Teminat mektubundan alacak | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/3946 E. 2012/3882 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tazmin talebi↗ para alacağı↗ 3095 sayılı kanun↗ temerrüt tarihi↗ teminat mektubu↗ ihtiyati tedbir↗ temerrüt faizi↗ taahhütname↗ ihtarname↗ avans faizi↗ temerrüt↗ teminat↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın teminat mektubunun talep edildiği tarihte ödenmemesinden kaynaklanan temerrüt faizine ilişkin olduğu, faiz alacağının ana alacağın fer’isi niteliğinde bulunduğu, bu nedenle kök alacağa doğrudan bağlı olduğu, kök alacağın tahsiline ilişkin olarak açılan davada davacının alacağını Pakistan Rupisi olarak talep ettiği, mahkemece de anılan para üzerinden karar verildiği, bu nedenle davacının faiz alacağının da Pakistan Rupisi üzerinden hesaplanmasının gerektiği, davacının davalı tarafın bağlı bulunduğu konsorsiyumdan tazmin talebinde bulunduğu 27.04.2001 tarihinin davalının temerrüt tarihi olarak kabul edildiği, her ne kadar hüküm fıkrasına “takip tarihinden” ibaresi yazılmış ise de aslında “temerrüt tarihinden” ibaresinin yazılmasının gerektiği, ancak sehven yazılan “takip tarihi” ibaresinin mahkemece değiştirilmesinin mümkün olmadığı, aslında temerrüt tarihi olarak 27.04.2001 tarihinin hükme esas alındığı, hesaplamaların bu tarih esas alınarak yaptırıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının faiz isteminin Pakistan Rupisi üzerinden ve 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca belirlenmesi sonucu takip tarihinden dava tarihine kadar toplam 26.220.120 Pakistan Rupisi alacağının bulunduğunun tespiti ile bu miktarın davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, tahsil anında BK.’nun 83. maddesi hükmünün saklı tutulmasına, dava tarihinden tahsil tarihine kadar ana alacak üzerinden 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davacının davalıdan olan teminat mektubu alacağı nedeniyle davalı bankaya karşı açtığı ana para alacağının tahsili istemine ilişkin davada yabancı para olarak istemde bulunduğu ve mahkemece de Borçlar Kanunu’nun 83. maddesi uyarınca aynen tahsile karar verilerek kararın bu şekilde kesinleşmiş olmasına göre davacının tercih hakkını yabancı para olarak kullanması nedeniyle ana parayı yabancı para olarak tahsil etmek durumunda olan davacının hükmedilen yabancı ana paranın temerrüt tarihindeki TL karşılığına avans faizi yürütülmesi yönündeki isteminin yerinde olmadığı, bu itibarla mahkemece temerrüt faizinin yabancı para üzerinden ve yabancı paralar için uygulanması mümkün 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca hükmedilmesi doğru bulunduğundan davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, teminat mektubundan kaynaklanan alacağın temerrüt faizinin tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davalı bankanın 27.04.2001 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faiz alacağı hesaplattırılarak hüküm altına alınmış ise de anılan tarihin temerrüde esas tutulamayacağına ilişkin olarak Dairemizin 18.05.2010 tarih, 2008/10422 Esas-2010/5533 sayılı Kararı mevcut olup, sözkonusu Kararda 27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan tazmin talebini havi ihtarnamenin usulsüz olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle anılan ihtarnameye işbu davada da hukuki bir sonuç bağlanmasının mümkün bulunmaması karşısında davalının temerrüde düştüğü tarih olarak 27.04.2001 tarihinin kabul edilmesi doğru olmamıştır. Ayrıca, somut olayda davalıusulüne uygun olarak temerrüde düşürülmeden önce davaya konu alacağın dayanağını teşkil eden teminat mektubu hakkında davacıya karşı taahhüt altına giren dava dışı şirketin istemi üzerine teminat mektuplarının paraya çevrilmesini önleyici yönde mahkemece verilmiş bulunan ihtiyati tedbir kararının mevcudiyeti karşısında tedbir kararının devamı süresince davalının ödeme yapması mümkün olmadığından tedbir kararının devamı süresince temerrüt de gerçekleşmeyecek olması karşısında tedbir kararının kaldırıldığının davalıya tebliğ edildiği tarihten itibaren teminat mektubu bedelinin ödenmesi davalı yönünden mümkün hale geleceğinden davalının temerrüdünün de bu tarihten itibaren gerçekleştiğinin kabulü ile temerrüt tarihinin buna göre belirlenmesi sonucu dava tarihine kadarki dönem için işlemiş olan temerrüt faizi alacağının tespiti gerekirken yazılı şekilde 27.04.2001 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5740 E. 2014/12853 K.
Ortak:para alacağı · temerrüt tarihi · teminat mektubu · ihtiyati tedbir · temerrüt faizi · avans faizi · temerrüt · teminat
İncelediğiniz kararda… lgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davacının davalıdan olan «teminat mektubu» alacağı nedeniyle davalı bankaya karşı açtığı ana «para alacağının» tahsili istemine ilişkin davada yabancı para olarak istemde bulunduğu ve mahkemece de Borçlar Kanunu’nun 83. maddesi uyarınca aynen tahsile karar verilerek kararın bu şekilde kesinleşmiş olmasına göre davacının tercih hakkını yabancı para olarak kullanması nedeniyle ana parayı yabancı para olarak tahsil etmek durumunda olan davacının hükmedilen yabancı ana paranın «temerrüt» tarihindeki TL karşılığına «avans faizi» yürütülmesi yönündeki isteminin yerinde olmadığı, bu itibarla mahkemece «temerrüt faizinin» yabancı para üzerinden ve yabancı paralar için uygulanması mümkün 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca hükmedilmesi doğru bulunduğundan davacı vekilinin yerin …
Ayrıca, somut olayda davalıusulüne uygun olarak «temerrüde» düşürülmeden önce davaya konu alacağın dayanağını teşkil eden «teminat mektubu» hakkında davacıya karşı «taahhüt» altına giren dava dışı şirketin istemi üzerine teminat mektuplarının paraya çevrilmesini önleyici yönde mahkemece verilmiş bulunan «ihtiyati tedbir» kararının mevcudiyeti karşısında tedbir kararının devamı süresince davalının ödeme yapması mümkün olmadığından tedbir kararının devamı süresince temerrüt de gerçekleşmeyecek olması karşısında tedbir kararının kaldırıldığının davalıya tebliğ edildiği tarihten itibaren teminat mektubu bedelinin ödenmesi davalı yönünden mümkün hale geleceğinden davalının temerrüdünün de bu tarihten itibaren gerçekleştiğinin kabulü ile «temerrüt tarihinin» buna göre belirlenmesi sonucu dava tarihine kadarki dönem için işlemiş olan «temerrüt faizi» alacağının tespiti gerekirken yazılı şekilde 27.04.2001 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulm …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın «teminat mektubunun» talep edildiği tarihte ödenmemesinden kaynaklanan «temerrüt faizine» ilişkin olduğu, faiz alacağının ana alacağın fer’isi niteliğinde bulunduğu, bu nedenle kök alacağa doğrudan bağlı olduğu, kök alacağın tahsiline ilişkin olarak açılan davada davacının alacağını Pakistan Rupisi olarak talep ettiği, mahkemece de anılan para üzerinden karar verildiği, bu nedenle davacının faiz alacağının da Pakistan Rupisi üzerinden hesaplanmasının gerektiği, davacının davalı tarafın bağlı bulunduğu konsorsiyumdan tazmin talebinde bulunduğu 27.04.2001 tarihinin davalının «temerrüt tarihi» olarak kabul edildiği, her ne kadar hüküm fıkrasına “takip tarihinden” ibaresi yazılmış ise de aslında “temerrüt tarihinden” ibaresinin yazılmasının gerektiği, anc …
Benzer bu karardaİnşaat A.Ş'nin edimini yerine getirmediği gerekçesiyle oto yol yapım sözleşmesini feshedip 27/04/2001 tarihinde «teminat mektubunun tazmini» için davalı bankaya müracaat ettiği, davalının «ihtiyati tedbir» kararı nedeniyle teminat mektubunun tazmini istemini yerine getirmediği, «temerrüt tarihi» olan 22/09/2003 tarihinde «ihtiyati tedbirin kaldırıldığının» öğrenilmesinden sonra bankanın tazmin yükümlülüğünün başladığı, talep edilen Pakistan Rupisi'nin Türkiye'de tedavülünün bulunmaması nedeniyle, 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesinin uygulanmasının mümkün bulunmadığı, dava dilekçesinde Pakistan Rupisi'ne ilişkin alacağın Türk Lirası karşılığına «temerrüd faizi» işletilmesini talep edildiğinden, 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesine göre «avans faizi» yürütülmek suretiyle davacının temerrüt tarihinden dava tarihine kadar olan alacağı ile dava tarihinden sonra belirlenen bu alacağına aynı faizin yürütülmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/1219 E, 2004/125 K sayılı kararı ile hüküm altına alınan 947.598.745.61-Pakistan rupisi ana «para alacağının» TL karşılığı 18.080.184.06 TL alacağına 22/09/2003 temerrüt tarihinden dava tarihine kadar olan toplam 18.951.548.49 TL «işlemiş faiz» alacağı olduğunun tesbitine, bu miktarın davalıdan tahsiline, tahsil anında B.K.nın 83 (T.B.K 100) madde hükümlerinin saklı tutulmasına, ana para 18.080.184.06 TL …
3- Ayrıca davacının davalıdan olan «teminat mektubu» alacağı nedeniyle davalı bankaya karşı açtığı ana «para alacağının» tahsili istemine ilişkin davada yabancı para olarak istemde bulunduğu ve mahkemece de Borçlar Kanunu’nun 83. maddesi uyarınca aynen tahsile karar verilerek kararın bu şekilde kesinleşmiş olmasına göre davacının tercih hakkını yabancı para olarak kullanması nedeniyle ana parayı yabancı para olarak tahsil etmek durumunda olan davacının hükmedilen yabancı ana paranın «temerrüt» tarihindeki TL karşılığına «avans faizi» yürütülmesi yönündeki isteminin yerinde olmadığı, bu itibarla mahkemece «temerrüt faizinin» yabancı para üzerinden ve yabancı paralar için uygulanması mümkün 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi …
2- Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, «teminat mektubundan» kaynaklanan alacağın «temerrüt faizinin» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat mektubu tazmini · ihtiyati tedbirin kaldırılması · tedbirin kaldırılması · müddeabih · işlemiş faiz · dahili dava
Benzer bu karardaİnşaat A.Ş'nin edimini yerine getirmediği gerekçesiyle oto yol yapım sözleşmesini feshedip 27/04/2001 tarihinde «teminat mektubunun tazmini» için davalı bankaya müracaat ettiği, davalının «ihtiyati tedbir» kararı nedeniyle teminat mektubunun tazmini istemini yerine getirmediği, «temerrüt tarihi» olan 22/09/2003 tarihinde «ihtiyati tedbirin kaldırıldığının» öğrenilmesinden sonra bankanın tazmin yükümlülüğünün başladığı, talep edilen Pakistan Rupisi'nin Türkiye'de tedavülünün bulunmaması nedeniyle, 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesinin uygulanmasının mümkün bulunmadığı, dava dilekçesinde Pakistan Rupisi'ne ilişkin alacağın Türk Lirası karşılığına «temerrüd faizi» işletilmesini talep edildiğinden, 3095 sayılı Kanunun 2/2 maddesine göre «avans faizi» yürütülmek suretiyle davacının temerrüt tarihinden dava tarihine kadar olan alacağı ile dava tarihinden sonra belirlenen bu alacağına aynı faizin yürütülmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacının İstanbul 8 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/1219 E, 2004/125 K sayılı kararı ile hüküm altına alınan 947.598.745.61-Pakistan rupisi ana «para alacağının» TL karşılığı 18.080.184.06 TL alacağına 22/09/2003 temerrüt tarihinden dava tarihine kadar olan toplam 18.951.548.49 TL «işlemiş faiz» alacağı olduğunun tesbitine, bu miktarın davalıdan tahsiline, tahsil anında B.K.nın 83 (T.B.K 100) madde hükümlerinin saklı tutulmasına, ana para 18.080.184.06 TL …
Davacı dava dilekçesinde «temerrüt» tarihinden dava tarihe kadar işleyen 48.973.694.12 TL'nin faizi ile dava tarihinden itibaren işleyecek «temerrüt faizinin» tahsilini talep ettiğine göre 48.973.694.12 TL davanın «müddeabihi» olup, bu miktar üzerinden ilam harcı ve avukatlık ücretine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde dava konusu olmayan «teminat mektubu» bedeli de «dahil» edilerek ilam harcı ve avukatlık ücretine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15571 E. 2015/5005 K.
Ortak:para alacağı · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz kararda… lgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davacının davalıdan olan «teminat mektubu» alacağı nedeniyle davalı bankaya karşı açtığı ana «para alacağının» tahsili istemine ilişkin davada yabancı para olarak istemde bulunduğu ve mahkemece de Borçlar Kanunu’nun 83. maddesi uyarınca aynen tahsile karar verilerek kararın bu şekilde kesinleşmiş olmasına göre davacının tercih hakkını yabancı para olarak kullanması nedeniyle ana parayı yabancı para olarak tahsil etmek durumunda olan davacının hükmedilen yabancı ana paranın «temerrüt» tarihindeki TL karşılığına «avans faizi» yürütülmesi yönündeki isteminin yerinde olmadığı, bu itibarla mahkemece «temerrüt faizinin» yabancı para üzerinden ve yabancı paralar için uygulanması mümkün 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca hükmedilmesi doğru bulunduğundan davacı vekilinin yerin …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın «teminat mektubunun» talep edildiği tarihte ödenmemesinden kaynaklanan «temerrüt faizine» ilişkin olduğu, faiz alacağının ana alacağın fer’isi niteliğinde bulunduğu, bu nedenle kök alacağa doğrudan bağlı olduğu, kök alacağın tahsiline ilişkin olarak açılan davada davacının alacağını Pakistan Rupisi olarak talep ettiği, mahkemece de anılan para üzerinden karar verildiği, bu nedenle davacının faiz alacağının da Pakistan Rupisi üzerinden hesaplanmasının gerektiği, davacının davalı tarafın bağlı bulunduğu konsorsiyumdan tazmin talebinde bulunduğu 27.04.2001 tarihinin davalının «temerrüt tarihi» olarak kabul edildiği, her ne kadar hüküm fıkrasına “takip tarihinden” ibaresi yazılmış ise de aslında “temerrüt tarihinden” ibaresinin yazılmasının gerektiği, anc …
2-Dava, «teminat mektubundan» kaynaklanan alacağın «temerrüt faizinin» tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davalı bankanın 27.04.2001 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faiz alacağı hesaplattırılarak hüküm altına alınmış ise de anılan tarihin temerrüde esas tutulamayacağına ilişkin olarak Dairemizin 18.05.2010 tarih, 2008/10422 Esas-2010/5533 sayılı Kararı mevcut olup, sözkonusu Kararda 27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan «tazmin talebini» havi «ihtarnamenin» usulsüz olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle anılan ihtarnameye işbu davada da hukuki bir sonuç bağlanmasının mümkün bulunmaması karşısında davalının temerrüd …
Benzer bu kararda8 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/1219 E, 2004/125 K sayılı kararı ile hüküm altına alınan 947.598.745.61-Pakistan rupisi ana «para alacağının» TL karşılığı 18.080.184,06 TL alacağına 22/09/2003 «temerrüt» tarihinden dava tarihine kadar olan toplam 18.951.548,49 TL «işlemiş faiz» alacağı olduğunun tesbitine, bu miktarın davalıdan tahsiline, tahsil anında BK'nın 83 (T.B.K 100) madde hükümlerinin saklı tutulmasına, ana para 18.080.184,06 TL'sine dava tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca «avans faizi» yürütülmesine dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işlemiş faiz
Benzer bu kararda8 Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2003/1219 E, 2004/125 K sayılı kararı ile hüküm altına alınan 947.598.745.61-Pakistan rupisi ana «para alacağının» TL karşılığı 18.080.184,06 TL alacağına 22/09/2003 «temerrüt» tarihinden dava tarihine kadar olan toplam 18.951.548,49 TL «işlemiş faiz» alacağı olduğunun tesbitine, bu miktarın davalıdan tahsiline, tahsil anında BK'nın 83 (T.B.K 100) madde hükümlerinin saklı tutulmasına, ana para 18.080.184,06 TL'sine dava tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar 3095 sayılı Kanun'un 2/2 maddesi uyarınca «avans faizi» yürütülmesine dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
-
Teminat mektubu bedeli tahsili | Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11432 E. 2011/2072 K.
Ortak:tazmin talebi · temerrüt tarihi · teminat mektubu · ihtiyati tedbir · taahhütname · ihtarname · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaAyrıca, somut olayda davalıusulüne uygun olarak «temerrüde» düşürülmeden önce davaya konu alacağın dayanağını teşkil eden «teminat mektubu» hakkında davacıya karşı «taahhüt» altına giren dava dışı şirketin istemi üzerine teminat mektuplarının paraya çevrilmesini önleyici yönde mahkemece verilmiş bulunan «ihtiyati tedbir» kararının mevcudiyeti karşısında tedbir kararının devamı süresince davalının ödeme yapması mümkün olmadığından tedbir kararının devamı süresince temerrüt de gerçekleşmeyecek olması karşısında tedbir kararının kaldırıldığının davalıya tebliğ edildiği tarihten itibaren teminat mektubu bedelinin ödenmesi davalı yönünden mümkün hale geleceğinden davalının temerrüdünün de bu tarihten itibaren gerçekleştiğinin kabulü ile «temerrüt tarihinin» buna göre belirlenmesi sonucu dava tarihine kadarki dönem için işlemiş olan «temerrüt faizi» alacağının tespiti gerekirken yazılı şekilde 27.04.2001 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulm …
2-Dava, «teminat mektubundan» kaynaklanan alacağın «temerrüt faizinin» tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davalı bankanın 27.04.2001 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faiz alacağı hesaplattırılarak hüküm altına alınmış ise de anılan tarihin temerrüde esas tutulamayacağına ilişkin olarak Dairemizin 18.05.2010 tarih, 2008/10422 Esas-2010/5533 sayılı Kararı mevcut olup, sözkonusu Kararda 27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan «tazmin talebini» havi «ihtarnamenin» usulsüz olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle anılan ihtarnameye işbu davada da hukuki bir sonuç bağlanmasının mümkün bulunmaması karşısında davalının temerrüd …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın «teminat mektubunun» talep edildiği tarihte ödenmemesinden kaynaklanan «temerrüt faizine» ilişkin olduğu, faiz alacağının ana alacağın fer’isi niteliğinde bulunduğu, bu nedenle kök alacağa doğrudan bağlı olduğu, kök alacağın tahsiline ilişkin olarak açılan davada davacının alacağını Pakistan Rupisi olarak talep ettiği, mahkemece de anılan para üzerinden karar verildiği, bu nedenle davacının faiz alacağının da Pakistan Rupisi üzerinden hesaplanmasının gerektiği, davacının davalı tarafın bağlı bulunduğu konsorsiyumdan tazmin talebinde bulunduğu 27.04.2001 tarihinin davalının «temerrüt tarihi» olarak kabul edildiği, her ne kadar hüküm fıkrasına “takip tarihinden” ibaresi yazılmış ise de aslında “temerrüt tarihinden” ibaresinin yazılmasının gerektiği, anc …
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu «teminat mektubu» metninde davalı bankaların katılım yüzdelerinin ve miktarlarının açıkça belirtildiği ve davalıların teminat mektubu bedelini kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünde» bulundukları, teminat mektuplarının asıl borç ilişkisinden bağımsız, «garanti sözleşmesi» niteliğinde bir ödeme taahhüdü olduğu, bu nedenle tazmin için başvurulduğunda teminat mektubu bedelinin derhal ödenmesi gerektiği, davacının Bayındır İnşaat A.Ş.’nin edimini yerine getirmediği gerekçesiyle otoyol yapım sözleşmesini feshedip 27.04.2001 tarihinde «teminat mektubunun tazmini» için İş Bankası A.Ş.’ne müracaat ettiği, anılan banka hakkında davacının açtığı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu kararla teminat mektubunun «kesin» teminat mektubu olduğunun anlaşıldığı, buna göre davalıların teminat mektubunda belirtilen katılım payları ve miktarları üzerinden davacıya karşı sorumlu bulundukları, teminat mektubunun tazmininin önlenmesi amacıyla «ihtiyati tedbir» kararı verilmişse de kararın 12.09.2003 tarihinde kaldırıldığı, davacı ile Bayındır İnşaat A.Ş. arasındaki uyuşmazlığın halli için uluslararası «hakem» heyetinde devam eden davanın sonucunun beklenmesine gerek görülmediği, dava dışı İş Bankası A.Ş.’nin konsorsiyumun «temsilcisi» olduğu, davacının 27.04.2001 tarihinde anılan bankaya başvurması ile davalı bankaların tazmin borcunun sadece «muaccel» olacağı, «temerrüdün» ise BK’nun 101/1. maddesi uyarınca davalıların alacaklı tarafından yapılacak bildirim ile gerçekleşeceği, buna göre davalıların 16.09.2002 icra takip tarihinde temerrüde düştükleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davalı yönünden kararda belirtilen «asıl alacak» ve faiz alacağının, asıl alacak miktarlarına dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
… lünün bulunmaması nedeniyle 3095 sayılı Kanun’un 4/a. maddesinin uygulanması mümkün olmadığından, mahkemece davacının anılan yabancı para cinsinden asıl alacağının, «temerrüt tarihi» itibariyle TL karşılığına «avans faizi» yürütülmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Yine dava konusu «teminat mektubunun», "kayıtsız şartsız ilk talepte ödeme" koşulunu içermesi ve esasen teminat mektuplarının BK'nun 110.maddesi gereğince asıl borç ilişkisinden bağımsız bir «taahhüt», dolayısıyla «garanti sözleşmesi» niteliği taşıması karşısında, otoyol yapım sözleşmesinin tarafları olan muhatap ve «lehtar» arasındaki «tahkim» davasının sonucunun beklenmesine, diğer bir anlatımla sözleşmedeki edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin, «teminat mektubunun tazmin» istemi açısından araştırılması gerektiğine yönelik davalı taraf savunması da yerinde değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teminat mektubu tazmini · ödeme taahhüdü · garanti sözleşmesi · müddeabih · ek mehil · vekalet ücreti takdiri · tahkim · lehtar
Benzer bu karardaYine dava konusu «teminat mektubunun», "kayıtsız şartsız ilk talepte ödeme" koşulunu içermesi ve esasen teminat mektuplarının BK'nun 110.maddesi gereğince asıl borç ilişkisinden bağımsız bir «taahhüt», dolayısıyla «garanti sözleşmesi» niteliği taşıması karşısında, otoyol yapım sözleşmesinin tarafları olan muhatap ve «lehtar» arasındaki «tahkim» davasının sonucunun beklenmesine, diğer bir anlatımla sözleşmedeki edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin, «teminat mektubunun tazmin» istemi açısından araştırılması gerektiğine yönelik davalı taraf savunması da yerinde değildir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu «teminat mektubu» metninde davalı bankaların katılım yüzdelerinin ve miktarlarının açıkça belirtildiği ve davalıların teminat mektubu bedelini kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünde» bulundukları, teminat mektuplarının asıl borç ilişkisinden bağımsız, «garanti sözleşmesi» niteliğinde bir ödeme taahhüdü olduğu, bu nedenle tazmin için başvurulduğunda teminat mektubu bedelinin derhal ödenmesi gerektiği, davacının Bayındır İnşaat A.Ş.’nin edimini yerine getirmediği gerekçesiyle otoyol yapım sözleşmesini feshedip 27.04.2001 tarihinde «teminat mektubunun tazmini» için İş Bankası A.Ş.’ne müracaat ettiği, anılan banka hakkında davacının açtığı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu kararla teminat mektubunun «kesin» teminat mektubu olduğunun anlaşıldığı, buna göre davalıların teminat mektubunda belirtilen katılım payları ve miktarları üzerinden davacıya karşı sorumlu bulundukları, teminat mektubunun tazmininin önlenmesi amacıyla «ihtiyati tedbir» kararı verilmişse de kararın 12.09.2003 tarihinde kaldırıldığı, davacı ile Bayındır İnşaat A.Ş. arasındaki uyuşmazlığın halli için uluslararası «hakem» heyetinde devam eden davanın sonucunun beklenmesine gerek görülmediği, dava dışı İş Bankası A.Ş.’nin konsorsiyumun «temsilcisi» olduğu, davacının 27.04.2001 tarihinde anılan bankaya başvurması ile davalı bankaların tazmin borcunun sadece «muaccel» olacağı, «temerrüdün» ise BK’nun 101/1. maddesi uyarınca davalıların alacaklı tarafından yapılacak bildirim ile gerçekleşeceği, buna göre davalıların 16.09.2002 icra takip tarihinde temerrüde düştükleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davalı yönünden kararda belirtilen «asıl alacak» ve faiz alacağının, asıl alacak miktarlarına dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Zira «ihtiyati tedbir» kararına rağmen ödeme yapmaları halinde «lehtara» karşı sorumlulukları doğacağından, davalı bankaların muhataba ödeme yapmama hakları vardır.
Bu durumda davalı bankaların «temerrüdü», anılan «ihtiyati tedbir» kararının kalktığının davalılara bildirildiği tarihte, eğer davacı tarafından davalılara daha sonraki bir tarih için bir atıfet «mehili» verilmişse bu tarihte başlayacaktır.
2 benzer karar daha
-
Teminat mektubu bedeli tahsili | Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3464 E. 2011/2723 K.
Ortak:tazmin talebi · temerrüt tarihi · teminat mektubu · ihtiyati tedbir · temerrüt faizi · taahhütname · ihtarname · avans faizi
İncelediğiniz karardaAyrıca, somut olayda davalıusulüne uygun olarak «temerrüde» düşürülmeden önce davaya konu alacağın dayanağını teşkil eden «teminat mektubu» hakkında davacıya karşı «taahhüt» altına giren dava dışı şirketin istemi üzerine teminat mektuplarının paraya çevrilmesini önleyici yönde mahkemece verilmiş bulunan «ihtiyati tedbir» kararının mevcudiyeti karşısında tedbir kararının devamı süresince davalının ödeme yapması mümkün olmadığından tedbir kararının devamı süresince temerrüt de gerçekleşmeyecek olması karşısında tedbir kararının kaldırıldığının davalıya tebliğ edildiği tarihten itibaren teminat mektubu bedelinin ödenmesi davalı yönünden mümkün hale geleceğinden davalının temerrüdünün de bu tarihten itibaren gerçekleştiğinin kabulü ile «temerrüt tarihinin» buna göre belirlenmesi sonucu dava tarihine kadarki dönem için işlemiş olan «temerrüt faizi» alacağının tespiti gerekirken yazılı şekilde 27.04.2001 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulm …
2-Dava, «teminat mektubundan» kaynaklanan alacağın «temerrüt faizinin» tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davalı bankanın 27.04.2001 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faiz alacağı hesaplattırılarak hüküm altına alınmış ise de anılan tarihin temerrüde esas tutulamayacağına ilişkin olarak Dairemizin 18.05.2010 tarih, 2008/10422 Esas-2010/5533 sayılı Kararı mevcut olup, sözkonusu Kararda 27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan «tazmin talebini» havi «ihtarnamenin» usulsüz olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle anılan ihtarnameye işbu davada da hukuki bir sonuç bağlanmasının mümkün bulunmaması karşısında davalının temerrüd …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın «teminat mektubunun» talep edildiği tarihte ödenmemesinden kaynaklanan «temerrüt faizine» ilişkin olduğu, faiz alacağının ana alacağın fer’isi niteliğinde bulunduğu, bu nedenle kök alacağa doğrudan bağlı olduğu, kök alacağın tahsiline ilişkin olarak açılan davada davacının alacağını Pakistan Rupisi olarak talep ettiği, mahkemece de anılan para üzerinden karar verildiği, bu nedenle davacının faiz alacağının da Pakistan Rupisi üzerinden hesaplanmasının gerektiği, davacının davalı tarafın bağlı bulunduğu konsorsiyumdan tazmin talebinde bulunduğu 27.04.2001 tarihinin davalının «temerrüt tarihi» olarak kabul edildiği, her ne kadar hüküm fıkrasına “takip tarihinden” ibaresi yazılmış ise de aslında “temerrüt tarihinden” ibaresinin yazılmasının gerektiği, anc …
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu «teminat mektubu» metninde davalı bankaların katılım yüzdelerinin ve miktarlarının açıkça belirtildiği ve davalıların teminat mektubu bedelini kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünde» bulundukları, teminat mektuplarının asıl borç ilişkisinden bağımsız, «garanti sözleşmesi» niteliğinde bir ödeme taahhüdü olduğu, bu nedenle tazmin için başvurulduğunda teminat mektubu bedelinin derhal ödenmesi gerektiği, davacının Bayındır İnşaat A.Ş.’nin edimini yerine getirmediği gerekçesiyle otoyol yapım sözleşmesini feshedip 27.04.2001 tarihinde «teminat mektubunun tazmini» için İş Bankası A.Ş.’ne müracaat ettiği, anılan banka hakkında davacının açtığı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu kararla teminat mektubunun «kesin» teminat mektubu olduğunun anlaşıldığı, buna göre davalıların teminat mektubunda belirtilen katılım payları ve miktarları üzerinden davacıya karşı sorumlu bulundukları, teminat mektubunun tazmininin önlenmesi amacıyla «ihtiyati tedbir» kararı verilmişse de kararın 12.09.2003 tarihinde kaldırıldığı, davacı ile Bayındır İnşaat A.Ş. arasındaki uyuşmazlığın halli için uluslararası «hakem» heyetinde devam eden davanın sonucunun beklenmesine gerek görülmediği, dava dışı İş Bankası A.Ş.’nin konsorsiyumun «temsilcisi» olduğu, davacının 27.04.2001 tarihinde anılan bankaya başvurması ile davalı bankaların tazmin borcunun sadece «muaccel» olacağı, «temerrüdün» ise BK’nun 101/1. maddesi uyarınca davalıların alacaklı tarafından yapılacak bildirim ile gerçekleşeceği, buna göre davalıların 16.09.2002 icra takip tarihinde temerrüde düştükleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davalı yönünden kararda belirtilen «asıl alacak» ve faiz alacağının, asıl alacak miktarlarına dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Yine dava konusu «teminat mektubunun», "kayıtsız şartsız ilk talepte ödeme" koşulunu içermesi ve esasen teminat mektuplarının BK'nun 110. maddesi gereğince asıl borç ilişkisinden bağımsız bir «taahhüt», dolayısıyla «garanti sözleşmesi» niteliği taşıması karşısında, otoyol yapım sözleşmesinin tarafları olan muhatap ve «lehtar» arasındaki «tahkim» davasının sonucunun beklenmesine, diğer bir anlatımla sözleşmedeki edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin, «teminat mektubunun tazmin» istemi açısından araştırılması gerektiğine yönelik davalı taraf savunması da yerinde değildir.
27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan ilk «tazmin talebini» havi «ihtarnamenin» usulsüz olduğu, Dairemizin 18.05.2010 tarih ve 2008/10422 Esas - 2010/5533 Karar sayılı ilamı ile tespit edilmiş ve bu husus anılan davanın tarafları arasında kesinleşmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faaliyet izninin kaldırılması · teminat mektubu tazmini · ödeme taahhüdü · garanti sözleşmesi · müddeabih · temlik sözleşmesi · ek mehil · vekalet ücreti takdiri
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu «teminat mektubu» metninde davalı bankaların katılım yüzdelerinin ve miktarlarının açıkça belirtildiği ve davalıların teminat mektubu bedelini kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünde» bulundukları, teminat mektuplarının asıl borç ilişkisinden bağımsız, «garanti sözleşmesi» niteliğinde bir ödeme taahhüdü olduğu, bu nedenle tazmin için başvurulduğunda teminat mektubu bedelinin derhal ödenmesi gerektiği, davacının Bayındır İnşaat A.Ş.’nin edimini yerine getirmediği gerekçesiyle otoyol yapım sözleşmesini feshedip 27.04.2001 tarihinde «teminat mektubunun tazmini» için İş Bankası A.Ş.’ne müracaat ettiği, anılan banka hakkında davacının açtığı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu kararla teminat mektubunun «kesin» teminat mektubu olduğunun anlaşıldığı, buna göre davalıların teminat mektubunda belirtilen katılım payları ve miktarları üzerinden davacıya karşı sorumlu bulundukları, teminat mektubunun tazmininin önlenmesi amacıyla «ihtiyati tedbir» kararı verilmişse de kararın 12.09.2003 tarihinde kaldırıldığı, davacı ile Bayındır İnşaat A.Ş. arasındaki uyuşmazlığın halli için uluslararası «hakem» heyetinde devam eden davanın sonucunun beklenmesine gerek görülmediği, dava dışı İş Bankası A.Ş.’nin konsorsiyumun «temsilcisi» olduğu, davacının 27.04.2001 tarihinde anılan bankaya başvurması ile davalı bankaların tazmin borcunun sadece «muaccel» olacağı, «temerrüdün» ise BK’nun 101/1. maddesi uyarınca davalıların alacaklı tarafından yapılacak bildirim ile gerçekleşeceği, buna göre davalıların 16.09.2002 icra takip tarihinde temerrüde düştükleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davalı yönünden kararda belirtilen «asıl alacak» ve faiz alacağının, asıl alacak miktarlarına dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Yine dava konusu «teminat mektubunun», "kayıtsız şartsız ilk talepte ödeme" koşulunu içermesi ve esasen teminat mektuplarının BK'nun 110. maddesi gereğince asıl borç ilişkisinden bağımsız bir «taahhüt», dolayısıyla «garanti sözleşmesi» niteliği taşıması karşısında, otoyol yapım sözleşmesinin tarafları olan muhatap ve «lehtar» arasındaki «tahkim» davasının sonucunun beklenmesine, diğer bir anlatımla sözleşmedeki edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin, «teminat mektubunun tazmin» istemi açısından araştırılması gerektiğine yönelik davalı taraf savunması da yerinde değildir.
4-Yine, 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca, Fon her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu gibi, «faaliyet izni kaldırılan» veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların «iflas» ve «tasfiye» idarelerinin Fon tarafından, borçlarının ve/veya «taahhütlerinin» üstlenilmesi ve/veya alacaklarının devralınması halinde Fonun, üstlendiği borçlar ve/veya taahhütler ile devraldığı alacaklarla ilgili devir ve «temlik sözleşmeleri», her türlü «teminatın» tesisi ve kaldırılması, sözleşmelerin bozulması, dava ve icra takipleri ile bu borçlar ve/veya alacaklar ve/veya taahhütlerle ilgili diğer her türlü işlemler, her …
Bu durumda davalı bankaların «temerrüdü», anılan «ihtiyati tedbir» kararının kalktığının davalılara bildirildiği tarihte, eğer davacı tarafından davalılara daha sonraki bir tarih için bir atıfet «mehili» verilmişse bu tarihte başlayacaktır.
-
Banka Teminat Mektubunun İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10862 E. 2010/11323 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:muafiyet · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… imsenen gerektirici sebeplere, Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Sözleşmesinde yargı harcından «muafiyet» konusunda açıkça bir hüküm bulunmamasına, Anayasa’ya aykırılık iddiasının ciddi görülmemesine, kararımızın 3. sahifesinin «son» satırındaki “davacı” ibaresinin “davalı” olarak anlaşılması gerekmesine göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/3946 E. , 2012/3882 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16/11/2009 tarih ve 2006/257-2009/709 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06/03/2012 günü hazır bulunandavacı vekilleri Av. ... ... ve ... ile davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı Bayındır A.Ş.arasında imzalanan “Otoyol Yapım Sözleşmesi” çerçevesinde müvekkili tarafından Bayındır A.Ş.’ne avans ödemesi yapıldığını, borç olarak verilen paraların ödenmesini garanti altına almak için de davalının da içinde olduğu T.İş Bankası A.Ş. liderliğindeki konsorsiyumdan iki adet avans teminat mektubunun alındığını, müteahhit şirketin sözleşme ile üstlendiği yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle müvekkili tarafından sözleşmenin feshedildiğini, tedarik avansı olarak verilen borç paralardan müteahhitin hak edişleri düşüldükten sonra kalan alacakların ödenmesi amacıyla davalı bankanın da içinde bulunduğu bankalar konsorsiyumunun temsilcisi olan T.İş Bankası A.Ş.’ne 27.04.2001 tarihinde başvuruda bulunulduğunu, ancak bankaların ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediklerini, davalı banka aleyhine açılan alacak davası sonucu 60.815.480,32 Pakistan Rupisinin davalıdan tahsiline karar verildiğini, davalının ana para borcunun sabit olup, temerrüt faizi ödemekle yükümlü olduğunu ileri sürerek, 60.815.480,32 Pakistan Rupisi ana para alacağının temerrüt tarihi olan 27.04.2001 tarihindeki efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı olan 1.160.359,36 TL’ye dava tarihine kadar avans faiz oranlarının uygulanması ve Maliye Bakanlığı Genel Tebliği madde 9 hükmü oranları üzerinden dönemsel olarak işlemiş temerrüt faizi miktarı olan 3.143.058,95 TL ile yine ana paranın TL karşılığına dava tarihinden fiili ödeme tarihine kadar aynı şekilde hesaplanmak suretiyle bulunacak işleyecek temerrüt faizinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, sözkonusu teminat mektubunun Pakistan Rupisi üzerinden düzenlenmiş olması nedeniyle yabancı para borcu olup, TL üzerinden faiz istenmesinin mümkün olmadığını, temerrüt tarihinin de tedbir kararı alınmış olması nedeniyle ancak ihtiyati tedbirin kalktığının müvekkili bankaya bildirildiği tarih olan 17.09.2003 tarihi olabileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın teminat mektubunun talep edildiği tarihte ödenmemesinden kaynaklanan temerrüt faizine ilişkin olduğu, faiz alacağının ana alacağın fer’isi niteliğinde bulunduğu, bu nedenle kök alacağa doğrudan bağlı olduğu, kök alacağın tahsiline ilişkin olarak açılan davada davacının alacağını Pakistan Rupisi olarak talep ettiği, mahkemece de anılan para üzerinden karar verildiği, bu nedenle davacının faiz alacağının da Pakistan Rupisi üzerinden hesaplanmasının gerektiği, davacının davalı tarafın bağlı bulunduğu konsorsiyumdan tazmin talebinde bulunduğu 27.04.2001 tarihinin davalının temerrüt tarihi olarak kabul edildiği, her ne kadar hüküm fıkrasına “takip tarihinden” ibaresi yazılmış ise de aslında “temerrüt tarihinden” ibaresinin yazılmasının gerektiği, ancak sehven yazılan “takip tarihi” ibaresinin mahkemece değiştirilmesinin mümkün olmadığı, aslında temerrüt tarihi olarak 27.04.2001 tarihinin hükme esas alındığı, hesaplamaların bu tarih esas alınarak yaptırıldığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davacının faiz isteminin Pakistan Rupisi üzerinden ve 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca belirlenmesi sonucu takip tarihinden dava tarihine kadar toplam 26.220.120 Pakistan Rupisi alacağının bulunduğunun tespiti ile bu miktarın davalıdan alınıp davacıya ödenmesine, tahsil anında BK.’nun 83.
maddesi hükmünün saklı tutulmasına, dava tarihinden tahsil tarihine kadar ana alacak üzerinden 3095 sayılı Kanun’un 4/a maddesi uyarınca temerrüt faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davacının davalıdan olan teminat mektubu alacağı nedeniyle davalı bankaya karşı açtığı ana para alacağının tahsili istemine ilişkin davada yabancı para olarak istemde bulunduğu ve mahkemece de Borçlar Kanunu’nun 83. maddesi uyarınca aynen tahsile karar verilerek kararın bu şekilde kesinleşmiş olmasına göre davacının tercih hakkını yabancı para olarak kullanması nedeniyle ana parayı yabancı para olarak tahsil etmek durumunda olan davacının hükmedilen yabancı ana paranın temerrüt tarihindeki TL karşılığına avans faizi yürütülmesi yönündeki isteminin yerinde olmadığı, bu itibarla mahkemece temerrüt faizinin yabancı para üzerinden ve yabancı paralar için uygulanması mümkün 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca hükmedilmesi doğru bulunduğundan davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm, davalı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, teminat mektubundan kaynaklanan alacağın temerrüt faizinin tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davalı bankanın 27.04.2001 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faiz alacağı hesaplattırılarak hüküm altına alınmış ise de anılan tarihin temerrüde esas tutulamayacağına ilişkin olarak Dairemizin 18.05.2010 tarih, 2008/10422 Esas-2010/5533 sayılı Kararı mevcut olup, sözkonusu Kararda 27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan tazmin talebini havi ihtarnamenin usulsüz olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle anılan ihtarnameye işbu davada da hukuki bir sonuç bağlanmasının mümkün bulunmaması karşısında davalının temerrüde düştüğü tarih olarak 27.04.2001 tarihinin kabul edilmesi doğru olmamıştır.
Ayrıca, somut olayda davalıusulüne uygun olarak temerrüde düşürülmeden önce davaya konu alacağın dayanağını teşkil eden teminat mektubu hakkında davacıya karşı taahhüt altına giren dava dışı şirketin istemi üzerine teminat mektuplarının paraya çevrilmesini önleyici yönde mahkemece verilmiş bulunan ihtiyati tedbir kararının mevcudiyeti karşısında tedbir kararının devamı süresince davalının ödeme yapması mümkün olmadığından tedbir kararının devamı süresince temerrüt de gerçekleşmeyecek olması karşısında tedbir kararının kaldırıldığının davalıya tebliğ edildiği tarihten itibaren teminat mektubu bedelinin ödenmesi davalı yönünden mümkün hale geleceğinden davalının temerrüdünün de bu tarihten itibaren gerçekleştiğinin kabulü ile temerrüt tarihinin buna göre belirlenmesi sonucu dava tarihine kadarki dönem için işlemiş olan temerrüt faizi alacağının tespiti gerekirken yazılı şekilde 27.04.2001 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine; (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 4,00 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 15/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049594400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz