6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Genel kurul yetkisi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/5941 E. 2011/17326 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari şirketler

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul yetkisi şirket yöneticisinin sorumluluğu yönetici sorumluluğu zimmet icazet ortaklar kurulu kararı muvafakat sebepsiz zenginleşme anonim şirket limited şirket ticaret sicili asıl alacak icra inkar tazminatı inkar tazminatı yetkisizlik kararı cy/cy kaydı eksik inceleme temsil

Atıf yapılan mevzuat: BK — BK 531 · HUMK — HUMK 39 · TTK — TTK 341TTK 539TTK 556

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin ...'dan olan 41.148,89 TL'lik alacağının davalı karşı davacının şahsi banka hesabına gönderildiği, bu meblağın davacı şirketin ortaklara borçlar ya da ortaklardan alacaklar hesabında kaydının bulunmadığı, davalı karşı davacının şirket alacağını kendisinin tahsil ettiği ve söz konusu meblağı şirkete aktarmadığı, böylece adı geçenin davacı şirket aleyhine sebepsiz zenginleştiği, öte yandan davalı karşı davacının davacı şirketten hiçbir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, Bodrum 2. İcra Müdürlüğü'nün 2005/2424sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin asıl alacak miktarı olan 41.189,89 TL üzerinden devamına, davacının icra inkar tazminat

talebinin ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Asıl dava, davacı şirketin eski temsilcisi ve ortağı olan davalının zimmetine para geçirdiği iddiasına dayalı tazminat, karşı dava ise şirket ortağı tarafından şirkete karşı açılan alacak istemine ilişkindir.

TTK'nun 556. maddesi hükmünde şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile limited şirket yöneticileri ile şirket arasında çıkan uyuşmazlığa TTK'nun 341. maddesi hükümleri uygulama olanağı bulacaktır.

TTK'nun 341. maddesi hükmünde, sorumluluk davasının açılabilmesi için bu yönde alınmış bir genel kurul kararı olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiği açıkça belirtilmiştir.

Bunla birlikte limited şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen TTK'nun 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların BK'nun 531. maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir.

O halde ortak sayısı 20'den fazla ise davanın denetçiler tarafından, aksi halde yönetici olmayan diğer ortaklarca açılması gerekmektedir.

Somut olayda, davacı şirketin ticaret sicil kayıtları getirtilerek davalının hukuki statüsü saptanmamıştır. Bu itibarla, mahkemece, davacı şirketin ticari kayıtlarının getirtilmesi, davalının yönetici olup olmadığının belirlenmesi, şayet yönetici ise yukarıda belirtilen kanun hükümleri anlamında usulüne uygun biçimde davanın açılıp açılmadığının değerlendirilmesi, usulüne uygun biçimde açılmış bir davanın bulunmadığının tespiti halinde HUMK'nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında ortaklar kurulu ve denetçilerin veya yönetici olmayan diğer ortakların karar ve muvafakatlerinin alınması, aksi takdirde ise davalının ortak sıfatı ile sorumluluğunun doğup doğmadığının incelenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

3-Bozma neden ve şekline göre davacı karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Tazminat | İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/11422 E. 2011/3892 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul yetkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1367 E. 2013/18288 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul yetkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/6345 E. 2011/6524 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

5 benzer karar daha
  • Genel kurul yetkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/6348 E. 2011/16054 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul yetkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7237 E. 2013/12254 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/4173 E. 2013/5575 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul yetkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3538 E. 2013/20536 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Genel kurul yetkisi

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4458 E. 2013/21049 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2010/5941 E.  ,  2011/17326 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasında görülen davada Bodrum 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09.12.2009 tarih ve 2006/57-2009/346 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin ortağı ve temsilcisi olduğu dönemde tahsil ettiği şirket alacaklarını kendisine mal ettiğini, bu durumun davalının müvekkiline gönderdiği ihtarname metninden de anlaşıldığını, açıklanan bedelin tahsili için başlatılan takibe davalının haksız olarak itiraz ettiğini ve takibi durdurduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına, davalının %40'tan aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, müvekkilinin ... isimli kişiden konaklama bedeli olarak 41.189,89 TL tahsil ettiğini, ancak cari hesap dolayısıyla da davacı şirketten alacaklı olduğunu, şirkete olan borçları mahsup edildiğinde müvekkilinin 85.488,69 TL alacağının bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiş, karşı davasında ise 85.488,69 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı şirketin ...'dan olan 41.148,89 TL'lik alacağının davalı karşı davacının şahsi banka hesabına gönderildiği, bu meblağın davacı şirketin ortaklara borçlar ya da ortaklardan alacaklar hesabında kaydının bulunmadığı, davalı karşı davacının şirket alacağını kendisinin tahsil ettiği ve söz konusu meblağı şirkete aktarmadığı, böylece adı geçenin davacı şirket aleyhine sebepsiz zenginleştiği, öte yandan davalı karşı davacının davacı şirketten hiçbir alacağının bulunmadığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, Bodrum 2. İcra Müdürlüğü'nün 2005/2424sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptaline, takibin asıl alacak miktarı olan 41.189,89 TL üzerinden devamına, davacının icra inkar tazminat

talebinin ve karşı davanın reddine karar verilmiştir.

Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir.

1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı karşı davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.

2-Asıl dava, davacı şirketin eski temsilcisi ve ortağı olan davalının zimmetine para geçirdiği iddiasına dayalı tazminat, karşı dava ise şirket ortağı tarafından şirkete karşı açılan alacak istemine ilişkindir.

TTK'nun 556. maddesi hükmünde şirket yöneticilerinin sorumlulukları hakkında anonim şirketin bu hususlara ilişkin hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş olup, bu yollama ile limited şirket yöneticileri ile şirket arasında çıkan uyuşmazlığa TTK'nun 341. maddesi hükümleri uygulama olanağı bulacaktır.

TTK'nun 341. maddesi hükmünde, sorumluluk davasının açılabilmesi için bu yönde alınmış bir genel kurul kararı olması ve davanın denetçiler tarafından açılması gerektiği açıkça belirtilmiştir.

Bunla birlikte limited şirketlerde genel kurulun yetkilerini düzenleyen TTK'nun 539/7. maddesi hükmünde de, şirketin kendi organlarına karşı haiz olduğu tazminat taleplerinin genel kurulun yetkisinde olduğu öngörülmüş, 548. maddesinde ise, ortak sayısı yirmiyi aşan limited şirketlerde bir veya birden fazla denetçi bulunacağı, ortak sayısı yirmi veya yirmiden az olan şirketlerde idare hak ve görevi tüm ortaklara ait değilse müdür sıfatını haiz olmayan diğer ortakların BK'nun 531. maddesi uyarınca denetim hakkına sahip oldukları düzenlenmiştir.

O halde ortak sayısı 20'den fazla ise davanın denetçiler tarafından, aksi halde yönetici olmayan diğer ortaklarca açılması gerekmektedir.

Somut olayda, davacı şirketin ticaret sicil kayıtları getirtilerek davalının hukuki statüsü saptanmamıştır. Bu itibarla, mahkemece, davacı şirketin ticari kayıtlarının getirtilmesi, davalının yönetici olup olmadığının belirlenmesi, şayet yönetici ise yukarıda belirtilen kanun hükümleri anlamında usulüne uygun biçimde davanın açılıp açılmadığının değerlendirilmesi, usulüne uygun biçimde açılmış bir davanın bulunmadığının tespiti halinde HUMK'nun 39. ve 40. maddeleri uyarınca, bu davanın açılmasına izin veya icazet verilmesi hakkında ortaklar kurulu ve denetçilerin veya yönetici olmayan diğer ortakların karar ve muvafakatlerinin alınması, aksi takdirde ise davalının ortak sıfatı ile sorumluluğunun doğup doğmadığının incelenmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı olarak hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

3-Bozma neden ve şekline göre davacı karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

SONUÇ

Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı karşı davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı karşı davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı karşı davacı yararına BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı karşı davalı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 20.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040987800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.