İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/2221 E. 2012/3069 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kabul beyanı↗ ön inceleme aşaması↗ taşıma sözleşmesi↗ ispat yükü↗ bono↗ ticari defter↗ ihtarname↗ tacir↗ inkar tazminatı↗ cy/cy kaydı↗ eksik inceleme↗ ibraz↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının asıl borç miktarına ilişkin kabul beyanı uyarınca davalı borcunun 75.343,50 TL olduğu ve bu borcun davalı tarafından davacıya verilen bonolarla ödendiğinin ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibine vaki itirazın işlemiş faiziyle birlikte 77.289,32 TL için iptaline, inkar tazminatı istemini ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1) Dava, taşıma sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek, davalı savunmasında geçen “taşıma ilişkisinden dolayı davacıya olan borcun bonolar verilmek suretiyle ödendiği” yönündeki savunmanın ispatlanmadığı belirtilmiştir.
Oysa, TMK’nun 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.
Bu ilke ışığında, davalı savunmasında bahsi geçen bonoların kendisine verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmayan davacı tarafın, bu bonoların taşıma akdinden dolayı değil de başka bir ilişki olan karz akdi nedeniyle verildiği iddiasını ispat yükünün kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir. Zira, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuyla da tacir olan davacı şirket ticari defterlerinde, davalıya borç verildiğine ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı belirlenmiş durumdadır.
Ayrıca, davalı tarafın delil listesinde belirttiği 04.04.2008 tarih ve 2366 yevmiye nolu ihtarnamesinde yer alan ve ödeme iddiasının dayanağı olan bonoların dosyaya celbi sağlanıp incelenmeden hüküm tesisi de doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafça davaya konu borcun ödenmesi için davalıca verildiği iddia edilen 7 ayrı bononun dosyaya ibrazının sağlanması, keşide tarihleri tespit edilerek taraflar arasındaki ticari ilişki dönemine ait olup olmadıkları bonolar üzerinde varsa veriliş nedeni belirlenmek suretiyle davacı tarafın davalıyla sözleşme kapsamındaki ticari ilişkisinden kaynaklanan alacak miktarıyla yaklaşık olarak örtüşen bir miktarda davalıya borç para verme iddiasını ispat yükünün kendisinde olduğu da değerlendirilerek yapılacak inceleme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükümlülüğü ters çevrilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmediğinden kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz nedenlerinin incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/11122 E. 2010/2836 K.
Ortak:taşıma sözleşmesi · ispat yükü
İncelediğiniz kararda1) Dava, «taşıma sözleşmesine» dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Bu ilke ışığında, davalı savunmasında bahsi geçen bonoların kendisine verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmayan davacı tarafın, bu bonoların taşıma akdinden dolayı değil de başka bir ilişki olan karz akdi nedeniyle verildiği iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafça davaya konu borcun ödenmesi için davalıca verildiği iddia edilen 7 ayrı «bononun» dosyaya «ibrazının» sağlanması, keşide tarihleri tespit edilerek taraflar arasındaki ticari ilişki dönemine ait olup olmadıkları bonolar üzerinde varsa veriliş nedeni belirlenmek suretiyle davacı tarafın davalıyla sözleşme kapsamındaki ticari ilişkisinden kaynaklanan alacak miktarıyla yaklaşık olarak örtüşen bir miktarda davalıya borç para verme iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olduğu da değerlendirilerek yapılacak inceleme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükümlülüğü ters çevrilerek «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmediğinden kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDava, taraflar arasındaki «taşıma sözleşmesinin» erken feshi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bu ilke ışığında, taşıma akdinin sözleşmeye aykırı olarak davalı «taşıtan» tarafından sonlandırıldığını ileri süren davacının, bu iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıtan · ispat külfeti
Benzer bu karardaMahkemece, taraflar arasındaki taşıma akdinin süresinden önce hangi tarafça sonlandırıldığı tespit edilemediği belirtilerek «ispat külfeti» davalı tarafa yüklenmiş ve taşıma işini davacının kendiliğinden bıraktığı yönündeki davalı savunmasının ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu ilke ışığında, taşıma akdinin sözleşmeye aykırı olarak davalı «taşıtan» tarafından sonlandırıldığını ileri süren davacının, bu iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/7659 E. 2011/17229 K.
Ortak:ispat yükü · tacir
İncelediğiniz karardaBu ilke ışığında, davalı savunmasında bahsi geçen bonoların kendisine verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmayan davacı tarafın, bu bonoların taşıma akdinden dolayı değil de başka bir ilişki olan karz akdi nedeniyle verildiği iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir.
Zira, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuyla da «tacir» olan davacı şirket «ticari defterlerinde», davalıya borç verildiğine ilişkin herhangi bir «kaydın» bulunmadığı belirlenmiş durumdadır.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafça davaya konu borcun ödenmesi için davalıca verildiği iddia edilen 7 ayrı «bononun» dosyaya «ibrazının» sağlanması, keşide tarihleri tespit edilerek taraflar arasındaki ticari ilişki dönemine ait olup olmadıkları bonolar üzerinde varsa veriliş nedeni belirlenmek suretiyle davacı tarafın davalıyla sözleşme kapsamındaki ticari ilişkisinden kaynaklanan alacak miktarıyla yaklaşık olarak örtüşen bir miktarda davalıya borç para verme iddiasını «ispat yükünün» kendisinde olduğu da değerlendirilerek yapılacak inceleme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükümlülüğü ters çevrilerek «eksik incelemeyle» yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmediğinden kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer bu karardaDava, «tacirler arası» «kira sözleşmesine» konu yere davacıların girişinin davalı tarafından engellenerek eşyaların tahrip edildiği iddiasıyla «munzam zarar» ve eşya bedelinin tazmini ile ödenen kira tutarının «istirdadı» istemlerine ilişkindir.
Somut olayda davaya konu tazminat istemlerinden olan «kira sözleşmesinin feshi» nedeniyle tazminat talebi açısından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği savunmasını «ispat yükü» davalı kiralayanda olup, mahkemece ispat yükü ters çevrilerek davacı kiracıdan haklı neden olmadığını ispatlaması gerektiğinden bahisle davanın reddi doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, «kira sözleşmesinin» haklı nedenle feshedildiği savunmasını «ispat yükünün» kiralayan tarafta olduğu gözetilerek taraf delillerinin toplanması ve davaya konu istemler açısından kiralanan yerin tabi bulunduğu hukuki mevzuat da gözetilerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:munzam zarar · tacirler arası dava · sözleşmenin feshi · kira sözleşmesi · fesih · taraf ehliyeti · istirdat
Benzer bu karardaDava, «tacirler arası» «kira sözleşmesine» konu yere davacıların girişinin davalı tarafından engellenerek eşyaların tahrip edildiği iddiasıyla «munzam zarar» ve eşya bedelinin tazmini ile ödenen kira tutarının «istirdadı» istemlerine ilişkindir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, «kira sözleşmesinin» «fesih» nedeni olarak davalı tarafından ileri sürülen hususların aksinin davacılardan şirket tarafından ispatlanmadığı ve davacılardan gerçek kişilerin sözleşmenin tarafı olmadıklarından aktif dava «ehliyetlerinin» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda davaya konu tazminat istemlerinden olan «kira sözleşmesinin feshi» nedeniyle tazminat talebi açısından sözleşmenin haklı nedenle feshedildiği savunmasını «ispat yükü» davalı kiralayanda olup, mahkemece ispat yükü ters çevrilerek davacı kiracıdan haklı neden olmadığını ispatlaması gerektiğinden bahisle davanın reddi doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, «kira sözleşmesinin» haklı nedenle feshedildiği savunmasını «ispat yükünün» kiralayan tarafta olduğu gözetilerek taraf delillerinin toplanması ve davaya konu istemler açısından kiralanan yerin tabi bulunduğu hukuki mevzuat da gözetilerek yapılacak değerlendirme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacılar yararına bozulması gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10405 E. 2012/15553 K.
Ortak:kabul beyanı · inkar tazminatı · İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının asıl borç miktarına ilişkin «kabul beyanı» uyarınca davalı borcunun 75.343,50 TL olduğu ve bu borcun davalı tarafından davacıya verilen bonolarla ödendiğinin ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibine vaki itirazın işlemiş faiziyle birlikte 77.289,32 TL için iptaline, «inkar tazminatı» istemini ise reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlara göre, davalının asıl borç miktarına ilişkin «kabul beyanı» uyarınca davalı borcunun 75.343,50 TL olduğu ve bu borcun davalı tarafından davacıya verilen bonolarla ödendiğinin ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibine vaki itirazın işlemiş faiziyle birlikte 77.289,32 TL için iptaline, «inkar tazminatı» istemini ise reddine dair tesis edilen karar, taraf vekillerinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/2221 E. , 2012/3069 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 23/03/2010 tarih ve 2008/358-2010/178 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya taşıma hizmeti verdiğini, ayrıca müvekkili tarafından davalıya nakden borç para verildiğini ve bu borç karşılığı davalıdan çek ve bonolar alındığını, ancak davalının sözleşmeden kaynaklanan borcunu ödemediğini ve borç para karşılığı verilen bonoların sözleşme borcunun ödemesi için verildiği iddiasında bulunduğunu, oysa davalının ödeme iddiasını yazılı belgeyle ispatlamasının gerektiğini, davalıya verilen hizmet karşılığı hakedilen faturalara dayalı ücret ödenmediğinden 95.077,00 TL asıl alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline ve inkâr tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davaya konu borcun bonolar verilmek suretiyle ödendiğini, bonolar üzerinde “malen” kaydının bulunduğunu savunarak davanın reddini ve davacı aleyhine kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalının asıl borç miktarına ilişkin kabul beyanı uyarınca davalı borcunun 75.343,50 TL olduğu ve bu borcun davalı tarafından davacıya verilen bonolarla ödendiğinin ispatlanmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, icra takibine vaki itirazın işlemiş faiziyle birlikte 77.289,32 TL için iptaline, inkar tazminatı istemini ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1) Dava, taşıma sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilerek, davalı savunmasında geçen “taşıma ilişkisinden dolayı davacıya olan borcun bonolar verilmek suretiyle ödendiği” yönündeki savunmanın ispatlanmadığı belirtilmiştir.
Oysa, TMK’nun 6. maddesi uyarınca kural olarak, aksi kanunca belirlenmedikçe iki taraftan her biri iddiasını ispata mecburdur. Bu hüküm, kaynak İsviçre Medeni Kanunu’ndaki şekli gibi, “bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran taraf, o vakıayı ispat etmelidir” şeklinde anlaşılmalıdır.
Bu ilke ışığında, davalı savunmasında bahsi geçen bonoların kendisine verildiği konusunda uyuşmazlık bulunmayan davacı tarafın, bu bonoların taşıma akdinden dolayı değil de başka bir ilişki olan karz akdi nedeniyle verildiği iddiasını ispat yükünün kendisinde olacağının kabulü gerekmektedir. Zira, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporuyla da tacir olan davacı şirket ticari defterlerinde, davalıya borç verildiğine ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı belirlenmiş durumdadır.
Ayrıca, davalı tarafın delil listesinde belirttiği 04.04.2008 tarih ve 2366 yevmiye nolu ihtarnamesinde yer alan ve ödeme iddiasının dayanağı olan bonoların dosyaya celbi sağlanıp incelenmeden hüküm tesisi de doğru olmamıştır.
Bu durumda mahkemece, davacı tarafça davaya konu borcun ödenmesi için davalıca verildiği iddia edilen 7 ayrı bononun dosyaya ibrazının sağlanması, keşide tarihleri tespit edilerek taraflar arasındaki ticari ilişki dönemine ait olup olmadıkları bonolar üzerinde varsa veriliş nedeni belirlenmek suretiyle davacı tarafın davalıyla sözleşme kapsamındaki ticari ilişkisinden kaynaklanan alacak miktarıyla yaklaşık olarak örtüşen bir miktarda davalıya borç para verme iddiasını ispat yükünün kendisinde olduğu da değerlendirilerek yapılacak inceleme sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ispat yükümlülüğü ters çevrilerek eksik incelemeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde görülmediğinden kararın açıklanan nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
2-) Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz nedenlerinin incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 02/03/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1022415200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz