Teminat mektubu bedeli tahsili | Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/3464 E. 2011/2723 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
faaliyet izninin kaldırılması↗ teminat mektubu tazmini↗ ödeme taahhüdü↗ garanti sözleşmesi↗ tazmin talebi↗ müddeabih↗ fon bankası↗ temlik sözleşmesi↗ ek mehil↗ aaüt↗ vekalet ücreti takdiri↗ adli yardım↗ 3095 sayılı kanun↗ tahkim↗ temerrüt tarihi↗ teminat mektubu↗ lehtar↗ maddi hata↗ hakem kararı↗ ihtiyati tedbir↗ muacceliyet↗ garantörlük↗ işlemiş faiz↗ temlik↗ temerrüt faizi↗ ek tasfiye↗ iflas↗ taahhütname↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ harç↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ temerrüt↗ teminat↗ temsil↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu teminat mektubu metninde davalı bankaların katılım yüzdelerinin ve miktarlarının açıkça belirtildiği ve davalıların teminat mektubu bedelini kayıtsız şartsız ödeme taahhüdünde bulundukları, teminat mektuplarının asıl borç ilişkisinden bağımsız, garanti sözleşmesi niteliğinde bir ödeme taahhüdü olduğu, bu nedenle tazmin için başvurulduğunda teminat mektubu bedelinin derhal ödenmesi gerektiği, davacının Bayındır İnşaat A.Ş.’nin edimini yerine getirmediği gerekçesiyle otoyol yapım sözleşmesini feshedip 27.04.2001 tarihinde teminat mektubunun tazmini için İş Bankası A.Ş.’ne müracaat ettiği, anılan banka hakkında davacının açtığı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu kararla teminat mektubunun kesin teminat mektubu olduğunun anlaşıldığı, buna göre davalıların teminat mektubunda belirtilen katılım payları ve miktarları üzerinden davacıya karşı sorumlu bulundukları, teminat mektubunun tazmininin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmişse de kararın 12.09.2003 tarihinde kaldırıldığı, davacı ile Bayındır İnşaat A.Ş. arasındaki uyuşmazlığın halli için uluslararası hakem heyetinde devam eden davanın sonucunun beklenmesine gerek görülmediği, dava dışı İş Bankası A.Ş.’nin konsorsiyumun temsilcisi olduğu, davacının 27.04.2001 tarihinde anılan bankaya başvurması ile davalı bankaların tazmin borcunun sadece muaccel olacağı, temerrüdün ise BK’nun 101/1. maddesi uyarınca davalıların alacaklı tarafından yapılacak bildirim ile gerçekleşeceği, buna göre davalıların 16.09.2002 icra takip tarihinde temerrüde düştükleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davalı yönünden kararda belirtilen asıl alacak ve faiz alacağının, asıl alacak miktarlarına dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava açan yabancı, MÖHÜK'nun 32. maddesi uyarınca teminat göstermek zorundadır. Bu husus dava koşuludur. Ancak somut olayda, karar tarihinden önce 11.01.2005 tarihinde yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Sözleşmesi ile akit devlet vatandaşlarının ve tüzel kişilerin teminat gösterme yükümlülüklerinin bulunmadığı kararlaştırılmış olup, davacının anılan uluslararası sözleşme gereğince teminat gösterme yükümlülüğü de ortadan kalkmıştır. Dava şartının, davanın açılmasından sonra gerçekleşmesi halinde engel kalkar (Bkz. B.Kuru Hukuk Usulü Muhakemesi, 2001, cilt 4, sh: 4203). Dairemiz aynı davacı ile ilgili 11.06.2007 tarih ve 2006/6131 Esas, 2007/8889 Karar sayılı ilamında da, davacının teminat göstermekten muaf olduğu sonucuna varmıştır.
Yine dava konusu teminat mektubunun, "kayıtsız şartsız ilk talepte ödeme" koşulunu içermesi ve esasen teminat mektuplarının BK'nun 110. maddesi gereğince asıl borç ilişkisinden bağımsız bir taahhüt, dolayısıyla garanti sözleşmesi niteliği taşıması karşısında, otoyol yapım sözleşmesinin tarafları olan muhatap ve lehtar arasındaki tahkim davasının
sonucunun beklenmesine, diğer bir anlatımla sözleşmedeki edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin, teminat mektubunun tazmin istemi açısından araştırılması gerektiğine yönelik davalı taraf savunması da yerinde değildir.
Diğer yandan mahkemece hüküm fıkrasının 1. bendinin 19. satırında, Denizbank A.Ş. unvanından önce BFB ibaresinin yazılması doğru değilse de yapılan bu yanlışlık, mahallinde düzeltilmesi her zaman mümkün bir maddi hata niteliğindedir.
Bu açıklamalara ve dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm ve davalılar vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, dava teminat mektubu bedelinin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan sorumluluk payları oranında tahsili istemine ilişkindir.
27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan ilk tazmin talebini havi ihtarnamenin usulsüz olduğu, Dairemizin 18.05.2010 tarih ve 2008/10422 Esas - 2010/5533 Karar sayılı ilamı ile tespit edilmiş ve bu husus anılan davanın tarafları arasında kesinleşmiştir. Dolayısıyla anılan ihtarnamenin işbu davada da bir sonuç doğurabilmesi mümkün değildir. Yine davalılar hakkında icra takibine girişilmeden önce ihtiyati tedbir kararı verildiğinden, davalıların icra takip tarihinde de temerrüde düşmeleri söz konusu olamaz. Zira ihtiyati tedbir kararına rağmen ödeme yapmaları halinde lehtara karşı sorumlulukları doğacağından ve bu eylem suç teşkil edeceğinden, davalı bankaların muhataba ödeme yapmama hakları vardır. Bu durumda davalı bankaların temerrüdü, anılan ihtiyati tedbir kararının kalktığının davalılara bildirildiği tarihte, eğer davacı tarafından davalılara daha sonraki bir tarih için bir atıfet mehili verilmişse bu tarihte başlayacaktır. O halde mahkemece davalıların temerrüt tarihinin yukarıda açıklanan şekilde tespit edilmesi gerekirken, 16.09.2002 icra takip tarihi olarak tespiti doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3-Öte yandan davacı, davalı bankalar hakkında sadece asıl alacağın tahsili amacıyla icra takibine girişmiş, sonradan bu takibi bırakarak işbu davayı açmıştır. Davacı anılan takipte asıl alacağın yabancı para üzerinden fiili ödeme tarihindeki kur karşılığını talep ettiğinden, artık işbu davada anılan tercihinden dönerek TL üzerinden talepte bulunamaz.
Davacının TL ve avans faizi talebinin meblağ olarak altında kaldığı anlaşılan yabancı para faizine hükmedilmesi, talebin aşılması ya da talepten başka bir şeye hükmedilmesi anlamına da gelmemektedir.
Aynı davacının işbu davanın tarafı olmayan konsorsiyum lideri İş Bankası A.Ş. aleyhine, sadece faiz alacağının tahsili amacıyla açtığı davada da (davacı, İş Bankası A.Ş. aleyhine giriştiği icra takibinde de sadece asıl alacağı için talepte bulunduğundan, anılan dava ve takip süreci ile işbu davanın süreci aynıdır) hem İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2006/225 Esas - 2008/271 Karar sayılı kararında hem de Dairemizin 2008/10422 Esas - 2010/5533 Karar sayılı ilamında aynı sonuca varılmıştır.
Dolayısıyla işbu davada da mahkemece, davacının asıl alacağına yabancı para cinsinden ve yukarıdaki bentte yapılacak inceleme sonucunda bulunacak temerrüt tarihinden itibaren, 3095 sayılı Kanun’un 4/a. maddesi uyarınca temerrüt faizi uygulanması, sonuçta toplam alacağın fiili ödeme tarihindeki TL karşılığına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacının asıl alacağına temerrüt tarihindeki TL karşılığı üzerinden avans faizi uygulanması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
4-Yine, 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca, Fon her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu gibi, faaliyet izni kaldırılan veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin Fon tarafından, borçlarının ve/veya taahhütlerinin üstlenilmesi ve/veya alacaklarının devralınması halinde Fonun, üstlendiği borçlar ve/veya taahhütler ile devraldığı alacaklarla ilgili devir ve temlik sözleşmeleri, her türlü teminatın tesisi ve kaldırılması, sözleşmelerin bozulması, dava ve icra takipleri ile bu borçlar ve/veya alacaklar ve/veya taahhütlerle ilgili diğer her türlü işlemler, her türlü vergi, resim ve harçtan istisnadır. O halde, mahkemece davalı ...Ş.’nin de dava dışı Kentbank A.Ş.’nin külli halefi sıfatıyla aleyhine açılan işbu davada harçtan muaf olduğu halde harçtan sorumlu tutulması dahi doğru görülmemiştir.
Davalılar Vakıflar Bankası A.Ş. ile Halk Bankası A.Ş. ise 5411 sayılı Kanun’un geçici 13. maddesi kapsamına giren uyuşmalıklarda harçtan muaftır. Anılan davalılar vekilleri de müvekkillerince verilen dava konusu teminat mektubunun, maddede belirtilen 26.12.2003 tarihinden önce dava dışı müteahhit Bayındır İnşaat A.Ş.’ne kullandırılan gayri nakdi krediye dayanılarak verildiğini, dolayısıyla müvekkillerinin de harçtan muaf olduğunu savunmuş, mahkemece bu savunma incelenmemiştir. Bu durumda mahkemece davalılar vekillerinin anılan savunması incelenip değerlendirilmeden, davalılar Vakıflar Bankası A.Ş. ile Halk Bankası A.Ş.’nin harçtan sorumlu tutulması da doğru olmamış, kararın bu bentte açıklanan nedenlerle davalılar Birleşik Fon Bankası A.Ş., Vakıflar Bankası A.Ş. ile Halk Bankası A.Ş. yararına bozulması gerekmiştir.
5-Ayrıca mahkemece 07.12.2006 tarihinde davacıdan, her bir davalı için ayrı ayrı talep ettiği asıl alacak ve faiz alacağı toplamı üzerinden harç alınmış, diğer bir deyişle davacı tarafından işbu davada talep edilen işlemiş faiz alacağı da müddeabihe dahil edilmiştir. Bu durum karşısında mahkemece, davalılar yararına takdir edilecek vekalet ücretinin de her bir davalı yönünden reddedilen asıl alacak ve faiz alacağı toplamı üzerinden hesaplanması gerekirken, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hükmedilmesi gerekenden çok daha az miktarlarda vekalet ücreti takdiri dahi doğru olmamış, hükmün kabul şekli bakımından da bu nedenle her bir davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Teminat mektubu bedeli tahsili | Tahsil 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11432 E. 2011/2072 K.
Ortak:teminat mektubu tazmini · ödeme taahhüdü · garanti sözleşmesi · tazmin talebi · müddeabih · ek mehil · vekalet ücreti takdiri · tahkim · dava şartı · Teminat mektubu bedeli tahsili, Tahsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu «teminat mektubu» metninde davalı bankaların katılım yüzdelerinin ve miktarlarının açıkça belirtildiği ve davalıların teminat mektubu bedelini kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünde» bulundukları, teminat mektuplarının asıl borç ilişkisinden bağımsız, «garanti sözleşmesi» niteliğinde bir ödeme taahhüdü olduğu, bu nedenle tazmin için başvurulduğunda teminat mektubu bedelinin derhal ödenmesi gerektiği, davacının Bayındır İnşaat A.Ş.’nin edimini yerine getirmediği gerekçesiyle otoyol yapım sözleşmesini feshedip 27.04.2001 tarihinde «teminat mektubunun tazmini» için İş Bankası A.Ş.’ne müracaat ettiği, anılan banka hakkında davacının açtığı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu kararla teminat mektubunun «kesin» teminat mektubu olduğunun anlaşıldığı, buna göre davalıların teminat mektubunda belirtilen katılım payları ve miktarları üzerinden davacıya karşı sorumlu bulundukları, teminat mektubunun tazmininin önlenmesi amacıyla «ihtiyati tedbir» kararı verilmişse de kararın 12.09.2003 tarihinde kaldırıldığı, davacı ile Bayındır İnşaat A.Ş. arasındaki uyuşmazlığın halli için uluslararası «hakem» heyetinde devam eden davanın sonucunun beklenmesine gerek görülmediği, dava dışı İş Bankası A.Ş.’nin konsorsiyumun «temsilcisi» olduğu, davacının 27.04.2001 tarihinde anılan bankaya başvurması ile davalı bankaların tazmin borcunun sadece «muaccel» olacağı, «temerrüdün» ise BK’nun 101/1. maddesi uyarınca davalıların alacaklı tarafından yapılacak bildirim ile gerçekleşeceği, buna göre davalıların 16.09.2002 icra takip tarihinde temerrüde düştükleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davalı yönünden kararda belirtilen «asıl alacak» ve faiz alacağının, asıl alacak miktarlarına dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Yine dava konusu «teminat mektubunun», "kayıtsız şartsız ilk talepte ödeme" koşulunu içermesi ve esasen teminat mektuplarının BK'nun 110. maddesi gereğince asıl borç ilişkisinden bağımsız bir «taahhüt», dolayısıyla «garanti sözleşmesi» niteliği taşıması karşısında, otoyol yapım sözleşmesinin tarafları olan muhatap ve «lehtar» arasındaki «tahkim» davasının sonucunun beklenmesine, diğer bir anlatımla sözleşmedeki edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin, «teminat mektubunun tazmin» istemi açısından araştırılması gerektiğine yönelik davalı taraf savunması da yerinde değildir.
27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan ilk «tazmin talebini» havi «ihtarnamenin» usulsüz olduğu, Dairemizin 18.05.2010 tarih ve 2008/10422 Esas - 2010/5533 Karar sayılı ilamı ile tespit edilmiş ve bu husus anılan davanın tarafları arasında kesinleşmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu «teminat mektubu» metninde davalı bankaların katılım yüzdelerinin ve miktarlarının açıkça belirtildiği ve davalıların teminat mektubu bedelini kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünde» bulundukları, teminat mektuplarının asıl borç ilişkisinden bağımsız, «garanti sözleşmesi» niteliğinde bir ödeme taahhüdü olduğu, bu nedenle tazmin için başvurulduğunda teminat mektubu bedelinin derhal ödenmesi gerektiği, davacının Bayındır İnşaat A.Ş.’nin edimini yerine getirmediği gerekçesiyle otoyol yapım sözleşmesini feshedip 27.04.2001 tarihinde «teminat mektubunun tazmini» için İş Bankası A.Ş.’ne müracaat ettiği, anılan banka hakkında davacının açtığı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu kararla teminat mektubunun «kesin» teminat mektubu olduğunun anlaşıldığı, buna göre davalıların teminat mektubunda belirtilen katılım payları ve miktarları üzerinden davacıya karşı sorumlu bulundukları, teminat mektubunun tazmininin önlenmesi amacıyla «ihtiyati tedbir» kararı verilmişse de kararın 12.09.2003 tarihinde kaldırıldığı, davacı ile Bayındır İnşaat A.Ş. arasındaki uyuşmazlığın halli için uluslararası «hakem» heyetinde devam eden davanın sonucunun beklenmesine gerek görülmediği, dava dışı İş Bankası A.Ş.’nin konsorsiyumun «temsilcisi» olduğu, davacının 27.04.2001 tarihinde anılan bankaya başvurması ile davalı bankaların tazmin borcunun sadece «muaccel» olacağı, «temerrüdün» ise BK’nun 101/1. maddesi uyarınca davalıların alacaklı tarafından yapılacak bildirim ile gerçekleşeceği, buna göre davalıların 16.09.2002 icra takip tarihinde temerrüde düştükleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davalı yönünden kararda belirtilen «asıl alacak» ve faiz alacağının, asıl alacak miktarlarına dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Yine dava konusu «teminat mektubunun», "kayıtsız şartsız ilk talepte ödeme" koşulunu içermesi ve esasen teminat mektuplarının BK'nun 110.maddesi gereğince asıl borç ilişkisinden bağımsız bir «taahhüt», dolayısıyla «garanti sözleşmesi» niteliği taşıması karşısında, otoyol yapım sözleşmesinin tarafları olan muhatap ve «lehtar» arasındaki «tahkim» davasının sonucunun beklenmesine, diğer bir anlatımla sözleşmedeki edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin, «teminat mektubunun tazmin» istemi açısından araştırılması gerektiğine yönelik davalı taraf savunması da yerinde değildir.
27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan ilk «tazmin talebini» havi «ihtarnamenin» usulsüz olduğu, Dairemizin 18.05.2010 tarih ve 2008/10422 Esas - 2010/5533 Karar sayılı ilamı ile tespit edilmiş ve bu husus anılan davanın tarafları arasında kesinleşmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Teminat mektubundan alacak | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3946 E. 2012/3882 K.
Ortak:tazmin talebi · temerrüt tarihi · teminat mektubu · ihtiyati tedbir · temerrüt faizi · taahhütname · ihtarname · avans faizi
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu «teminat mektubu» metninde davalı bankaların katılım yüzdelerinin ve miktarlarının açıkça belirtildiği ve davalıların teminat mektubu bedelini kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünde» bulundukları, teminat mektuplarının asıl borç ilişkisinden bağımsız, «garanti sözleşmesi» niteliğinde bir ödeme taahhüdü olduğu, bu nedenle tazmin için başvurulduğunda teminat mektubu bedelinin derhal ödenmesi gerektiği, davacının Bayındır İnşaat A.Ş.’nin edimini yerine getirmediği gerekçesiyle otoyol yapım sözleşmesini feshedip 27.04.2001 tarihinde «teminat mektubunun tazmini» için İş Bankası A.Ş.’ne müracaat ettiği, anılan banka hakkında davacının açtığı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu kararla teminat mektubunun «kesin» teminat mektubu olduğunun anlaşıldığı, buna göre davalıların teminat mektubunda belirtilen katılım payları ve miktarları üzerinden davacıya karşı sorumlu bulundukları, teminat mektubunun tazmininin önlenmesi amacıyla «ihtiyati tedbir» kararı verilmişse de kararın 12.09.2003 tarihinde kaldırıldığı, davacı ile Bayındır İnşaat A.Ş. arasındaki uyuşmazlığın halli için uluslararası «hakem» heyetinde devam eden davanın sonucunun beklenmesine gerek görülmediği, dava dışı İş Bankası A.Ş.’nin konsorsiyumun «temsilcisi» olduğu, davacının 27.04.2001 tarihinde anılan bankaya başvurması ile davalı bankaların tazmin borcunun sadece «muaccel» olacağı, «temerrüdün» ise BK’nun 101/1. maddesi uyarınca davalıların alacaklı tarafından yapılacak bildirim ile gerçekleşeceği, buna göre davalıların 16.09.2002 icra takip tarihinde temerrüde düştükleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davalı yönünden kararda belirtilen «asıl alacak» ve faiz alacağının, asıl alacak miktarlarına dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Yine dava konusu «teminat mektubunun», "kayıtsız şartsız ilk talepte ödeme" koşulunu içermesi ve esasen teminat mektuplarının BK'nun 110. maddesi gereğince asıl borç ilişkisinden bağımsız bir «taahhüt», dolayısıyla «garanti sözleşmesi» niteliği taşıması karşısında, otoyol yapım sözleşmesinin tarafları olan muhatap ve «lehtar» arasındaki «tahkim» davasının sonucunun beklenmesine, diğer bir anlatımla sözleşmedeki edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin, «teminat mektubunun tazmin» istemi açısından araştırılması gerektiğine yönelik davalı taraf savunması da yerinde değildir.
27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan ilk «tazmin talebini» havi «ihtarnamenin» usulsüz olduğu, Dairemizin 18.05.2010 tarih ve 2008/10422 Esas - 2010/5533 Karar sayılı ilamı ile tespit edilmiş ve bu husus anılan davanın tarafları arasında kesinleşmiştir.
Benzer bu karardaAyrıca, somut olayda davalıusulüne uygun olarak «temerrüde» düşürülmeden önce davaya konu alacağın dayanağını teşkil eden «teminat mektubu» hakkında davacıya karşı «taahhüt» altına giren dava dışı şirketin istemi üzerine teminat mektuplarının paraya çevrilmesini önleyici yönde mahkemece verilmiş bulunan «ihtiyati tedbir» kararının mevcudiyeti karşısında tedbir kararının devamı süresince davalının ödeme yapması mümkün olmadığından tedbir kararının devamı süresince temerrüt de gerçekleşmeyecek olması karşısında tedbir kararının kaldırıldığının davalıya tebliğ edildiği tarihten itibaren teminat mektubu bedelinin ödenmesi davalı yönünden mümkün hale geleceğinden davalının temerrüdünün de bu tarihten itibaren gerçekleştiğinin kabulü ile «temerrüt tarihinin» buna göre belirlenmesi sonucu dava tarihine kadarki dönem için işlemiş olan «temerrüt faizi» alacağının tespiti gerekirken yazılı şekilde 27.04.2001 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulm …
2-Dava, «teminat mektubundan» kaynaklanan alacağın «temerrüt faizinin» tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davalı bankanın 27.04.2001 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faiz alacağı hesaplattırılarak hüküm altına alınmış ise de anılan tarihin temerrüde esas tutulamayacağına ilişkin olarak Dairemizin 18.05.2010 tarih, 2008/10422 Esas-2010/5533 sayılı Kararı mevcut olup, sözkonusu Kararda 27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan «tazmin talebini» havi «ihtarnamenin» usulsüz olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle anılan ihtarnameye işbu davada da hukuki bir sonuç bağlanmasının mümkün bulunmaması karşısında davalının temerrüd …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın «teminat mektubunun» talep edildiği tarihte ödenmemesinden kaynaklanan «temerrüt faizine» ilişkin olduğu, faiz alacağının ana alacağın fer’isi niteliğinde bulunduğu, bu nedenle kök alacağa doğrudan bağlı olduğu, kök alacağın tahsiline ilişkin olarak açılan davada davacının alacağını Pakistan Rupisi olarak talep ettiği, mahkemece de anılan para üzerinden karar verildiği, bu nedenle davacının faiz alacağının da Pakistan Rupisi üzerinden hesaplanmasının gerektiği, davacının davalı tarafın bağlı bulunduğu konsorsiyumdan tazmin talebinde bulunduğu 27.04.2001 tarihinin davalının «temerrüt tarihi» olarak kabul edildiği, her ne kadar hüküm fıkrasına “takip tarihinden” ibaresi yazılmış ise de aslında “temerrüt tarihinden” ibaresinin yazılmasının gerektiği, anc …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para alacağı
Benzer bu kararda… lgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davacının davalıdan olan «teminat mektubu» alacağı nedeniyle davalı bankaya karşı açtığı ana «para alacağının» tahsili istemine ilişkin davada yabancı para olarak istemde bulunduğu ve mahkemece de Borçlar Kanunu’nun 83. maddesi uyarınca aynen tahsile karar verilerek kararın bu şekilde kesinleşmiş olmasına göre davacının tercih hakkını yabancı para olarak kullanması nedeniyle ana parayı yabancı para olarak tahsil etmek durumunda olan davacının hükmedilen yabancı ana paranın «temerrüt» tarihindeki TL karşılığına «avans faizi» yürütülmesi yönündeki isteminin yerinde olmadığı, bu itibarla mahkemece «temerrüt faizinin» yabancı para üzerinden ve yabancı paralar için uygulanması mümkün 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca hükmedilmesi doğru bulunduğundan davacı vekilinin yerin …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/2630 E. 2010/9516 K.
Ortak:temsil · dava şartı
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu «teminat mektubu» metninde davalı bankaların katılım yüzdelerinin ve miktarlarının açıkça belirtildiği ve davalıların teminat mektubu bedelini kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünde» bulundukları, teminat mektuplarının asıl borç ilişkisinden bağımsız, «garanti sözleşmesi» niteliğinde bir ödeme taahhüdü olduğu, bu nedenle tazmin için başvurulduğunda teminat mektubu bedelinin derhal ödenmesi gerektiği, davacının Bayındır İnşaat A.Ş.’nin edimini yerine getirmediği gerekçesiyle otoyol yapım sözleşmesini feshedip 27.04.2001 tarihinde «teminat mektubunun tazmini» için İş Bankası A.Ş.’ne müracaat ettiği, anılan banka hakkında davacının açtığı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu kararla teminat mektubunun «kesin» teminat mektubu olduğunun anlaşıldığı, buna göre davalıların teminat mektubunda belirtilen katılım payları ve miktarları üzerinden davacıya karşı sorumlu bulundukları, teminat mektubunun tazmininin önlenmesi amacıyla «ihtiyati tedbir» kararı verilmişse de kararın 12.09.2003 tarihinde kaldırıldığı, davacı ile Bayındır İnşaat A.Ş. arasındaki uyuşmazlığın halli için uluslararası «hakem» heyetinde devam eden davanın sonucunun beklenmesine gerek görülmediği, dava dışı İş Bankası A.Ş.’nin konsorsiyumun «temsilcisi» olduğu, davacının 27.04.2001 tarihinde anılan bankaya başvurması ile davalı bankaların tazmin borcunun sadece «muaccel» olacağı, «temerrüdün» ise BK’nun 101/1. maddesi uyarınca davalıların alacaklı tarafından yapılacak bildirim ile gerçekleşeceği, buna göre davalıların 16.09.2002 icra takip tarihinde temerrüde düştükleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davalı yönünden kararda belirtilen «asıl alacak» ve faiz alacağının, asıl alacak miktarlarına dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, davanın Birleşik Fon Bankası A.Ş.'ne karşı açılması gerektiği, davalı TMSF'nin «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı, davacının «temsilcide» yanıldığı nazara alınarak, davanın Birleşik Fon Bankası A.Ş.' ne yöneltilerek davaya devam edilmesi, bu nedene dayalı olarak da davacıya gerekli süre verilerek dava dilekçesinin Birleşik Fon Bankası A.Ş.'ne tebliği, sonrasında işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:izafeten dava · pasif husumet ehliyeti · husumet ehliyeti · genel kredi sözleşmesi · pasif husumet · tüzel kişilik · kefil · taraf ehliyeti
Benzer bu karardaBu durumda, davanın Birleşik Fon Bankası A.Ş.'ne karşı açılması gerektiği, davalı TMSF'nin «pasif husumet ehliyetinin» bulunmadığı, davacının «temsilcide» yanıldığı nazara alınarak, davanın Birleşik Fon Bankası A.Ş.' ne yöneltilerek davaya devam edilmesi, bu nedene dayalı olarak da davacıya gerekli süre verilerek dava dilekçesinin Birleşik Fon Bankası A.Ş.'ne tebliği, sonrasında işin esasına girilerek bir karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.
Mahkemece, dosya kapsamına göre, davacı ile Toprakbank A.Ş. arasında «genel kredi sözleşmesinin» bulunduğu, BDDK' nun 26.09.2002 tarihli kararı ile Toprakbank A.Ş.'nin Birleşik Fon Bankası A.Ş. (Bayındırbank A.Ş.) ile birleştirildiği, TMSF ile Birleşik Fon Bankası A.Ş.'nin ayrı «tüzel kişiliğe» haiz kuruluşlar olduğu gerekçesiyle davanın «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Somut olayda, mahkemece, davacının «kefili» olduğu hesabın kat işleminin Toprakbank A.Ş. tarafından yapıldığı, bu bankanın yönetim ve denetiminin TMSF’ye geçtikten sonra Bayındırbank A.Ş. ile birleşerek anılan bankanın «tüzel kişiliğinin» sona erdiği, daha sonra Bayındırbank A.Ş.’nin Birleşik Fon Bankası A.Ş.’ne devredildiği, dolayısıyla davanın Birleşik Fon Bankası A.Ş.’ne karşı açılması gerektiği, «husumetin» TMSF’ye yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, husumetten davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davacının «kefili» olduğu kredinin haksız olarak kat edilerek takibe geçilmesi nedeniyle uğranıldığı iddia edilen zararın tazmini istemine ilişkindir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16294 E. 2012/6542 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/3464 E. , 2011/2723 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.10.2008 tarih ve 2006/268 - 2008/601 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.03.2011 gününde davacı avukatı .....-..... ....-....-.....ile davalı ...Ş. avukatı ..., Finansbank A.Ş. avukatı .... Halk Bankası A.Ş. avukatı ....., Denizbank A.Ş. avukatı ..., T.Vakıflar Bankası A.Ş. avukatı .....gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı Bayındır İnşaat A.Ş. arasında Pakistan Otoyolu projesinin İslamabad-Peshawar bölümünün yapımı için bir otoyol yapım sözleşmesi imzalandığını, bu çerçevede müvekkilince anılan şirkete (96.645.563,50) USD (ile bu davanın konusu olmayan (2.523.009.751,70) Pakistan Rupisi) tutarında tedarik avansı verildiğini, bu paranın geri ödenmesini garanti altına almak amacıyla dava dışı İş Bankası A.Ş.’nin lideri ve temsilcisi davalı bankaların da ortağı bulunduğu konsorsiyumdan iki adet avans teminat mektubu alındığını, müteahhidin yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini, müteahhidin hak edişleri düşüldükten sonra bakiye (71.679.303,34) USD'nın derhal ödenmesi için müvekkilince konsorsiyum temsilcisine keşide edilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, her bir davalı için ayrı ayrı hissesine düşen ve dava dilekçesinde belirtilen miktarlarda ana para ve 27.04.2001 temerrüt tarihinden itibaren işlemiş faiz alacağının, ana para kısmına dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu teminat mektubu metninde davalı bankaların katılım yüzdelerinin ve miktarlarının açıkça belirtildiği ve davalıların teminat mektubu bedelini kayıtsız şartsız ödeme taahhüdünde bulundukları, teminat mektuplarının asıl borç ilişkisinden bağımsız, garanti sözleşmesi niteliğinde bir ödeme taahhüdü olduğu, bu nedenle tazmin için başvurulduğunda teminat mektubu bedelinin derhal ödenmesi gerektiği, davacının Bayındır İnşaat A.Ş.’nin edimini yerine getirmediği gerekçesiyle otoyol yapım sözleşmesini feshedip 27.04.2001 tarihinde teminat mektubunun tazmini için İş Bankası A.Ş.’ne müracaat ettiği, anılan banka hakkında davacının açtığı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu kararla teminat mektubunun kesin teminat mektubu olduğunun anlaşıldığı, buna göre davalıların teminat mektubunda belirtilen katılım payları ve miktarları üzerinden davacıya karşı sorumlu bulundukları, teminat mektubunun tazmininin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmişse de kararın 12.09.2003 tarihinde kaldırıldığı, davacı ile Bayındır İnşaat A.Ş.
arasındaki uyuşmazlığın halli için uluslararası hakem heyetinde devam eden davanın sonucunun beklenmesine gerek görülmediği, dava dışı İş Bankası A.Ş.’nin konsorsiyumun temsilcisi olduğu, davacının 27.04.2001 tarihinde anılan bankaya başvurması ile davalı bankaların tazmin borcunun sadece muaccel olacağı, temerrüdün ise BK’nun 101/1. maddesi uyarınca davalıların alacaklı tarafından yapılacak bildirim ile gerçekleşeceği, buna göre davalıların 16.09.2002 icra takip tarihinde temerrüde düştükleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davalı yönünden kararda belirtilen asıl alacak ve faiz alacağının, asıl alacak miktarlarına dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava açan yabancı, MÖHÜK'nun 32. maddesi uyarınca teminat göstermek zorundadır. Bu husus dava koşuludur. Ancak somut olayda, karar tarihinden önce 11.01.2005 tarihinde yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Sözleşmesi ile akit devlet vatandaşlarının ve tüzel kişilerin teminat gösterme yükümlülüklerinin bulunmadığı kararlaştırılmış olup, davacının anılan uluslararası sözleşme gereğince teminat gösterme yükümlülüğü de ortadan kalkmıştır. Dava şartının, davanın açılmasından sonra gerçekleşmesi halinde engel kalkar (Bkz. B.Kuru Hukuk Usulü Muhakemesi, 2001, cilt 4, sh: 4203). Dairemiz aynı davacı ile ilgili 11.06.2007 tarih ve 2006/6131 Esas, 2007/8889 Karar sayılı ilamında da, davacının teminat göstermekten muaf olduğu sonucuna varmıştır.
Yine dava konusu teminat mektubunun, "kayıtsız şartsız ilk talepte ödeme" koşulunu içermesi ve esasen teminat mektuplarının BK'nun 110. maddesi gereğince asıl borç ilişkisinden bağımsız bir taahhüt, dolayısıyla garanti sözleşmesi niteliği taşıması karşısında, otoyol yapım sözleşmesinin tarafları olan muhatap ve lehtar arasındaki tahkim davasının
sonucunun beklenmesine, diğer bir anlatımla sözleşmedeki edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin, teminat mektubunun tazmin istemi açısından araştırılması gerektiğine yönelik davalı taraf savunması da yerinde değildir.
Diğer yandan mahkemece hüküm fıkrasının 1. bendinin 19. satırında, Denizbank A.Ş. unvanından önce BFB ibaresinin yazılması doğru değilse de yapılan bu yanlışlık, mahallinde düzeltilmesi her zaman mümkün bir maddi hata niteliğindedir.
Bu açıklamalara ve dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm ve davalılar vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak, dava teminat mektubu bedelinin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan sorumluluk payları oranında tahsili istemine ilişkindir.
27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan ilk tazmin talebini havi ihtarnamenin usulsüz olduğu, Dairemizin 18.05.2010 tarih ve 2008/10422 Esas - 2010/5533 Karar sayılı ilamı ile tespit edilmiş ve bu husus anılan davanın tarafları arasında kesinleşmiştir. Dolayısıyla anılan ihtarnamenin işbu davada da bir sonuç doğurabilmesi mümkün değildir. Yine davalılar hakkında icra takibine girişilmeden önce ihtiyati tedbir kararı verildiğinden, davalıların icra takip tarihinde de temerrüde düşmeleri söz konusu olamaz. Zira ihtiyati tedbir kararına rağmen ödeme yapmaları halinde lehtara karşı sorumlulukları doğacağından ve bu eylem suç teşkil edeceğinden, davalı bankaların muhataba ödeme yapmama hakları vardır.
Bu durumda davalı bankaların temerrüdü, anılan ihtiyati tedbir kararının kalktığının davalılara bildirildiği tarihte, eğer davacı tarafından davalılara daha sonraki bir tarih için bir atıfet mehili verilmişse bu tarihte başlayacaktır. O halde mahkemece davalıların temerrüt tarihinin yukarıda açıklanan şekilde tespit edilmesi gerekirken, 16.09.2002 icra takip tarihi olarak tespiti doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3-Öte yandan davacı, davalı bankalar hakkında sadece asıl alacağın tahsili amacıyla icra takibine girişmiş, sonradan bu takibi bırakarak işbu davayı açmıştır. Davacı anılan takipte asıl alacağın yabancı para üzerinden fiili ödeme tarihindeki kur karşılığını talep ettiğinden, artık işbu davada anılan tercihinden dönerek TL üzerinden talepte bulunamaz.
Davacının TL ve avans faizi talebinin meblağ olarak altında kaldığı anlaşılan yabancı para faizine hükmedilmesi, talebin aşılması ya da talepten başka bir şeye hükmedilmesi anlamına da gelmemektedir.
Aynı davacının işbu davanın tarafı olmayan konsorsiyum lideri İş Bankası A.Ş. aleyhine, sadece faiz alacağının tahsili amacıyla açtığı davada da (davacı, İş Bankası A.Ş. aleyhine giriştiği icra takibinde de sadece asıl alacağı için talepte bulunduğundan, anılan dava ve takip süreci ile işbu davanın süreci aynıdır) hem İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2006/225 Esas - 2008/271 Karar sayılı kararında hem de Dairemizin 2008/10422 Esas - 2010/5533 Karar sayılı ilamında aynı sonuca varılmıştır.
Dolayısıyla işbu davada da mahkemece, davacının asıl alacağına yabancı para cinsinden ve yukarıdaki bentte yapılacak inceleme sonucunda bulunacak temerrüt tarihinden itibaren, 3095 sayılı Kanun’un 4/a. maddesi uyarınca temerrüt faizi uygulanması, sonuçta toplam alacağın fiili ödeme tarihindeki TL karşılığına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacının asıl alacağına temerrüt tarihindeki TL karşılığı üzerinden avans faizi uygulanması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
4-Yine, 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca, Fon her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu gibi, faaliyet izni kaldırılan veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların iflas ve tasfiye idarelerinin Fon tarafından, borçlarının ve/veya taahhütlerinin üstlenilmesi ve/veya alacaklarının devralınması halinde Fonun, üstlendiği borçlar ve/veya taahhütler ile devraldığı alacaklarla ilgili devir ve temlik sözleşmeleri, her türlü teminatın tesisi ve kaldırılması, sözleşmelerin bozulması, dava ve icra takipleri ile bu borçlar ve/veya alacaklar ve/veya taahhütlerle ilgili diğer her türlü işlemler, her türlü vergi, resim ve harçtan istisnadır. O halde, mahkemece davalı ...Ş.’nin de dava dışı Kentbank A.Ş.’nin külli halefi sıfatıyla aleyhine açılan işbu davada harçtan muaf olduğu halde harçtan sorumlu tutulması dahi doğru görülmemiştir.
Davalılar Vakıflar Bankası A.Ş. ile Halk Bankası A.Ş. ise 5411 sayılı Kanun’un geçici 13. maddesi kapsamına giren uyuşmalıklarda harçtan muaftır. Anılan davalılar vekilleri de müvekkillerince verilen dava konusu teminat mektubunun, maddede belirtilen 26.12.2003 tarihinden önce dava dışı müteahhit Bayındır İnşaat A.Ş.’ne kullandırılan gayri nakdi krediye dayanılarak verildiğini, dolayısıyla müvekkillerinin de harçtan muaf olduğunu savunmuş, mahkemece bu savunma incelenmemiştir. Bu durumda mahkemece davalılar vekillerinin anılan savunması incelenip değerlendirilmeden, davalılar Vakıflar Bankası A.Ş. ile Halk Bankası A.Ş.’nin harçtan sorumlu tutulması da doğru olmamış, kararın bu bentte açıklanan nedenlerle davalılar Birleşik Fon Bankası A.Ş., Vakıflar Bankası A.Ş.
ile Halk Bankası A.Ş. yararına bozulması gerekmiştir.
5-Ayrıca mahkemece 07.12.2006 tarihinde davacıdan, her bir davalı için ayrı ayrı talep ettiği asıl alacak ve faiz alacağı toplamı üzerinden harç alınmış, diğer bir deyişle davacı tarafından işbu davada talep edilen işlemiş faiz alacağı da müddeabihe dahil edilmiştir. Bu durum karşısında mahkemece, davalılar yararına takdir edilecek vekalet ücretinin de her bir davalı yönünden reddedilen asıl alacak ve faiz alacağı toplamı üzerinden hesaplanması gerekirken, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hükmedilmesi gerekenden çok daha az miktarlarda vekalet ücreti takdiri dahi doğru olmamış, hükmün kabul şekli bakımından da bu nedenle her bir davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm ve davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3), (4) ve (5) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün mümeyyiz davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalılara iadesine, 15.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1017892400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz