6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Tazminat

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13728 E. 2010/12087 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
doğrudan zarar kat karşılığı inşaat sözleşmesi ttk 309/4 dolaylı zarar i̇i̇k 266 kötüleme davadan feragat ibra iş bölümü feragat havale yönetim kurulu kararı teslim kesin hüküm görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: İİK · TTK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, iddianın aksine davacıların davalılara 10 adet bağımsız bölüm imalatları yönünden 6.491.266.372 TL daha ödemesi gerektiği, ilk rapora göre harcamalarda bir fazlalık görülmediği, yapılan ödemelerle imalatların uygun bulunduğu, itiraz sonrası alınan raporda davalı kooperatif başkanın 17 adet bağımsız bölümü haksız edindiğinin kabulü halinde davacıların 26.326.440.839 TL fazla ödediklerinden bahsedileceği, davalıların ibra edildikleri, esasen davalı kooperatif başkanı ... aleyhine açılan kamu davasında kooperatif tarafından market alanı olan bağımsız bölümün kooperatif üyesi ...’ye tahsis edildiği, anılan kişinin de bu bölümü Eser Yapı Kooperatifi başkanı davalı ...’e sattığı, bu davalının da Eser Yapı Kooperatifi’ne kat karşılığı sattığı yolundaki iddialarının değerlendirildiği, anlatılan işlemlerde suç işleme kastıyla hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği ve haksız mal edinme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat karar verildiği, iddiaların kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle kooperatife, ortaklara ve kooperatif alacaklılarına karşı sorumlu olmalarına, yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkının kooperatife ait bulunmasına, böyle bir davanın açılabilmesinin genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlı olmasına, zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmasına, dava hakkının kullanılması, kooperatifin dava açma hakkında olduğu gibi genel kurul kararına bağlı olmamasına, bu dava açma hakkının da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içermesine, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kooperatifin mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışlarının ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açması halinde, bu tür tasarrufların payları oranında ortakları etkilemesinin tabi olmasına, başka bir anlatımla, kooperatifin doğrudan doğruya zarar görmesinin ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurmasına, ancak, ortağın TTK. nun 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zararı nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, kooperatife verilmesi yönünde talepte bulunmasının gerekmesine, doğrudan zarar halinde, yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların kooperatifin zararından müstakil olarak gördükleri zararın söz konusu olmasına, somut olayda davalı yönetim kurulu başkanının 17 ortaklıkla ilgili olarak haksız mal edinme suçunu işlemediğinin ceza mahkemesi kararı ile sabit bulunmasına, esasen davacıların yaptıkları ödemenin üzerinde bir maliyetle kendilerine konut teslim edildiğinin ortaya çıkmış olmasına, davalı yönetim kuruluna haksız yere fazladan konut teslim edildiği, buna neden olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçerli bulunmadığı iddiasına dayalı zarar isteminin, dolaylı zarar kapsamında kalmasına, dolaylı zararla ilgili olarak istenilen tazminatın ancak dava dışı kooperatife ödenmesi yönünde talepte bulunulmasının gerekmesine, davacıların kendi adına tazminat talep etmelerinin doğru olmamasına, bu yönüyle de davanın yerinde bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin davacılar ... ve ...’e ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Davacılar vekilinin davacı ...’e ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkeme kararı, davacı ... bakımından da vekili tarafından yasal sürede temyiz edilmişse de anılan davacı asil 21.09.2010 havale tarihli dilekçesi ile davadan ve tüm taleplerinden feragat etmiştir. Hüküm kurulduktan sonra ancak henüz kesinlik kazanmadan davadan feragat edildiğinin anlaşılmasına göre vaki feragatin mahkemece değerlendirilmesi için kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

3-Bozma neden ve şekline göre, davacılar vekilinin davacı ...’e yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

Usul yönünden süz:
  • Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8932 E. 2010/10129 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kusursuzluk ispatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/282 E. 2010/530 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Şirket yöneticisinin sorumluluğu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7730 E. 2016/8878 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Sermaye koyma borcu

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5057 E. 2014/10946 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kusursuzluk ispatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1412 E. 2010/12708 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/13728 E.  ,  2010/12087 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.07.2008 tarih ve 2004/155 - 2008/763 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacılar vekili, müvekkillerinin dava dışı kooperatifin ortakları, davalıların ise yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri bulunduklarını, eksik olarak teslim edilen konutların hak sahiplerince tamamlanmaya çalışıldığını, dava dışı kooperatifin hiçbir inşaat yapmamasına rağmen yüksek tutarda aidat topladığını, kendilerine teslim edilen dairelerin maliyet tutarlarının ödenen paraların çok çok altında kaldığını, bu yönde yapılan tespitlerin bulunduğunu, emanet usulü yaptırılan bu imalatlarda KDV, yüklenici karı ve diğer vergiler dikkate alındığında maliyeti artırıcı hiçbir unsurun olmadığını, yönetim kurulu başkanının 17 konutunun olduğunu, kendisine işyeri tahsis edildiğini, davalıların konutlarına fazladan harcama yapıldığını, durumun Bakanlık ve savcılığa bildirildiğini, buna rağmen davalıların yönetim kurulunda aklandıklarını, müvekkillerinin zarara uğratıldığını ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 27.047.418.394 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalılar vekili, davacıların aktif dava ehliyetlerinin olmadığını, TTK.nun 341.maddesi koşullarının bulunmadığını, iddialarla ilgili hususların 20.05.2001 tarihli genel kurulda tartışılıp müvekkillerinin ibra edildiğini, heyelan tehlikesinin önlenmesi için yapılan inşaat için yüksek harcama yapıldığını, esasen kurdaki artışlardan müvekkillerinin sorumlu olmadığını, davacıların kötüniyetli bulunduklarını, borçlarından kurtulmak amacında olduklarını, müvekkili ...’ün 17 adet ortaklığının kooperatife kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca devrettiği arsanın bedeli olarak verildiğini, iddiaların temelsiz bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, iddianın aksine davacıların davalılara 10 adet bağımsız bölüm imalatları yönünden 6.491.266.372 TL daha ödemesi gerektiği, ilk rapora göre harcamalarda bir fazlalık görülmediği, yapılan ödemelerle imalatların uygun bulunduğu, itiraz sonrası alınan raporda davalı kooperatif başkanın 17 adet bağımsız bölümü haksız edindiğinin kabulü halinde davacıların 26.326.440.839 TL fazla ödediklerinden bahsedileceği, davalıların ibra edildikleri, esasen davalı kooperatif başkanı ... aleyhine açılan kamu davasında kooperatif tarafından market alanı olan bağımsız bölümün kooperatif üyesi ...’ye tahsis edildiği, anılan kişinin de bu bölümü Eser Yapı Kooperatifi başkanı davalı ...’e sattığı, bu davalının da Eser Yapı Kooperatifi’ne kat karşılığı sattığı yolundaki iddialarının değerlendirildiği, anlatılan işlemlerde suç işleme kastıyla hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği ve haksız mal edinme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat karar verildiği, iddiaların kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle kooperatife, ortaklara ve kooperatif alacaklılarına karşı sorumlu olmalarına, yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkının kooperatife ait bulunmasına, böyle bir davanın açılabilmesinin genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlı olmasına, zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmasına, dava hakkının kullanılması, kooperatifin dava açma hakkında olduğu gibi genel kurul kararına bağlı olmamasına, bu dava açma hakkının da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içermesine, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kooperatifin mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışlarının ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açması halinde, bu tür tasarrufların payları oranında ortakları etkilemesinin tabi olmasına, başka bir anlatımla, kooperatifin doğrudan doğruya zarar görmesinin ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurmasına, ancak, ortağın TTK.

nun 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zararı nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, kooperatife verilmesi yönünde talepte bulunmasının gerekmesine, doğrudan zarar halinde, yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların kooperatifin zararından müstakil olarak gördükleri zararın söz konusu olmasına, somut olayda davalı yönetim kurulu başkanının 17 ortaklıkla ilgili olarak haksız mal edinme suçunu işlemediğinin ceza mahkemesi kararı ile sabit bulunmasına, esasen davacıların yaptıkları ödemenin üzerinde bir maliyetle kendilerine konut teslim edildiğinin ortaya çıkmış olmasına, davalı yönetim kuruluna haksız yere fazladan konut teslim edildiği, buna neden olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçerli bulunmadığı iddiasına dayalı zarar isteminin, dolaylı zarar kapsamında kalmasına, dolaylı zararla ilgili olarak istenilen tazminatın ancak dava dışı kooperatife ödenmesi yönünde talepte bulunulmasının gerekmesine, davacıların kendi adına tazminat talep etmelerinin doğru olmamasına, bu yönüyle de davanın yerinde bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin davacılar ...

ve ...’e ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Davacılar vekilinin davacı ...’e ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkeme kararı, davacı ... bakımından da vekili tarafından yasal sürede temyiz edilmişse de anılan davacı asil 21.09.2010 havale tarihli dilekçesi ile davadan ve tüm taleplerinden feragat etmiştir. Hüküm kurulduktan sonra ancak henüz kesinlik kazanmadan davadan feragat edildiğinin anlaşılmasına göre vaki feragatin mahkemece değerlendirilmesi için kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.

3-Bozma neden ve şekline göre, davacılar vekilinin davacı ...’e yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin davacı ... ve ...’e ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle bu davacılar hakkında tesis edilen kararın ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davacı ...’e ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043775500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.