Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7191 E. 2024/3360 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- beş yıllık
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
erteleme talebi↗ sıra cetveli↗ iflas erteleme↗ delil niteliği↗ organik bağ↗ kesinleşen ilam↗ husumet itirazı↗ kesin delil↗ acentelik sözleşmesi↗ tahsilde tekerrür olmaması↗ zamanaşımı defi↗ tahsilde tekerrür↗ i̇i̇k 265↗ acente↗ ticari faiz↗ acentelik↗ muacceliyet↗ infaz↗ garantörlük↗ alacak davası↗ temlik↗ ortaklık ilişkisi↗ yetki↗ iflas↗ taahhütname↗ terkin↗ çek↗ kötüniyet↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ temerrüt↗ zamanaşımı↗ teslim↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/769 E., 2020/446 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı müflis ... Turizm Tic. A.Ş.'den 20.08.2009 tarihli oda kontenjan sözleşmesi uyarınca müvekkilinin toplam bedelleri 2.500.000 TL olan 7 adet avans çekini dava dışı müflis ... ile birleşen dava dışı ... Turizm Tic. ve İnş. A.Ş. adına keşide ederek teslim ettiğini, daha sonra ...'nin iflas erteleme talep edip ticareti terk ettiğini öğrendiğini ve çeklerin iadesini istediğini, ancak bu süreçte çeklerin kötüniyetli olarak tedavüle sokulması üzerine ödenmek durumunda kalındığını, buna rağmen ...'nin taahhüt ettiği hizmeti vermediğini, müvekkilinin avans çeklerinden dolayı alacaklı olduğunu, bu alacağı nedeni ile İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2010/12276 E. sayılı dosyası ile 2.209.814,17 TL'lik icra takibi yaptığını ve takibin 18.06.2010 tarihinde kesinleştiğini, daha sonra iflas erteleme talebinin reddiyle ... şirketinin 16.09.2010 iflasına karar verilmesi üzerine iflas masasına başvuru yaptığını ve alacağın iflas masasına kaydedildiğini, buna rağmen rüçhanlı alacaklılardan müvekkiline sıra gelmediğinden her hangi bir ödeme yapılmadığını, bu arada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/265 E., 2014/593 K. sayılı dosyası ile yapılan yargılamada müflis ... ile davalılar arasında organik bağ olduğunun tespit edildiğini, anılan dosyada perde aralama teorisine dayalı olarak davalı şirketlerin müflis ... ile organik bağ içinde olduklarına, alacaklılarına karşı birlikte sorumlu olduklarına karar verildiğini, müflis ... hakkında iflas kararı bulunduğundan ve alacağın tahsili için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 245 inci maddesi gereğince davanın ikamesi nedeniyle iflas dairesinden usulen gerekli olan yetki ve temlikin alındığını, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşmiş gerekçeli kararında göre davalıların dava dışı müflis ... ile organik bağlarının bulunduğunun kabul edildiğini, müflis ...'nin borçlarından davalıların müşterek ve müteselsil borçlu ve sorumlu olduklarının yargı kararı ile tescillendiğini ileri sürerek, organik bağ içinde olmaları nedeniyle borçlu ve sorumlu olduklarının kabulüne, iflas masasına kayıtlanan ve kesinleşmiş 2.209.814,17 TL alacak ile birlikte bu alacağın icra takip tarihi olan 28.04.2010 tarihinden itibaren ve değişen oranlarda tahakkuk ettirilecek ve eklenecek en yüksek faiz davalılarından birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2010/265 E., 2014/593 K. sayılı dosyasından verilen kararın kesin delil niteliğini haiz olmadığını, emsal olarak gösterilen dosyada yargı mercilerinin hatalı değerlendirme yaptığını, husumet itirazında bulunduklarını, davacı şirket ile davalı şirketler arasında imzalanmış bir sözleşme veya başka bir hukuki ilişki olmadığından davalı şirketlere dava konusu alacak ile ilgili husumet yöneltilemeyeceğini, talep konusu alacağın davacı ile müflis ... arasında imzalanan kontenjan sözleşmesinin otel işletmecisi ile seyahat acentesi arasında imzalanan acentelik sözleşmesi mahiyetinde olması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 147 nci maddesinin beşinci fıkrasına göre beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve somut olayda zamanaşımı süresinin geçtiğini, zira davacının 2010 yaz sezonu öncesinde müflis ...’ye avans çekleriyle ödemeleri yaptıklarını ve sözleşme karşılığında hizmet alamadıklarını belirttiklerini, yani alacaklarının 2010 yılı yaz sezonu öncesinde muaccel hale geldiğini, davalı şirketlerle müflis ... arasında hiçbir hukuki ilişki ve organik bağ olmadığını, davalı ... ile dava dışı ... arasında otel yönetim sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre ...'ın yönetim şirketi sıfatıyla otellerle ilgili tüm hizmetleri sağlama yükümlülüğü olduğunu, ... şirketinin ise tur operatörü sıfatıyla otelleri pazarlayıp otele kendi müşterilerini getirdiğini, ... şirketinin ...'a otel yönetim ücreti ödediğini, ödemenin doluluk oranı üzerinden yapıldığını ve %80 doluluk garantisi verildiğini, kalan %20 oranındaki odanın pazarlanması hakkının ise ...'a bırakıldığını, bu odalardan elde edilen gelirin ...'a ait olduğunu, 07.10.2010 tarihinde ...'ın tüm aktif ve pasifleriyle müflis ...'ye devrolduğunu, böylece ...'nin tüm sözleşmelere taraf olduğunu, ...'nin iflas erteleme istemesiyle sözleşmelerin feshedildiğini, fesihten sonra diğer davalı şirketle yönetim sözleşmesi yapıldığını, yönetim sözleşmesinin 6098 sayılı Kanun'da özel olarak düzenlenmemiş kendine özgü bir sözleşme türü olduğunu, yönetim sözleşmesinde işletme sahibine ait bir işletmenin, yönetici tarafından belirli bir ivaz karşılığında kısmen veya tamamen yönetilmesinin üstlenildiğini, müflis ...’ye devrolan ... ile davalı ... Turkey Limited arasında imzalanan ve davalı ... Turkey Limited tarafından ...’nin iflası nedeniyle feshedilen yönetim sözleşmelerinin yöneticinin işletmeyi kendi adına ve hesabına işlettiği modele girdiğini, taraflar arasındaki yönetim sözleşmesinin bir çok bölümünde açıkça düzenlendiğini, davalıların da grup şirketlerinden olduğu ... Grup acentelik şirketinin 2010 turizm sezonunun hemen öncesinde ...’nin iflası nedeniyle ... Turkey Ltd.'nin tur operatörü olarak yurt dışında satışını yaptığı otellerde konaklama ve tatil hizmetinin müşterilere sağlanamayacağı riski karşısında hem şirket imajını hem de Türk turizminin imajını korumak adına ...’nin sözleşmelerini feshederek tesislerin işletmesini davalı şirket TT Hotels’e verdiğini, ... ile yönetim sözleşmesi imzalayan ... Turkey Limited ile aynı şirketler grubuna dahil olduğu için müflis ...’nin borcundan sorumlu olduğu iddia edildiğini, iddianın hiçbir somut hukuki dayanağının bulunmadığını, müflis ... ile ... ve TT Hotels Turkey şirketlerinin hissedarları ve imza yetkilisi yöneticileri arasında örtüşme bir yana en küçük bir benzerlik olmadığını, ... Turkey ve TT Hotels Turkey ile müflis ... arasında ekonomik kader birliği olduğundan bahsedilemeyeceğini belirterek hukuksuz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının müflis ... şirketinden olan 2.209.814,17 TL'lik alacağı için bu şirket aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2010/12276 E. sayılı takip dosyası ile 28.04.2010 tarihinde takip başlattığı, dosyanın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, davacının kesinleşen 2.209.814,17 TL'lik alacağını müflis şirketin iflasını yürüten İstanbul 2. İflas Dairesinin 2010/7 iflas sayılı dosyasında düzenlenen sıra cetvelinin 940 sırasına aynen kaydettirdiği, davacının dava dışı müflis şirket ...'den olan ve dava konusu ettiği 2.209.814,17 TL'lik alacağı takip sonucu kesinleştiğinden ve borçlu şirket ile davalılar arasında organik bağ bulunduğu tespit edildiğinden davalılar yönünden yeniden alacağın miktarı ile ilgili araştırma yapılmadığı, kesinleşen alacak miktarından davalıların da aynen sorumlu olduğu ve ... şirketine başlatılan 28.04.2010 tarihli takip ile davalıların da temerrüde düşmüş olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.209.814,17 TL alacağın 28.04.2010 tarihinden itibaren ticari faizi ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine, iflas dosyasıyla tahsilde tekerrür oluşturmamasının infazda dikkate alınmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı definin hatalı olarak değerlendirildiğini, talebin beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, Mahkemenin tarafları farklı kesinleşmiş mahkeme ilamını kesin delil olarak kabul ettiğini, ancak bir ilamın kesin delil teşkil etmesi için o ilamın kesin hüküm olması gerektiğini, tarafları farklı bir dava dosyasında daha önce başka bir davacı lehine verilmiş bir karar dayanak yapılarak hukuki inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının talep ettiği alacağın "oda kontenjan sözleşmesinden" doğduğu, davalı bu sözleşmenin acentelik sözleşmesi niteliğinde olduğundan bahisle 5 yıllık zamanaşımana tabi olduğunu ve dava tarihi itibariyla bu sürenin dolduğunu ileri sürmüşse de oda kontenjan sözleşmesinin mevzuatta Turizm İlişkiler Yönetmeliği’nin 3 üncü kısmında belirli bir sürenin üstündeki rezervasyonlar için yapılacak sözleşmeler başlığı altında düzenlendiği, ancak bu Yönetmelikte kontenjan sözleşmesinin ne olduğuna ve hangi hallerde düzenleneceğine değinilmediğini, kontenjan sözleşmesinin özel organizasyonlar için, birbirini takip eden aralıklarla düzenli olarak gelecek gruplar veya ayrı müşterilerle ilgili olarak ya da odaların belirli bir dönem tahsisini gerektiren hallerde düzenlendiğini, otelcinin acenta müşterisine belli sayıda oda ayırmayı kabul ettiği, acentanın da otel tarafından ayırt edilen yerlere müşteri sağlamayı kabul ettiği her iki tarafa borç yükleyen karma nitelikli sözleşmeler olduğunu, uygulamada garantili veya garantisiz olabildiğini, acentelik sözleşmesinin ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 102 nci maddesinde tanımlandığını, buna göre kontenjan sözleşmelerinin acentelik sözleşmesi olarak değerlendirilemeyeceğini, 6098 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesi uyarınca; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabi olacağından ve oda kontenjan sözleşmelerinin içeriği itibariyle farklı sözleşmeler olduğundan 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu; İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 2010/12276 E. sayılı takip dosyasında, davacının müflis ... şirketine karşı oda kontenjan sözleşmesinden kaynaklanan 2.209.814,17 TL'lik alacağının tahsili istemiyle 28.04.2010 tarihinde icra takibi başlattığı, dosyanın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, davacının kesinleşen 2.209.814,17 TL'lik alacağını müflis şirketin iflasını yürüten İstanbul 2. İflas Dairesinin 2010/7 iflas sayılı dosyasında düzenlenen sıra cetvelinin 940 sırasına aynen kaydettirdiği, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/265 E., 2014/593 K. sayılı dosyasında davacılar Antalya ... Otelcilik Ltd. Şirketi, PGS İnternational Ltd. isimli şirketler tarafından aralarında iş bu dosya davalılarının ve müflis ... şirketinin de bulunduğu birden fazla davalı aleyhine konaklama sözleşmesinden kaynaklı alacak davası açıldığı, davada sözleşmelerin tarafı ... şirketi olup, işbu dosya davalılarına organik bağ iddiası ile husumet yöneltildiği, Mahkemece ... şirketi ile davalılar arasında organik bağ olup olmadığı hususunun irdelendiği, bilirkişi raporları alındığı ve neticeden ... ve davalı TTOHL'nin çalışanı, yönetici ve mallarının ekseriyetle aynı oluşu, ...'nin yönetici olduğu otellerin yönetiminde kesintiye uğramadan TTHOL tarafından işletilmesi, davalıların aynı grup içerisinde yer almaları, ...'ın aktif ve pasifi ile birlikte ...'ye devrinden yaklaşık bir ay sonra iflasın ertelenmesi davasının açılması, ... ile sözleşmelerin feshinden sonra TTOHL ile yönetim sözleşmesi yapılması, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 13.12.2013 tarih 2012/27882 E., 2013/29162 K. sayılı ilamı ile ... Turkey ve ...'nin ortaklık ilişkisi içinde olduğuna karar verilmesi, ... şirketi tarafından 16.12.2009 tarihinde davalılarıa hitaben yazılan "kontenjanların bilgileri dahilinde olduğuna" dair yazısının ... ile davalılar arasında ekonomik ve ticari bağımlılığın ve kader birliğinin, birlikte hareket olgusunun göstergesi olduğu gerekçeleri ile ... ile davalılar arasında organik bağ olduğu kabulüne varılarak bu davalılar yönünden davanın kabulüne karar verildiği, kararın temyiz edilmesi sonucu Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 17.03.2016 tarihli ilamı ile onanarak 05.12.2017 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı; kesinleşen Mahkeme kararına göre davalılar ile dava dışı müflis ... arasında organik bağ bulunduğu hususunun sabit olup buna dayalı olarak tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya ayrılık görülmediği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davanın zamanaşımı ve husumetten reddinin gerektiğini, müflisle müvekkilleri arasında organik bağ olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının dava dışı müflis şirkete avans olarak verip ödemek zorunda kaldığı çek bedellerinin müflisle aralarındaki organik bağa dayalı olarak davalılardan tahsili isteminden ibarettir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/8234 E. 2010/3940 K.
Ortak:garantörlük · taahhütname · temerrüt · Alacak
İncelediğiniz karardaA.Ş. adına keşide ederek «teslim» ettiğini, daha sonra ...'nin «iflas erteleme» talep edip ticareti «terk» ettiğini öğrendiğini ve çeklerin iadesini istediğini, ancak bu süreçte çeklerin «kötüniyetli» olarak tedavüle sokulması üzerine ödenmek durumunda kalındığını, buna rağmen ...'nin «taahhüt» ettiği hizmeti vermediğini, müvekkilinin avans çeklerinden dolayı alacaklı olduğunu, bu alacağı nedeni ile İstanbul 14.
Asliye Ticaret Mahkemesi 2010/«265» E., 2014/593 K. sayılı dosyasından verilen kararın «kesin delil niteliğini» haiz olmadığını, emsal olarak gösterilen dosyada yargı mercilerinin hatalı değerlendirme yaptığını, «husumet itirazında» bulunduklarını, davacı şirket ile davalı şirketler arasında imzalanmış bir sözleşme veya başka bir hukuki ilişki olmadığından davalı şirketlere dava konusu alacak ile ilgili husumet yöneltilemeyeceğini, talep konusu alacağın davacı ile müflis ... arasında imzalanan kontenjan sözleşmesinin otel işletmecisi ile seyahat «acentesi» arasında imzalanan «acentelik sözleşmesi» mahiyetinde olması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 147 nci maddesinin beşinci fıkrasına göre beş yıllık «zamanaşımına» tabi olduğunu ve somut olayda zamanaşımı süresinin geçtiğini, zira davacının 2010 yaz sezonu öncesinde müflis ...’ye avans çekleriyle ödemeleri yaptıklarını ve sözleşme karşılığında hizmet alamadıklarını belirttiklerini, yani alacaklarının 2010 yılı yaz sezonu öncesinde «muaccel» hale geldiğini, davalı şirketlerle müflis ... arasında hiçbir hukuki ilişki ve «organik bağ» olmadığını, davalı ... ile dava dışı ... arasında otel yönetim sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre ...'ın yönetim şirketi sıfatıyla otellerle ilgili tüm hizmetleri sağlama yükümlülüğü olduğunu, ... şirketinin ise tur operatörü sıfatıyla otelleri pazarlayıp otele kendi müşterilerini getirdiğini, ... şirketinin ...'a otel yönetim ücreti ödediğini, ödemenin doluluk oranı üzerinden yapıldığını ve %80 doluluk «garantisi» verildiğini, kalan %20 oranındaki odanın pazarlanması hakkının ise ...'a bırakıldığını, bu odalardan elde edilen gelirin ...'a ait olduğunu, 07.10.2010 tarihinde ...'ın tüm aktif ve pasifleriyle müflis ...'ye devrolduğunu, böylece ...'nin tüm sözleşmelere taraf olduğunu, ...'nin «iflas erteleme» istemesiyle sözleşmelerin feshedildiğini, fesihten sonra diğer davalı şirketle yönetim sözleşmesi yapıldığını, yönetim sözleşmesinin 6098 sayılı Kanun'da özel olar …
İflas Dairesinin 2010/7 «iflas» sayılı dosyasında düzenlenen «sıra cetvelinin» 940 sırasına aynen kaydettirdiği, davacının dava dışı müflis şirket ...'den olan ve dava konusu ettiği 2.209.814,17 TL'lik alacağı takip sonucu kesinleştiğinden ve borçlu şirket ile davalılar arasında «organik bağ» bulunduğu tespit edildiğinden davalılar yönünden yeniden alacağın miktarı ile ilgili araştırma yapılmadığı, kesinleşen alacak miktarından davalıların da aynen sorumlu olduğu ve ... şirketine başlatılan 28.04.2010 tarihli takip ile davalıların da «temerrüde» düşmüş olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.209.814,17 TL alacağın 28.04.2010 tarihinden itibaren «ticari faizi» ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine, iflas dosyasıyla «tahsilde tekerrür» oluşturmamasının «infazda» dikkate alınmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında düzenlenen 20.09.2005 tarihli «protokolün» her iki tarafında kabulünde olduğu gibi, yapılan ek protokollerinde taraflarca itiraza uğramadığını, davalının «mücbir sebep» itirazlarının yerinde olmadığı, davacı otelin davalıya verdiği «taahhütlerin» tamamını yerine getirdi, davacının davalıdan (90.937,11) USD «cari hesap alacağı» ile davalı tarafından «garanti» edilen oda doluluk oranının doldurulamaması nedeniyle (201.451,96)USD alacaklı olduğu, Turizm Bakanlığının Turizm İşletmelerinin Bakanlıkla, birbirleri ile ve müşterileri ile ve müşterileri ile ilişkileri hakkındaki Yönetmelik gereği davacı alacağına aylık %10 faiz ve ana borcun %5’i oranında tahsil «masrafı» tahakkuk ettirilmesi gerektiği gerekçeleriyle, davanın kabulü ile (398.106,63)YTL’nin «temerrüt tarihi» olan 11.02.2007 tarihinden itibaren işleyecek aylık %10 faiz ve ana paranın %5’i oranında tahsil masrafı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar …
2- Dava, taraflar arasındaki «garantili» oda kontenjan sözleşmesi uyarınca, «taahhüt» edildiği halde ödenmeyen oda bedeli ile alındığı halde ödenmeyen otel «hizmeti bedelinin» tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mücbir sebep · cari hesap alacağı · hizmet bedeli · temerrüt tarihi · cari hesap · protokol · dosya masrafı
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, taraflar arasında düzenlenen 20.09.2005 tarihli «protokolün» her iki tarafında kabulünde olduğu gibi, yapılan ek protokollerinde taraflarca itiraza uğramadığını, davalının «mücbir sebep» itirazlarının yerinde olmadığı, davacı otelin davalıya verdiği «taahhütlerin» tamamını yerine getirdi, davacının davalıdan (90.937,11) USD «cari hesap alacağı» ile davalı tarafından «garanti» edilen oda doluluk oranının doldurulamaması nedeniyle (201.451,96)USD alacaklı olduğu, Turizm Bakanlığının Turizm İşletmelerinin Bakanlıkla, birbirleri ile ve müşterileri ile ve müşterileri ile ilişkileri hakkındaki Yönetmelik gereği davacı alacağına aylık %10 faiz ve ana borcun %5’i oranında tahsil «masrafı» tahakkuk ettirilmesi gerektiği gerekçeleriyle, davanın kabulü ile (398.106,63)YTL’nin «temerrüt tarihi» olan 11.02.2007 tarihinden itibaren işleyecek aylık %10 faiz ve ana paranın %5’i oranında tahsil masrafı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar …
2- Dava, taraflar arasındaki «garantili» oda kontenjan sözleşmesi uyarınca, «taahhüt» edildiği halde ödenmeyen oda bedeli ile alındığı halde ödenmeyen otel «hizmeti bedelinin» tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme dayanak alınan bilirkişi raporunda taraflar arasında 20.09.2005 tarihli asıl sözleşme ve 08.05.2006 tarihli ek «protokol» ile 22.06.2006 tarihli ikinci ek protokol bulunduğu belirlenerek,davacı alacağı 22.06.2006 tarihli ikinci ek protokol esas alınarak tespit edilmiştir.
22.06.2006 tarihli ek «protokolün» altında davalı şirket yetkilisinin imzası bulunmamaktadır.Davacı tarafından anılan protokolün davalı tarafından davaya cevap dilekçesi ekinde dosyaya sunulduğu, bu …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3035 E. 2019/2648 K.
Ortak:taahhütname · istinaf yoluna başvurulabilirlik · Alacak
İncelediğiniz karardaA.Ş. adına keşide ederek «teslim» ettiğini, daha sonra ...'nin «iflas erteleme» talep edip ticareti «terk» ettiğini öğrendiğini ve çeklerin iadesini istediğini, ancak bu süreçte çeklerin «kötüniyetli» olarak tedavüle sokulması üzerine ödenmek durumunda kalındığını, buna rağmen ...'nin «taahhüt» ettiği hizmeti vermediğini, müvekkilinin avans çeklerinden dolayı alacaklı olduğunu, bu alacağı nedeni ile İstanbul 14.
Benzer bu kararda… lardan peşin satması olduğunu, davalı şirketin aldığı riskin ise odaları talebin çok arttığı aylarda daha yüksek bir fiyata satacakken peşin satış yaparak bu kârdan «mahrum» kaldığını, yani taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının peşin yatırdığı para karşılığında kontenjan kullanacağı, kontenjanını doldurması halinde kâr elde edecek kontenjanını dolduramadığı takdirde ise kullanılamayan kontenjana ilişkin «bedeli iade» edilmeyeceğinden zarar edeceğini, basiretli bir «tacir» gibi davacının bunu öngörmesi gerektiğini buna göre davacının kullanılmayan kontenjan karşılığında paranın «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre iadesi talebinin taraflar arasında yazılı olmayan bir sözleşmenin varlığı da gözü önünde bulundurulduğunda yerinde olmadığı taraflar arasındaki sözleşmenin yazılı olmaması ve hükümlerinin belirli olmaması, davacının davalının aralarındaki sözleşmeye aykırı olarak kontenjan kullanılmasına izin vermediğini, sözleşmeye aykırı davrandığını HMK’nın 201. maddesi uyarınca yazılı olarak kanıtlayamadığı, davacının «yemin delili» kendisine hatırlatılmasına rağmen «yemin delilini dayanmadığı» gerekçesi ile ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş; bu karar karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Taraflar arasında, davalının işlettiği otelde, davacı adına 07.04.2013 - 20.10.2013 tarihleri arasında 100.000,00 TL'lik geceleme «taahhüdüne» ilişkin şifahi sözleşme yapıldığı, bu süre zarfında 100.000,00 TL'lik kontenjanın doldurulamaması halinde sürenin 20.10.2014 tarihine kadar uzatılacağının kararlaş …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yemin deliline dayanma · bedel iadesi · yemin delili · kâr mahrumiyeti · yemin · ifa · sebepsiz zenginleşme · ihtarname
Benzer bu kararda… lardan peşin satması olduğunu, davalı şirketin aldığı riskin ise odaları talebin çok arttığı aylarda daha yüksek bir fiyata satacakken peşin satış yaparak bu kârdan «mahrum» kaldığını, yani taraflar arasındaki sözleşme uyarınca davacının peşin yatırdığı para karşılığında kontenjan kullanacağı, kontenjanını doldurması halinde kâr elde edecek kontenjanını dolduramadığı takdirde ise kullanılamayan kontenjana ilişkin «bedeli iade» edilmeyeceğinden zarar edeceğini, basiretli bir «tacir» gibi davacının bunu öngörmesi gerektiğini buna göre davacının kullanılmayan kontenjan karşılığında paranın «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre iadesi talebinin taraflar arasında yazılı olmayan bir sözleşmenin varlığı da gözü önünde bulundurulduğunda yerinde olmadığı taraflar arasındaki sözleşmenin yazılı olmaması ve hükümlerinin belirli olmaması, davacının davalının aralarındaki sözleşmeye aykırı olarak kontenjan kullanılmasına izin vermediğini, sözleşmeye aykırı davrandığını HMK’nın 201. maddesi uyarınca yazılı olarak kanıtlayamadığı, davacının «yemin delili» kendisine hatırlatılmasına rağmen «yemin delilini dayanmadığı» gerekçesi ile ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmiş; bu karar karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bölge Adliye Mahkemesi tarafından, tarafların şifahi olarak yapmış oldukları sözleşme hükümlerinin, tarafların birbirine gönderdikleri «ihtarnamelerden» gidilerek irdelenmesi gerektiği, davacı tarafça gerek dava tarihinden önce davalıya gönderilen ihtarnamede, gerekse dava dilekçesinde erken rezervasyonla ilgili bir iddia ve beyanda bulunulmadığı, davacının iddia etmiş olduğu şekilde davalı tarafın sözleşme kapsamında edimlerini «ifa» etmediğini usulüne uygun delillerle ispatlayamadığı gerekçesi ile Bakırköy 3.
Dava, davacı tarafça kullanılmayan konaklama «bedelinin iadesi» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11646 E. 2016/9256 K.
Ortak:kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesi 2010/«265» E., 2014/593 K. sayılı dosyasından verilen kararın «kesin delil niteliğini» haiz olmadığını, emsal olarak gösterilen dosyada yargı mercilerinin hatalı değerlendirme yaptığını, «husumet itirazında» bulunduklarını, davacı şirket ile davalı şirketler arasında imzalanmış bir sözleşme veya başka bir hukuki ilişki olmadığından davalı şirketlere dava konusu alacak ile ilgili husumet yöneltilemeyeceğini, talep konusu alacağın davacı ile müflis ... arasında imzalanan kontenjan sözleşmesinin otel işletmecisi ile seyahat «acentesi» arasında imzalanan «acentelik sözleşmesi» mahiyetinde olması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 147 nci maddesinin beşinci fıkrasına göre beş yıllık «zamanaşımına» tabi olduğunu ve somut olayda zamanaşımı süresinin geçtiğini, zira davacının 2010 yaz sezonu öncesinde müflis ...’ye avans çekleriyle ödemeleri yaptıklarını ve sözleşme karşılığında hizmet alamadıklarını belirttiklerini, yani alacaklarının 2010 yılı yaz sezonu öncesinde «muaccel» hale geldiğini, davalı şirketlerle müflis ... arasında hiçbir hukuki ilişki ve «organik bağ» olmadığını, davalı ... ile dava dışı ... arasında otel yönetim sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre ...'ın yönetim şirketi sıfatıyla otellerle ilgili tüm hizmetleri sağlama yükümlülüğü olduğunu, ... şirketinin ise tur operatörü sıfatıyla otelleri pazarlayıp otele kendi müşterilerini getirdiğini, ... şirketinin ...'a otel yönetim ücreti ödediğini, ödemenin doluluk oranı üzerinden yapıldığını ve %80 doluluk «garantisi» verildiğini, kalan %20 oranındaki odanın pazarlanması hakkının ise ...'a bırakıldığını, bu odalardan elde edilen gelirin ...'a ait olduğunu, 07.10.2010 tarihinde ...'ın tüm aktif ve pasifleriyle müflis ...'ye devrolduğunu, böylece ...'nin tüm sözleşmelere taraf olduğunu, ...'nin «iflas erteleme» istemesiyle sözleşmelerin feshedildiğini, fesihten sonra diğer davalı şirketle yönetim sözleşmesi yapıldığını, yönetim sözleşmesinin 6098 sayılı Kanun'da özel olar …
İstinaf Sebepleri Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; «zamanaşımı definin» hatalı olarak değerlendirildiğini, talebin beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, Mahkemenin tarafları farklı kesinleşmiş mahkeme ilamını «kesin delil» olarak kabul ettiğini, ancak bir ilamın kesin delil teşkil etmesi için o ilamın kesin hüküm olması gerektiğini, tarafları farklı bir dava dosyasında daha önce başk …
Benzer bu karardaMahkemece, asıl davada davanın kabulüne, 25.000.000 TL'nin faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, birleşen davanın kabulüne, 100.000 TL'nin davalıdan tahsiline, asli müdahilin açtığı davanın müflis şirket yönünden dava «şartı yokluğundan» usulden, davalı banka yönünden «kesin» hüküm nedeniyle davanın reddine dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:dava şartı yokluğu
Benzer bu karardaMahkemece, asıl davada davanın kabulüne, 25.000.000 TL'nin faiziyle birlikte davalı bankadan tahsiline, birleşen davanın kabulüne, 100.000 TL'nin davalıdan tahsiline, asli müdahilin açtığı davanın müflis şirket yönünden dava «şartı yokluğundan» usulden, davalı banka yönünden «kesin» hüküm nedeniyle davanın reddine dair verilen karar taraf vekillerinin temyizi üzerine Dairemizce davalı yararına bozulmuştur.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/1790 E. 2012/2958 K.
Ortak:iflas
İncelediğiniz karardaA.Ş. adına keşide ederek «teslim» ettiğini, daha sonra ...'nin «iflas erteleme» talep edip ticareti «terk» ettiğini öğrendiğini ve çeklerin iadesini istediğini, ancak bu süreçte çeklerin «kötüniyetli» olarak tedavüle sokulması üzerine ödenmek durumunda kalındığını, buna rağmen ...'nin «taahhüt» ettiği hizmeti vermediğini, müvekkilinin avans çeklerinden dolayı alacaklı olduğunu, bu alacağı nedeni ile İstanbul 14.
İcra Müdürlüğünün 2010/12276 E. sayılı dosyası ile 2.209.814,17 TL'lik icra takibi yaptığını ve takibin 18.06.2010 tarihinde kesinleştiğini, daha sonra «iflas erteleme talebinin» reddiyle ... şirketinin 16.09.2010 iflasına karar verilmesi üzerine iflas masasına başvuru yaptığını ve alacağın iflas masasına kaydedildiğini, buna rağmen rüçhanlı alacaklılardan müvekkiline sıra gelmediğinden her hangi bir ödeme yapılmadığını, bu arada Antalya 1.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/«265» E., 2014/593 K. sayılı dosyası ile yapılan yargılamada müflis ... ile davalılar arasında «organik bağ» olduğunun tespit edildiğini, anılan dosyada perde aralama teorisine dayalı olarak davalı şirketlerin müflis ... ile organik bağ içinde olduklarına, alacaklılarına karşı birlikte sorumlu olduklarına karar verildiğini, müflis ... hakkında «iflas» kararı bulunduğundan ve alacağın tahsili için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 245 inci maddesi gereğince davanın ikamesi nedeniyle iflas dairesinden usulen gerekli olan «yetki» ve «temlikin» alındığını, Antalya 1.
Benzer bu karardaMahkemece, İflas Müdürü'nün davanın takibini alacaklılardan birine ya da müflis yetkililerine vermek gibi bir yetkisi olmadığı, dolayısıyla davacı müflis «temsilcilerinin» davayı takipte yetkilerinin ve dolayısı ile aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı müflis şirket temsilcisi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 17.10.2011 günlü ilamıyla «iflas» müdürünün basit tasfiyede ve alacaklılar ile iflas masasının davayı takip etmemesi durumunda davayı takip etmek isteyen davacı müflis şirketin önceki yetkililerine …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taraf ehliyeti · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, İflas Müdürü'nün davanın takibini alacaklılardan birine ya da müflis yetkililerine vermek gibi bir yetkisi olmadığı, dolayısıyla davacı müflis «temsilcilerinin» davayı takipte yetkilerinin ve dolayısı ile aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen kararın davacı müflis şirket temsilcisi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar, Dairemizin 17.10.2011 günlü ilamıyla «iflas» müdürünün basit tasfiyede ve alacaklılar ile iflas masasının davayı takip etmemesi durumunda davayı takip etmek isteyen davacı müflis şirketin önceki yetkililerine …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1338 E. 2025/1047 K.
Ortak:acente · garantörlük · taahhütname
İncelediğiniz kararda… kıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının talep ettiği alacağın "oda kontenjan sözleşmesinden" doğduğu, davalı bu sözleşmenin «acentelik sözleşmesi» niteliğinde olduğundan bahisle 5 yıllık «zamanaşımana» tabi olduğunu ve dava tarihi itibariyla bu sürenin dolduğunu ileri sürmüşse de oda kontenjan sözleşmesinin mevzuatta Turizm İlişkiler Yönetmeliği’nin 3 üncü kısmında belirli bir sürenin üstündeki rezervasyonlar için yapılacak sözleşmeler başlığı altında düzenlendiği, ancak bu Yönetmelikte kontenjan sözleşmesinin ne olduğuna ve hangi hallerde düzenleneceğine değinilmediğini, kontenjan sözleşmesinin özel organizasyonlar için, birbirini takip eden aralıklarla düzenli olarak gelecek gruplar veya ayrı müşterilerle ilgili olarak ya da odaların belirli bir dönem tahsisini gerektiren hallerde düzenlendiğini, otelcinin «acenta» müşterisine belli sayıda oda ayırmayı kabul ettiği, acentanın da otel tarafından ayırt edilen yerlere müşteri sağlamayı kabul ettiği her iki tarafa borç yükleyen karma nitelikli sözleşmeler olduğunu, uygulamada «garantili» veya garantisiz olabildiğini, acentelik sözleşmesinin ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 102 nci maddesinde tanımlandığını, buna göre kontenjan sözleşmelerini …
A.Ş. adına keşide ederek «teslim» ettiğini, daha sonra ...'nin «iflas erteleme» talep edip ticareti «terk» ettiğini öğrendiğini ve çeklerin iadesini istediğini, ancak bu süreçte çeklerin «kötüniyetli» olarak tedavüle sokulması üzerine ödenmek durumunda kalındığını, buna rağmen ...'nin «taahhüt» ettiği hizmeti vermediğini, müvekkilinin avans çeklerinden dolayı alacaklı olduğunu, bu alacağı nedeni ile İstanbul 14.
Asliye Ticaret Mahkemesi 2010/«265» E., 2014/593 K. sayılı dosyasından verilen kararın «kesin delil niteliğini» haiz olmadığını, emsal olarak gösterilen dosyada yargı mercilerinin hatalı değerlendirme yaptığını, «husumet itirazında» bulunduklarını, davacı şirket ile davalı şirketler arasında imzalanmış bir sözleşme veya başka bir hukuki ilişki olmadığından davalı şirketlere dava konusu alacak ile ilgili husumet yöneltilemeyeceğini, talep konusu alacağın davacı ile müflis ... arasında imzalanan kontenjan sözleşmesinin otel işletmecisi ile seyahat «acentesi» arasında imzalanan «acentelik sözleşmesi» mahiyetinde olması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 147 nci maddesinin beşinci fıkrasına göre beş yıllık «zamanaşımına» tabi olduğunu ve somut olayda zamanaşımı süresinin geçtiğini, zira davacının 2010 yaz sezonu öncesinde müflis ...’ye avans çekleriyle ödemeleri yaptıklarını ve sözleşme karşılığında hizmet alamadıklarını belirttiklerini, yani alacaklarının 2010 yılı yaz sezonu öncesinde «muaccel» hale geldiğini, davalı şirketlerle müflis ... arasında hiçbir hukuki ilişki ve «organik bağ» olmadığını, davalı ... ile dava dışı ... arasında otel yönetim sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre ...'ın yönetim şirketi sıfatıyla otellerle ilgili tüm hizmetleri sağlama yükümlülüğü olduğunu, ... şirketinin ise tur operatörü sıfatıyla otelleri pazarlayıp otele kendi müşterilerini getirdiğini, ... şirketinin ...'a otel yönetim ücreti ödediğini, ödemenin doluluk oranı üzerinden yapıldığını ve %80 doluluk «garantisi» verildiğini, kalan %20 oranındaki odanın pazarlanması hakkının ise ...'a bırakıldığını, bu odalardan elde edilen gelirin ...'a ait olduğunu, 07.10.2010 tarihinde ...'ın tüm aktif ve pasifleriyle müflis ...'ye devrolduğunu, böylece ...'nin tüm sözleşmelere taraf olduğunu, ...'nin «iflas erteleme» istemesiyle sözleşmelerin feshedildiğini, fesihten sonra diğer davalı şirketle yönetim sözleşmesi yapıldığını, yönetim sözleşmesinin 6098 sayılı Kanun'da özel olar …
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Türkiye ve yurtdışından turist getiren «acente» faaliyetinde bulunan bir tur operatörü firması olduğunu, davalının ise otel işletmeciliği yaptığını, taraflar arasında 2018 yaz sezonunu kapsayan oda kontenjan sözleşmesi akdedildiğini, davalının, müvekkilinin göndereceği müşterileri otelinde konaklatacağını «taahhüt» ettiğini, davacının sözleşmeye uygun şekilde pazarlama faaliyetlerine başladığını, davalı otelinde sözleşmede öngörülen tarih aralıklarında konaklatmak için müşteri temin ettiğini, muhataptan müşterilerinin rezervasyonlarını onaylanmasını istediğini, muhatabın sözleşmeye uygun biçimde ilk yapılan iki rezervasyonu konfirme ettiğini, davalının sonradan iletilen rezervasyonları akde aykırı şeklide kabul etmediği gibi online rezervasyon sistemine düştüğü notta da otelin davacının satışına kapatıldığının belirtildiğini, ayrıca davalının gönderdiği başka bir mailde de otel ile alakalı başka bir tur operatörü ile tek satıcı olarak anlaştığı için otele müşterileri kabul edemeyeceklerini ifade ettiklerini, davalıya o ana kadarki tüm rezervasyonları komfirme etmesi gerektiği ve tavrının akde aykırı olduğuna ilişkin noterden «ihtarname» gönderildiğini, davalının kendisine tanınan sürede veya sonrasında müşteri rezervasyonlarına onay vermediği gibi yeni rezervasyonları da teyit etmediğini, davacının akdi haklı nedenle fesh etme ve sözleşmede belirtilen «cezai şart» bedelini isteme hakkının doğduğunu, davalıya «fesih» ve cezai şart ile ilgili ihtarname gönderildiğini ve cezai şart bedelini 3 gün içinde ödemesi gerektiğinin bildirildiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak «kaydı» ile 10.000,00 euronun faiziyle birlikte davacıya ödemesine karar verilmesini talep etmiş, «ıslah» dilekçesi ile talebini 780.808,82 euroya yükseltmiştir.
… n sözleşmenin tek taraflı olarak sadece davalıya yükümlülükler yüklediğini, hukuka ve ticari ahlaka aykırılık taşıdığını, sözleşmenin kontenjan sözleşmesi olduğunu, «garanti» oda temini sözleşmesi niteliği taşımadığını, bu tip sözleşmelerde tarafların dönem dönem birbirlerini satışa kapatabildiklerini, davalı tarafça önce otelin satışa kapatıldığını, ancak daha sonra yapılan görüşmeler neticesinde otelin satışa açıldığını, sadece davacı tarafın menfaatini gözeten «aşırı yararlanma» hükümlerini içeren sözleşmenin ve dolayısıyla «cezai şartın» da «geçersiz» olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:aşırı yararlanma · rayiç bedel · mevduat hesabı · hakkaniyet · cezai şart · fesih · geçersizlik · ıslah
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının Türkiye ve yurtdışından turist getiren «acente» faaliyetinde bulunan bir tur operatörü firması olduğunu, davalının ise otel işletmeciliği yaptığını, taraflar arasında 2018 yaz sezonunu kapsayan oda kontenjan sözleşmesi akdedildiğini, davalının, müvekkilinin göndereceği müşterileri otelinde konaklatacağını «taahhüt» ettiğini, davacının sözleşmeye uygun şekilde pazarlama faaliyetlerine başladığını, davalı otelinde sözleşmede öngörülen tarih aralıklarında konaklatmak için müşteri temin ettiğini, muhataptan müşterilerinin rezervasyonlarını onaylanmasını istediğini, muhatabın sözleşmeye uygun biçimde ilk yapılan iki rezervasyonu konfirme ettiğini, davalının sonradan iletilen rezervasyonları akde aykırı şeklide kabul etmediği gibi online rezervasyon sistemine düştüğü notta da otelin davacının satışına kapatıldığının belirtildiğini, ayrıca davalının gönderdiği başka bir mailde de otel ile alakalı başka bir tur operatörü ile tek satıcı olarak anlaştığı için otele müşterileri kabul edemeyeceklerini ifade ettiklerini, davalıya o ana kadarki tüm rezervasyonları komfirme etmesi gerektiği ve tavrının akde aykırı olduğuna ilişkin noterden «ihtarname» gönderildiğini, davalının kendisine tanınan sürede veya sonrasında müşteri rezervasyonlarına onay vermediği gibi yeni rezervasyonları da teyit etmediğini, davacının akdi haklı nedenle fesh etme ve sözleşmede belirtilen «cezai şart» bedelini isteme hakkının doğduğunu, davalıya «fesih» ve cezai şart ile ilgili ihtarname gönderildiğini ve cezai şart bedelini 3 gün içinde ödemesi gerektiğinin bildirildiğini ileri sürerek fazlaya dair hakları saklı kalmak «kaydı» ile 10.000,00 euronun faiziyle birlikte davacıya ödemesine karar verilmesini talep etmiş, «ıslah» dilekçesi ile talebini 780.808,82 euroya yükseltmiştir.
… n sözleşmenin tek taraflı olarak sadece davalıya yükümlülükler yüklediğini, hukuka ve ticari ahlaka aykırılık taşıdığını, sözleşmenin kontenjan sözleşmesi olduğunu, «garanti» oda temini sözleşmesi niteliği taşımadığını, bu tip sözleşmelerde tarafların dönem dönem birbirlerini satışa kapatabildiklerini, davalı tarafça önce otelin satışa kapatıldığını, ancak daha sonra yapılan görüşmeler neticesinde otelin satışa açıldığını, sadece davacı tarafın menfaatini gözeten «aşırı yararlanma» hükümlerini içeren sözleşmenin ve dolayısıyla «cezai şartın» da «geçersiz» olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesince, sözleşmenin feshinde davalının kusurlu olduğu ve davacının «cezai şart» talep edebileceği yönündeki İlk Derece Mahkemesi gerekçesinin yerinde olduğu, davalı otelin «rayiç bedelinin» de değerlendirilmeye alınarak cezai şartın fahiş olmadığı ve davalının ekonomik mahvına neden olmayacağı yönündeki değerlendirilmelerde isabet bulunmadığı, taraflar arasındaki 07.07.2017 tarihindeki sözleşmenin 2018 yılı yaz sezonu başlamadan 11.12.2017 tarihinde feshedildiği, davalı şirketin borca batık oluşu, sözleşmenin turizm sezonu başlamadan feshedilişi, tarafların iktisadi durumu, davalının ödeme kabiliyeti, borcunu yerine getirmemiş olması dolayısıyla sağladığı menfaat, borçlunun «kusur» derecesi ve borca aykırı davranışının ağırlığı ölçü olarak alındığında cezai şartın takdiren 30.000,00 euro olarak belirlenmesinin daha isabetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak 30.000,00 euro ceza-i şart alacağının 04.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarının euro cinsinden açılan 1 yıl vadeli «mevduat hesabına» uyguladığı en yüksek orandaki faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki TL karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, taraf veki …
… MESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin feshinde davalının haksız olduğu, sözleşme hükümlerine göre davacının «cezai şart» talep edilebileceği, dosya kapsamında tespit edilen 780.808,82 euro cezai şartın tahsilinin davalı şirketin eskiden olduğu gibi ticari hayatını sürdürmesine engel teşkil etmeyeceği, davalı şirketin rayici değerlerine bakıldığında ise söz konusu cezanın iktisaden davalı şirketin mahvına sebep olmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne, 780.808,82 euro cezai şart alacağının 04.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca Devlet bankalarının euro cinsinden açılan 1 yıl vadeli «mevduat hesabına» uyguladığı en yüksek orandaki faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7191 E. , 2024/3360 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/2158 Esas, 2022/1238 Karar
HÜKÜM
Başvurunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/769 E., 2020/446 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı müflis ... Turizm Tic. A.Ş.'den 20.08.2009 tarihli oda kontenjan sözleşmesi uyarınca müvekkilinin toplam bedelleri 2.500.000 TL olan 7 adet avans çekini dava dışı müflis ... ile birleşen dava dışı ... Turizm Tic. ve İnş. A.Ş. adına keşide ederek teslim ettiğini, daha sonra ...'nin iflas erteleme talep edip ticareti terk ettiğini öğrendiğini ve çeklerin iadesini istediğini, ancak bu süreçte çeklerin kötüniyetli olarak tedavüle sokulması üzerine ödenmek durumunda kalındığını, buna rağmen ...'nin taahhüt ettiği hizmeti vermediğini, müvekkilinin avans çeklerinden dolayı alacaklı olduğunu, bu alacağı nedeni ile İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2010/12276 E.
sayılı dosyası ile 2.209.814,17 TL'lik icra takibi yaptığını ve takibin 18.06.2010 tarihinde kesinleştiğini, daha sonra iflas erteleme talebinin reddiyle ... şirketinin 16.09.2010 iflasına karar verilmesi üzerine iflas masasına başvuru yaptığını ve alacağın iflas masasına kaydedildiğini, buna rağmen rüçhanlı alacaklılardan müvekkiline sıra gelmediğinden her hangi bir ödeme yapılmadığını, bu arada Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/265 E., 2014/593 K. sayılı dosyası ile yapılan yargılamada müflis ... ile davalılar arasında organik bağ olduğunun tespit edildiğini, anılan dosyada perde aralama teorisine dayalı olarak davalı şirketlerin müflis ... ile organik bağ içinde olduklarına, alacaklılarına karşı birlikte sorumlu olduklarına karar verildiğini, müflis ...
hakkında iflas kararı bulunduğundan ve alacağın tahsili için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 245 inci maddesi gereğince davanın ikamesi nedeniyle iflas dairesinden usulen gerekli olan yetki ve temlikin alındığını, Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin kesinleşmiş gerekçeli kararında göre davalıların dava dışı müflis ... ile organik bağlarının bulunduğunun kabul edildiğini, müflis ...'nin borçlarından davalıların müşterek ve müteselsil borçlu ve sorumlu olduklarının yargı kararı ile tescillendiğini ileri sürerek, organik bağ içinde olmaları nedeniyle borçlu ve sorumlu olduklarının kabulüne, iflas masasına kayıtlanan ve kesinleşmiş 2.209.814,17 TL alacak ile birlikte bu alacağın icra takip tarihi olan 28.04.2010 tarihinden itibaren ve değişen oranlarda tahakkuk ettirilecek ve eklenecek en yüksek faiz davalılarından birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2010/265 E., 2014/593 K. sayılı dosyasından verilen kararın kesin delil niteliğini haiz olmadığını, emsal olarak gösterilen dosyada yargı mercilerinin hatalı değerlendirme yaptığını, husumet itirazında bulunduklarını, davacı şirket ile davalı şirketler arasında imzalanmış bir sözleşme veya başka bir hukuki ilişki olmadığından davalı şirketlere dava konusu alacak ile ilgili husumet yöneltilemeyeceğini, talep konusu alacağın davacı ile müflis ... arasında imzalanan kontenjan sözleşmesinin otel işletmecisi ile seyahat acentesi arasında imzalanan acentelik sözleşmesi mahiyetinde olması nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 147 nci maddesinin beşinci fıkrasına göre beş yıllık zamanaşımına tabi olduğunu ve somut olayda zamanaşımı süresinin geçtiğini, zira davacının 2010 yaz sezonu öncesinde müflis ...’ye avans çekleriyle ödemeleri yaptıklarını ve sözleşme karşılığında hizmet alamadıklarını belirttiklerini, yani alacaklarının 2010 yılı yaz sezonu öncesinde muaccel hale geldiğini, davalı şirketlerle müflis ...
arasında hiçbir hukuki ilişki ve organik bağ olmadığını, davalı ... ile dava dışı ... arasında otel yönetim sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeye göre ...'ın yönetim şirketi sıfatıyla otellerle ilgili tüm hizmetleri sağlama yükümlülüğü olduğunu, ... şirketinin ise tur operatörü sıfatıyla otelleri pazarlayıp otele kendi müşterilerini getirdiğini, ... şirketinin ...'a otel yönetim ücreti ödediğini, ödemenin doluluk oranı üzerinden yapıldığını ve %80 doluluk garantisi verildiğini, kalan %20 oranındaki odanın pazarlanması hakkının ise ...'a bırakıldığını, bu odalardan elde edilen gelirin ...'a ait olduğunu, 07.10.2010 tarihinde ...'ın tüm aktif ve pasifleriyle müflis ...'ye devrolduğunu, böylece ...'nin tüm sözleşmelere taraf olduğunu, ...'nin iflas erteleme istemesiyle sözleşmelerin feshedildiğini, fesihten sonra diğer davalı şirketle yönetim sözleşmesi yapıldığını, yönetim sözleşmesinin 6098 sayılı Kanun'da özel olarak düzenlenmemiş kendine özgü bir sözleşme türü olduğunu, yönetim sözleşmesinde işletme sahibine ait bir işletmenin, yönetici tarafından belirli bir ivaz karşılığında kısmen veya tamamen yönetilmesinin üstlenildiğini, müflis ...’ye devrolan ...
ile davalı ... Turkey Limited arasında imzalanan ve davalı ... Turkey Limited tarafından ...’nin iflası nedeniyle feshedilen yönetim sözleşmelerinin yöneticinin işletmeyi kendi adına ve hesabına işlettiği modele girdiğini, taraflar arasındaki yönetim sözleşmesinin bir çok bölümünde açıkça düzenlendiğini, davalıların da grup şirketlerinden olduğu ... Grup acentelik şirketinin 2010 turizm sezonunun hemen öncesinde ...’nin iflası nedeniyle ... Turkey Ltd.'nin tur operatörü olarak yurt dışında satışını yaptığı otellerde konaklama ve tatil hizmetinin müşterilere sağlanamayacağı riski karşısında hem şirket imajını hem de Türk turizminin imajını korumak adına ...’nin sözleşmelerini feshederek tesislerin işletmesini davalı şirket TT Hotels’e verdiğini, ...
ile yönetim sözleşmesi imzalayan ... Turkey Limited ile aynı şirketler grubuna dahil olduğu için müflis ...’nin borcundan sorumlu olduğu iddia edildiğini, iddianın hiçbir somut hukuki dayanağının bulunmadığını, müflis ... ile ... ve TT Hotels Turkey şirketlerinin hissedarları ve imza yetkilisi yöneticileri arasında örtüşme bir yana en küçük bir benzerlik olmadığını, ... Turkey ve TT Hotels Turkey ile müflis ... arasında ekonomik kader birliği olduğundan bahsedilemeyeceğini belirterek hukuksuz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının müflis ... şirketinden olan 2.209.814,17 TL'lik alacağı için bu şirket aleyhine İstanbul 14. İcra Müdürlüğünün 2010/12276 E. sayılı takip dosyası ile 28.04.2010 tarihinde takip başlattığı, dosyanın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, davacının kesinleşen 2.209.814,17 TL'lik alacağını müflis şirketin iflasını yürüten İstanbul 2. İflas Dairesinin 2010/7 iflas sayılı dosyasında düzenlenen sıra cetvelinin 940 sırasına aynen kaydettirdiği, davacının dava dışı müflis şirket ...'den olan ve dava konusu ettiği 2.209.814,17 TL'lik alacağı takip sonucu kesinleştiğinden ve borçlu şirket ile davalılar arasında organik bağ bulunduğu tespit edildiğinden davalılar yönünden yeniden alacağın miktarı ile ilgili araştırma yapılmadığı, kesinleşen alacak miktarından davalıların da aynen sorumlu olduğu ve ...
şirketine başlatılan 28.04.2010 tarihli takip ile davalıların da temerrüde düşmüş olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.209.814,17 TL alacağın 28.04.2010 tarihinden itibaren ticari faizi ile davalılardan alınarak davacıya verilmesine, iflas dosyasıyla tahsilde tekerrür oluşturmamasının infazda dikkate alınmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; zamanaşımı definin hatalı olarak değerlendirildiğini, talebin beş yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğunu, Mahkemenin tarafları farklı kesinleşmiş mahkeme ilamını kesin delil olarak kabul ettiğini, ancak bir ilamın kesin delil teşkil etmesi için o ilamın kesin hüküm olması gerektiğini, tarafları farklı bir dava dosyasında daha önce başka bir davacı lehine verilmiş bir karar dayanak yapılarak hukuki inceleme ve araştırma yapılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının talep ettiği alacağın "oda kontenjan sözleşmesinden" doğduğu, davalı bu sözleşmenin acentelik sözleşmesi niteliğinde olduğundan bahisle 5 yıllık zamanaşımana tabi olduğunu ve dava tarihi itibariyla bu sürenin dolduğunu ileri sürmüşse de oda kontenjan sözleşmesinin mevzuatta Turizm İlişkiler Yönetmeliği’nin 3 üncü kısmında belirli bir sürenin üstündeki rezervasyonlar için yapılacak sözleşmeler başlığı altında düzenlendiği, ancak bu Yönetmelikte kontenjan sözleşmesinin ne olduğuna ve hangi hallerde düzenleneceğine değinilmediğini, kontenjan sözleşmesinin özel organizasyonlar için, birbirini takip eden aralıklarla düzenli olarak gelecek gruplar veya ayrı müşterilerle ilgili olarak ya da odaların belirli bir dönem tahsisini gerektiren hallerde düzenlendiğini, otelcinin acenta müşterisine belli sayıda oda ayırmayı kabul ettiği, acentanın da otel tarafından ayırt edilen yerlere müşteri sağlamayı kabul ettiği her iki tarafa borç yükleyen karma nitelikli sözleşmeler olduğunu, uygulamada garantili veya garantisiz olabildiğini, acentelik sözleşmesinin ise 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 102 nci maddesinde tanımlandığını, buna göre kontenjan sözleşmelerinin acentelik sözleşmesi olarak değerlendirilemeyeceğini, 6098 sayılı Kanun'un 146 ncı maddesi uyarınca;
kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak on yıllık zamanaşımına tabi olacağından ve oda kontenjan sözleşmelerinin içeriği itibariyle farklı sözleşmeler olduğundan 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu; İstanbul 14. İcra Müdürlüğü'nün 2010/12276 E. sayılı takip dosyasında, davacının müflis ... şirketine karşı oda kontenjan sözleşmesinden kaynaklanan 2.209.814,17 TL'lik alacağının tahsili istemiyle 28.04.2010 tarihinde icra takibi başlattığı, dosyanın itiraz edilmeksizin kesinleştiği, davacının kesinleşen 2.209.814,17 TL'lik alacağını müflis şirketin iflasını yürüten İstanbul 2. İflas Dairesinin 2010/7 iflas sayılı dosyasında düzenlenen sıra cetvelinin 940 sırasına aynen kaydettirdiği, Antalya 1.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2010/265 E., 2014/593 K. sayılı dosyasında davacılar Antalya ... Otelcilik Ltd. Şirketi, PGS İnternational Ltd. isimli şirketler tarafından aralarında iş bu dosya davalılarının ve müflis ... şirketinin de bulunduğu birden fazla davalı aleyhine konaklama sözleşmesinden kaynaklı alacak davası açıldığı, davada sözleşmelerin tarafı ... şirketi olup, işbu dosya davalılarına organik bağ iddiası ile husumet yöneltildiği, Mahkemece ... şirketi ile davalılar arasında organik bağ olup olmadığı hususunun irdelendiği, bilirkişi raporları alındığı ve neticeden ... ve davalı TTOHL'nin çalışanı, yönetici ve mallarının ekseriyetle aynı oluşu, ...'nin yönetici olduğu otellerin yönetiminde kesintiye uğramadan TTHOL tarafından işletilmesi, davalıların aynı grup içerisinde yer almaları, ...'ın aktif ve pasifi ile birlikte ...'ye devrinden yaklaşık bir ay sonra iflasın ertelenmesi davasının açılması, ...
ile sözleşmelerin feshinden sonra TTOHL ile yönetim sözleşmesi yapılması, Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 13.12.2013 tarih 2012/27882 E., 2013/29162 K. sayılı ilamı ile ... Turkey ve ...'nin ortaklık ilişkisi içinde olduğuna karar verilmesi, ... şirketi tarafından 16.12.2009 tarihinde davalılarıa hitaben yazılan "kontenjanların bilgileri dahilinde olduğuna" dair yazısının ... ile davalılar arasında ekonomik ve ticari bağımlılığın ve kader birliğinin, birlikte hareket olgusunun göstergesi olduğu gerekçeleri ile ... ile davalılar arasında organik bağ olduğu kabulüne varılarak bu davalılar yönünden davanın kabulüne karar verildiği, kararın temyiz edilmesi sonucu Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 17.03.2016 tarihli ilamı ile onanarak 05.12.2017 tarihinde kesinleştiğinin anlaşıldığı;
kesinleşen Mahkeme kararına göre davalılar ile dava dışı müflis ... arasında organik bağ bulunduğu hususunun sabit olup buna dayalı olarak tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya ayrılık görülmediği gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde; davanın zamanaşımı ve husumetten reddinin gerektiğini, müflisle müvekkilleri arasında organik bağ olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacının dava dışı müflis şirkete avans olarak verip ödemek zorunda kaldığı çek bedellerinin müflisle aralarındaki organik bağa dayalı olarak davalılardan tahsili isteminden ibarettir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1042361500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz