6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Yabancı tacir adına acenteye dava açıldığında Türk mahkemeleri münhasır yetkilidir

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2019/3298 E. 2020/2018 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Gerekçe özeti

Yabancı taşıyanın Türkiye'de acentesi bulunan ve yabancılık unsuru taşıyan taşıma uyuşmazlığında, TTK 105/2 son cümlesi uyarınca yabancı tacir hesabına acentelik yapanlar bakımından müvekkili adına Türkiye'de dava açılması hâlinde konişmentodaki yetki şartı geçersizdir; bu, MÖHUK 47 anlamında Türk mahkemelerinin münhasır yetkisini doğurur ve münhasır yetki bulunan hâlde geçerli bir yabancı mahkeme yetki sözleşmesi yapılamaz. Bu nedenle yabancı taşıyan hakkında yetkisizlik kararı verilmesi doğru değildir.

Ele alınan sorunlar

Yabancı taşıyanın acentesi bulunan davada konişmentodaki yabancı mahkeme yetki şartının TTK 105/2 ve MÖHUK 47 karşısında geçerliliği → kabul

İddia: Davacılar, konişmentolardaki yetki şartının geçersiz olduğunu ileri sürerek yabancı taşıyan şirket hakkında verilen yetkisizlik kararının kaldırılmasını istemiştir.

Gerekçe: Taşıma işleminde yabancılık unsuru bulunduğundan MÖHUK uygulanmalı ve konişmentolardaki yetki şartı MÖHUK ile TTK kapsamında değerlendirilmelidir. Davalı acentenin, dava konusu taşıma işinde yabancı şirketin acentesi sıfatıyla hareket ettiği sabittir. Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklarda taraflar yetki sözleşmesi yapabilirlerse de, Türk mahkemelerinin MÖHUK 47. maddesine istinaden münhasır yetkisinin bulunduğu hâllerde bu yönde bir sözleşme yapılması mümkün değildir. 6102 sayılı TTK'nın 105/2 maddesi son cümlesi uyarınca, yabancı tacirler hesabına acentelik yapanlar bakımından müvekkili adına Türkiye'de dava açılması hâlinde sözleşmedeki yetki şartının geçersizliği öngörüldüğüne göre, bu nitelikteki uyuşmazlıkta Türk mahkemelerinin münhasır yetkiye sahip olduğunun kabulü gerekir. Buna göre konişmentolardaki yetki şartı geçersiz olduğundan, yabancı taşıyan şirket hakkında yetkisizlik kararı verilmesi doğru değildir.

Gerekçe kaynağı: özgün

Emsal değeri

TTK 105/2 son cümlesinin, yabancı tacir hesabına acentelik yapanlara karşı Türkiye'de açılan davada konişmentodaki yetki şartını geçersiz kılıp Türk mahkemelerine münhasır yetki tanıdığı yönünde emsal değer taşır.

Usul tespitleri

Yetkili mahkeme
Yabancı tacir hesabına acentelik yapanlara karşı müvekkili adına Türkiye'de açılan davada konişmentodaki yabancı mahkeme yetki şartı geçersiz olup, MÖHUK 47 uyarınca Türk mahkemeleri münhasıran yetkilidir.
Dava şartı
yetki

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
münhasır yetki yetki sözleşmesi acentelik konişmento yabancılık unsuru genel işlem koşulları yetki şartının geçersizliği

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı TTK — 6102 sayılı TTK 105/2 · MÖHUK — MÖHUK 47

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali | Kararın kaldırılması

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2842 E. 2023/5184 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Akdi taşıyan

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3606 E. 2022/7512 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2019/3298 E.  ,  2020/2018 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 14/03/2018 tarih ve 2014/1470 E. - 2018/104 K. sayılı kararın asıl ve birleşen dava davacıları vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi'nce verilen 23/05/2019 tarih ve 2018/1104 E. - 2019/728 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi asıl ve birleşen dava davacıları vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Asıl ve birleşen dava davacıları vekili, müvekkillerine ait 23.820.000 kg ve 24.870.000 kg “soyulmuş bakır tel hurdası” emtialarının Çin Xingang Limanından 26/09/2014 tarihinde MSC Kalina-FD439R isimli gemi ile MSCU6980167 ve TRLU6560951 numaralı konteynerler ile İstanbul Ambarlı Limanına teslim edilmek üzere gönderildiğini, geminin 04/11/2014 tarihinde davalı Marport Liman İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş.’ne ait limana yanaşıp tahliye işlemlerine başlanıldığını, müvekkillerinin toplam 311.616 USD karşılığı konteynerler içindeki emtiaları Mes Metal Ekstürüzyon San. ve Tic. A.Ş. firmasına devrettiğini, hurdaları devralan firmanın malları teslim almak üzere limana gittiğinde bir konteynere orijinal kilidi yerine davalı ...

Acentası A.Ş.’ne ait diğer konteynere ise orijinal kilidi yerine davalı Marport Liman İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş.’ne ait kilidin takıldığının gördüğünü, liman yetkililerine bilgi sorulduğunda ilgililerin “konterynerlerin indirilmesi sırasında kilidinin olmadığının fark edildiğini, konterynerlerin açıldığında birer palet parke taşının olduğunun ve bakır bulunmadığının tespit edildiğini, bunun üzerine acente, acente temsilcisi ve kaptana tutanak imzalatıldığını” bildirerek tutanağın birer suretini müvekkilleri firma temsilcisi ile Mes Metal Ekstürüzyon San. ve Tic. A.Ş. yetkilisine verildiğini, gemi firması acentesi ve liman işletmesi firması ile görüşülmesine ve ihtar gönderilmesine rağmen dava tarihine kadar zararın tazmin edilmediğini, emtiaların Çin’de konteynerlere yüklenilmesi, konteynerlerin kilitlenmesi ve Xingang Limanına getirilmesine kadar müvekkilleri temsilcilerinin işlemlere bizzat refakat ettiklerini, ürünü satın alan Mes Metal Ekstürüzyon San.

ve Tic. A.Ş.’nin de yaptığı harcamaları müvekkillerinden talep ettiğini ileri sürerek toplam 214.236 USD mal bedeli ve toplam 106.640 USD mahrum kalınan kar, komisyon, iş takipçisi komisyonu ve iş takibi masrafları ile Mes Metal Ekstürüzyon San. ve Tic. A.Ş.’nin talep edeceği masraf ve giderleri ile yargılama giderlerinin davalılardan faizi ile birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmişlerdir.

Asıl ve birleşen dava davalısı MSC Gemi Acenteliği A.Ş. vekili, müvekkilinin Cenevre merkezli Mediterranean Shipping […]A ünvanlı şirketin Türkiye acenteliğini yaptığını, davanın TTK. 105 md. göre müvekkili namına acenteliğe karşı açılabileceğinden dolayı pasif husumet ehliyetlerinin olmadığını, müvekkili şirketin acenteliğini yaptığı şirket tarafından düzenlenen ve taşıma şartlarının yer aldığı konişmentonun 10. maddesi gereğince taşıma sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümü için başvurulacak yetkili yer mahkemesinin Londra mahkemeleri ve uygulanacak hukukun İngiliz hukuku olarak belirlenmesi, ayrıca MÖHUK 47. ve HMK 17. maddelerine göre mahkemenin yetkisiz olması sebepleriyle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketçe tanzim edilen konişmentolarda taşımanın konteynelerin yükleten tarafından tamamen doldurulduktan sonra taşıyana teslim edildiği anlamını taşıyan “FCL/FCL Full Container Load” ibaresini taşıması sebebiyle taşımaya konu mallardaki farklılık sebebiyle müvekkiline atfedilecek bir kusur olmadığını, konişmentoda arka yüzündeki taşıma sözleşmesinin 14.2 maddesi ve konişmentoda yükleyicinin verdiği bilgilerin doğru olduğu, taşıyan tarafından kontrol edilmediği, taşıyanın sorumlu olmayacağına ilişkin rezervler konulması sebebiyle TTK’nun 1239 maddesi gereğince de müvekkilinin sorumlu olmadığını, müvekkilinin sorumlu olduğunun kabulü halinde dahi TTK 1186 md.

gereğince sorumluluklarının sınırlı olduğunu savunarak öncelikle pasif husumet ve yetki yönünden, aksi taktirde esas yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Asıl ve birleşen dava davalısı Marport Liman İşletmeleri San. Ve Tic. A.Ş. vekili, dava konusu yüklerle ilgili Gümrük İthalat beyannamesi dava dışı Mes Metal Ekstürüzyon San. ve Tic. A.Ş. tarafından açıldığından davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, konteynerlerin limana tahliyesi sırasında bizzat gemi kaptanı tarafından tanzim olunan interchange raporunda konteynerler üzerinde mühür takılı olmadığının tespit edildiğini, bu hususun davalı acentelik ve gümrük yetkililerinin de imzası bulunan 17/11/2014 tarihli tutanakla da tespit edildiğini, bu durumda müvekkilinin sadece konteynerlerin tahliye edildiği liman ve geçici depolama yeri işletmesi olması sebebiyle dava konusu olayla bir ilgisinin olmadığını, ayrıca talep edilen tazminatın fahiş olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Asıl ve birleşen dava davalısı Mediterranean Shipping […]A vekili, taşımanın 30/09/2014 tarihli konişmentolara bağlı olarak yapıldığını ve bu sebeple taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkiye konişmento hükümlerinin uygulanması gerektiğini, konişmentonun 10.3 maddesi gereğince uyuşmazlık bakımından Londra Yüksek Mahkemelerinin yetkili olduğunu ve İngiliz hukukunun uygulanması gerektiğini, MÖHUK 24. maddesinin sözleşmelerden doğan borç ilişkisinde uygulanacak hukuk bakımından taraflara açık seçim yapma yetkisi tanıdığını, mahkemenin davaya bakmaya yetkili ve görevli bulunmadığını, konişmentonun ön yüzündeki taşıyanın acentesi tarafından taşımaya ilişkin girilen şerhlere göre konteynerlerin içinde çıkan yük ile konişmentoda beyan edilen yükün aynı olmamasından dolayı müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, sorumluluğun konteynerlerin yüklemesini yapan Tıanjın Seri Technology Co.

Ltd.’ye ait olduğunu, sorumluluğa karar verilse dahi TTK 1186 maddesi gereğince bunun sınırlı olduğunu, davanın ispat edilemediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı olması, yüklemenin yabancı limandan yapılması ve yetki itirazında bulunan davalı Mediterranean Shipping […]A’nın yabancı şirket olması nedeniyle somut uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından yani akdi ilişkinden kaynaklandığı, konişmentoda yer alan yetki şartına göre davalı Mediterranean Shipping Company SA 'ya karşı açılan davanın Londra Mahkemelerinde görülmesi gerektiği, TTK 105. md. göre taşıma ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda taşıyıcıya izafeten acenteye karşı dava açılabileceği, acenteye doğrudan dava yöneltilmesinin söz konusu olamayacağı, konteynerlerin gemiden tahliyesi esnasında birinin mühürsüz diğerinin de üzerinde farklı mühür bulunduğunun gümrük otoritesi ve yük ilgilileri tarafından ortaklaşa olarak tespit edildiği, konişmentoda kayıtlı olan hurda bakır tel türü emtianın yerine konteynerlerden parke taşı türü malzeme çıkmasından dolayı davalı Marport Liman İşletmelerinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen dava yönünden davalı Mediterranean Shipping Company SA hakkında açılan davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, davalı ...

hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı Marport Liman İşletmeleri San ve Tic AŞ hakkında açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.

Karara karşı, asıl ve birleşen dava davacısı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesince, olayda dava konusun emtianın yüklemesinin yabancı bir limandan yapılmış olması, taşımayı yapan geminin yabancı bayraklı olması ve yetki itirazında bulunan davalı Mediterranean Shipping […]A’nın yabancı bir şirket olması dikkate alındığında uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, dava konusunun münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdi ilişkisinden kaynaklandığı, davacıların konişmentolarda “gönderilen” olarak yer aldığı ve tacir ibaresinin kapsamına girdiği, ayrıca 10.3. maddesinde açıkça tacirin açacağı her türlü dava ve taşıyan tarafından açılacak davalarda İngiliz Hukukunun uygulanacağı ve Londra Yüksek Mahkemesi'nin münhasıran yetkili olacağı düzenlendiği, bu durumda iş bu davada da münhasıran Londra Yüksek Mahkemelerinin yetkili olduğu, kural olarak genel işlem koşulları içeren sözleşmeler düzenlenmesinin yasal sınırlar içinde hukuken mümkün olup, taraflar arasında düzenlenen konişmentolardaki yetki şartına ilişkin hükmün tacir olan davacı tarafın kolayca anlayabileceği bir içerikte olduğu, ayrıca uyuşmazlık halinde mahkemenin yetkisinin düzenlenmesine ilişkin hüküm konulmasının dürüstlük kuralına aykırı bir düzenleme sayılamayacağı, haksız işlem şartı olarak kabul edilemeyeceği, ilk derece mahkemesince hükmedilen nisbi vekalet ücretinin esastan red kararına yönelik olduğu, yabancı bir ülke mahkemesinin yetkili olması halinde HMK 20.maddesi uygulama alanı bulmayacağından gerekçede yetkili mahkemenin açıklanması yeterli olup hüküm kısmında ayrıca gösterilmesine lüzum görülmediği gerekçesi ile asıl ve birleşen dava davacıları vekilinin istinaf başvurusunun esastan karar verilmiştir.

Karar, asıl ve birleşen dava davacısı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

Asıl ve birleşen dava, uluslararası deniz yolu ile taşıma işinden dolayı uğranılan zarara bağlı tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, asıl ve birleşen davada, davalı Mediterranean Shipping Company SA hakkında mahkemenin yetkisizliği sebebiyle usulden, MSC Gemi Acenteliği A.Ş. hakkında pasif husumet yokluğundan, Marport Liman İşletmeleri San. ve Tic. A.Ş. hakkında ise davanın esastan reddine karar verilmiştir. Davaya konu taşıma işleminde yabancılık unsuru mevcut olmakla MÖHUK’un tatbiki gerekmekte olup, bu çerçevede taraflar arasında düzenlenen konişmentolardaki yetki şartının MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir. Davalılardan MSC Gemi Acenteliği A.Ş.’nin dava konusu uyuşmazlığı doğuran taşıma işinde davalı yabancı şirketin acentesi sıfatıyla hareket ettiği sabittir.

Yabancılık unsuru taşıyan uyuşmazlıklar bakımından taraflar yetki sözleşmesi yapabilirlerse de, Türk mahkemelerinin MÖHUK 47. maddesine istinaden münhasır yetkisinin olduğu hallerde bu yönde bir sözleşme yapılması mümkün değildir. 6102 sayılı TTK’nın 105/2 maddesi son cümlesi uyarınca, yabancı tacirler hesabına acentelik yapanlar bakımından müvekkili adına Türkiye’de dava açılması halinde sözleşmedeki yetki şartının MÖHUK gereğince geçersizliği öngörüldüğüne göre, madde hükmü ile bu nitelikteki uyuşmazlık bakımından Türk mahkemelerinin münhasır yetki taşıdığının kabul edilmesi gerekmektedir. Buna dayalı olarak, somut olayda taraflar arasında düzenlenen konişmentolardaki yetki şartı geçersiz olduğunda davalı Mediterranean Shipping Company SA hakkında yetkisizlik kararı verilmesi doğru olmamış, kararın bu sebeple temyiz eden asıl ve birleşen dava davacısı yararına bozulması gerekmiştir.

SONUÇ

Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen dava davacısının temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince Mediterranean Shipping Company SA hakkında verilen yetkisizlik kararına yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden asıl ve birleşen davada davacılara iadesine, 25/02/2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/587385600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Bozuldu

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2018/1104 E. 2019/728 K.

Konişmentodaki yabancı mahkeme yetki şartının geçerliliği

Gerekçe özeti

Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda, konişmentoda yer alan ve yabancı bir devlet mahkemesini (somut olayda Londra Yüksek Mahkemesi) münhasıran yetkili kılan yetki şartı; uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine ilişkin bir konuya girmemesi ve uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması koşullarının birlikte gerçekleşmesi halinde MÖHUK 47 uyarınca geçerlidir. Konişmentoda gönderilen sıfatıyla yer alan tacirin bu yetki şartıyla bağlı olduğu, şartın genel işlem koşulu niteliğinde olup dürüstlük kuralına aykırı ve haksız şart sayılamayacağı kabul edilir. Yabancı mahkemenin yetkili olması halinde HMK 20 uygulanmayacağından yetkili mahkemenin gerekçede açıklanması yeterli olup hüküm fıkrasında ayrıca belirtilmesine gerek yoktur.

Emsal değeri

Konişmentoda yer alan ve tacir kavramını gönderileni de kapsayacak şekilde tanımlayan yabancı mahkeme yetki şartının, MÖHUK 47 koşulları gerçekleştiğinde ve genel işlem koşulu denetimine tabi tutulduğunda geçerli kabul edilmesi yönünden emsal niteliği taşımaktadır.

Kavramlar: yetki sözleşmesi münhasır yetki yabancılık unsuru konişmento genel işlem koşulları tacir yetkisizlik kararı

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2018/1104

KARAR NO 2019/728

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 17. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 14/03/2018

NUMARASI 2014/1470 E.-2018/104 K.

DAVA

Alacak (Deniz Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 23/05/2019

Asıl ve birleşen davaların reddine yönelik olarak verilen hükmün asıl ve birleşen dava davacıları vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü.

ASIL VE BİRLEŞEN DAVA

Davacılar vekili, her bir müvekkiline ait emtianın Çin Xingang Limanından 26.09.2014 tarihinde gemi ile İstanbul Ambarlı Limanına teslim edilmek üzere yola çıktığını, 04.11.2014 tarihinde davalı Liman İşletmesine ait limanda tahliyesine başlandığını, ancak konteynır açıldığında taşımaya konu emtianın bulunmadığının görüldüğünü ve bu hususun tutanak altına alındığını, ancak müvekkillerinin zararlarının karşılanmadığını ileri sürerek müvekkillerine ait mal bedelleri, mahrum kalınan kâr ve diğer zararların faiziyle davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı ... vekili, mahkemenin yetkisine itiraz ettiklerini, zira konişmentoların arka sayfalarında yer alan yetki ve uygulanacak hukukun düzenlendiği 10.3 maddesi tahtında, taşımaya ilişkin uyuşmazlıklar bakımından Londra Yüksek Mahkemesinin yetkili olduğunun ve İngiliz Hukukunun uygulanmasının kararlaştırıldığını, dolayısıyla asıl ve birleşen davada Londra Yüksek Mahkemesinin yetkili olduğunu, ayrıca müvekkilinin iddia edilen hasarlar bakımından bir sorumluluğunun olmadığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir. Davalı .... vekili, müvekkilinin davalı ... acentesi olması nedeniyle müvekkiline doğrudan dava açılamayacağını, dolayısıyla müvekkilinin pasif husumetinin bulunmadığını, ayrıca müvekkiline atfedilebilecek bir kusur olmadığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.

Davalı ... San. Ve Tic. A.Ş. vekili, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, zira dava konusu yüklerle ilgili olarak gümrük ithalat beyannamesinin dava dışı ...A.Ş. tarafından açıldığını, ayrıca davacının taşımaya konu emtiayı bu firmaya devrettiğini beyan ettiğini, müvekkiline atfedilebilecek bir kusur da olmadığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddini istemiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ

İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, davacıların iş bu davada taraf sıfatlarının bulunduğu, öte yandan acente olan davalı ...'ne husumet yöneltilemeyeceği, ayrıca taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı olması, yüklemenin yabancı limandan yapılması ve yetki itirazında bulunan davalının yabancı şirket olması nedeniyle somut uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından yani akdi ilişkinden kaynaklanmış olması nedeniyle konişmentoda yer alan yetki şartına göre davalı ... yetki itirazında haklı görüldüğü, bununla birlikte davalı ...San. Ve Tic. A.Ş.’ne atfedilebilecek bir kusur olmadığı gerekçesiyle davalı ...

hakkında açılan davada mahkemenin yetkisiz olması nedeniyle davanın yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, davalı .... hakkında açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine,davalı ... San ve Tic AŞ hakkında açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Asıl ve birleşen dava davacıları vekili istinaf dilekçesinde özetle;

1- Dava açıldıktan 4 yıl sonra bilirkişi incelemesi de yaptırılmışken yetkisizlik kararı verilmesinin doğru olmadığını, ayrıca yetkisizlik kararında yetkili mahkemenin gösterilmediğini, maktu yerine nispi ücret tayin edildiğini, bu haliyle yargılamamanın usul ekonomisine aykırı olduğu gibi müvekkillerin haklarının teslimini geciktirmiş büyük zarara uğramalarına sebebiyet verdiğini,2-Usul hükümlerine göre akdin ifa mahalli mahkemesi yetkili olduğu halde verilen yetkisizlik usul ve yasaya aykırı olduğu gibi ,davalı şirketin dayanmış olduğu ve hükme esas olarak alınan konişmentonun içindeki yetki belirlemesi iki tarafın anlaşarak belirlediği yetki olmayıp sadece taşıyanın tek taraflı olarak sözleşmeye derc ettiği yetki belirlemesi olduğundan hukuken bir geçerliliği olmadığı gibi, söz konusu maddede, Londra Yüksek Mahkemesinin dava yetkisinin sadece taşıyan tarafından açılacak davalar için belirlenmiş olduğunun ortada olduğunu, tacirin tanımı yapılarak tacir tarafından açılacak davalar yönünden yetkinin saklı tutulduğunu, müvekkillerin tacir sıfatına haiz olduğunun ise sarih olduğunu, dolayısıyla müvekkilleri yönünden yetki kısıtlamasının bulunmadığını, üstelik bir kaç yetkili mahkemenin gösterilmiş olmasının münhasır yetkili mahkeme belirlemesinin yapılmadığını göstermekte olduğunu belirterek hükmün kaldırılmasını ve davanın kabulünü istemiştir.

GEREKÇE

Asıl ve birleşen dava, deniz taşıma sözleşmesine uygun taşıma yapılmadığı iddiasıyla oluşan zararların tazmini istemine ilişkindir. Asıl ve birleşen davada davalı ... yasal sürede uluslararası yetki itirazında bulunarak mahkemenin yetkisine itiraz etmiş, ilk derece mahkemesince yukarıda açıklanan gerekçelerle yetki itirazı kabul edilerek bu davalı yönünden yetkisizlik kararı verilmiş olup, davacı tarafın istinafı da yetkisizlik kararına yöneliktir.TTK 1237/1 maddesi uyarınca taşıyan ile konişmento hamili arasında ki hukuki ilişkide konişmento esas alınır. Somut olayda asıl ve birleşen davaya konu konişmentolar incelendiğinde, gönderilenlerin davacılar ve taşıyıcının da davalı ... olduğu görülmüştür.

O halde konişmeto hükümlerinin tarafları bağlayacağı açıktır. MÖHUK 47.maddesinde yer itibari ile yetkinin münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasında yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılması mümkündür. Yetki şartı taraflar arasındaki ilişkiyi düzenleyen sözleşmeye ayrı bir madde olarak konulabileceği gibi ayrı bir sözleşme olarak da düzenlenebilecektir. Anılan hükme göre yetki şartının geçerli olması için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, Türk Mahkemelerinin yetkisinin münhasır yetki esasına göre düzenlenmemiş olması ile uyuşmazlığın borç ilişkisinden doğması gerekmektedir.

Somut olayda dava konusun emtianın yüklemesinin yabancı bir limandan yapılmış olması, taşımayı yapan geminin yabancı bayraklı olması ve yetki itirazında bulunan davalının yabancı bir şirket olması dikkate alındığında uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıdığı kabul edilmiştir. Öte yandan dava konusunun münhasır yetki esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdi ilişkisinden kaynaklandığı da açıktır.Konişmentoların arka sayfalarında yer alan “Tanımlar” kısmında “Tacir” ibaresi "Gönderen, Gönderilen, işbu Konişmento hamili, Eşyanın alıcısı ve Eşyanın veya işbu konişmentonun maliki, üzerinde hak sahibi olan ya da zilyetliğini talep eden her türlü şahsı veya bu şahıs adına hareket eden herkesi içerir" şeklinde tanımlanmış olup, bu durumda davacıların konişmentolarda “gönderilen” olarak yer aldığı ve tacir ibaresinin kapsamına girdiği açıktır.

Ayrıca 10.3. maddesinde açıkça tacirin açacağı her türlü dava ve taşıyan tarafından açılacak davalarda İngiliz Hukukunun uygulanacağı ve Londra Yüksek Mahkemesi'nin münhasıran yetkili olacağı düzenlenmiş olup, bu durumda iş bu davada da münhasıran Londra Yüksek Mahkemelerinin yetkili olduğunun kabulü gerekir. Öte yandan kural olarak genel işlem koşulları içeren sözleşmeler düzenlenmesi, yasal sınırlar içinde hukuken mümkündür. Ancak, Yasanın 25.maddesine göre, “Genel işlem koşullarına, dürüstlük kurallarına aykırı olarak, karşı tarafın aleyhine veya onun durumunu ağırlaştırıcı nitelikte hükümler konulamaz. Somut olayda ise, taraflar arasında düzenlenen konişmentolardaki yetki şartına ilişkin bu hüküm tacir olan davacı tarafın kolayca anlayabileceği bir içerikte olup, ayrıca uyuşmazlık halinde mahkemenin yetkisinin düzenlenmesine ilişkin hüküm konulması, dürüstlük kuralına aykırı bir düzenleme sayılamayacağından, haksız işlem şartı olarak kabul edilemez.Ayrıca ilk derece mahkemesince yetkisizlik kararı nedeniyle davalı ...

lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olması, hükmedilen nisbi vekalet ücretinin esastan red kararına yönelik olması nedeniyle davacı tarafın bu yöndeki itirazı yerinde görülmediği gibi, yabancı bir ülke mahkemesinin yetkili olması halinde HMK 20.maddesi uygulama alanı bulmayacağından gerekçede yetkili mahkemenin açıklanması yeterli olup hüküm kısmında ayrıca gösterilmesine lüzum görülmemiştir. O halde ilk derece mahkemesince davalı ... yönelik davada yetkisizlik kararı verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş olup, asıl ve birleşen dava davacıları vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;Asıl ve birleşen dava davacıları vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Asıl ve birleşen davaların istinafı için ayrı ayrı alınması gereken 44,40’er-TL istinaf karar harcından davacı taraflarca peşin yatırılan 35,90-’er TL’ nin mahsubu ile bakiye 8,50’şer-TL harcın asıl ve birleşen dava davacılarından ayrı ayrı alınarak hazineye gelir kaydına,İstinaf yoluna başvuran davacılar tarafından yapılan giderlerin üzerlerinde bırakılmasına,Gerekçeli kararın birer örneğinin taraflara tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.

23. 05.2018

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.