6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/6381 E. 2012/6194 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı kur farkı sorumluluktan kurtulma karine şirket zararı temlik anonim şirket kusur eksik inceleme vekalet ücreti e-defter i̇i̇k 72/son görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: Bankacılık K.

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, çeşitli tarihlerde gurup şirketlerine toplam 761.211.04 TL ödeme yapıldığının anlaşıldığı, bu ödemelerin kur farkı ve faiz tahakkukları yaptırılarak borç kaydedildiği, anılan işlemlerin gurup şirketleri arasında geçmişte olağan uygulamalar olduğu, ceza mahkemesince verilmiş tedbir kararına rağmen ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de bu kararların dosyada mevcut olmadığı, tebliğ edildiğine dair bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, gurup şirketleri ile ilgili hisse alımlarından doğan zararın da talep edildiği, söz konusu şirketlerin aynı gurup şirketler olması dolayısıyla karşılıklı borç-alacak mahsubu imkanı olduğu ve iştirak edilen şirketlerin mali durumlarının açıkça dosyada belli olmadığı, ayrıca ileride bu şirketlerin mali alımlarının ne olacağının bilinmesinin mümkün olmadığından şirkete verilebilecek bir zarardan bahsedilemeyeceği, davacı şirketin parasının çaldırmasıyla ilgili olarak sanıkların suçsuz bulunmasının, bu miktar paranın kasada bulunmayacağının göstergesi olduğu, bu nedenle yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, 5 TL’lik kasa açığının nasıl oluştuğunun ve varlığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, temlik alan davacı ... vekili ile katılma yoluyla davalı ... vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri görevleri sırasında sebep oldukları zarardan dolayı şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere verdikleri zarardan dolayı sorumludurlar. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamadır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler.

Somut olayda da davacı şirket vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Davacı vekili bilirkişi kurulunun salt 2003 yılı defter ve kayıtların incelediğini, diğer defter ve kayıtlarının Maliye incelemesinde bulunduğunu, defter ve kayıtların hazır olduğunu belirtmiş, ek raporda bunların incelenip incelenmediği açıklanmamıştır. Ayrıca, dava dilekçesinde ve ekinde bulunan denetim kurulu raporundaki davalılara atfedilen işlemlerin şirketi zarara uğratan işlemler olup olmadığı denetime uygun şekilde incelenmemiş, genel ifadelerle yetinilmiştir. Öte yandan, davacı şirket hakkındaki tedbir kararının davalılara tebliğine rağmen şirket menfaatine aykırı tasarruflarda bulundukları da ileri sürülmüştür. Bu iddia da tedbir kararının dosyada bulunmadığı ve tebliğine dair bilgi olmadığı şekilde açıklamalarla değerlendirilmiştir. Oysa, tedbir kararı dosyada mevcut olduğu gibi tebliğine dair davacı vekili belge de sunmuştur. Davacı şirketin Ergani Şubesi’nden para çalınmasıyla ilgili olarak sanıkların beraat ettiği kabul edilerek bir sorumlulukların bulunmadığı açıklanmıştır. Ancak, bu kararın içeriği dosyada belli olmadığı gibi sanıkların beraat etmiş bulunmaları davalıların da sorumsuzluğu sonucunu doğurmayabilir. Davacıları şubede çalışanın seçiminden ve denetlenmesinden dolayı sorumlukları söz konusu olabilir. O halde, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu durum karşısında, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak, anonim şirket işletmecisi, şirketler hukukçusu ve mali müşavirden oluşan bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Ayrıca, 5411 sayılı Kanunun 133/son maddesi hükmü uyarınca temyiz eden ...’nin maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi de kabul şekli bakımından doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14510 E. 2011/16473 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6435 E. 2012/6371 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6921 E. 2012/7286 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Davanın kabulü | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4665 E. 2014/10864 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/6381 E.  ,  2012/6194 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/12/2009 tarih ve 2007/120-2009/844 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi temlik alan davacı ... vekili ile katılma yoluyla davalı ... tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/04/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı Maden Çimento San ve Tic. A.Ş.(temlik alan ...) vekili Av..... ile davalılardan ... ve ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalıların müvekkilinin eski dönemde yönetim ve denetim kurulu üyeliği görevinde bulunduklarını, yapılan inceleme sonucunda kasa açığının tespit edildiğini, şirketin 110.000.00 TL parasının çaldırıldığını, bunların ‘197 Sayım ve Tesellüm Noksanları ‘ hesabına kaydının yapıldığını, ayrıca şirketin mali durumunu dikkate almadan aynı gurupta yer alan dava dışı şirketten sağladıkları fonları işletme sermayesi ihtiyacı olarak kullanmaları gerekirken büyük kısmı Uzan şirketler gurubuna dahil kuruluşların iştirak hisselerini satın almak için kullandıklarını, şirketi ödemeyeceği borç yükü altına soktukları gibi muhtemel gelirlerden mahrum bıraktıklarını, şirket aleyhine tesis edilmiş Şişli 2.

Sulh Ceza Mahkemesi’nin 26.08.2003 tarihli müteferrik kararına rağmen merkez ve şube kasalarında zorunlu gider, cari hesap veya vergi ödemeleri haricinde bazı gurup firmalarına uzun yıllardan beri süre gelen alacaklarına rağmen fon aktarımı amacıyla ödemeler yaptıklarını, sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 10.939.361.12 YTL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı ..., şirkette bordrolu işçi olarak çalıştığını, işini kaybetmemesi için yönetim ve denetim görevinde bulunduğunu, taleplerin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Davalılar ..., ... ve ..., kusurlarının olmadığını, şirketin tasfiyeye girdiğini savunmuştur.

Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.

Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, çeşitli tarihlerde gurup şirketlerine toplam 761.211.04 TL ödeme yapıldığının anlaşıldığı, bu ödemelerin kur farkı ve faiz tahakkukları yaptırılarak borç kaydedildiği, anılan işlemlerin gurup şirketleri arasında geçmişte olağan uygulamalar olduğu, ceza mahkemesince verilmiş tedbir kararına rağmen ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de bu kararların dosyada mevcut olmadığı, tebliğ edildiğine dair bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, gurup şirketleri ile ilgili hisse alımlarından doğan zararın da talep edildiği, söz konusu şirketlerin aynı gurup şirketler olması dolayısıyla karşılıklı borç-alacak mahsubu imkanı olduğu ve iştirak edilen şirketlerin mali durumlarının açıkça dosyada belli olmadığı, ayrıca ileride bu şirketlerin mali alımlarının ne olacağının bilinmesinin mümkün olmadığından şirkete verilebilecek bir zarardan bahsedilemeyeceği, davacı şirketin parasının çaldırmasıyla ilgili olarak sanıkların suçsuz bulunmasının, bu miktar paranın kasada bulunmayacağının göstergesi olduğu, bu nedenle yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, 5 TL’lik kasa açığının nasıl oluştuğunun ve varlığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, temlik alan davacı ... vekili ile katılma yoluyla davalı ... vekili temyiz etmiştir.

1-Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.

Anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri görevleri sırasında sebep oldukları zarardan dolayı şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere verdikleri zarardan dolayı sorumludurlar. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamadır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler.

Somut olayda da davacı şirket vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Davacı vekili bilirkişi kurulunun salt 2003 yılı defter ve kayıtların incelediğini, diğer defter ve kayıtlarının Maliye incelemesinde bulunduğunu, defter ve kayıtların hazır olduğunu belirtmiş, ek raporda bunların incelenip incelenmediği açıklanmamıştır.

Ayrıca, dava dilekçesinde ve ekinde bulunan denetim kurulu raporundaki davalılara atfedilen işlemlerin şirketi zarara uğratan işlemler olup olmadığı denetime uygun şekilde incelenmemiş, genel ifadelerle yetinilmiştir. Öte yandan, davacı şirket hakkındaki tedbir kararının davalılara tebliğine rağmen şirket menfaatine aykırı tasarruflarda bulundukları da ileri sürülmüştür. Bu iddia da tedbir kararının dosyada bulunmadığı ve tebliğine dair bilgi olmadığı şekilde açıklamalarla değerlendirilmiştir. Oysa, tedbir kararı dosyada mevcut olduğu gibi tebliğine dair davacı vekili belge de sunmuştur. Davacı şirketin Ergani Şubesi’nden para çalınmasıyla ilgili olarak sanıkların beraat ettiği kabul edilerek bir sorumlulukların bulunmadığı açıklanmıştır.

Ancak, bu kararın içeriği dosyada belli olmadığı gibi sanıkların beraat etmiş bulunmaları davalıların da sorumsuzluğu sonucunu doğurmayabilir. Davacıları şubede çalışanın seçiminden ve denetlenmesinden dolayı sorumlukları söz konusu olabilir. O halde, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu durum karşısında, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak, anonim şirket işletmecisi, şirketler hukukçusu ve mali müşavirden oluşan bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

2-Ayrıca, 5411 sayılı Kanunun 133/son maddesi hükmü uyarınca temyiz eden ...’nin maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi de kabul şekli bakımından doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.

3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temlik alan davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 900.00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davalı ...'ye verilmesine, davacı temlik alan ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 17/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056128200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.