5941 sayılı çek kanunu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/4615 E. 2014/11284 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
5941 sayılı çek kanunu↗ çek karnesi↗ esnaf↗ sahtelik↗ ba beyannamesi↗ illiyet bağı↗ hisse devri↗ oy yasağı↗ hamil↗ keşideci↗ iflas↗ çek↗ tacir↗ kusur↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ temsil↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalı banka ile dava dışı şirketin ticari ilişkisi 2006 yılı başlarında oluşmuş olup, 2006 yılında verilen çek karnesi ile ilgili karşılıksız kalan bir çek olmadığı, karşılıksız çeklerin 2007 yılında verilen çek karnelerine ilişkin olduğu, dava dışı şirket 12 ayrı banka tarafından çek karnesi verilmeye uygun bulunduğu, karşılıksız çeklerin şirket ortaklarının el değiştirmesinden sonra başladığı, çek karnesi verildiği tarihte davalı şirketin ödeme güçsüzlüğü veya iflas halinin bulunmadığı, çek karnesi verilirken ibraz edilirken resmi belgelerin sahteliğine ilişkin bir ceza kararının da olmadığı, Yavuz Sarı sahte ismi ile yargılama yapılan dosyalardaki iadei muhakeme sonuçları davalı bankanın çek karnesini verdiği tarihteki şartları da değiştirmeyeceği, davalı bankanın çek hesabı açarken mevzuat gereği ihmal ettiği, yerine getirmediği, eksik bıraktığı bir araştırma bulunmadığı, çek karnesinin verilmesi ile davacının zararı arasındaki illiyet bağı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, keşideci hakkında davalı bankanın çek hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanun’un ve ilgili yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye çek karnesi verdiği ve çekin karşılığının bulunmadığı iddialarına dayalı olarak,banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir. Bir banka yada özel finans kurumu, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti v.s konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan çek karnesi vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise dava tarihinde yürürlükte bulunan 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesinin (1). ve (3). fıkrası ile TTK'nın 20/2. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı göstermemek suretiyle birinci derecede ve daha ağır bir biçimde kusurlu olduğunun ve bu davranışının sonuçlarına katlanması gerektiğinin kabulü icap eder. Çekin hamili de ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır. Yukarıda anılan Çek Kanunu'nun 2/1 fıkrası "bankalar, çek hesabı açılması ile ilgili olarak bu Kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını bu Kanun hükümlerine göre araştırırlar; ayrıca ilgili kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterirler." hükmünü, 3. fıkrası ise "Çek hesabı ilgilinin, vekilin veya yasal temsilcisinin imzası olmadan açılamaz. Çek hesabı açılmasını veya mevcut çek hesabından çek defteri verilmesini isteyen kişi, her defasında tacir veya esnaf ve sanatkâr olup olmadığı ve kendisi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı hususunda bankaya yazılı beyanda bulunur. Tüzel kişiler adına verilecek beyannamede ayrıca, tüzel kişinin yönetim organında görev yapan, temsilcisi olan veya imza yetkilisi olan kişilerin çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı belirtilir." hükmünü haizdir.
Somut olayda, mahkemece davalı bankanın 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri aldığı ve bundan sonra çek hesabını açtığı, karşılıksız çeklerin şirket hisse devrinden sonra keşide edildiği bu nedenle oluşan zarar bakımından davalı bankaya kusur izafe edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. Zira, davalı bankanın dava dışı şirketin ortaklarından hisseleri devir alan ve şirketi temsile yetkili ve yine dava konusu çeki tanzim eden Y. S. adlı kişinin ekonomik ve sosyal durumunu yasa maddesi hükmüne göre araştırıp araştırmadığı, bu kişiye ait imza sirkülerini alıp almadığı, hisse devrinin bankaya bildirilip bildirilmediği hususları açıklığa kavuşturulmamış olup, davacı vekili de alınan bilirkişi raporuna 06.07.2012 tarihli dilekçesi ile ciddi itirazlarda bulunmuştur. O halde mahkemece uyuşmazlığın 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesinin (1). ve (3). fıkrası hükümleri ve yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde ele alınmak ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13483 E. 2012/4224 K.
Ortak:çek karnesi · illiyet bağı · hamil · çek · kusur
İncelediğiniz kararda… a, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalı banka ile dava dışı şirketin ticari ilişkisi 2006 yılı başlarında oluşmuş olup, 2006 yılında verilen «çek karnesi» ile ilgili karşılıksız kalan bir çek olmadığı, karşılıksız çeklerin 2007 yılında verilen çek karnelerine ilişkin olduğu, dava dışı şirket 12 ayrı banka tarafından çek karnesi verilmeye uygun bulunduğu, karşılıksız çeklerin şirket ortaklarının el değiştirmesinden sonra başladığı, çek karnesi verildiği tarihte davalı şirketin ödeme güçsüzlüğü veya «iflas» halinin bulunmadığı, çek karnesi verilirken «ibraz» edilirken resmi belgelerin «sahteliğine» ilişkin bir ceza kararının da olmadığı, Yavuz Sarı sahte ismi ile yargılama yapılan dosyalardaki iadei muhakeme sonuçları davalı bankanın çek karnesini verdiği tarihteki şartları da değiştirmeyeceği, davalı bankanın çek hesabı açarken mevzuat gereği ihmal ettiği, yerine getirmediği, eksik bıraktığı bir araştırma bulunmadığı, çek karnesinin verilmesi ile davacının zararı arasındaki «illiyet bağı» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «keşideci» hakkında davalı bankanın «çek» hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanun’un ve ilgili yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye «çek karnesi» verdiği ve çekin karşılığının bulunmadığı iddialarına dayalı olarak,banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Bir banka yada özel finans kurumu, «çek» hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti v.s konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan «çek karnesi» vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise dava tarihinde yürürlükte bulunan 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesinin (1). ve (3). fıkrası ile TTK'nın 20/2. maddelerinde …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «çek» hesabını açarken 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri ilgilisinden aldığı, ... adı ile «sahtecilik» yapan 3. kişinin eylemi yönünden davalı bankaya atfedilebilecek bir «kusurun» olmadığı, zarar ile bankanın eylemi arasında «uygun illiyet bağının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «sahte kimlik» fotokopisine dayalı olarak «çek karnesi» veren banka hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.
Banka, ya da özel finans kurumu, «çek» hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti ve sair konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hayali bir kişi adına hesap açarak «çek karnesi» vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanun’un 1/2, 2. ve TTK'nun 20/2. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı gös …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sahte kimlik · uygun illiyet bağı · sahtecilik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «çek» hesabını açarken 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri ilgilisinden aldığı, ... adı ile «sahtecilik» yapan 3. kişinin eylemi yönünden davalı bankaya atfedilebilecek bir «kusurun» olmadığı, zarar ile bankanın eylemi arasında «uygun illiyet bağının» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «sahte kimlik» fotokopisine dayalı olarak «çek karnesi» veren banka hakkında açılan tazminat istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/12237 E. 2014/20101 K.
Ortak:çek karnesi · sahtelik · hamil · keşideci · çek · tacir
İncelediğiniz kararda… a, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalı banka ile dava dışı şirketin ticari ilişkisi 2006 yılı başlarında oluşmuş olup, 2006 yılında verilen «çek karnesi» ile ilgili karşılıksız kalan bir çek olmadığı, karşılıksız çeklerin 2007 yılında verilen çek karnelerine ilişkin olduğu, dava dışı şirket 12 ayrı banka tarafından çek karnesi verilmeye uygun bulunduğu, karşılıksız çeklerin şirket ortaklarının el değiştirmesinden sonra başladığı, çek karnesi verildiği tarihte davalı şirketin ödeme güçsüzlüğü veya «iflas» halinin bulunmadığı, çek karnesi verilirken «ibraz» edilirken resmi belgelerin «sahteliğine» ilişkin bir ceza kararının da olmadığı, Yavuz Sarı sahte ismi ile yargılama yapılan dosyalardaki iadei muhakeme sonuçları davalı bankanın çek karnesini verdiği tarihteki şartları da değiştirmeyeceği, davalı bankanın çek hesabı açarken mevzuat gereği ihmal ettiği, yerine getirmediği, eksik bıraktığı bir araştırma bulunmadığı, çek karnesinin verilmesi ile davacının zararı arasındaki «illiyet bağı» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «keşideci» hakkında davalı bankanın «çek» hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanun’un ve ilgili yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye «çek karnesi» verdiği ve çekin karşılığının bulunmadığı iddialarına dayalı olarak,banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Bir banka yada özel finans kurumu, «çek» hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti v.s konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan «çek karnesi» vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise dava tarihinde yürürlükte bulunan 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesinin (1). ve (3). fıkrası ile TTK'nın 20/2. maddelerinde …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın, kendisine yapılan «çek karnesi» talebine yönelik başvuruyu usulüne uygun olarak incelediği ve gerekli araştırmaları yaptığı, davalının basiretli bir «tacir» gibi hareket ettiği, buna rağmen «sahteliğin» farkedilemediği, davacının zararının doğmasına davalının sebep olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «keşideci» hakkında davalı bankanın «çek» hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanun’un ve ilgili mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye «çek karnesi» verdiği ve çekin karşılığının bulunmadığı iddialarına dayalı olarak, banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Somut olayda, mahkemece davalı bankanın kendisine yapılan «çek karnesi» talebine yönelik başvuruyu usulüne uygun olarak incelediği ve gerekli araştırmayı yaptığı, basiretli bir «tacir» gibi hareket ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6529 E. 2011/17647 K.
Ortak:çek karnesi · hamil · çek · tacir · kusur · ibraz
İncelediğiniz kararda… a, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalı banka ile dava dışı şirketin ticari ilişkisi 2006 yılı başlarında oluşmuş olup, 2006 yılında verilen «çek karnesi» ile ilgili karşılıksız kalan bir çek olmadığı, karşılıksız çeklerin 2007 yılında verilen çek karnelerine ilişkin olduğu, dava dışı şirket 12 ayrı banka tarafından çek karnesi verilmeye uygun bulunduğu, karşılıksız çeklerin şirket ortaklarının el değiştirmesinden sonra başladığı, çek karnesi verildiği tarihte davalı şirketin ödeme güçsüzlüğü veya «iflas» halinin bulunmadığı, çek karnesi verilirken «ibraz» edilirken resmi belgelerin «sahteliğine» ilişkin bir ceza kararının da olmadığı, Yavuz Sarı sahte ismi ile yargılama yapılan dosyalardaki iadei muhakeme sonuçları davalı bankanın çek karnesini verdiği tarihteki şartları da değiştirmeyeceği, davalı bankanın çek hesabı açarken mevzuat gereği ihmal ettiği, yerine getirmediği, eksik bıraktığı bir araştırma bulunmadığı, çek karnesinin verilmesi ile davacının zararı arasındaki «illiyet bağı» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «keşideci» hakkında davalı bankanın «çek» hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanun’un ve ilgili yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye «çek karnesi» verdiği ve çekin karşılığının bulunmadığı iddialarına dayalı olarak,banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Bir banka yada özel finans kurumu, «çek» hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti v.s konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan «çek karnesi» vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise dava tarihinde yürürlükte bulunan 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesinin (1). ve (3). fıkrası ile TTK'nın 20/2. maddelerinde …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davaya konu çeki «ciro» yoluyla devraldığı, çekin tahsil amacıyla bankaya «ibraz» edilmesi üzerine hesabın sahte belgelerle açıldığının anlaşıldığı, «sahtecilik» olayı ile ilgili ceza kovuşturmasının devam ettiği, davacının alacağının tahsili için «cirantalara» karşı başlattığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı, «tacir» olan davalı bankanın işlerini «basiretli tacir» gibi yürütmek zorunda bulunduğu, davalı bankanın «çek karnesi» vermiş olduğu şahıstan temin ettiği belgelerin gerçeğe uygun olmadıkları, davalının bu belgelerle yetindiği, dava dışı hesap sahibinin «ticari itibarı» ve sosyal ekonomik durumu ile ilgili gerekli araştırmayı yapmadığı, bu kişinin ikameti ve işyeri ile ilgili edinilen bilgileri şahsın çevresinden teyit ettirdiğini kanıtlayamadığı, gerekli özeni göstermeyen davalının meydana gelen davacı zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 12.400 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2) Dava, davalı bankanın sahte belgelere dayalı olarak «çek karnesi» vermesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Bir banka yada özel finans kurumu, «çek» hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu, ikameti ve sair konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan hayali bir kişi adına hesap açarak «çek karnesi» vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise, o banka ya da kurumun dava tarihinde yürürlükte bulunan 3167 sayılı Kanunu’nun 1/2, 2. ve TTK'nun 20/2. maddelerinde öngörüle …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari itibar · ciranta · kusur oranı · sahtecilik · basiretli tacir · ciro · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının davaya konu çeki «ciro» yoluyla devraldığı, çekin tahsil amacıyla bankaya «ibraz» edilmesi üzerine hesabın sahte belgelerle açıldığının anlaşıldığı, «sahtecilik» olayı ile ilgili ceza kovuşturmasının devam ettiği, davacının alacağının tahsili için «cirantalara» karşı başlattığı icra takibinin sonuçsuz kaldığı, «tacir» olan davalı bankanın işlerini «basiretli tacir» gibi yürütmek zorunda bulunduğu, davalı bankanın «çek karnesi» vermiş olduğu şahıstan temin ettiği belgelerin gerçeğe uygun olmadıkları, davalının bu belgelerle yetindiği, dava dışı hesap sahibinin «ticari itibarı» ve sosyal ekonomik durumu ile ilgili gerekli araştırmayı yapmadığı, bu kişinin ikameti ve işyeri ile ilgili edinilen bilgileri şahsın çevresinden teyit ettirdiğini kanıtlayamadığı, gerekli özeni göstermeyen davalının meydana gelen davacı zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne, 12.400 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı «hamilin» de olayda müterafik kusurunun bulunduğunun kabul edilmesi, tarafların buna göre «kusur oranlarının» belirlenmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13610 E. 2011/8722 K.
Ortak:çek karnesi · hamil · keşideci · çek · kusur
İncelediğiniz karardaDava, «keşideci» hakkında davalı bankanın «çek» hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanun’un ve ilgili yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye «çek karnesi» verdiği ve çekin karşılığının bulunmadığı iddialarına dayalı olarak,banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
… a, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalı banka ile dava dışı şirketin ticari ilişkisi 2006 yılı başlarında oluşmuş olup, 2006 yılında verilen «çek karnesi» ile ilgili karşılıksız kalan bir çek olmadığı, karşılıksız çeklerin 2007 yılında verilen çek karnelerine ilişkin olduğu, dava dışı şirket 12 ayrı banka tarafından çek karnesi verilmeye uygun bulunduğu, karşılıksız çeklerin şirket ortaklarının el değiştirmesinden sonra başladığı, çek karnesi verildiği tarihte davalı şirketin ödeme güçsüzlüğü veya «iflas» halinin bulunmadığı, çek karnesi verilirken «ibraz» edilirken resmi belgelerin «sahteliğine» ilişkin bir ceza kararının da olmadığı, Yavuz Sarı sahte ismi ile yargılama yapılan dosyalardaki iadei muhakeme sonuçları davalı bankanın çek karnesini verdiği tarihteki şartları da değiştirmeyeceği, davalı bankanın çek hesabı açarken mevzuat gereği ihmal ettiği, yerine getirmediği, eksik bıraktığı bir araştırma bulunmadığı, çek karnesinin verilmesi ile davacının zararı arasındaki «illiyet bağı» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bir banka yada özel finans kurumu, «çek» hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti v.s konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan «çek karnesi» vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise dava tarihinde yürürlükte bulunan 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesinin (1). ve (3). fıkrası ile TTK'nın 20/2. maddelerinde …
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “«keşideci» tarafından çekin boş olarak imzalanmak suretiyle tedavüle sokulmasının mümkün olduğu, davacının bu şekilde keşideciyi görmeden çeki kabul etmesinin «ağır kusur» sayılamayacağı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, davalı bankanın hayali kişi adına «çek karnesi» vermek suretiyle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece verilen ilk kararda, davacının çekin «keşidecisini» görmeden «çek» alması nedeniyle ağır kusurlu olduğu kabul edilerek davanın reddine karar verilmiş, bu kararın Dairemiz “keşideci tarafından imzalanarak tedavüle çıkarılan çekin, çek alacaklısı tarafından çekin diğer unsurlarının düzenlenerek kendi borcuna ilişkin olarak alacaklısına verilmesinin mümkün olduğu, böyle bir durumda keşideciyi görmeden çeki kabul eden davacının ağır kusurlu kabul edilmesinin doğru olmadığı, sahte belgeler ile «çek karnesi» düzenlenmesinde davalı bankanın kusurlu olduğu, ancak dava konusu olayda davacının da müterafik kusurunun bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi gerektiği” gerek …
2-Dava, davalı bankanın sahte belgelere istinaden «çek karnesi» düzenlemesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ağır kusur · kusur oranı
Benzer bu karardaMahkemece, davanın reddine ilişkin verilen karar Dairemizce “«keşideci» tarafından çekin boş olarak imzalanmak suretiyle tedavüle sokulmasının mümkün olduğu, davacının bu şekilde keşideciyi görmeden çeki kabul etmesinin «ağır kusur» sayılamayacağı gerekçesiyle” bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyularak, davalı bankanın hayali kişi adına «çek karnesi» vermek suretiyle davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, yukarıda yapılan açıklama doğrultusunda tarafların «kusur oranlarının» belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, tüm kusurun davalı bankada olduğunun kabulü ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13587 E. 2012/4356 K.
Ortak:çek karnesi · hamil · çek · tacir · kusur
İncelediğiniz kararda… a, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalı banka ile dava dışı şirketin ticari ilişkisi 2006 yılı başlarında oluşmuş olup, 2006 yılında verilen «çek karnesi» ile ilgili karşılıksız kalan bir çek olmadığı, karşılıksız çeklerin 2007 yılında verilen çek karnelerine ilişkin olduğu, dava dışı şirket 12 ayrı banka tarafından çek karnesi verilmeye uygun bulunduğu, karşılıksız çeklerin şirket ortaklarının el değiştirmesinden sonra başladığı, çek karnesi verildiği tarihte davalı şirketin ödeme güçsüzlüğü veya «iflas» halinin bulunmadığı, çek karnesi verilirken «ibraz» edilirken resmi belgelerin «sahteliğine» ilişkin bir ceza kararının da olmadığı, Yavuz Sarı sahte ismi ile yargılama yapılan dosyalardaki iadei muhakeme sonuçları davalı bankanın çek karnesini verdiği tarihteki şartları da değiştirmeyeceği, davalı bankanın çek hesabı açarken mevzuat gereği ihmal ettiği, yerine getirmediği, eksik bıraktığı bir araştırma bulunmadığı, çek karnesinin verilmesi ile davacının zararı arasındaki «illiyet bağı» olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «keşideci» hakkında davalı bankanın «çek» hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanun’un ve ilgili yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye «çek karnesi» verdiği ve çekin karşılığının bulunmadığı iddialarına dayalı olarak,banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir.
Bir banka yada özel finans kurumu, «çek» hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti v.s konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan «çek karnesi» vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise dava tarihinde yürürlükte bulunan 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesinin (1). ve (3). fıkrası ile TTK'nın 20/2. maddelerinde …
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davalı bankanın «çek» hesabı açarken ve «çek karnesi» verirken gerekli basiret ve özeni göstermek zorunda olduğu, davalının 3167 sayılı yasada belirtilen hususları gözeterek çek karnesi verse idi, gerçek kimliği farklı olan kişiye ...adına çek karnesi vermeyeceğini, dolayısı ile davalının basiretli bir «tacir» gibi davranmadığı gerekçeleri ile, davanın kabulüne karar verilmiştir.
2- Ancak, her ne kadar gerekli araştırmayı yapmadan hesap açan davalı banka kusurlu ve meydana gelen zarardan sorumlu ise de, «çek hamili» de, ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır.
Bu sebeple, «hamil» olan davacı, olayda müterafik kusurlu kabul edilip, tarafların buna göre belirlenecek «kusur» oranları çerçevesinde karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek hamili
Benzer bu kararda2- Ancak, her ne kadar gerekli araştırmayı yapmadan hesap açan davalı banka kusurlu ve meydana gelen zarardan sorumlu ise de, «çek hamili» de, ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/4615 E. , 2014/11284 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 35. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 19/11/2012
NUMARASI 2011/216-2012/289
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 35. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 19/11/2012 tarih ve 2011/216-2012/289 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 10/06/2014 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. S. Z. Ş. G. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline alışveriş karşılığında verilen çekin karşılıksız çıktığını, yapılan takibin de semeresiz kaldığı gibi keşideci hakkında Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından iflas kararı verildiğini, davalı bankanın dava dışı keşideciye çek karnesi verirken gerekli araştırma ve incelemeleri yapmadığını, basiretli davranmadığını, gelişi güzel verilen çek karnesinden keşide edilen çek nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığını, davalı bankanın çek karnesi verdiği kişi olan Y. S. hakkında karşılıksız çek keşide etmek suçundan dava olduğunu bu dava sırasında Yavuz Sarı isimli kişinin kimlik bilgileri kullanılmak suretiyle çek karnesi alındığının anlaşıldığını ileri sürerek şimdilik 10.000 TL ile yapılan giderlere istinaden 1.000 TL'nın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin tüm araştırmaları ve incelemeleri yaparak ilgili firmaya çek karnesi verdiğini, firmanın iflas tarihinin çok daha sonra olduğunu, firmanın yaptırılan istihbaratlarının çek karnesi vermeye uygun olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davalı banka ile dava dışı şirketin ticari ilişkisi 2006 yılı başlarında oluşmuş olup, 2006 yılında verilen çek karnesi ile ilgili karşılıksız kalan bir çek olmadığı, karşılıksız çeklerin 2007 yılında verilen çek karnelerine ilişkin olduğu, dava dışı şirket 12 ayrı banka tarafından çek karnesi verilmeye uygun bulunduğu, karşılıksız çeklerin şirket ortaklarının el değiştirmesinden sonra başladığı, çek karnesi verildiği tarihte davalı şirketin ödeme güçsüzlüğü veya iflas halinin bulunmadığı, çek karnesi verilirken ibraz edilirken resmi belgelerin sahteliğine ilişkin bir ceza kararının da olmadığı, Yavuz Sarı sahte ismi ile yargılama yapılan dosyalardaki iadei muhakeme sonuçları davalı bankanın çek karnesini verdiği tarihteki şartları da değiştirmeyeceği, davalı bankanın çek hesabı açarken mevzuat gereği ihmal ettiği, yerine getirmediği, eksik bıraktığı bir araştırma bulunmadığı, çek karnesinin verilmesi ile davacının zararı arasındaki illiyet bağı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, keşideci hakkında davalı bankanın çek hesabının açılışı sırasında 3167 sayılı Kanun’un ve ilgili yasal mevzuatın gereklerini yerine getirmediği, yeterli araştırma yapmadan keşideciye çek karnesi verdiği ve çekin karşılığının bulunmadığı iddialarına dayalı olarak,banka aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir. Bir banka yada özel finans kurumu, çek hesabı açarken müşterisinin kimliği, ekonomik durumu ve ikameti v.s konularında gerekli araştırma ve incelemeyi yapmadan çek karnesi vermiş ve çek karşılıksız çıkmış ise dava tarihinde yürürlükte bulunan 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesinin (1). ve (3). fıkrası ile TTK'nın 20/2. maddelerinde öngörülen basiret ve itinayı göstermemek suretiyle birinci derecede ve daha ağır bir biçimde kusurlu olduğunun ve bu davranışının sonuçlarına katlanması gerektiğinin kabulü icap eder.
Çekin hamili de ticari ilişkide bulunduğu kişilerin ekonomik durumu ve ödeme kabiliyetini araştırıp sonucuna göre ilişki kurmak, bu suretle özenli davranmak durumundadır. Yukarıda anılan Çek Kanunu'nun 2/1 fıkrası "bankalar, çek hesabı açılması ile ilgili olarak bu Kanunla kendilerine verilen görev ve yükümlülükleri yerine getirirken, çek hesabı açtırmak isteyenin yasaklı olup olmadığını bu Kanun hükümlerine göre araştırırlar; ayrıca ilgili kişinin ekonomik ve sosyal durumunun belirlenmesinde gerekli basiret ve özeni gösterirler." hükmünü, 3. fıkrası ise "Çek hesabı ilgilinin, vekilin veya yasal temsilcisinin imzası olmadan açılamaz. Çek hesabı açılmasını veya mevcut çek hesabından çek defteri verilmesini isteyen kişi, her defasında tacir veya esnaf ve sanatkâr olup olmadığı ve kendisi hakkında çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı hususunda bankaya yazılı beyanda bulunur.
Tüzel kişiler adına verilecek beyannamede ayrıca, tüzel kişinin yönetim organında görev yapan, temsilcisi olan veya imza yetkilisi olan kişilerin çek düzenleme ve çek hesabı açma yasağı bulunmadığı belirtilir." hükmünü haizdir.
Somut olayda, mahkemece davalı bankanın 3167 sayılı Kanun'un 3. maddesinde öngörülen belgeleri aldığı ve bundan sonra çek hesabını açtığı, karşılıksız çeklerin şirket hisse devrinden sonra keşide edildiği bu nedenle oluşan zarar bakımından davalı bankaya kusur izafe edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme dosya kapsamı ile uyuşmamaktadır. Zira, davalı bankanın dava dışı şirketin ortaklarından hisseleri devir alan ve şirketi temsile yetkili ve yine dava konusu çeki tanzim eden Y. S. adlı kişinin ekonomik ve sosyal durumunu yasa maddesi hükmüne göre araştırıp araştırmadığı, bu kişiye ait imza sirkülerini alıp almadığı, hisse devrinin bankaya bildirilip bildirilmediği hususları açıklığa kavuşturulmamış olup, davacı vekili de alınan bilirkişi raporuna 06.07.2012 tarihli dilekçesi ile ciddi itirazlarda bulunmuştur.
O halde mahkemece uyuşmazlığın 5941 sayılı Çek Kanunu'nun 2. maddesinin (1). ve (3). fıkrası hükümleri ve yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde ele alınmak ve sonucuna göre karar verilmek gerekirken, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınıp, davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 12/06/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/102123500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz