiştir. O halde bu yöne ilişkin bozma gerekçesinede katılmıyoruz.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587447700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz