6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/6435 E. 2012/6371 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı sorumluluktan kurtulma el koyma karine şirket zararı tmsf anonim şirket yönetim kurulu kararı kusur eksik inceleme vekalet ücreti e-defter i̇i̇k 72/son görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: İİK · Bankacılık K. · TTK — TTK 342TTK 346TTK 353

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TMSF tarafından düzenlenen 13.2.2004 tarihli tutanağa göre el koyma tarihinden önce şirkette muhasebe şefinin görev yaptığı, muhasebe şefinin TTK’nun 342.maddesi uyarınca müdür sıfatına haiz olup, şirket kasa hesabının tutulmasından sorumlu olduğu, TTK’nun 346.maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin müdürlerin verdiği zarardan sorumlu olmadığı, TTK’nun 346/2 cümlesindeki istisnanın bulunmadığı, buna karşın TTK’nun 353/b.3 maddesi uyarınca denetim kurulunun denetim yetkisi olduğu, denetçilerin denetime dair tutanaklarının bulunmadığı, kasa açığının hangi tarihte oluştuğunun tesbit edilemediği, grup şirketlerine para transfer edildiğine dair herhangi bir belgenin bulunmadığı, işlemler varsayılsa bile bunlardan dolayı zarar doğduğu da sabit olmadığı, zira ödenen miktarın ne kadarının tahsil edildiği, grup şirketlerine karşı takip yapılıp yapılmadığının kesinlik kazanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve Davalı ... vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri görevleri sırasında sebep oldukları zarardan dolayı şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere verdikleri zarardan dolayı sorumludurlar. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamadır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler.

Somut olayda da davacı şirket vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Raporda, dava dilekçesinde ve ekinde bulunan denetim kurulu raporundaki davalılara atfedilen işlemlerin şirketi zarara uğratan işlemler olup olmadığı denetime uygun şekilde incelenmemiş, genel ifadelerle yetinilmiştir. Öte yandan, davacı şirket hakkındaki tedbir kararının davalılara tebliğine rağmen şirket menfaatine aykırı tasarruflarda bulundukları da ileri sürülmüştür. Bu iddia da tedbir kararının dosyada bulunmadığı ve tebliğine dair bilgi olmadığı şekilde açıklamalarla değerlendirilmiştir. Bu durum karşısında, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak, aralarında işletmeci ve mali müşavirin de bulunduğu bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını tek tek karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Ayrıca, 5411 sayılı Kanunun 133/son maddesi hükmü uyarınca temyiz eden TMSF’nin maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi de kabul şekli bakımından doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Davanın kabulü | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4665 E. 2014/10864 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8463 E. 2012/10514 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6381 E. 2012/6194 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14348 E. 2015/1175 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6921 E. 2012/7286 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/6435 E.  ,  2012/6371 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/12/2009 tarih ve 2007/315-2009/786 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 19/04/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. .... ile davalı ... vekili ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili tarafından Rumeli Çelik San. A.Ş’ne el konulduktan sonra, denetçi raporlarından anlaşılacağı üzere şirketin muhasebe kayıtlarında görülmekle birlikte fiilen mevcut olmayan 149.42 TL’lik kasa açığının ortaya çıktığını, yine Şişli Sulh Ceza Mahkemesinin vermiş olduğu tedbir kararlarına aykırı olarak grup şirketlerine güvencesiz olarak müteaddit defalar para aktarımı yapıldığını ve bunların büyük bir kısmının tahsil edilemediğinin saptandığını, işlemin yapıldığı tarihlerde görevli yönetim kurulu ve denetim kurulunun sorumlu olduğunu, 10.01.2007 tarihli genel kurulda sorumlular hakkında dava açılmasına karar verilip, denetim kuruluna yetki verildiğini ileri sürerek fazlaya ait dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL’nın faizi ile davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar ayrı ayrı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TMSF tarafından düzenlenen 13.2.2004 tarihli tutanağa göre el koyma tarihinden önce şirkette muhasebe şefinin görev yaptığı, muhasebe şefinin TTK’nun 342.maddesi uyarınca müdür sıfatına haiz olup, şirket kasa hesabının tutulmasından sorumlu olduğu, TTK’nun 346.maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin müdürlerin verdiği zarardan sorumlu olmadığı, TTK’nun 346/2 cümlesindeki istisnanın bulunmadığı, buna karşın TTK’nun 353/b.3 maddesi uyarınca denetim kurulunun denetim yetkisi olduğu, denetçilerin denetime dair tutanaklarının bulunmadığı, kasa açığının hangi tarihte oluştuğunun tesbit edilemediği, grup şirketlerine para transfer edildiğine dair herhangi bir belgenin bulunmadığı, işlemler varsayılsa bile bunlardan dolayı zarar doğduğu da sabit olmadığı, zira ödenen miktarın ne kadarının tahsil edildiği, grup şirketlerine karşı takip yapılıp yapılmadığının kesinlik kazanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili ve Davalı ... vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri görevleri sırasında sebep oldukları zarardan dolayı şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere verdikleri zarardan dolayı sorumludurlar. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamadır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler.

Somut olayda da davacı şirket vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Raporda, dava dilekçesinde ve ekinde bulunan denetim kurulu raporundaki davalılara atfedilen işlemlerin şirketi zarara uğratan işlemler olup olmadığı denetime uygun şekilde incelenmemiş, genel ifadelerle yetinilmiştir. Öte yandan, davacı şirket hakkındaki tedbir kararının davalılara tebliğine rağmen şirket menfaatine aykırı tasarruflarda bulundukları da ileri sürülmüştür.

Bu iddia da tedbir kararının dosyada bulunmadığı ve tebliğine dair bilgi olmadığı şekilde açıklamalarla değerlendirilmiştir. Bu durum karşısında, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak, aralarında işletmeci ve mali müşavirin de bulunduğu bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını tek tek karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Ayrıca, 5411 sayılı Kanunun 133/son maddesi hükmü uyarınca temyiz eden TMSF’nin maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi de kabul şekli bakımından doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temlik alan davacı TMSF vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle bozma sebep ve şekline göre davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 19/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1057066000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.