Şirketin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/8811 E. 2010/89 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
erken açılan dava↗ limited şirket ortağı↗ doğrudan zarar↗ ttk 309/4↗ haklı sebep↗ şirketin feshi↗ tasfiye memuru atanması↗ şirket zararı↗ derdestlik↗ tasfiye memuru↗ fesih↗ limited şirket↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, tarafların %50'şer ortak oldukları şirkette davalının, her ne kadar kesin sonuç tasfiyeden sonra ortaya çıkacak olsa da- davacı ortağını zarara uğratarak uzun süredir ortalıktan kayboluşu, hakkındaki emniyeti suiistimal kamu davasının derdest oluşu nedeniyle artık davacı ve davalının müşterek bir gaye için şirketi idame ettiremeyecekleri, şirketin amacını gerçekleştirme imkanı kalmadığından bu sebepler davacı ortak açısından TTK’nun 549/4.maddesi anlamında “haklı sebep” olduğu, davacının kar veya zararının ancak tasfiyeden sonra belirlenecek olması nedeniyle ve henüz tasfiye işlemi de gerçekleşmedi- ğinden davacının tazminata ilişkin talebinin erken açılmış bir dava olduğu gerekçesiyle, davacının tazminata ilişkin talebinin erken açılmış bir dava olması nedeniyle reddine, şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, limited şirket ortağı olup, şirketin diğer ortağı olan davalının eylemleri nedeniyle şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı olarak tazminat ve şirketin feshi isteminde bulunmuştur.
TTK'nun 556. maddesinin yaptığı atıf ile limited şirketler hakkında da uygulanması mümkün olan 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma şeklinde oluşmuşsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, şirketin zarara uğratıldığı iddiası ile tazminat talep edildiğine göre, dava TTK’nun 309. maddesi gereğince açılmış bir dava olup, şirket ortağı olan davacının bu davayı açmasında anılan maddeler gereğince bir engel bulunmadığı gibi yargılama sonunda davacının haklı olduğunun belirlenmesi halinde tazminat miktarının şirket yararına hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda mahkemece isabetli olarak şirketin feshine karar verilmiş ise de, davacının tazminat istemi yönünden davanın erken açıldığı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda da açıklandığı üzere davacının dolayısıyla uğradığı zarar nedeniyle şirket lehine hükmedilmek üzere tazminat isteminde bulunması mümkün olup, davacının talebinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken, bu konudaki istemin erken açılan bir dava olarak nitelendirilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13486 E. 2012/5562 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirketin feshi · şirket zararı · fesih · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaDavacı, «limited şirket ortağı» olup, şirketin diğer ortağı olan davalının eylemleri nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı olarak tazminat ve «şirketin feshi» isteminde bulunmuştur.
… ahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, tarafların %50'şer ortak oldukları şirkette davalının, her ne kadar «kesin» sonuç tasfiyeden sonra ortaya çıkacak olsa da- davacı ortağını zarara uğratarak uzun süredir ortalıktan kayboluşu, hakkındaki emniyeti suiistimal kamu davasının «derdest» oluşu nedeniyle artık davacı ve davalının müşterek bir gaye için şirketi idame ettiremeyecekleri, şirketin amacını gerçekleştirme imkanı kalmadığından bu sebepler davacı ortak açısından TTK’nun 549/4.maddesi anlamında “«haklı sebep»” olduğu, davacının kar veya zararının ancak tasfiyeden sonra belirlenecek olması nedeniyle ve henüz «tasfiye» işlemi de gerçekleşmedi- ğinden davacının tazminata ilişkin talebinin erken açılmış bir dava olduğu gerekçesiyle, davacının tazminata ilişkin talebinin erken açılmış bir dava olması nedeniyle reddine, şirketin «fesih» ve tasfiyesine, «tasfiye memuru atanmasına» karar verilmiştir.
TTK'nun 556. maddesinin yaptığı atıf ile «limited şirketler» hakkında da uygulanması mümkün olan 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Benzer bu kararda… mına göre, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle ortaklığın devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın TTK 549/4 maddesi gereğince kabulüne, şirketin «fesih» ve tasfiyesine, karşı davada ise; davacının «haksız rekabeti» nedeniyle «şirketin zarara» uğradığı gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL tazminatın İnfoset Piyasa Dan.Tic.Ltd.Şti’ne ödenmesine, karşı davacının alacak isteminin ise ispa …
2) Davacı- karşı davalı vekilinin temyiz istemleri yönünden yapılan incelemede ise; asıl dava «şirketin feshi» istemine, karşı dava ise TTK 309 maddesi uyarınca şirket yöneticisinin şirkete verdiği zararların tazmini istemine ilişkindir.
TTK’nun 556 ncı maddesi hükmü yollamasıyla aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · haksız rekabet
Benzer bu karardaSomut olayda da iddia, şirketin yöneticisi olan davacı-karşı davalının «haksız rekabetiyle» ortaklığı zarara uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK 309 maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
… mına göre, ortaklar arasındaki uyuşmazlıklar nedeniyle ortaklığın devamının mümkün olmadığı gerekçesiyle asıl davanın TTK 549/4 maddesi gereğince kabulüne, şirketin «fesih» ve tasfiyesine, karşı davada ise; davacının «haksız rekabeti» nedeniyle «şirketin zarara» uğradığı gerekçesiyle karşı davanın kısmen kabulüne, 5.000,00 TL tazminatın İnfoset Piyasa Dan.Tic.Ltd.Şti’ne ödenmesine, karşı davacının alacak isteminin ise ispa …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12527 E. 2014/19593 K.
Ortak:doğrudan zarar · limited şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaTTK'nun 556. maddesinin yaptığı atıf ile «limited şirketler» hakkında da uygulanması mümkün olan 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Davacı, «limited şirket ortağı» olup, şirketin diğer ortağı olan davalının eylemleri nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı olarak tazminat ve «şirketin feshi» isteminde bulunmuştur.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma şeklinde oluşmuşsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin müdürü» olan davalının, şirkete verdiği ileri sürülen zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Oysa, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalmaya yol açmışsa, TTK’nın 340'ıncı maddesi yollamasıyla, aynı Yasa'nın 309'uncu maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · dolaylı zarar · şirket müdürü
Benzer bu karardaDava, «limited şirketin müdürü» olan davalının, şirkete verdiği ileri sürülen zararın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne, 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının iddiası, davalının müdürlük görevini ihmal ettiği, şirket faaliyetinde kullanmak üzere gönderilen paraları şahsı için harcadığı, bu surette zarara uğradığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/16807 E. 2014/5842 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaDavacı, «limited şirket ortağı» olup, şirketin diğer ortağı olan davalının eylemleri nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı olarak tazminat ve «şirketin feshi» isteminde bulunmuştur.
TTK'nun 556. maddesinin yaptığı atıf ile «limited şirketler» hakkında da uygulanması mümkün olan 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma şeklinde oluşmuşsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, 6762 saylı TTK'nın 336 maddesi gereğince şirket alacaklıları tarafından şirket yöneticileri aleyhine, doğrudan uğradıkları zararlar, nedeniyle «sorumluluk davası» açılabileceği, somut olayda davacının talep ettiği zararın «doğrudan zarar» olduğu, davalıların zarardan «kusurlarının» olmadığını ispat etmedikçe TTK 338 madde gereğince davacı alacaklının uğradığı zarardan «müteselsilen sorumlu» bulundukları, davacının davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketten alacaklı olduğu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı, davacı tarafından şirkete verilen malların davalılar tarafından şirket kayıtlarına alınmadığı, şirketin gereği gibi idare edilmeyerek borca batık bir hale getirildiği, davalıların TTK 338 madde gereğince kusur veya sorumlu olmadıklarına dair herhangi bir delil «ibraz» edemedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Ancak, davacı, davalıların yöneticisi oldukları dava dışı şirketin kötü yönetilmesi sebebiyle, şirketten olan alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağının, şirket yöneticileri olan davalılardan tahsilini talep ve dava etmiş; mahkemece davacının zararının «doğrudan zarar» olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmiştir.
6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · sorumluluk davası · müteselsil sorumluluk · kusur · ibraz
Benzer bu kararda… dosya kapsamına göre, 6762 saylı TTK'nın 336 maddesi gereğince şirket alacaklıları tarafından şirket yöneticileri aleyhine, doğrudan uğradıkları zararlar, nedeniyle «sorumluluk davası» açılabileceği, somut olayda davacının talep ettiği zararın «doğrudan zarar» olduğu, davalıların zarardan «kusurlarının» olmadığını ispat etmedikçe TTK 338 madde gereğince davacı alacaklının uğradığı zarardan «müteselsilen sorumlu» bulundukları, davacının davalıların yöneticisi olduğu dava dışı şirketten alacaklı olduğu, alacağın tahsili için başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı, davacı tarafından şirkete verilen malların davalılar tarafından şirket kayıtlarına alınmadığı, şirketin gereği gibi idare edilmeyerek borca batık bir hale getirildiği, davalıların TTK 338 madde gereğince kusur veya sorumlu olmadıklarına dair herhangi bir delil «ibraz» edemedikleri gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda da davacının iddiası, davalıların şirketi iyi yönetememesi sebebiyle «şirketi zarara» uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
3- Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin «kusura» yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2553 E. 2013/3160 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket zararı · limited şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaDavacı, «limited şirket ortağı» olup, şirketin diğer ortağı olan davalının eylemleri nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı olarak tazminat ve «şirketin feshi» isteminde bulunmuştur.
TTK'nun 556. maddesinin yaptığı atıf ile «limited şirketler» hakkında da uygulanması mümkün olan 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma şeklinde oluşmuşsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu konuda mahkemece, davacının «delilleri toplanıp» dava dışı şirketin «ticari defter» ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» de yaptırılmak suretiyle davalının «şirketi zarara» uğratıp uğratmadığı, zarara uğramış ise bu zararın davacının «doğrudan zararı» olup olmadığı ve davacının tazminatın kendisine verilmesini isteyip isteyemeyeceği üzerinde de durularak karar verilmesi gerekirken davanın «alacak davası» olarak nitelendirilip yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya karşı herhangi bir «haksız fiili» bulunmadığı, bu durumda davacının talep ettiği alacak kalemleri «limited şirketten» olan alacağına dayandığı, diğer deyişle dava, limited şirketten olan «kar payı» ve diğer alacakların istemine ilişkin olup Yargıtay 11.
Mülga ...’nun 556 ncı madde hükmü yollamasıyla, aynı kanunun 336 ncı maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürünün sorumluluğu · delillerin toplanmaması · kar payı · şirket müdürü · alacak davası · husumet yokluğu · bilirkişi incelemesi · haksız fiil
Benzer bu karardaBu konuda mahkemece, davacının «delilleri toplanıp» dava dışı şirketin «ticari defter» ve kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» de yaptırılmak suretiyle davalının «şirketi zarara» uğratıp uğratmadığı, zarara uğramış ise bu zararın davacının «doğrudan zararı» olup olmadığı ve davacının tazminatın kendisine verilmesini isteyip isteyemeyeceği üzerinde de durularak karar verilmesi gerekirken davanın «alacak davası» olarak nitelendirilip yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının davacıya karşı herhangi bir «haksız fiili» bulunmadığı, bu durumda davacının talep ettiği alacak kalemleri «limited şirketten» olan alacağına dayandığı, diğer deyişle dava, limited şirketten olan «kar payı» ve diğer alacakların istemine ilişkin olup Yargıtay 11.
Dava, şirket müdürünün şirketi kötü yönettiği, borçlandırdığı, şirket mevcudundan kendi şahsi borçlarını karşıladığı iddiasıyla açılan «şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkin dava olup, mahkemece «husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Hukuk Dairesinin yerleşik kararlarında da açıkça belirtildiği üzere, bu tür davalarda diğer ortak durumunda olan davalı ...'e kişisel yönden «husumet» düşmeyeceği gerekçesiyle davacı vekili tarafından davalı ortak ... aleyhine açılan davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/11329 E. 2014/14183 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket zararı · limited şirket · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaDavacı, «limited şirket ortağı» olup, şirketin diğer ortağı olan davalının eylemleri nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı olarak tazminat ve «şirketin feshi» isteminde bulunmuştur.
TTK'nun 556. maddesinin yaptığı atıf ile «limited şirketler» hakkında da uygulanması mümkün olan 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma şeklinde oluşmuşsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaŞti. yöneticisi davalının şirketin yöneticisi olması nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığı, bu fiilleri bilerek meydana getirdiği, şirketin borca batık olduğu halde İzmir 6.
1- Dava, tazminat istemine ilişkin olup, davacı, dava dışı «limited şirketin» kötü yönetilmesi sebebiyle alacağını tahsil edemediği gerekçesiyle bu alacağın davalı şirket müdüründen tahsilini talep ve dava etmiş, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak, 6762 sayılı TTK’nın 556. madde hükmü yollamasıyla, aynı Kanun'un 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dolaylı zarar · bono
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi’nin 2011/801 Esas sayılı dosyasında yer aldığı üzere 45.500,00 TL tutarındaki bonoyu verdiği, davalının davacı dışında başka çiftçilere de şirketin borca batık olmasına rağmen karşılıksız «bonolar» verdiği, TTK'nın 336/5 maddesi uyarınca davalı yöneticinin kasti davranışı neticesinde sorumluluğun meydana geldiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda da davacı iddiası, davalının şirketi iyi yönetememesi sebebiyle «şirketi zarara» uğrattığına yönelik olup, «dolaylı zarara» ilişkin işbu davanın TTK'nın 309. maddesine dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5994 E. 2013/18127 K.
Ortak:doğrudan zarar · şirket zararı · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz karardaDavacı, «limited şirket ortağı» olup, şirketin diğer ortağı olan davalının eylemleri nedeniyle «şirketi zarara» uğrattığı iddiasına dayalı olarak tazminat ve «şirketin feshi» isteminde bulunmuştur.
TTK'nun 556. maddesinin yaptığı atıf ile «limited şirketler» hakkında da uygulanması mümkün olan 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma şeklinde oluşmuşsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309. maddesi uyarınca, «yönetim kurulu» üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Benzer bu karardaDava, davacının davalı şirkete ortak olduğunun ve ortaklık «payının» tespiti, davalı şirket yöneticilerinin eylemleri dolayısıyla «şirketin zarar» etmesi nedeniyle uğranılan zararın ve şirket hisselerinin nominal bedelinin üzerinde alınan bedelin tahsili istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle ve taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Öte yandan, davacının tazminat talebi de davalı şirket yöneticilerinin kasıtlı eylemleri sonucu «şirketin zarara» uğramasına dayalı olup bu talep de niteliği itibariyle 6762 sayılı TTK'nun 309. ve 336 maddeleri uyarınca açılması mümkün bulunan sorumluluk davasına tekabül etmektedir.
Bilindiği üzere 6762 sayılı TTK'nun 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri «doğrudan zarara» yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa bu zararı veren yöneticilere karşı zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar payı · dolandırıcılık · ortaklık ilişkisi · kâr payı · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların yüksek «kar payı» verme ve her istenildiğinde geri alınması vaadi ile davacıdan para aldıkları, davalıların eylemlerinin nitelikli «dolandırıcılık» vasfında olduğu, bu itibarla geçerli bir «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı, her ne kadar davacı tarafça ortaklık payının tespiti talep edilmiş ise de açıklanan nedenle davacının ortak olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile 40.383 TL’nin ödeme tarihinden itibaren «yasal faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline, ortaklığın tespitine ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının davalı şirkete ortak olduğunun ve ortaklık «payının» tespiti, davalı şirket yöneticilerinin eylemleri dolayısıyla «şirketin zarar» etmesi nedeniyle uğranılan zararın ve şirket hisselerinin nominal bedelinin üzerinde alınan bedelin tahsili istemlerine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece davalıların eylemi nitelikli «dolandırıcılık» olarak değerlendirilmek suretiyle ve taraflar arasında «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Zira, davacı taraf davalı şirkete ortak olduğunu ileri sürerek ortaklığının ve ortaklık «payının» tespitini istemiş, davalı taraf da davacının davalı şirketin ortağı olduğunu kabul etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/8811 E. , 2010/89 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Pertek Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 05.02.2008 tarih ve 2003/19-2008/4 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ...’in 1998 yılında kurulan Ltd.Şti.’nin %50 ortakları olduğunu, davalının ilk onbeş yıl için müdür olduğunu, ancak adı geçen müdürün şirkete ait malzemeleri çok düşük fiyata dava dışı şirkete sattığını, bunların müvekkilin doğrudan zararına neden olduğunu, şirket müdürü davalının kaçıp gitmesi nedeniyle şirketin sadece resmi evraklar üzerinde şirket olarak kaldığını, bu sebeple varlığını tek ortakla sürdürmesi mümkün olmayan şirketin feshinin gerektiğini, satılan malların dava tarihi itibariyle gerçek değerlerinin de tespit edilerek davalıdan tahsili gerektiğini ileri sürerek, müvekkilinin doğrudan uğradığı fazlaya ilişkin haklar saklı tutulmak kaydıyla 5.000.000.000.-TL zararın dava tarihinden itibaren ticari reeskont faiziyle davalıdan tahsiline, davalının bu eyleminin müvekkil yönünden muhik sebep teşkil etmesi nedeniyle şirketin feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, tarafların %50'şer ortak oldukları şirkette davalının, her ne kadar kesin sonuç tasfiyeden sonra ortaya çıkacak olsa da- davacı ortağını zarara uğratarak uzun süredir ortalıktan kayboluşu, hakkındaki emniyeti suiistimal kamu davasının derdest oluşu nedeniyle artık davacı ve davalının müşterek bir gaye için şirketi idame ettiremeyecekleri, şirketin amacını gerçekleştirme imkanı kalmadığından bu sebepler davacı ortak açısından TTK’nun 549/4.maddesi anlamında “haklı sebep” olduğu, davacının kar veya zararının ancak tasfiyeden sonra belirlenecek olması nedeniyle ve henüz tasfiye işlemi de gerçekleşmedi- ğinden davacının tazminata ilişkin talebinin erken açılmış bir dava olduğu gerekçesiyle, davacının tazminata ilişkin talebinin erken açılmış bir dava olması nedeniyle reddine, şirketin fesih ve tasfiyesine, tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Davacı, limited şirket ortağı olup, şirketin diğer ortağı olan davalının eylemleri nedeniyle şirketi zarara uğrattığı iddiasına dayalı olarak tazminat ve şirketin feshi isteminde bulunmuştur.
TTK'nun 556. maddesinin yaptığı atıf ile limited şirketler hakkında da uygulanması mümkün olan 336. maddesi uyarınca, yöneticilerin eylemleri doğrudan zarara yol açmışsa, yani bu eylemler sonunda yöneticiler, ortakların veya alacaklıların mal varlığında doğrudan azalmaya yol açmışsa, bu zararı veren yöneticilere karşı, zarar gören adına tazmin istemiyle dava açılması mümkündür. Ancak zarar doğrudan değil, dolayısı ile, yani ortak veya alacaklının değil, onların çıkarlarının bağlı olduğu şirket varlığında azalma şeklinde oluşmuşsa, TTK’nun 340. maddesi yollamasıyla, aynı yasanın 309. maddesi uyarınca, yönetim kurulu üyelerine karşı açılacak davada, hükmolunacak tazminatın şirkete verilmek üzere istenmesi ve hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda, şirketin zarara uğratıldığı iddiası ile tazminat talep edildiğine göre, dava TTK’nun 309. maddesi gereğince açılmış bir dava olup, şirket ortağı olan davacının bu davayı açmasında anılan maddeler gereğince bir engel bulunmadığı gibi yargılama sonunda davacının haklı olduğunun belirlenmesi halinde tazminat miktarının şirket yararına hükmedilmesi gerekmektedir.
Somut olayda mahkemece isabetli olarak şirketin feshine karar verilmiş ise de, davacının tazminat istemi yönünden davanın erken açıldığı sonucuna varılmıştır.
Yukarıda da açıklandığı üzere davacının dolayısıyla uğradığı zarar nedeniyle şirket lehine hükmedilmek üzere tazminat isteminde bulunması mümkün olup, davacının talebinin bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken, bu konudaki istemin erken açılan bir dava olarak nitelendirilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 11.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1007596500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz