Limited şirket müdürü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2009/898 E. 2010/12028 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürü↗ özel yetki↗ kayyum atanması↗ kabul beyanı↗ karar nisabı↗ şirket müdürlüğü↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ ibra↗ limited şirket↗ geçersizlik↗ yetki↗ yönetim kurulu kararı↗ dahili dava↗ temsil↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, 09.06.2007 tarihli ortaklar kurulunca alınan şirket müdürleri ... ile ...'ın ibra edilmemesine ilişkin kısım hariç 4 nolu karar ile 3,5,6,8 ve 9 nolu kararların hükümsüz olduğu, dava devam ederken şirketin yetkili temsilcisi ve müdürünün davacı olması nedeniyle vermiş olduğu 15.02.2008 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini bildirip aynı beyanını 20.02.2008 tarihli oturumda da tekrarladığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 09.06.2007 tarihli genel kurul tutanağının şirket müdürlerinin ibra edilmemesine ait 4. maddesinin bu kısmı hariç olmak üzere alınan 3-4-5-6-8-9. maddelerinin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar asli müdahillerce temyiz edilmiştir.
Dava TTK’nun 536. Maddesine aykırı şekilde alınmış olduğu iddia edilen 09.06.2007 tarihli ortaklar kurulu toplantısının hükümsüz olduğunun tespiti ile yargılama süresince şirkete kayyum atanması istemine ilişkindir.
Mahkemece dava devam ederken şirketin yetkili temsilcisi ve müdürünün davacı olması nedeniyle vermiş olduğu 15.02.2008 tarihli dilekçesi ile davayı kabul beyanı esas alınarak sonuca ulaşılmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır.
Limited şirketin müdürlerinin yetkisi, TTK'nun 542. maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 321. maddesi ile belirlenmiştir. Buna göre, "temsile selahiyetli olanların şirketin maksat ve mevzuuna dahil her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket adını kullanmak hakkını haiz oldukları" öngörülmüştür.
Anılan kanun hükümleri uyarınca, şirket yönetim kurulu veya temsilcisi, ancak şirket maksat ve konusuna giren her nevi iş ve hukuki işlemleri şirket adına yapmaya yetkilidir. Şirket maksat ve konusu dışına çıkan bir işin veya hukuki işlemin yönetim kurulu veya temsilciler tarafından yapılabilmesi TTK’nun 443/2. maddesi uyarınca, ancak genel kurulun vereceği özel bir yetki ile olabilir. Davayı kabul bu anlamda şirketin maksat ve konusuna dahil bir iş değildir ve geçersizdir. Bu durumda mahkemece söz konusu kabul beyanına dayanılarak başkaca doyurucu bir gerekçe gösterilmeden davanın yazılı şekilde neticelendirilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, geçersiz kabul beyanı dikkate alınmaksızın davaya konu genel kurul toplantısının yapıldığı tarih itibarıyla TTK’nun 536/3. Maddesinde öngörülen nisabın oluşup, oluşmadığının karar yerinde değerlendirilip tartışılmasından ibarettir. Anılan hususları içermeyen kararın müdahiller temyizi kabul edilerek bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/8647 E. 2013/22993 K.
Ortak:yönetim kurulu kararı · dahili dava · temsil
İncelediğiniz karardaBuna göre, "«temsile» selahiyetli olanların şirketin maksat ve mevzuuna «dahil» her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket adını kullanmak hakkını haiz oldukları" öngörülmüştür.
Anılan kanun hükümleri uyarınca, şirket «yönetim kurulu» veya «temsilcisi», ancak şirket maksat ve konusuna giren her nevi iş ve hukuki işlemleri şirket adına yapmaya yetkilidir.
Şirket maksat ve konusu dışına çıkan bir işin veya hukuki işlemin «yönetim kurulu» veya «temsilciler» tarafından yapılabilmesi TTK’nun 443/2. maddesi uyarınca, ancak genel kurulun vereceği özel bir «yetki» ile olabilir.
Benzer bu kararda6762 sayılı TTK 321. maddesine göre ise «temsile» yetkili olanlar şirket maksat ve mevzuuna «dahil» olan her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak hakkını haizdirler.
Bu nedenle şirketi «temsilen» «yönetim kurulu» üyesinin tek imza ile vekalete dayanılarak davanın kabulüne karar verilmesi mümkün değildir.
Ancak; genel kurul tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK 317. maddesi uyarınca «anonim şirket» idare meclisi tarafından idare ve «temsil» olunur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:esas sözleşme · şirket merkezi mahkemesi · sermaye artırımı · genel kurul kararının iptali · dürüstlük kuralı · iptal davası · hak düşürücü süre · anonim şirket
Benzer bu karardaMahkemece iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre; 6102 sayılı TTK'nın 445'inci maddesinde, "446'ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya «esas sözleşme» hükümlerine ve özellikle «dürüstlük kuralına» aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde «iptal davası» açabilirler." denilmek suretiyle «genel kurul kararlarının iptalinin» 3 aylık «hak düşürücü süre» içerisinde istenilebileceği, iptali istenen genel kurul kararının 20/06/2012 tarihinde alınmasına karşın iptali için mahkemeye 09/11/2012 tarihinde başvurulduğu, y …
Bu nedenle davayı kabul konusunda alınmış genel kurul kararı bulunmadan «genel kurul kararının iptali» davasının kabulü mümkün bulunmadığından böyle bir genel kurul kararı bulunup bulunmadığı araştırılıp yok ise bu konudaki eksikliğin giderilmesi için taraflara imkan verilip sonucuna göre karar verilmesi gerekirken davanın «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesiyle reddine karar verilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Dava «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Mahkemece dava açma konusundaki «hak düşürücü sürenin» geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/13136 E. 2010/10761 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · ipotek · kefalet · genel kredi sözleşmesi · ihtiyati haciz · kefil · haciz
Benzer bu karardaMahkemece, «genel kredi sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın «ipotekle» «teminat» altına alındığı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmişse de, «ihtiyati haciz» talebinin «müşterek borçlu müteselsil kefiller» aleyhine talep edildiği ve tesis edilen ipoteğin, müteselsil kefillerin borcu için değil, genel kredi sözleşmesinin asıl borçlusu olan ...
Talep, «ihtiyati haciz» kararı verilmesine ilişkin olup, alacaklı bankanın «müteselsil kefiller» yönünden hesabı kat ettiği ve bunun tebliğ edildiği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
Kararı, «ihtiyati haciz» isteyen vekili temyiz etmiştir.
Mahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, alacağın «ipotekle» temin edildiği gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4781 E. 2018/2246 K.
Ortak:yetki
İncelediğiniz karardaŞirket maksat ve konusu dışına çıkan bir işin veya hukuki işlemin «yönetim kurulu» veya «temsilciler» tarafından yapılabilmesi TTK’nun 443/2. maddesi uyarınca, ancak genel kurulun vereceği özel bir «yetki» ile olabilir.
Benzer bu karardaHMK 114/c-ç maddesi uyarınca görev ve mutlak «yetki» dava şartı olmakla HMK m.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hakem kararı · tacir · dosya masrafı · kesin hüküm · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, davalının «tacir» olduğu, kredinin ticari maksatla alınması halinde alınan «masrafın» iadesinin gerekmediği ancak kredinin ticari maksatla değil, konut kredisi olarak verilmiş olması nedeniyle Tüketici Hakem Heyeti kararının doğru olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 70/3. maddesi uyarınca Tüketici Hakem Heyeti kararına karşı itirazları inceleme konusunda, "«hakem» heyetinin bulunduğu yer tüketici mahkemesi" mutlak yetkili ve «görevli» olduğu halde nihai kararın asliye ticaret mahkemesi tarafından verilmesi doğru olmamıştır.
Karar «kesin» olmakla birlikte bu karar aleyhine Adalet Bakanlığının yazısı üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından kanun yararına bozma talebinde bulunulmuştur.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/3614 E. 2016/1921 K.
Ortak:şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · limited şirket · geçersizlik · dahili dava · temsil
İncelediğiniz karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, 09.06.2007 tarihli ortaklar kurulunca alınan «şirket müdürleri» ... ile ...'ın «ibra» edilmemesine ilişkin kısım hariç 4 nolu karar ile 3,5,6,8 ve 9 nolu kararların hükümsüz olduğu, dava devam ederken şirketin yetkili «temsilcisi» ve müdürünün davacı olması nedeniyle vermiş olduğu 15.02.2008 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini bildirip aynı beyanını 20.02.2008 tarihli oturumda da tekrarladığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 09.06.2007 tarihli genel kurul tutanağının «şirket müdürlerinin» ibra edilmemesine ait 4. maddesinin bu kısmı hariç olmak üzere alınan 3-4-5-6-8-9. maddelerinin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, "«temsile» selahiyetli olanların şirketin maksat ve mevzuuna «dahil» her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket adını kullanmak hakkını haiz oldukları" öngörülmüştür.
Davayı kabul bu anlamda şirketin maksat ve konusuna «dahil» bir iş değildir ve «geçersizdir».
Benzer bu kararda2-Dava, davacının da ortağı davalı «limited şirkete» ait tek «malvarlığı» olan taşınmazın diğer davalıya «muvazaalı» olarak satıldığı iddiasıyla taşınmazın tapu «kaydının» iptali ile davalı şirket adına tescili istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, şirketin varlığı için hayati önemi haiz tek taşınmazın, «ortaklar kurulu» kararı alınmaksızın diğer davalıya satıldığı ve bu devrin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirketin yetkilisi olan dava dışı ... tarafından, şirketin varlığını sürdürebilmesi için hayati önemi haiz tek taşınmazın, «ortaklar kurulu» kararı alınmaksızın diğer davalıya satıldığı, bu sebeple devrin «geçersiz» bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Limited «şirket müdürlerinin» «temsil» «yetkisinin» kapsamı, somut olaya uygulanması gereken mülga 6762 sayılı TTK'nın 542. maddesi yollaması ile aynı Yasa'nın 321. maddesinde belirlenmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:malvarlığına ilişkin dava · muvazaa · denetime elverişlilik · taahhütname · taşıyan · yetkisizlik kararı · cy/cy kaydı · eksik inceleme
Benzer bu kararda2-Dava, davacının da ortağı davalı «limited şirkete» ait tek «malvarlığı» olan taşınmazın diğer davalıya «muvazaalı» olarak satıldığı iddiasıyla taşınmazın tapu «kaydının» iptali ile davalı şirket adına tescili istemine ilişkin olup yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere mahkemece, şirketin varlığı için hayati önemi haiz tek taşınmazın, «ortaklar kurulu» kararı alınmaksızın diğer davalıya satıldığı ve bu devrin «geçersiz» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Ancak bu «malvarlığının», şirketin sahip olduğu tek malvarlığı olduğunun ve şirketin varlığını sürdürebilmesi için hayati önemi haiz bulunduğunun belirlenmesi halinde bu kez, anılan devir yönündeki «taahhüdün» geçerli olabilmesi için ortaklar kurulundan karar alınması gerekmektedir.
Zira, davalı şirket adına başka bir «malvarlığı» bulunup bulunmadığı araştırılmadığı gibi dava konusu taşınmazın, şirketin varlığını sürdürmesi için hayati önemi haiz olup olmadığı yönünde de «denetime elverişli» bir inceleme yapılmamıştır.
Bu durumda mahkemece, davalı şirketin tüm «malvarlığının» araştırılması ve gerekirse bir bilirkişi heyeti oluşturularak şirket kayıtları üzerinde de inceleme yaptırılması suretiyle dava konusu taşınmazın, davacı şirketin sahip olduğu tek malvarlığı olup olmadığının ve şirketin varlığını sürdürebilmesi için hayati önemi haiz bulunup bulunmadığının denetime açık olacak bir biçimde tespit ettirilmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15771 E. 2014/5558 K.
Ortak:şirket müdürü · ortaklar kurulu kararı · yetki · geçersizlik · yönetim kurulu kararı · dahili dava · temsil
İncelediğiniz karardaŞirket maksat ve konusu dışına çıkan bir işin veya hukuki işlemin «yönetim kurulu» veya «temsilciler» tarafından yapılabilmesi TTK’nun 443/2. maddesi uyarınca, ancak genel kurulun vereceği özel bir «yetki» ile olabilir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, 09.06.2007 tarihli ortaklar kurulunca alınan «şirket müdürleri» ... ile ...'ın «ibra» edilmemesine ilişkin kısım hariç 4 nolu karar ile 3,5,6,8 ve 9 nolu kararların hükümsüz olduğu, dava devam ederken şirketin yetkili «temsilcisi» ve müdürünün davacı olması nedeniyle vermiş olduğu 15.02.2008 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini bildirip aynı beyanını 20.02.2008 tarihli oturumda da tekrarladığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 09.06.2007 tarihli genel kurul tutanağının «şirket müdürlerinin» ibra edilmemesine ait 4. maddesinin bu kısmı hariç olmak üzere alınan 3-4-5-6-8-9. maddelerinin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Buna göre, "«temsile» selahiyetli olanların şirketin maksat ve mevzuuna «dahil» her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket adını kullanmak hakkını haiz oldukları" öngörülmüştür.
Benzer bu karardaT..'a ödendiği yazılı olduğu için sözleşmenin «geçersizliği» ispatlanmadığı sürece bu iddianın dinlenilme olanağı bulunmadığı, «protokol» tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nın 539. maddesinde ortaklar kurulunun yetkisi, 540 vd. maddelerinde ise müdürlerin yetkilerinin düzenlendiği, 539. maddede «ortaklar kurulu» kararının zorunlu olduğu hususlar tahdidi şekilde sayılıp şirket bünyesindeki «işletme devri» bu sayılanlar arasında olmadığından «şirket müdürü» tarafından yapılan devrin geçerli olduğu, A..
Şirket maksat ve konusu dışına çıkan bir işin veya hukuki işlemin «yönetim kurulu» veya «temsilciler» tarafından yapılabilmesi TTK'nın 443/2 maddesi uyarınca, ancak genel kurulun vereceği özel bir «yetki» ile olabilir.
T.. vekilinin dava konusu «sözleşmenin iptali» istemi yönünden yapılan temyiz itirazlarının incelenmesine gelince, yukarıda yapılan özette de belirtildiği üzere davacı taraf davacı şirketin üzerinde faaliyet sürdürdüğü tek işletmesinin davalı şirkete devri yönünde usulüne uygun alınmış «ortaklar kurul» kararı bulunmadığı iddiasını ileri sürmüş ve gerçekten de gelinen aşama itibariyle şirketin tek iştigal konusu olan işletmesinin markasıyla birlikte devredilmesi hususunda ortaklar kurul kararı bulunması gerektiği halde davacı «şirket müdürü» tarafından 30.03.2011 tarihli “satış ve devir «protokolüdür»” başlıklı sözleşme ile davalı şirkete devredilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müdahale talebi · hapis hakkı · işletme devri · aktif husumet yokluğu · sözleşmenin iptali · aktif husumet ehliyeti · aktif husumet · husumet ehliyeti
Benzer bu karardaT..’ın «aktif husumet ehliyetine» sahip olmadığına dair gerekçesi yerinde bulunmadığı gibi, yukarıda belirtildiği üzere «ortaklar kurul» kararı alınmadığından şirket tarafından açılan «sözleşmenin iptali» davasının yazılı gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
T..'ın açtığı davanın «aktif husumet yokluğundan» reddine, davacı şirketin açtığı «sözleşmenin iptali» davasının reddine, Sıla Süt Mamülleri Ltd.
T..'ın «aktif husumeti» bulunmadığı, «protokol» uyarınca davacının işlettiği süt fabrikasının bütün alacak ve borçlarıyla davalı şirkete devredildiği, davacı şirket hakkında kira borçlarının ödenmemesi nedeniyle …
T..'a ödendiği yazılı olduğu için sözleşmenin «geçersizliği» ispatlanmadığı sürece bu iddianın dinlenilme olanağı bulunmadığı, «protokol» tarihinde yürürlükte olan 6762 sayılı TTK’nın 539. maddesinde ortaklar kurulunun yetkisi, 540 vd. maddelerinde ise müdürlerin yetkilerinin düzenlendiği, 539. maddede «ortaklar kurulu» kararının zorunlu olduğu hususlar tahdidi şekilde sayılıp şirket bünyesindeki «işletme devri» bu sayılanlar arasında olmadığından «şirket müdürü» tarafından yapılan devrin geçerli olduğu, A..
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2009/898 E. , 2010/12028 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14/10/2008 tarih ve 2007/132-2008/149 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asli müdahiller tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 09.11.2010 gününde müdahil ... vekili Av. ... geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı, davalı ve diğer müdahil duruşmaya gelmedi, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; davalı limited şirketin 30.05.2005 tarihinde Trabzon 1. Noterliğinin 10715 yevmiyesinde kayıtlı ana sözleşmesi ile kurulduğunu ve kuruluşun 07.06.2005 gün ve 6319 sayılı ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, anılan anasözleşme ile kurulmuş bulunan davalı Yıldızlı Özel Sağlık Hizmetleri İnşaat Turizm ve Ticaret Limited Şirketi'nin sermayesinin ilk kuruluşta 3.000.000 YTL olarak belirlenip ortakların kararlaştırılan payları taahhüt ettiklerini, buna göre müvekkilinin ortaklıkta %40 paya, diğer ortakların %60 paya sahip olduklarını ve taahhüt edilen işbu kuruluş sermayesinin tamamen ortaklarca ödendiğini, bu şekilde şirketin faaliyetlerine başlayarak bu süreçte sermayenin artırılması ihtiyacı doğduğunu, 21.11.2006 tarihinde ortakların toplanarak şirket sermayesini 6.500.000 YTL'ye çıkarttıklarını, bu hususun 06.12.2006 gün ve 6698 sayılı Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığını, bu şekilde müvekkilinin davalı şirketteki ortaklık payının 2.600.000 YTL'ye yükseldiğini, müvekkili ...’in sermaye artırımına konu edilen 1.400.000 YTL'lik sermaye borcunu zamanında ve usulüne uygun bir şekilde ödediği halde diğer ortakların artırımdan kaynaklanan sermaye taahhüdünü yerine getirmediklerini, daha sonra 09.06.2007 tarihinde müvekkili dışındaki diğer ortakların başvurusu ile olağan genel kurul toplanarak kuruluşta seçilmiş bulunan şirket müdürleri yerine Sultan Bayram ile ...’ün müşterek temsil ve ilzama yetkili şirket müdürü seçildiklerini, müvekkilinin bu karara ret oyu verdiğini, sermaye artırımı sonucunda müvekkilinin kendi payına düşen sermaye miktarını tamamen ödemesi nedeniyle şirketin %50'sinden fazlasına sahip olduğu halde diğer ortakların müvekkilinin rızasına aykırı şekilde toplanarak almış olduğu 09.06.2007 tarihli kararların hükümsüz olduğunu, ayrıca alınan kararların hükümsüz olup şirketin yetkisiz kişiler tarafından yönetilmesi nedeniyle ileride şirketin telafisi imkansız bir takım zararlara uğramaması nedeniyle şirkete ihtiyati tedbir yoluyla kayyum tayin edilmesi gerektiğini ve bu nedenlerle TTK'nun 536.
maddesine aykırı bir şekilde alınmış olan 09.06.2007 tarihli genel kurul toplantı tutanağı hükümsüz bulunduğundan bu durumun hüküm altına alınmasını, dava süresince şirkete bir kayyum atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, 09.06.2007 tarihli ortaklar kurulunca alınan şirket müdürleri ... ile ...'ın ibra edilmemesine ilişkin kısım hariç 4 nolu karar ile 3,5,6,8 ve 9 nolu kararların hükümsüz olduğu, dava devam ederken şirketin yetkili temsilcisi ve müdürünün davacı olması nedeniyle vermiş olduğu 15.02.2008 tarihli dilekçesi ile davayı kabul ettiğini bildirip aynı beyanını 20.02.2008 tarihli oturumda da tekrarladığı gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile 09.06.2007 tarihli genel kurul tutanağının şirket müdürlerinin ibra edilmemesine ait 4. maddesinin bu kısmı hariç olmak üzere alınan 3-4-5-6-8-9. maddelerinin iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar asli müdahillerce temyiz edilmiştir.
Dava TTK’nun 536. Maddesine aykırı şekilde alınmış olduğu iddia edilen 09.06.2007 tarihli ortaklar kurulu toplantısının hükümsüz olduğunun tespiti ile yargılama süresince şirkete kayyum atanması istemine ilişkindir.
Mahkemece dava devam ederken şirketin yetkili temsilcisi ve müdürünün davacı olması nedeniyle vermiş olduğu 15.02.2008 tarihli dilekçesi ile davayı kabul beyanı esas alınarak sonuca ulaşılmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır.
Limited şirketin müdürlerinin yetkisi, TTK'nun 542. maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 321. maddesi ile belirlenmiştir. Buna göre, "temsile selahiyetli olanların şirketin maksat ve mevzuuna dahil her nevi işleri ve hukuki muameleleri şirket adına yapmak ve şirket adını kullanmak hakkını haiz oldukları" öngörülmüştür.
Anılan kanun hükümleri uyarınca, şirket yönetim kurulu veya temsilcisi, ancak şirket maksat ve konusuna giren her nevi iş ve hukuki işlemleri şirket adına yapmaya yetkilidir. Şirket maksat ve konusu dışına çıkan bir işin veya hukuki işlemin yönetim kurulu veya temsilciler tarafından yapılabilmesi TTK’nun 443/2. maddesi uyarınca, ancak genel kurulun vereceği özel bir yetki ile olabilir. Davayı kabul bu anlamda şirketin maksat ve konusuna dahil bir iş değildir ve geçersizdir. Bu durumda mahkemece söz konusu kabul beyanına dayanılarak başkaca doyurucu bir gerekçe gösterilmeden davanın yazılı şekilde neticelendirilmesi hatalı olmuştur. Mahkemece yapılacak iş, geçersiz kabul beyanı dikkate alınmaksızın davaya konu genel kurul toplantısının yapıldığı tarih itibarıyla TTK’nun 536/3.
Maddesinde öngörülen nisabın oluşup, oluşmadığının karar yerinde değerlendirilip tartışılmasından ibarettir. Anılan hususları içermeyen kararın müdahiller temyizi kabul edilerek bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ…:Yukarıda açıklanan nedenlerle asli müdahiller ... ve ...’ün temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, takdir edilen 750.00 TL duruşma vekillik ücretinin davacıdan alınarak müdahil ...'e verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.11.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1043656500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz