Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/7659 E. 2011/17229 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
munzam zarar↗ tacirler arası dava↗ aktif dava ehliyeti↗ sözleşmenin feshi↗ kira sözleşmesi↗ ispat yükü↗ fesih↗ taraf ehliyeti↗ istirdat↗ tacir↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kira sözleşmesinin fesih nedeni olarak davalı tarafından ileri sürülen hususların aksinin davacılardan şirket tarafından ispatlanmadığı ve davacılardan gerçek kişilerin sözleşmenin tarafı olmadıklarından aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, tacirler arası kira sözleşmesine konu yere davacıların girişinin davalı tarafından engellenerek eşyaların tahrip edildiği iddiasıyla munzam zarar ve eşya bedelinin tazmini ile ödenen kira tutarının istirdadı istemlerine ilişkindir.
TMK’nun 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.
Somut olayda davaya konu tazminat istemlerinden olan kira sözleşmesinin feshi nedeniyle tazminat talebi açısından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği savunmasını ispat yükü davalı kiralayanda olup, mahkemece ispat yükü ters çevrilerek davacı kiracıdan haklı neden olmadığını ispatlaması gerektiğinden bahisle davanın reddi doğru olmamıştır.
Ayrıca, dava konu istemler arasında bulunan kiralanan yerdeki eşyaların davalı tarafından kırılarak dışarıya çıkartıldığı yönündeki iddia ve tazminat istemi hakkında mahkemece hiçbir değerlendirme yapılmaması da yerinde olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, kira sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği savunmasını ispat yükünün kiralayan tarafta olduğu gözetilerek taraf delillerinin toplanması ve davaya konu istemler açısından kiralanan yerin tabi bulunduğu hukuki mevzuat da gözetilerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11122 E. 2010/2836 K.
Ortak:ispat yükü
İncelediğiniz karardaSomut olayda davaya konu tazminat istemlerinden olan «kira sözleşmesinin feshi» nedeniyle tazminat talebi açısından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği savunmasını «ispat yükü» davalı kiralayanda olup, mahkemece ispat yükü ters çevrilerek davacı kiracıdan haklı neden olmadığını ispatlaması gerektiğinden bahisle davanın reddi doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, «kira sözleşmesinin» haklı nedenle feshedildiği savunmasını «ispat yükünün» kiralayan tarafta olduğu gözetilerek taraf delillerinin toplanması ve davaya konu istemler açısından kiralanan yerin tabi bulunduğu hukuki mevzuat da gözetilerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu ilke ışığında, taşıma akdinin sözleşmeye aykırı olarak davalı «taşıtan» tarafından sonlandırıldığını ileri süren davacının, bu iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıtan · ispat külfeti · taşıma sözleşmesi
Benzer bu karardaDava, taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinin» erken feshi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, taraflar arasındaki taşıma akdinin süresinden önce hangi tarafça sonlandırıldığı tespit edilemediği belirtilerek «ispat külfeti» davalı tarafa yüklenmiş ve taşıma işini davacının kendiliğinden bıraktığı yönündeki davalı savunmasının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu ilke ışığında, taşıma akdinin sözleşmeye aykırı olarak davalı «taşıtan» tarafından sonlandırıldığını ileri süren davacının, bu iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2221 E. 2012/3069 K.
Ortak:ispat yükü · tacir
İncelediğiniz karardaDava, «tacirler arası» «kira sözleşmesine» konu yere davacıların girişinin davalı tarafından engellenerek eşyaların tahrip edildiği iddiasıyla «munzam zarar» ve eşya bedelinin tazmini ile ödenen kira tutarının «istirdadı» istemlerine ilişkindir.
Somut olayda davaya konu tazminat istemlerinden olan «kira sözleşmesinin feshi» nedeniyle tazminat talebi açısından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği savunmasını «ispat yükü» davalı kiralayanda olup, mahkemece ispat yükü ters çevrilerek davacı kiracıdan haklı neden olmadığını ispatlaması gerektiğinden bahisle davanın reddi doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, «kira sözleşmesinin» haklı nedenle feshedildiği savunmasını «ispat yükünün» kiralayan tarafta olduğu gözetilerek taraf delillerinin toplanması ve davaya konu istemler açısından kiralanan yerin tabi bulunduğu hukuki mevzuat da gözetilerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu ilke ışığında, davalı savunmasında bahsi geçen bonoların kendisine verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmayan davacı tarafın, bu bonoların taşıma akdinden dolayı değil de başka bir ilişki olan karz akdi nedeniyle verildiği iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir.
Zira, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuyla da «tacir» olan davacı şirket «ticari defterlerinde», davalıya borç verildiğine ilişkin herhangi bir «kaydın» bulunmadığı belirlenmiş durumdadır.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafça davaya konu borcun ödenmesi için davalıca verildiği iddia edilen 7 ayrı «bononun» dosyaya «ibrazının» sağlanması, keşide tarihleri tespit edilerek taraflar arasındaki ticari ilişki dönemine ait olup olmadıkları bonolar üzerinde varsa veriliş nedeni belirlenmek suretiyle davacı tarafın davalıyla sözleşme kapsamındaki ticari ilişkisinden kaynaklanan alacak miktarıyla yaklaşık olarak örtüşen bir miktarda davalıya borç para verme iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olduğu da değerlendirilerek yapılacak inceleme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükümlülüğü ters çevrilerek «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmediğinden kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı · taşıma sözleşmesi · bono · ticari defter · ihtarname · inkar tazminatı · cy/cy kaydı · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının asıl borç miktarına ilişkin «kabul beyanı» uyarınca davalı borcunun 75.343,50 TL olduğu ve bu borcun davalı tarafından davacıya verilen bonolarla ödendiğinin ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibine vaki itirazın işlemiş faiziyle birlikte 77.289,32 TL için iptaline, «inkar tazminatı» istemini ise reddine karar verilmiştir.
Zira, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuyla da «tacir» olan davacı şirket «ticari defterlerinde», davalıya borç verildiğine ilişkin herhangi bir «kaydın» bulunmadığı belirlenmiş durumdadır.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafça davaya konu borcun ödenmesi için davalıca verildiği iddia edilen 7 ayrı «bononun» dosyaya «ibrazının» sağlanması, keşide tarihleri tespit edilerek taraflar arasındaki ticari ilişki dönemine ait olup olmadıkları bonolar üzerinde varsa veriliş nedeni belirlenmek suretiyle davacı tarafın davalıyla sözleşme kapsamındaki ticari ilişkisinden kaynaklanan alacak miktarıyla yaklaşık olarak örtüşen bir miktarda davalıya borç para verme iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olduğu da değerlendirilerek yapılacak inceleme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükümlülüğü ters çevrilerek «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmediğinden kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
1) Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
-
Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3355 E. 2011/14671 K.
Ortak:ispat yükü
İncelediğiniz karardaSomut olayda davaya konu tazminat istemlerinden olan «kira sözleşmesinin feshi» nedeniyle tazminat talebi açısından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği savunmasını «ispat yükü» davalı kiralayanda olup, mahkemece ispat yükü ters çevrilerek davacı kiracıdan haklı neden olmadığını ispatlaması gerektiğinden bahisle davanın reddi doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, «kira sözleşmesinin» haklı nedenle feshedildiği savunmasını «ispat yükünün» kiralayan tarafta olduğu gözetilerek taraf delillerinin toplanması ve davaya konu istemler açısından kiralanan yerin tabi bulunduğu hukuki mevzuat da gözetilerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaBu ilke ışığında, davaya konu gümrük hizmetinin «ayıplı ifa» edildiğini ileri süren davacının, bu iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayıplı ifa · müddeabih · hizmet sözleşmesi · ifa · eksik inceleme · ibraz · temsil
Benzer bu karardaBu ilke ışığında, davaya konu gümrük hizmetinin «ayıplı ifa» edildiğini ileri süren davacının, bu iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir.
Ayrıca, davalı taraf savunmasında, gümrük işlemlerinde emtiayı «temsil» eden “gümrük tarife istatistik pozisyonu” (GTİP) numarasının gümrük hizmeti alan davacı tarafından tespit edildiğini ve davacı yükümlülüğünde olan bu bildirime dayalı olarak kendisi tarafından işlemlerin yapıldığını savunmuş olup, hatalı olduğu gümrük idaresince tespit edilen numaranın davacı tarafından TSE belgesi alınırken de kullanıldığını ileri sürerek anılan belgenin suretini dosyaya «ibraz» etmiştir.
Dava, «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Oysa, TMK’nun 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri «müddeasını» ispata mecburdur.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/790 E. 2017/619 K.
Ortak:ispat yükü
İncelediğiniz karardaSomut olayda davaya konu tazminat istemlerinden olan «kira sözleşmesinin feshi» nedeniyle tazminat talebi açısından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği savunmasını «ispat yükü» davalı kiralayanda olup, mahkemece ispat yükü ters çevrilerek davacı kiracıdan haklı neden olmadığını ispatlaması gerektiğinden bahisle davanın reddi doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, «kira sözleşmesinin» haklı nedenle feshedildiği savunmasını «ispat yükünün» kiralayan tarafta olduğu gözetilerek taraf delillerinin toplanması ve davaya konu istemler açısından kiralanan yerin tabi bulunduğu hukuki mevzuat da gözetilerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaYani, «menfi tespit» davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, «ispat yükü» bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır.
Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumda «ispat yükü» davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer.
Görülmektedir ki, «menfi tespit» davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını «ispat yükü» davalı alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin varlığını kanıtlamak durumundadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/02/2015 tarih, 2013/19-1362 E-2015/826 K. sayılı, 20/04/2016 tarih, 2014/13-856 E-2016/523 K.) Somut olayda, davalı alacaklı tarafça faturaya dayalı icra takibi başlatılmış ise de, tek taraflı olarak «fatura» düzenlenip, «ticari defterlere» kaydedilmesi akdi ilişkinin varlığını ispata yeterli değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:akdi ilişkinin ispatı · tanık delili · irsaliye · ticari defter kayıtları · taşıma sözleşmesi · ticari defter · fatura · menfi tespit
Benzer bu karardaGörülmektedir ki, «menfi tespit» davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını «ispat yükü» davalı alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin varlığını kanıtlamak durumundadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/02/2015 tarih, 2013/19-1362 E-2015/826 K. sayılı, 20/04/2016 tarih, 2014/13-856 E-2016/523 K.) Somut olayda, davalı alacaklı tarafça faturaya dayalı icra takibi başlatılmış ise de, tek taraflı olarak «fatura» düzenlenip, «ticari defterlere» kaydedilmesi akdi ilişkinin varlığını ispata yeterli değildir.
Ayrıca, ancak «akdi ilişkinin ispatı» halinde mal «teslimi» hususunda tanık dinlenebileceğinden, akdi ilişki, uyuşmazlık kapsamında ise, taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinin» varlığının «tanık delili» ile ispatı mümkün olmayıp, 6100 sayılı HMK'nın 200. maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlanması gerekmektedir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların «ticari defterlerinin» usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı defterlerine göre davalıya borçlu olmadığı ve aralarında herhangi bir ticari irtibat bulunmadığı, davalı defterlerinde ise, davacının davalıya 3.186,00 TL borçlu olduğunun görüldüğü, bu kapsamda tanık beyanları dikkate alındığında, davalı firmada şoförlük yapan tanıkların beyanlarından davalının nakliye firması olduğu, nakliye firmasında şoför olarak çalıştıkları, davacı firmaya ait meyve sularını ... ve ...'dan yükleyerek ...'a götürdükleri, davalı tarafından sunulan ve tanık ... tarafından imzalanan taşıma «irsaliyelerinde» yapılan nakliye işinin açıkça görüldüğü ayrıca, davaya konu icra dosyasında verilen tedbir kararı ile takibin durduğu gerekçesiyle, davanın reddi ile takip konusu …
Zira, dosya kapsamı itibariyle anılan faturanın davacıya tebliğ edildiğine dair bir belge bulunmadığı gibi, taraf «ticari defterlerinin» bilirkişi marifetiyle incelenmesi neticesinde takip konusu faturanın davacı «ticari defterlerinde kayıtlı» olmadığı da tespit edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2362 E. 2017/4813 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:delil tespiti · keşif · taşıma sözleşmesi · bilirkişi incelemesi · taşıyan
Benzer bu karardaSulh Hukuk Mahkemesi’nden taşıma sonrası kırılan eşyalardaki zararın tespiti amaçlı «delil tespiti» yapılmasını talep ettiği, yapılan tespit neticesinde bilirkişi raporu düzenlendiği ve zararın 5.685,00 TL olduğunun belirtildiği, yargılama sırasında davacının kırılan eşyaları atması sebebiyle yeniden «keşif» ve «bilirkişi incelemesi» yapılmasında fayda olmayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne 5.685,00 TL’nin davalıdan alınıp davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Somut olayda davalı, davacı tarafından sunulan ve davacının imzasını «taşıyan» «taşıma sözleşmesini» kabul etmemiş, olay tarihinde davacının eşyasını taşımadığını savunmuştur.
Dava «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne esas alınan «taşıma sözleşmesinde» davalının imzası bulunmadığı ve davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkar edildiğine göre, davacının davalı ile taşıma sözleşmesi bulunduğunu usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4836 E. 2011/15880 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:malen kaydı · menfi tespit davası · kötüniyet tazminatı · tespit davası · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet · inkar tazminatı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, takibe konu senedin üzerinde «malen kaydının» yer aldığının icra dosyası kapsamından anlaşıldığını, kendi dayanağı olan senetteki sebepten ayrılarak elden para verildiği iddiasını ortaya atarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran davalının bu vakıayı ispat etmesi gerektiğini, borcun varlığını inkar eden davalının bedelin para olarak verildiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davanın icra takibine karşı 20.000 TL bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti %40 «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2-Ancak, mahkemece davalı şirketin kötü niyetli takip yaptığından bahisle, davacı lehine tazminata hükmedilmiş ise de «menfi tespit» davasında, dava borçlu lehine sonuçlandığında borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, davacının talebi üzerine «inkar tazminatına» hükmedileceği İİK'nun 72/5. maddesinde hükme bağlanmıştır.
Bu durumda davalı aleyhine, «kötüniyet tazminatına» hükmedilebilmesi için, yaptığı icra takibinin haksız olması yeterli olmayıp aynı zamanda bu icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının ispat edilmesi gerekir.
Bu nedenle mahkemece, gerekçesi gösterilmeden «kötü niyet tazminatı» talebinin de kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/7659 E. , 2011/17229 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Alanya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/10/2009 tarih ve 2004/520-2009/556 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı tarafından işletilen otel içerisinde bulunan işyerinin fotoğrafçılık yapmak üzere müvekkili tarafından kira sözleşmesiyle kiralandığını, kira akdinin yenilenmesine ve kira bedelinin ödenmesine rağmen müvekkili işyerindeki eşyaların kırılarak davalı tarafından otel dışına çıkartıldığını ve kiraya konu işyerine girişlerinin haksı olarak engellendiğini ileri sürerek, eşyalara verilen zarar olarak 2.100,00 TL, munzam zarar olarak 70.000,00 TL ve 13.500,00 TL ödenmiş kira tutarı olmak üzere toplam 85.600,00 TL’nin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kira sözleşmesinin müvekkilince haklı nedenle feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, kira sözleşmesinin fesih nedeni olarak davalı tarafından ileri sürülen hususların aksinin davacılardan şirket tarafından ispatlanmadığı ve davacılardan gerçek kişilerin sözleşmenin tarafı olmadıklarından aktif dava ehliyetlerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, tacirler arası kira sözleşmesine konu yere davacıların girişinin davalı tarafından engellenerek eşyaların tahrip edildiği iddiasıyla munzam zarar ve eşya bedelinin tazmini ile ödenen kira tutarının istirdadı istemlerine ilişkindir.
TMK’nun 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.
Somut olayda davaya konu tazminat istemlerinden olan kira sözleşmesinin feshi nedeniyle tazminat talebi açısından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği savunmasını ispat yükü davalı kiralayanda olup, mahkemece ispat yükü ters çevrilerek davacı kiracıdan haklı neden olmadığını ispatlaması gerektiğinden bahisle davanın reddi doğru olmamıştır.
Ayrıca, dava konu istemler arasında bulunan kiralanan yerdeki eşyaların davalı tarafından kırılarak dışarıya çıkartıldığı yönündeki iddia ve tazminat istemi hakkında mahkemece hiçbir değerlendirme yapılmaması da yerinde olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, kira sözleşmesinin haklı nedenle feshedildiği savunmasını ispat yükünün kiralayan tarafta olduğu gözetilerek taraf delillerinin toplanması ve davaya konu istemler açısından kiralanan yerin tabi bulunduğu hukuki mevzuat da gözetilerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle kararın davacılar yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 19/12/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040976500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz