Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/522 E. 2024/4152 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '3 aylık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iç kaynaklardan sermaye artırımı↗ dürüstlük ilkesi↗ yönetim kurulu kararının butlanı↗ bedelde muvazaa↗ nama yazılı pay↗ oydan yoksunluk↗ ıskat↗ genel kurul kararının butlanı↗ rüçhan hakkı↗ borcun ifası↗ mutlak butlan↗ değer kaybı↗ sermaye taahhüdü↗ kısmi kabul↗ yönetim kurulu üyeliği↗ yoklukla malul karar↗ ek mehil↗ butlan↗ yokluk↗ kamu düzenine aykırılık↗ muvazaa↗ emredici hüküm↗ sermaye artırımı↗ olağanüstü genel kurul↗ kısıtlılık↗ genel kurul kararının iptali↗ hakkaniyet↗ dürüstlük kuralı↗ ifa↗ kamu düzeni↗ iptal davası↗ hak düşürücü süre↗ kâr kaybı↗ anonim şirket↗ ihtar↗ ortaklık ilişkisi↗ bilirkişi incelemesi↗ kâr payı↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ ihtarname↗ ilan↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ ibraz↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/1162 E., 2020/399 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkette 10.950 adet pay sahibi olan davacı şirketin, davalı şirketin 06.03.2018 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısı ile iç kaynaklardan sermaye artırımı yapılarak rüçhan haklarının kısıtlandığını, ardından usule aykırı şekilde 11.09.2018 tarihli 2019/9 numaralı Yönetim Kurulu Kararı ile ıskat işlemi yapılarak payların 6450 adede düşürüldüğünü ve 14.09.2018 tarihli olağan ve olağanüstü genel kurullarda yine hukuka ve hakkaniyete aykırı kararlar alınarak müvekkili davacı şirketin haklarının kısıtlandığını, ıskat işleminin usulüne uygun olmadığını, ıskat kararının geçerli olabilmesi için bu kararın yönetim kurulu tarafından kanunda belirtilen usul ve şekilde alınmış olmasının yeterli olmadığını, davalı şirket tarafından 11.09.2018 tarihli 2018/9 numaralı karar ile davacı şirketin paylarının ıskat işlemi sonucunda şirket pay sahibi... tarafından usulüne aykırı şekilde iktisap edildiğini, yönetim kurulunun ıskat işlemini yaparken eşit işlem ilkesine ve dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını, daha önceden yönetim kurulu üyesi olan davacı şirketin, ıskat işleminden hemen önce planlı yapılan olağanüstü genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyeliğine son verildiğini, kötü niyetli hareket edilerek davacı şirketin yönetim kurulu üyeliği ve oy çokluğunun elinden alındığını ve bilgisi dışında gerçekleştirilen toplantı neticesinde usule aykırı ıskat kararı alındığını, yine şirketin sermaye arttırımına ihtiyacı bulunmadığını, söz konusu genel kurul kararında da sermaye artırımı için herhangi bir gerekçe gösterilmediğini, sermaye arttırımının asıl amacının davacının hisse oranını düşürmek olduğunu, yapılan sermaye artırımı neticesinde her pay sahibinin yeni çıkarılan paylardan mevcut paylarının sermayeye oranına göre alma hakkına haiz olduğunu ancak davacıya rüçhan hakkının kullandırılmadığını, davalı şirketçe davacının rüçhan hakkı engellenmek sureti ile şirket içindeki katılım payının sermaye artışı ile oluşacak değer kaybı neticesinde zarara uğratılmasının amaçlandığını, şirketin yönetim kurulu üyesinin tek kişi olduğunu, şirket ortağının ise... olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 395 inci maddesi gereğince yönetim kurulu üyesinin genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamayacağını, aksi halde şirketin yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebileceğini ve alınan karar ile yönetim kurulu üyesi...'ya genel kuruldan izin almadan işlem yapma hakkı tanındığını, ancak böyle bir kararın alınmasının hukuken mümkün olmadığını, bu durumun haklarını başkalarına zarar vermeden veya en az zarar verecek şekilde kullanılması ilkesine aykırı olduğunu belirterek davalı şirketin 06.03.2018 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Kararının butlan ile malul olduğunun tespitine ve iptaline, davalı şirketin 11.09.2018 tarihli ıskat işlemine ilişkin yönetim kurulu kararının, 14.09.2018 tarihli olağan ve olağanüstü genel kurul kararının butlanının tespiti ile iptaline, bu mümkün olmadığı takdirde tüm kararlar yönünden davacının geçmişe etkili olarak toplantı tarihindeki şartlarla rüçhan hakkının kullandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 3 aylık hak düşürücü süreden sonra açıldığını ve bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirket tarafından gerçekleştirilen ıskat işleminin 6102 sayılı Kanun'a ve hukuka uygun olduğunu, davalı şirket tarafından 19.10.2017 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısı ile şirket ana sözleşmesinin 6. maddesinin tadil edilmesi sureti ile sermaye artışı yapıldığını, 19.10.2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı neticesinde hukuka uygun şekilde alınan kararların Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, işbu genel kurulda ana sözleşmenin 6. maddesi tadil edilerek şirket sermayesinin 3.650.000,00 TL değere çıkartıldığını, davacı şirketçe sahip olduğu 60.000 adet payı karşılığında 600.000,00 TL bedeli muvazaadan ari olarak tamamı nakden olacak şekilde sermaye payı taahhüt edildiğini, davacı şirketin artırılan sermayesinin 1/4'ünü ödediğini, geri kalan 450.000,00 TL bedeli 31.10.2017 tarihinde ödeyeceğini taahhüt ettiğini, ancak bizzat kendisi tarafından yapılan taahhüdün gereğinin yerine getirilmediğini, davacı şirketin sermaye borcu ifası yükümlülüğünü yerine getirmediğini, 6102 sayılı Kanun'un 481 inci maddesi gereğince gerekli ilan işleminin gerçekleştirildiğini, yapılan ilan ile 450.000,00 TL sermaye bedelinin ödenmesi, aksi halde 6102 sayılı Kanun'un 482 nci maddesi hükmü çerçevesinde işlem yapılacağının davacıya ihtar edildiğini, ıskat prosedürünün davalı şirket tarafından yerine getirildiğini, bu nedenle davacının işbu davayı kötü niyetli olarak açtığını, sermaye artırımına ilişkin kararın, kanunda belirtilen ön şartlara ve hukuka uygun şekilde şirketin büyüme ivmesini sürdürebilmek amacı ile gerçekleştirildiğini, davacı şirketin rüçhan hakkının sınırlandırılmasına ilişkin kararın hukuka uygun olduğunu, rüçhan hakkının genel kurul kararı ile sınırlandırılması hatta tamamen kaldırılmasının mümkün olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, davacının iddiaları, davalının beyanları, ibraz edilen deliller, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu ibraz edilen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 06.03.2018 tarihli genel kurulda alınan sermaye arttırım kararının %10'u aşkın şekilde ödenmemiş sermaye bulunması sebebiyle tahsil edilmeden sermaye arttırım kararı verilmesinin yasanın emredici hükmüne aykırılık oluşturduğu, iç kaynaklardan yapılan arttırım hariç payların nakdi bedelleri tamamen ödenmediği sürece sermaye arttırımın yapılamayacağı, ayrıca yapılacak olan sermaye arttırımında rüçhan hakkının kullanılmaması ve kısıtlanması ilkesinin de anonim şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması hükümlerine ve ortaklar arası eşitlik hükümlerine aykırı nitelikte bulunduğu, bu kapsamda 06.03.2018 tarihinde gündemin 2. maddesi ile alınan sermaye artışı ve bu sermaye artışından sadece...'nın yararlanmasına, diğer ortakların rüçhan haklarının kısıtlanmasına yönelik alınan kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar vermek gerektiği, aynı genel kurulda alınan diğer kararların iptale tabi olduğu ancak davacı tarafça 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde bunlar yönünden usulüne uygun açılmış bir dava açılmış bulunmadığı, 06.03.2018 tarihinde yapılan genel kurulda alınan diğer kararların iptaline yönelik davanın reddinin gerektiği, 11.09.2018 tarihli davacı şirketin davalı şirketten ıskatına ilişkin alınan karara gelince, anonim şirket ortağının ıskat edilebilmesi için yönetim kurulu tarafından temerrüte düşen pay sahibinin öncelikle borcun ödenmesi yönünde ihtarı, bunun için makul bir ödemeye çağrı süresi ve bu ödeme çağrısından sonra ıskat mehili ihtarının çekilmesi ve bu ıskat kararının bildiriminden sonra yönetim kurulu tarafından ıskat kararı alınarak ayrıca bu kararın da yeniden bildirilmesi gerektiği, davalı tarafça davacı pay sahibi ... Gayrimenkul A.Ş'ye ıskat kararının tebliğ edilmediği, davacının payının nama yazılı pay olduğu ve nama yazılı pay senedi sahiplerine ıskat mehili ihtarının 6102 sayılı Kanun'un 483 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iadeli taahhütlü mektupla yapılması gerektiği, ancak söz konusu ıskat ihtarının davacıya iadeli taahhütlü mektupla yapıldığına ilişkin dosyaya usulüne uygun bir belge sunulmadığı, ayrıca çıkartıldığı belirtilen ihtarda açıkça ortağın ıskat edileceği hususunun ihtarnamede yazılması gerektiği, oysa çıkartıldığı iddia olunan ihtarnamede sadece kanuni yollara başvurulacağının ifade edildiği, bu bağlamda 11.09.2018 tarihli ıskat işlemine ilişkin yönetim kurulu kararının butlanla malul olduğu,14.09.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında 2 nolu gündem maddesi ile alınan sermayenin 6.000.000,000 TL'den 7.000.000,00 TL'ye çıkartılmasına ve sermaye artırımının şirkete ortağı olan...'nın şirketten olan alacağından karşılanmasına, diğer ortakların rüçhan haklarının engellenmesine yönelik kararın yönetim kurulunun ıskata ilişkin kararının geçersiz olması, sermaye taahhütlerinin ifa edilmemesi ve bunun önemli bir miktara tekabül etmesi, rüçhan hakkının kısıtlanması için haklı bir sebebin mevcut olmaması ve alınan kararda bunun gösterilmemesi, eşitlik ve dürüstlük ilkelerine aykırı olduğu, bu itibarla 14.09.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında gündemin 2. maddesi ile alınan sermaye arttırımına ilişkin ve sermaye arttırımından sadece...'nın yararlanmasına, diğerlerinin rüçhan hakkının kısıtlanmasına yönelik kararların yokluklu ve butlanla malul olduğunun tespitine karar vermek gerektiği, davalı şirketin 14.09.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında 6102 sayılı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin alınan kararlarda oydan yoksunluk kuralına uyulmadığı, söz konusu hükmün kararda etkili olduğu, ayrıca davanın da süresinde açıldığı, 14.09.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında gündemin 7. maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerinin izin verilmesine ilişkin kararın iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle 06.03.2018 tarihinde yapılan davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2. gündem maddesi ile alınan kararın yoklukla malul olduğu ve butlanla malul olduğunun tespitine, aynı tarihte alınan diğer kararların iptaline yönelik davanın reddine, 11.09.2018 tarihli davacı şirketin davalı şirketten ıskatına ilişkin 2018/9 sayılı yönetim kurulu kararının butlanının tespitine ve butlan sebebiyle iptaline, davalı şirketin 14.09.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında 2. nolu gündem maddesi ile alınan kararlarının yokluklu malul olduğunun ve butlanla malul olduğunun tespitine, davalı şirketin 14.09.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında gündemin 7. maddesi ile alınan kararlarda oydan yoksunluk kurallarına uyulmadığından bu kararların iptaline, kalan hususlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; süre tutum dilekçesi sunarak istinaf talebinde bulunmuştur.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı müvekkili şirketin % 99'unun üzerindeki paylarına sahip hakim iki hissedar arasında ortaklık ilişkilerinin düzenlemesi amacıyla 01.06.2017 tarihli sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeyle, şirketin yurtdışı kaynaklı televizyon kanalının Türkiye’deki faaliyetinin yürütülmesi için doğan kaynak ihtiyacının, öz kaynaklarının kısıtlı olması nedeniyle dışarıdan sermaye girişinin sağlanmasına yönelik esaslar çerçevesinde temel ortaklık ilişkilerinin düzenlendiğini, davalı müvekkili şirketin, iptale konu sermaye artırımından önceki ve ilk sermaye artırımının da dış kaynaklardan artırım suretiyle gerçekleştiğini, o tarihte toplam 2.000.000,00 TL'lik sermaye artırımı yapılmasının ortaklarca kararlaştırıldığını, söz konusu artırımda da yine büyük ortağın ortaklar cari hesabında şirkete sağladığı nakit finansmanı karşılığında 1.400.000,00 TL’lik sermaye artışına gidildiğini, davaya konu sermaye artırım kaynakları gibi yine aynı şekilde sermaye artırımı yapıldığını, ki bu durumun davacı ortağında iradesini yansıtmakta olduğunu, bu sermaye artırımına davacı ortağın da katıldığını, 600.000,00 TL nakit sermaye artırım taahhüdünde bulunduğunu, sermaye artırımına ilişkin ödemelerini 31.10.2017 tarihinde tamamlayacağını beyan ve taahhüt ettiğini, bu hususun ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, davacı ortağın sermaye artırımı olarak üstlendiği 150.000,00 TL’lik kısmını ödediğini, ancak kalan 450.000,00 TL'lik kısmını ödemediğini, müvekkili şirket tarafından alınan genel kurul sermaye artırım kararları ve rüçhan haklarının kısıtlanması, şirketin menfaatleri için yapılmış olup, usul ve yasaya, hukuka uygun kararlar olduğunu, ıskat ilanında 6102 sayılı Kanun'un aradığı bütün şartların bulunduğunu, müvekkilinin ıskat ihtarına ilişin iadeli taahhütlü mektubun gidiş parçası ellerinde olsa da dönüş parçasının temin edilememesi üzerine tebligatın sonucunun Levent PTT Müdürlüğü'nden dilekçe ile talep edildiğini, cevap alınamaması üzerine Mahkemeden bu konuda Posta Müdürlüğü’ne müzekkere yazılmasının talep edildiğini, bu taleplerinin karşılanmadığını belirterek davalı müvekkili şirketin genel kurul ve yönetim kurulu kararları yönünden verilen yokluk ve butlana yönelik usul ve yasaya aykırı kısmi kabul kararlarının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine de aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirketin olağan ve olağanüstü genel kurul kararları ile ıskata yönelik yönetim kurulu kararının mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti ile iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 395 inci, 481 inci ve 482 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetim Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/13393 E. 2013/20273 K.
Ortak:ıskat · yönetim kurulu üyeliği · yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… ı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkette 10.950 adet pay sahibi olan davacı şirketin, davalı şirketin 06.03.2018 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısı ile iç «kaynaklardan sermaye artırımı» yapılarak rüçhan haklarının «kısıtlandığını», ardından usule aykırı şekilde 11.09.2018 tarihli 2019/9 numaralı Yönetim Kurulu Kararı ile «ıskat» işlemi yapılarak payların 6450 adede düşürüldüğünü ve 14.09.2018 tarihli olağan ve «olağanüstü genel kurullarda» yine hukuka ve «hakkaniyete» aykırı kararlar alınarak müvekkili davacı şirketin haklarının kısıtlandığını, ıskat işleminin usulüne uygun olmadığını, ıskat kararının geçerli olabilmesi için bu kararın «yönetim kurulu» tarafından kanunda belirtilen usul ve şekilde alınmış olmasının yeterli olmadığını, davalı şirket tarafından 11.09.2018 tarihli 2018/9 numaralı karar ile davacı şirketin paylarının ıskat işlemi sonucunda şirket pay sahibi... tarafından usulüne aykırı şekilde iktisap edildiğini, yönetim kurulunun ıskat işlemini yaparken eşit işlem ilkesine ve «dürüstlük kurallarına» aykırı davrandığını, daha önceden yönetim kurulu üyesi olan davacı şirketin, ıskat işleminden hemen önce planlı yapılan olağanüstü genel kurul kararı ile «yönetim kurulu üyeliğine» «son» verildiğini, kötü niyetli hareket edilerek davacı şirketin yönetim kurulu üyeliği ve oy çokluğunun elinden alındığını ve bilgisi dışında gerçekleştirilen toplantı neticesinde usule aykırı ıskat kararı alındığını, yine şirketin sermaye arttırımına ihtiyacı bulunmadığını, söz konusu genel kurul kararında da sermaye artırımı için herhangi bir gerekçe gösterilmediğini, sermaye arttırımının asıl amacının davacının hisse oranını düşürmek olduğunu, yapılan sermaye artırımı neticesinde her pay sahibinin yeni çıkarılan paylardan mevcut paylarının sermayeye oranına göre alma hakkına haiz olduğunu ancak davacıya «rüçhan hakkının» kullandırılmadığını, davalı şirketçe davacının rüçhan hakkı engellenmek sureti ile şirket içindeki katılım «payının» sermaye artışı ile oluşacak «değer kaybı» neticesinde zarara uğratılmasının amaçlandığını, şirketin yönetim kurulu üyesinin tek kişi olduğunu, şirket ortağının ise... olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 395 inci maddesi gereğince yönetim kurulu üyesinin genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamayacağını, aksi halde şirketin yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebileceğini ve alınan karar ile yönetim kurulu üyesi...'ya genel kuruldan izin almadan işlem yapma hakkı tanındığını, ancak böyle bir kararın alınmasının hukuken mümkün olmadığını, bu durumun haklarını başkalarına zarar vermeden veya en az zarar verecek şekilde kullanılması ilkesine aykırı olduğunu belirterek davalı şirketin 06.03.2018 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Kararının «butlan» ile malul olduğunun tespitine ve iptaline, davalı şirketin 11.09.2018 tarihli ıskat işlemine ilişkin yönetim kurulu kararının, 14.09.2018 tarihli olağan ve olağanüstü «genel kurul kararının butlanının» tespiti ile iptaline, bu mümkün olmadığı takdirde tüm kararlar yönünden davacının geçmişe etkili olarak toplantı tarihindeki şartlarla rüçhan hakkının kullandırılm …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, davacının iddiaları, davalının beyanları, «ibraz» edilen deliller, mahkememizce yaptırılan «bilirkişi incelemesi» sonucu ibraz edilen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 06.03.2018 tarihli genel kurulda alınan sermaye arttırım kararının %10'u aşkın şekilde ödenmemiş sermaye bulunması sebebiyle tahsil edilmeden sermaye arttırım kararı verilmesinin yasanın «emredici» hükmüne aykırılık oluşturduğu, iç kaynaklardan yapılan arttırım hariç payların nakdi bedelleri tamamen ödenmediği sürece sermaye arttırımın yapılamayacağı, ayrıca yapılacak olan sermaye arttırımında «rüçhan hakkının» kullanılmaması ve «kısıtlanması» ilkesinin de «anonim şirketin» temel yapısını bozan ve sermayenin korunması hükümlerine ve ortaklar arası eşitlik hükümlerine aykırı nitelikte bulunduğu, bu kapsamda 06.03.2018 tarihinde gündemin 2. maddesi ile alınan sermaye artışı ve bu sermaye artışından sadece...'nın yararlanmasına, diğer ortakların rüçhan haklarının kısıtlanmasına yönelik alınan kararın «yoklukla malul» olduğunun tespitine karar vermek gerektiği, aynı genel kurulda alınan diğer kararların iptale tabi olduğu ancak davacı tarafça 3 aylık «hak düşürücü süre» içerisinde bunlar yönünden usulüne uygun açılmış bir dava açılmış bulunmadığı, 06.03.2018 tarihinde yapılan genel kurulda alınan diğer kararların iptaline yönelik davanın reddinin gerektiği, 11.09.2018 tarihli davacı şirketin davalı şirketten «ıskatına» ilişkin alınan karara gelince, anonim şirket ortağının ıskat edilebilmesi için «yönetim kurulu» tarafından «temerrüte» düşen pay sahibinin öncelikle borcun ödenmesi yönünde «ihtarı», bunun için makul bir ödemeye çağrı süresi ve bu ödeme çağrısından sonra ıskat «mehili» ihtarının çekilmesi ve bu ıskat kararının bildiriminden sonra yönetim kurulu tarafından ıskat kararı alınarak ayrıca bu kararın da yeniden bildirilmesi gerektiği, …
Gayrimenkul A.Ş'ye «ıskat» kararının tebliğ edilmediği, davacının «payının» «nama yazılı pay» olduğu ve nama yazılı pay senedi sahiplerine ıskat «mehili» «ihtarının» 6102 sayılı Kanun'un 483 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iadeli «taahhütlü» mektupla yapılması gerektiği, ancak söz konusu ıskat ihtarının davacıya iadeli taahhütlü mektupla yapıldığına ilişkin dosyaya usulüne uygun bir belge sunulmadığı, ayrıca çıkartıldığı belirtilen ihtarda açıkça ortağın ıskat edileceği hususunun «ihtarnamede» yazılması gerektiği, oysa çıkartıldığı iddia olunan ihtarnamede sadece kanuni yollara başvurulacağının ifade edildiği, bu bağlamda 11.09.2018 tarihli ıskat işlemine ilişkin «yönetim kurulu kararının butlanla» malul olduğu,14.09.2018 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısında 2 nolu gündem maddesi ile alınan sermayenin 6.000.000,000 TL'den 7.000.000,00 TL'ye çıkartılmasına ve «sermaye artırımının» şirkete ortağı olan...'nın şirketten olan alacağından karşılanmasına, diğer ortakların rüçhan haklarının engellenmesine yönelik kararın yönetim kurulunun ıskata ilişkin kararının «geçersiz» olması, «sermaye taahhütlerinin» «ifa» edilmemesi ve bunun önemli bir miktara tekabül etmesi, «rüçhan hakkının» «kısıtlanması» için haklı bir «sebebin» mevcut olmaması ve alınan kararda bunun gösterilmemesi, eşitlik ve «dürüstlük ilkelerine» aykırı olduğu, bu itibarla 14.09.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında gündemin 2. maddesi ile alınan sermaye arttırımına ilişkin ve sermaye arttırımından sadece...'nın yararlanmasına, diğerlerinin rüçhan hakkının kısıtlanmasına yönelik kararların «yokluklu» ve butlanla malul olduğunun tespitine karar vermek gerektiği, davalı şirketin 14.09.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında 6102 sayılı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin alınan kararlarda «oydan yoksunluk» kuralına uyulmadığı, söz konusu hükmün kararda etkili olduğu, ayrıca davanın da süresinde açıldığı, 14.09.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında gündemin 7. maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerinin izin verilmesine ilişkin kararın iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle 06.03.2018 tarihinde yapılan davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2. gündem maddesi ile alınan kararın «yoklukla malul» olduğu ve butlanla malul olduğunun tespitine, aynı tarihte alınan diğer kararların iptaline yönelik davanın reddine, 11.09.2018 tarihli davacı şirketin davalı şirk …
Benzer bu karardaMahkemece, 30.07.2010 tarih ve 2010/6 sayılı «yönetim kurulu» kararı ile davacının davalı şirket ortaklığından «ıskatına» ilişkin işlemin iptaline, «yönetim kurulu üyeliğinden» kaynaklı ücret alacağı isteminin reddine dair verilen karar davalı şirket vekilinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/12486 E. 2013/10431 K.
Ortak:ıskat · sermaye taahhüdü · yönetim kurulu üyeliği · ihtar · tebligat · geçersizlik · yönetim kurulu kararı · taahhütname
İncelediğiniz karardaGayrimenkul A.Ş'ye «ıskat» kararının tebliğ edilmediği, davacının «payının» «nama yazılı pay» olduğu ve nama yazılı pay senedi sahiplerine ıskat «mehili» «ihtarının» 6102 sayılı Kanun'un 483 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iadeli «taahhütlü» mektupla yapılması gerektiği, ancak söz konusu ıskat ihtarının davacıya iadeli taahhütlü mektupla yapıldığına ilişkin dosyaya usulüne uygun bir belge sunulmadığı, ayrıca çıkartıldığı belirtilen ihtarda açıkça ortağın ıskat edileceği hususunun «ihtarnamede» yazılması gerektiği, oysa çıkartıldığı iddia olunan ihtarnamede sadece kanuni yollara başvurulacağının ifade edildiği, bu bağlamda 11.09.2018 tarihli ıskat işlemine ilişkin «yönetim kurulu kararının butlanla» malul olduğu,14.09.2018 tarihinde yapılan «olağanüstü genel kurul» toplantısında 2 nolu gündem maddesi ile alınan sermayenin 6.000.000,000 TL'den 7.000.000,00 TL'ye çıkartılmasına ve «sermaye artırımının» şirkete ortağı olan...'nın şirketten olan alacağından karşılanmasına, diğer ortakların rüçhan haklarının engellenmesine yönelik kararın yönetim kurulunun ıskata ilişkin kararının «geçersiz» olması, «sermaye taahhütlerinin» «ifa» edilmemesi ve bunun önemli bir miktara tekabül etmesi, «rüçhan hakkının» «kısıtlanması» için haklı bir «sebebin» mevcut olmaması ve alınan kararda bunun gösterilmemesi, eşitlik ve «dürüstlük ilkelerine» aykırı olduğu, bu itibarla 14.09.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında gündemin 2. maddesi ile alınan sermaye arttırımına ilişkin ve sermaye arttırımından sadece...'nın yararlanmasına, diğerlerinin rüçhan hakkının kısıtlanmasına yönelik kararların «yokluklu» ve butlanla malul olduğunun tespitine karar vermek gerektiği, davalı şirketin 14.09.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında 6102 sayılı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin alınan kararlarda «oydan yoksunluk» kuralına uyulmadığı, söz konusu hükmün kararda etkili olduğu, ayrıca davanın da süresinde açıldığı, 14.09.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında gündemin 7. maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerinin izin verilmesine ilişkin kararın iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle 06.03.2018 tarihinde yapılan davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2. gündem maddesi ile alınan kararın «yoklukla malul» olduğu ve butlanla malul olduğunun tespitine, aynı tarihte alınan diğer kararların iptaline yönelik davanın reddine, 11.09.2018 tarihli davacı şirketin davalı şirk …
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı müvekkili şirketin % 99'unun üzerindeki paylarına sahip hakim iki hissedar arasında «ortaklık ilişkilerinin» düzenlemesi amacıyla 01.06.2017 tarihli sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeyle, şirketin yurtdışı kaynaklı televizyon kanalının Türkiye’deki faaliyetinin yürütülmesi için doğan kaynak ihtiyacının, öz kaynaklarının «kısıtlı» olması nedeniyle dışarıdan sermaye girişinin sağlanmasına yönelik esaslar çerçevesinde temel ortaklık ilişkilerinin düzenlendiğini, davalı müvekkili şirketin, iptale konu «sermaye artırımından» önceki ve ilk sermaye artırımının da dış kaynaklardan artırım suretiyle gerçekleştiğini, o tarihte toplam 2.000.000,00 TL'lik sermaye artırımı yapılmasının ortaklarca kararlaştırıldığını, söz konusu artırımda da yine büyük ortağın ortaklar cari hesabında şirkete sağladığı nakit finansmanı karşılığında 1.400.000,00 TL’lik sermaye artışına gidildiğini, davaya konu sermaye artırım kaynakları gibi yine aynı şekilde sermaye artırımı yapıldığını, ki bu durumun davacı ortağında iradesini yansıtmakta olduğunu, bu sermaye artırımına davacı ortağın da katıldığını, 600.000,00 TL nakit sermaye artırım «taahhüdünde» bulunduğunu, sermaye artırımına ilişkin ödemelerini 31.10.2017 tarihinde tamamlayacağını beyan ve taahhüt ettiğini, bu hususun «ticaret sicil» gazetesinde «ilan» edildiğini, davacı ortağın sermaye artırımı olarak üstlendiği 150.000,00 TL’lik kısmını ödediğini, ancak kalan 450.000,00 TL'lik kısmını ödemediğini, müvekkili şirket tarafından alınan genel kurul sermaye artırım kararları ve rüçhan haklarının kısıtlanması, şirketin menfaatleri için yapılmış olup, usul ve yasaya, hukuka uygun kararlar olduğunu, «ıskat» ilanında 6102 sayılı Kanun'un aradığı bütün şartların bulunduğunu, müvekkilinin ıskat «ihtarına» ilişin iadeli taahhütlü mektubun gidiş parçası ellerinde olsa da dönüş parçasının temin edilememesi üzerine «tebligatın» sonucunun Levent PTT Müdürlüğü'nden dilekçe ile talep edildiğini, cevap alınamaması üzerine Mahkemeden bu konuda Posta Müdürlüğü’ne müzekkere yazılmasının talep edildiğini, bu taleplerinin karşılanmadığını belirterek davalı müvekkili şirketin genel kurul ve «yönetim kurulu» kararları yönünden verilen «yokluk» ve «butlana» yönelik usul ve yasaya aykırı «kısmi kabul» kararlarının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
… ı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkette 10.950 adet pay sahibi olan davacı şirketin, davalı şirketin 06.03.2018 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısı ile iç «kaynaklardan sermaye artırımı» yapılarak rüçhan haklarının «kısıtlandığını», ardından usule aykırı şekilde 11.09.2018 tarihli 2019/9 numaralı Yönetim Kurulu Kararı ile «ıskat» işlemi yapılarak payların 6450 adede düşürüldüğünü ve 14.09.2018 tarihli olağan ve «olağanüstü genel kurullarda» yine hukuka ve «hakkaniyete» aykırı kararlar alınarak müvekkili davacı şirketin haklarının kısıtlandığını, ıskat işleminin usulüne uygun olmadığını, ıskat kararının geçerli olabilmesi için bu kararın «yönetim kurulu» tarafından kanunda belirtilen usul ve şekilde alınmış olmasının yeterli olmadığını, davalı şirket tarafından 11.09.2018 tarihli 2018/9 numaralı karar ile davacı şirketin paylarının ıskat işlemi sonucunda şirket pay sahibi... tarafından usulüne aykırı şekilde iktisap edildiğini, yönetim kurulunun ıskat işlemini yaparken eşit işlem ilkesine ve «dürüstlük kurallarına» aykırı davrandığını, daha önceden yönetim kurulu üyesi olan davacı şirketin, ıskat işleminden hemen önce planlı yapılan olağanüstü genel kurul kararı ile «yönetim kurulu üyeliğine» «son» verildiğini, kötü niyetli hareket edilerek davacı şirketin yönetim kurulu üyeliği ve oy çokluğunun elinden alındığını ve bilgisi dışında gerçekleştirilen toplantı neticesinde usule aykırı ıskat kararı alındığını, yine şirketin sermaye arttırımına ihtiyacı bulunmadığını, söz konusu genel kurul kararında da sermaye artırımı için herhangi bir gerekçe gösterilmediğini, sermaye arttırımının asıl amacının davacının hisse oranını düşürmek olduğunu, yapılan sermaye artırımı neticesinde her pay sahibinin yeni çıkarılan paylardan mevcut paylarının sermayeye oranına göre alma hakkına haiz olduğunu ancak davacıya «rüçhan hakkının» kullandırılmadığını, davalı şirketçe davacının rüçhan hakkı engellenmek sureti ile şirket içindeki katılım «payının» sermaye artışı ile oluşacak «değer kaybı» neticesinde zarara uğratılmasının amaçlandığını, şirketin yönetim kurulu üyesinin tek kişi olduğunu, şirket ortağının ise... olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 395 inci maddesi gereğince yönetim kurulu üyesinin genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamayacağını, aksi halde şirketin yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebileceğini ve alınan karar ile yönetim kurulu üyesi...'ya genel kuruldan izin almadan işlem yapma hakkı tanındığını, ancak böyle bir kararın alınmasının hukuken mümkün olmadığını, bu durumun haklarını başkalarına zarar vermeden veya en az zarar verecek şekilde kullanılması ilkesine aykırı olduğunu belirterek davalı şirketin 06.03.2018 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Kararının «butlan» ile malul olduğunun tespitine ve iptaline, davalı şirketin 11.09.2018 tarihli ıskat işlemine ilişkin yönetim kurulu kararının, 14.09.2018 tarihli olağan ve olağanüstü «genel kurul kararının butlanının» tespiti ile iptaline, bu mümkün olmadığı takdirde tüm kararlar yönünden davacının geçmişe etkili olarak toplantı tarihindeki şartlarla rüçhan hakkının kullandırılm …
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı şirket paylarının «hamiline» «hisse senedine» bağlanmadığı, hamiline hisse senedi çıkarılacağı düzenlenmediğinden payların çıplak halinde olduğu ve «ilan» dışında ayrıca «ıskat» «ihtarının» TTK 408/2 maddesi gereğince «taahhütlü» mektupla yapılması gerektiği, davalı şirketin davacıya 01.03.2010 tarihli «tebligatı» gönderdiğini ileri sürdüğü ancak gönderilen bu «tebligatın kanun» maddesine uygun ıskat ihtarı niteliği taşımadığı, «yönetim kurulu» üyelerine ücret ödendiğine dair herhangi bir karar bulunmadığı gerekçesiyle, 30.07.2010 tarih ve 2010/6 sayılı yönetim kurulu kararı ile davacının davalı şirket ortaklığından ıskatına ilişkin işlemin iptaline, «yönetim kurulu üyeliğinden» kaynaklı ücret alacağı isteminin reddine karar verilmiştir.
Tebliğ belgesinde «sermaye taahhüdüne» yönelik yazıyı elden aldığı yazılı olduğundan ve bu «tebligatın» «geçersiz» olduğuna dair iddianın da bulunmadığı anlaşıldığından, «ihtar» «tebligatının usulsüz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulü doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmesine ilişkin «ihtarın» «usulüne uygun tebliğ» edilmediği gerekçesiyle «ıskat» işleminin iptaline karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tebligat usulsüzlüğü · tebligat kanunu m.35 · usulüne uygun tebliğ · hisse senedi · hamil
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, davalı şirket paylarının «hamiline» «hisse senedine» bağlanmadığı, hamiline hisse senedi çıkarılacağı düzenlenmediğinden payların çıplak halinde olduğu ve «ilan» dışında ayrıca «ıskat» «ihtarının» TTK 408/2 maddesi gereğince «taahhütlü» mektupla yapılması gerektiği, davalı şirketin davacıya 01.03.2010 tarihli «tebligatı» gönderdiğini ileri sürdüğü ancak gönderilen bu «tebligatın kanun» maddesine uygun ıskat ihtarı niteliği taşımadığı, «yönetim kurulu» üyelerine ücret ödendiğine dair herhangi bir karar bulunmadığı gerekçesiyle, 30.07.2010 tarih ve 2010/6 sayılı yönetim kurulu kararı ile davacının davalı şirket ortaklığından ıskatına ilişkin işlemin iptaline, «yönetim kurulu üyeliğinden» kaynaklı ücret alacağı isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkemece yukarıda özetlendiği gibi «sermaye taahhüdünün» yerine getirilmesine ilişkin «ihtarın» «usulüne uygun tebliğ» edilmediği gerekçesiyle «ıskat» işleminin iptaline karar verilmiştir.
Tebliğ belgesinde «sermaye taahhüdüne» yönelik yazıyı elden aldığı yazılı olduğundan ve bu «tebligatın» «geçersiz» olduğuna dair iddianın da bulunmadığı anlaşıldığından, «ihtar» «tebligatının usulsüz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulü doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/522 E. , 2024/4152 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1453 Esas, 2022/1536 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/1162 E., 2020/399 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirkette 10.950 adet pay sahibi olan davacı şirketin, davalı şirketin 06.03.2018 tarihli Olağanüstü Genel Kurul toplantısı ile iç kaynaklardan sermaye artırımı yapılarak rüçhan haklarının kısıtlandığını, ardından usule aykırı şekilde 11.09.2018 tarihli 2019/9 numaralı Yönetim Kurulu Kararı ile ıskat işlemi yapılarak payların 6450 adede düşürüldüğünü ve 14.09.2018 tarihli olağan ve olağanüstü genel kurullarda yine hukuka ve hakkaniyete aykırı kararlar alınarak müvekkili davacı şirketin haklarının kısıtlandığını, ıskat işleminin usulüne uygun olmadığını, ıskat kararının geçerli olabilmesi için bu kararın yönetim kurulu tarafından kanunda belirtilen usul ve şekilde alınmış olmasının yeterli olmadığını, davalı şirket tarafından 11.09.2018 tarihli 2018/9 numaralı karar ile davacı şirketin paylarının ıskat işlemi sonucunda şirket pay sahibi...
tarafından usulüne aykırı şekilde iktisap edildiğini, yönetim kurulunun ıskat işlemini yaparken eşit işlem ilkesine ve dürüstlük kurallarına aykırı davrandığını, daha önceden yönetim kurulu üyesi olan davacı şirketin, ıskat işleminden hemen önce planlı yapılan olağanüstü genel kurul kararı ile yönetim kurulu üyeliğine son verildiğini, kötü niyetli hareket edilerek davacı şirketin yönetim kurulu üyeliği ve oy çokluğunun elinden alındığını ve bilgisi dışında gerçekleştirilen toplantı neticesinde usule aykırı ıskat kararı alındığını, yine şirketin sermaye arttırımına ihtiyacı bulunmadığını, söz konusu genel kurul kararında da sermaye artırımı için herhangi bir gerekçe gösterilmediğini, sermaye arttırımının asıl amacının davacının hisse oranını düşürmek olduğunu, yapılan sermaye artırımı neticesinde her pay sahibinin yeni çıkarılan paylardan mevcut paylarının sermayeye oranına göre alma hakkına haiz olduğunu ancak davacıya rüçhan hakkının kullandırılmadığını, davalı şirketçe davacının rüçhan hakkı engellenmek sureti ile şirket içindeki katılım payının sermaye artışı ile oluşacak değer kaybı neticesinde zarara uğratılmasının amaçlandığını, şirketin yönetim kurulu üyesinin tek kişi olduğunu, şirket ortağının ise...
olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 395 inci maddesi gereğince yönetim kurulu üyesinin genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamayacağını, aksi halde şirketin yapılan işlemin batıl olduğunu ileri sürebileceğini ve alınan karar ile yönetim kurulu üyesi...'ya genel kuruldan izin almadan işlem yapma hakkı tanındığını, ancak böyle bir kararın alınmasının hukuken mümkün olmadığını, bu durumun haklarını başkalarına zarar vermeden veya en az zarar verecek şekilde kullanılması ilkesine aykırı olduğunu belirterek davalı şirketin 06.03.2018 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Kararının butlan ile malul olduğunun tespitine ve iptaline, davalı şirketin 11.09.2018 tarihli ıskat işlemine ilişkin yönetim kurulu kararının, 14.09.2018 tarihli olağan ve olağanüstü genel kurul kararının butlanının tespiti ile iptaline, bu mümkün olmadığı takdirde tüm kararlar yönünden davacının geçmişe etkili olarak toplantı tarihindeki şartlarla rüçhan hakkının kullandırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın 3 aylık hak düşürücü süreden sonra açıldığını ve bu nedenle reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı şirket tarafından gerçekleştirilen ıskat işleminin 6102 sayılı Kanun'a ve hukuka uygun olduğunu, davalı şirket tarafından 19.10.2017 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısı ile şirket ana sözleşmesinin 6. maddesinin tadil edilmesi sureti ile sermaye artışı yapıldığını, 19.10.2017 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısı neticesinde hukuka uygun şekilde alınan kararların Ticaret Sicil Gazetesi'nde ilan edildiğini, işbu genel kurulda ana sözleşmenin 6. maddesi tadil edilerek şirket sermayesinin 3.650.000,00 TL değere çıkartıldığını, davacı şirketçe sahip olduğu 60.000 adet payı karşılığında 600.000,00 TL bedeli muvazaadan ari olarak tamamı nakden olacak şekilde sermaye payı taahhüt edildiğini, davacı şirketin artırılan sermayesinin 1/4'ünü ödediğini, geri kalan 450.000,00 TL bedeli 31.10.2017 tarihinde ödeyeceğini taahhüt ettiğini, ancak bizzat kendisi tarafından yapılan taahhüdün gereğinin yerine getirilmediğini, davacı şirketin sermaye borcu ifası yükümlülüğünü yerine getirmediğini, 6102 sayılı Kanun'un 481 inci maddesi gereğince gerekli ilan işleminin gerçekleştirildiğini, yapılan ilan ile 450.000,00 TL sermaye bedelinin ödenmesi, aksi halde 6102 sayılı Kanun'un 482 nci maddesi hükmü çerçevesinde işlem yapılacağının davacıya ihtar edildiğini, ıskat prosedürünün davalı şirket tarafından yerine getirildiğini, bu nedenle davacının işbu davayı kötü niyetli olarak açtığını, sermaye artırımına ilişkin kararın, kanunda belirtilen ön şartlara ve hukuka uygun şekilde şirketin büyüme ivmesini sürdürebilmek amacı ile gerçekleştirildiğini, davacı şirketin rüçhan hakkının sınırlandırılmasına ilişkin kararın hukuka uygun olduğunu, rüçhan hakkının genel kurul kararı ile sınırlandırılması hatta tamamen kaldırılmasının mümkün olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yapılan yargılama, davacının iddiaları, davalının beyanları, ibraz edilen deliller, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu ibraz edilen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
06. 03.2018 tarihli genel kurulda alınan sermaye arttırım kararının %10'u aşkın şekilde ödenmemiş sermaye bulunması sebebiyle tahsil edilmeden sermaye arttırım kararı verilmesinin yasanın emredici hükmüne aykırılık oluşturduğu, iç kaynaklardan yapılan arttırım hariç payların nakdi bedelleri tamamen ödenmediği sürece sermaye arttırımın yapılamayacağı, ayrıca yapılacak olan sermaye arttırımında rüçhan hakkının kullanılmaması ve kısıtlanması ilkesinin de anonim şirketin temel yapısını bozan ve sermayenin korunması hükümlerine ve ortaklar arası eşitlik hükümlerine aykırı nitelikte bulunduğu, bu kapsamda 06.03.2018 tarihinde gündemin 2. maddesi ile alınan sermaye artışı ve bu sermaye artışından sadece...'nın yararlanmasına, diğer ortakların rüçhan haklarının kısıtlanmasına yönelik alınan kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar vermek gerektiği, aynı genel kurulda alınan diğer kararların iptale tabi olduğu ancak davacı tarafça 3 aylık hak düşürücü süre içerisinde bunlar yönünden usulüne uygun açılmış bir dava açılmış bulunmadığı, 06.03.2018 tarihinde yapılan genel kurulda alınan diğer kararların iptaline yönelik davanın reddinin gerektiği, 11.09.2018 tarihli davacı şirketin davalı şirketten ıskatına ilişkin alınan karara gelince, anonim şirket ortağının ıskat edilebilmesi için yönetim kurulu tarafından temerrüte düşen pay sahibinin öncelikle borcun ödenmesi yönünde ihtarı, bunun için makul bir ödemeye çağrı süresi ve bu ödeme çağrısından sonra ıskat mehili ihtarının çekilmesi ve bu ıskat kararının bildiriminden sonra yönetim kurulu tarafından ıskat kararı alınarak ayrıca bu kararın da yeniden bildirilmesi gerektiği, davalı tarafça davacı pay sahibi ...
Gayrimenkul A.Ş'ye ıskat kararının tebliğ edilmediği, davacının payının nama yazılı pay olduğu ve nama yazılı pay senedi sahiplerine ıskat mehili ihtarının 6102 sayılı Kanun'un 483 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca iadeli taahhütlü mektupla yapılması gerektiği, ancak söz konusu ıskat ihtarının davacıya iadeli taahhütlü mektupla yapıldığına ilişkin dosyaya usulüne uygun bir belge sunulmadığı, ayrıca çıkartıldığı belirtilen ihtarda açıkça ortağın ıskat edileceği hususunun ihtarnamede yazılması gerektiği, oysa çıkartıldığı iddia olunan ihtarnamede sadece kanuni yollara başvurulacağının ifade edildiği, bu bağlamda 11.09.2018 tarihli ıskat işlemine ilişkin yönetim kurulu kararının butlanla malul olduğu,14.09.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında 2 nolu gündem maddesi ile alınan sermayenin 6.000.000,000 TL'den 7.000.000,00 TL'ye çıkartılmasına ve sermaye artırımının şirkete ortağı olan...'nın şirketten olan alacağından karşılanmasına, diğer ortakların rüçhan haklarının engellenmesine yönelik kararın yönetim kurulunun ıskata ilişkin kararının geçersiz olması, sermaye taahhütlerinin ifa edilmemesi ve bunun önemli bir miktara tekabül etmesi, rüçhan hakkının kısıtlanması için haklı bir sebebin mevcut olmaması ve alınan kararda bunun gösterilmemesi, eşitlik ve dürüstlük ilkelerine aykırı olduğu, bu itibarla 14.09.2018 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında gündemin 2.
maddesi ile alınan sermaye arttırımına ilişkin ve sermaye arttırımından sadece...'nın yararlanmasına, diğerlerinin rüçhan hakkının kısıtlanmasına yönelik kararların yokluklu ve butlanla malul olduğunun tespitine karar vermek gerektiği, davalı şirketin 14.09.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında 6102 sayılı Kanun'un 395 inci ve 396 ncı maddeleri uyarınca izin verilmesine ilişkin alınan kararlarda oydan yoksunluk kuralına uyulmadığı, söz konusu hükmün kararda etkili olduğu, ayrıca davanın da süresinde açıldığı, 14.09.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında gündemin 7. maddesi ile alınan yönetim kurulu üyelerinin izin verilmesine ilişkin kararın iptaline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle 06.03.2018 tarihinde yapılan davalı şirketin olağanüstü genel kurul toplantısında alınan 2.
gündem maddesi ile alınan kararın yoklukla malul olduğu ve butlanla malul olduğunun tespitine, aynı tarihte alınan diğer kararların iptaline yönelik davanın reddine, 11.09.2018 tarihli davacı şirketin davalı şirketten ıskatına ilişkin 2018/9 sayılı yönetim kurulu kararının butlanının tespitine ve butlan sebebiyle iptaline, davalı şirketin 14.09.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında 2. nolu gündem maddesi ile alınan kararlarının yokluklu malul olduğunun ve butlanla malul olduğunun tespitine, davalı şirketin 14.09.2018 tarihinde yapılan 2017 yılı olağan genel kurul toplantısında gündemin 7. maddesi ile alınan kararlarda oydan yoksunluk kurallarına uyulmadığından bu kararların iptaline, kalan hususlar yönünden davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; süre tutum dilekçesi sunarak istinaf talebinde bulunmuştur.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı müvekkili şirketin % 99'unun üzerindeki paylarına sahip hakim iki hissedar arasında ortaklık ilişkilerinin düzenlemesi amacıyla 01.06.2017 tarihli sözleşme imzalandığını, bu sözleşmeyle, şirketin yurtdışı kaynaklı televizyon kanalının Türkiye’deki faaliyetinin yürütülmesi için doğan kaynak ihtiyacının, öz kaynaklarının kısıtlı olması nedeniyle dışarıdan sermaye girişinin sağlanmasına yönelik esaslar çerçevesinde temel ortaklık ilişkilerinin düzenlendiğini, davalı müvekkili şirketin, iptale konu sermaye artırımından önceki ve ilk sermaye artırımının da dış kaynaklardan artırım suretiyle gerçekleştiğini, o tarihte toplam 2.000.000,00 TL'lik sermaye artırımı yapılmasının ortaklarca kararlaştırıldığını, söz konusu artırımda da yine büyük ortağın ortaklar cari hesabında şirkete sağladığı nakit finansmanı karşılığında 1.400.000,00 TL’lik sermaye artışına gidildiğini, davaya konu sermaye artırım kaynakları gibi yine aynı şekilde sermaye artırımı yapıldığını, ki bu durumun davacı ortağında iradesini yansıtmakta olduğunu, bu sermaye artırımına davacı ortağın da katıldığını, 600.000,00 TL nakit sermaye artırım taahhüdünde bulunduğunu, sermaye artırımına ilişkin ödemelerini 31.10.2017 tarihinde tamamlayacağını beyan ve taahhüt ettiğini, bu hususun ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, davacı ortağın sermaye artırımı olarak üstlendiği 150.000,00 TL’lik kısmını ödediğini, ancak kalan 450.000,00 TL'lik kısmını ödemediğini, müvekkili şirket tarafından alınan genel kurul sermaye artırım kararları ve rüçhan haklarının kısıtlanması, şirketin menfaatleri için yapılmış olup, usul ve yasaya, hukuka uygun kararlar olduğunu, ıskat ilanında 6102 sayılı Kanun'un aradığı bütün şartların bulunduğunu, müvekkilinin ıskat ihtarına ilişin iadeli taahhütlü mektubun gidiş parçası ellerinde olsa da dönüş parçasının temin edilememesi üzerine tebligatın sonucunun Levent PTT Müdürlüğü'nden dilekçe ile talep edildiğini, cevap alınamaması üzerine Mahkemeden bu konuda Posta Müdürlüğü’ne müzekkere yazılmasının talep edildiğini, bu taleplerinin karşılanmadığını belirterek davalı müvekkili şirketin genel kurul ve yönetim kurulu kararları yönünden verilen yokluk ve butlana yönelik usul ve yasaya aykırı kısmi kabul kararlarının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine de aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, anonim şirketin olağan ve olağanüstü genel kurul kararları ile ıskata yönelik yönetim kurulu kararının mutlak butlanla batıl olduğunun tespiti ile iptali talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 395 inci, 481 inci ve 482 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
21.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1055714700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz