Doğrudan zarar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13486 E. 2012/5562 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
doğrudan zarar↗ ttk 309/4↗ dolaylı zarar↗ şirketin feshi↗ şirket zararı↗ fesih↗ içtihadı birleştirme kararı↗ yönetim kurulu kararı↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle ortaklığın devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın TTK 549/4 maddesi gereğince kabulüne, şirketin fesih ve tasfiyesine, karşı davada ise; davacının haksız rekabeti nedeniyle şirketin zarara uğradığı gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL tazminatın İnfoset Piyasa Dan.Tic.Ltd.Şti’ne ödenmesine, karşı davacının alacak isteminin ise ispatlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, şirket dışındaki taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1) TTK`nun 1460.maddesi hükmüne göre, ortakların şiketle olan davaları basit yargılama usulüne tabi olup, HUMK.nun 176/11.madde ve bendinde ise basit yargılama usulüne bağlı tutulan dava ve işlere adli aravermede de bakılacağı öngörülmüştür.
Mahkeme ilamı, davalı-karşı davacı vekiline 16.08.2010 tarihinde tebliğ edilmiş olup,
karar aynı vekil tarafından HUMK`nun 432/1. madde hükmünde yazılı 15 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 08.09.2010 günü temyiz edilmiştir. Aynı Yasa’nın 432/4.maddesi uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi ,01.03.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay tarafından da bu yönde karar verebileceğinden, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2) Davacı- karşı davalı vekilinin temyiz istemleri yönünden yapılan incelemede ise; asıl dava şirketin feshi istemine, karşı dava ise TTK 309 maddesi uyarınca şirket yöneticisinin şirkete verdiği zararların tazmini istemine ilişkindir.
TTK’nun 556 ncı maddesi hükmü yollamasıyla aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, TTK’nun 340 ncı maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309 ncu maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda da iddia, şirketin yöneticisi olan davacı-karşı davalının haksız rekabetiyle ortaklığı zarara uğrattığına yönelik olup, dolaylı zarara ilişkin işbu davanın TTK 309 maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
Yukarıda açıklanan ilke uyarınca böyle bir davada davacının dava sonunda hükmedilecek tazminatı şirket yararına istemiş olması gerekmektedir. Oysa somut olayda davalı-karşı davacı tazminatı kendisi için istemiş bulunmasına göre karşı davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde talep dahi aşılarak tazminatın şirkete ödenmesi şeklinde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı-karşı davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12527 E. 2014/19593 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaTTK’nun 556 ncı maddesi hükmü yollamasıyla aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, TTK’nun 340 ncı maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309 ncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda da iddia, şirketin yöneticisi olan davacı-karşı davalının «haksız rekabetiyle» ortaklığı zarara uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK 309 maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
Benzer bu karardaOysa, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, davacının iddiası, davalının müdürlük görevini ihmal ettiği, şirket faaliyetinde kullanmak üzere gönderilen paraları şahsı için harcadığı, bu surette zarara uğradığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · şirket müdürü · limited şirket
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin müdürü» olan davalının, şirkete verdiği ileri sürülen zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16807 E. 2014/5842 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… mına göre, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle ortaklığın devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın TTK 549/4 maddesi gereğince kabulüne, şirketin «fesih» ve tasfiyesine, karşı davada ise; davacının «haksız rekabeti» nedeniyle «şirketin zarara» uğradığı gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL tazminatın İnfoset Piyasa Dan.Tic.Ltd.Şti’ne ödenmesine, karşı davacının alacak isteminin ise ispa …
TTK’nun 556 ncı maddesi hükmü yollamasıyla aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, TTK’nun 340 ncı maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309 ncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaSomut olayda da davacının iddiası, davalıların şirketi iyi yönetememesi sebebiyle «şirketi zarara» uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
… dosya kapsamına göre, 6762 saylı TTK'nın 336 maddesi gereğince şirket alacaklıları tarafından şirket yöneticileri aleyhine, doğrudan uğradıkları zararlar, nedeniyle «sorumluluk davası» açılabileceği, somut olayda davacının talep ettiği zararın «doğrudan zarar» olduğu, davalıların zarardan «kusurlarının» olmadığını ispat etmedikçe TTK 338 madde gereğince davacı alacaklının uğradığı zarardan «müteselsilen sorumlu» bulundukları, davacının davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketten alacaklı olduğu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı, davacı tarafından şirkete verilen malların davalılar tarafından şirket kayıtlarına alınmadığı, şirketin gereği gibi idare edilmeyerek borca batık bir hale getirildiği, davalıların TTK 338 madde gereğince kusur veya sorumlu olmadıklarına dair herhangi bir delil «ibraz» edemedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Ancak, davacı, davalıların yöneticisi oldukları dava dışı şirketin kötü yönetilmesi sebebiyle, şirketten olan alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağının, şirket yöneticileri olan davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş; mahkemece davacının zararının «doğrudan zarar» olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası · müteselsil sorumluluk · kusur · ibraz
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, 6762 saylı TTK'nın 336 maddesi gereğince şirket alacaklıları tarafından şirket yöneticileri aleyhine, doğrudan uğradıkları zararlar, nedeniyle «sorumluluk davası» açılabileceği, somut olayda davacının talep ettiği zararın «doğrudan zarar» olduğu, davalıların zarardan «kusurlarının» olmadığını ispat etmedikçe TTK 338 madde gereğince davacı alacaklının uğradığı zarardan «müteselsilen sorumlu» bulundukları, davacının davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketten alacaklı olduğu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı, davacı tarafından şirkete verilen malların davalılar tarafından şirket kayıtlarına alınmadığı, şirketin gereği gibi idare edilmeyerek borca batık bir hale getirildiği, davalıların TTK 338 madde gereğince kusur veya sorumlu olmadıklarına dair herhangi bir delil «ibraz» edemedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin «kusura» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2553 E. 2013/3160 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… mına göre, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle ortaklığın devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın TTK 549/4 maddesi gereğince kabulüne, şirketin «fesih» ve tasfiyesine, karşı davada ise; davacının «haksız rekabeti» nedeniyle «şirketin zarara» uğradığı gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL tazminatın İnfoset Piyasa Dan.Tic.Ltd.Şti’ne ödenmesine, karşı davacının alacak isteminin ise ispa …
TTK’nun 556 ncı maddesi hükmü yollamasıyla aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, TTK’nun 340 ncı maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309 ncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu konuda mahkemece, davacının «delilleri toplanıp» dava dışı şirketin «ticari defter» ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» de yaptırılmak suretiyle davalının «şirketi zarara» uğratıp uğratmadığı, zarara uğramış ise bu zararın davacının «doğrudan zararı» olup olmadığı ve davacının tazminatın kendisine verilmesini isteyip isteyemeyeceği üzerinde de durularak karar verilmesi gerekirken davanın «alacak davası» olarak nitelendirilip yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Mülga ...’nun 556 ncı madde hükmü yollamasıyla, aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, mülga ...’nun 340 ncı maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309 ncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürünün sorumluluğu · delillerin toplanmaması · kar payı · şirket müdürü · alacak davası · husumet yokluğu · bilirkişi incelemesi · haksız fiil
Benzer bu karardaBu konuda mahkemece, davacının «delilleri toplanıp» dava dışı şirketin «ticari defter» ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» de yaptırılmak suretiyle davalının «şirketi zarara» uğratıp uğratmadığı, zarara uğramış ise bu zararın davacının «doğrudan zararı» olup olmadığı ve davacının tazminatın kendisine verilmesini isteyip isteyemeyeceği üzerinde de durularak karar verilmesi gerekirken davanın «alacak davası» olarak nitelendirilip yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya karşı herhangi bir «haksız fiili» bulunmadığı, bu durumda davacının talep ettiği alacak kalemleri «limited şirketten» olan alacağına dayandığı, diğer deyişle dava, limited şirketten olan «kar payı» ve diğer alacakların istemine ilişkin olup Yargıtay 11.
Dava, şirket müdürünün şirketi kötü yönettiği, borçlandırdığı, şirket mevcudundan kendi şahsi borçlarını karşıladığı iddiasıyla açılan «şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkin dava olup, mahkemece «husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk Dairesinin yerleşik kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, bu tür davalarda diğer ortak durumunda olan davalı ...'e kişisel yönden «husumet» düşmeyeceği gerekçesiyle davacı vekili tarafından davalı ortak ... aleyhine açılan davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11329 E. 2014/14183 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… mına göre, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle ortaklığın devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın TTK 549/4 maddesi gereğince kabulüne, şirketin «fesih» ve tasfiyesine, karşı davada ise; davacının «haksız rekabeti» nedeniyle «şirketin zarara» uğradığı gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL tazminatın İnfoset Piyasa Dan.Tic.Ltd.Şti’ne ödenmesine, karşı davacının alacak isteminin ise ispa …
TTK’nun 556 ncı maddesi hükmü yollamasıyla aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, TTK’nun 340 ncı maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309 ncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaSomut olayda da davacı iddiası, davalının şirketi iyi yönetememesi sebebiyle «şirketi zarara» uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
Şti. yöneticisi davalının şirketin yöneticisi olması nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığı, bu fiilleri bilerek meydana getirdiği, şirketin borca batık olduğu halde İzmir 6.
Ancak, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bono · limited şirket
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/801 Esas sayılı dosyasında yer aldığı üzere 45.500,00 TL tutarındaki bonoyu verdiği, davalının davacı dışında başka çiftçilere de şirketin borca batık olmasına rağmen karşılıksız «bonolar» verdiği, TTK'nın 336/5 maddesi uyarınca davalı yöneticinin kasti davranışı neticesinde sorumluluğun meydana geldiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
1- Dava, tazminat istemine ilişkin olup, davacı, dava dışı «limited şirketin» kötü yönetilmesi sebebiyle alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağın davalı şirket müdüründen tahsilini talep ve dava etmiş, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8811 E. 2010/89 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirketin feshi · şirket zararı · fesih · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… mına göre, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle ortaklığın devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın TTK 549/4 maddesi gereğince kabulüne, şirketin «fesih» ve tasfiyesine, karşı davada ise; davacının «haksız rekabeti» nedeniyle «şirketin zarara» uğradığı gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL tazminatın İnfoset Piyasa Dan.Tic.Ltd.Şti’ne ödenmesine, karşı davacının alacak isteminin ise ispa …
2) Davacı- karşı davalı vekilinin temyiz istemleri yönünden yapılan incelemede ise; asıl dava «şirketin feshi» istemine, karşı dava ise TTK 309 maddesi uyarınca şirket yöneticisinin şirkete verdiği zararların tazmini istemine ilişkindir.
TTK’nun 556 ncı maddesi hükmü yollamasıyla aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Benzer bu karardaDavacı, «limited şirket ortağı» olup, şirketin diğer ortağı olan davalının eylemleri nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı olarak tazminat ve «şirketin feshi» isteminde bulunmuştur.
… ahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, tarafların %50'şer ortak oldukları şirkette davalının, her ne kadar «kesin» sonuç tasfiyeden sonra ortaya çıkacak olsa da- davacı ortağını zarara uğratarak uzun süredir ortalıktan kayboluşu, hakkındaki emniyeti suiistimal kamu davasının «derdest» oluşu nedeniyle artık davacı ve davalının müşterek bir gaye için şirketi idame ettiremeyecekleri, şirketin amacını gerçekleştirme imkanı kalmadığından bu sebepler davacı ortak açısından TTK’nun 549/4.maddesi anlamında “«haklı sebep»” olduğu, davacının kar veya zararının ancak tasfiyeden sonra belirlenecek olması nedeniyle ve henüz «tasfiye» işlemi de gerçekleşmedi- ğinden davacının tazminata ilişkin talebinin erken açılmış bir dava olduğu gerekçesiyle, davacının tazminata ilişkin talebinin erken açılmış bir dava olması nedeniyle reddine, şirketin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
TTK'nun 556. maddesinin yaptığı atıf ile «limited şirketler» hakkında da uygulanması mümkün olan 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · limited şirket ortağı · haklı sebep · tasfiye memuru atanması · derdestlik · tasfiye memuru · limited şirket · ek tasfiye
Benzer bu kararda… ahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, tarafların %50'şer ortak oldukları şirkette davalının, her ne kadar «kesin» sonuç tasfiyeden sonra ortaya çıkacak olsa da- davacı ortağını zarara uğratarak uzun süredir ortalıktan kayboluşu, hakkındaki emniyeti suiistimal kamu davasının «derdest» oluşu nedeniyle artık davacı ve davalının müşterek bir gaye için şirketi idame ettiremeyecekleri, şirketin amacını gerçekleştirme imkanı kalmadığından bu sebepler davacı ortak açısından TTK’nun 549/4.maddesi anlamında “«haklı sebep»” olduğu, davacının kar veya zararının ancak tasfiyeden sonra belirlenecek olması nedeniyle ve henüz «tasfiye» işlemi de gerçekleşmedi- ğinden davacının tazminata ilişkin talebinin erken açılmış bir dava olduğu gerekçesiyle, davacının tazminata ilişkin talebinin erken açılmış bir dava olması nedeniyle reddine, şirketin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
Davacı, «limited şirket ortağı» olup, şirketin diğer ortağı olan davalının eylemleri nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı olarak tazminat ve «şirketin feshi» isteminde bulunmuştur.
TTK'nun 556. maddesinin yaptığı atıf ile «limited şirketler» hakkında da uygulanması mümkün olan 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Yukarıda da açıklandığı üzere davacının dolayısıyla uğradığı zarar nedeniyle şirket lehine hükmedilmek üzere tazminat isteminde bulunması mümkün olup, davacının talebinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken, bu konudaki istemin «erken açılan» bir dava olarak nitelendirilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/13486 E. , 2012/5562 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Kadıköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 11.05.2010 tarih ve 2007/290-2010/404 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi Şirket dışındaki taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı-karşı davalı vekili, müvekkili ile davalılardan ...’ün diğer davalı feshi istenen limitet şirketin ortağı olduklarını, ortaklar arasında anlaşmazlık olduğunu, müvekkilinin tehdit edildiğini, şirket faaliyetlerinin durduğunu ve artık ortaklığın çalışamaz hale geldiğini ileri sürerek, davalı şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı-karşı davacı ... vekili, davacının çıkardığı niza üzerine birlikte devam etme imkanı kalmayan müvekkilinin 2006 yılında fiilen şirketten ayrıldığını, davanın haksız olduğunu ve reddinin gerektiğini savunmuş, karşı dava olarak da; müvekkilinin şirketten alacaklı olduğunu, şirketin tasfiye sürecine girmesinden davacının sorumlu olması nedeniyle şimdilik 5.000,00 TL alacağının davacıdan tahsilinin gerektiğini, ayrıca, davacının paravan bir şirket kurmak suretiyle haksız rekabette bulunarak müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek şimdilik 5.000,00 TL tazminatın müvekkiline verilmesini karşı dava olarak talep etmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle ortaklığın devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın TTK 549/4 maddesi gereğince kabulüne, şirketin fesih ve tasfiyesine, karşı davada ise; davacının haksız rekabeti nedeniyle şirketin zarara uğradığı gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL tazminatın İnfoset Piyasa Dan.Tic.Ltd.Şti’ne ödenmesine, karşı davacının alacak isteminin ise ispatlanmadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, şirket dışındaki taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1) TTK`nun 1460.maddesi hükmüne göre, ortakların şiketle olan davaları basit yargılama usulüne tabi olup, HUMK.nun 176/11.madde ve bendinde ise basit yargılama usulüne bağlı tutulan dava ve işlere adli aravermede de bakılacağı öngörülmüştür.
Mahkeme ilamı, davalı-karşı davacı vekiline 16.08.2010 tarihinde tebliğ edilmiş olup,
karar aynı vekil tarafından HUMK`nun 432/1. madde hükmünde yazılı 15 günlük yasal temyiz süresi geçirildikten sonra 08.09.2010 günü temyiz edilmiştir. Aynı Yasa’nın 432/4.maddesi uyarınca süresinden sonra yapılan temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi ,01.03.1990 gün ve 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince Yargıtay tarafından da bu yönde karar verebileceğinden, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz isteminin süre yönünden reddi gerekmiştir.
2) Davacı- karşı davalı vekilinin temyiz istemleri yönünden yapılan incelemede ise; asıl dava şirketin feshi istemine, karşı dava ise TTK 309 maddesi uyarınca şirket yöneticisinin şirkete verdiği zararların tazmini istemine ilişkindir.
TTK’nun 556 ncı maddesi hükmü yollamasıyla aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, TTK’nun 340 ncı maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309 ncu maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda da iddia, şirketin yöneticisi olan davacı-karşı davalının haksız rekabetiyle ortaklığı zarara uğrattığına yönelik olup, dolaylı zarara ilişkin işbu davanın TTK 309 maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
Yukarıda açıklanan ilke uyarınca böyle bir davada davacının dava sonunda hükmedilecek tazminatı şirket yararına istemiş olması gerekmektedir. Oysa somut olayda davalı-karşı davacı tazminatı kendisi için istemiş bulunmasına göre karşı davanın bu nedenle reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde talep dahi aşılarak tazminatın şirkete ödenmesi şeklinde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı-karşı davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı-karşı davacı vekilinin temyiz isteminin HUMK.nun 432/4. maddesi gereğince süre yönünden REDDİNE, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle de davacı-karşı davalı vekilinin karşı davaya ilişkin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın BOZULMASINA, istek halinde aşağıda yazılı 53,10 TL harcın temyiz eden davalı-karşı davacıya iadesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacı-karşı davalıya iadesine, 06.04.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1057059300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz