Teminat mektubu bedeli tahsili | Tahsil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/11432 E. 2011/2072 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
teminat mektubu tazmini↗ ödeme taahhüdü↗ garanti sözleşmesi↗ tazmin talebi↗ müddeabih↗ ek mehil↗ aaüt↗ vekalet ücreti takdiri↗ adli yardım↗ 3095 sayılı kanun↗ tahkim↗ temerrüt tarihi↗ teminat mektubu↗ lehtar↗ hakem kararı↗ ihtiyati tedbir↗ muacceliyet↗ garantörlük↗ işlemiş faiz↗ taahhütname↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ harç↗ dahili dava↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ temerrüt↗ teminat↗ temsil↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu teminat mektubu metninde davalı bankaların katılım yüzdelerinin ve miktarlarının açıkça belirtildiği ve davalıların teminat mektubu bedelini kayıtsız şartsız ödeme taahhüdünde bulundukları, teminat mektuplarının asıl borç ilişkisinden bağımsız, garanti sözleşmesi niteliğinde bir
ödeme taahhüdü olduğu, bu nedenle tazmin için başvurulduğunda teminat mektubu bedelinin derhal ödenmesi gerektiği, davacının Bayındır İnşaat A.Ş.’nin edimini yerine getirmediği gerekçesiyle otoyol yapım sözleşmesini feshedip 27.04.2001 tarihinde teminat mektubunun tazmini için İş Bankası A.Ş.’ne müracaat ettiği, anılan banka hakkında davacının açtığı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu kararla teminat mektubunun kesin teminat mektubu olduğunun anlaşıldığı, buna göre davalıların teminat mektubunda belirtilen katılım payları ve miktarları üzerinden davacıya karşı sorumlu bulundukları, teminat mektubunun tazmininin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmişse de kararın 12.09.2003 tarihinde kaldırıldığı, davacı ile Bayındır İnşaat A.Ş. arasındaki uyuşmazlığın halli için uluslararası hakem heyetinde devam eden davanın sonucunun beklenmesine gerek görülmediği, dava dışı İş Bankası A.Ş.’nin konsorsiyumun temsilcisi olduğu, davacının 27.04.2001 tarihinde anılan bankaya başvurması ile davalı bankaların tazmin borcunun sadece muaccel olacağı, temerrüdün ise BK’nun 101/1. maddesi uyarınca davalıların alacaklı tarafından yapılacak bildirim ile gerçekleşeceği, buna göre davalıların 16.09.2002 icra takip tarihinde temerrüde düştükleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davalı yönünden kararda belirtilen asıl alacak ve faiz alacağının, asıl alacak miktarlarına dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava açan yabancı, MÖHÜK'nun 32. maddesi uyarınca teminat göstermek zorundadır. Bu husus dava koşuludur. Ancak somut olayda, karar tarihinden önce 11.01.2005 tarihinde yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Sözleşmesi ile akit devlet vatandaşlarının ve tüzel kişilerin teminat gösterme yükümlülüklerinin bulunmadığı kararlaştırılmış olup, davacının anılan uluslararası sözleşme gereğince teminat gösterme yükümlülüğü de ortadan kalkmıştır. Dava şartının, davanın açılmasından sonra gerçekleşmesi halinde engel kalkar (Bkz. B.Kuru Hukuk Usulü Muhakemesi, 2001, cilt 4, sh: 4203). Dairemiz aynı davacı ile ilgili 11.06.2007 tarih ve 2006/6131 Esas, 2007/8889 Karar sayılı ilamında da, davacının teminat göstermekten muaf olduğu sonucuna varmıştır.
Diğer yandan, davacının takip talebindeki tercihi ile bağlı olması nedeniyle alacağını ancak yabancı para cinsinden isteyebileceğine ilişkin davalıların itirazları doğru ise de, somut uyuşmazlıkta talep edilen ...’nin Türkiye’de tedavülünün bulunmaması nedeniyle 3095 sayılı Kanun’un 4/a. maddesinin uygulanması mümkün olmadığından, mahkemece davacının anılan yabancı para cinsinden asıl alacağının, temerrüt tarihi itibariyle TL karşılığına avans faizi yürütülmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Ayrıca davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde ve yargılama boyunca sunduğu diğer tüm dilekçelerde, davalılardan payları oranında tahsil talebinde bulunulması karşısında, mahkemece de bu yönde hüküm tesisi de doğrudur.
Yine dava konusu teminat mektubunun, "kayıtsız şartsız ilk talepte ödeme" koşulunu içermesi ve esasen teminat mektuplarının BK'nun 110.maddesi gereğince asıl borç ilişkisinden bağımsız bir taahhüt, dolayısıyla garanti sözleşmesi niteliği taşıması karşısında, otoyol yapım sözleşmesinin tarafları olan muhatap ve lehtar arasındaki tahkim davasının sonucunun beklenmesine, diğer bir anlatımla sözleşmedeki edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin, teminat mektubunun tazmin istemi açısından araştırılması gerektiğine yönelik davalı taraf savunması da yerinde değildir.
Bu açıklamalara ve dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm ve davalılar vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak dava, teminat mektubu bedelinin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan sorumluluk payları oranında tahsili istemine ilişkindir.
27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan ilk tazmin talebini havi ihtarnamenin usulsüz olduğu, Dairemizin 18.05.2010 tarih ve 2008/10422 Esas - 2010/5533 Karar sayılı ilamı ile tespit edilmiş ve bu husus anılan davanın tarafları arasında kesinleşmiştir. Dolayısıyla anılan ihtarnamenin işbu davada da bir sonuç doğurabilmesi mümkün değildir. Yine davalılar hakkında icra takibine girişilmeden önce ihtiyati tedbir kararı verildiğinden, davalıların icra takip tarihinde de temerrüde düşmeleri söz konusu olamaz. Zira ihtiyati tedbir kararına rağmen ödeme yapmaları halinde lehtara karşı sorumlulukları doğacağından, davalı bankaların muhataba ödeme yapmama hakları vardır. Bu durumda davalı bankaların temerrüdü, anılan ihtiyati tedbir kararının kalktığının davalılara bildirildiği tarihte, eğer davacı tarafından davalılara daha sonraki bir tarih için bir atıfet mehili verilmişse bu tarihte başlayacaktır. O halde mahkemece davalıların temerrüt tarihinin yukarıda açıklanan şekilde tespit edilmesi gerekirken, 16.09.2002 icra takip tarihi olarak tespiti doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca mahkemece 07.12.2006 tarihinde davacıdan, her bir davalı için ayrı ayrı talep ettiği asıl alacak ve faiz alacağı toplamı üzerinden harç alınmış, diğer bir deyişle davacı tarafından işbu davada talep edilen işlemiş faiz alacağı da müddeabihe dahil edilmiştir. Bu durum karşısında mahkemece, davalılar yararına takdir edilecek vekalet ücretinin de her bir davalı yönünden reddedilen asıl alacak ve faiz alacağı toplamı üzerinden hesaplanması gerekirken, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hükmedilmesi gerekenden çok daha az miktarlarda vekalet ücreti takdiri dahi doğru olmamış, hükmün kabul şekli bakımından da bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Teminat mektubu bedeli tahsili | Tahsil 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/3464 E. 2011/2723 K.
Ortak:teminat mektubu tazmini · ödeme taahhüdü · garanti sözleşmesi · tazmin talebi · müddeabih · ek mehil · vekalet ücreti takdiri · tahkim · dava şartı · Teminat mektubu bedeli tahsili, Tahsil
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu «teminat mektubu» metninde davalı bankaların katılım yüzdelerinin ve miktarlarının açıkça belirtildiği ve davalıların teminat mektubu bedelini kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünde» bulundukları, teminat mektuplarının asıl borç ilişkisinden bağımsız, «garanti sözleşmesi» niteliğinde bir ödeme taahhüdü olduğu, bu nedenle tazmin için başvurulduğunda teminat mektubu bedelinin derhal ödenmesi gerektiği, davacının Bayındır İnşaat A.Ş.’nin edimini yerine getirmediği gerekçesiyle otoyol yapım sözleşmesini feshedip 27.04.2001 tarihinde «teminat mektubunun tazmini» için İş Bankası A.Ş.’ne müracaat ettiği, anılan banka hakkında davacının açtığı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu kararla teminat mektubunun «kesin» teminat mektubu olduğunun anlaşıldığı, buna göre davalıların teminat mektubunda belirtilen katılım payları ve miktarları üzerinden davacıya karşı sorumlu bulundukları, teminat mektubunun tazmininin önlenmesi amacıyla «ihtiyati tedbir» kararı verilmişse de kararın 12.09.2003 tarihinde kaldırıldığı, davacı ile Bayındır İnşaat A.Ş. arasındaki uyuşmazlığın halli için uluslararası «hakem» heyetinde devam eden davanın sonucunun beklenmesine gerek görülmediği, dava dışı İş Bankası A.Ş.’nin konsorsiyumun «temsilcisi» olduğu, davacının 27.04.2001 tarihinde anılan bankaya başvurması ile davalı bankaların tazmin borcunun sadece «muaccel» olacağı, «temerrüdün» ise BK’nun 101/1. maddesi uyarınca davalıların alacaklı tarafından yapılacak bildirim ile gerçekleşeceği, buna göre davalıların 16.09.2002 icra takip tarihinde temerrüde düştükleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davalı yönünden kararda belirtilen «asıl alacak» ve faiz alacağının, asıl alacak miktarlarına dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Yine dava konusu «teminat mektubunun», "kayıtsız şartsız ilk talepte ödeme" koşulunu içermesi ve esasen teminat mektuplarının BK'nun 110.maddesi gereğince asıl borç ilişkisinden bağımsız bir «taahhüt», dolayısıyla «garanti sözleşmesi» niteliği taşıması karşısında, otoyol yapım sözleşmesinin tarafları olan muhatap ve «lehtar» arasındaki «tahkim» davasının sonucunun beklenmesine, diğer bir anlatımla sözleşmedeki edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin, «teminat mektubunun tazmin» istemi açısından araştırılması gerektiğine yönelik davalı taraf savunması da yerinde değildir.
27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan ilk «tazmin talebini» havi «ihtarnamenin» usulsüz olduğu, Dairemizin 18.05.2010 tarih ve 2008/10422 Esas - 2010/5533 Karar sayılı ilamı ile tespit edilmiş ve bu husus anılan davanın tarafları arasında kesinleşmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu «teminat mektubu» metninde davalı bankaların katılım yüzdelerinin ve miktarlarının açıkça belirtildiği ve davalıların teminat mektubu bedelini kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünde» bulundukları, teminat mektuplarının asıl borç ilişkisinden bağımsız, «garanti sözleşmesi» niteliğinde bir ödeme taahhüdü olduğu, bu nedenle tazmin için başvurulduğunda teminat mektubu bedelinin derhal ödenmesi gerektiği, davacının Bayındır İnşaat A.Ş.’nin edimini yerine getirmediği gerekçesiyle otoyol yapım sözleşmesini feshedip 27.04.2001 tarihinde «teminat mektubunun tazmini» için İş Bankası A.Ş.’ne müracaat ettiği, anılan banka hakkında davacının açtığı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu kararla teminat mektubunun «kesin» teminat mektubu olduğunun anlaşıldığı, buna göre davalıların teminat mektubunda belirtilen katılım payları ve miktarları üzerinden davacıya karşı sorumlu bulundukları, teminat mektubunun tazmininin önlenmesi amacıyla «ihtiyati tedbir» kararı verilmişse de kararın 12.09.2003 tarihinde kaldırıldığı, davacı ile Bayındır İnşaat A.Ş. arasındaki uyuşmazlığın halli için uluslararası «hakem» heyetinde devam eden davanın sonucunun beklenmesine gerek görülmediği, dava dışı İş Bankası A.Ş.’nin konsorsiyumun «temsilcisi» olduğu, davacının 27.04.2001 tarihinde anılan bankaya başvurması ile davalı bankaların tazmin borcunun sadece «muaccel» olacağı, «temerrüdün» ise BK’nun 101/1. maddesi uyarınca davalıların alacaklı tarafından yapılacak bildirim ile gerçekleşeceği, buna göre davalıların 16.09.2002 icra takip tarihinde temerrüde düştükleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davalı yönünden kararda belirtilen «asıl alacak» ve faiz alacağının, asıl alacak miktarlarına dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Yine dava konusu «teminat mektubunun», "kayıtsız şartsız ilk talepte ödeme" koşulunu içermesi ve esasen teminat mektuplarının BK'nun 110. maddesi gereğince asıl borç ilişkisinden bağımsız bir «taahhüt», dolayısıyla «garanti sözleşmesi» niteliği taşıması karşısında, otoyol yapım sözleşmesinin tarafları olan muhatap ve «lehtar» arasındaki «tahkim» davasının sonucunun beklenmesine, diğer bir anlatımla sözleşmedeki edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin, «teminat mektubunun tazmin» istemi açısından araştırılması gerektiğine yönelik davalı taraf savunması da yerinde değildir.
27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan ilk «tazmin talebini» havi «ihtarnamenin» usulsüz olduğu, Dairemizin 18.05.2010 tarih ve 2008/10422 Esas - 2010/5533 Karar sayılı ilamı ile tespit edilmiş ve bu husus anılan davanın tarafları arasında kesinleşmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:faaliyet izninin kaldırılması · temlik sözleşmesi · maddi hata · temlik · temerrüt faizi · ek tasfiye · iflas
Benzer bu kararda4-Yine, 5411 sayılı Kanun’un 140. maddesi uyarınca, Fon her türlü vergi, resim ve harçtan muaf olduğu gibi, «faaliyet izni kaldırılan» veya tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen bankaların «iflas» ve «tasfiye» idarelerinin Fon tarafından, borçlarının ve/veya «taahhütlerinin» üstlenilmesi ve/veya alacaklarının devralınması halinde Fonun, üstlendiği borçlar ve/veya taahhütler ile devraldığı alacaklarla ilgili devir ve «temlik sözleşmeleri», her türlü «teminatın» tesisi ve kaldırılması, sözleşmelerin bozulması, dava ve icra takipleri ile bu borçlar ve/veya alacaklar ve/veya taahhütlerle ilgili diğer her türlü işlemler, her …
Diğer yandan mahkemece hüküm fıkrasının 1. bendinin 19. satırında, Denizbank A.Ş. unvanından önce BFB ibaresinin yazılması doğru değilse de yapılan bu yanlışlık, mahallinde düzeltilmesi her zaman mümkün bir «maddi hata» niteliğindedir.
Dolayısıyla işbu davada da mahkemece, davacının asıl alacağına yabancı para cinsinden ve yukarıdaki bentte yapılacak inceleme sonucunda bulunacak «temerrüt» tarihinden itibaren, 3095 sayılı Kanun’un 4/a. maddesi uyarınca «temerrüt faizi» uygulanması, sonuçta toplam alacağın fiili ödeme tarihindeki TL karşılığına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde davacının asıl alacağına temerrüt tarihindeki TL karşılığı üzerinden «avans faizi» uygulanması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Teminat mektubundan alacak | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3946 E. 2012/3882 K.
Ortak:tazmin talebi · temerrüt tarihi · teminat mektubu · ihtiyati tedbir · taahhütname · ihtarname · avans faizi · temerrüt
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu «teminat mektubu» metninde davalı bankaların katılım yüzdelerinin ve miktarlarının açıkça belirtildiği ve davalıların teminat mektubu bedelini kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünde» bulundukları, teminat mektuplarının asıl borç ilişkisinden bağımsız, «garanti sözleşmesi» niteliğinde bir ödeme taahhüdü olduğu, bu nedenle tazmin için başvurulduğunda teminat mektubu bedelinin derhal ödenmesi gerektiği, davacının Bayındır İnşaat A.Ş.’nin edimini yerine getirmediği gerekçesiyle otoyol yapım sözleşmesini feshedip 27.04.2001 tarihinde «teminat mektubunun tazmini» için İş Bankası A.Ş.’ne müracaat ettiği, anılan banka hakkında davacının açtığı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu kararla teminat mektubunun «kesin» teminat mektubu olduğunun anlaşıldığı, buna göre davalıların teminat mektubunda belirtilen katılım payları ve miktarları üzerinden davacıya karşı sorumlu bulundukları, teminat mektubunun tazmininin önlenmesi amacıyla «ihtiyati tedbir» kararı verilmişse de kararın 12.09.2003 tarihinde kaldırıldığı, davacı ile Bayındır İnşaat A.Ş. arasındaki uyuşmazlığın halli için uluslararası «hakem» heyetinde devam eden davanın sonucunun beklenmesine gerek görülmediği, dava dışı İş Bankası A.Ş.’nin konsorsiyumun «temsilcisi» olduğu, davacının 27.04.2001 tarihinde anılan bankaya başvurması ile davalı bankaların tazmin borcunun sadece «muaccel» olacağı, «temerrüdün» ise BK’nun 101/1. maddesi uyarınca davalıların alacaklı tarafından yapılacak bildirim ile gerçekleşeceği, buna göre davalıların 16.09.2002 icra takip tarihinde temerrüde düştükleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davalı yönünden kararda belirtilen «asıl alacak» ve faiz alacağının, asıl alacak miktarlarına dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
… lünün bulunmaması nedeniyle 3095 sayılı Kanun’un 4/a. maddesinin uygulanması mümkün olmadığından, mahkemece davacının anılan yabancı para cinsinden asıl alacağının, «temerrüt tarihi» itibariyle TL karşılığına «avans faizi» yürütülmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Yine dava konusu «teminat mektubunun», "kayıtsız şartsız ilk talepte ödeme" koşulunu içermesi ve esasen teminat mektuplarının BK'nun 110.maddesi gereğince asıl borç ilişkisinden bağımsız bir «taahhüt», dolayısıyla «garanti sözleşmesi» niteliği taşıması karşısında, otoyol yapım sözleşmesinin tarafları olan muhatap ve «lehtar» arasındaki «tahkim» davasının sonucunun beklenmesine, diğer bir anlatımla sözleşmedeki edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin, «teminat mektubunun tazmin» istemi açısından araştırılması gerektiğine yönelik davalı taraf savunması da yerinde değildir.
Benzer bu karardaAyrıca, somut olayda davalıusulüne uygun olarak «temerrüde» düşürülmeden önce davaya konu alacağın dayanağını teşkil eden «teminat mektubu» hakkında davacıya karşı «taahhüt» altına giren dava dışı şirketin istemi üzerine teminat mektuplarının paraya çevrilmesini önleyici yönde mahkemece verilmiş bulunan «ihtiyati tedbir» kararının mevcudiyeti karşısında tedbir kararının devamı süresince davalının ödeme yapması mümkün olmadığından tedbir kararının devamı süresince temerrüt de gerçekleşmeyecek olması karşısında tedbir kararının kaldırıldığının davalıya tebliğ edildiği tarihten itibaren teminat mektubu bedelinin ödenmesi davalı yönünden mümkün hale geleceğinden davalının temerrüdünün de bu tarihten itibaren gerçekleştiğinin kabulü ile «temerrüt tarihinin» buna göre belirlenmesi sonucu dava tarihine kadarki dönem için işlemiş olan «temerrüt faizi» alacağının tespiti gerekirken yazılı şekilde 27.04.2001 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulm …
2-Dava, «teminat mektubundan» kaynaklanan alacağın «temerrüt faizinin» tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davalı bankanın 27.04.2001 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faiz alacağı hesaplattırılarak hüküm altına alınmış ise de anılan tarihin temerrüde esas tutulamayacağına ilişkin olarak Dairemizin 18.05.2010 tarih, 2008/10422 Esas-2010/5533 sayılı Kararı mevcut olup, sözkonusu Kararda 27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan «tazmin talebini» havi «ihtarnamenin» usulsüz olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle anılan ihtarnameye işbu davada da hukuki bir sonuç bağlanmasının mümkün bulunmaması karşısında davalının temerrüd …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın «teminat mektubunun» talep edildiği tarihte ödenmemesinden kaynaklanan «temerrüt faizine» ilişkin olduğu, faiz alacağının ana alacağın fer’isi niteliğinde bulunduğu, bu nedenle kök alacağa doğrudan bağlı olduğu, kök alacağın tahsiline ilişkin olarak açılan davada davacının alacağını Pakistan Rupisi olarak talep ettiği, mahkemece de anılan para üzerinden karar verildiği, bu nedenle davacının faiz alacağının da Pakistan Rupisi üzerinden hesaplanmasının gerektiği, davacının davalı tarafın bağlı bulunduğu konsorsiyumdan tazmin talebinde bulunduğu 27.04.2001 tarihinin davalının «temerrüt tarihi» olarak kabul edildiği, her ne kadar hüküm fıkrasına “takip tarihinden” ibaresi yazılmış ise de aslında “temerrüt tarihinden” ibaresinin yazılmasının gerektiği, anc …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:para alacağı · temerrüt faizi
Benzer bu kararda… lgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmaması ile davacının davalıdan olan «teminat mektubu» alacağı nedeniyle davalı bankaya karşı açtığı ana «para alacağının» tahsili istemine ilişkin davada yabancı para olarak istemde bulunduğu ve mahkemece de Borçlar Kanunu’nun 83. maddesi uyarınca aynen tahsile karar verilerek kararın bu şekilde kesinleşmiş olmasına göre davacının tercih hakkını yabancı para olarak kullanması nedeniyle ana parayı yabancı para olarak tahsil etmek durumunda olan davacının hükmedilen yabancı ana paranın «temerrüt» tarihindeki TL karşılığına «avans faizi» yürütülmesi yönündeki isteminin yerinde olmadığı, bu itibarla mahkemece «temerrüt faizinin» yabancı para üzerinden ve yabancı paralar için uygulanması mümkün 3095 sayılı Yasa’nın 4/a maddesi uyarınca hükmedilmesi doğru bulunduğundan davacı vekilinin yerin …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki uyuşmazlığın «teminat mektubunun» talep edildiği tarihte ödenmemesinden kaynaklanan «temerrüt faizine» ilişkin olduğu, faiz alacağının ana alacağın fer’isi niteliğinde bulunduğu, bu nedenle kök alacağa doğrudan bağlı olduğu, kök alacağın tahsiline ilişkin olarak açılan davada davacının alacağını Pakistan Rupisi olarak talep ettiği, mahkemece de anılan para üzerinden karar verildiği, bu nedenle davacının faiz alacağının da Pakistan Rupisi üzerinden hesaplanmasının gerektiği, davacının davalı tarafın bağlı bulunduğu konsorsiyumdan tazmin talebinde bulunduğu 27.04.2001 tarihinin davalının «temerrüt tarihi» olarak kabul edildiği, her ne kadar hüküm fıkrasına “takip tarihinden” ibaresi yazılmış ise de aslında “temerrüt tarihinden” ibaresinin yazılmasının gerektiği, anc …
2-Dava, «teminat mektubundan» kaynaklanan alacağın «temerrüt faizinin» tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davalı bankanın 27.04.2001 tarihinde temerrüde düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faiz alacağı hesaplattırılarak hüküm altına alınmış ise de anılan tarihin temerrüde esas tutulamayacağına ilişkin olarak Dairemizin 18.05.2010 tarih, 2008/10422 Esas-2010/5533 sayılı Kararı mevcut olup, sözkonusu Kararda 27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan «tazmin talebini» havi «ihtarnamenin» usulsüz olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle anılan ihtarnameye işbu davada da hukuki bir sonuç bağlanmasının mümkün bulunmaması karşısında davalının temerrüd …
Ayrıca, somut olayda davalıusulüne uygun olarak «temerrüde» düşürülmeden önce davaya konu alacağın dayanağını teşkil eden «teminat mektubu» hakkında davacıya karşı «taahhüt» altına giren dava dışı şirketin istemi üzerine teminat mektuplarının paraya çevrilmesini önleyici yönde mahkemece verilmiş bulunan «ihtiyati tedbir» kararının mevcudiyeti karşısında tedbir kararının devamı süresince davalının ödeme yapması mümkün olmadığından tedbir kararının devamı süresince temerrüt de gerçekleşmeyecek olması karşısında tedbir kararının kaldırıldığının davalıya tebliğ edildiği tarihten itibaren teminat mektubu bedelinin ödenmesi davalı yönünden mümkün hale geleceğinden davalının temerrüdünün de bu tarihten itibaren gerçekleştiğinin kabulü ile «temerrüt tarihinin» buna göre belirlenmesi sonucu dava tarihine kadarki dönem için işlemiş olan «temerrüt faizi» alacağının tespiti gerekirken yazılı şekilde 27.04.2001 tarihinin temerrüt tarihi olarak kabul edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davalı yararına bozulm …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13739 E. 2010/11839 K.
Ortak:muacceliyet · ihtarname
İncelediğiniz karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu «teminat mektubu» metninde davalı bankaların katılım yüzdelerinin ve miktarlarının açıkça belirtildiği ve davalıların teminat mektubu bedelini kayıtsız şartsız «ödeme taahhüdünde» bulundukları, teminat mektuplarının asıl borç ilişkisinden bağımsız, «garanti sözleşmesi» niteliğinde bir ödeme taahhüdü olduğu, bu nedenle tazmin için başvurulduğunda teminat mektubu bedelinin derhal ödenmesi gerektiği, davacının Bayındır İnşaat A.Ş.’nin edimini yerine getirmediği gerekçesiyle otoyol yapım sözleşmesini feshedip 27.04.2001 tarihinde «teminat mektubunun tazmini» için İş Bankası A.Ş.’ne müracaat ettiği, anılan banka hakkında davacının açtığı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu kararla teminat mektubunun «kesin» teminat mektubu olduğunun anlaşıldığı, buna göre davalıların teminat mektubunda belirtilen katılım payları ve miktarları üzerinden davacıya karşı sorumlu bulundukları, teminat mektubunun tazmininin önlenmesi amacıyla «ihtiyati tedbir» kararı verilmişse de kararın 12.09.2003 tarihinde kaldırıldığı, davacı ile Bayındır İnşaat A.Ş. arasındaki uyuşmazlığın halli için uluslararası «hakem» heyetinde devam eden davanın sonucunun beklenmesine gerek görülmediği, dava dışı İş Bankası A.Ş.’nin konsorsiyumun «temsilcisi» olduğu, davacının 27.04.2001 tarihinde anılan bankaya başvurması ile davalı bankaların tazmin borcunun sadece «muaccel» olacağı, «temerrüdün» ise BK’nun 101/1. maddesi uyarınca davalıların alacaklı tarafından yapılacak bildirim ile gerçekleşeceği, buna göre davalıların 16.09.2002 icra takip tarihinde temerrüde düştükleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davalı yönünden kararda belirtilen «asıl alacak» ve faiz alacağının, asıl alacak miktarlarına dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan ilk «tazmin talebini» havi «ihtarnamenin» usulsüz olduğu, Dairemizin 18.05.2010 tarih ve 2008/10422 Esas - 2010/5533 Karar sayılı ilamı ile tespit edilmiş ve bu husus anılan davanın tarafları arasında kesinleşmiştir.
Dolayısıyla anılan «ihtarnamenin» işbu davada da bir sonuç doğurabilmesi mümkün değildir.
Benzer bu karardaTalep, «ihtiyati haciz» isteminin reddine itiraz niteliğinde olup mahkemece, alacağın «kredi sözleşmesine» dayanıp kayıtsız ve şartsız «borç ikrarını» içeren bir belgeye dayanmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmişse de, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın bir «para alacağı» ve «muaccel» olması ayrıca rehinle temin edilmemiş olması gereklidir.
Öte yandan alacağın varlığı konusunda mahkemede kanaat oluşması da yeterli olup somut olayda, dosya içinde mevcut «ihtarnamenin», borç dökümü ile birlikte borçlulara tebliğ edildiği anlaşılmakla, talebin kabulüne karar vermek gerekirken, yazılı gerekçe ile red hükmü kurulması hatalı olup kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:borç ikrarı · para alacağı · ikrar · ihtiyati haciz · haciz · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaTalep, «ihtiyati haciz» isteminin reddine itiraz niteliğinde olup mahkemece, alacağın «kredi sözleşmesine» dayanıp kayıtsız ve şartsız «borç ikrarını» içeren bir belgeye dayanmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmişse de, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın bir «para alacağı» ve «muaccel» olması ayrıca rehinle temin edilmemiş olması gereklidir.
Mahkemece, alacağın «kredi sözleşmesine» dayanıp kayıtsız ve şartsız «borç ikrarını» içeren bir belgeye dayanmadığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, «ihtiyati haciz» talep eden vekili temyiz etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/11432 E. , 2011/2072 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01.04.2009 tarih ve 2006/267 - 2009/163 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 01.03.2011 gününde davacı avukatı .....-....-....-...., davalı ...Ş. avukatı ....., T.Vakıflar […]A.O avukatı ..., T.Halk Bankası A.Ş. avukatı ... ... Siper ve Birleşik Fon Bankası avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ...
tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı Bayındır İnşaat A.Ş. arasında Pakistan Otoyolu Projesinin İslamabad-Peshawar bölümünün yapımı için bir otoyol yapım sözleşmesi imzalandığını, bu çerçevede müvekkilince anılan şirkete (2.523.009.751,70) ... (ile bu davanın konusu olmayan (96.645.563,50) USD) tutarında tedarik avansı verildiğini, bu paranın geri ödenmesini garanti altına almak amacıyla dava dışı İş Bankası A.Ş.’nin lideri ve temsilcisi davalı bankaların da ortağı bulunduğu konsorsiyumdan iki adet avans teminat mektubu alındığını, müteahhidin yükümlülüklerini yerine getirmemesi üzerine sözleşmenin haklı nedenlerle feshedildiğini, müteahhidin hak edişleri düşüldükten sonra bakiye (1.871.245.548,20) ...’nin derhal ödenmesi için müvekkilince konsorsiyum temsilcisine keşide edilen ihtarnameye rağmen ödeme yapılmadığını ileri sürerek, her bir davalı için ayrı ayrı hissesine düşen ve dava dilekçesinde belirtilen miktarlarda ana para ve 27.04.2001 temerrüt tarihinden itibaren işlemiş faiz alacağının, ana para kısmına dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, dava konusu teminat mektubu metninde davalı bankaların katılım yüzdelerinin ve miktarlarının açıkça belirtildiği ve davalıların teminat mektubu bedelini kayıtsız şartsız ödeme taahhüdünde bulundukları, teminat mektuplarının asıl borç ilişkisinden bağımsız, garanti sözleşmesi niteliğinde bir
ödeme taahhüdü olduğu, bu nedenle tazmin için başvurulduğunda teminat mektubu bedelinin derhal ödenmesi gerektiği, davacının Bayındır İnşaat A.Ş.’nin edimini yerine getirmediği gerekçesiyle otoyol yapım sözleşmesini feshedip 27.04.2001 tarihinde teminat mektubunun tazmini için İş Bankası A.Ş.’ne müracaat ettiği, anılan banka hakkında davacının açtığı itirazın iptali davasının kabulüne karar verilip temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, bu kararla teminat mektubunun kesin teminat mektubu olduğunun anlaşıldığı, buna göre davalıların teminat mektubunda belirtilen katılım payları ve miktarları üzerinden davacıya karşı sorumlu bulundukları, teminat mektubunun tazmininin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı verilmişse de kararın 12.09.2003 tarihinde kaldırıldığı, davacı ile Bayındır İnşaat A.Ş.
arasındaki uyuşmazlığın halli için uluslararası hakem heyetinde devam eden davanın sonucunun beklenmesine gerek görülmediği, dava dışı İş Bankası A.Ş.’nin konsorsiyumun temsilcisi olduğu, davacının 27.04.2001 tarihinde anılan bankaya başvurması ile davalı bankaların tazmin borcunun sadece muaccel olacağı, temerrüdün ise BK’nun 101/1. maddesi uyarınca davalıların alacaklı tarafından yapılacak bildirim ile gerçekleşeceği, buna göre davalıların 16.09.2002 icra takip tarihinde temerrüde düştükleri gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, her bir davalı yönünden kararda belirtilen asıl alacak ve faiz alacağının, asıl alacak miktarlarına dava tarihinden itibaren uygulanacak avans faiziyle birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava açan yabancı, MÖHÜK'nun 32. maddesi uyarınca teminat göstermek zorundadır. Bu husus dava koşuludur. Ancak somut olayda, karar tarihinden önce 11.01.2005 tarihinde yürürlüğe giren Türkiye Cumhuriyeti ile Pakistan İslam Cumhuriyeti Arasında Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Sözleşmesi ile akit devlet vatandaşlarının ve tüzel kişilerin teminat gösterme yükümlülüklerinin bulunmadığı kararlaştırılmış olup, davacının anılan uluslararası sözleşme gereğince teminat gösterme yükümlülüğü de ortadan kalkmıştır. Dava şartının, davanın açılmasından sonra gerçekleşmesi halinde engel kalkar (Bkz. B.Kuru Hukuk Usulü Muhakemesi, 2001, cilt 4, sh: 4203). Dairemiz aynı davacı ile ilgili 11.06.2007 tarih ve 2006/6131 Esas, 2007/8889 Karar sayılı ilamında da, davacının teminat göstermekten muaf olduğu sonucuna varmıştır.
Diğer yandan, davacının takip talebindeki tercihi ile bağlı olması nedeniyle alacağını ancak yabancı para cinsinden isteyebileceğine ilişkin davalıların itirazları doğru ise de, somut uyuşmazlıkta talep edilen ...’nin Türkiye’de tedavülünün bulunmaması nedeniyle 3095 sayılı Kanun’un 4/a. maddesinin uygulanması mümkün olmadığından, mahkemece davacının anılan yabancı para cinsinden asıl alacağının, temerrüt tarihi itibariyle TL karşılığına avans faizi yürütülmesinde bir isabetsizlik yoktur.
Ayrıca davacı tarafından sunulan dava dilekçesinde ve yargılama boyunca sunduğu diğer tüm dilekçelerde, davalılardan payları oranında tahsil talebinde bulunulması karşısında, mahkemece de bu yönde hüküm tesisi de doğrudur.
Yine dava konusu teminat mektubunun, "kayıtsız şartsız ilk talepte ödeme" koşulunu içermesi ve esasen teminat mektuplarının BK'nun 110.maddesi gereğince asıl borç ilişkisinden bağımsız bir taahhüt, dolayısıyla garanti sözleşmesi niteliği taşıması karşısında, otoyol yapım sözleşmesinin tarafları olan muhatap ve lehtar arasındaki tahkim davasının sonucunun beklenmesine, diğer bir anlatımla sözleşmedeki edimlerin yerine getirilip getirilmediğinin, teminat mektubunun tazmin istemi açısından araştırılması gerektiğine yönelik davalı taraf savunması da yerinde değildir.
Bu açıklamalara ve dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm ve davalılar vekillerinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Ancak dava, teminat mektubu bedelinin temerrüt faiziyle birlikte davalılardan sorumluluk payları oranında tahsili istemine ilişkindir.
27.04.2001 tarihinde dava dışı İş Bankası A.Ş.’ne ulaşan ilk tazmin talebini havi ihtarnamenin usulsüz olduğu, Dairemizin 18.05.2010 tarih ve 2008/10422 Esas - 2010/5533 Karar sayılı ilamı ile tespit edilmiş ve bu husus anılan davanın tarafları arasında kesinleşmiştir. Dolayısıyla anılan ihtarnamenin işbu davada da bir sonuç doğurabilmesi mümkün değildir. Yine davalılar hakkında icra takibine girişilmeden önce ihtiyati tedbir kararı verildiğinden, davalıların icra takip tarihinde de temerrüde düşmeleri söz konusu olamaz. Zira ihtiyati tedbir kararına rağmen ödeme yapmaları halinde lehtara karşı sorumlulukları doğacağından, davalı bankaların muhataba ödeme yapmama hakları vardır. Bu durumda davalı bankaların temerrüdü, anılan ihtiyati tedbir kararının kalktığının davalılara bildirildiği tarihte, eğer davacı tarafından davalılara daha sonraki bir tarih için bir atıfet mehili verilmişse bu tarihte başlayacaktır.
O halde mahkemece davalıların temerrüt tarihinin yukarıda açıklanan şekilde tespit edilmesi gerekirken, 16.09.2002 icra takip tarihi olarak tespiti doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca mahkemece 07.12.2006 tarihinde davacıdan, her bir davalı için ayrı ayrı talep ettiği asıl alacak ve faiz alacağı toplamı üzerinden harç alınmış, diğer bir deyişle davacı tarafından işbu davada talep edilen işlemiş faiz alacağı da müddeabihe dahil edilmiştir. Bu durum karşısında mahkemece, davalılar yararına takdir edilecek vekalet ücretinin de her bir davalı yönünden reddedilen asıl alacak ve faiz alacağı toplamı üzerinden hesaplanması gerekirken, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hükmedilmesi gerekenden çok daha az miktarlarda vekalet ücreti takdiri dahi doğru olmamış, hükmün kabul şekli bakımından da bu nedenle davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) no’lu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm ve davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) ve (3) no’lu bentlerde açıklanan nedenlerle davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalılar yararına BOZULMASINA, takdir olunan 825,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, aşağıda yazılı bakiye 02,80 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalı ...Ş.'ne iadesine, 01.03.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1016353400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz