Banka Teminat Mektubunun İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/10862 E. 2010/11323 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
adli yardım↗ muafiyet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 12.326.835,54 USD faiz alacağının fiili ödeme günündeki karşılığı olan YTL üzerinden tahsiline, 36.298.399,21 USD asıl alacağa davadan itibaren tahsile kadar 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiş, Dairemizin 18.05.2010 tarihli ilamında gösterilen nedenlerle davalı yararına bozulmuştur.
Bu defa davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Sözleşmesinde yargı harcından muafiyet konusunda açıkça bir hüküm bulunmamasına, Anayasa’ya aykırılık iddiasının ciddi görülmemesine, kararımızın 3. sahifesinin son satırındaki “davacı” ibaresinin “davalı” olarak anlaşılması gerekmesine göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Banka Teminat Mektubunun İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/10422 E. 2010/5533 K.
Ortak:muafiyet · i̇i̇k 72/son · Banka Teminat Mektubunun İadesi
İncelediğiniz kararda… imsenen gerektirici sebeplere, Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Sözleşmesinde yargı harcından «muafiyet» konusunda açıkça bir hüküm bulunmamasına, Anayasa’ya aykırılık iddiasının ciddi görülmemesine, kararımızın 3. sahifesinin «son» satırındaki “davacı” ibaresinin “davalı” olarak anlaşılması gerekmesine göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen …
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, itirazın iptali davasında verilen kararın sadece «vekalet ücreti» açısından bozulması nedeniyle sonucunun beklenilmesine gerek olmadığı, ana alacağın kesinleştiği, davalının «teminat» göstermeden iki ülke arasında yapılan sözleşme gereğince muaf ise de, «harçtan muafiyeti» bulunmadığı, «ilk talepte ödeme kaydı» içeren teminat mektup bedelinin ilk talepte ödenmemesi ile «temerrüdün» başladığı, davacının asıl alacağını icra takibinde isterken fiili ödeme günündeki TL karşılığını istemek suretiyle tercihini kullandığı, artık yabancı para ana alacağına 3095 sayılı Yasa'nın 4a maddesi gereğince faiz isteyebileceği, 27.04.2001 temerrüt gününden, dava tarihine kadar 12.336.835,54 USD faiz işlediği, davacının «vade» tarihindeki kur üzerinden YTL karşılığı üzerinden «avans faizi» isteyemeyeceği, davanın reddi yerine «usul ekonomisi» amacı güdülerek, 3095/4a gereğince faiz hesabı yaptırılıp, hükmedilmesi gerektiğinin düşünüldüğü, davalının «yetki» belgesini araştırmak istemesi ve Türkçe dilinde tazmin talebinde bulunulmadığı düşüncesiyle ilk tazmin günü ödemeden kaçınmasının «ihtiyati tedbir» alabilmeye yönelik zaman kazandırıcı bir davranış olduğu, «temerrüt tarihinin» bu nedenle değişmediğinin kabul edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 12.326.835,54 USD faiz alacağının fiili ödeme günündeki karşılığı olan YTL üzerin …
1- Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Sözleşmesi’nin 8 nci maddesi kapsamında kalan «teminattan muafiyetin», 11.01.2005 tarihinde yürürlüğe giren bu sözleşmenin 1 nci maddesi ile birlikte ele alınması suretiyle uygulanmaması gerektiğine, zira «karşılıklılık esasının» diğer ülkede ikamet şartına tabi tutulduğuna ilişkin yorum doğru olmayıp, 1 nci maddede yer alan “bulunan” ibaresinden “ikamet etme” anlamı çıkartılması doğru deği …
Davalı vekili, verdiği bazı dilekçelerde ve «son» oturumda, kamu bankalarının fiili ödemelerinin sorulmasını talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yabancı para alacağına faiz · teminattan muafiyet · ilk talepte ödeme kaydı · azami faiz oranı · yabancı para alacağı · harçtan muafiyet · karşılıklılık esası · usul ekonomisi
Benzer bu karardaMahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, itirazın iptali davasında verilen kararın sadece «vekalet ücreti» açısından bozulması nedeniyle sonucunun beklenilmesine gerek olmadığı, ana alacağın kesinleştiği, davalının «teminat» göstermeden iki ülke arasında yapılan sözleşme gereğince muaf ise de, «harçtan muafiyeti» bulunmadığı, «ilk talepte ödeme kaydı» içeren teminat mektup bedelinin ilk talepte ödenmemesi ile «temerrüdün» başladığı, davacının asıl alacağını icra takibinde isterken fiili ödeme günündeki TL karşılığını istemek suretiyle tercihini kullandığı, artık yabancı para ana alacağına 3095 sayılı Yasa'nın 4a maddesi gereğince faiz isteyebileceği, 27.04.2001 temerrüt gününden, dava tarihine kadar 12.336.835,54 USD faiz işlediği, davacının «vade» tarihindeki kur üzerinden YTL karşılığı üzerinden «avans faizi» isteyemeyeceği, davanın reddi yerine «usul ekonomisi» amacı güdülerek, 3095/4a gereğince faiz hesabı yaptırılıp, hükmedilmesi gerektiğinin düşünüldüğü, davalının «yetki» belgesini araştırmak istemesi ve Türkçe dilinde tazmin talebinde bulunulmadığı düşüncesiyle ilk tazmin günü ödemeden kaçınmasının «ihtiyati tedbir» alabilmeye yönelik zaman kazandırıcı bir davranış olduğu, «temerrüt tarihinin» bu nedenle değişmediğinin kabul edildiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 12.326.835,54 USD faiz alacağının fiili ödeme günündeki karşılığı olan YTL üzerin …
1- Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Sözleşmesi’nin 8 nci maddesi kapsamında kalan «teminattan muafiyetin», 11.01.2005 tarihinde yürürlüğe giren bu sözleşmenin 1 nci maddesi ile birlikte ele alınması suretiyle uygulanmaması gerektiğine, zira «karşılıklılık esasının» diğer ülkede ikamet şartına tabi tutulduğuna ilişkin yorum doğru olmayıp, 1 nci maddede yer alan “bulunan” ibaresinden “ikamet etme” anlamı çıkartılması doğru deği …
Diğer yandan, mahkemenin davacının «temerrüt faizini» takip talebindeki tercihi ile bağlı olması nedeniyle ancak «yabancı para alacağının faizi» olarak isteyebileceğine ilişkin görüşü Türk vatandaşları için de geçerli olup, sözleşmenin 8 nci maddesindeki kolaylık ve karşılıklılık kapsamında kaldığından bahisle davacının YTL ve «avans faizine» dayalı talebinin kabulü mümkün değildir.
Bankaların fiili uygulamalarını göstermeyen asgari ve «azami faiz oranlarını» belirten genel nitelikli beyanlarını içeren yazılarına dayalı Merkez Bankası cevaplarına göre hesaplanma yapılmamalıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/10647 E. 2013/15354 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata
Benzer bu karardaDairemiz bozma ilamının sonuç bölümünün her iki satırında da “...davacı ”.. yerine «maddi hata» sonucu “... davalı...” yazıldığı anlaşıldığından maddi hata niteliğindeki bu yanlışlığın düzeltilmesine yönelik davacı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüne karar vermek gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/13345 E. 2014/19646 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:feragat nedeniyle davanın reddi · peşin karar harcı · itirazın iptali davası · mahsup · iptal davası · feragat · harç
Benzer bu karardaMahkemece davanın «feragat» nedeni ile reddine karar verildikten sonra ret harcı dışında davacı tarafça yatırılan «peşin harcın» iadesine karar verilmişse de; eldeki davanın «itirazın iptali davası» niteliğinde olduğu ve davacı tarafça icra dairesine yatırılan harcın dava harcından «mahsup» edildiği göz önüne alınarak, icra dairesine yatırılan «harç» tutarının da iadesine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bozulmasını gerektirmişse de; yapılan yanlışlığın gideril …
Mahkemece, «feragat nedeniyle davanın reddine» karar verilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9464 E. 2010/9570 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata
Benzer bu karardaYargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, Dairemiz kararının 2 nci sayfa 2 nci paragrafın 6 ncı satırındaki (06.12.2005) tarihi «maddi hataya» dayalı olup (26.09.2001) olarak anlaşılması gerekmesine göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7532 E. 2016/768 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata
Benzer bu kararda… a benimsenen gerektirici sebeplere ve Dairemiz ilamının sonuç kısmının ikinci ve üçüncü satırında sehven "davalı" ibaresi yerine "davacı" ibaresi yazılmış olmasının «maddi hata» niteliğinde olup sonuca etkili olmamasına ve ilam içeriğinden açıkça davacı vekilinin temyiz itirazlarının reddedildiğinin, yerel mahkeme kararının davalı yararına …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/10862 E. , 2010/11323 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 12.05.2008 gün ve 2006/225-2008/271 sayılı kararı bozan Daire’nin 18.05.2010 gün ve 2008/10422-2010/5533 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin muhatabı, davalının keşidecisi, dava dışı Bayındırbank İnşaat A.Ş.’nin lehdarı oldu 96.645.543.50 USD tutarında teminat mektubunun davalının da içinde bulunduğu bankalar konsorsiyumunca imzalanıp temsilci sıfatıyla davalı banka tarafından davacıya verildiğini, lehdarın otoyol yapım sözleşmesini ihlali üzerine hak edişleri düşülüp, teminat mektubunun 71.679.303,34 USD olarak ödenmesi için 27.04.2001 tarihinde kosorsiyumdan talepte bulundukları halde ödeme yapmadıklarını, 5 gün sonra Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce ihtiyati tedbir kararı aldıklarını, 23.08.2002 günü tekrar ödeme talebinde bulundukları halde yine ödeme yapmadıklarını, bunun üzerine konsorsiyum aleyhine 16.09.2002 günü takip başlattıklarını, faiz hakkını takip talebinde saklı tuttuklarını, tedbir kararını ileri süren bankaların takibi durdurduklarını, tedbir kararına yapılan itiraz üzerine 12.09.2003 günü kaldırıldığını, davalıya 22.09.2003 tarihine kadar ödeme yapması için süre verdiklerini, davalı payının % 50,64 olup, ana para borcunun 36.298,21 USD olduğunu davalının itirazının iptali için İstanbul Asliye 9.Ticaret Mahkemesi’ne açtıkları davanın kabul ile sonuçlandığını, belirlenen ana alacağın 27.04.2001 tarihinde kur üzerinden TL karşılığı olan 42.393.372,32 YTL ana alacak üzerinden dava tarihine kadar işlemiş olan avans faizi olarak şimdilik 111.445.110,26 YTL’nın ve ana alacağa dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizinin tahsilini, ıslah dilekçesiyle işlemiş faizin 114.830.692,07 YTL olarak tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile 12.326.835,54 USD faiz alacağının fiili ödeme günündeki karşılığı olan YTL üzerinden tahsiline, 36.298.399,21 USD asıl alacağa davadan itibaren tahsile kadar 3095 Sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca faiz uygulanmasına, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraf vekillerince temyiz edilmiş, Dairemizin 18.05.2010 tarihli ilamında gösterilen nedenlerle davalı yararına bozulmuştur.
Bu defa davacı vekili karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere, Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Sözleşmesinde yargı harcından muafiyet konusunda açıkça bir hüküm bulunmamasına, Anayasa’ya aykırılık iddiasının ciddi görülmemesine, kararımızın 3. sahifesinin son satırındaki “davacı” ibaresinin “davalı” olarak anlaşılması gerekmesine göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, alınması gereken 35,50 TL karar düzeltme harcı peşin ödenmiş olduğundan yeniden alınmasına yer olmadığına, 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca, takdiren 172,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak Hazine’ye gelir kaydedilmesine, 05.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1042765200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz