İtirazın iptali | Rücû tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/287 E. 2023/3024 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Yetkili mahkeme
- yetki/yetkisizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yetki kaydı↗ nakliyat emtea sigortası↗ fiili taşıyan↗ münhasır yetki↗ taşıyan sıfatı↗ yabancılık unsuru↗ yetki şartı↗ genel işlem şartı↗ deniz ticareti↗ nakliyat emtia sigortası↗ denizcilik ihtisas mahkemesi↗ konişmento↗ izafeten dava↗ iyiniyet kuralı↗ konşimento↗ donatan↗ sigorta tazminatı↗ rücuen tahsil↗ ihtisas mahkemesi↗ yetki itirazı↗ acente↗ illiyet bağı↗ iyiniyet↗ vekâlet ücreti↗ münhasırlık↗ riziko↗ acentelik↗ hamil↗ kamu düzeni↗ esastan ret↗ yetki↗ geçersizlik↗ icra inkar tazminatı↗ taşıyan↗ tacir↗ inkar tazminatı↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ sigorta poliçesi↗ kusur↗ cy/cy kaydı↗ hasar↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ teminat↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
(Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
BİRLEŞEN DAVA : İstanbul 17 Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/239 E.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.05.2023 günü hazır bulunan asıl davada davacı vekili Av. .... ile birleşen davada davacı vekili Av....... ile asıl davada davalı birleşen davada davalı vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından Önem Gıda San. ve Tic. A.Ş. tarafından satın alınan kakao çekirdeği cinsi emtianın taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı nakliyat emtia sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, emtianın yüklü olduğu konteynerlerin davalı şirketin düzenlediği konişmento tahtında San Pedro Limanından Türkiye'ye taşınmak üzere HSL Porto gemisine hasarsız bir şekilde yüklendiğini, Marport Limanına varış yapması beklenen 23 konteynerin 8 tanesinin Kumport Limanına, kalan 15 konteynerin ise Marport Limanına vardığını, taşımanın normal şartlar altında 25 gün sürmesi gerekirken dava konusu taşımanın 76 gün sürmesi sebebiyle hasarsız bir şekilde gemiye yüklenen kakao çekirdeği emtiasının nemlendiğini ve küflendiğini, davalının konişmentoyu düzenlemek ve taşımayı fiilen gerçekleştirmek suretiyle fiili taşıyan olarak hareket ettiğini, müvekkilinin hasar nedeniyle sigortalının uğradığı zarar ve ziyanı tazmin ettiğini, kanuni halef sıfatını kazandığını, borçlu aleyhine İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğünün 2019/20660 E. sayılı dosyası ile başlatılan takibe itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin sigortalısı olan Önem Gıda San. ve Tic. A.Ş'nin nakliyat emtia poliçesi tahtında muhtelif zararlar karşı sigorta edildiğini, sigortalının satın aldığı kakao çekirdeği cinsi emtianın Fildişi Sahilleri San Pedro Limanı' ndan Ambarlı-Türkiye Limanı' na taşınmak üzere 23 adet 40'lık konteynerlere yüklerek M/V HSL Porto isimli gemiye yüklendiğini, davalı tarafın sorumluluğunda gerçekleştirilen taşımada Marport Limanı'na varış yapılması ve 23 konteynerin tamamının burada tahliye edilmesinin kararlaştırılmasına rağmen 05.08.2018 tarihinde Kumport Limanı'nda yalnızca 8 konteyner tahliye edilerek kalan 15 konteynerin Marport Limanı'na götürüldüğünü, müvekkilinin onayı olmaksızın taşıyan gemiyi de değiştirmek suretiyle davaya konu sevkiyatın normal şartlar altında 25 gün sürmesi gerekirken 76 gün sürmesine sebebiyet verdiğini, donatanın kusuru ile sebebiyet verdiği gecikme neticesinde ise sigortalı şirkete ait kakao çekirdeklerinde ağır nem ve küflenme meydana geldiğini belirterek 34.574,17 euro tazminatın davalı şirketten tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taşıyan sıfatını haiz olduğunu, taşımalardan kaynaklanacak tüm uyuşmazlıklarda uygulanması gereken hukukun İngiliz, yetkili mahkemenin ise Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunun taraflarca kabul edildiğini, müvekkilinin merkezinin Danimarka'da bulunan yabancı bir şirket olduğunu, geminin yabancı bayraklı olduğunu, gecikme iddiası ile hasar iddiası arasında illiyet bağının bulunmadığını savunarak davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun (5718 sayılı Kanun) 47 inci maddesinde, "yer itibariyle yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" hükmünün kabul edildiği, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, alacağın deniz ticaretinden kaynaklanıyor olması nedeni ile Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinin söz konusu olmadığı, 5718 sayılı Kanun 47 inci maddesine göre yetki şartının geçerli olduğu, dava konusu taşımada davacıların yük sigortacısı, davalının fiili taşıyan olduğu, yükün sigortalı ve gönderilen olan Önem Gıda San ve Tic A.Ş.'ye tesliminden sonra yükteki hasar nedeniyle davacı ... şirketleri tarafından bu şirkete sigorta tazminatının ödendiğinin dosya kapsamına göre belirli olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 1237 nci maddesinde taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı hükmünün düzenlendiği, sigortalının, dosyaya sunulan cirolu konişmentoyu ibraz ederek yükü teslim aldığı, konişmentodaki yetki şartının sigortalıyı da bağlayıcı hale geldiği, davacı ... şirketinin, sigortalının halefi olduğundan yetki şartının sigortacıyı da bağlayacağı, asıl ve birleşen davada yetki itirazının kabulü ile her iki davaya konu uyuşmazlık açısından Londra İngiliz Yüksek Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesi ile dava dilekçelerinin yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; konşimentoya aracılık etsin etmesin acenteye temsil ettiği tacirler bakımdan izafeten dava açılabileceğini, bunun aksine düzenlemelerin geçersiz olduğunu, yetki kaydının genel işlem şartı olup "yazılmamış sayılması" gerektiğini, davalının Türkiye'de mukim olduğunu, Türkiye'de kendini daha iyi şekilde savunma imkanına sahipken davalının yetki itirazında bulunmasının iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının taşıma sırasında sigortalının onay ve bilgisi haricinde farklı aktarma limanlarına da uğranılmak ve taşıyan gemiyi de değiştirmek suretiyle sevkiyatın 76 gün sürmesine sebebiyet verdiğini, yabancılık unsurunun bulunmasının da kamu düzeni ile ilgili hükümlerin uygulanmasını engellemediğini, konişmentoda yer alan kaydın davacı taraf için ağırlaştırıcı ve aleyhe bir kayıt olduğunu, Türk Mahkemelerinin yetkisinin kabul edilmesi gerekirken mahkemenin yetkisizlik kararı vermesinin yerinde olmadığını, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister izafeten acente aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın Türk Mahkemelerine milletlararası münhasır yetki tanındığının sabit olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uyun olduğu gerekçesi ile asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; deniz taşımasında meydana geldiği ileri sürülen hasar nedeniyle sigorta şirketleri tarafından (Nakliyat Emtea Sigorta Poliçesi) sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 5718 sayılı Kanun 47 inci maddesi
3. 6102 sayılı Kanun 1237 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacılar vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/4909 E. 2011/15641 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz kararda… tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun (5718 sayılı Kanun) 47 inci maddesinde, "yer itibariyle «yetkinin» «kamu düzeni» veya «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki «yabancılık unsuru» «taşıyan» ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" hükmünün kabul edildiği, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, alacağın «deniz ticaretinden» kaynaklanıyor olması nedeni ile Türk mahkemelerinin münhasır «yetkisinin» söz konusu olmadığı, 5718 sayılı Kanun 47 inci maddesine göre «yetki şartının» geçerli olduğu, dava konusu taşımada davacıların yük sigortacısı, davalının «fiili taşıyan» olduğu, yükün sigortalı ve gönderilen olan Önem Gıda San ve Tic A.Ş.'ye «tesliminden» sonra yükteki «hasar» nedeniyle davacı ... şirketleri tarafından bu şirkete «sigorta tazminatının» ödendiğinin dosya kapsamına göre belirli olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 1237 nci maddesinde taşıyan ile «konişmento» «hamili» arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı hükmünün düzenlendiği, sigortalının, dosyaya sunulan cirolu konişmentoyu «ibraz» ederek yükü teslim aldığı, konişmentodaki yetki şartının sigortalıyı da bağlayıcı hale geldiği, davacı ... şirketinin, sigortalının halefi olduğundan yetki şartının sigortacıyı da bağlayacağı, asıl ve birleşen davada «yetki itirazının» kabulü ile her iki davaya konu uyuşmazlık açısından Londra İngiliz Yüksek Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesi ile dava dilekçelerinin yetkisizlik nedeniyle reddi …
Benzer bu karardaDava, konteynerin aynen «teslimi», olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:açılmamış sayılma · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada ise, davanın taraflarca takip edilmemesi nedeniyle «açılmamış sayılmasına» karar verilmiş olup, her iki davalı lehine de «vekalet ücretine» hükmedilmiştir.
Mahkemece, bozma ilamı sonrasında dava dosyasının taraflarca takip edilmediği gerekçesiyle davanın HUMK'nun 409/5. maddesi uyarınca «açılmamış sayılmasına» karar verilmiştir.
Davalı Marport Liman İşletmeleri A.Ş. hakkında verilen önceki hüküm Dairemizce onanarak kesinleştiğinden, bozma ilamı sonrasında yeniden anılan davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekirse de yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu husus yönünden hükmün HUMK’nun 438/7.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5635 E. 2024/2476 K.
Ortak:yetki kaydı · münhasır yetki · yabancılık unsuru · yetki şartı · genel işlem şartı · konişmento · konşimento · donatan · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz kararda… tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun (5718 sayılı Kanun) 47 inci maddesinde, "yer itibariyle «yetkinin» «kamu düzeni» veya «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki «yabancılık unsuru» «taşıyan» ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" hükmünün kabul edildiği, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, alacağın «deniz ticaretinden» kaynaklanıyor olması nedeni ile Türk mahkemelerinin münhasır «yetkisinin» söz konusu olmadığı, 5718 sayılı Kanun 47 inci maddesine göre «yetki şartının» geçerli olduğu, dava konusu taşımada davacıların yük sigortacısı, davalının «fiili taşıyan» olduğu, yükün sigortalı ve gönderilen olan Önem Gıda San ve Tic A.Ş.'ye «tesliminden» sonra yükteki «hasar» nedeniyle davacı ... şirketleri tarafından bu şirkete «sigorta tazminatının» ödendiğinin dosya kapsamına göre belirli olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 1237 nci maddesinde taşıyan ile «konişmento» «hamili» arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı hükmünün düzenlendiği, sigortalının, dosyaya sunulan cirolu konişmentoyu «ibraz» ederek yükü teslim aldığı, konişmentodaki yetki şartının sigortalıyı da bağlayıcı hale geldiği, davacı ... şirketinin, sigortalının halefi olduğundan yetki şartının sigortacıyı da bağlayacağı, asıl ve birleşen davada «yetki itirazının» kabulü ile her iki davaya konu uyuşmazlık açısından Londra İngiliz Yüksek Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesi ile dava dilekçelerinin yetkisizlik nedeniyle reddi …
İstinaf Sebepleri 1.Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «konşimentoya» aracılık etsin etmesin «acenteye» «temsil» ettiği «tacirler» bakımdan «izafeten» dava açılabileceğini, bunun aksine düzenlemelerin «geçersiz» olduğunu, «yetki kaydının» «genel işlem şartı» olup "yazılmamış sayılması" gerektiğini, davalının Türkiye'de mukim olduğunu, Türkiye'de kendini daha iyi şekilde savunma imkanına sahipken davalının «yetki itirazında» bulunmasının «iyiniyet kurallarına» aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… eşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının taşıma sırasında sigortalının onay ve bilgisi haricinde farklı aktarma limanlarına da uğranılmak ve «taşıyan» gemiyi de değiştirmek suretiyle sevkiyatın 76 gün sürmesine sebebiyet verdiğini, yabancılık unsurunun bulunmasının da «kamu düzeni» ile ilgili hükümlerin uygulanmasını engellemediğini, «konişmentoda» yer alan «kaydın» davacı taraf için ağırlaştırıcı ve aleyhe bir kayıt olduğunu, Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» kabul edilmesi gerekirken mahkemenin yetkisizlik kararı vermesinin yerinde olmadığını, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın Türk Mahkemelerine milletlararası «münhasır yetki» tanındığının sabit olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili tarafından «konişmentoda» bulunan «yetki kaydı» nedeniyle «milletlerarası yetki itirazında» bulunulduğu, dava konusu taşımanın 206935379 sayılı konişmento tahtında Apapa/Nijerya Limanından Mersin Limanına yapıldığı, uyuşmazlık «yabancılık unsuru» taşıdığından yetki itirazının 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (5718 sayılı Kanun) kurallarına göre değerlendirileceği, 5718 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinde, "yer itibariyle yetkinin «kamu düzeni» veya «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru «taşıyan» ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" düzenlemesinin bulunduğu, konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının düzenlendiği 26 ncı maddesinde «sözleşmeden doğan» taleplerde Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olacağının belirtildiği, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun taşıyanın yabancı «acentesi» tarafından imzalandığı, «navlun faturasının» Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından taşıyan adına «acente» kaydı ile düzenlendiği, Türk acentenin «taşıma sözleşmesini» yaptığına ya da taşımayı üstlendiğine dair delil bulunmadığı, bu nedenle münhasır yetkiden bahsedilemeyeceği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1237 nci maddesinde taşıyan ile konişmento «hamili» arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı, davacının yükü «teslim» aldığı anlaşıldığından, konişmentodaki «yetki şartının» gönderilen açısından da bağlayıcı olduğu kabul edilmekle, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… emesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve 5718 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi hükmü ile Türk Mahkemelerinin yer itibariyle «yetki» kurallarının «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların aralarındaki «yabancılık unsuru» «taşıyan» ve borç ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımında da geçerli olacağının düzenlendiği, yabancı devlet mahkemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17 ve 18 inci maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak belirli olması gerektiği, somut uyuşmazlıkta da açıkça uyuşmazlığın çözümünde Londra’daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi’nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, taşıyan ile gönderilen («konişmentonun» «meşru hamili») arasındaki ilişkide konişmentonun esas alınacağı, dolayısıyla konişmento hamilinin gönderilen eşyayı «teslim» alma hakkının kapsam ve koşullarının «navlun sözleşmesinden» bağımsız olarak konişmentoya göre belirleneceği, 6102 sayılı Kanun'un 1237 nci maddesinin ikinci fıkrasında taşıyan ile «taşıtan» arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmentonun esas alınacağı, zira konişmentonun bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit ettiği, davaya konu «konşimentonun» ön yüzünün tercümesinde, gönderilen davacının adının yazılı olduğu ve tarafların taşıma senedinde yazılı olan şartlar çerçevesinde taşımayı yapacakları, konişmentonun 26 ncı maddesinde kanun ve «yargı yetkisi» düzenlenmiş olup, konşimentonun İngiliz hukukuna tabi olduğu ve tüm ihtilafların İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi tarafından karara bağlanacağının açıkça kararlaştırıldığı, davalı bir Türk şirketi olmadığından kendisini Türk Mahkemeleri önünde daha rahat savunabileceğinin söylenemeyeceği, Türkiye'de «acentesinin» bulunmasının dahi sonuca etkili olmadığı, yabancı bir şirketin uluslararası «yetki itirazında» bulunmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine aykırılık teşkil etmeyeceği, yine taşıma senedinde her iki tarafın hak ve sorumluluklarının belirlendiği, tarafların da «tacir» olduğu gözetildiğinde, yetki düzenlemesinin «genel işlem şartlarına» aykırı «haksız şart» niteliğinde olduğuna dair istinaf nedeninin de yerinde bulunmadığı, «yetki sözleşmesinin» asimetrik koşullar içermesinin, yetki sözleşmesini «geçersiz» yapmayacağı, davanın esası hakkında verilmiş bir hüküm bulunmadığından, davacı tanıkları dinlenmeksizin ve tanık beyanları ile diğer delillere itibar edilmeme nedenlerine gerekçede yer verilmemesinin «hukuki dinlenilme hakkının» ihlali olmayacağı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
… ış olduğu toplam 28 ton susamın Apapa/Nijerya’dan Mersin Limanı’na taşınması için uluslararası Maersk A/S şirketiyle anlaştığını, davalının bu şirketin Türkiye'deki «acentesi» olduğunu, müvekkiline ait susam yükünün, davalının «acente» sıfatıyla düzenlenen 206935379 numaralı ve 26.02.2021 tarihli «konşimento» uyarınca Maersk A/S firmasının «donatanı» olduğu gemiye yüklendiğini, «taşıma sözleşmesine» konu emtianın Mersin Limanına varışını müteakip yapılan kontrollerde konteynerlarda bulunan ürünlerin ıslanarak «hasar» gördüğünün tespit edildiğini, ekspertiz raporunda görüleceği üzere hasara uğrayan emtianın tam ve hasarsız şekildeki toplam bedelinin 33.600,00 USD olduğunu, taşımaya konu emtianın toplam değeri olan 33.600,00 USD'den hasarlı emtianın «sovtaj bedeli» olan 4.524,80 USD'nin düşümü sonrası müvekkilinin bakiye 29.075,20 USD tutarında zarara uğradığını, oluşan hasardan davalının aralarındaki taşıma sözleşmesi gereği sorumlu olduğunu ileri sürerek 29.075,20 USD alacağının «arabuluculuk» «anlaşamama tutanağının» düzenlendiği 02.09.2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiziyl …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yargı yetkisi · anlaşamama tutanağı · milletlerarası yetki itirazı · milletlerarası yetki · sovtaj bedeli · haksız şart · navlun faturası · yetki sözleşmesi
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekili tarafından «konişmentoda» bulunan «yetki kaydı» nedeniyle «milletlerarası yetki itirazında» bulunulduğu, dava konusu taşımanın 206935379 sayılı konişmento tahtında Apapa/Nijerya Limanından Mersin Limanına yapıldığı, uyuşmazlık «yabancılık unsuru» taşıdığından yetki itirazının 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (5718 sayılı Kanun) kurallarına göre değerlendirileceği, 5718 sayılı Kanun'un 47 nci maddesinde, "yer itibariyle yetkinin «kamu düzeni» veya «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru «taşıyan» ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" düzenlemesinin bulunduğu, konişmentonun arka yüzünde yer alan taşıma şartlarının düzenlendiği 26 ncı maddesinde «sözleşmeden doğan» taleplerde Londra'da bulunan İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olacağının belirtildiği, taşımaya ilişkin düzenlenen konişmentonun taşıyanın yabancı «acentesi» tarafından imzalandığı, «navlun faturasının» Maersk Denizcilik A.Ş. tarafından taşıyan adına «acente» kaydı ile düzenlendiği, Türk acentenin «taşıma sözleşmesini» yaptığına ya da taşımayı üstlendiğine dair delil bulunmadığı, bu nedenle münhasır yetkiden bahsedilemeyeceği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1237 nci maddesinde taşıyan ile konişmento «hamili» arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı, davacının yükü «teslim» aldığı anlaşıldığından, konişmentodaki «yetki şartının» gönderilen açısından da bağlayıcı olduğu kabul edilmekle, konişmentodaki yetki şartına göre somut uyuşmazlık yönünden İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi'nin yetkili olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… emesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı ve 5718 sayılı Kanun'un 47 nci maddesi hükmü ile Türk Mahkemelerinin yer itibariyle «yetki» kurallarının «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hâllerde, tarafların aralarındaki «yabancılık unsuru» «taşıyan» ve borç ilişkilerinden doğan bir uyuşmazlığın yabancı bir devletin mahkemesinde görülmesini kararlaştırmalarının Türk Hukuku bakımında da geçerli olacağının düzenlendiği, yabancı devlet mahkemesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 17 ve 18 inci maddelerindeki düzenlemeye paralel olarak belirli olması gerektiği, somut uyuşmazlıkta da açıkça uyuşmazlığın çözümünde Londra’daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi’nin yetkili olduğunun kararlaştırıldığı, taşıyan ile gönderilen («konişmentonun» «meşru hamili») arasındaki ilişkide konişmentonun esas alınacağı, dolayısıyla konişmento hamilinin gönderilen eşyayı «teslim» alma hakkının kapsam ve koşullarının «navlun sözleşmesinden» bağımsız olarak konişmentoya göre belirleneceği, 6102 sayılı Kanun'un 1237 nci maddesinin ikinci fıkrasında taşıyan ile «taşıtan» arasındaki ilişkinin navlun sözleşmesi hükümlerine bağlı kalacağı öngörülmüş olmakla birlikte navlun sözleşmesi hakkında ayrı bir belgenin düzenlenmediği hallerde, taşıyan ile taşıtan arasındaki ilişkide de konişmentonun esas alınacağı, zira konişmentonun bir navlun sözleşmesi yapıldığını ve şartlarını tespit ettiği, davaya konu «konşimentonun» ön yüzünün tercümesinde, gönderilen davacının adının yazılı olduğu ve tarafların taşıma senedinde yazılı olan şartlar çerçevesinde taşımayı yapacakları, konişmentonun 26 ncı maddesinde kanun ve «yargı yetkisi» düzenlenmiş olup, konşimentonun İngiliz hukukuna tabi olduğu ve tüm ihtilafların İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi tarafından karara bağlanacağının açıkça kararlaştırıldığı, davalı bir Türk şirketi olmadığından kendisini Türk Mahkemeleri önünde daha rahat savunabileceğinin söylenemeyeceği, Türkiye'de «acentesinin» bulunmasının dahi sonuca etkili olmadığı, yabancı bir şirketin uluslararası «yetki itirazında» bulunmasının 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesine aykırılık teşkil etmeyeceği, yine taşıma senedinde her iki tarafın hak ve sorumluluklarının belirlendiği, tarafların da «tacir» olduğu gözetildiğinde, yetki düzenlemesinin «genel işlem şartlarına» aykırı «haksız şart» niteliğinde olduğuna dair istinaf nedeninin de yerinde bulunmadığı, «yetki sözleşmesinin» asimetrik koşullar içermesinin, yetki sözleşmesini «geçersiz» yapmayacağı, davanın esası hakkında verilmiş bir hüküm bulunmadığından, davacı tanıkları dinlenmeksizin ve tanık beyanları ile diğer delillere itibar edilmeme nedenlerine gerekçede yer verilmemesinin «hukuki dinlenilme hakkının» ihlali olmayacağı gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
… ış olduğu toplam 28 ton susamın Apapa/Nijerya’dan Mersin Limanı’na taşınması için uluslararası Maersk A/S şirketiyle anlaştığını, davalının bu şirketin Türkiye'deki «acentesi» olduğunu, müvekkiline ait susam yükünün, davalının «acente» sıfatıyla düzenlenen 206935379 numaralı ve 26.02.2021 tarihli «konşimento» uyarınca Maersk A/S firmasının «donatanı» olduğu gemiye yüklendiğini, «taşıma sözleşmesine» konu emtianın Mersin Limanına varışını müteakip yapılan kontrollerde konteynerlarda bulunan ürünlerin ıslanarak «hasar» gördüğünün tespit edildiğini, ekspertiz raporunda görüleceği üzere hasara uğrayan emtianın tam ve hasarsız şekildeki toplam bedelinin 33.600,00 USD olduğunu, taşımaya konu emtianın toplam değeri olan 33.600,00 USD'den hasarlı emtianın «sovtaj bedeli» olan 4.524,80 USD'nin düşümü sonrası müvekkilinin bakiye 29.075,20 USD tutarında zarara uğradığını, oluşan hasardan davalının aralarındaki taşıma sözleşmesi gereği sorumlu olduğunu ileri sürerek 29.075,20 USD alacağının «arabuluculuk» «anlaşamama tutanağının» düzenlendiği 02.09.2021 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca işleyecek faiziyl …
-
Yabancı tacir adına acenteye dava açıldığında Türk mahkemeleri münhasır yetkilidir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3298 E. 2020/2018 K.
Ortak:münhasır yetki · acentelik · konişmento · yabancılık unsuru · yetki/yetkisizlik
İncelediğiniz kararda… tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun (5718 sayılı Kanun) 47 inci maddesinde, "yer itibariyle «yetkinin» «kamu düzeni» veya «münhasır yetki» esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki «yabancılık unsuru» «taşıyan» ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" hükmünün kabul edildiği, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, alacağın «deniz ticaretinden» kaynaklanıyor olması nedeni ile Türk mahkemelerinin münhasır «yetkisinin» söz konusu olmadığı, 5718 sayılı Kanun 47 inci maddesine göre «yetki şartının» geçerli olduğu, dava konusu taşımada davacıların yük sigortacısı, davalının «fiili taşıyan» olduğu, yükün sigortalı ve gönderilen olan Önem Gıda San ve Tic A.Ş.'ye «tesliminden» sonra yükteki «hasar» nedeniyle davacı ... şirketleri tarafından bu şirkete «sigorta tazminatının» ödendiğinin dosya kapsamına göre belirli olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 1237 nci maddesinde taşıyan ile «konişmento» «hamili» arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı hükmünün düzenlendiği, sigortalının, dosyaya sunulan cirolu konişmentoyu «ibraz» ederek yükü teslim aldığı, konişmentodaki yetki şartının sigortalıyı da bağlayıcı hale geldiği, davacı ... şirketinin, sigortalının halefi olduğundan yetki şartının sigortacıyı da bağlayacağı, asıl ve birleşen davada «yetki itirazının» kabulü ile her iki davaya konu uyuşmazlık açısından Londra İngiliz Yüksek Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesi ile dava dilekçelerinin yetkisizlik nedeniyle reddi …
… eşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının taşıma sırasında sigortalının onay ve bilgisi haricinde farklı aktarma limanlarına da uğranılmak ve «taşıyan» gemiyi de değiştirmek suretiyle sevkiyatın 76 gün sürmesine sebebiyet verdiğini, yabancılık unsurunun bulunmasının da «kamu düzeni» ile ilgili hükümlerin uygulanmasını engellemediğini, «konişmentoda» yer alan «kaydın» davacı taraf için ağırlaştırıcı ve aleyhe bir kayıt olduğunu, Türk Mahkemelerinin «yetkisinin» kabul edilmesi gerekirken mahkemenin yetkisizlik kararı vermesinin yerinde olmadığını, yabancı tacirlerin Türkiye'deki «acenteleri» aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister «izafeten» «acente» aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın Türk Mahkemelerine milletlararası «münhasır yetki» tanındığının sabit olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
A.Ş. tarafından satın alınan kakao çekirdeği cinsi emtianın taşıma sırasında oluşabilecek «rizikolara» karşı «nakliyat emtia sigorta poliçesi» ile «teminat» altına alındığını, emtianın yüklü olduğu konteynerlerin davalı şirketin düzenlediği «konişmento» tahtında San Pedro Limanından Türkiye'ye taşınmak üzere HSL Porto gemisine hasarsız bir şekilde yüklendiğini, Marport Limanına varış yapması beklenen 23 konteynerin 8 tanesinin Kumport Limanına, kalan 15 konteynerin ise Marport Limanına vardığını, taşımanın normal şartlar altında 25 gün sürmesi gerekirken dava konusu taşımanın 76 gün sürmesi sebebiyle hasarsız bir şekilde gemiye yüklenen kakao çekirdeği emtiasının nemlendiğini ve küflendiğini, davalının konişmentoyu düzenlemek ve taşımayı fiilen gerçekleştirmek suretiyle «fiili taşıyan» olarak hareket ettiğini, müvekkilinin «hasar» nedeniyle sigortalının uğradığı zarar ve ziyanı tazmin ettiğini, kanuni halef sıfatını kazandığını, borçlu aleyhine İstanbul Anadolu 20.
Benzer bu kararda… hkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taşımanın yapıldığı geminin yabancı bayraklı olması, yüklemenin yabancı limandan yapılması ve «yetki itirazında» bulunan davalı Mediterranean Shipping Company S.A’nın yabancı şirket olması nedeniyle somut uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun Türk mahkemelerinin «yetkisinin» «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmayıp deniz taşımasından yani akdi ilişkinden kaynaklandığı, «konişmentoda» yer alan «yetki şartına» göre davalı Mediterranean Shipping Company SA 'ya karşı açılan davanın Londra Mahkemelerinde görülmesi gerektiği, TTK 105. md. göre taşıma ilişkisinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda «taşıyıcıya» «izafeten» «acenteye» karşı dava açılabileceği, acenteye doğrudan dava yöneltilmesinin söz konusu olamayacağı, konteynerlerin gemiden tahliyesi esnasında birinin mühürsüz diğerinin de üzerinde farklı mühür bulunduğunun gümrük otoritesi ve yük ilgilileri tarafından ortaklaşa olarak tespit edildiği, konişmentoda kayıtlı olan hurda bakır tel türü emtianın yerine konteynerlerden parke taşı türü malzeme çıkmasından dolayı davalı Marport Liman İşletmelerinin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesi ile asıl ve birleşen dava yönünden davalı Mediterranean Shipping Company SA hakkında açılan davanın yetkisizlik nedeniyle «usulden reddine», davalı ... hakkında açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı Marport Liman İşletmeleri San ve Tic AŞ hakkında açılan davanın esastan reddine karar verilmiştir.
… stanbul Bölge Adliye Mahkemesince, olayda dava konusun emtianın yüklemesinin yabancı bir limandan yapılmış olması, taşımayı yapan geminin yabancı bayraklı olması ve «yetki itirazında» bulunan davalı Mediterranean Shipping Company S.A’nın yabancı bir şirket olması dikkate alındığında uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdi ilişkisinden kaynaklandığı, davacıların «konişmentolarda» “gönderilen” olarak yer aldığı ve «tacir» ibaresinin kapsamına girdiği, ayrıca 10.3. maddesinde açıkça tacirin açacağı her türlü dava ve «taşıyan» tarafından açılacak davalarda İngiliz Hukukunun uygulanacağı ve Londra Yüksek Mahkemesi'nin münhasıran yetkili olacağı düzenlendiği, bu durumda iş bu davada da münhasıran Londra Yüksek Mahkemelerinin yetkili olduğu, kural olarak «genel işlem koşulları» içeren sözleşmeler düzenlenmesinin yasal sınırlar içinde hukuken mümkün olup, taraflar arasında düzenlenen konişmentolardaki «yetki şartına» ilişkin hükmün tacir olan davacı tarafın kolayca anlayabileceği bir içerikte olduğu, ayrıca uyuşmazlık halinde mahkemenin «yetkisinin» düzenlenmesine ilişkin hüküm konulmasının «dürüstlük kuralına» aykırı bir düzenleme sayılamayacağı, haksız işlem şartı olarak kabul edilemeyeceği, ilk derece mahkemesince hükmedilen nisbi «vekalet ücretinin» esastan red kararına yönelik olduğu, yabancı bir ülke mahkemesinin yetkili olması halinde HMK 20.maddesi uygulama alanı bulmayacağından gerekçede yetkili mahkemeni …
Davaya konu taşıma işleminde «yabancılık unsuru» mevcut olmakla MÖHUK’un tatbiki gerekmekte olup, bu çerçevede taraflar arasında düzenlenen «konişmentolardaki» «yetki şartının» MÖHUK ve TTK kapsamında değerlendirilmesi gerekmektedir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yetki sözleşmesi · genel işlem koşulları
Benzer bu kararda… stanbul Bölge Adliye Mahkemesince, olayda dava konusun emtianın yüklemesinin yabancı bir limandan yapılmış olması, taşımayı yapan geminin yabancı bayraklı olması ve «yetki itirazında» bulunan davalı Mediterranean Shipping Company S.A’nın yabancı bir şirket olması dikkate alındığında uyuşmazlığın «yabancılık unsuru» taşıdığı, dava konusunun «münhasır yetki» esasına göre düzenlenmiş bir konuya ilişkin olmadığı, taşıma akdi ilişkisinden kaynaklandığı, davacıların «konişmentolarda» “gönderilen” olarak yer aldığı ve «tacir» ibaresinin kapsamına girdiği, ayrıca 10.3. maddesinde açıkça tacirin açacağı her türlü dava ve «taşıyan» tarafından açılacak davalarda İngiliz Hukukunun uygulanacağı ve Londra Yüksek Mahkemesi'nin münhasıran yetkili olacağı düzenlendiği, bu durumda iş bu davada da münhasıran Londra Yüksek Mahkemelerinin yetkili olduğu, kural olarak «genel işlem koşulları» içeren sözleşmeler düzenlenmesinin yasal sınırlar içinde hukuken mümkün olup, taraflar arasında düzenlenen konişmentolardaki «yetki şartına» ilişkin hükmün tacir olan davacı tarafın kolayca anlayabileceği bir içerikte olduğu, ayrıca uyuşmazlık halinde mahkemenin «yetkisinin» düzenlenmesine ilişkin hüküm konulmasının «dürüstlük kuralına» aykırı bir düzenleme sayılamayacağı, haksız işlem şartı olarak kabul edilemeyeceği, ilk derece mahkemesince hükmedilen nisbi «vekalet ücretinin» esastan red kararına yönelik olduğu, yabancı bir ülke mahkemesinin yetkili olması halinde HMK 20.maddesi uygulama alanı bulmayacağından gerekçede yetkili mahkemeni …
Yabancılık unsuru «taşıyan» uyuşmazlıklar bakımından taraflar «yetki sözleşmesi» yapabilirlerse de, Türk mahkemelerinin MÖHUK 47. maddesine istinaden «münhasır» «yetkisinin» olduğu hallerde bu yönde bir sözleşme yapılması mümkün değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/287 E. , 2023/3024 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
ASIL DAVA TARİHİ 17.06.2020 (Asıl) 18.08.2020 (Birleşen)
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi
(Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
BİRLEŞEN DAVA
İstanbul 17 Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/239 E.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 16.05.2023 günü hazır bulunan asıl davada davacı vekili Av. .... ile birleşen davada davacı vekili Av....... ile asıl davada davalı birleşen davada davalı vekili Av. ..... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından Önem Gıda San. ve Tic. A.Ş. tarafından satın alınan kakao çekirdeği cinsi emtianın taşıma sırasında oluşabilecek rizikolara karşı nakliyat emtia sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, emtianın yüklü olduğu konteynerlerin davalı şirketin düzenlediği konişmento tahtında San Pedro Limanından Türkiye'ye taşınmak üzere HSL Porto gemisine hasarsız bir şekilde yüklendiğini, Marport Limanına varış yapması beklenen 23 konteynerin 8 tanesinin Kumport Limanına, kalan 15 konteynerin ise Marport Limanına vardığını, taşımanın normal şartlar altında 25 gün sürmesi gerekirken dava konusu taşımanın 76 gün sürmesi sebebiyle hasarsız bir şekilde gemiye yüklenen kakao çekirdeği emtiasının nemlendiğini ve küflendiğini, davalının konişmentoyu düzenlemek ve taşımayı fiilen gerçekleştirmek suretiyle fiili taşıyan olarak hareket ettiğini, müvekkilinin hasar nedeniyle sigortalının uğradığı zarar ve ziyanı tazmin ettiğini, kanuni halef sıfatını kazandığını, borçlu aleyhine İstanbul Anadolu 20.
İcra Müdürlüğünün 2019/20660 E. sayılı dosyası ile başlatılan takibe itiraz edildiğini belirterek itirazın iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin sigortalısı olan Önem Gıda San. ve Tic. A.Ş'nin nakliyat emtia poliçesi tahtında muhtelif zararlar karşı sigorta edildiğini, sigortalının satın aldığı kakao çekirdeği cinsi emtianın Fildişi Sahilleri San Pedro Limanı' ndan Ambarlı-Türkiye Limanı' na taşınmak üzere 23 adet 40'lık konteynerlere yüklerek M/V HSL Porto isimli gemiye yüklendiğini, davalı tarafın sorumluluğunda gerçekleştirilen taşımada Marport Limanı'na varış yapılması ve 23 konteynerin tamamının burada tahliye edilmesinin kararlaştırılmasına rağmen 05.08.2018 tarihinde Kumport Limanı'nda yalnızca 8 konteyner tahliye edilerek kalan 15 konteynerin Marport Limanı'na götürüldüğünü, müvekkilinin onayı olmaksızın taşıyan gemiyi de değiştirmek suretiyle davaya konu sevkiyatın normal şartlar altında 25 gün sürmesi gerekirken 76 gün sürmesine sebebiyet verdiğini, donatanın kusuru ile sebebiyet verdiği gecikme neticesinde ise sigortalı şirkete ait kakao çekirdeklerinde ağır nem ve küflenme meydana geldiğini belirterek 34.574,17 euro tazminatın davalı şirketten tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin taşıyan sıfatını haiz olduğunu, taşımalardan kaynaklanacak tüm uyuşmazlıklarda uygulanması gereken hukukun İngiliz, yetkili mahkemenin ise Londra'daki İngiliz Yüksek Adalet Mahkemesi olduğunun taraflarca kabul edildiğini, müvekkilinin merkezinin Danimarka'da bulunan yabancı bir şirket olduğunu, geminin yabancı bayraklı olduğunu, gecikme iddiası ile hasar iddiası arasında illiyet bağının bulunmadığını savunarak davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun (5718 sayılı Kanun) 47 inci maddesinde, "yer itibariyle yetkinin kamu düzeni veya münhasır yetki esasına göre tayin edilmediği hallerde taraflar arasındaki yabancılık unsuru taşıyan ve borç ilişkisinden doğan uyuşmazlığın yabancı bir devlet mahkemesinde görülmesi konusunda anlaşma yapılabileceği" hükmünün kabul edildiği, uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, alacağın deniz ticaretinden kaynaklanıyor olması nedeni ile Türk mahkemelerinin münhasır yetkisinin söz konusu olmadığı, 5718 sayılı Kanun 47 inci maddesine göre yetki şartının geçerli olduğu, dava konusu taşımada davacıların yük sigortacısı, davalının fiili taşıyan olduğu, yükün sigortalı ve gönderilen olan Önem Gıda San ve Tic A.Ş.'ye tesliminden sonra yükteki hasar nedeniyle davacı ...
şirketleri tarafından bu şirkete sigorta tazminatının ödendiğinin dosya kapsamına göre belirli olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6102 sayılı Kanun) 1237 nci maddesinde taşıyan ile konişmento hamili arasındaki hukuki ilişkilerde konişmentonun esas alınacağı hükmünün düzenlendiği, sigortalının, dosyaya sunulan cirolu konişmentoyu ibraz ederek yükü teslim aldığı, konişmentodaki yetki şartının sigortalıyı da bağlayıcı hale geldiği, davacı ... şirketinin, sigortalının halefi olduğundan yetki şartının sigortacıyı da bağlayacağı, asıl ve birleşen davada yetki itirazının kabulü ile her iki davaya konu uyuşmazlık açısından Londra İngiliz Yüksek Mahkemesinin yetkili olduğu gerekçesi ile dava dilekçelerinin yetkisizlik nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Asıl davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; konşimentoya aracılık etsin etmesin acenteye temsil ettiği tacirler bakımdan izafeten dava açılabileceğini, bunun aksine düzenlemelerin geçersiz olduğunu, yetki kaydının genel işlem şartı olup "yazılmamış sayılması" gerektiğini, davalının Türkiye'de mukim olduğunu, Türkiye'de kendini daha iyi şekilde savunma imkanına sahipken davalının yetki itirazında bulunmasının iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının taşıma sırasında sigortalının onay ve bilgisi haricinde farklı aktarma limanlarına da uğranılmak ve taşıyan gemiyi de değiştirmek suretiyle sevkiyatın 76 gün sürmesine sebebiyet verdiğini, yabancılık unsurunun bulunmasının da kamu düzeni ile ilgili hükümlerin uygulanmasını engellemediğini, konişmentoda yer alan kaydın davacı taraf için ağırlaştırıcı ve aleyhe bir kayıt olduğunu, Türk Mahkemelerinin yetkisinin kabul edilmesi gerekirken mahkemenin yetkisizlik kararı vermesinin yerinde olmadığını, yabancı tacirlerin Türkiye'deki acenteleri aracılığıyla yapılan sözleşmelerden doğacak ihtilaflar yönünden dava ister izafeten acente aleyhine açılsın, isterse sözleşmenin tarafı aleyhine açılsın Türk Mahkemelerine milletlararası münhasır yetki tanındığının sabit olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uyun olduğu gerekçesi ile asıl ve birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacılar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Asıl davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava; deniz taşımasında meydana geldiği ileri sürülen hasar nedeniyle sigorta şirketleri tarafından (Nakliyat Emtea Sigorta Poliçesi) sigortalıya ödenen hasar bedelinin davalıdan rücuen tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 5718 sayılı Kanun 47 inci maddesi
3. 6102 sayılı Kanun 1237 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacılar vekilince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin asıl ve birleşen davada davacılardan alınıp asıl ve birleşen davada davalılara verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933148900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz