İstirdat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2010/4909 E. 2011/15641 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
açılmamış sayılma↗ vekalet ücreti↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamı sonrasında dava dosyasının taraflarca takip edilmediği gerekçesiyle davanın HUMK'nun 409/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, konteynerin aynen teslimi, olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen hüküm, Dairemizin 03.11.2008 tarihli ilamı ile davalılardan Marport Liman İşletmeleri A.Ş. yönünden onanmış, diğer davalı yönünden ise bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada ise, davanın taraflarca takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup, her iki davalı lehine de vekalet ücretine hükmedilmiştir. Davalı Marport Liman İşletmeleri A.Ş. hakkında verilen önceki hüküm Dairemizce onanarak kesinleştiğinden, bozma ilamı sonrasında yeniden anılan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekirse de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu husus yönünden hükmün HUMK’nun 438/7. Maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4410 E. 2012/4236 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:huzur hakkı · yönetim kurulu üyeliği · hukuki menfaat · yönetim kurulu kararı · eksik inceleme · temsil · husumet
Benzer bu karardaTaraflar arasında, davacının davalılardan Marport AŞ.’yi «temsilen» yaklaşık 22 ay davalı Arpaş AŞ.’nin yönetim kuruluna katıldığı ve bu şirket tarafından «yönetim kurulu üyeliğinden» doğan «huzur hakkı» bedelinin davacının aynı zamanda genel müdür olarak görev yaptığı davalı Marport AŞ.’nin hesabına yatırıldığı hususlarında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, TTK’nın 312. ve 333. maddeleri birlikte değerlendirildiğinde «yönetim kurulu» üyelerinin üstlenmiş oldukları görev ve sorumluluk gereği «huzur hakkı» alacağının fiilen yönetim kurulu üyesi olan gerçek kişiye ait olması gerektiği, huzur hakkı borcundan davalı Arpaş AŞ. sorumlu olduğu, diğer davalıya «husumet» yöneltilemeyeceği gerekçesiyle, davalı Marport AŞ. yönünden husumetten davanın reddine, diğer davalı hakkındaki davanın kabulüne karar verilmiştir.
Uyuşmazlık, «huzur hakkı» bedelinin kime ait olduğu, daha doğru bir ifade ile bizzat yönetim kuruluna katılan davacıya mı, yoksa davacının «temsilen» katıldığı davalı Arpaş AŞ.’nin ortağı olan davalı Marport AŞ.’ye mi ait olduğu noktasında toplanmaktadır.
Mahkemece angaryanın yasak olduğu belirtilerek «huzur hakkı» alacağının bizzat yönetim kuruluna katılan kişiye ait olacağı isabetli olarak kabul edilmiş ise de, huzur hakkı bedeli davacının yönetim kuruluna «temsilcisi» olarak katıldığı davalı Marport AŞ.’nin banka hesabına 22 ay boyunca yatırılmış olup, davacının bu şirketin genel müdürü olması nedeniyle şirketin gelir-gider, muh …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16108 E. 2012/6389 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz karardaDava, konteynerin aynen «teslimi», olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sigortalı emtiadaki «hasarın» denizyolu ile yapılan taşıma sırasında meydana gelmediği, davalılardan Marport AŞ.’nin işlettiği «depoya» sağlam olarak «teslim» edilen konteynırın bu davalı tarafından muayene için açılıp emtianın boşaltıldıktan sonra özensiz olarak yeniden yüklendiği, bu nedenle oluşan hasardan adı geçen davalının %50 kusurlu olduğu, karayolu ile taşımayı üstlenen davalı Oskar Ltd.Şti.’nin ise kendisine sağlam olarak teslim edilen emtiayı hasarlı olarak alıcısına ulaştırması nedeniyle %50 oranında kusurunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 4.370,00 YTL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
… ardan MTS Gemi Taşımacılık Ltd.Şti. tarafından denizyolu ile taşınmak suretiyle davalı Marport AŞ.’nin işlettiği limana getirilerek bu davalıya 06.07.2007 tarihinde «teslim» edildiği, 18.07.2007 tarihinde Tarım Bakanlığı «görevlileri» tarafından konteynırın açılarak içinden numune alındığı, bu sırada emtiada her hangi bir «hasarın» olmadığı, numune alındıktan sonra konteynırdan boşaltılan emtianın davalı Marport AŞ. tarafından yeniden yüklendiği ve 06.08.2007 tarihinde konteynırın karayolu il …
Mahkemece, davaya konu emtianın taşındığı konteynırın davalı Marport AŞ. tarafından boşaltıldıktan sonra gerekli özen gösterilmeksizin hatalı «istif» ile yeniden yüklendiği kabul edilerek, oluşan hasardan davalı Marport AŞ.’nin %50, davalı Oskar Nakliyat Ltd.Şti.’nin ise kötü taşıma nedeniyle %50 sorumlu olduğu kabul edilerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş ise de, davalı Oskar Nakliyat Ltd.Şti. davaya konu emtianın taşındığı konteynırı kapağı orijinal mühürlü olarak davalı Marport AŞ.’den «teslim» alarak alıcı/sigortalıya aynı şekilde teslim etmiş olup, konteynırın adı geçen bu davalı tarafından düşürüldüğü veya başka bir şekilde hasarlandığı hususunda her h …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sovtaj · istifa · depo kararı · sigorta sözleşmesi · rücuen tazminat · temerrüt faizi · hasar · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, sigortalı emtiadaki «hasarın» denizyolu ile yapılan taşıma sırasında meydana gelmediği, davalılardan Marport AŞ.’nin işlettiği «depoya» sağlam olarak «teslim» edilen konteynırın bu davalı tarafından muayene için açılıp emtianın boşaltıldıktan sonra özensiz olarak yeniden yüklendiği, bu nedenle oluşan hasardan adı geçen davalının %50 kusurlu olduğu, karayolu ile taşımayı üstlenen davalı Oskar Ltd.Şti.’nin ise kendisine sağlam olarak teslim edilen emtiayı hasarlı olarak alıcısına ulaştırması nedeniyle %50 oranında kusurunun bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 4.370,00 YTL’nin «temerrüt faizi» ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmiştir.
2- Dava, taşıma «sigorta sözleşmesine» dayalı «rücuen tazminat» istemine ilişkindir.
Davacı ..., ekspertiz tarafından hesaplanan «hasar» bedelinden 5.100,00 TL «sovtaj» indirimi yapmak suretiyle sigortalısına ödeme yapmış olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da 5.100,00 TL sovtaj indirimi yapılarak hasar bedeli belirlendiği halde, mahkemece yeniden hasar bedelinden 5.100,00 TL sovtaj indirimi yapılmak suretiyle tazminata hükmedilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davalı Oskar Nakliyat Ltd.Şti.’nin kendisine kapalı ve mühürlü olarak «teslim» edilen konteynır içindeki emtianın yanlış «istifine» müdahale ve itiraz imkanının bulunmadığı göz önüne alınarak hasardan sorumlu olmadığının kabulü gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/16940 E. 2015/4442 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
2 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | Rücû tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/287 E. 2023/3024 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz karardaDava, konteynerin aynen «teslimi», olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun (5718 sayılı Kanun) 47 inci maddesinde, "yer itibariyle «yetkinin» «kamu düzeni» veya «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki «yabancılık unsuru» «taşıyan» ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" hükmünün kabul edildiği, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, alacağın «deniz ticaretinden» kaynaklanıyor olması nedeni ile Türk mahkemelerinin münhasır «yetkisinin» söz konusu olmadığı, 5718 sayılı Kanun 47 inci maddesine göre «yetki şartının» geçerli olduğu, dava konusu taşımada davacıların yük sigortacısı, davalının «fiili taşıyan» olduğu, yükün sigortalı ve gönderilen olan Önem Gıda San ve Tic A.Ş.'ye «tesliminden» sonra yükteki «hasar» nedeniyle davacı ... şirketleri tarafından bu şirkete «sigorta tazminatının» ödendiğinin dosya kapsamına göre belirli olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 1237 nci maddesinde taşıyan ile «konişmento» «hamili» arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı hükmünün düzenlendiği, sigortalının, dosyaya sunulan cirolu konişmentoyu «ibraz» ederek yükü teslim aldığı, konişmentodaki yetki şartının sigortalıyı da bağlayıcı hale geldiği, davacı ... şirketinin, sigortalının halefi olduğundan yetki şartının sigortacıyı da bağlayacağı, asıl ve birleşen davada «yetki itirazının» kabulü ile her iki davaya konu uyuşmazlık açısından Londra İngiliz Yüksek Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesi ile dava dilekçelerinin yetkisizlik nedeniyle reddi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetki kaydı · fiili taşıyan · münhasır yetki · taşıyan sıfatı · yabancılık unsuru · yetki şartı · genel işlem şartı · deniz ticareti
Benzer bu kararda… tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun (5718 sayılı Kanun) 47 inci maddesinde, "yer itibariyle «yetkinin» «kamu düzeni» veya «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki «yabancılık unsuru» «taşıyan» ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" hükmünün kabul edildiği, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, alacağın «deniz ticaretinden» kaynaklanıyor olması nedeni ile Türk mahkemelerinin münhasır «yetkisinin» söz konusu olmadığı, 5718 sayılı Kanun 47 inci maddesine göre «yetki şartının» geçerli olduğu, dava konusu taşımada davacıların yük sigortacısı, davalının «fiili taşıyan» olduğu, yükün sigortalı ve gönderilen olan Önem Gıda San ve Tic A.Ş.'ye «tesliminden» sonra yükteki «hasar» nedeniyle davacı ... şirketleri tarafından bu şirkete «sigorta tazminatının» ödendiğinin dosya kapsamına göre belirli olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 1237 nci maddesinde taşıyan ile «konişmento» «hamili» arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı hükmünün düzenlendiği, sigortalının, dosyaya sunulan cirolu konişmentoyu «ibraz» ederek yükü teslim aldığı, konişmentodaki yetki şartının sigortalıyı da bağlayıcı hale geldiği, davacı ... şirketinin, sigortalının halefi olduğundan yetki şartının sigortacıyı da bağlayacağı, asıl ve birleşen davada «yetki itirazının» kabulü ile her iki davaya konu uyuşmazlık açısından Londra İngiliz Yüksek Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesi ile dava dilekçelerinin yetkisizlik nedeniyle reddi …
İstinaf Sebepleri 1.Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «konşimentoya» aracılık etsin etmesin «acenteye» «temsil» ettiği «tacirler» bakımdan «izafeten» dava açılabileceğini, bunun aksine düzenlemelerin «geçersiz» olduğunu, «yetki kaydının» «genel işlem şartı» olup "yazılmamış sayılması" gerektiğini, davalının Türkiye'de mukim olduğunu, Türkiye'de kendini daha iyi şekilde savunma imkanına sahipken davalının «yetki itirazında» bulunmasının «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
A.Ş. tarafından satın alınan kakao çekirdeği cinsi emtianın taşıma sırasında oluşabilecek «rizikolara» karşı «nakliyat emtia sigorta poliçesi» ile «teminat» altına alındığını, emtianın yüklü olduğu konteynerlerin davalı şirketin düzenlediği «konişmento» tahtında San Pedro Limanından Türkiye'ye taşınmak üzere HSL Porto gemisine hasarsız bir şekilde yüklendiğini, Marport Limanına varış yapması beklenen 23 konteynerin 8 tanesinin Kumport Limanına, kalan 15 konteynerin ise Marport Limanına vardığını, taşımanın normal şartlar altında 25 gün sürmesi gerekirken dava konusu taşımanın 76 gün sürmesi sebebiyle hasarsız bir şekilde gemiye yüklenen kakao çekirdeği emtiasının nemlendiğini ve küflendiğini, davalının konişmentoyu düzenlemek ve taşımayı fiilen gerçekleştirmek suretiyle «fiili taşıyan» olarak hareket ettiğini, müvekkilinin «hasar» nedeniyle sigortalının uğradığı zarar ve ziyanı tazmin ettiğini, kanuni halef sıfatını kazandığını, borçlu aleyhine İstanbul Anadolu 20.
CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin «taşıyan sıfatını» haiz olduğunu, taşımalardan kaynaklanacak tüm uyuşmazlıklarda uygulanması gereken hukukun İngiliz, yetkili mahkemenin ise Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunun taraflarca kabul edildiğini, müvekkilinin merkezinin Danimarka'da bulunan yabancı bir şirket olduğunu, geminin yabancı bayraklı olduğunu, gecikme iddiası ile «hasar» iddiası arasında «illiyet bağının» bulunmadığını savunarak davaların reddini istemiştir.
-
Yabancı tacir adına acenteye dava açıldığında Türk mahkemeleri münhasır yetkilidir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3298 E. 2020/2018 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:münhasır yetki · yetki sözleşmesi · acentelik · konişmento · yabancılık unsuru · genel işlem koşulları
Benzer bu kararda… hkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı olması, yüklemenin yabancı limandan yapılması ve «yetki itirazında» bulunan davalı Mediterranean Shipping Company S.A’nın yabancı şirket olması nedeniyle somut uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından yani akdi ilişkinden kaynaklandığı, «konişmentoda» yer alan «yetki şartına» göre davalı Mediterranean Shipping Company SA 'ya karşı açılan davanın Londra Mahkemelerinde görülmesi gerektiği, TTK 105. md. göre taşıma ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda «taşıyıcıya» «izafeten» «acenteye» karşı dava açılabileceği, acenteye doğrudan dava yöneltilmesinin söz konusu olamayacağı, konteynerlerin gemiden tahliyesi esnasında birinin mühürsüz diğerinin de üzerinde farklı mühür bulunduğunun gümrük otoritesi ve yük ilgilileri tarafından ortaklaşa olarak tespit edildiği, konişmentoda kayıtlı olan hurda bakır tel türü emtianın yerine konteynerlerden parke taşı türü malzeme çıkmasından dolayı davalı Marport Liman İşletmelerinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen dava yönünden davalı Mediterranean Shipping Company SA hakkında açılan davanın yetkisizlik nedeniyle «usulden reddine», davalı ... hakkında açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı Marport Liman İşletmeleri San ve Tic AŞ hakkında açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.
… stanbul Bölge Adliye Mahkemesince, olayda dava konusun emtianın yüklemesinin yabancı bir limandan yapılmış olması, taşımayı yapan geminin yabancı bayraklı olması ve «yetki itirazında» bulunan davalı Mediterranean Shipping Company S.A’nın yabancı bir şirket olması dikkate alındığında uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdi ilişkisinden kaynaklandığı, davacıların «konişmentolarda» “gönderilen” olarak yer aldığı ve «tacir» ibaresinin kapsamına girdiği, ayrıca 10.3. maddesinde açıkça tacirin açacağı her türlü dava ve «taşıyan» tarafından açılacak davalarda İngiliz Hukukunun uygulanacağı ve Londra Yüksek Mahkemesi'nin münhasıran yetkili olacağı düzenlendiği, bu durumda iş bu davada da münhasıran Londra Yüksek Mahkemelerinin yetkili olduğu, kural olarak «genel işlem koşulları» içeren sözleşmeler düzenlenmesinin yasal sınırlar içinde hukuken mümkün olup, taraflar arasında düzenlenen konişmentolardaki «yetki şartına» ilişkin hükmün tacir olan davacı tarafın kolayca anlayabileceği bir içerikte olduğu, ayrıca uyuşmazlık halinde mahkemenin «yetkisinin» düzenlenmesine ilişkin hüküm konulmasının «dürüstlük kuralına» aykırı bir düzenleme sayılamayacağı, haksız işlem şartı olarak kabul edilemeyeceği, ilk derece mahkemesince hükmedilen nisbi «vekalet ücretinin» esastan red kararına yönelik olduğu, yabancı bir ülke mahkemesinin yetkili olması halinde HMK 20.maddesi uygulama alanı bulmayacağından gerekçede yetkili mahkemeni …
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla MÖHUK’un tatbiki gerekmekte olup, bu çerçevede taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi «son» cümlesi uyarınca, yabancı «tacirler» hesabına «acentelik» yapanlar bakımından müvekkili adına Türkiye’de dava açılması halinde sözleşmedeki «yetki şartının» MÖHUK gereğince «geçersizliği» öngörüldüğüne göre, madde hükmü ile bu nitelikteki uyuşmazlık bakımından Türk mahkemelerinin «münhasır yetki» taşıdığının kabul edilmesi gerekmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2010/4909 E. , 2011/15641 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Büyükçkemece 1.Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.08.2009 tarih ve 2009/121 - 2009/1933 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin yabancı menşeli Medex Ltd.nin acentesi olduğunu, anılan şirket tarafından Ambarlı Limanına nakliyesi yapılan malların limana boşaltıldığını, malların alıcısına teslim edildiğini, malların getirildiği boş konteynerin liman işletmecisi davalı Marport Liman İşletmeleri A.Ş. deposuna konulduğunu, bu davalının konteyneri isteme rağmen teslim etmediğini, dava konusu konteynerin davalı ...Ş. tarafından ticari işlerinde kullanıldığının öğrenildiğini, konteynerin halen davalıların elinde bulunduğunu ileri sürerek, konteynerin aynen teslimine, bulunamadığı takdirde bedeli olan 4.000.000.000.-TL'nın ve haksız yararlanma nedeni ile 1.000.000.000.-TL'nın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılardan Marport Liman İşletmeleri A.Ş. vekili, davacının acentesi olduğu Medex Ltd. ne ait olduğu iddia edilen boş konteynerin müvekkili şirketin işletmeciliğini yaptığı Ambarlı Gümrük Müdürlüğü’nün talimatı ile davacının acente elemanı ...’a 6.11.2002 tarihinde teslim edildiğini, müvekkili şirketin Soyak Limanı İşletmeciliğini de yapmaya başlattığı tarihten sonra yaptığı incelemede konteynerin Soyak Liman sahasında olduğunun tespit edildiğini, davacının, konteynerin limanda kaldığı ardiye ücretleri ile liman masraflarını ödemekten kaçınması nedeni ile müvekkiline müracaatla konteyneri teslim almadığını, halen boş olarak Soyak Liman sahasında duran konteynerın liman ardiye ücretinin ve diğer liman masraflarının ödenmesi kaydı ile teslime hazır olduklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı vekili, müvekkili şirketin gerek tespit tarihinde, gerekse dava tarihinde söz konusu liman sahasında tasarruf hakkının kalmadığını, davanın muhatabının müvekkili olmadığını belirterek, davanın husumet ve esas yönünden reddini savunmuştur.
Mahkemece, bozma ilamı sonrasında dava dosyasının taraflarca takip edilmediği gerekçesiyle davanın HUMK'nun 409/5. maddesi uyarınca açılmamış sayılmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, konteynerin aynen teslimi, olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece verilen hüküm, Dairemizin 03.11.2008 tarihli ilamı ile davalılardan Marport Liman İşletmeleri A.Ş. yönünden onanmış, diğer davalı yönünden ise bozulmuştur. Mahkemece, bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada ise, davanın taraflarca takip edilmemesi nedeniyle açılmamış sayılmasına karar verilmiş olup, her iki davalı lehine de vekalet ücretine hükmedilmiştir. Davalı Marport Liman İşletmeleri A.Ş. hakkında verilen önceki hüküm Dairemizce onanarak kesinleştiğinden, bozma ilamı sonrasında yeniden anılan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekirse de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu husus yönünden hükmün HUMK’nun 438/7.
Maddesi uyarınca düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile hüküm fıkrasının 4. bendinin hükümden çıkarılarak yerine, “Kendisini vekille temsil ettiren davalı ...Ş. yararına 310 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesi” ibaresinin eklenmesine, kararın bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 22.11.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1034678400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz