6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/14924 E. 2011/4342 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çek hamili çek karnesi sahtecilik şikayet dolandırıcılık hamil keşideci tebligat çek tacir kusur

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 44

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, davacının davalı tarafından... adına açılan hesaptan keşide edilen çekin hamili olduğu, keşidecinin nüfus bilgilerinin farklı bulunduğu, ancak hesabı açanın ve çekin keşide edenin gerçek... olup olmadığı yönünde bir tespit olmadığı, davacının başlattığı icra takibinde gerçek... veya onun kimliğini kullanana bir tebligat yapılmadığı, sahtecilik veya dolandırıcılık konusunda itiraz ve şikayetin olmadığı, davacının davalıya başvurabilmesi için gerçek borçluya karşı tüm yasal yolların tüketilmesi gerektiği, henüz dava açma hakkının doğmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.02.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı onanmıştır.

Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dava, davalı bankanın sahte belgelere istinaden çek karnesi düzenlemesi nedeniyle davacının uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece davacının davalıya başvurabilmesi için gerçek borçluya karşı tüm yasal yolların tüketilmesi gerektiği, henüz dava açma hakkının doğmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 2. maddesi hükmüne göre bankalar, çekle işleyecek hesap açarken, çek karnesi verirken ve bu kanunla kendilerine verilen görev ve mükellefiyetleri yerine getirirken bu

işlemlerin gerektirdiği basiret ve itinayı göstermek zorundadırlar. Esasen bankalar tacir olup, basiretli olarak davranmak durumundadırlar. Bu düzenlemenin amacı, uygulamada kötü niyetli kişilerce açılan hesapların açılmasına engel olmaktır. Davacı da ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu, ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır. Somut uyuşmazlıkta davalı bankanın çek hesabı açtığı keşidecinin hayali kişi olduğu, gerçekte var olan...’ın çek hesabı açmadığı, çek hesabı açan kişinin kimliğine dair herhangi bir bilgi olmadığı çekişmesiz ve dosya kapsamı ile sabit olup, davacının, bu hayali kişi hakkında tüm yasal yolları tüketmesinin söz konusu edilmesi mümkün değildir. Davalı Banka'nın hayali bir kişi adına çek karnesi verdiği iddia olunduğuna göre mahkemece bu konuda gerekli araştırma yapılarak, 3167 sayılı Kanun uyarınca bankanın gerekli özeni gösterip göstermediği belirlenmeli, davacının uğradığı zararda bankaya bir kusur atfedilip atfedilemeyeceği, BK’nun 44. maddesi uyarınca davacının da hukuki ilişkiye girdiği kişilerin seçimi ile ilgili gerekli özeni gösterip göstermediği yönünden müterafik kusurlu sayılıp sayılmayacağı hususları tartışılıp değerlendirilmeli, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmadığından, davacı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme itirazının kabulüyle, Dairemizin 2008/10528 Esas, 2010/1393 Karar ve 08.02.2010 tarihli onama ilamının ortadan kaldırılarak, yerel mahkeme kararının anılan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1705 E. 2010/7468 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sahte kimlik

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13483 E. 2012/4224 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Çek karnesi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13610 E. 2011/8722 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13587 E. 2012/4356 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6529 E. 2011/17647 K.

    Ortak: · Tazminat

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/14924 E.  ,  2011/4342 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 16.06.2008 gün ve 2007/122 - 2008/291 sayılı kararı onayan Daire’nin 08.02.2010 gün ve 2008/10528 - 2010/1393 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkilinin keşidecisi... olan davalıya ait çekin hamili olduğunu, keşidecinin kimliğinin gerçeği yansıtmadığının ortaya çıktığını, takibin sonuçsuz kaldığını, davalının çek hesabı açarken üzerine düşen yükümlülükleri ihlal ettiğini, müvekkilinin zararına neden olduğunu ileri sürerek, 18.386,81 YTL zararın tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin bir kusurunun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, davacının davalı tarafından... adına açılan hesaptan keşide edilen çekin hamili olduğu, keşidecinin nüfus bilgilerinin farklı bulunduğu, ancak hesabı açanın ve çekin keşide edenin gerçek... olup olmadığı yönünde bir tespit olmadığı, davacının başlattığı icra takibinde gerçek... veya onun kimliğini kullanana bir tebligat yapılmadığı, sahtecilik veya dolandırıcılık konusunda itiraz ve şikayetin olmadığı, davacının davalıya başvurabilmesi için gerçek borçluya karşı tüm yasal yolların tüketilmesi gerektiği, henüz dava açma hakkının doğmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 08.02.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı onanmıştır.

Davacı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.

Dava, davalı bankanın sahte belgelere istinaden çek karnesi düzenlemesi nedeniyle davacının uğradığı zararın tazmini istemine ilişkindir. Mahkemece davacının davalıya başvurabilmesi için gerçek borçluya karşı tüm yasal yolların tüketilmesi gerektiği, henüz dava açma hakkının doğmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Çekle Ödemelerin Düzenlenmesi ve Çek Hamillerinin Korunması Hakkındaki Kanun’un 2. maddesi hükmüne göre bankalar, çekle işleyecek hesap açarken, çek karnesi verirken ve bu kanunla kendilerine verilen görev ve mükellefiyetleri yerine getirirken bu

işlemlerin gerektirdiği basiret ve itinayı göstermek zorundadırlar. Esasen bankalar tacir olup, basiretli olarak davranmak durumundadırlar. Bu düzenlemenin amacı, uygulamada kötü niyetli kişilerce açılan hesapların açılmasına engel olmaktır. Davacı da ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu, ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır. Somut uyuşmazlıkta davalı bankanın çek hesabı açtığı keşidecinin hayali kişi olduğu, gerçekte var olan...’ın çek hesabı açmadığı, çek hesabı açan kişinin kimliğine dair herhangi bir bilgi olmadığı çekişmesiz ve dosya kapsamı ile sabit olup, davacının, bu hayali kişi hakkında tüm yasal yolları tüketmesinin söz konusu edilmesi mümkün değildir.

Davalı Banka'nın hayali bir kişi adına çek karnesi verdiği iddia olunduğuna göre mahkemece bu konuda gerekli araştırma yapılarak, 3167 sayılı Kanun uyarınca bankanın gerekli özeni gösterip göstermediği belirlenmeli, davacının uğradığı zararda bankaya bir kusur atfedilip atfedilemeyeceği, BK’nun 44. maddesi uyarınca davacının da hukuki ilişkiye girdiği kişilerin seçimi ile ilgili gerekli özeni gösterip göstermediği yönünden müterafik kusurlu sayılıp sayılmayacağı hususları tartışılıp değerlendirilmeli, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmadığından, davacı vekilinin bu yöne ilişen karar düzeltme itirazının kabulüyle, Dairemizin 2008/10528 Esas, 2010/1393 Karar ve 08.02.2010 tarihli onama ilamının ortadan kaldırılarak, yerel mahkeme kararının anılan nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulüyle, Dairemizin 2008/10528 Esas, 2010/1393 Karar ve 08.02.2010 tarihli onama ilamının ortadan kaldırılarak, yerel mahkeme kararının anılan nedenle davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harcının isteği halinde karar düzeltme isteyen iadesine, 14.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1019139800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.