Hisse Devrinin İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/10958 E. 2016/6201 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '1 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
öğrenme tarihi↗ yeniden tescil↗ icazet↗ pay devri↗ hile↗ şikayet↗ hisse devir sözleşmesi↗ denetime elverişlilik↗ dolandırıcılık↗ hak düşürücü süre↗ zamanaşımı↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 1999-2000 yıllarında gerçekleşen hisse devir işlemlerinin 2004 yılında öğrenerek Şubat ayında davaya konu işlemler nedeniyle davalılardan ...'in kendisini dolandırdığından bahisle şikayet dilekçesi verdiği, dolayısıyla aleyhine yapılan hileyi 2004 yılında öğrenmiş olduğu, dava tarihi itibariyle 1 yıllık hak düşürücü süreyi geçirdiği, devir işlemlerine icazet vermiş sayıldığı, hak düşürücü süre olması nedeniyle mahkemece resen gözetildiği gerekçesiyle hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacıya yapılan şirket hisse devirlerinin iptali ile devreden kişiler adına yeniden tescili istemine ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinde hisse devirlerinden sonradan haberdar olduğunu, yapılan hiç bir devir işleminde kendisinin bulunmadığını, imzaların kendisine ait olmadığını, bu devirlerin ya hile ile alınan vekaletname ile ya da sahte olarak düzenlendiğini ileri sürmüştür. Bu durumda mahkemece, öncelikle dava konusu edilen tüm hisse devirlerine ilişkin sözleşmelerin ve vekaletnamelerin getirtilerek hisse devirlerinin asaleten mi yoksa vekaleten mi yapıldığının tespit edilmesi, davacıya hangi işlem için hangi vakıalara dayandığının açıklattırılması, hukuki nitelendirmenin yapılması, taraf delillerinin toplanıp davacının iddialarının yapılacak bu nitelendirmeye göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekirken tüm hisse devir sözleşmeleri celbedilmeden ve davacının iddiaları her bir işlem uyarınca ayrı ayrı değerlendirilmeden karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Ayrıca, davacı, adına şirket hisse devirlerinin yapıldığını öğrenmesinin akabinde dava açtığını ileri sürmüştür. Davacının iş bu davadan önce ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/531 Esas sayılı dosyası ile hisse devreden kişilere karşı hisse devirlerinin iptali ve devredenler adına tescili talebi ile dava açtığı, davanın usulden reddedildiği anlaşılmakta olup işlem tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 31. maddesi uyarınca hileye maruz kalanın sözleşme ile bağlı olmama hakkını herhangi bir şekle tabi olmayan bir irade beyanı ile kullanabileceği dikkate alındığında ... Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davanın bu anlamda bir irade açıklaması olduğu sabittir. Ayrıca, davacının davalılardan ... hakkında 2004 yılında şikâyette bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak, davacının 2004 yılında ... hakkındaki şikayetine ilişkin soruşturma dosyası getirtilmemiş, sadece bu dosyayı zamanaşımına uğrattığı iddiası ile yargılanan savcılık görevlisi ile ilgili dosya celbedilmiştir. Bu durumda anılan dosyanın ve tarafların tüm delillerinin getirtilmesi, davacının 818 sayılı BK'nın 31. maddesi kapsamında bir irade beyanının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi de gereklidir. Yine, davacı 2004 yılındaki şikâyetinin sadece dolandırıcılığa ilişkin olduğunu, bu şikâyetin de hisse devirleri ile ilgisinin bulunmadığını ileri sürmüştür. Bu durumda anılan soruşturma dosyasının içeriğinin değerlendirilmesi, bu şikâyet esnasında davacının adına pay devri yapıldığını öğrenip öğrenmediğinin tespiti gerekirken denetime elverişli olmayan bilirkişi raporundaki tespitlere bağlı olarak salt 2004 yılında davalı ... hakkında bir şikâyet yapıldığından bahisle hisse devirlerinin 2004 yılında öğrenildiğinin kabulü doğru olmadığı gibi, anılan şikâyetin sadece ... İnşaat Taşımacılık Turizm Reklam ve Promosyon San. Tic. Ltd. Şti'nin hisselerini devreden ... hakkında yapıldığı nazara alınmaksızın diğer 3 davalı şirketteki hisselerini devreden ... ve ... için de ... hakkındaki şikâyet tarihinde hisse devirlerinin öğrenildiğinin kabul edilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/9845 E. 2015/13083 K.
Ortak:şikayet
İncelediğiniz kararda… davacının 1999-2000 yıllarında gerçekleşen hisse devir işlemlerinin 2004 yılında öğrenerek Şubat ayında davaya konu işlemler nedeniyle davalılardan ...'in kendisini «dolandırdığından» bahisle «şikayet» dilekçesi verdiği, dolayısıyla aleyhine yapılan «hileyi» 2004 yılında öğrenmiş olduğu, dava tarihi itibariyle 1 yıllık «hak düşürücü süreyi» geçirdiği, devir işlemlerine «icazet» vermiş sayıldığı, hak düşürücü süre olması nedeniyle mahkemece resen gözetildiği gerekçesiyle hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacının 2004 yılında ... hakkındaki «şikayetine» ilişkin soruşturma dosyası getirtilmemiş, sadece bu dosyayı «zamanaşımına» uğrattığı iddiası ile yargılanan savcılık «görevlisi» ile ilgili dosya celbedilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, «şikayet» sonucu «takipsizlik» kararı verildiği belirtilmiş ve bu husus davanın reddine gerekçe gösterilmişse de, davacının şikâyeti üzerine kolluk güçlerine verdiği ifadede soruşturma numarasının 2013/36809 olarak belirtildiği ve bu ifadenin ilgisiz olduğu anlaşılan dosya içine girdiği celbedilen soruşturma dosyası içeriğinden anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek istirdadı · kovuşturmaya yer olmadığına dair karar · takipsizlik kararı · hamil · istirdat · çek · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava «çek istirdadı» istemine ilişkin olup, davacı, dava dilekçesinde davalı ile dava dışı H...
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava konusu çekin kendisine verildiği, yasal «hamili» olduğu hususunda isbat vasıtası sunmadığı, davalı ile birlikte seyahat ettiğine yönelik iddiasını dahi isbat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafından bildirilen soruşturma dosyası celbedilmişse de anılan dosyanın ilgisiz bir olaya ilişkin olduğu ve «kovuşturmaya yer olmadığına» dair karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, «şikayet» sonucu «takipsizlik» kararı verildiği belirtilmiş ve bu husus davanın reddine gerekçe gösterilmişse de, davacının şikâyeti üzerine kolluk güçlerine verdiği ifadede soruşturma numarasının 2013/36809 olarak belirtildiği ve bu ifadenin ilgisiz olduğu anlaşılan dosya içine girdiği celbedilen soruşturma dosyası içeriğinden anlaşılmaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1268 E. 2010/2350 K.
Ortak:şikayet · dolandırıcılık
İncelediğiniz kararda… davacının 1999-2000 yıllarında gerçekleşen hisse devir işlemlerinin 2004 yılında öğrenerek Şubat ayında davaya konu işlemler nedeniyle davalılardan ...'in kendisini «dolandırdığından» bahisle «şikayet» dilekçesi verdiği, dolayısıyla aleyhine yapılan «hileyi» 2004 yılında öğrenmiş olduğu, dava tarihi itibariyle 1 yıllık «hak düşürücü süreyi» geçirdiği, devir işlemlerine «icazet» vermiş sayıldığı, hak düşürücü süre olması nedeniyle mahkemece resen gözetildiği gerekçesiyle hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacının 2004 yılında ... hakkındaki «şikayetine» ilişkin soruşturma dosyası getirtilmemiş, sadece bu dosyayı «zamanaşımına» uğrattığı iddiası ile yargılanan savcılık «görevlisi» ile ilgili dosya celbedilmiştir.
Yine, davacı 2004 yılındaki şikâyetinin sadece «dolandırıcılığa» ilişkin olduğunu, bu şikâyetin de hisse devirleri ile ilgisinin bulunmadığını ileri sürmüştür.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka tarafından davacının hesabındaki paraya «bloke» konulması nedeniyle davacının kullandığı kredilerden dolayı 9.649,63 YTL faiz zararı olduğu, ayrıca haksız «şikayet» nedeniyle davacının manevi olarak zarar gördüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 9.643,63 YTL maddi ve 2.000 YTL manevi tazminatın «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Somut olayda, davacının ortağı olduğu şirkete ait işyerinde bulunan pos cihazında sahte kredi kartı kullanılarak «dolandırıcılık» yapıldığı iddiası ile davacı ve dava dışı Yalçın isimli kişi hakkında suç duyurusunda bulunulmuş, iddia üzerine cumhuriyet savcılığı kamu davası açarak yargılama sonucunda sliplerdeki imzanın davacıya ait olmadığı gerekçesiyle davacı hakkında beraat kararı verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak arama özgürlüğü · kişilik hakları · savunma hakkı · bloke · hakkın kötüye kullanılması · uyuşmazlık konusu · temerrüt faizi · taşıyan
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı banka tarafından davacının hesabındaki paraya «bloke» konulması nedeniyle davacının kullandığı kredilerden dolayı 9.649,63 YTL faiz zararı olduğu, ayrıca haksız «şikayet» nedeniyle davacının manevi olarak zarar gördüğü gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 9.643,63 YTL maddi ve 2.000 YTL manevi tazminatın «temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Şikâyet hakkı, diğer bir deyimle «hak arama özgürlüğü»; Anayasa'nın Hakların Korunması ile ilgili Hükümler başlığı altında ve 36. maddesinde; herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve «savunma hakkına» sahip olduğu şekli ile yer almıştır.
Anayasanın güvence altına aldığı «hak arama özgürlüğünün» yanında, yine Anayasanın Temel Haklar ve Hürriyetlerin niteliği başlığını «taşıyan» 12. maddesinde de, herkesin kişiliğine bağlı dokunulmaz, devredilmez, vazgeçilmez temel hak ve özgürlüklere sahip olduğu belirtildikten başka, 17. maddesinde de, herkesin yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahip bulunduğu da düzenleme altına alınmış bulunmaktadır.
İşte bu noktada, «hak arama özgürlüğü» ile «kişilik hakları» karşı karşıya gelmiş olabilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/11710 E. 2016/9667 K.
Ortak:şikayet
İncelediğiniz kararda… davacının 1999-2000 yıllarında gerçekleşen hisse devir işlemlerinin 2004 yılında öğrenerek Şubat ayında davaya konu işlemler nedeniyle davalılardan ...'in kendisini «dolandırdığından» bahisle «şikayet» dilekçesi verdiği, dolayısıyla aleyhine yapılan «hileyi» 2004 yılında öğrenmiş olduğu, dava tarihi itibariyle 1 yıllık «hak düşürücü süreyi» geçirdiği, devir işlemlerine «icazet» vermiş sayıldığı, hak düşürücü süre olması nedeniyle mahkemece resen gözetildiği gerekçesiyle hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacının 2004 yılında ... hakkındaki «şikayetine» ilişkin soruşturma dosyası getirtilmemiş, sadece bu dosyayı «zamanaşımına» uğrattığı iddiası ile yargılanan savcılık «görevlisi» ile ilgili dosya celbedilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı gerçek kişinin, 03/10/2011 tarihli «şikayet» dilekçesi ile davacı hakkında suç duyurusunda bulunduğu, davalıların şikayet haklarını kullandıkları, ancak dilekçe içeriğinde davacının yurda kaça eşya sokmuş gibi açıklamalara yer verildiği, aksi kabul edilse bile, özellikle tanık beyanları ve CD içeriği değerlendirildiğinde henüz davacı ile ilgili kesinleşmiş hukuki bir tespit olmadığı halde, davalıların ihalelerde ve askeri alanda davacı ve faaliyetleri ile ilgili olarak gereksiz şekilde davacıyı «kötüledikleri», «haksız rekabette» bulundukları, davalı gerçek kişinin haksız rekabet fiilini bizzat ve vekili olarak diğer davalı adına ika ettiği, davacının manevi zararına neden oldukları, ekonomik itibarını zedeledikleri, manevi tazminat koşullarının oluştuğu, bu zarardan birlikte sorumlu oldukları gerekçesiyle somut olayın özelliği, oluş şekli, olayın meydana geldiği tarih ve devamlılığı, paranın alım gücü, eylemin askeri malzemeler konusunda ve sınırlı bir alanda işlenişi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, 10.000,00TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, yukarıda açıklandığı üzere davalılarca «şikayet» «hakkının kötüye kullanıldığı» aksi kabul edilse bile davalı tarafın askeri ihalede davacı tarafı kötüler mahiyette beyanda bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Somut olayda davalı gerçek kişinin diğer davalının vekili olarak davacı şirkete yönelik markaya tecavüz ve usulsüz mal ithalatından dolayı «şikayette» bulunduğu, davacı işyerinde arama yapıldığı, davacı hakkında davalı şirket markasına tecavüz ettiğinden bahisle kamu davası açıldığı, ceza davasında müsnet suçtan beraat kararı verildiği ve henüz kesinleşmediği anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kötüleme · hakkın kötüye kullanılması · haksız rekabet · avans faizi · temsil
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı gerçek kişinin, 03/10/2011 tarihli «şikayet» dilekçesi ile davacı hakkında suç duyurusunda bulunduğu, davalıların şikayet haklarını kullandıkları, ancak dilekçe içeriğinde davacının yurda kaça eşya sokmuş gibi açıklamalara yer verildiği, aksi kabul edilse bile, özellikle tanık beyanları ve CD içeriği değerlendirildiğinde henüz davacı ile ilgili kesinleşmiş hukuki bir tespit olmadığı halde, davalıların ihalelerde ve askeri alanda davacı ve faaliyetleri ile ilgili olarak gereksiz şekilde davacıyı «kötüledikleri», «haksız rekabette» bulundukları, davalı gerçek kişinin haksız rekabet fiilini bizzat ve vekili olarak diğer davalı adına ika ettiği, davacının manevi zararına neden oldukları, ekonomik itibarını zedeledikleri, manevi tazminat koşullarının oluştuğu, bu zarardan birlikte sorumlu oldukları gerekçesiyle somut olayın özelliği, oluş şekli, olayın meydana geldiği tarih ve devamlılığı, paranın alım gücü, eylemin askeri malzemeler konusunda ve sınırlı bir alanda işlenişi dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne, 10.000,00TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
Mahkemece, davalı tarafça davacının «kötülendiğine» dair dayanak askeri ihalenin cd çözümlemesinin incelenmesinde de, davalı «temsilcisinin» yasal sürece dair bilgi verdiği bunun dışında davacıyı kötüler şekilde beyanda bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Dava, «haksız rekabetten» kaynaklı manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece, yukarıda açıklandığı üzere davalılarca «şikayet» «hakkının kötüye kullanıldığı» aksi kabul edilse bile davalı tarafın askeri ihalede davacı tarafı kötüler mahiyette beyanda bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9353 E. 2012/1365 K.
Ortak:şikayet
İncelediğiniz kararda… davacının 1999-2000 yıllarında gerçekleşen hisse devir işlemlerinin 2004 yılında öğrenerek Şubat ayında davaya konu işlemler nedeniyle davalılardan ...'in kendisini «dolandırdığından» bahisle «şikayet» dilekçesi verdiği, dolayısıyla aleyhine yapılan «hileyi» 2004 yılında öğrenmiş olduğu, dava tarihi itibariyle 1 yıllık «hak düşürücü süreyi» geçirdiği, devir işlemlerine «icazet» vermiş sayıldığı, hak düşürücü süre olması nedeniyle mahkemece resen gözetildiği gerekçesiyle hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, davacının 2004 yılında ... hakkındaki «şikayetine» ilişkin soruşturma dosyası getirtilmemiş, sadece bu dosyayı «zamanaşımına» uğrattığı iddiası ile yargılanan savcılık «görevlisi» ile ilgili dosya celbedilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ceza mahkemesinde uzun süre yargılandığı, «bilirkişi incelemesinde» de davacının ürettiği bıçakların tasarımının davalıya ait bıçaklarla aynı olmadığının belirlendiği, bu nedenle davalının «şikayetinde» haksız olduğu, davacının güven ve itibarının da zedelendiği, davacının emanette bulunan bıçaklarının üretimini de durdurduğu ve bu nedenle maddi zararının 1.813 TL olduğu gerekçesiyle davacının manevi tazminat ve «kar mahrumiyeti» istemlerinin kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminat ve 1.813 TL kar mahrumiyeti tazminatının 22.04.2005 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, «maddi tazminat» isteminin ise reddine karar verilmiştir.
… kilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının güven ve itibarının zedelendiği, davalının «şikayetinde» haksız olduğu gerekçesiyle davacı lehine kâr «mahrumiyeti» ve manevi tazminata hükmedilmiştir. .../...
Hak arama özgürlüğü veya «şikayet» hakkı Anayasada bu şekilde «teminat» altına alınmış olup; kişiler, gerek yargı mercileri önünde gerekse yetkili kurum ve kuruluşlara başvurmak suretiyle kendilerine zarar verenlere karşı haklarının korunmasına, yasal işlem yapılmasını ve cezalandırılmalarını isteme hak ve yetkilerine sahiptir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kar mahrumiyeti · adil yargılanma hakkı · kişilik hakları · hakkın kötüye kullanılması · kâr mahrumiyeti · kâr kaybı · taraf ehliyeti · bilirkişi incelemesi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ceza mahkemesinde uzun süre yargılandığı, «bilirkişi incelemesinde» de davacının ürettiği bıçakların tasarımının davalıya ait bıçaklarla aynı olmadığının belirlendiği, bu nedenle davalının «şikayetinde» haksız olduğu, davacının güven ve itibarının da zedelendiği, davacının emanette bulunan bıçaklarının üretimini de durdurduğu ve bu nedenle maddi zararının 1.813 TL olduğu gerekçesiyle davacının manevi tazminat ve «kar mahrumiyeti» istemlerinin kısmen kabulü ile 5.000 TL manevi tazminat ve 1.813 TL kar mahrumiyeti tazminatının 22.04.2005 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, «maddi tazminat» isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Şti. nezdinde önceye dayalı ortaklıklarının olduğu ve davalının söz konusu bıçakların adı geçen şirket tarafından üretildiği yönünde şikâyette bulunduğu göz önüne alındığında, bıçakların üretim ve satışının yapılamaması olgusuna dayalı olarak talep edilen kâr «kaybı» yönünden gerçek kişi davacının aktif dava «ehliyetinin» bulunup bulunmadığının karar yerinde tartışılmaması dahi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle de bozulması gerekmiştir.
… kilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacının güven ve itibarının zedelendiği, davalının «şikayetinde» haksız olduğu gerekçesiyle davacı lehine kâr «mahrumiyeti» ve manevi tazminata hükmedilmiştir. .../...
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 36. maddesi, herkesin meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahip olduğu hükmünü içermektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/10958 E. , 2016/6201 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/03/2015 tarih ve 2014/465-2015/264 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılardan ...'in müvekkili ile birlikte 2-3 kişiyi işe alma vaadiyle iş sözleşmesi imzalayacaklarını söyleyip notere götürerek hile ve yanıltma ile bir belge imzalattıktan sonra ortadan kaybolduğunu, ardından vergi dairesinin bildirmesiyle müvekkilinin bazı şirketlerde ortak ve yönetici olduğunu anlaşıldığını, davalı şirketlerle ilgili 1999 ve 2000 yıllarındaki ticaret sicil gazeteleri incelendiğinde davalı ...'in davalı ... şirketindeki %90 hissesinin, davalılar ... ve ...nin'in murisi olan ...'un davalı ... şirketindeki %90 hissesinin, davalı ... ...'nın davalı ... şirketindeki %50 hissesinin, davalı ... 'nın davalı ... İnşaat şirketindeki %50 hissesinin müvekkiline devredildiğinin ve müvekkilinin şirket müdürü yapıldığının belirtildiğini, tüm devir işlemlerinin usulsüz olduğunu, imzaların müvekkiline ait olmadığını, rızanın bulunmadığını, bu işlemlerin aldatma ve hile ile alınan vekaletname ile ya da sahte evraklarla düzenlendiğini, tüm davalıların birlikte hareket ettiğini ileri sürerek müvekkili adına yapılmış olan tescillerin iptali ile hisselerin devredenler adına tescilini, iptal işlemlerinin devir tarihinden itibaren geçerli olmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, davada şirket ortaklarına ya da mirasçılarına husumet yöneltilemeyeceğini, davanın zamanaşımına uğradığını, iddiaların gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının 1999-2000 yıllarında gerçekleşen hisse devir işlemlerinin 2004 yılında öğrenerek Şubat ayında davaya konu işlemler nedeniyle davalılardan ...'in kendisini dolandırdığından bahisle şikayet dilekçesi verdiği, dolayısıyla aleyhine yapılan hileyi 2004 yılında öğrenmiş olduğu, dava tarihi itibariyle 1 yıllık hak düşürücü süreyi geçirdiği, devir işlemlerine icazet vermiş sayıldığı, hak düşürücü süre olması nedeniyle mahkemece resen gözetildiği gerekçesiyle hak düşürücü süre geçtiğinden davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacıya yapılan şirket hisse devirlerinin iptali ile devreden kişiler adına yeniden tescili istemine ilişkindir. Davacı, dava dilekçesinde hisse devirlerinden sonradan haberdar olduğunu, yapılan hiç bir devir işleminde kendisinin bulunmadığını, imzaların kendisine ait olmadığını, bu devirlerin ya hile ile alınan vekaletname ile ya da sahte olarak düzenlendiğini ileri sürmüştür. Bu durumda mahkemece, öncelikle dava konusu edilen tüm hisse devirlerine ilişkin sözleşmelerin ve vekaletnamelerin getirtilerek hisse devirlerinin asaleten mi yoksa vekaleten mi yapıldığının tespit edilmesi, davacıya hangi işlem için hangi vakıalara dayandığının açıklattırılması, hukuki nitelendirmenin yapılması, taraf delillerinin toplanıp davacının iddialarının yapılacak bu nitelendirmeye göre ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekirken tüm hisse devir sözleşmeleri celbedilmeden ve davacının iddiaları her bir işlem uyarınca ayrı ayrı değerlendirilmeden karar verilmesi yerinde olmamıştır.
Ayrıca, davacı, adına şirket hisse devirlerinin yapıldığını öğrenmesinin akabinde dava açtığını ileri sürmüştür. Davacının iş bu davadan önce ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2011/531 Esas sayılı dosyası ile hisse devreden kişilere karşı hisse devirlerinin iptali ve devredenler adına tescili talebi ile dava açtığı, davanın usulden reddedildiği anlaşılmakta olup işlem tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 31. maddesi uyarınca hileye maruz kalanın sözleşme ile bağlı olmama hakkını herhangi bir şekle tabi olmayan bir irade beyanı ile kullanabileceği dikkate alındığında ... Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davanın bu anlamda bir irade açıklaması olduğu sabittir. Ayrıca, davacının davalılardan ...
hakkında 2004 yılında şikâyette bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak, davacının 2004 yılında ... hakkındaki şikayetine ilişkin soruşturma dosyası getirtilmemiş, sadece bu dosyayı zamanaşımına uğrattığı iddiası ile yargılanan savcılık görevlisi ile ilgili dosya celbedilmiştir. Bu durumda anılan dosyanın ve tarafların tüm delillerinin getirtilmesi, davacının 818 sayılı BK'nın 31. maddesi kapsamında bir irade beyanının bulunup bulunmadığının değerlendirilmesi de gereklidir. Yine, davacı 2004 yılındaki şikâyetinin sadece dolandırıcılığa ilişkin olduğunu, bu şikâyetin de hisse devirleri ile ilgisinin bulunmadığını ileri sürmüştür. Bu durumda anılan soruşturma dosyasının içeriğinin değerlendirilmesi, bu şikâyet esnasında davacının adına pay devri yapıldığını öğrenip öğrenmediğinin tespiti gerekirken denetime elverişli olmayan bilirkişi raporundaki tespitlere bağlı olarak salt 2004 yılında davalı ...
hakkında bir şikâyet yapıldığından bahisle hisse devirlerinin 2004 yılında öğrenildiğinin kabulü doğru olmadığı gibi, anılan şikâyetin sadece ... İnşaat Taşımacılık Turizm Reklam ve Promosyon San. Tic. Ltd. Şti'nin hisselerini devreden ... hakkında yapıldığı nazara alınmaksızın diğer 3 davalı şirketteki hisselerini devreden ... ve ... için de ... hakkındaki şikâyet tarihinde hisse devirlerinin öğrenildiğinin kabul edilmesi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06/06/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/223840000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz