Sahte kimlik
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13483 E. 2012/4224 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahte kimlik↗ uygun illiyet bağı↗ çek karnesi↗ sahtecilik↗ illiyet bağı↗ hamil↗ çek↗ kusur↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın çek hesabını açarken 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri ilgilisinden aldığı, ... adı ile sahtecilik yapan 3. kişinin eylemi yönünden davalı bankaya atfedilebilecek bir kusurun olmadığı, zarar ile bankanın eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sahte kimlik fotokopisine dayalı olarak çek karnesi veren banka hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.
Banka, ya da özel finans kurumu, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti ve sair konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hayali bir kişi adına hesap açarak çek karnesi vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun’un 1/2, 2. ve TTK'nun 20/2. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı göstermemek suretiyle birinci derecede ve daha fazla kusurlu olduğu ve bu davranışının sonuçlarına katlanması gerektiğinin kabulü icap eder. Çekin hamili de, ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır.
Somut olayda, mahkemece davalı bankanın 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri aldığı ve bundan sonra çek hesabını açtığı, oluşan zarar bakımından davalı bankaya kusur izafe edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. Zira, davalı bankanın dava dışı kişinin ekonomik ve sosyal durumunu araştırmaksızın çek karinesi verdiği ve bu nedenle de davaya konu zararın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, olay nedeniyle tarafların müterafık kusurlu olduğu kabul edilerek kusur durumlarının tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6529 E. 2011/17647 K.
Ortak:çek karnesi · sahtecilik · hamil · çek · kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «çek» hesabını açarken 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri ilgilisinden aldığı, ... adı ile «sahtecilik» yapan 3. kişinin eylemi yönünden davalı bankaya atfedilebilecek bir «kusurun» olmadığı, zarar ile bankanın eylemi arasında «uygun illiyet bağının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «sahte kimlik» fotokopisine dayalı olarak «çek karnesi» veren banka hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.
Banka, ya da özel finans kurumu, «çek» hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti ve sair konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hayali bir kişi adına hesap açarak «çek karnesi» vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun’un 1/2, 2. ve TTK'nun 20/2. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı gös …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davaya konu çeki «ciro» yoluyla devraldığı, çekin tahsil amacıyla bankaya «ibraz» edilmesi üzerine hesabın sahte belgelerle açıldığının anlaşıldığı, «sahtecilik» olayı ile ilgili ceza kovuşturmasının devam ettiği, davacının alacağının tahsili için «cirantalara» karşı başlattığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı, «tacir» olan davalı bankanın işlerini «basiretli tacir» gibi yürütmek zorunda bulunduğu, davalı bankanın «çek karnesi» vermiş olduğu şahıstan temin ettiği belgelerin gerçeğe uygun olmadıkları, davalının bu belgelerle yetindiği, dava dışı hesap sahibinin «ticari itibarı» ve sosyal ekonomik durumu ile ilgili gerekli araştırmayı yapmadığı, bu kişinin ikameti ve işyeri ile ilgili edinilen bilgileri şahsın çevresinden teyit ettirdiğini kanıtlayamadığı, gerekli özeni göstermeyen davalının meydana gelen davacı zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 12.400 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2) Dava, davalı bankanın sahte belgelere dayalı olarak «çek karnesi» vermesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Bir banka yada özel finans kurumu, «çek» hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu, ikameti ve sair konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hayali bir kişi adına hesap açarak «çek karnesi» vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, o banka ya da kurumun dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanunu’nun 1/2, 2. ve TTK'nun 20/2. maddelerinde öngörüle …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari itibar · ciranta · kusur oranı · basiretli tacir · ciro · tacir · avans faizi · ibraz
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davaya konu çeki «ciro» yoluyla devraldığı, çekin tahsil amacıyla bankaya «ibraz» edilmesi üzerine hesabın sahte belgelerle açıldığının anlaşıldığı, «sahtecilik» olayı ile ilgili ceza kovuşturmasının devam ettiği, davacının alacağının tahsili için «cirantalara» karşı başlattığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı, «tacir» olan davalı bankanın işlerini «basiretli tacir» gibi yürütmek zorunda bulunduğu, davalı bankanın «çek karnesi» vermiş olduğu şahıstan temin ettiği belgelerin gerçeğe uygun olmadıkları, davalının bu belgelerle yetindiği, dava dışı hesap sahibinin «ticari itibarı» ve sosyal ekonomik durumu ile ilgili gerekli araştırmayı yapmadığı, bu kişinin ikameti ve işyeri ile ilgili edinilen bilgileri şahsın çevresinden teyit ettirdiğini kanıtlayamadığı, gerekli özeni göstermeyen davalının meydana gelen davacı zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 12.400 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı «hamilin» de olayda müterafik kusurunun bulunduğunun kabul edilmesi, tarafların buna göre «kusur oranlarının» belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13610 E. 2011/8722 K.
Ortak:çek karnesi · hamil · çek · kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «çek» hesabını açarken 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri ilgilisinden aldığı, ... adı ile «sahtecilik» yapan 3. kişinin eylemi yönünden davalı bankaya atfedilebilecek bir «kusurun» olmadığı, zarar ile bankanın eylemi arasında «uygun illiyet bağının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «sahte kimlik» fotokopisine dayalı olarak «çek karnesi» veren banka hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.
Banka, ya da özel finans kurumu, «çek» hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti ve sair konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hayali bir kişi adına hesap açarak «çek karnesi» vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun’un 1/2, 2. ve TTK'nun 20/2. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı gös …
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “«keşideci» tarafından çekin boş olarak imzalanmak suretiyle tedavüle sokulmasının mümkün olduğu, davacının bu şekilde keşideciyi görmeden çeki kabul etmesinin «ağır kusur» sayılamayacağı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, davalı bankanın hayali kişi adına «çek karnesi» vermek suretiyle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Dava, davalı bankanın sahte belgelere istinaden «çek karnesi» düzenlemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen ilk kararda, davacının çekin «keşidecisini» görmeden «çek» alması nedeniyle ağır kusurlu olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, bu kararın Dairemiz “keşideci tarafından imzalanarak tedavüle çıkarılan çekin, çek alacaklısı tarafından çekin diğer unsurlarının düzenlenerek kendi borcuna ilişkin olarak alacaklısına verilmesinin mümkün olduğu, böyle bir durumda keşideciyi görmeden çeki kabul eden davacının ağır kusurlu kabul edilmesinin doğru olmadığı, sahte belgeler ile «çek karnesi» düzenlenmesinde davalı bankanın kusurlu olduğu, ancak dava konusu olayda davacının da müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği” gerek …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ağır kusur · kusur oranı · keşideci
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “«keşideci» tarafından çekin boş olarak imzalanmak suretiyle tedavüle sokulmasının mümkün olduğu, davacının bu şekilde keşideciyi görmeden çeki kabul etmesinin «ağır kusur» sayılamayacağı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, davalı bankanın hayali kişi adına «çek karnesi» vermek suretiyle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece verilen ilk kararda, davacının çekin «keşidecisini» görmeden «çek» alması nedeniyle ağır kusurlu olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, bu kararın Dairemiz “keşideci tarafından imzalanarak tedavüle çıkarılan çekin, çek alacaklısı tarafından çekin diğer unsurlarının düzenlenerek kendi borcuna ilişkin olarak alacaklısına verilmesinin mümkün olduğu, böyle bir durumda keşideciyi görmeden çeki kabul eden davacının ağır kusurlu kabul edilmesinin doğru olmadığı, sahte belgeler ile «çek karnesi» düzenlenmesinde davalı bankanın kusurlu olduğu, ancak dava konusu olayda davacının da müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği” gerek …
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda tarafların «kusur oranlarının» belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, tüm kusurun davalı bankada olduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12237 E. 2014/20101 K.
Ortak:çek karnesi · hamil · çek
İncelediğiniz karardaDava, «sahte kimlik» fotokopisine dayalı olarak «çek karnesi» veren banka hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.
Banka, ya da özel finans kurumu, «çek» hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti ve sair konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hayali bir kişi adına hesap açarak «çek karnesi» vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun’un 1/2, 2. ve TTK'nun 20/2. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı gös …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «çek» hesabını açarken 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri ilgilisinden aldığı, ... adı ile «sahtecilik» yapan 3. kişinin eylemi yönünden davalı bankaya atfedilebilecek bir «kusurun» olmadığı, zarar ile bankanın eylemi arasında «uygun illiyet bağının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın, kendisine yapılan «çek karnesi» talebine yönelik başvuruyu usulüne uygun olarak incelediği ve gerekli araştırmaları yaptığı, davalının basiretli bir «tacir» gibi hareket ettiği, buna rağmen «sahteliğin» farkedilemediği, davacının zararının doğmasına davalının sebep olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «keşideci» hakkında davalı bankanın «çek» hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanun’un ve ilgili mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye «çek karnesi» verdiği ve çekin karşılığının bulunmadığı iddialarına dayalı olarak, banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Bir banka, «çek» hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti v.s konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan «çek karnesi» vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise çek hesabının açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile mülga 6762 sayılı TTK'nın 20/2. maddeler …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahtelik · keşideci · tacir
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın, kendisine yapılan «çek karnesi» talebine yönelik başvuruyu usulüne uygun olarak incelediği ve gerekli araştırmaları yaptığı, davalının basiretli bir «tacir» gibi hareket ettiği, buna rağmen «sahteliğin» farkedilemediği, davacının zararının doğmasına davalının sebep olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «keşideci» hakkında davalı bankanın «çek» hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanun’un ve ilgili mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye «çek karnesi» verdiği ve çekin karşılığının bulunmadığı iddialarına dayalı olarak, banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece davalı bankanın kendisine yapılan «çek karnesi» talebine yönelik başvuruyu usulüne uygun olarak incelediği ve gerekli araştırmayı yaptığı, basiretli bir «tacir» gibi hareket ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4615 E. 2014/11284 K.
Ortak:çek karnesi · illiyet bağı · hamil · çek · kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «çek» hesabını açarken 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri ilgilisinden aldığı, ... adı ile «sahtecilik» yapan 3. kişinin eylemi yönünden davalı bankaya atfedilebilecek bir «kusurun» olmadığı, zarar ile bankanın eylemi arasında «uygun illiyet bağının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «sahte kimlik» fotokopisine dayalı olarak «çek karnesi» veren banka hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.
Banka, ya da özel finans kurumu, «çek» hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti ve sair konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hayali bir kişi adına hesap açarak «çek karnesi» vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun’un 1/2, 2. ve TTK'nun 20/2. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı gös …
Benzer bu kararda… a, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalı banka ile dava dışı şirketin ticari ilişkisi 2006 yılı başlarında oluşmuş olup, 2006 yılında verilen «çek karnesi» ile ilgili karşılıksız kalan bir çek olmadığı, karşılıksız çeklerin 2007 yılında verilen çek karnelerine ilişkin olduğu, dava dışı şirket 12 ayrı banka tarafından çek karnesi verilmeye uygun bulunduğu, karşılıksız çeklerin şirket ortaklarının el değiştirmesinden sonra başladığı, çek karnesi verildiği tarihte davalı şirketin ödeme güçsüzlüğü veya «iflas» halinin bulunmadığı, çek karnesi verilirken «ibraz» edilirken resmi belgelerin «sahteliğine» ilişkin bir ceza kararının da olmadığı, Yavuz Sarı sahte ismi ile yargılama yapılan dosyalardaki iadei muhakeme sonuçları davalı bankanın çek karnesini verdiği tarihteki şartları da değiştirmeyeceği, davalı bankanın çek hesabı açarken mevzuat gereği ihmal ettiği, yerine getirmediği, eksik bıraktığı bir araştırma bulunmadığı, çek karnesinin verilmesi ile davacının zararı arasındaki «illiyet bağı» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «keşideci» hakkında davalı bankanın «çek» hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanun’un ve ilgili yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye «çek karnesi» verdiği ve çekin karşılığının bulunmadığı iddialarına dayalı olarak,banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Bir banka yada özel finans kurumu, «çek» hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti v.s konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan «çek karnesi» vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise dava tarihinde yürürlükte bulunan 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesinin (1). ve (3). fıkrası ile TTK'nın 20/2. maddelerinde …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esnaf · sahtelik · ba beyannamesi · hisse devri · oy yasağı · keşideci · iflas · tacir
Benzer bu karardaÇek hesabı açılmasını veya mevcut «çek» hesabından çek «defteri» verilmesini isteyen kişi, her defasında «tacir» veya «esnaf» ve sanatkâr olup olmadığı ve kendisi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma «yasağı» bulunmadığı hususunda bankaya yazılı beyanda bulunur.
… a, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalı banka ile dava dışı şirketin ticari ilişkisi 2006 yılı başlarında oluşmuş olup, 2006 yılında verilen «çek karnesi» ile ilgili karşılıksız kalan bir çek olmadığı, karşılıksız çeklerin 2007 yılında verilen çek karnelerine ilişkin olduğu, dava dışı şirket 12 ayrı banka tarafından çek karnesi verilmeye uygun bulunduğu, karşılıksız çeklerin şirket ortaklarının el değiştirmesinden sonra başladığı, çek karnesi verildiği tarihte davalı şirketin ödeme güçsüzlüğü veya «iflas» halinin bulunmadığı, çek karnesi verilirken «ibraz» edilirken resmi belgelerin «sahteliğine» ilişkin bir ceza kararının da olmadığı, Yavuz Sarı sahte ismi ile yargılama yapılan dosyalardaki iadei muhakeme sonuçları davalı bankanın çek karnesini verdiği tarihteki şartları da değiştirmeyeceği, davalı bankanın çek hesabı açarken mevzuat gereği ihmal ettiği, yerine getirmediği, eksik bıraktığı bir araştırma bulunmadığı, çek karnesinin verilmesi ile davacının zararı arasındaki «illiyet bağı» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Tüzel kişiler adına verilecek «beyannamede» ayrıca, tüzel kişinin yönetim organında görev yapan, «temsilcisi» olan veya imza yetkilisi olan kişilerin «çek» düzenleme ve çek hesabı açma «yasağı» bulunmadığı belirtilir." hükmünü haizdir.
Dava, «keşideci» hakkında davalı bankanın «çek» hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanun’un ve ilgili yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye «çek karnesi» verdiği ve çekin karşılığının bulunmadığı iddialarına dayalı olarak,banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14924 E. 2011/4342 K.
Ortak:çek karnesi · sahtecilik · hamil · çek · kusur
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «çek» hesabını açarken 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri ilgilisinden aldığı, ... adı ile «sahtecilik» yapan 3. kişinin eylemi yönünden davalı bankaya atfedilebilecek bir «kusurun» olmadığı, zarar ile bankanın eylemi arasında «uygun illiyet bağının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «sahte kimlik» fotokopisine dayalı olarak «çek karnesi» veren banka hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.
Banka, ya da özel finans kurumu, «çek» hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti ve sair konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hayali bir kişi adına hesap açarak «çek karnesi» vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun’un 1/2, 2. ve TTK'nun 20/2. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı gös …
Benzer bu karardaDavalı Banka'nın hayali bir kişi adına «çek karnesi» verdiği iddia olunduğuna göre mahkemece bu konuda gerekli araştırma yapılarak, 3167 sayılı Kanun uyarınca bankanın gerekli özeni gösterip göstermediği belirlenmeli, davacının uğradığı zararda bankaya bir «kusur» atfedilip atfedilemeyeceği, BK’nun 44. maddesi uyarınca davacının da hukuki ilişkiye girdiği kişilerin seçimi ile ilgili gerekli özeni gösterip göstermediği yönünd …
Mahkemece, davacının davalı tarafından... adına açılan hesaptan keşide edilen çekin «hamili» olduğu, «keşidecinin» nüfus bilgilerinin farklı bulunduğu, ancak hesabı açanın ve çekin keşide edenin gerçek... olup olmadığı yönünde bir tespit olmadığı, davacının başlattığı icra takibinde gerçek... veya onun kimliğini kullanana bir «tebligat» yapılmadığı, «sahtecilik» veya «dolandırıcılık» konusunda itiraz ve «şikayetin» olmadığı, davacının davalıya başvurabilmesi için gerçek borçluya karşı tüm yasal yolların tüketilmesi gerektiği, henüz dava açma hakkının doğmadığı gerekçesiyle da …
Dava, davalı bankanın sahte belgelere istinaden «çek karnesi» düzenlemesi nedeniyle davacının uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şikayet · dolandırıcılık · keşideci · tebligat · tacir
Benzer bu karardaMahkemece, davacının davalı tarafından... adına açılan hesaptan keşide edilen çekin «hamili» olduğu, «keşidecinin» nüfus bilgilerinin farklı bulunduğu, ancak hesabı açanın ve çekin keşide edenin gerçek... olup olmadığı yönünde bir tespit olmadığı, davacının başlattığı icra takibinde gerçek... veya onun kimliğini kullanana bir «tebligat» yapılmadığı, «sahtecilik» veya «dolandırıcılık» konusunda itiraz ve «şikayetin» olmadığı, davacının davalıya başvurabilmesi için gerçek borçluya karşı tüm yasal yolların tüketilmesi gerektiği, henüz dava açma hakkının doğmadığı gerekçesiyle da …
Esasen bankalar «tacir» olup, basiretli olarak davranmak durumundadırlar.
Somut uyuşmazlıkta davalı bankanın «çek» hesabı açtığı «keşidecinin» hayali kişi olduğu, gerçekte var olan...’ın çek hesabı açmadığı, çek hesabı açan kişinin kimliğine dair herhangi bir bilgi olmadığı çekişmesiz ve dosya kapsamı ile sabit olup, davacının, bu hayali kişi hakkında tüm yasal yolları tüketmesinin söz konusu edilmesi mümkün değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/13483 E. , 2012/4224 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/02/2010 tarih ve 2009/524-2010/74 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin iş yerinden alış veriş yapan ve isminin ... olduğunu söyleyen bir şahıstan 8.000 TL bedelli bir çek aldığını, bu çekin karşılıksız çıkması üzerine yapılan ceza yargılamasında söz konusu çek üzerindeki imzanın ... isimli kişiye ait olmadığının ve hesabın açılmasına esas kimlik üzerindeki fotoğrafın da farklı olduğunun ortaya çıktığını, söz konusu çeke dayalı olarak yapılan icra takibinin de semeresiz kaldığını, çek hesabı açarken gerekli dikkat ve özeni göstermeyen davalı bankanın meydana gelen zarardan sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, masraflarla birlikte toplam 8.650,69 TL'nın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, anılan çek hesabı açılırken müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, kimliği sahte olmasından dolayı müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının ticari ilişkiye girdiği kişi hakkında gerekli araştırmayı yapmadığı için kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın çek hesabını açarken 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri ilgilisinden aldığı, ... adı ile sahtecilik yapan 3. kişinin eylemi yönünden davalı bankaya atfedilebilecek bir kusurun olmadığı, zarar ile bankanın eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sahte kimlik fotokopisine dayalı olarak çek karnesi veren banka hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.
Banka, ya da özel finans kurumu, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti ve sair konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hayali bir kişi adına hesap açarak çek karnesi vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun’un 1/2, 2. ve TTK'nun 20/2. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı göstermemek suretiyle birinci derecede ve daha fazla kusurlu olduğu ve bu davranışının sonuçlarına katlanması gerektiğinin kabulü icap eder. Çekin hamili de, ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır.
Somut olayda, mahkemece davalı bankanın 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri aldığı ve bundan sonra çek hesabını açtığı, oluşan zarar bakımından davalı bankaya kusur izafe edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. Zira, davalı bankanın dava dışı kişinin ekonomik ve sosyal durumunu araştırmaksızın çek karinesi verdiği ve bu nedenle de davaya konu zararın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, olay nedeniyle tarafların müterafık kusurlu olduğu kabul edilerek kusur durumlarının tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049316000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz