Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/2553 E. 2013/3160 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
şirket müdürünün sorumluluğu↗ doğrudan zarar↗ delillerin toplanmaması↗ kar payı↗ şirket müdürü↗ ticari defter kayıtları↗ şirket zararı↗ alacak davası↗ husumet yokluğu↗ bilirkişi incelemesi↗ haksız fiil↗ limited şirket↗ kâr payı↗ ticari defter↗ yönetim kurulu kararı↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya karşı herhangi bir haksız fiili bulunmadığı, bu durumda davacının talep ettiği alacak kalemleri limited şirketten olan alacağına dayandığı, diğer deyişle dava, limited şirketten olan kar payı ve diğer alacakların istemine ilişkin olup Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, bu tür davalarda diğer ortak durumunda olan davalı ...'e kişisel yönden husumet düşmeyeceği gerekçesiyle davacı vekili tarafından davalı ortak ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirket müdürünün şirketi kötü yönettiği, borçlandırdığı, şirket mevcudundan kendi şahsi borçlarını karşıladığı iddiasıyla açılan şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkin dava olup, mahkemece husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı İsmet şirket müdürü olup dava dilekçesindeki iddialar gözetildiğinde işbu davada mülga ...'nın 556.maddesinin atfıyla mülga ... 309, 336. maddelerin uygulanması gerekmektedir.
Mülga ...’nun 556 ncı madde hükmü yollamasıyla, aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, mülga ...’nun 340 ncı maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309 ncu maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda davacı, davalının şirketi ne surette zarara uğrattığını dava dilekçesinde açıkladığı halde, bu konularda mahkemece dava dışı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme ve araştırma yapılmamış, davacının bu konudaki delilleri toplanmamıştır. Bu konuda mahkemece, davacının delilleri toplanıp dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle davalının şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, zarara uğramış ise bu zararın davacının doğrudan zararı olup olmadığı ve davacının tazminatın kendisine verilmesini isteyip isteyemeyeceği üzerinde de durularak karar verilmesi gerekirken davanın alacak davası olarak nitelendirilip yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12527 E. 2014/19593 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket müdürü · limited şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya karşı herhangi bir «haksız fiili» bulunmadığı, bu durumda davacının talep ettiği alacak kalemleri «limited şirketten» olan alacağına dayandığı, diğer deyişle dava, limited şirketten olan «kar payı» ve diğer alacakların istemine ilişkin olup Yargıtay 11.
Ancak, davalı İsmet «şirket müdürü» olup dava dilekçesindeki iddialar gözetildiğinde işbu davada mülga ...'nın 556.maddesinin atfıyla mülga ...
Mülga ...’nun 556 ncı madde hükmü yollamasıyla, aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin müdürü» olan davalının, şirkete verdiği ileri sürülen zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · dolaylı zarar
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin müdürü» olan davalının, şirkete verdiği ileri sürülen zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının iddiası, davalının müdürlük görevini ihmal ettiği, şirket faaliyetinde kullanmak üzere gönderilen paraları şahsı için harcadığı, bu surette zarara uğradığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13486 E. 2012/5562 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaBu konuda mahkemece, davacının «delilleri toplanıp» dava dışı şirketin «ticari defter» ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» de yaptırılmak suretiyle davalının «şirketi zarara» uğratıp uğratmadığı, zarara uğramış ise bu zararın davacının «doğrudan zararı» olup olmadığı ve davacının tazminatın kendisine verilmesini isteyip isteyemeyeceği üzerinde de durularak karar verilmesi gerekirken davanın «alacak davası» olarak nitelendirilip yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Mülga ...’nun 556 ncı madde hükmü yollamasıyla, aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, mülga ...’nun 340 ncı maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309 ncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda… mına göre, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle ortaklığın devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın TTK 549/4 maddesi gereğince kabulüne, şirketin «fesih» ve tasfiyesine, karşı davada ise; davacının «haksız rekabeti» nedeniyle «şirketin zarara» uğradığı gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL tazminatın İnfoset Piyasa Dan.Tic.Ltd.Şti’ne ödenmesine, karşı davacının alacak isteminin ise ispa …
TTK’nun 556 ncı maddesi hükmü yollamasıyla aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, TTK’nun 340 ncı maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309 ncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · şirketin feshi · fesih · haksız rekabet
Benzer bu kararda… mına göre, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle ortaklığın devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın TTK 549/4 maddesi gereğince kabulüne, şirketin «fesih» ve tasfiyesine, karşı davada ise; davacının «haksız rekabeti» nedeniyle «şirketin zarara» uğradığı gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL tazminatın İnfoset Piyasa Dan.Tic.Ltd.Şti’ne ödenmesine, karşı davacının alacak isteminin ise ispa …
Somut olayda da iddia, şirketin yöneticisi olan davacı-karşı davalının «haksız rekabetiyle» ortaklığı zarara uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK 309 maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
2) Davacı- karşı davalı vekilinin temyiz istemleri yönünden yapılan incelemede ise; asıl dava «şirketin feshi» istemine, karşı dava ise TTK 309 maddesi uyarınca şirket yöneticisinin şirkete verdiği zararların tazmini istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11329 E. 2014/14183 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket zararı · limited şirket · yönetim kurulu kararı · Tazminat
İncelediğiniz karardaBu konuda mahkemece, davacının «delilleri toplanıp» dava dışı şirketin «ticari defter» ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» de yaptırılmak suretiyle davalının «şirketi zarara» uğratıp uğratmadığı, zarara uğramış ise bu zararın davacının «doğrudan zararı» olup olmadığı ve davacının tazminatın kendisine verilmesini isteyip isteyemeyeceği üzerinde de durularak karar verilmesi gerekirken davanın «alacak davası» olarak nitelendirilip yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya karşı herhangi bir «haksız fiili» bulunmadığı, bu durumda davacının talep ettiği alacak kalemleri «limited şirketten» olan alacağına dayandığı, diğer deyişle dava, limited şirketten olan «kar payı» ve diğer alacakların istemine ilişkin olup Yargıtay 11.
Mülga ...’nun 556 ncı madde hükmü yollamasıyla, aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Benzer bu karardaŞti. yöneticisi davalının şirketin yöneticisi olması nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığı, bu fiilleri bilerek meydana getirdiği, şirketin borca batık olduğu halde İzmir 6.
1- Dava, tazminat istemine ilişkin olup, davacı, dava dışı «limited şirketin» kötü yönetilmesi sebebiyle alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağın davalı şirket müdüründen tahsilini talep ve dava etmiş, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · bono
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/801 Esas sayılı dosyasında yer aldığı üzere 45.500,00 TL tutarındaki bonoyu verdiği, davalının davacı dışında başka çiftçilere de şirketin borca batık olmasına rağmen karşılıksız «bonolar» verdiği, TTK'nın 336/5 maddesi uyarınca davalı yöneticinin kasti davranışı neticesinde sorumluluğun meydana geldiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda da davacı iddiası, davalının şirketi iyi yönetememesi sebebiyle «şirketi zarara» uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16807 E. 2014/5842 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaBu konuda mahkemece, davacının «delilleri toplanıp» dava dışı şirketin «ticari defter» ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» de yaptırılmak suretiyle davalının «şirketi zarara» uğratıp uğratmadığı, zarara uğramış ise bu zararın davacının «doğrudan zararı» olup olmadığı ve davacının tazminatın kendisine verilmesini isteyip isteyemeyeceği üzerinde de durularak karar verilmesi gerekirken davanın «alacak davası» olarak nitelendirilip yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Mülga ...’nun 556 ncı madde hükmü yollamasıyla, aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, mülga ...’nun 340 ncı maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309 ncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, 6762 saylı TTK'nın 336 maddesi gereğince şirket alacaklıları tarafından şirket yöneticileri aleyhine, doğrudan uğradıkları zararlar, nedeniyle «sorumluluk davası» açılabileceği, somut olayda davacının talep ettiği zararın «doğrudan zarar» olduğu, davalıların zarardan «kusurlarının» olmadığını ispat etmedikçe TTK 338 madde gereğince davacı alacaklının uğradığı zarardan «müteselsilen sorumlu» bulundukları, davacının davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketten alacaklı olduğu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı, davacı tarafından şirkete verilen malların davalılar tarafından şirket kayıtlarına alınmadığı, şirketin gereği gibi idare edilmeyerek borca batık bir hale getirildiği, davalıların TTK 338 madde gereğince kusur veya sorumlu olmadıklarına dair herhangi bir delil «ibraz» edemedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Ancak, davacı, davalıların yöneticisi oldukları dava dışı şirketin kötü yönetilmesi sebebiyle, şirketten olan alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağının, şirket yöneticileri olan davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş; mahkemece davacının zararının «doğrudan zarar» olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · sorumluluk davası · müteselsil sorumluluk · kusur · ibraz
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, 6762 saylı TTK'nın 336 maddesi gereğince şirket alacaklıları tarafından şirket yöneticileri aleyhine, doğrudan uğradıkları zararlar, nedeniyle «sorumluluk davası» açılabileceği, somut olayda davacının talep ettiği zararın «doğrudan zarar» olduğu, davalıların zarardan «kusurlarının» olmadığını ispat etmedikçe TTK 338 madde gereğince davacı alacaklının uğradığı zarardan «müteselsilen sorumlu» bulundukları, davacının davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketten alacaklı olduğu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı, davacı tarafından şirkete verilen malların davalılar tarafından şirket kayıtlarına alınmadığı, şirketin gereği gibi idare edilmeyerek borca batık bir hale getirildiği, davalıların TTK 338 madde gereğince kusur veya sorumlu olmadıklarına dair herhangi bir delil «ibraz» edemedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda da davacının iddiası, davalıların şirketi iyi yönetememesi sebebiyle «şirketi zarara» uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin «kusura» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5994 E. 2013/18127 K.
Ortak:doğrudan zarar · kar payı · şirket zararı · kâr payı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya karşı herhangi bir «haksız fiili» bulunmadığı, bu durumda davacının talep ettiği alacak kalemleri «limited şirketten» olan alacağına dayandığı, diğer deyişle dava, limited şirketten olan «kar payı» ve diğer alacakların istemine ilişkin olup Yargıtay 11.
Bu konuda mahkemece, davacının «delilleri toplanıp» dava dışı şirketin «ticari defter» ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» de yaptırılmak suretiyle davalının «şirketi zarara» uğratıp uğratmadığı, zarara uğramış ise bu zararın davacının «doğrudan zararı» olup olmadığı ve davacının tazminatın kendisine verilmesini isteyip isteyemeyeceği üzerinde de durularak karar verilmesi gerekirken davanın «alacak davası» olarak nitelendirilip yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Mülga ...’nun 556 ncı madde hükmü yollamasıyla, aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, her ne kadar davacı tarafça ortaklık payının tespiti talep edilmiş ise de açıklanan nedenle davacının ortak olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 40.383 TL’nin ödeme tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, ortaklığın tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının davalı şirkete ortak olduğunun ve ortaklık «payının» tespiti, davalı şirket yöneticilerinin eylemleri dolayısıyla «şirketin zarar» etmesi nedeniyle uğranılan zararın ve şirket hisselerinin nominal bedelinin üzerinde alınan bedelin tahsili istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle ve taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Zira, davacı taraf davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürerek ortaklığının ve ortaklık «payının» tespitini istemiş, davalı taraf da davacının davalı şirketin ortağı olduğunu kabul etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, her ne kadar davacı tarafça ortaklık payının tespiti talep edilmiş ise de açıklanan nedenle davacının ortak olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 40.383 TL’nin ödeme tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, ortaklığın tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının davalı şirkete ortak olduğunun ve ortaklık «payının» tespiti, davalı şirket yöneticilerinin eylemleri dolayısıyla «şirketin zarar» etmesi nedeniyle uğranılan zararın ve şirket hisselerinin nominal bedelinin üzerinde alınan bedelin tahsili istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle ve taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8811 E. 2010/89 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket zararı · limited şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaBu konuda mahkemece, davacının «delilleri toplanıp» dava dışı şirketin «ticari defter» ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» de yaptırılmak suretiyle davalının «şirketi zarara» uğratıp uğratmadığı, zarara uğramış ise bu zararın davacının «doğrudan zararı» olup olmadığı ve davacının tazminatın kendisine verilmesini isteyip isteyemeyeceği üzerinde de durularak karar verilmesi gerekirken davanın «alacak davası» olarak nitelendirilip yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya karşı herhangi bir «haksız fiili» bulunmadığı, bu durumda davacının talep ettiği alacak kalemleri «limited şirketten» olan alacağına dayandığı, diğer deyişle dava, limited şirketten olan «kar payı» ve diğer alacakların istemine ilişkin olup Yargıtay 11.
Mülga ...’nun 556 ncı madde hükmü yollamasıyla, aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Benzer bu karardaDavacı, «limited şirket ortağı» olup, şirketin diğer ortağı olan davalının eylemleri nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı olarak tazminat ve «şirketin feshi» isteminde bulunmuştur.
TTK'nun 556. maddesinin yaptığı atıf ile «limited şirketler» hakkında da uygulanması mümkün olan 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma şeklinde oluşmuşsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:erken açılan dava · limited şirket ortağı · haklı sebep · şirketin feshi · tasfiye memuru atanması · derdestlik · tasfiye memuru · fesih
Benzer bu kararda… ahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, tarafların %50'şer ortak oldukları şirkette davalının, her ne kadar «kesin» sonuç tasfiyeden sonra ortaya çıkacak olsa da- davacı ortağını zarara uğratarak uzun süredir ortalıktan kayboluşu, hakkındaki emniyeti suiistimal kamu davasının «derdest» oluşu nedeniyle artık davacı ve davalının müşterek bir gaye için şirketi idame ettiremeyecekleri, şirketin amacını gerçekleştirme imkanı kalmadığından bu sebepler davacı ortak açısından TTK’nun 549/4.maddesi anlamında “«haklı sebep»” olduğu, davacının kar veya zararının ancak tasfiyeden sonra belirlenecek olması nedeniyle ve henüz «tasfiye» işlemi de gerçekleşmedi- ğinden davacının tazminata ilişkin talebinin erken açılmış bir dava olduğu gerekçesiyle, davacının tazminata ilişkin talebinin erken açılmış bir dava olması nedeniyle reddine, şirketin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
Davacı, «limited şirket ortağı» olup, şirketin diğer ortağı olan davalının eylemleri nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı olarak tazminat ve «şirketin feshi» isteminde bulunmuştur.
Somut olayda mahkemece isabetli olarak «şirketin feshine» karar verilmiş ise de, davacının tazminat istemi yönünden davanın erken açıldığı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda da açıklandığı üzere davacının dolayısıyla uğradığı zarar nedeniyle şirket lehine hükmedilmek üzere tazminat isteminde bulunması mümkün olup, davacının talebinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken, bu konudaki istemin «erken açılan» bir dava olarak nitelendirilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/2553 E. , 2013/3160 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 30/06/2011 tarih ve 2009/216-2011/136 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı ...'ün Ar-İs Gıda Tarım Ürünleri Ltd Şti'nin hissedarı ve aynı zamanda şirket müdürü olduğunu davacının ise bu şirkette %40 hissedar olduğunu, davalının müdürlük yetkilerini kötüye kullanarak şirketi borçlandırdığını ve şirket gelirlerini şahsi borçlarını kapatmak için kullanıp şirketi zarara uğrattığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile ....000,00-TL alacaklarının dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya karşı herhangi bir haksız fiili bulunmadığı, bu durumda davacının talep ettiği alacak kalemleri limited şirketten olan alacağına dayandığı, diğer deyişle dava, limited şirketten olan kar payı ve diğer alacakların istemine ilişkin olup Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşik kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, bu tür davalarda diğer ortak durumunda olan davalı ...'e kişisel yönden husumet düşmeyeceği gerekçesiyle davacı vekili tarafından davalı ortak ... aleyhine açılan davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirket müdürünün şirketi kötü yönettiği, borçlandırdığı, şirket mevcudundan kendi şahsi borçlarını karşıladığı iddiasıyla açılan şirket müdürünün sorumluluğuna ilişkin dava olup, mahkemece husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, davalı İsmet şirket müdürü olup dava dilekçesindeki iddialar gözetildiğinde işbu davada mülga ...'nın 556.maddesinin atfıyla mülga ... 309, 336. maddelerin uygulanması gerekmektedir.
Mülga ...’nun 556 ncı madde hükmü yollamasıyla, aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma oluşmuşsa, mülga ...’nun 340 ncı maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309 ncu maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda davacı, davalının şirketi ne surette zarara uğrattığını dava dilekçesinde açıkladığı halde, bu konularda mahkemece dava dışı şirketin defter ve kayıtları üzerinde inceleme ve araştırma yapılmamış, davacının bu konudaki delilleri toplanmamıştır. Bu konuda mahkemece, davacının delilleri toplanıp dava dışı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi de yaptırılmak suretiyle davalının şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, zarara uğramış ise bu zararın davacının doğrudan zararı olup olmadığı ve davacının tazminatın kendisine verilmesini isteyip isteyemeyeceği üzerinde de durularak karar verilmesi gerekirken davanın alacak davası olarak nitelendirilip yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, .../02/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/487165200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz