Genel kurul yetkisi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2012/2882 E. 2012/4215 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul yetkisi↗ limited şirket müdürlüğü↗ şirket yöneticisinin sorumluluğu↗ yönetici sorumluluğu↗ delillerin toplanmaması↗ husumet itirazı↗ şirket müdürlüğü↗ icazet↗ sorumluluk davası↗ istifa↗ aktif dava ehliyeti↗ şirket zararı↗ ek prim↗ muvafakat↗ keşideci↗ anonim şirket↗ taraf ehliyeti↗ limited şirket↗ maddi ve manevi tazminat↗ çek↗ yetkisizlik kararı↗ dava sebebi↗ haksız rekabet↗ ibraz↗ temsil↗ husumet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin eski müdürü olan davalı ...'in, müdür olduğu dönemde davacı şirket adına üç adet çeki keşide ettiği, bu çeklerden 05/07/2007 tarihli çekin davalı ..., diğer çeklerin ise davalı ... tarafından tahsil edildiği, söz konusu çek bedellerinin davalı ... tarafından alındığı, her ne kadar söz konusu çeklerdeki keşidecinin davacı şirket olmadığı ve dava dışı Grup Atılım Güvenlik Sistemleri Dan. Tem. Taş. San. Tic. Ltd. Şti.’nin keşideci olduğu, bu nedenle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı savunulmuş ise de, çeklerin keşide edildiği hesabın önceleri Grup Atılım Güvenlik Sistemleri Dan. Tem. Taş. San. Tic. Ltd. Şti.’ne ait iken 23/05/2003 tarihinden itibaren hesabın davacı Atılım Özel Güvenlik Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne devredildiği ve bu hesaptaki hak ve alacakların davacı şirkete ait olduğu, bu hesaba ilişkin çek karnesinin ise iptal edilmediği, bu durumda davalı ... tarafından keşide edilen ve tahsil ettirilen çeklerin davacı şirkete ait olduğu, husumet itirazının yerinde bulunmadığı, davalı ...’in istifa dilekçesinin aslı ile fotokopisinin aynı olmadığı, söz konusu belge üzerine el yazısıyla yazılmış 3 ayrı meşruhatın, aslından fotokopi üzerine kalemle sonradan yazıldığı, ayrıca bu belgede davacı şirket temsilcilerinin hiçbirinin kaşesinin ve imzasının bulunmadığı, ...’ın imzasının bulunduğu, ancak bu şahsın da davacı şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı, yine mali denetim raporunda mali müşavir ...’ın imzasının bulunduğu, şirketin yetkili müdür veya ortaklarının her hangi bir imzasının ve şirket kaşesinin olmadığı, anılan iki belgenin de şirket açısından her hangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı, söz konusu çeklerin davacı şirkete ve ortaklarına verilen borç paralar nedeniyle keşide edildiği savunulmuşsa da bu savunmanın kanıtlanamadığı, davalı ...’in davacı şirketteki müdürlük görevi devam ederken davacı şirket ile aynı iştigal konusuna sahip yeni bir şirket kurduğu, davacı şirkette çalışan 58 personelin davacı şirketten ayrılmasına ve kendi kurduğu yeni şirkete geçmesine sebep olduğu, bu durumun davacı şirketi güç durumda bıraktığı, bazı şirketlerin davacı şirket ile sözleşme ilişkileri devam ederken sözleşme süreleri dolmadan davacı şirket ile sözleşmelerini feshedip davalı tarafından kurulan yeni şirketlerle sözleşme yaptıkları, bunun da davalı ... tarafından sağlandığı, görevleri arasında bulunmasına rağmen ve davacı şirketin kasasında yeterli para olmasına rağmen SSK ve vergi borçlarını zamanında ödemediği, bu suretle davacı şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiği, bu süreç içerisinde oluşan haksız rekabet sonucunda davacı şirketin maddi ve manevi olarak zarar gördüğü, davalı ...’nın, dava konusu çeklerle bir ilgisinin bulunmadığı, ayrıca maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olaylarda davalı ...’nın her hangi bir eyleminin ispat edilemediği gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar ..., ... ve ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, çeklerle ilgili istem yönünden 12.500 TL’nin 05.05.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalı ... ile ...’tan müştereken ve müteselsilen, 12.500 TL’nin 05.06.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalı ... ile ...’tan müştereken ve müteselsilen, 12.500 TL’nin 05.07.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalı ... ile ...’den müştereken ve müteselsilen tahsiline, 5.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalı ...’den tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, davacı limited şirketin eski müdürü ve onunla birlikte hareket ettikleri ileri sürülen diğer davalılara karşı açılan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı taraf, eski müdürleri olan davalı ...'in, müdür olduğu dönemde 3 adet çeki nedensiz olarak keşide ederek şirketi zarara uğrattığını, ayrıca şirketin yeterli parasının bulunmasına rağmen şirkette çalışan işçilerin SSK primlerini ve vergileri yatırmadığını, bu nedenle de kendisine ceza tahakkuk ettirdiğini ileri sürmüştür. O halde, bu istemler yönünden dava, TTK'nun 548. maddesi delaletiyle aynı Yasa’nın 336. maddesi gereğince açılan sorumluluk davası niteliğindedir.
TTK'nun 556. maddesi hükmünde limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa TTK'nun 341. maddesi hükümleri uygulanacaktır.
TTK'nun 341. maddesi hükmünde, sorumluluk davasının açılabilmesi için bu yönde alınmış bir genel kurul kararı olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bununla birlikte limited şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen TTK'nun 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların BK'nun 531. maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir.
Somut olayda, limited şirketin ortak sayısı 20’den azdır. Buna göre davanın yönetici olmayan diğer ortaklarca açılması gerekmektedir. Dava, davalıdan sonraki şirket müdürünün verdiği vekaletnameye dayalı olarak açılmış bulunduğundan, dava koşulları oluşmamıştır.
Bu durumda mahkemece, HUMK'nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların karar ve muvafakatlerinin alınması ve vekaletnamelerinin ibrazı amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2) Bozma neden ve şekline göre mümeyyiz davalı vekilinin yukarıda açıklanan iki sebebe dayalı tazminat istemi hakkındaki diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
3)Öte yandan, davacı taraf, davalı ...'in müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra davalı ... ile birlikte konusu davacı şirket ile aynı olan bir limited şirket kurduğunu, davacı şirketin çalışanlarını haksız beyan ve davranışlar ile ikna edip şirketten istifa etmelerini sağladığını ileri sürmüş olup, bu istemin hukuki dayanağını ise haksız rekabet hükümleri oluşturmaktadır. Mahkemece, davalı ...'in davacı şirkette müdürlük görevi devam ederken davacı şirket ile iştigal konusu aynı olan bir şirket kurduğu,
davacı şirkette çalışan 58 personelin davacı şirketten ayrılarak kendi kurduğu şirkete geçmesine sebep olduğu, bazı şirketlerin davacı şirket ile sözleşmelerini feshederek davalının kurduğu şirketle sözleşme yaptıkları ve bu eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de dava dışı limited şirketin, davalı ...'in müdürlük görevinden ayrılmasından sonra tescil edilmesi ve açıklanan diğer olayların varlığının da başlı başına davalı ...'in haksız rekabette bulunduğunu göstermemesi karşısında mahkemenin bu gerekçesine itibar edilemez. O halde, mahkemece, bu hususta taraf delilleri toplanarak, davalı ...'in açıklanan olayların gerçekleşmesine neden olup olmadığının ve haksız rekabette bulunup bulunmadığının somut olarak tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde soyut gerekçelerle davalının haksız rekabette bulunduğundan bahisle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
4-Kabule göre de, mahkemece davalı ... aleyhine manevi tazminata hükmedilmişse de, anılan davalının hangi eyleminden dolayı ne miktarda tazminat takdir edildiğinin kararda gösterilmemesi ve bu suretle Yargıtay'ın denetim olanağının ortadan kaldırılması da doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4173 E. 2013/5575 K.
Ortak:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · icazet · sorumluluk davası · muvafakat · anonim şirket · limited şirket
İncelediğiniz karardaTTK'nun 556. maddesi hükmünde «limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa TTK'nun 341. maddesi hükümleri uygulanacaktır.
Bununla birlikte «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK'nun 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az …
Bu durumda mahkemece, HUMK'nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlerinin» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDava tarihinde yürürlükte bulunan 6762 sayılı mülga ...'nın 556. maddesi hükmünde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa ...'nın 341. maddesi hükümleri uygulama olanağı bulacaktır.
Bunun yanı sıra «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen mülga ...'nın 539. maddesi 7. fıkrası hükmünde de şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu görülmüştür.
… u şartların yerine getirilmediği dosya kapsamından anlaşılmıştır. ...” denilmiş ise de; mülga HUMK'un 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında «ortaklar kurulu» ve denetçilerin veya yönetici olayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlerinin» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluştuktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru g …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bağış · ortaklar kurulu kararı
Benzer bu karardaDavacı şirket vekili, davalı gerçek kişinin müvekkili şirketin yöneticisi olduğu sırada şirkete ait hesaplardan «yetkisiz» «bağışlar» yaptığını, faturalar almadığını, eşine yakınları ile birlikte kurduğu davalı tüzel kişiyi faaliyete geçirdiği ve bu şirketin, davacı şirketin 20 yıla yakın zamandan beri yaptığı işleri kendisi yapmış gibi göstererek «haksız rekabet» yaptığını ileri sürerek davalılardan tazminat isteminde bulunmuştur.
… u şartların yerine getirilmediği dosya kapsamından anlaşılmıştır. ...” denilmiş ise de; mülga HUMK'un 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında «ortaklar kurulu» ve denetçilerin veya yönetici olayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlerinin» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluştuktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru g …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7237 E. 2013/12254 K.
Ortak:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · icazet · şirket zararı · muvafakat · anonim şirket · limited şirket
İncelediğiniz karardaTTK'nun 556. maddesi hükmünde «limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa TTK'nun 341. maddesi hükümleri uygulanacaktır.
Bununla birlikte «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK'nun 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az …
Bu durumda mahkemece, HUMK'nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlerinin» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda2- Karşı davacı vekilinin karşı davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; karşı dava, «limited şirketin» eski müdürü aleyhine açılan sorumluluk davasıdır.Mülga 6762 Sayılı TTK'nın 556. maddesi hükmünde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi hükümleri uygulama olanağı bulacaktır.6762 s.
Bununla birlikte «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen mülga 6762 s.
Bu durumda mahkemece, karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nın 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların «muvafakatlerinin» alınması veya vekaletnamelerinin «ibrazı» ve «ortaklar kurulu» kararının sunulması amacıyla karşı davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmek gerekirken, yazılı ş …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:cari hesap · şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · e-defter
Benzer bu kararda… davalı şirkete ait olduğu, davacının anılan taşınmazları satın aldığını ve bedelini ödediğini ispat edemediği, karşı dava bakımından ise karşı davacı şirketin ortak «cari hesaplarının» çok fazla işlem gördüğü, bu işlemlerin bir kısmında düzeltme kayıtlarının bulunduğu, banka kredileri ile ilgili işlemlerde düzeltmeler yapıldığı, şirket nezninde tutulan cari hesapların sağlıklı bir sonuç vermediği, karşı davalının azledildiği 18/08/2004 tarihli «ortaklar kurulu» kararına kadar «şirketi zarara» uğrattığı hususunun şirket «defterlerinden» tesbit edilemediği, karşı davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «şirket müdürü» tarafından açılmış bulunduğundan, dava koşulları oluşmamıştır.
Bu durumda mahkemece, karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nın 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların «muvafakatlerinin» alınması veya vekaletnamelerinin «ibrazı» ve «ortaklar kurulu» kararının sunulması amacıyla karşı davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmek gerekirken, yazılı ş …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3538 E. 2013/20536 K.
Ortak:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · şirket müdürlüğü · icazet · muvafakat · anonim şirket · limited şirket
İncelediğiniz karardaTTK'nun 556. maddesi hükmünde «limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa TTK'nun 341. maddesi hükümleri uygulanacaktır.
Bununla birlikte «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK'nun 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az …
Bu durumda mahkemece, HUMK'nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlerinin» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda1- Mülga 6762 sayılı TTK'nın 556. maddesi hükmünde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın 341. maddesi hükümleri uygulama olanağı bulacaktır.
Bununla birlikte «limitet şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen mülga 6762 sayılı TTK'nın 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az …
Bu durumda mahkemece, HMK’nın 54. maddesi uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların «muvafakatlerinin» alınması veya vekaletnamelerinin «ibrazı» ve «ortaklar kurulu» kararının sunulması amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortaklar kurulu kararı
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, HMK’nın 54. maddesi uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların «muvafakatlerinin» alınması veya vekaletnamelerinin «ibrazı» ve «ortaklar kurulu» kararının sunulması amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde …
5 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1367 E. 2013/18288 K.
Ortak:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · icazet · muvafakat · anonim şirket · limited şirket · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaTTK'nun 556. maddesi hükmünde «limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa TTK'nun 341. maddesi hükümleri uygulanacaktır.
Bununla birlikte «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK'nun 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az …
Bu durumda mahkemece, HUMK'nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlerinin» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaTTK'nın 556. maddesi hükmünde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile somut uyuşmazlığa TTK'nın 341. maddesinin uygulanması gerekecektir.
Bunun yanı sıra «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK'nın 539. maddesinin 7. fıkrası hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» bulunduğu öngörülmüştür.
Bu durumda mahkemece, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi konusunda «ortaklar kurulu» ve denetçilerin veya yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlarının» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve benimsenen 13.05.2009 tarihli bilirkişi raporuna göre, davalının «şirket müdürü» olarak görev yaptığı tarihlerde davacı şirketin 1999 yılına ilişkin hesaplarının vergi incelemesine tabi tutulması sonucu, davacı şirketin vergi cezası ödemek zorunda kaldığı ve davalının yönetim ve «temsili» nedeniyle bu durumdan sorumlu olduğu, gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, 7.842,70 TL'nin 28/05/2003 dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek yasal …
Bu durumda mahkemece, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi konusunda «ortaklar kurulu» ve denetçilerin veya yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlarının» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6345 E. 2011/6524 K.
Ortak:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · icazet · muvafakat · anonim şirket · limited şirket · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaTTK'nun 556. maddesi hükmünde «limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa TTK'nun 341. maddesi hükümleri uygulanacaktır.
Bununla birlikte «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK'nun 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az …
Bu durumda mahkemece, HUMK'nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlerinin» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaTTK'nun 556. maddesi hükmünde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa TTK'nun 341. maddesi hükümleri uygulama olanağı bulacaktır.
Bunla birlikte «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK'nun 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az …
Bu durumda mahkemece, HUMK'nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlerinin» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmek gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · şirket müdürü · ibra · dahili dava
Benzer bu kararda… e ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalının 28.03.2002 tarihinde davacı şirketin ortağı olan ...ile birlikte beş yıl süreyle münferit imza ile şirketi «temsile» yetkili müdür olarak seçildiği, «ibranın» sadece bilançodan ve şirketin diğer hesaplarından anlaşılan hususları kapsayacağı, bilançoya «dahil» edilen ancak gerçeğe aykırı, niteliği ve niceliği itibarıyla ortaklardan saklanan hususlardan dolayı «limited şirket müdürlerinin» şirkete karşı sorumluluğunun devam edeceği, davalının şirketin şubesi olmayan dava dışı işletmeyi ilgilendiren ve kendi şahsına ait toplam 11.523,24 TL tutarında h …
Dava, davalı ile aynı anda müdürlük yapan «şirket müdürü» tarafından açılmış bulunduğundan, dava koşulları oluşmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4458 E. 2013/21049 K.
Ortak:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · şirket müdürlüğü · icazet · muvafakat · anonim şirket · limited şirket
İncelediğiniz karardaTTK'nun 556. maddesi hükmünde «limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa TTK'nun 341. maddesi hükümleri uygulanacaktır.
Bununla birlikte «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK'nun 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az …
Bu durumda mahkemece, HUMK'nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlerinin» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMülga 6762 Sayılı TTK'nın 556. maddesi hükmünde «şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa aynı Yasa'nın341. maddesi hükmünün uygulanması gerekir.
Bununla birlikte «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen mülga 6762 sayılı TTK'nın m.
Bu durumda mahkemece, HMK.’nın 54. maddesi uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların «muvafakatlerinin» alınması veya vekaletnamelerinin «ibrazı» ve «ortaklar kurulu» kararının sunulması amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekild …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün sorumluluğu · şirket müdürünün sorumluluğu · ortaklar kurulu kararı
Benzer bu kararda1- Dava, «limited şirket müdürünün sorumluluğuna» ilişkindir.
Bu durumda mahkemece, HMK.’nın 54. maddesi uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların «muvafakatlerinin» alınması veya vekaletnamelerinin «ibrazı» ve «ortaklar kurulu» kararının sunulması amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekild …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3281 E. 2012/2350 K.
Ortak:genel kurul yetkisi · şirket yöneticisinin sorumluluğu · yönetici sorumluluğu · icazet · muvafakat · anonim şirket · limited şirket · yetkisizlik kararı
İncelediğiniz karardaTTK'nun 556. maddesi hükmünde «limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa TTK'nun 341. maddesi hükümleri uygulanacaktır.
Bununla birlikte «limited şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK'nun 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az …
Bu durumda mahkemece, HUMK'nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlerinin» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaTTK.nun 556. maddesi hükmüne göre, «limitet şirket yöneticilerinin sorumlulukları» hakkında «anonim şirketin» bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa TTK.nun 341. maddesinin tatbik edilmesi gerekmektedir.
Bununla birlikte «limitet şirketlerde» «genel kurulun yetkilerini» düzenleyen TTK.nun 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun «yetkisinde» olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limitet şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az …
1-Dava, davacı «limitet şirketin müdürü» olan davalının zarara neden olduğu iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürü · şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı
Benzer bu kararda1-Dava, davacı «limitet şirketin müdürü» olan davalının zarara neden olduğu iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Her ne kadar yargılama sırasında müdür olmayan ortağın katılımıyla alınan «ortaklar kurulu» kararıyla davalı hakkında dava açılmasına ve anılan davaya devam edilmesi yönünde karar verilmiş ise de müdür olmayan ortağın açılan davaya bizzat «muvafakati» veya onun tarafından verilmiş vekaletnamenin aslı veya onaylı örneği dosyaya sunulmamış, davaya devam edilebilmesi için gerekli usulü eksiklik tamamlanmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/4097 E. 2010/10001 K.
Ortak:ibraz
İncelediğiniz karardaBu durumda mahkemece, HUMK'nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya «icazet» verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların karar ve «muvafakatlerinin» alınması ve vekaletnamelerinin «ibrazı» amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, “ATILIM" markasının 16 ve 35. sınıflar yönünden davalı adına tescilli olduğu ancak davalının anılan markayı 35/01 sınıfta kullandığına ilişkin delil «ibraz» etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ara karar · terkin
Benzer bu karardaDava, davalı adına tescilli markanın 556 sayılı KHK’nin 14/1.maddesi uyarınca tescil tarihinden itibaren 5 yıl süre ile haklı bir neden olmaksızın kullanılmaması gerekçesine dayalı hükümsüzlük ve «terkin» istemine ilişkindir.
Bu madde uyarınca, markanın, tescil tarihinden itibaren 5 yıl içinde, haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma 5 yıllık bir süre kesintisiz «ara» verilmesi halinde, marka iptal edilir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2012/2882 E. , 2012/4215 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.10.2009 tarih ve 2007/39-2009/552 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...’in müvekkili şirketin kuruluşundan, 27.04.2007 tarihine kadar müdürlüğünü yaptığını ve şirketi tek başına temsile yetkili olduğunu, davalı ...’in müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra yine müvekkili şirketin eski çalışanı davalı ... ile birlikte iştigal konusu müvekkili şirketle aynı olan bir limited şirketi 30.04.2007 tarihinde ticaret siciline tescil ettirdiklerini, adı geçen davalıların, müvekkili şirketten ayrılırken yaklaşık 90 şirket çalışanını da haksız beyan ve davranışlar ile ikna edip şirketten istifa ettirdiklerini, bu kişilerin davalıların kurdukları şirkette işe başladıklarını, davalı ...’in şirketi temsile yetkili olduğu dönemde 3 adet çeki nedensiz olarak keşide ederek müvekkili şirketi borçlandırdığını ve kendisine menfaat sağladığını, hamiline keşide edilen çeklerin daha sonra davalılar...ve ...tarafından tahsil edildiğini, davalı ...’in ayrılmasına 4-5 ay kala şirkette çalışan işçilerin SSK primlerini ve vergileri yatırmadığını, bu nedenle müvekkili şirkete ilgili kurumlar tarafından ceza tahakkuk ettirildiğini, tüm bu haksız eylemler nedeniyle müvekkili şirketin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek, çek bedelleri olan 37.500 TL’nin 05.05.2007 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkili ...’in 14.09.2004 tarihinde Grup Atılım Güvenlik ve Danışmanlık Temizlik Taşımacılık San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin yönetim kurulu başkanı ... ile imzaladığı sözleşme uyarınca adı geçen şirkette yönetici olarak görevlendirildiğini, ...’ın anılan şirket dışında hissedarlarını yakın akrabalarının oluşturduğu iki şirketinin daha olduğunu, bunlardan birinin de davacı şirket olduğunu, her üç şirketinde yönetim kurulu başkanı olan Mehmet Recep’in sözlü talimatı üzerine diğer şirketlerde de müvekkili ...’in yönetici olarak işe başladığını, iddia olunançeklerin müvekkili ... tarafından daha önce şirkete ve ortaklara verilen paralar karşılığında keşide edildiğini, bu durumun müvekkili ile ...
ve şirket mali müşaviri tarafından imzalanan protokolde açıklandığını, davacı şirket çalışanlarının müvekkil tarafından ikna edilerek istifa ettirildiği iddiasının da doğru olmadığını, şirket yönetim kurulu başkanının lüks harcamaları nedeniyle şirketin zor duruma düştüğünü ve bir takım ödemeleri yapamadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin eski müdürü olan davalı ...'in, müdür olduğu dönemde davacı şirket adına üç adet çeki keşide ettiği, bu çeklerden 05/07/2007 tarihli çekin davalı ..., diğer çeklerin ise davalı ... tarafından tahsil edildiği, söz konusu çek bedellerinin davalı ... tarafından alındığı, her ne kadar söz konusu çeklerdeki keşidecinin davacı şirket olmadığı ve dava dışı Grup Atılım Güvenlik Sistemleri Dan. Tem. Taş. San. Tic. Ltd. Şti.’nin keşideci olduğu, bu nedenle davacının aktif dava ehliyetinin bulunmadığı savunulmuş ise de, çeklerin keşide edildiği hesabın önceleri Grup Atılım Güvenlik Sistemleri Dan. Tem. Taş.
San. Tic. Ltd. Şti.’ne ait iken 23/05/2003 tarihinden itibaren hesabın davacı Atılım Özel Güvenlik Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti.’ne devredildiği ve bu hesaptaki hak ve alacakların davacı şirkete ait olduğu, bu hesaba ilişkin çek karnesinin ise iptal edilmediği, bu durumda davalı ... tarafından keşide edilen ve tahsil ettirilen çeklerin davacı şirkete ait olduğu, husumet itirazının yerinde bulunmadığı, davalı ...’in istifa dilekçesinin aslı ile fotokopisinin aynı olmadığı, söz konusu belge üzerine el yazısıyla yazılmış 3 ayrı meşruhatın, aslından fotokopi üzerine kalemle sonradan yazıldığı, ayrıca bu belgede davacı şirket temsilcilerinin hiçbirinin kaşesinin ve imzasının bulunmadığı, ...’ın imzasının bulunduğu, ancak bu şahsın da davacı şirketi temsil yetkisinin bulunmadığı, yine mali denetim raporunda mali müşavir ...’ın imzasının bulunduğu, şirketin yetkili müdür veya ortaklarının her hangi bir imzasının ve şirket kaşesinin olmadığı, anılan iki belgenin de şirket açısından her hangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı, söz konusu çeklerin davacı şirkete ve ortaklarına verilen borç paralar nedeniyle keşide edildiği savunulmuşsa da bu savunmanın kanıtlanamadığı, davalı ...’in davacı şirketteki müdürlük görevi devam ederken davacı şirket ile aynı iştigal konusuna sahip yeni bir şirket kurduğu, davacı şirkette çalışan 58 personelin davacı şirketten ayrılmasına ve kendi kurduğu yeni şirkete geçmesine sebep olduğu, bu durumun davacı şirketi güç durumda bıraktığı, bazı şirketlerin davacı şirket ile sözleşme ilişkileri devam ederken sözleşme süreleri dolmadan davacı şirket ile sözleşmelerini feshedip davalı tarafından kurulan yeni şirketlerle sözleşme yaptıkları, bunun da davalı ...
tarafından sağlandığı, görevleri arasında bulunmasına rağmen ve davacı şirketin kasasında yeterli para olmasına rağmen SSK ve vergi borçlarını zamanında ödemediği, bu suretle davacı şirketin zarara uğramasına sebebiyet verdiği, bu süreç içerisinde oluşan haksız rekabet sonucunda davacı şirketin maddi ve manevi olarak zarar gördüğü, davalı ...’nın, dava konusu çeklerle bir ilgisinin bulunmadığı, ayrıca maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin olaylarda davalı ...’nın her hangi bir eyleminin ispat edilemediği gerekçesiyle davalı ... hakkında açılan davanın reddine, diğer davalılar ..., ... ve ... hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, çeklerle ilgili istem yönünden 12.500 TL’nin 05.05.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalı ...
ile ...’tan müştereken ve müteselsilen, 12.500 TL’nin 05.06.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalı ... ile ...’tan müştereken ve müteselsilen, 12.500 TL’nin 05.07.2007 tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalı ... ile ...’den müştereken ve müteselsilen tahsiline, 5.000 TL maddi, 5.000 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren değişen oranlarda reeskont faiziyle birlikte davalı ...’den tahsiline fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, davacı limited şirketin eski müdürü ve onunla birlikte hareket ettikleri ileri sürülen diğer davalılara karşı açılan maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Davacı taraf, eski müdürleri olan davalı ...'in, müdür olduğu dönemde 3 adet çeki nedensiz olarak keşide ederek şirketi zarara uğrattığını, ayrıca şirketin yeterli parasının bulunmasına rağmen şirkette çalışan işçilerin SSK primlerini ve vergileri yatırmadığını, bu nedenle de kendisine ceza tahakkuk ettirdiğini ileri sürmüştür. O halde, bu istemler yönünden dava, TTK'nun 548. maddesi delaletiyle aynı Yasa’nın 336. maddesi gereğince açılan sorumluluk davası niteliğindedir.
TTK'nun 556. maddesi hükmünde limited şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile uyuşmazlığa TTK'nun 341. maddesi hükümleri uygulanacaktır.
TTK'nun 341. maddesi hükmünde, sorumluluk davasının açılabilmesi için bu yönde alınmış bir genel kurul kararı olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiği açıkça belirtilmiştir. Bununla birlikte limited şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen TTK'nun 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların BK'nun 531. maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir.
Somut olayda, limited şirketin ortak sayısı 20’den azdır. Buna göre davanın yönetici olmayan diğer ortaklarca açılması gerekmektedir. Dava, davalıdan sonraki şirket müdürünün verdiği vekaletnameye dayalı olarak açılmış bulunduğundan, dava koşulları oluşmamıştır.
Bu durumda mahkemece, HUMK'nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında yönetici olmayan diğer ortakların karar ve muvafakatlerinin alınması ve vekaletnamelerinin ibrazı amacıyla davacı vekiline önel verilmesi, dava koşulları oluşturulduktan sonra işin esası hakkında değerlendirme yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2) Bozma neden ve şekline göre mümeyyiz davalı vekilinin yukarıda açıklanan iki sebebe dayalı tazminat istemi hakkındaki diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
3)Öte yandan, davacı taraf, davalı ...'in müvekkili şirketten ayrıldıktan sonra davalı ... ile birlikte konusu davacı şirket ile aynı olan bir limited şirket kurduğunu, davacı şirketin çalışanlarını haksız beyan ve davranışlar ile ikna edip şirketten istifa etmelerini sağladığını ileri sürmüş olup, bu istemin hukuki dayanağını ise haksız rekabet hükümleri oluşturmaktadır. Mahkemece, davalı ...'in davacı şirkette müdürlük görevi devam ederken davacı şirket ile iştigal konusu aynı olan bir şirket kurduğu,
davacı şirkette çalışan 58 personelin davacı şirketten ayrılarak kendi kurduğu şirkete geçmesine sebep olduğu, bazı şirketlerin davacı şirket ile sözleşmelerini feshederek davalının kurduğu şirketle sözleşme yaptıkları ve bu eylemlerin haksız rekabet teşkil ettiği kabul edilerek hüküm kurulmuş ise de dava dışı limited şirketin, davalı ...'in müdürlük görevinden ayrılmasından sonra tescil edilmesi ve açıklanan diğer olayların varlığının da başlı başına davalı ...'in haksız rekabette bulunduğunu göstermemesi karşısında mahkemenin bu gerekçesine itibar edilemez. O halde, mahkemece, bu hususta taraf delilleri toplanarak, davalı ...'in açıklanan olayların gerçekleşmesine neden olup olmadığının ve haksız rekabette bulunup bulunmadığının somut olarak tespit edilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde soyut gerekçelerle davalının haksız rekabette bulunduğundan bahisle hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
4-Kabule göre de, mahkemece davalı ... aleyhine manevi tazminata hükmedilmişse de, anılan davalının hangi eyleminden dolayı ne miktarda tazminat takdir edildiğinin kararda gösterilmemesi ve bu suretle Yargıtay'ın denetim olanağının ortadan kaldırılması da doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda, (1),(3) ve (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın mümeyyiz davalı yararına BOZULMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle mümeyyiz davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049440300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz