Borçlu Olmadığının Tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/4836 E. 2011/15880 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
malen kaydı↗ menfi tespit davası↗ kötüniyet tazminatı↗ tespit davası↗ kötü niyet tazminatı↗ kötü niyet↗ kötüniyet↗ inkar tazminatı↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, takibe konu senedin üzerinde malen kaydının yer aldığının icra dosyası kapsamından anlaşıldığını, kendi dayanağı olan senetteki sebepten ayrılarak elden para verildiği iddiasını ortaya atarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran davalının bu vakıayı ispat etmesi gerektiğini, borcun varlığını inkar eden davalının bedelin para olarak verildiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davanın icra takibine karşı 20.000 TL bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti %40 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, mahkemece davalı şirketin kötü niyetli takip yaptığından bahisle, davacı lehine tazminata hükmedilmiş ise de menfi tespit davasında, dava borçlu lehine sonuçlandığında borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, davacının talebi üzerine inkar tazminatına hükmedileceği İİK'nun 72/5. maddesinde hükme bağlanmıştır. Bu durumda davalı aleyhine, kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, yaptığı icra takibinin haksız olması yeterli olmayıp aynı zamanda bu icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının ispat edilmesi gerekir. Davacı borçlu tarafından davalının kötü niyetli olarak icra takibi yaptığı kanıtlanamamıştır.
Bu nedenle mahkemece, gerekçesi gösterilmeden kötü niyet tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3092 E. 2021/3951 K.
Ortak:malen kaydı · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, takibe konu senedin üzerinde «malen kaydının» yer aldığının icra dosyası kapsamından anlaşıldığını, kendi dayanağı olan senetteki sebepten ayrılarak elden para verildiği iddiasını ortaya atarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran davalının bu vakıayı ispat etmesi gerektiğini, borcun varlığını inkar eden davalının bedelin para olarak verildiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davanın icra takibine karşı 20.000 TL bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti %40 «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… emece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, her ne kadar kambiyo senetleri sebepten soyut olsa da alacağın kaynağının 90'lı yıllardaki kira alacağı ve bunun «gecikme tazminatı» olduğu davalı tarafça dile getirilmiş fakat bu alacak talebinin, yakın akrabalar arasında olması ve yaklaşık 15-20 yıl sonra istenmesi MK m.2 ve m.3'e uygun görülmemiş, kira alacağının varlığı yönünde araştırma yapılmasına bu nedenle gerek duyulmamış, yine «malen kaydının» varlığına rağmen senedin kaynağının farklı bir «kira ilişkisinden kaynaklandığı» ifade edilmesi çelişkili görülmüş, aile içinde sonradan ortaya çıkan «husumet» nedeni ile senedin takibe konulduğu kanaati ile TTK, HMK, İİK, BK ve MK normları da dikkate alınarak davalı alacaklının alacağın varlığını ispatlayamadığı gerekçes …
Bölge adliye mahkemesince, davacının senedin kendisinden «hile» ile alındığını ispatla yükümlü olduğunu, davacının dava konusu senedin davalıya çekeceği kredinin «teminatı» olarak verdiğini davacının bu hususta kendisini kandırdığını, yani senedin kendisinden hile ile alındığı iddiasını kanıtlayamadığını, senette «malen kaydı» bulunduğu, davalı senedin kira alacağına istinaden düzenlendiğini iddia ettiğinden senette malen kaydının bulunması «senedin talili» niteliğinde olmadığı, bonodaki malen kaydının davalının senedin kira bedeli karşılığı düzenlendiği iddiası ile uyuştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf taleb …
Davalının beyanı “«malen” kaydı» bulunan «bononun» «talili» niteliğindedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:senedin talili · kira ilişkisinden kaynaklanan dava · gecikme tazminatı · kira ilişkisi · talil · delillerin toplanmaması · hile · kambiyo senedi
Benzer bu kararda… emece yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, her ne kadar kambiyo senetleri sebepten soyut olsa da alacağın kaynağının 90'lı yıllardaki kira alacağı ve bunun «gecikme tazminatı» olduğu davalı tarafça dile getirilmiş fakat bu alacak talebinin, yakın akrabalar arasında olması ve yaklaşık 15-20 yıl sonra istenmesi MK m.2 ve m.3'e uygun görülmemiş, kira alacağının varlığı yönünde araştırma yapılmasına bu nedenle gerek duyulmamış, yine «malen kaydının» varlığına rağmen senedin kaynağının farklı bir «kira ilişkisinden kaynaklandığı» ifade edilmesi çelişkili görülmüş, aile içinde sonradan ortaya çıkan «husumet» nedeni ile senedin takibe konulduğu kanaati ile TTK, HMK, İİK, BK ve MK normları da dikkate alınarak davalı alacaklının alacağın varlığını ispatlayamadığı gerekçes …
Bölge adliye mahkemesince, davacının senedin kendisinden «hile» ile alındığını ispatla yükümlü olduğunu, davacının dava konusu senedin davalıya çekeceği kredinin «teminatı» olarak verdiğini davacının bu hususta kendisini kandırdığını, yani senedin kendisinden hile ile alındığı iddiasını kanıtlayamadığını, senette «malen kaydı» bulunduğu, davalı senedin kira alacağına istinaden düzenlendiğini iddia ettiğinden senette malen kaydının bulunması «senedin talili» niteliğinde olmadığı, bonodaki malen kaydının davalının senedin kira bedeli karşılığı düzenlendiği iddiası ile uyuştuğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf taleb …
Dava «kambiyo senedine» dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine ilişkindir.
Davalının beyanı “«malen” kaydı» bulunan «bononun» «talili» niteliğindedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/12242 E. 2011/15335 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bedelsizlik · tüzel kişilik · taahhütname · hasar
Benzer bu karardaMahkemece,davalı şirketin hukuken ayrı «tüzel kişiliği» bulunduğu, şirket müdürünün hisse devreden kişiye, şirkete ait aracı «bedelsiz» olarak vermeyi «taahhüt» etmesinin geçerli olmadığı, «hasar» bedelinin sigorta şirketinden talep edilmesinin davalının takdirinde bulunduğu, davacının davalı şirketi böyle bir davranışa zorlayamayacağı gerekçesiyle, davanın …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/201 E. 2011/619 K.
Ortak:menfi tespit davası · kötüniyet tazminatı · tespit davası · kötü niyet tazminatı · kötü niyet · kötüniyet · inkar tazminatı · menfi tespit
İncelediğiniz kararda2-Ancak, mahkemece davalı şirketin kötü niyetli takip yaptığından bahisle, davacı lehine tazminata hükmedilmiş ise de «menfi tespit» davasında, dava borçlu lehine sonuçlandığında borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, davacının talebi üzerine «inkar tazminatına» hükmedileceği İİK'nun 72/5. maddesinde hükme bağlanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, takibe konu senedin üzerinde «malen kaydının» yer aldığının icra dosyası kapsamından anlaşıldığını, kendi dayanağı olan senetteki sebepten ayrılarak elden para verildiği iddiasını ortaya atarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran davalının bu vakıayı ispat etmesi gerektiğini, borcun varlığını inkar eden davalının bedelin para olarak verildiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davanın icra takibine karşı 20.000 TL bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti %40 «kötü niyet tazminatının» davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Bu durumda davalı aleyhine, «kötüniyet tazminatına» hükmedilebilmesi için, yaptığı icra takibinin haksız olması yeterli olmayıp aynı zamanda bu icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının ispat edilmesi gerekir.
Benzer bu kararda2-Ancak, mahkemece davalı kooperatifin kötü niyetli takip yaptığından bahisle, davacı lehine tazminata hükmedilmiş ise de «menfi tespit» davasında, dava borçlu lehine hükme bağlandığında borçluyu «menfi tespit davası» açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, davacının talebi üzerine «inkar tazminatına» hükmedileceği İİK'nun 72/5. maddesine hükme bağlanmıştır.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu senetlerdeki imzaların davacının eli ürünü olmadığı,davalının «yemin» delinini kullandığı, borcu ispat edemediği, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle,davanın kabulüne, «kötüniyet tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
Bu nedenle mahkemece, yazılı gerekçelerle «kötü niyet tazminatı» talebinin de kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yemin
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, dava konusu senetlerdeki imzaların davacının eli ürünü olmadığı,davalının «yemin» delinini kullandığı, borcu ispat edemediği, takibin haksız ve kötü niyetli olduğu gerekçesiyle,davanın kabulüne, «kötüniyet tazminatının» tahsiline karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/4836 E. , 2011/15880 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Nizip Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/12/2009 tarih ve 2008/309-2009/849 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi.....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili hakkında icra takibi yaptığını, icra takibine konu senedin dava dışı ....’e teminat olarak verdiğini, senedin düzenlenme nedeninin malen olduğu, davalı şirketin muhasebe kayıtları incelendiğinde böyle bir borcun olmadığının tespit edileceğini ileri sürerek müvekkilinin borcu olmadığının tespiti ile %40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın konusunu oluşturan senede ilişkin alacağın borç para ilişkisinden kaynaklandığını, teslim edilmiş mal olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre, takibe konu senedin üzerinde malen kaydının yer aldığının icra dosyası kapsamından anlaşıldığını, kendi dayanağı olan senetteki sebepten ayrılarak elden para verildiği iddiasını ortaya atarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran davalının bu vakıayı ispat etmesi gerektiğini, borcun varlığını inkar eden davalının bedelin para olarak verildiğini ispat edemediği gerekçesiyle davanın kabulü ile davanın icra takibine karşı 20.000 TL bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespiti %40 kötü niyet tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, mahkemece davalı şirketin kötü niyetli takip yaptığından bahisle, davacı lehine tazminata hükmedilmiş ise de menfi tespit davasında, dava borçlu lehine sonuçlandığında borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırsa, davacının talebi üzerine inkar tazminatına hükmedileceği İİK'nun 72/5. maddesinde hükme bağlanmıştır. Bu durumda davalı aleyhine, kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, yaptığı icra takibinin haksız olması yeterli olmayıp aynı zamanda bu icra takibinin kötü niyetli olarak yapıldığının ispat edilmesi gerekir. Davacı borçlu tarafından davalının kötü niyetli olarak icra takibi yaptığı kanıtlanamamıştır.
Bu nedenle mahkemece, gerekçesi gösterilmeden kötü niyet tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulüyle, kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25/11/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034432300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz