Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/13728 E. 2010/12087 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
doğrudan zarar↗ kat karşılığı inşaat sözleşmesi↗ ttk 309/4↗ dolaylı zarar↗ i̇i̇k 266↗ kötüleme↗ davadan feragat↗ ibra↗ iş bölümü↗ feragat↗ havale↗ yönetim kurulu kararı↗ teslim↗ kesin hüküm↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, iddianın aksine davacıların davalılara 10 adet bağımsız bölüm imalatları yönünden 6.491.266.372 TL daha ödemesi gerektiği, ilk rapora göre harcamalarda bir fazlalık görülmediği, yapılan ödemelerle imalatların uygun bulunduğu, itiraz sonrası alınan raporda davalı kooperatif başkanın 17 adet bağımsız bölümü haksız edindiğinin kabulü halinde davacıların 26.326.440.839 TL fazla ödediklerinden bahsedileceği, davalıların ibra edildikleri, esasen davalı kooperatif başkanı ... aleyhine açılan kamu davasında kooperatif tarafından market alanı olan bağımsız bölümün kooperatif üyesi ...’ye tahsis edildiği, anılan kişinin de bu bölümü Eser Yapı Kooperatifi başkanı davalı ...’e sattığı, bu davalının da Eser Yapı Kooperatifi’ne kat karşılığı sattığı yolundaki iddialarının değerlendirildiği, anlatılan işlemlerde suç işleme kastıyla hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği ve haksız mal edinme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat karar verildiği, iddiaların kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle kooperatife, ortaklara ve kooperatif alacaklılarına karşı sorumlu olmalarına, yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkının kooperatife ait bulunmasına, böyle bir davanın açılabilmesinin genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlı olmasına, zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmasına, dava hakkının kullanılması, kooperatifin dava açma hakkında olduğu gibi genel kurul kararına bağlı olmamasına, bu dava açma hakkının da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içermesine, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kooperatifin mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışlarının ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açması halinde, bu tür tasarrufların payları oranında ortakları etkilemesinin tabi olmasına, başka bir anlatımla, kooperatifin doğrudan doğruya zarar görmesinin ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurmasına, ancak, ortağın TTK. nun 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zararı nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, kooperatife verilmesi yönünde talepte bulunmasının gerekmesine, doğrudan zarar halinde, yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların kooperatifin zararından müstakil olarak gördükleri zararın söz konusu olmasına, somut olayda davalı yönetim kurulu başkanının 17 ortaklıkla ilgili olarak haksız mal edinme suçunu işlemediğinin ceza mahkemesi kararı ile sabit bulunmasına, esasen davacıların yaptıkları ödemenin üzerinde bir maliyetle kendilerine konut teslim edildiğinin ortaya çıkmış olmasına, davalı yönetim kuruluna haksız yere fazladan konut teslim edildiği, buna neden olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçerli bulunmadığı iddiasına dayalı zarar isteminin, dolaylı zarar kapsamında kalmasına, dolaylı zararla ilgili olarak istenilen tazminatın ancak dava dışı kooperatife ödenmesi yönünde talepte bulunulmasının gerekmesine, davacıların kendi adına tazminat talep etmelerinin doğru olmamasına, bu yönüyle de davanın yerinde bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin davacılar ... ve ...’e ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacılar vekilinin davacı ...’e ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkeme kararı, davacı ... bakımından da vekili tarafından yasal sürede temyiz edilmişse de anılan davacı asil 21.09.2010 havale tarihli dilekçesi ile davadan ve tüm taleplerinden feragat etmiştir. Hüküm kurulduktan sonra ancak henüz kesinlik kazanmadan davadan feragat edildiğinin anlaşılmasına göre vaki feragatin mahkemece değerlendirilmesi için kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre, davacılar vekilinin davacı ...’e yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yönetici Sorumluluğundan Kaynaklanan Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8932 E. 2010/10129 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı
İncelediğiniz kararda… arının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle kooperatife, ortaklara ve kooperatif alacaklılarına karşı sorumlu olmalarına, yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkının kooperatife ait bulunmasına, böyle bir davanın açılabilmesinin genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlı olmasına, zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmasına, dava hakkının kullanılması, kooperatifin dava açma hakkında olduğu gibi genel kurul kararına bağlı olmamasına, bu dava açma hakkının da doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik içermesine, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kooperatifin mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışlarının ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açması halinde, bu tür tasarrufların payları oranında ortakları etkilemesinin tabi olmasına, başka bir anlatımla, kooperatifin doğrudan doğruya zarar görmesinin ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurmasına, ancak, ortağın TTK. nun 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zararı nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, kooperatife verilmesi yönünde talepte bulunmasının gerekmesine, «doğrudan zarar» halinde, yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların kooperatifin zararından müstakil olarak gördükleri zararın söz konusu olmasına, somut olayda davalı «yönetim kurulu» başkanının 17 ortaklıkla ilgili olarak haksız mal edinme suçunu işlemediğinin ceza mahkemesi kararı ile sabit bulunmasına, esasen davacıların yaptıkları ödemenin üzerinde bir maliyetle kendilerine konut «teslim» edildiğinin ortaya çıkmış olmasına, davalı yönetim kuruluna haksız yere fazladan konut teslim edildiği, buna neden olan «kat karşılığı inşaat sözleşmesinin» geçerli bulunmadığı iddiasına dayalı zarar isteminin, dolaylı zarar kapsamında kalmasına, dolaylı zararla ilgili olarak istenilen tazminatın ancak dava dışı kooper …
Benzer bu karardaMahkemece, davanın «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, doğrudan doğruya «yönetim kurulu» tarafından açıldığı, bu davanın görülebilmesi için genel kurulda karar alınması ve bu davanın denetçiler tarafından açılmasının gerektiği, usuli eksikliğin gideril …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sorumluluk davası
Benzer bu karardaMahkemece, davanın «sorumluluk davası» niteliğinde olduğu, doğrudan doğruya «yönetim kurulu» tarafından açıldığı, bu davanın görülebilmesi için genel kurulda karar alınması ve bu davanın denetçiler tarafından açılmasının gerektiği, usuli eksikliğin gideril …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/282 E. 2010/530 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… arının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle kooperatife, ortaklara ve kooperatif alacaklılarına karşı sorumlu olmalarına, yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkının kooperatife ait bulunmasına, böyle bir davanın açılabilmesinin genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlı olmasına, zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmasına, dava hakkının kullanılması, kooperatifin dava açma hakkında olduğu gibi genel kurul kararına bağlı olmamasına, bu dava açma hakkının da doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik içermesine, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kooperatifin mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışlarının ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açması halinde, bu tür tasarrufların payları oranında ortakları etkilemesinin tabi olmasına, başka bir anlatımla, kooperatifin doğrudan doğruya zarar görmesinin ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurmasına, ancak, ortağın TTK. nun 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zararı nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, kooperatife verilmesi yönünde talepte bulunmasının gerekmesine, «doğrudan zarar» halinde, yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların kooperatifin zararından müstakil olarak gördükleri zararın söz konusu olmasına, somut olayda davalı «yönetim kurulu» başkanının 17 ortaklıkla ilgili olarak haksız mal edinme suçunu işlemediğinin ceza mahkemesi kararı ile sabit bulunmasına, esasen davacıların yaptıkları ödemenin üzerinde bir maliyetle kendilerine konut «teslim» edildiğinin ortaya çıkmış olmasına, davalı yönetim kuruluna haksız yere fazladan konut teslim edildiği, buna neden olan «kat karşılığı inşaat sözleşmesinin» geçerli bulunmadığı iddiasına dayalı zarar isteminin, dolaylı zarar kapsamında kalmasına, dolaylı zararla ilgili olarak istenilen tazminatın ancak dava dışı kooper …
Benzer bu karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
O halde, öncelikle davalı gerçek kişilerin doğrudan ve dolaylı olarak zarara neden olabilecek eylemlerinin neler olduğu ve tazminat tutarının ne kadarının «doğrudan zarar» olarak kendisi adına ne kadarının ise «dolaylı zarar» olarak davalı şirkete verilmesini istediği yönünde davacı vekiline HUMK’nun 75 nci maddesi uyarınca dava dilekçesinin açıklattırılması, bu davanın sonucunu etkileyebilecek olan davalılar hakkındaki ceza dosyasının sonucunun beklenilmesi, Şirketler Hukuku alanında uzmanın ve muhasebecinin bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak davalı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılması, denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken üstelik gerekçe çelişecek şekilde davalı gerçek kişiler hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Dava, ortaklığın ve ortaklık «payının» tespiti, tescili ile senetlerin verilmesi, yöneticiler ve denetçilerin eylemleri dolayısıyla uğranılan doğrudan ve «dolaylı zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · kar payı · sermaye artırımı · şirket zararı · hisse senedi · pay defteri · üçüncü kişi · uyuşmazlık konusu
Benzer bu kararda… ahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının davalının ortağı bulunduğu, bu nedenle şirkete ödeme yaptığı, kendisine «hisse senedi» verildiği, ortaklar «pay defterine» adının yazıldığı, davalı şirketin şimdiye kadar hiç «kar payı» dağıtmadığı, diğer davalıların «şirkete zarara» uğrattıklarının yazılı olarak kanıtlanmadığı, ortaklığın davalı tarafından kabul edildiği, esasen ortaklık payının da «kaydının» yapıldığı gerekçesiyle davacının davalıda ortak olduğunun, 700 hissesinin bulunduğunun ve hisse tutarının 1.400.00 YTL olduğunun tespitine, şirkete karşı açılan alacak ve tescile yönelik taleplerin reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiş, kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 11.05.2009 tarihli kararı ile davacının temyiz isteminin süre yönünden reddine …
Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması, «sermaye artırımında» yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya «üçüncü kişinin» ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir.
Zarar meydana gelmiş ise, yöneticiler veya denetçiler «kusursuzluğunu ispat» etmesi gerekir.
Esasen, bu zararın «üçüncü kişinin» gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır.
-
Şirket yöneticisinin sorumluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7730 E. 2016/8878 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… arının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle kooperatife, ortaklara ve kooperatif alacaklılarına karşı sorumlu olmalarına, yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkının kooperatife ait bulunmasına, böyle bir davanın açılabilmesinin genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlı olmasına, zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmasına, dava hakkının kullanılması, kooperatifin dava açma hakkında olduğu gibi genel kurul kararına bağlı olmamasına, bu dava açma hakkının da doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik içermesine, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kooperatifin mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışlarının ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açması halinde, bu tür tasarrufların payları oranında ortakları etkilemesinin tabi olmasına, başka bir anlatımla, kooperatifin doğrudan doğruya zarar görmesinin ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurmasına, ancak, ortağın TTK. nun 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zararı nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, kooperatife verilmesi yönünde talepte bulunmasının gerekmesine, «doğrudan zarar» halinde, yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların kooperatifin zararından müstakil olarak gördükleri zararın söz konusu olmasına, somut olayda davalı «yönetim kurulu» başkanının 17 ortaklıkla ilgili olarak haksız mal edinme suçunu işlemediğinin ceza mahkemesi kararı ile sabit bulunmasına, esasen davacıların yaptıkları ödemenin üzerinde bir maliyetle kendilerine konut «teslim» edildiğinin ortaya çıkmış olmasına, davalı yönetim kuruluna haksız yere fazladan konut teslim edildiği, buna neden olan «kat karşılığı inşaat sözleşmesinin» geçerli bulunmadığı iddiasına dayalı zarar isteminin, dolaylı zarar kapsamında kalmasına, dolaylı zararla ilgili olarak istenilen tazminatın ancak dava dışı kooper …
Benzer bu karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
Somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı .... hükümleri uyarınca «anonim şirketlerde» yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen yönetim ve denetim kurulu üyeleri, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle ortaklığa, ortaklara ve ortaklık alacaklılarına karşı sorumludur.
Şirket alacaklılarının dava açma hakkı da doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik içerir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket yöneticisinin sorumluluğu · aciz vesikası · güveni kötüye kullanma · yönetici sorumluluğu · acentelik sözleşmesi · şirket zararı · acentelik · uyuşmazlık konusu
Benzer bu karardaAŞ arasındaki «acentelik sözleşmesinin» feshedildiği, davacının şirket aleyhine icra takipleri yapıp «aciz vesikası» aldığı, T.H. ......
Dava, «anonim şirket» alacaklısının «şirket yöneticilerinin sorumluluğu» esasına dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalıların dava dışı şirket «temsilcileri» oldukları, «iflas» ve «güveni kötüye kullanmak» suçlarından mahkumiyet kararlarının bulunduğu, dava dışı şirketin iflası sonucu davacının alacağını alamaması nedeniyle ...
2009/8671 K. sayılı ilamı ile onandığı, davacının davalılar aleyhine hizmet nedeniyle «güveni kötüye kullanmak» ve davalı ... hakkında hileli «iflas» suçundan dolayı suç duyurusunda bulunduğu, davacının T.H. ......
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/5057 E. 2014/10946 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · yönetim kurulu kararı · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… arının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle kooperatife, ortaklara ve kooperatif alacaklılarına karşı sorumlu olmalarına, yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkının kooperatife ait bulunmasına, böyle bir davanın açılabilmesinin genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlı olmasına, zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmasına, dava hakkının kullanılması, kooperatifin dava açma hakkında olduğu gibi genel kurul kararına bağlı olmamasına, bu dava açma hakkının da doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik içermesine, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kooperatifin mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışlarının ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açması halinde, bu tür tasarrufların payları oranında ortakları etkilemesinin tabi olmasına, başka bir anlatımla, kooperatifin doğrudan doğruya zarar görmesinin ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurmasına, ancak, ortağın TTK. nun 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zararı nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, kooperatife verilmesi yönünde talepte bulunmasının gerekmesine, «doğrudan zarar» halinde, yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların kooperatifin zararından müstakil olarak gördükleri zararın söz konusu olmasına, somut olayda davalı «yönetim kurulu» başkanının 17 ortaklıkla ilgili olarak haksız mal edinme suçunu işlemediğinin ceza mahkemesi kararı ile sabit bulunmasına, esasen davacıların yaptıkları ödemenin üzerinde bir maliyetle kendilerine konut «teslim» edildiğinin ortaya çıkmış olmasına, davalı yönetim kuruluna haksız yere fazladan konut teslim edildiği, buna neden olan «kat karşılığı inşaat sözleşmesinin» geçerli bulunmadığı iddiasına dayalı zarar isteminin, dolaylı zarar kapsamında kalmasına, dolaylı zararla ilgili olarak istenilen tazminatın ancak dava dışı kooper …
Benzer bu karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığını azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
D.. ve davacı, aynı tarihli genel kurul toplantısında üç yıllığına «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmiş, diğer davalı ise «ortaklık sıfatı» dışında bir faaliyette bulunmamış, her iki davalı da bilahare 06.07.2007 tarihinde hisselerini devrederek dava dışı şirketten ayrılmıştır.
D.. ise idari para cezasına sebep olan faaliyetlerin yürütüldüğü dönemde bir müddet «yönetim kurulu üyeliğinde» bulunmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sermaye koyma borcu · yönetim kurulu üyesinin sorumluluğu · kusursuzluk ispatı · idari para cezası · sermaye taahhüdü · ortaklık sıfatı · yönetim kurulu üyeliği · anonim şirket yönetim kurulu
Benzer bu karardaD.. ve davacı, aynı tarihli genel kurul toplantısında üç yıllığına «yönetim kurulu üyeliğine» seçilmiş, diğer davalı ise «ortaklık sıfatı» dışında bir faaliyette bulunmamış, her iki davalı da bilahare 06.07.2007 tarihinde hisselerini devrederek dava dışı şirketten ayrılmıştır.
VUK'nun 10. maddesi uyarınca «anonim şirket yönetim kurulu» üyelerinin şirketin vergi ve buna bağlı borçları yönünden sorumluluğu fer'i niteliktedir.Yani borcun asıl yükümlüsü olan şirkete başvurulmadan ve başvurunun sonuçsuz kaldığı anlaşılmadan «yönetim kurulu üyesinin sorumluluğuna» gidilemez.
A.Ş.'nin ortağı oldukları, davalıların şirketin ½ hissesine sahip bulundukları bu dönemde EPDK tarafından şirkete 57.156.00 TL «idari para cezası» verildiği, kesinleşen para cezasının davacı tarafından 25.03.2011 tarihinde ödendiği, ödenen miktardan davalıların hisseleri oranında sorumlu oldukları gerekçesiyl …
Bir ortak şirkete karşı asli borcu olan «sermaye taahhüdünü» «ifa» etmiş ise «sınırlı sorumluluğu» da sona ermiş olur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/1412 E. 2010/12708 K.
Ortak:doğrudan zarar · dolaylı zarar · kötüleme · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… arının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği «görevleri» gereği gibi yerine getirmeyen kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle kooperatife, ortaklara ve kooperatif alacaklılarına karşı sorumlu olmalarına, yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkının kooperatife ait bulunmasına, böyle bir davanın açılabilmesinin genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlı olmasına, zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmasına, dava hakkının kullanılması, kooperatifin dava açma hakkında olduğu gibi genel kurul kararına bağlı olmamasına, bu dava açma hakkının da doğrudan doğruya zarar ve «dolaylı zarar» durumuna göre değişiklik içermesine, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kooperatifin mal varlığının azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışlarının ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açması halinde, bu tür tasarrufların payları oranında ortakları etkilemesinin tabi olmasına, başka bir anlatımla, kooperatifin doğrudan doğruya zarar görmesinin ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurmasına, ancak, ortağın TTK. nun 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zararı nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, kooperatife verilmesi yönünde talepte bulunmasının gerekmesine, «doğrudan zarar» halinde, yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların kooperatifin zararından müstakil olarak gördükleri zararın söz konusu olmasına, somut olayda davalı «yönetim kurulu» başkanının 17 ortaklıkla ilgili olarak haksız mal edinme suçunu işlemediğinin ceza mahkemesi kararı ile sabit bulunmasına, esasen davacıların yaptıkları ödemenin üzerinde bir maliyetle kendilerine konut «teslim» edildiğinin ortaya çıkmış olmasına, davalı yönetim kuruluna haksız yere fazladan konut teslim edildiği, buna neden olan «kat karşılığı inşaat sözleşmesinin» geçerli bulunmadığı iddiasına dayalı zarar isteminin, dolaylı zarar kapsamında kalmasına, dolaylı zararla ilgili olarak istenilen tazminatın ancak dava dışı kooper …
Benzer bu karardaYönetim ve denetim kurulu üyelerinin ortaklığın mal varlığın azaltan veya «kötüleştiren» yasa ve ana sözleşme hükümlerine aykırı davranışları, ortaklar ve alacaklıların «dolaylı zarar» görmesine yol açar.
O halde, öncelikle davalı gerçek kişilerin doğrudan ve dolaylı olarak zarara neden olabilecek eylemlerinin neler olduğu ve tazminat tutarının ne kadarının «doğrudan zarar» olarak kendisi adına ne kadarının ise «dolaylı zarar» olarak davalı şirkete verilmesini istediği yönünde davacı vekiline HUMK'nun 75 nci maddesi uyarınca dava dilekçesinin açıklattırılması, bu davanın sonucunu etkileyebilecek olan davalılar hakkındaki ceza dosyasının sonucunun beklenilmesi, şirketler hukuku alanında bir uzmanın ve muhasebecinin bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturularak davalı şirketin «defter» ve kayıtları üzerinde inceleme yaptırılması, denetime uygun rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken üstelik gerekçe çelişecek şekilde davalı gerçek kişiler hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Dava, ortaklığın ve ortaklık «payının» tespiti, tescili ile senetlerin verilmesi, yöneticiler ve denetçilerin eylemleri dolayısıyla uğranılan doğrudan ve «dolaylı zararın» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kusursuzluk ispatı · sorumluluktan kurtulma · kâr payı dağıtımı · sermaye artırımı · rehin · hisse senedi · pay defteri · üçüncü kişi
Benzer bu kararda… rket dışında Kombassan İnşaat Tarım Sanayi işletmeleri Ticaret A.Ş. ortağı olup 5140 adet hissesinin bulunduğu ve tutarının 30.840,00 YTL olduğu, hisse senetlerinin «hamiline» yazılı olarak gözüktüğü, davalı şirketin ortaklarına kâr «payı» dağıtmadığı, kâr «payı dağıtılacağına» dair genel kurul kararının bulunmadığı, senetlerin hissedarlardan geri alındığına dair ortaklık «pay defterinde» böyle bir «kayda» rastlanmadığı, dava dilekçesinde birden fazla talep de bulunmuş ise de, dava dilekçesinin hukuki niteliğine göre «hisse senedi» karşılığında yatırılan paranın tahsili istemine ilişkin bir dava olduğu, TTK'nun 329. maddesinde açıklandığı üzere, şirket kendi hisse senetlerini temellük edemeyeceği gibi «rehin» olarak da kabul edemeyeceği gerekçesiyle davalılardan Kombassan Holding A.Ş. aleyhine açılan davanın esastan, diğer davalılar aleyhine açılan davanın ise «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Zarar meydana gelmiş ise, «sorumluluktan kurtulabilmek» için yöneticiler veya denetçilerin «kusursuzluğunu ispat» etmesi gerekir.
Örneğin, bir kişinin bilançoya dayalı olarak pay sahibi olması; «sermaye artırımında» yeni pay alınmasının önlenmesi, yanıltıcı bilgi verilerek ortağın veya «üçüncü kişinin» ortaklığa borç vermesi gibi hallerdir.
Esasen, bu zararın «üçüncü kişinin» gördüğü zarardan tek farkı, ortak olmanın sonucu olmasıdır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/13728 E. , 2010/12087 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.07.2008 tarih ve 2004/155 - 2008/763 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin dava dışı kooperatifin ortakları, davalıların ise yönetim kurulu ve denetim kurulu üyeleri bulunduklarını, eksik olarak teslim edilen konutların hak sahiplerince tamamlanmaya çalışıldığını, dava dışı kooperatifin hiçbir inşaat yapmamasına rağmen yüksek tutarda aidat topladığını, kendilerine teslim edilen dairelerin maliyet tutarlarının ödenen paraların çok çok altında kaldığını, bu yönde yapılan tespitlerin bulunduğunu, emanet usulü yaptırılan bu imalatlarda KDV, yüklenici karı ve diğer vergiler dikkate alındığında maliyeti artırıcı hiçbir unsurun olmadığını, yönetim kurulu başkanının 17 konutunun olduğunu, kendisine işyeri tahsis edildiğini, davalıların konutlarına fazladan harcama yapıldığını, durumun Bakanlık ve savcılığa bildirildiğini, buna rağmen davalıların yönetim kurulunda aklandıklarını, müvekkillerinin zarara uğratıldığını ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, 27.047.418.394 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davacıların aktif dava ehliyetlerinin olmadığını, TTK.nun 341.maddesi koşullarının bulunmadığını, iddialarla ilgili hususların 20.05.2001 tarihli genel kurulda tartışılıp müvekkillerinin ibra edildiğini, heyelan tehlikesinin önlenmesi için yapılan inşaat için yüksek harcama yapıldığını, esasen kurdaki artışlardan müvekkillerinin sorumlu olmadığını, davacıların kötüniyetli bulunduklarını, borçlarından kurtulmak amacında olduklarını, müvekkili ...’ün 17 adet ortaklığının kooperatife kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca devrettiği arsanın bedeli olarak verildiğini, iddiaların temelsiz bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, iddianın aksine davacıların davalılara 10 adet bağımsız bölüm imalatları yönünden 6.491.266.372 TL daha ödemesi gerektiği, ilk rapora göre harcamalarda bir fazlalık görülmediği, yapılan ödemelerle imalatların uygun bulunduğu, itiraz sonrası alınan raporda davalı kooperatif başkanın 17 adet bağımsız bölümü haksız edindiğinin kabulü halinde davacıların 26.326.440.839 TL fazla ödediklerinden bahsedileceği, davalıların ibra edildikleri, esasen davalı kooperatif başkanı ... aleyhine açılan kamu davasında kooperatif tarafından market alanı olan bağımsız bölümün kooperatif üyesi ...’ye tahsis edildiği, anılan kişinin de bu bölümü Eser Yapı Kooperatifi başkanı davalı ...’e sattığı, bu davalının da Eser Yapı Kooperatifi’ne kat karşılığı sattığı yolundaki iddialarının değerlendirildiği, anlatılan işlemlerde suç işleme kastıyla hareket ettiğine dair mahkumiyetine yeterli, kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği ve haksız mal edinme suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gerekçesiyle beraat karar verildiği, iddiaların kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, yasa ve ana sözleşmenin kendilerine yüklediği görevleri gereği gibi yerine getirmeyen kooperatif yönetim ve denetim kurulu üyelerinin, bu yüzden oluşan zararlar nedeniyle kooperatife, ortaklara ve kooperatif alacaklılarına karşı sorumlu olmalarına, yöneticiler ve denetçiler aleyhine açılacak sorumluluk davasında asıl dava hakkının kooperatife ait bulunmasına, böyle bir davanın açılabilmesinin genel kurulun bu yönde bir karar alması koşuluna bağlı olmasına, zarar gören ortakların da yöneticiler ve denetçiler aleyhine dava açma hakkı bulunmasına, dava hakkının kullanılması, kooperatifin dava açma hakkında olduğu gibi genel kurul kararına bağlı olmamasına, bu dava açma hakkının da doğrudan doğruya zarar ve dolaylı zarar durumuna göre değişiklik içermesine, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin kooperatifin mal varlığının azaltan veya kötüleştiren yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı davranışlarının ortaklar ve alacaklıların dolaylı zarar görmesine yol açması halinde, bu tür tasarrufların payları oranında ortakları etkilemesinin tabi olmasına, başka bir anlatımla, kooperatifin doğrudan doğruya zarar görmesinin ortakların dolaylı zararı olarak sonuç doğurmasına, ancak, ortağın TTK.
nun 309 ve 340 ncı maddeleri uyarınca dolaylı zararı nedeniyle açtığı davada hükmedilecek tazminatı kendisi adına değil, kooperatife verilmesi yönünde talepte bulunmasının gerekmesine, doğrudan zarar halinde, yöneticilerin veya denetçilerin eylemleri sonucunda ortakların kooperatifin zararından müstakil olarak gördükleri zararın söz konusu olmasına, somut olayda davalı yönetim kurulu başkanının 17 ortaklıkla ilgili olarak haksız mal edinme suçunu işlemediğinin ceza mahkemesi kararı ile sabit bulunmasına, esasen davacıların yaptıkları ödemenin üzerinde bir maliyetle kendilerine konut teslim edildiğinin ortaya çıkmış olmasına, davalı yönetim kuruluna haksız yere fazladan konut teslim edildiği, buna neden olan kat karşılığı inşaat sözleşmesinin geçerli bulunmadığı iddiasına dayalı zarar isteminin, dolaylı zarar kapsamında kalmasına, dolaylı zararla ilgili olarak istenilen tazminatın ancak dava dışı kooperatife ödenmesi yönünde talepte bulunulmasının gerekmesine, davacıların kendi adına tazminat talep etmelerinin doğru olmamasına, bu yönüyle de davanın yerinde bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin davacılar ...
ve ...’e ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacılar vekilinin davacı ...’e ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkeme kararı, davacı ... bakımından da vekili tarafından yasal sürede temyiz edilmişse de anılan davacı asil 21.09.2010 havale tarihli dilekçesi ile davadan ve tüm taleplerinden feragat etmiştir. Hüküm kurulduktan sonra ancak henüz kesinlik kazanmadan davadan feragat edildiğinin anlaşılmasına göre vaki feragatin mahkemece değerlendirilmesi için kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3-Bozma neden ve şekline göre, davacılar vekilinin davacı ...’e yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin davacı ... ve ...’e ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının reddiyle bu davacılar hakkında tesis edilen kararın ONANMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin davacı ...’e ilişkin karara yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 29.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043775500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz