6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Sahte kimlik

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13483 E. 2012/4224 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sahte kimlik uygun illiyet bağı çek karnesi sahtecilik illiyet bağı hamil çek kusur

Atıf yapılan mevzuat: TTK — TTK 20

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın çek hesabını açarken 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri ilgilisinden aldığı, ... adı ile sahtecilik yapan 3. kişinin eylemi yönünden davalı bankaya atfedilebilecek bir kusurun olmadığı, zarar ile bankanın eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, sahte kimlik fotokopisine dayalı olarak çek karnesi veren banka hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.

Banka, ya da özel finans kurumu, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti ve sair konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hayali bir kişi adına hesap açarak çek karnesi vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun’un 1/2, 2. ve TTK'nun 20/2. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı göstermemek suretiyle birinci derecede ve daha fazla kusurlu olduğu ve bu davranışının sonuçlarına katlanması gerektiğinin kabulü icap eder. Çekin hamili de, ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır.

Somut olayda, mahkemece davalı bankanın 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri aldığı ve bundan sonra çek hesabını açtığı, oluşan zarar bakımından davalı bankaya kusur izafe edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. Zira, davalı bankanın dava dışı kişinin ekonomik ve sosyal durumunu araştırmaksızın çek karinesi verdiği ve bu nedenle de davaya konu zararın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, olay nedeniyle tarafların müterafık kusurlu olduğu kabul edilerek kusur durumlarının tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6529 E. 2011/17647 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Çek karnesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13610 E. 2011/8722 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Çek karnesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12237 E. 2014/20101 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • 5941 sayılı çek kanunu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4615 E. 2014/11284 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/14924 E. 2011/4342 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/13483 E.  ,  2012/4224 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25/02/2010 tarih ve 2009/524-2010/74 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin iş yerinden alış veriş yapan ve isminin ... olduğunu söyleyen bir şahıstan 8.000 TL bedelli bir çek aldığını, bu çekin karşılıksız çıkması üzerine yapılan ceza yargılamasında söz konusu çek üzerindeki imzanın ... isimli kişiye ait olmadığının ve hesabın açılmasına esas kimlik üzerindeki fotoğrafın da farklı olduğunun ortaya çıktığını, söz konusu çeke dayalı olarak yapılan icra takibinin de semeresiz kaldığını, çek hesabı açarken gerekli dikkat ve özeni göstermeyen davalı bankanın meydana gelen zarardan sorumlu bulunduğunu ileri sürerek, masraflarla birlikte toplam 8.650,69 TL'nın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, anılan çek hesabı açılırken müvekkilinin tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini, kimliği sahte olmasından dolayı müvekkilinin bir sorumluluğunun bulunmadığını, davacının ticari ilişkiye girdiği kişi hakkında gerekli araştırmayı yapmadığı için kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın çek hesabını açarken 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri ilgilisinden aldığı, ... adı ile sahtecilik yapan 3. kişinin eylemi yönünden davalı bankaya atfedilebilecek bir kusurun olmadığı, zarar ile bankanın eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.

Dava, sahte kimlik fotokopisine dayalı olarak çek karnesi veren banka hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.

Banka, ya da özel finans kurumu, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti ve sair konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hayali bir kişi adına hesap açarak çek karnesi vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun’un 1/2, 2. ve TTK'nun 20/2. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı göstermemek suretiyle birinci derecede ve daha fazla kusurlu olduğu ve bu davranışının sonuçlarına katlanması gerektiğinin kabulü icap eder. Çekin hamili de, ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır.

Somut olayda, mahkemece davalı bankanın 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri aldığı ve bundan sonra çek hesabını açtığı, oluşan zarar bakımından davalı bankaya kusur izafe edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de yapılan değerlendirme dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. Zira, davalı bankanın dava dışı kişinin ekonomik ve sosyal durumunu araştırmaksızın çek karinesi verdiği ve bu nedenle de davaya konu zararın meydana geldiği anlaşılmaktadır. Bu durumda mahkemece, olay nedeniyle tarafların müterafık kusurlu olduğu kabul edilerek kusur durumlarının tespiti ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1049316000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.