Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/11122 E. 2010/2836 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
taşıtan↗ ispat külfeti↗ taşıma sözleşmesi↗ ispat yükü↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin erken feshi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, taraflar arasındaki taşıma akdinin süresinden önce hangi tarafça sonlandırıldığı tespit edilemediği belirtilerek ispat külfeti davalı tarafa yüklenmiş ve taşıma işini davacının kendiliğinden bıraktığı yönündeki davalı savunmasının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, TMK’nun 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.
Bu ilke ışığında, taşıma akdinin sözleşmeye aykırı olarak davalı taşıtan tarafından sonlandırıldığını ileri süren davacının, bu iddiasını ispat yükünün kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı olarak davacının taşıma işini yapmasının engellendiğine ilişkin davacı delillerinin tartışılıp hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükümlülüğü ters çevrilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmediğinden kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7659 E. 2011/17229 K.
Ortak:ispat yükü
İncelediğiniz karardaBu ilke ışığında, taşıma akdinin sözleşmeye aykırı olarak davalı «taşıtan» tarafından sonlandırıldığını ileri süren davacının, bu iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir.
Benzer bu karardaSomut olayda davaya konu tazminat istemlerinden olan «kira sözleşmesinin feshi» nedeniyle tazminat talebi açısından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği savunmasını «ispat yükü» davalı kiralayanda olup, mahkemece ispat yükü ters çevrilerek davacı kiracıdan haklı neden olmadığını ispatlaması gerektiğinden bahisle davanın reddi doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, «kira sözleşmesinin» haklı nedenle feshedildiği savunmasını «ispat yükünün» kiralayan tarafta olduğu gözetilerek taraf delillerinin toplanması ve davaya konu istemler açısından kiralanan yerin tabi bulunduğu hukuki mevzuat da gözetilerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:munzam zarar · tacirler arası dava · sözleşmenin feshi · kira sözleşmesi · fesih · taraf ehliyeti · istirdat · tacir
Benzer bu karardaDava, «tacirler arası» «kira sözleşmesine» konu yere davacıların girişinin davalı tarafından engellenerek eşyaların tahrip edildiği iddiasıyla «munzam zarar» ve eşya bedelinin tazmini ile ödenen kira tutarının «istirdadı» istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «kira sözleşmesinin» «fesih» nedeni olarak davalı tarafından ileri sürülen hususların aksinin davacılardan şirket tarafından ispatlanmadığı ve davacılardan gerçek kişilerin sözleşmenin tarafı olmadıklarından aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davaya konu tazminat istemlerinden olan «kira sözleşmesinin feshi» nedeniyle tazminat talebi açısından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği savunmasını «ispat yükü» davalı kiralayanda olup, mahkemece ispat yükü ters çevrilerek davacı kiracıdan haklı neden olmadığını ispatlaması gerektiğinden bahisle davanın reddi doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, «kira sözleşmesinin» haklı nedenle feshedildiği savunmasını «ispat yükünün» kiralayan tarafta olduğu gözetilerek taraf delillerinin toplanması ve davaya konu istemler açısından kiralanan yerin tabi bulunduğu hukuki mevzuat da gözetilerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2221 E. 2012/3069 K.
Ortak:taşıma sözleşmesi · ispat yükü
İncelediğiniz karardaDava, taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinin» erken feshi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bu ilke ışığında, taşıma akdinin sözleşmeye aykırı olarak davalı «taşıtan» tarafından sonlandırıldığını ileri süren davacının, bu iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir.
Benzer bu kararda1) Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bu ilke ışığında, davalı savunmasında bahsi geçen bonoların kendisine verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmayan davacı tarafın, bu bonoların taşıma akdinden dolayı değil de başka bir ilişki olan karz akdi nedeniyle verildiği iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafça davaya konu borcun ödenmesi için davalıca verildiği iddia edilen 7 ayrı «bononun» dosyaya «ibrazının» sağlanması, keşide tarihleri tespit edilerek taraflar arasındaki ticari ilişki dönemine ait olup olmadıkları bonolar üzerinde varsa veriliş nedeni belirlenmek suretiyle davacı tarafın davalıyla sözleşme kapsamındaki ticari ilişkisinden kaynaklanan alacak miktarıyla yaklaşık olarak örtüşen bir miktarda davalıya borç para verme iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olduğu da değerlendirilerek yapılacak inceleme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükümlülüğü ters çevrilerek «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmediğinden kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kabul beyanı · bono · ticari defter · ihtarname · tacir · inkar tazminatı · cy/cy kaydı · eksik inceleme
Benzer bu karardaZira, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuyla da «tacir» olan davacı şirket «ticari defterlerinde», davalıya borç verildiğine ilişkin herhangi bir «kaydın» bulunmadığı belirlenmiş durumdadır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının asıl borç miktarına ilişkin «kabul beyanı» uyarınca davalı borcunun 75.343,50 TL olduğu ve bu borcun davalı tarafından davacıya verilen bonolarla ödendiğinin ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibine vaki itirazın işlemiş faiziyle birlikte 77.289,32 TL için iptaline, «inkar tazminatı» istemini ise reddine karar verilmiştir.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafça davaya konu borcun ödenmesi için davalıca verildiği iddia edilen 7 ayrı «bononun» dosyaya «ibrazının» sağlanması, keşide tarihleri tespit edilerek taraflar arasındaki ticari ilişki dönemine ait olup olmadıkları bonolar üzerinde varsa veriliş nedeni belirlenmek suretiyle davacı tarafın davalıyla sözleşme kapsamındaki ticari ilişkisinden kaynaklanan alacak miktarıyla yaklaşık olarak örtüşen bir miktarda davalıya borç para verme iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olduğu da değerlendirilerek yapılacak inceleme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükümlülüğü ters çevrilerek «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmediğinden kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek, davalı savunmasında geçen “taşıma ilişkisinden dolayı davacıya olan borcun «bonolar» verilmek suretiyle ödendiği” yönündeki savunmanın ispatlanmadığı belirtilmiştir.
-
Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/3355 E. 2011/14671 K.
Ortak:ispat yükü
İncelediğiniz karardaBu ilke ışığında, taşıma akdinin sözleşmeye aykırı olarak davalı «taşıtan» tarafından sonlandırıldığını ileri süren davacının, bu iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir.
Benzer bu karardaBu ilke ışığında, davaya konu gümrük hizmetinin «ayıplı ifa» edildiğini ileri süren davacının, bu iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayıplı ifa · müddeabih · hizmet sözleşmesi · ifa · eksik inceleme · ibraz · temsil
Benzer bu karardaBu ilke ışığında, davaya konu gümrük hizmetinin «ayıplı ifa» edildiğini ileri süren davacının, bu iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir.
Ayrıca, davalı taraf savunmasında, gümrük işlemlerinde emtiayı «temsil» eden “gümrük tarife istatistik pozisyonu” (GTİP) numarasının gümrük hizmeti alan davacı tarafından tespit edildiğini ve davacı yükümlülüğünde olan bu bildirime dayalı olarak kendisi tarafından işlemlerin yapıldığını savunmuş olup, hatalı olduğu gümrük idaresince tespit edilen numaranın davacı tarafından TSE belgesi alınırken de kullanıldığını ileri sürerek anılan belgenin suretini dosyaya «ibraz» etmiştir.
Dava, «hizmet sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Oysa, TMK’nun 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri «müddeasını» ispata mecburdur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/790 E. 2017/619 K.
Ortak:taşıma sözleşmesi · ispat yükü
İncelediğiniz karardaDava, taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinin» erken feshi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bu ilke ışığında, taşıma akdinin sözleşmeye aykırı olarak davalı «taşıtan» tarafından sonlandırıldığını ileri süren davacının, bu iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir.
Benzer bu karardaYani, «menfi tespit» davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, «ispat yükü» bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır.
Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumda «ispat yükü» davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer.
Görülmektedir ki, «menfi tespit» davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını «ispat yükü» davalı alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin varlığını kanıtlamak durumundadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/02/2015 tarih, 2013/19-1362 E-2015/826 K. sayılı, 20/04/2016 tarih, 2014/13-856 E-2016/523 K.) Somut olayda, davalı alacaklı tarafça faturaya dayalı icra takibi başlatılmış ise de, tek taraflı olarak «fatura» düzenlenip, «ticari defterlere» kaydedilmesi akdi ilişkinin varlığını ispata yeterli değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:akdi ilişkinin ispatı · tanık delili · irsaliye · ticari defter kayıtları · ticari defter · fatura · menfi tespit · teslim
Benzer bu karardaGörülmektedir ki, «menfi tespit» davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını «ispat yükü» davalı alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin varlığını kanıtlamak durumundadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 18/02/2015 tarih, 2013/19-1362 E-2015/826 K. sayılı, 20/04/2016 tarih, 2014/13-856 E-2016/523 K.) Somut olayda, davalı alacaklı tarafça faturaya dayalı icra takibi başlatılmış ise de, tek taraflı olarak «fatura» düzenlenip, «ticari defterlere» kaydedilmesi akdi ilişkinin varlığını ispata yeterli değildir.
Ayrıca, ancak «akdi ilişkinin ispatı» halinde mal «teslimi» hususunda tanık dinlenebileceğinden, akdi ilişki, uyuşmazlık kapsamında ise, taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinin» varlığının «tanık delili» ile ispatı mümkün olmayıp, 6100 sayılı HMK'nın 200. maddesi uyarınca yazılı delille kanıtlanması gerekmektedir.
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların «ticari defterlerinin» usulüne uygun olarak tutulduğu, davacı defterlerine göre davalıya borçlu olmadığı ve aralarında herhangi bir ticari irtibat bulunmadığı, davalı defterlerinde ise, davacının davalıya 3.186,00 TL borçlu olduğunun görüldüğü, bu kapsamda tanık beyanları dikkate alındığında, davalı firmada şoförlük yapan tanıkların beyanlarından davalının nakliye firması olduğu, nakliye firmasında şoför olarak çalıştıkları, davacı firmaya ait meyve sularını ... ve ...'dan yükleyerek ...'a götürdükleri, davalı tarafından sunulan ve tanık ... tarafından imzalanan taşıma «irsaliyelerinde» yapılan nakliye işinin açıkça görüldüğü ayrıca, davaya konu icra dosyasında verilen tedbir kararı ile takibin durduğu gerekçesiyle, davanın reddi ile takip konusu …
Zira, dosya kapsamı itibariyle anılan faturanın davacıya tebliğ edildiğine dair bir belge bulunmadığı gibi, taraf «ticari defterlerinin» bilirkişi marifetiyle incelenmesi neticesinde takip konusu faturanın davacı «ticari defterlerinde kayıtlı» olmadığı da tespit edilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/11122 E. , 2010/2836 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 18.04.2008 tarih ve 2006/63-2008/262 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 12.680,00 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili; taraflar arasında 01.01.2002 ile 31.12.2002 tarihlerini kapsayan taşıma sözleşmesi imzalandığını, buna göre davalıya ait ticari emtianın mağazalara taşınması işinin müvekkilince üstlenildiğini, davalının taşıma sözleşmesini fesih şartlarına uymaksızın 31.08.2003 tarihinde feshederek mal akışını durdurduğunu, müvekkilinin bu nedenle zarara uğradığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı olarak şimdilik erken fesih nedeniyle uğranılan zarardan ötürü 7.000,00 TL, eksik tonajda emtia taşıtılması nedeniyle oluşan kazanç kaybı olarak 2.000,00 TL ve müspet zarar olarak 1.000,00 TL’nin faiziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, taşıma sözleşmesinin 31.08.2002 tarihi itibariyle fiilen davacının kendisinin taşımayı sonlandırması nedeniyle sona erdiğini ve 3,5 yıl sonra dava açılmasının iyiniyetli olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma ve bilirkişi raporuna göre, dava konusu taşımayı davacının sona erdirdiğine ilişkin davalı taşıtanın delil ibraz edemediğinden sözleşmenin erken feshi nedeniyle davacı zararının tazmini gerektiği ve sözleşmenin ifa edilmediği bakiye 4 aylık dönemdeki davacı hakedişinin önceki aylara ilişkin faturaya göre 126.192,49 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, fesih nedeniyle uğranılan zarardan ötürü taleple bağlı olarak şimdilik 7.000,00 TL’nin davalıdan faiziyle tahsiline, sair istemlerin reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, taraflar arasındaki taşıma sözleşmesinin erken feshi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Mahkemece, taraflar arasındaki taşıma akdinin süresinden önce hangi tarafça sonlandırıldığı tespit edilemediği belirtilerek ispat külfeti davalı tarafa yüklenmiş ve taşıma işini davacının kendiliğinden bıraktığı yönündeki davalı savunmasının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Oysa, TMK’nun 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.
Bu ilke ışığında, taşıma akdinin sözleşmeye aykırı olarak davalı taşıtan tarafından sonlandırıldığını ileri süren davacının, bu iddiasını ispat yükünün kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine aykırı olarak davacının taşıma işini yapmasının engellendiğine ilişkin davacı delillerinin tartışılıp hasıl olacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükümlülüğü ters çevrilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmediğinden kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 15.03.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1013920600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz