Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/6381 E. 2012/6194 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kasa açığı↗ kur farkı↗ sorumluluktan kurtulma↗ karine↗ şirket zararı↗ temlik↗ anonim şirket↗ kusur↗ eksik inceleme↗ vekalet ücreti↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, çeşitli tarihlerde gurup şirketlerine toplam 761.211.04 TL ödeme yapıldığının anlaşıldığı, bu ödemelerin kur farkı ve faiz tahakkukları yaptırılarak borç kaydedildiği, anılan işlemlerin gurup şirketleri arasında geçmişte olağan uygulamalar olduğu, ceza mahkemesince verilmiş tedbir kararına rağmen ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de bu kararların dosyada mevcut olmadığı, tebliğ edildiğine dair bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, gurup şirketleri ile ilgili hisse alımlarından doğan zararın da talep edildiği, söz konusu şirketlerin aynı gurup şirketler olması dolayısıyla karşılıklı borç-alacak mahsubu imkanı olduğu ve iştirak edilen şirketlerin mali durumlarının açıkça dosyada belli olmadığı, ayrıca ileride bu şirketlerin mali alımlarının ne olacağının bilinmesinin mümkün olmadığından şirkete verilebilecek bir zarardan bahsedilemeyeceği, davacı şirketin parasının çaldırmasıyla ilgili olarak sanıkların suçsuz bulunmasının, bu miktar paranın kasada bulunmayacağının göstergesi olduğu, bu nedenle yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, 5 TL’lik kasa açığının nasıl oluştuğunun ve varlığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, temlik alan davacı ... vekili ile katılma yoluyla davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri görevleri sırasında sebep oldukları zarardan dolayı şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere verdikleri zarardan dolayı sorumludurlar. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamadır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler.
Somut olayda da davacı şirket vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Davacı vekili bilirkişi kurulunun salt 2003 yılı defter ve kayıtların incelediğini, diğer defter ve kayıtlarının Maliye incelemesinde bulunduğunu, defter ve kayıtların hazır olduğunu belirtmiş, ek raporda bunların incelenip incelenmediği açıklanmamıştır. Ayrıca, dava dilekçesinde ve ekinde bulunan denetim kurulu raporundaki davalılara atfedilen işlemlerin şirketi zarara uğratan işlemler olup olmadığı denetime uygun şekilde incelenmemiş, genel ifadelerle yetinilmiştir. Öte yandan, davacı şirket hakkındaki tedbir kararının davalılara tebliğine rağmen şirket menfaatine aykırı tasarruflarda bulundukları da ileri sürülmüştür. Bu iddia da tedbir kararının dosyada bulunmadığı ve tebliğine dair bilgi olmadığı şekilde açıklamalarla değerlendirilmiştir. Oysa, tedbir kararı dosyada mevcut olduğu gibi tebliğine dair davacı vekili belge de sunmuştur. Davacı şirketin Ergani Şubesi’nden para çalınmasıyla ilgili olarak sanıkların beraat ettiği kabul edilerek bir sorumlulukların bulunmadığı açıklanmıştır. Ancak, bu kararın içeriği dosyada belli olmadığı gibi sanıkların beraat etmiş bulunmaları davalıların da sorumsuzluğu sonucunu doğurmayabilir. Davacıları şubede çalışanın seçiminden ve denetlenmesinden dolayı sorumlukları söz konusu olabilir. O halde, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu durum karşısında, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak, anonim şirket işletmecisi, şirketler hukukçusu ve mali müşavirden oluşan bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, 5411 sayılı Kanunun 133/son maddesi hükmü uyarınca temyiz eden ...’nin maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi de kabul şekli bakımından doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/14510 E. 2011/16473 K.
Ortak:şirket zararı · eksik inceleme · Tazminat
İncelediğiniz karardaSomut olayda da davacı şirket vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili «şirketi zarara» uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır.
Ayrıca, dava dilekçesinde ve ekinde bulunan denetim kurulu raporundaki davalılara atfedilen işlemlerin «şirketi zarara» uğratan işlemler olup olmadığı denetime uygun şekilde incelenmemiş, genel ifadelerle yetinilmiştir.
O halde, «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Benzer bu karardaO halde, dava dışı gurup firmaları lehine davacı taşınmazları üzerinde tesis edilen «ipotek» giderlerinin davacı tarafından karşılanması doğrudan «şirketin zararı» mahiyetindedir.
O halde, yanılgılı değerlendirme ve «eksik incelemeye» dayalı bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari teamül · teamül · ipotek · olumsuz oy · mahsup · uyuşmazlık konusu · dosya masrafı
Benzer bu kararda… emece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı şirketin adına kayıtlı taşınmazlar üzerinde dava dışı gurup şirketleri lehine «ipotekler» tesis edildiği, bu işlemde «ticari teamüllere» aykırı bir durumun olmadığı, gurup şirketlerin birbirleri lehine ipotek tesis etmelerinin olağan bulunduğu, zararın kanıtlanmadığı, ipoteklerle ilgili alacağın tak …
Ayrıca, davacıya dekont edilen «ipotek» «masraflarının» ilgilisi firmadan «mahsup» veya başka bir yolla tahsil edilip edilmediği yönü de bilirkişi raporundan tam olarak anlaşılamamaktadır.
Davalıların, davacı şirketin önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyeliği görevinde bulundukları, şirkete ait taşınmazlar üzerinde gurup şirketler lehine «ipotek» tesis ettirdikleri, ipotek tesisiyle ilgili giderlerin dava dışı gurup şirketi Telsim tarafından karşılanmasına rağmen daha sonra gider tutarının davacı şirkete dekont edildiği hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu durum karşısında, yukarıda açıklanan hususlar çerçevesinde taraf kanıtları değerlendirilip, özellikle davacıya dekont edilen «ipotek» giderlerinin ilgili firmalardan «mahsup» veya başka şekilde tahsil edilip edilmediği yönünde bilirkişi kurulundan ek rapor alınıp, davacının tüm iddiaları ayrı ayrı değerlendirilip, davacının zararının ol …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6435 E. 2012/6371 K.
Ortak:kasa açığı · sorumluluktan kurtulma · karine · şirket zararı · anonim şirket · kusur · eksik inceleme · vekalet ücreti · Tazminat
İncelediğiniz karardaYönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir «kusur» izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu «sorumluluktan kurtulabilirler».
Bu durum karşısında, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak, «anonim şirket» işletmecisi, şirketler hukukçusu ve mali müşavirden oluşan bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
… r, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, çeşitli tarihlerde gurup şirketlerine toplam 761.211.04 TL ödeme yapıldığının anlaşıldığı, bu ödemelerin «kur farkı» ve faiz tahakkukları yaptırılarak borç kaydedildiği, anılan işlemlerin gurup şirketleri arasında geçmişte olağan uygulamalar olduğu, ceza mahkemesince verilmiş tedbir kararına rağmen ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de bu kararların dosyada mevcut olmadığı, tebliğ edildiğine dair bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, gurup şirketleri ile ilgili hisse alımlarından doğan zararın da talep edildiği, söz konusu şirketlerin aynı gurup şirketler olması dolayısıyla karşılıklı borç-alacak mahsubu imkanı olduğu ve iştirak edilen şirketlerin mali durumlarının açıkça dosyada belli olmadığı, ayrıca ileride bu şirketlerin mali alımlarının ne olacağının bilinmesinin mümkün olmadığından şirkete verilebilecek bir zarardan bahsedilemeyeceği, davacı şirketin parasının çaldırmasıyla ilgili olarak sanıkların suçsuz bulunmasının, bu miktar paranın kasada bulunmayacağının göstergesi olduğu, bu nedenle yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, 5 TL’lik «kasa açığının» nasıl oluştuğunun ve varlığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaYönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir «kusur» izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu «sorumluluktan kurtulabilirler».
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TMSF tarafından düzenlenen 13.2.2004 tarihli tutanağa göre el «koyma» tarihinden önce şirkette muhasebe şefinin görev yaptığı, muhasebe şefinin TTK’nun 342.maddesi uyarınca müdür sıfatına haiz olup, şirket kasa hesabının tutulmasından sorumlu olduğu, TTK’nun 346.maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyelerinin müdürlerin verdiği zarardan sorumlu olmadığı, TTK’nun 346/2 cümlesindeki istisnanın bulunmadığı, buna karşın TTK’nun 353/b.3 maddesi uyarınca denetim kurulunun denetim yetkisi olduğu, denetçilerin denetime dair tutanaklarının bulunmadığı, «kasa açığının» hangi tarihte oluştuğunun tesbit edilemediği, grup şirketlerine para transfer edildiğine dair herhangi bir belgenin bulunmadığı, işlemler varsayılsa bile bunlardan …
Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu «karine» olarak kabul edilir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:el koyma · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, TMSF tarafından düzenlenen 13.2.2004 tarihli tutanağa göre el «koyma» tarihinden önce şirkette muhasebe şefinin görev yaptığı, muhasebe şefinin TTK’nun 342.maddesi uyarınca müdür sıfatına haiz olup, şirket kasa hesabının tutulmasından sorumlu olduğu, TTK’nun 346.maddesi uyarınca «yönetim kurulu» üyelerinin müdürlerin verdiği zarardan sorumlu olmadığı, TTK’nun 346/2 cümlesindeki istisnanın bulunmadığı, buna karşın TTK’nun 353/b.3 maddesi uyarınca denetim kurulunun denetim yetkisi olduğu, denetçilerin denetime dair tutanaklarının bulunmadığı, «kasa açığının» hangi tarihte oluştuğunun tesbit edilemediği, grup şirketlerine para transfer edildiğine dair herhangi bir belgenin bulunmadığı, işlemler varsayılsa bile bunlardan …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6921 E. 2012/7286 K.
Ortak:sorumluluktan kurtulma · karine · şirket zararı · temlik · anonim şirket · kusur · eksik inceleme · e-defter · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak, «anonim şirket» işletmecisi, şirketler hukukçusu ve mali müşavirden oluşan bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir «kusur» izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu «sorumluluktan kurtulabilirler».
Kararı, «temlik» alan davacı ... vekili ile katılma yoluyla davalı ... vekili temyiz etmiştir.
Benzer bu karardaBu durum karşısında, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak, «anonim şirket» işletmecisi, şirketler hukuk uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Zararın varlığı sabit ise; «kusur karinesi» söz konusu olduğundan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin bu zarardan sorumlu olduğu «karine» olarak kabul edilir.
Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir «kusur» izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak «sorumluluktan kurtulabilirler».(TTK.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kusur karinesi · yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu · uygun illiyet bağı · illiyet bağı · yönetim kurulu kararı
Benzer bu kararda… L tutarında bir zararının söz konusu olduğu, bu zararın Uzan Gurubuna ait bağlı şirketlerin iştirak hisselerinin alınmasından kaynaklandığı, fiil ile zarar arasında «uygun illiyet bağının» bulunduğu, ancak iştigal konusu içinde yer alıyorsa bir şirketin ait olduğu guruba bağlı şirketlerin hisselerini almasının kanuna aykırılık teşkil etmeyeceği, bunun özensizlik olarak değerlendirilebileceği, şekli bakmamak gerektiği, her başarısızlığın bir yükümlülük doğurmayacağı, davacının gurup şirketi olduğu, hakim hissedarlar tarafından kararların alındığı, davalıların, kararların alınması ve icra edilmesi aşamalarında hakim hissedarlardan gelen emir ve talimatları yerine getirdikleri, denetçilere de «kusur» izafe edilemeyeceği, kısa süre içinde şirketin ... denetimine geçtiği, görevlerini fiilen yapma imkanının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda özellikle «yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğuyla» ilgili olarak alternatif ihtimallere göre görüş bildirmiştir.
Zararın varlığı sabit ise; «kusur karinesi» söz konusu olduğundan yönetim ve denetim kurulu üyelerinin bu zarardan sorumlu olduğu «karine» olarak kabul edilir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4665 E. 2014/10864 K.
Ortak:sorumluluktan kurtulma · karine · şirket zararı · anonim şirket · kusur · eksik inceleme · e-defter · görevli mahkeme
İncelediğiniz karardaBu durum karşısında, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak, «anonim şirket» işletmecisi, şirketler hukukçusu ve mali müşavirden oluşan bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir «kusur» izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu «sorumluluktan kurtulabilirler».
1-Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, «görevleri» sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaYönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir «kusur» izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu «sorumluluktan kurtulabilirler».
… avacı vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak, aralarında işletmeci ve mali müşavirin de bulunduğu bir bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını tek tek karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, «görevleri» sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:illiyet bağı · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalıların zararlandırıcı bir işlemine rastlanmadığı, davalıların sadece «yönetim kurulu» üyesi veya denetçi olmalarının bu davanın açılmasında yeterli olmadığı, zira yönetim kurulu ve denetçi olan davalıların kararların alınmasında hakim kişiler olmadığı, şirketlerin bir çok yan şirketlerin bulunduğu şirketler arasındaki hesap hareketlerinin hakim şirket tarafından yapıldığı, davalıların da hakim şirket yönetim üyesi olmadıkları, bağımsız karar alma yetkilerinin bulunmadığı, «illiyet bağı» unsurunun somut olayda gerçekleşmediği, B..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/6381 E. , 2012/6194 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 23/12/2009 tarih ve 2007/120-2009/844 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi temlik alan davacı ... vekili ile katılma yoluyla davalı ... tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 17/04/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı Maden Çimento San ve Tic. A.Ş.(temlik alan ...) vekili Av..... ile davalılardan ... ve ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalıların müvekkilinin eski dönemde yönetim ve denetim kurulu üyeliği görevinde bulunduklarını, yapılan inceleme sonucunda kasa açığının tespit edildiğini, şirketin 110.000.00 TL parasının çaldırıldığını, bunların ‘197 Sayım ve Tesellüm Noksanları ‘ hesabına kaydının yapıldığını, ayrıca şirketin mali durumunu dikkate almadan aynı gurupta yer alan dava dışı şirketten sağladıkları fonları işletme sermayesi ihtiyacı olarak kullanmaları gerekirken büyük kısmı Uzan şirketler gurubuna dahil kuruluşların iştirak hisselerini satın almak için kullandıklarını, şirketi ödemeyeceği borç yükü altına soktukları gibi muhtemel gelirlerden mahrum bıraktıklarını, şirket aleyhine tesis edilmiş Şişli 2.
Sulh Ceza Mahkemesi’nin 26.08.2003 tarihli müteferrik kararına rağmen merkez ve şube kasalarında zorunlu gider, cari hesap veya vergi ödemeleri haricinde bazı gurup firmalarına uzun yıllardan beri süre gelen alacaklarına rağmen fon aktarımı amacıyla ödemeler yaptıklarını, sorumluluklarının bulunduğunu ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 10.939.361.12 YTL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ..., şirkette bordrolu işçi olarak çalıştığını, işini kaybetmemesi için yönetim ve denetim görevinde bulunduğunu, taleplerin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar ..., ... ve ..., kusurlarının olmadığını, şirketin tasfiyeye girdiğini savunmuştur.
Diğer davalı, davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunmalar, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, çeşitli tarihlerde gurup şirketlerine toplam 761.211.04 TL ödeme yapıldığının anlaşıldığı, bu ödemelerin kur farkı ve faiz tahakkukları yaptırılarak borç kaydedildiği, anılan işlemlerin gurup şirketleri arasında geçmişte olağan uygulamalar olduğu, ceza mahkemesince verilmiş tedbir kararına rağmen ödeme yapıldığı ileri sürülmüş ise de bu kararların dosyada mevcut olmadığı, tebliğ edildiğine dair bilgi ve belgeye rastlanılmadığı, gurup şirketleri ile ilgili hisse alımlarından doğan zararın da talep edildiği, söz konusu şirketlerin aynı gurup şirketler olması dolayısıyla karşılıklı borç-alacak mahsubu imkanı olduğu ve iştirak edilen şirketlerin mali durumlarının açıkça dosyada belli olmadığı, ayrıca ileride bu şirketlerin mali alımlarının ne olacağının bilinmesinin mümkün olmadığından şirkete verilebilecek bir zarardan bahsedilemeyeceği, davacı şirketin parasının çaldırmasıyla ilgili olarak sanıkların suçsuz bulunmasının, bu miktar paranın kasada bulunmayacağının göstergesi olduğu, bu nedenle yönetim ve denetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bulunmadığı, 5 TL’lik kasa açığının nasıl oluştuğunun ve varlığının ispat edilemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, temlik alan davacı ... vekili ile katılma yoluyla davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davacı şirketin önceki dönemlerde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların, görevleri sırasında zarara neden oldukları iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Anonim şirketlerde yönetim ve denetim kurulu üyeleri görevleri sırasında sebep oldukları zarardan dolayı şirkete, pay sahiplerine ve üçüncü kişilere verdikleri zarardan dolayı sorumludurlar. Sorumluluğun doğması bakımından öncelikli koşul, zararın olmasıdır. Zarar gören, bu zararının varlığını kanıtlamadır. Zararın varlığı sabit ise, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin zarardan sorumlu olduğu karine olarak kabul edilir. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri, ancak kendilerine bir kusur izafe edilemeyeceğini kanıtlayarak bu sorumluluktan kurtulabilirler.
Somut olayda da davacı şirket vekili, önceki dönemde yönetim ve denetim kurulu üyesi olan davalıların müvekkili şirketi zarara uğrattıklarını ileri sürmüş, hangi eylemleriyle zararın doğduğunu dilekçesinde ayrıntılı şekilde açıklamıştır. Mahkemece bilirkişi raporuna itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, hüküm yeterli araştırma ve incelemeye dayanmadığı gibi temel alınan bilirkişi raporu da uyuşmazlığı çözmeye elverişli değildir. Davacı vekili bilirkişi kurulunun salt 2003 yılı defter ve kayıtların incelediğini, diğer defter ve kayıtlarının Maliye incelemesinde bulunduğunu, defter ve kayıtların hazır olduğunu belirtmiş, ek raporda bunların incelenip incelenmediği açıklanmamıştır.
Ayrıca, dava dilekçesinde ve ekinde bulunan denetim kurulu raporundaki davalılara atfedilen işlemlerin şirketi zarara uğratan işlemler olup olmadığı denetime uygun şekilde incelenmemiş, genel ifadelerle yetinilmiştir. Öte yandan, davacı şirket hakkındaki tedbir kararının davalılara tebliğine rağmen şirket menfaatine aykırı tasarruflarda bulundukları da ileri sürülmüştür. Bu iddia da tedbir kararının dosyada bulunmadığı ve tebliğine dair bilgi olmadığı şekilde açıklamalarla değerlendirilmiştir. Oysa, tedbir kararı dosyada mevcut olduğu gibi tebliğine dair davacı vekili belge de sunmuştur. Davacı şirketin Ergani Şubesi’nden para çalınmasıyla ilgili olarak sanıkların beraat ettiği kabul edilerek bir sorumlulukların bulunmadığı açıklanmıştır.
Ancak, bu kararın içeriği dosyada belli olmadığı gibi sanıkların beraat etmiş bulunmaları davalıların da sorumsuzluğu sonucunu doğurmayabilir. Davacıları şubede çalışanın seçiminden ve denetlenmesinden dolayı sorumlukları söz konusu olabilir. O halde, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiştir. Bu durum karşısında, davacı vekilinin rapora yönelik itirazları da dikkate alınarak, anonim şirket işletmecisi, şirketler hukukçusu ve mali müşavirden oluşan bilirkişi kurulu oluşturulup, davacı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılıp, tarafların iddiaları ve savunmalarını karşılayan ve denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Ayrıca, 5411 sayılı Kanunun 133/son maddesi hükmü uyarınca temyiz eden ...’nin maktu vekalet ücretinden sorumlu tutulması gerekirken yazılı şekilde vekalet ücretine hükmedilmesi de kabul şekli bakımından doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
3-Bozma sebep ve şekline göre, davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle temlik alan davacı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, takdir olunan 900.00 TL duruşma vekalet ücretinin davalılardan alınarak davalı ...'ye verilmesine, davacı temlik alan ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 17/04/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1056128200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz