6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/6921 E. 2012/7286 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kusur karinesi yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu uygun illiyet bağı sorumluluktan kurtulma karine illiyet bağı şirket zararı temlik anonim şirket yönetim kurulu kararı kusur eksik inceleme e-defter görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı kayıtlarında şirketin aktiflerinde azalışa neden olan 65.025.00 TL tutarında iştirak hisse bedeli ve mahiyeti belirlenemeyen 328.64 TL kasa noksanı olmak üzere toplam 65.353.64 TL tutarında bir zararının söz konusu olduğu, bu zararın Uzan Gurubuna ait bağlı şirketlerin iştirak hisselerinin alınmasından kaynaklandığı, fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, ancak iştigal konusu içinde yer alıyorsa bir şirketin ait olduğu guruba bağlı şirketlerin hisselerini almasının kanuna aykırılık teşkil etmeyeceği, bunun özensizlik olarak değerlendirilebileceği, şekli bakmamak gerektiği, her başarısızlığın bir yükümlülük doğurmayacağı, davacının gurup şirketi olduğu, hakim hissedarlar tarafından kararların alındığı, davalıların, kararların alınması ve icra edilmesi aşamalarında hakim hissedarlardan gelen emir ve talimatları yerine getirdikleri, denetçilere de kusur izafe edilemeyeceği, kısa süre içinde şirketin ... denetimine geçtiği, görevlerini fiilen yapma imkanının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, temlik alan davacı ... vekili ile davalılar ..., .... ve ... vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri görevleri sırasında sebep oldukları zarardan dolayı şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere karşı sorumludurlar. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamadır. Zararın varlığı sabit ise; kusur karinesi söz konusu olduğundan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin bu zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilirler.(TTK. 338,359).

Somut olayda da davacı şirket vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda özellikle yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuyla ilgili olarak alternatif ihtimallere göre görüş bildirmiştir. Ancak, bu rapor gerekçeye aynen alınmasına rağmen mahkemece hangi kanaatle karar verildiği açıklanmamıştır. Ayrıca, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli bulunmamıştır. Davalıların dava dilekçesinde açıklanan dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyeliği görevlerinde bulunduğu sabittir. Görevleri sırasında başkalarından veya hakim hissedarlardan emir ve talimat almış olmalarının sorumluluklarının varlığına veya yokluğuna bir etkisi bulunmamaktadır. Ayrıca, dava dilekçesinde ve ekinde bulunan denetim kurulu raporundaki davalılara atfedilen işlemlerin şirketi zarara uğratan işlemler olup olmadığı raporda denetime uygun şekilde incelenmemiş, genel ifadelerle yetinilmiştir.

Bu durum karşısında, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak, anonim şirket işletmecisi, şirketler hukuk uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre, davalılar ........ ve ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Davanın kabulü | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4665 E. 2014/10864 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/2510 E. 2015/1324 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6381 E. 2012/6194 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/6921 E.  ,  2012/7286 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.01.2010 tarih ve 2006/848-2010/4 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi temlik alan davacı ... vekili ile davalılar...., ... ve ... vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.05.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av... ile davalı avukatı ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalıların müvekkilinin eski dönemde yönetim ve denetim kurulu üyeliği görevinde bulunduklarını, yapılan inceleme sonucunda 328.64 YTL kasa açığının tespit edildiğini, takibinin yapılmayarak 'Sayım ve Tesellüm Noksanları' hesabına kaydının yapıldığını, ayrıca şirketin mali durumunu dikkate almadan aynı gurupta yer alan dava dışı şirketten sağladıkları fonları işletme sermayesi ihtiyacı olarak kullanmaları gerekirken büyük kısmı Uzan şirketler gurubuna dahil kuruluşların iştirak hisselerini satın almak için kullandıklarını, şirketi ödemeyeceği borç yükü altına soktukları gibi muhtemel gelirlerden mahrum bıraktıklarını, hisse alımlarının özellikle Çukurova El. A.Ş ile Kepez El.

A.Ş’nin imtiyaz sözleşmelerinin iptalinden sonra gerçekleştiğini, mal kaçırma amacı taşıdığını, şirketi zarara uğrattıklarını, sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 65.353.89 YTL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Bir kısım davalılar vekilleri, davanın reddini savunmuşlardır.

Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı kayıtlarında şirketin aktiflerinde azalışa neden olan 65.025.00 TL tutarında iştirak hisse bedeli ve mahiyeti belirlenemeyen 328.64 TL kasa noksanı olmak üzere toplam 65.353.64 TL tutarında bir zararının söz konusu olduğu, bu zararın Uzan Gurubuna ait bağlı şirketlerin iştirak hisselerinin alınmasından kaynaklandığı, fiil ile zarar arasında uygun illiyet bağının bulunduğu, ancak iştigal konusu içinde yer alıyorsa bir şirketin ait olduğu guruba bağlı şirketlerin hisselerini almasının kanuna aykırılık teşkil etmeyeceği, bunun özensizlik olarak değerlendirilebileceği, şekli bakmamak gerektiği, her başarısızlığın bir yükümlülük doğurmayacağı, davacının gurup şirketi olduğu, hakim hissedarlar tarafından kararların alındığı, davalıların, kararların alınması ve icra edilmesi aşamalarında hakim hissedarlardan gelen emir ve talimatları yerine getirdikleri, denetçilere de kusur izafe edilemeyeceği, kısa süre içinde şirketin ...

denetimine geçtiği, görevlerini fiilen yapma imkanının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, temlik alan davacı ... vekili ile davalılar ..., .... ve ... vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri görevleri sırasında sebep oldukları zarardan dolayı şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere karşı sorumludurlar. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamadır. Zararın varlığı sabit ise; kusur karinesi söz konusu olduğundan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin bu zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilirler.(TTK. 338,359).

Somut olayda da davacı şirket vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda özellikle yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuyla ilgili olarak alternatif ihtimallere göre görüş bildirmiştir. Ancak, bu rapor gerekçeye aynen alınmasına rağmen mahkemece hangi kanaatle karar verildiği açıklanmamıştır. Ayrıca, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli bulunmamıştır. Davalıların dava dilekçesinde açıklanan dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyeliği görevlerinde bulunduğu sabittir.

Görevleri sırasında başkalarından veya hakim hissedarlardan emir ve talimat almış olmalarının sorumluluklarının varlığına veya yokluğuna bir etkisi bulunmamaktadır. Ayrıca, dava dilekçesinde ve ekinde bulunan denetim kurulu raporundaki davalılara atfedilen işlemlerin şirketi zarara uğratan işlemler olup olmadığı raporda denetime uygun şekilde incelenmemiş, genel ifadelerle yetinilmiştir.

Bu durum karşısında, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak, anonim şirket işletmecisi, şirketler hukuk uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Bozma sebep ve şekline göre, davalılar ........ ve ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) bentte açıklanan nedenlerle temlik alan davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar ... .... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 900,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 08.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1058320200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.