6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirketin feshi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/8811 E. 2010/89 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
erken açılan dava limited şirket ortağı doğrudan zarar ttk 309/4 haklı sebep şirketin feshi tasfiye memuru atanması şirket zararı derdestlik tasfiye memuru fesih limited şirket ek tasfiye yönetim kurulu kararı kesin hüküm

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 309TTK 340TTK 549TTK 556

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, tarafların %50'şer ortak oldukları şirkette davalının, her ne kadar kesin sonuç tasfiyeden sonra ortaya çıkacak olsa da- davacı ortağını zarara uğratarak uzun süredir ortalıktan kayboluşu, hakkındaki emniyeti suiistimal kamu davasının derdest oluşu nedeniyle artık davacı ve davalının müşterek bir gaye için şirketi idame ettiremeyecekleri, şirketin amacını gerçekleştirme imkanı kalmadığından bu sebepler davacı ortak açısından TTK’nun 549/4.maddesi anlamında “haklı sebep” olduğu, davacının kar veya zararının ancak tasfiyeden sonra belirlenecek olması nedeniyle ve henüz tasfiye işlemi de gerçekleşmedi- ğinden davacının tazminata ilişkin talebinin erken açılmış bir dava olduğu gerekçesiyle, davacının tazminata ilişkin talebinin erken açılmış bir dava olması nedeniyle reddine, şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacı, limited şirket ortağı olup, şirketin diğer ortağı olan davalının eylemleri nedeniyle şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı olarak tazminat ve şirketin feshi isteminde bulunmuştur.

TTK'nun 556. maddesinin yaptığı atıf ile limited şirketler hakkında da uygulanması mümkün olan 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma şeklinde oluşmuşsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.

Somut olayda, şirketin zarara uğratıldığı iddiası ile tazminat talep edildiğine göre, dava TTK’nun 309. maddesi gereğince açılmış bir dava olup, şirket ortağı olan davacının bu davayı açmasında anılan maddeler gereğince bir engel bulunmadığı gibi yargılama sonunda davacının haklı olduğunun belirlenmesi halinde tazminat miktarının şirket yararına hükmedilmesi gerekmektedir.

Somut olayda mahkemece isabetli olarak şirketin feshine karar verilmiş ise de, davacının tazminat istemi yönünden davanın erken açıldığı sonucuna varılmıştır.

Yukarıda da açıklandığı üzere davacının dolayısıyla uğradığı zarar nedeniyle şirket lehine hükmedilmek üzere tazminat isteminde bulunması mümkün olup, davacının talebinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken, bu konudaki istemin erken açılan bir dava olarak nitelendirilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Doğrudan zarar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13486 E. 2012/5562 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Limited şirket müdürü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12527 E. 2014/19593 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Doğrudan zarar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16807 E. 2014/5842 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

3 benzer karar daha
  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2553 E. 2013/3160 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11329 E. 2014/14183 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Doğrudan zarar

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5994 E. 2013/18127 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2008/8811 E.  ,  2010/89 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Pertek Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.02.2008 tarih ve 2003/19-2008/4 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili ile davalı ...’in 1998 yılında kurulan Ltd.Şti.’nin %50 ortakları olduğunu, davalının ilk onbeş yıl için müdür olduğunu, ancak adı geçen müdürün şirkete ait malzemeleri çok düşük fiyata dava dışı şirkete sattığını, bunların müvekkilin doğrudan zararına neden olduğunu, şirket müdürü davalının kaçıp gitmesi nedeniyle şirketin sadece resmi evraklar üzerinde şirket olarak kaldığını, bu sebeple varlığını tek ortakla sürdürmesi mümkün olmayan şirketin feshinin gerektiğini, satılan malların dava tarihi itibariyle gerçek değerlerinin de tespit edilerek davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek, müvekkilinin doğrudan uğradığı fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 5.000.000.000.-TL zararın dava tarihinden itibaren ticari reeskont faiziyle davalıdan tahsiline, davalının bu eyleminin müvekkil yönünden muhik sebep teşkil etmesi nedeniyle şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı, davaya cevap vermemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, tarafların %50'şer ortak oldukları şirkette davalının, her ne kadar kesin sonuç tasfiyeden sonra ortaya çıkacak olsa da- davacı ortağını zarara uğratarak uzun süredir ortalıktan kayboluşu, hakkındaki emniyeti suiistimal kamu davasının derdest oluşu nedeniyle artık davacı ve davalının müşterek bir gaye için şirketi idame ettiremeyecekleri, şirketin amacını gerçekleştirme imkanı kalmadığından bu sebepler davacı ortak açısından TTK’nun 549/4.maddesi anlamında “haklı sebep” olduğu, davacının kar veya zararının ancak tasfiyeden sonra belirlenecek olması nedeniyle ve henüz tasfiye işlemi de gerçekleşmedi- ğinden davacının tazminata ilişkin talebinin erken açılmış bir dava olduğu gerekçesiyle, davacının tazminata ilişkin talebinin erken açılmış bir dava olması nedeniyle reddine, şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Davacı, limited şirket ortağı olup, şirketin diğer ortağı olan davalının eylemleri nedeniyle şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı olarak tazminat ve şirketin feshi isteminde bulunmuştur.

TTK'nun 556. maddesinin yaptığı atıf ile limited şirketler hakkında da uygulanması mümkün olan 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma şeklinde oluşmuşsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.

Somut olayda, şirketin zarara uğratıldığı iddiası ile tazminat talep edildiğine göre, dava TTK’nun 309. maddesi gereğince açılmış bir dava olup, şirket ortağı olan davacının bu davayı açmasında anılan maddeler gereğince bir engel bulunmadığı gibi yargılama sonunda davacının haklı olduğunun belirlenmesi halinde tazminat miktarının şirket yararına hükmedilmesi gerekmektedir.

Somut olayda mahkemece isabetli olarak şirketin feshine karar verilmiş ise de, davacının tazminat istemi yönünden davanın erken açıldığı sonucuna varılmıştır.

Yukarıda da açıklandığı üzere davacının dolayısıyla uğradığı zarar nedeniyle şirket lehine hükmedilmek üzere tazminat isteminde bulunması mümkün olup, davacının talebinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken, bu konudaki istemin erken açılan bir dava olarak nitelendirilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1007596500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.