Müdürün azli ve sorumluluğu davasında somutlaştırma ve ispat yükü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7074 E. 2024/3167 K. · · İlk derece: Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
Limited şirket müdürünün azli ve şirket zararının tazmini istemlerinde, yönetim hakkında bilgilendirme yapılmadığı ve şirketin zarara uğratıldığına dair izlenim bulunduğu yolundaki soyut beyanlar yeterli değildir; davacı, azil ve sorumluluk sebebi saydığı fiilleri (örneğin hangi malvarlığı unsurlarının elden çıkarıldığını) somutlaştırmak ve taraflarca hazırlama ilkesi gereği delillerini basit yargılama usulünde dilekçeleriyle birlikte bildirmek zorundadır; bu yük yerine getirilmezse dava sübut bulmadığından reddedilir.
Ele alınan sorunlar
Limited şirket müdürünün azli ve sorumluluğu iddialarının somutlaştırılması ve ispatı → ret
İddia: Davacı, münferiden temsile yetkili müdürün kuruluştan bu yana şirket yönetimi hakkında bilgilendirme yapmadığını, ihtarnameye cevap vermediğini, şirket malvarlığındaki bazı araçları sattığını ve satış gelirlerinin akıbetini açıklamadığını, zararın ancak bilirkişi incelemesiyle belirlenebileceğini, ticari defterleri elinde bulunduran tarafın davalı olduğunu ve HMK'nın 220 nci maddesi uyarınca işlem yapılmadığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: Mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 31 inci maddesi kapsamında dava dilekçesinin açıklattırılması ve uğranıldığı iddia edilen zararın kim adına tahsilinin talep edildiğinin açıkça belirtilmesi için süre verilmiş; davacı vekilinin beyan dilekçesinde şirketin uğradığı zararın şirkete ödenmesi istenmiş, şirket yönetimi hakkında bilgilendirme yapılmadığı ve şirketin zarara uğradığına yönelik izlenimlerin bulunduğu belirtilmiş, şirket malvarlığındaki araçların satıldığı ileri sürülmüş, bunun dışında somut bir beyana rastlanmamıştır. Hangi araçların satıldığı açıkça belirtilmediğinden davacı iddialarını somutlaştırmamış, taraflarca hazırlama ilkesi gereğince iddiasını ispata yönelik delil ibraz etmemiş ve iddiasını ispatlayamamıştır; bu nedenle dava sübut bulmamıştır. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Basit yargılama usulünde delillerin dilekçeyle bildirilmesi ve son oturumda mazeret talebinin reddi → ret
İddia: Davacı, karar verilen celsede mazeret sunduklarını, mazeretin haksız olarak kabul edilmediğini ve bilirkişi raporuna karşı beyan süresi dolmadan dosyanın karara çıkarıldığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: 6100 sayılı Kanun'un 318 inci maddesine göre taraflar dilekçeleri ile birlikte tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek, ellerinde bulunan delilleri dilekçeye eklemek ve başka yerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer vermek zorundadır. Davacı tarafından üst üste mazeret bildirildiği gerekçesiyle mahkemece son oturumda davacı vekilinin mazeret talebinin reddine karar verilmiştir. (Yargıtay'ca onanan Bölge Adliye Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Müdürün azli ve sorumluluğu davalarında soyut zarar izlenimlerinin yeterli olmadığı, davacının fiilleri somutlaştırma ve delillerini süresinde bildirme yükü altında bulunduğu yönüyle emsal değer taşır.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
limited şirket müdürünün azli↗ müdürün özen ve bağlılık yükümlülüğü↗ rekabet yasağı↗ kayyım atanması↗ somutlaştırma yükü↗ taraflarca hazırlama ilkesi↗ ispat yükü↗ basit yargılama usulü↗ ticari defterlerin ibrazı↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/15418 E. 2014/5288 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürlüğü · şirket müdürü · şirket zararı · ek prim · ıslah · vekalet ücreti · temsil
Benzer bu karardaU..'ın şirketi yönetirken basiretsiz davranışları nedeni ile «şirketi zarara» uğrattığı, yine anılan davalının SGK «primlerini» ve vergi borçlarını ödemediği, «şirket müdürlüğüne» davacının atanması yönündeki «ıslah» dilekçesine davalının herhangi bir itirazının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
2-Davacı vekilinin temyizine gelince; dava, davalı «şirketin müdürü» olan diğer davalının müdürlükten azli ve yerine davacının müdür olarak atanması istemine ilişkin olup, davanın kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen mahkemece, kendisini vekile «temsil» ettiren davacı yararına «vekalet ücretine» hükmedilmemiş olması doğru görülmediği gibi davacı tarafından yatırıldığı anlaşılan kayyum ücreti konusunda da bir karar verilmemiş olması doğru bulunmamış, bu ned …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/8301 E. 2014/14461 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:husumet
Benzer bu karardaMahkemece, kayyumun azli ve atanması davasında «husumetin» diğer ortaklar yanında şirkete yöneltilmesi gerekirken davanın kayyuma karşı açıldığı gerekçesi ile davanın husumetten reddine karar verilmiştir.
Dava, kayyumun azli ve değiştirilmesi talebine ilişkin olup, «husumet» azli istenilen kayyuma yöneltilmiştir.
Mahkemece, «husumetin» şirkete ve şirket ortaklarına yöneltilmesi gerektiğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, şirket kayyum tarafından yönetilmekte olup, bu nedenle davada husumetin kayyuma yöneltilmesi yeterli olup, davanın reddi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Kıymetli evrak iptal | Çek iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/4008 E. 2014/10056 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mazeret dilekçesi · kıymetli evrak iptali · dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · kıymetli evrak · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaDava, «kıymetli evrak iptali» istemine ilişkin olup; mahkemece; davacı vekilinin elektronik ortamda gönderdiği 16/10/2012 tarihli mesleki «mazeret dilekçesine» rağmen, duruşmaya mazereti olmaksızın katılmadığından bahisle; 17/10/2012 tarihinde «dosyanın işlemden kaldırılması» kararı verilerek ve usulüne uygun olmayan işlemden kaldırma kararı esas alınarak 3 ay sonra dosyanın «yenilenmemesi» nedeniyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış,kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11611 E. 2016/8322 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mazeret dilekçesi · hisse devrinin iptali · dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · hisse devri · açılmamış sayılma
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin duruşmaya katılmadığı gibi «mazeret dilekçesi» de göndermediği için «dosyanın işlemden kaldırıldığı», bu tarihten itibaren üç aylık yasal sürede de dosyanın «yenilenmediği» gerekçesiyle HMK'nın 150. maddesi uyarınca 22/08/2014 tarihi itibariyle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Mahkemece, 22.05.2014 tarihli celsede, davacılar vekilinin katılmadığı ve «mazeret» de bildirmediği gerekçesiyle «dosyanın işlemden kaldırılmasına» karar verilmiş, üç aylık yasal sürede de dosya «yenilenmediği» için «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece davacı vekilinin «mazeretinin» değerlendirilmesi ve olumlu yada «olumsuz» bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçelerle «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, şirket hisselerini devralan davalının hisse bedellerini ödememesi nedeniyle «hisse devrinin iptali» istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/1270 E. 2013/18287 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mazeret · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · yenileme
Benzer bu karardaMahkemece, davanın 12/06/2012 tarihli duruşmada takip edilmemesi nedeniyle «işlemden kaldırıldığı», işlemden kaldırıldığı tarihten itibaren de HMK'nın 150. maddesinde öngörülen üç aylık süre içinde «yenilenmediği», gerekçesiyle davanın HMK'nın 150. maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına», karar verilmiştir.
Mahkemece, 22.03.2012 tarihli celsede davacı vekilinin «mazereti» kabul edildiği halde usulüne uygun davetiye ile duruşma günü bildirilmeden «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/5225 E. 2019/6277 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mazeret dilekçesi · dosyanın işlemden kaldırılması · mazeret · işlemden kaldırma · davanın açılmamış sayılması · açılmamış sayılma · taşıma sözleşmesi · yenileme
Benzer bu karardaO halde, mahkemece davacı vekilinin «mazereti» kabul edildiğine göre, 09/06/2016 tarihli yeni duruşma günü davacı vekiline usulüne uygun bir şekilde bildirilmeden, belirtilen tarihte davacı vekilinin duruşmaya katılmadığından bahisle «dosyanın işlemden kaldırılması» ve neticede yazılı şekilde «davanın açılmamış sayılması» yönünde hüküm tesisi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan maddi ve manevi tazminatın tahsili istemine ilişkin olup, mahkemece yukarıda özetlenen gerekçe ile «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Bendi gereğince «davanın açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Ancak, oturumun 09/06/2016 tarihine bırakıldığı 24/03/2016 tarihli celsede, davacı vekilince «mazeret dilekçesi» verilmiş, mahkemece “davacı vekili ile davalılar vekilinin mazeretlerinin kabulüne, duruşma gününü davacı vekilinin UYAP'dan öğrenmesine” karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7074 E. , 2024/3167 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/168 Esas, 2022/1300 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/942 E., 2019/1217 K.
Taraflar arasındaki yöneticinin azli ve sorumluluğu davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının 17.08.2015 tarihinde iki kurucu ortak olarak .... Otomotiv Turizm Gıda Gayrimenkul İth. İhr. San. Tic. Ltd. Şti.'ni kurduklarını, şirketin idaresi için davalı yanın şirket esas sözleşmesi ile münferiden yetkili şirket müdürü olarak seçildiğini, ancak şirketin kuruluş tarihinden bugüne kadar hiçbir şekilde yükümlülüklerini yerine getirmediğini, şirketi ve müvekkilini zarara uğrattığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı kanun) 626 ncı maddesinde düzenlenen özen, bağlılık ve rekabet yasağı hükümlerine aykırı davrandığını ileri sürerek davalının şirketi uğrattığı zararların tespitine, davalının şirketi gerek kuruluş aşamasında gerekse daha sonra yaptığı zararlandırıcı işlemler nedeniyle kusuru ile uğrattığı zarara ilişkin fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'nin avans faizi ile tahsiline, 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi doğrultusunda davalı müdürün şirketi temsil, ilzam ve idare yetkisinin tümüyle kaldırılarak azledilmesine ve şirket idaresi için kayyum atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin şirketin % 40 oranında hissedarı olduğunu ve kuruluşta davacının da iradesi ile şirketi temsile yetkilendirildiğini, müvekkilinin şirketin kuruluşundan bu yana şirketin iştigal alanından ayrı bir faaliyette bulunmadığını ve rekabet yasağını ihlal eden herhangi bir davranışta bulunmadığını, şirketin sevk ve idaresi için yapılan tüm işlemlerde davacının icazetinin alındığını, özen sorumluluğunu yerine getirdiğini ve her daim şirket menfaatlerini gözettiğini, davacının dava dilekçesinde müvekkilinin özen sorumluluğunu yerine getirmediğine dair en ufak bir örnek dahi vermediğini, buna dair herhangi bir delile dayanmadığını, dava dilekçesinde davalıya isnat edilen tek şeyin şirket hakkında bilgi alınamadığı olduğunu, davacının gerek kendisi gerekse temsilcileri vasıtası ile her daim müvekkilinden bilgi aldığını, evrak istediğinde ise şirketin muhasebecisinden bu evrakları temin ettiğini, iş bu durumun en bariz örneğinin davacı vekilinin şirkete ait tüm faturaları talep etmesi üzerine faturaların davacının vekiline teslim edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ilk talebinin yöneticinin azli olduğunu, buna göre davacının şirketle ilgili bilgi verilmediği-bilgi alamadığının iddia edildiği, davacının, davalıya gönderdiği noter ihtarında, şirkete ait bilgi ve belgelerin kendisine iletilerek gönderilmesinin istenildiği, anılan bu ihtarın bilgi alma hakkının kullanım usulünü düzenleyen 6102 sayılı Kanun'un 614 üncü maddesine uygun olmayıp davalının bu hakkın kullanımına engel olduğunun ispat edilemediği, engelleyici fiillerin sürekliliği gibi bir durumun ispat edilemediği, bu hususun tek başına yöneticinin azli sebebi de olamayacağı, davacının somut olarak azil ve sorumluluğa dayalı fiilleri göstermediği, davalının şirketle rekabet halinde olan bir şirketin izinsiz olarak yönetici ortağı olması iddia edilmişse de bu husuta başkaca şirket ortaklığına dair delil sunulmadığı, defter ve kayıtların incelenmesinden başkaca delile dayanılmadığı, davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; karar verilen celsede mazeret sunduklarını, UYAP'ta dosyanın tekrar bilirkişi incelemesine gönderilmiş bulunduğunun görüldüğünü, ancak celse sonrası tutanak incelendiğinde, dosyanın bilirkişiye gönderilmediği ve karara çıktığının görüldüğünü, karar celsesinde bilirkişi raporuna karşı beyan süresinin dolmadığını, davalı tarafa 30.05.2018 tarihli ihtarname ile şirketin iş, işlem ve hesaplarının bildirilmesi hususunda ihtarname keşide edildiğini, davalı tarafından cevap verilmediğini, yaptıkları araştırmada davalının, şirketin malvarlığında bulunan bazı araçları sattığının öğrenildiğini, araç satış gelirlerinin ne olduğu sorulduğunda şirket borçlarının ödendiğinin beyan edildiğini, somut bilgi ve belge sunulmadığını, davacı tarafın şirket defterleri üzerinde esaslı bir inceleme yapamadığı ve şirketi münferiden temsile yetkili davalı ortağın hesap vermekten kaçındığı için dava açıldığını, zararların tam olarak neler olduğunun bilirkişi incelemesi sonucunda anlaşılabileceğini, ticari defterlerin müvekkili tarafından ibrazının mümkün olmadığını, mahkemece şirkete kayyım atanması talebinin reddedildiğini, delil ibrazı yönünde ticari defterleri elinde bulundurulan tarafın davalı taraf olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı kanun) 220 nci maddesi uyarınca işlem yapılmadığını belirterek mahkeme kararının ortadan kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Mahkemece 6100 sayılı Kanun'un 31 nci maddesi kapsamında dava dilekçesinin açıklattırılması ve uğranıldığı iddia edilen zararın kim adına tahsilinin talep edildiğinin açık bir şekilde belirtilmesi için süre verildiği, davacı vekili tarafından verilen beyan dilekçesinde, şirketin uğradığı zararın yine şirkete ödenmesi ve bu şekilde şirket zararının tazmini ve şirketin kuruluş tarihinden bugüne kadar şirket yönetimi ile ilgili bilgilendirme yapılmadığı, şirketin zarara uğradığına yönelik izlenimlerin bulunmasından dolayı dava açtıklarının beyan edildiğini, şirketin mal varlığında bulunan araçların satıldığının beliritldiği, başka somut bir beyana rastlanılmadığı, 6100 sayılı Kanun'un 318.
maddesine göre tarafların dilekçeleri ile birlikte tüm delillerini açıkça ve hangi vakıanın delili olduğunu da belirterek bildirmek ve ellerinde bulunan delillerini de dilekçeye eklemek ve başka yerden getirtilecek belge ve dosyalar için de bunların bulunabilmesini sağlayan bilgilere dilekçelerinde yer verilmesinin zorunlu olduğunu, davacı tarafından üst üste mazeret bildirildiği gerekçesiyle mahkemece son oturumda davacı vekilinin mazeret talebinin reddine karar verildiği, davacı tarafından araçların satıldığının beyan edildiği, ancak hangi araçların satıldığının açıkca belirtilmediği, davacının iddialarını somutlaştırmadığı, taraflarca hazırlama ilkesi gereğince iddiasını ispata yönelik delil ibraz edilmediği, iddiasını ispatlayamadığı, bu nedenlerle davanın sübut bulmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; karar verilen son celsede mazeretlerinin haksız olarak kabul edilmediğini, bilirkişi raporuna karşı beyanda bulunma süresi dolmadan dosyanın karar çıkarıldığını, davanın ikamesindeki ana gerekçenin yetkili olan şirket müdürü davalının, şirketin kuruluş tarihinden bugüne kadar şirket yönetimiyle ilgili hiçbir şekilde davacı yana bilgilendirme yapmamış olması ve davacının şirketin zarara uğratıldığına yönelik izlenimlerinin bulunması olduğunu, davalı tarafa ihtarname gönderilerek şirketin iş, işlem ve hesaplarının bildirilmesinin istenildiğini, davalınun ihtarnameye cevap vermediğini, davalının şirketin malvarlığında bulunan bazı otomobilleri sattığının öğrenildiğini, bu araç satış gelirlerinin ne olduğu sorulduğunda ise genel bir beyan ile şirket borçlarının ödendiğinin beyan edildiğini, şirketi münferiden temsile yetkili davalı hesap vermekten kaçındığı için dava açıldığını, zararın tam olarak neler olduğunun ancak detaylı bir bilirkişi incelemesi sonucunda anlaşılabileceğini, delil ibrazı yönünde ticari defterleri elinde bulunduranın davalı olduğunu, ticari defterlerin müvekkil tarafından ibrazının mümkün bulunmadığını, ancak bir klasör fatura teslim alınabildiğini, ticari defterlerin sunulması ve incelenmesi söz konusu olsaydı karşılaştırmalı inceleme için bu faturaların da sunulabileceğini, ancak asıl incelenmesi gereken defterlerin dosyaya sunulmadığını, ticari defterlerin sunulması hususunda 6100 sayılı Kanun'un 220 nci maddesi uyarınca işlem yapılmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, limited şirkette yöneticinin azli ve kayyum atanması ile özen ve bağlılık yükümlülüğü rekabet yasağı hükümlerine aykırılık nedeni ile şirketin uğradığı zararın tespiti ile fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 626, 636 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1040915600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz