Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/2248 E. 2013/18272 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yapılandırma protokolü↗ ticari faiz↗ kâr kaybı↗ protokol↗ bilirkişi incelemesi↗ havale↗ fatura↗ temerrüt↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında yapılan protokollere göre, davalı bankanın 2001 ve 2002 yılına ilişkin davacı SEDAŞ adına yaptığı tahsilatları hesaplara geç geçirmek suretiyle davacı tarafı zarara uğrattığı, bu zararın ticari faiz olarak hesaplanması gerektiği, davacı SEDAŞ' ın davalı bankadan 122.543,05 TL faiz alacağının bulunduğu, davalı bankanın önceden yaptığı 8.527,75 TL ödeme düşüldüğünde dava tarihi itibariyle davacı SEDAŞ'ın davalı bankadan 114.015,30 TL faiz alacağının dava tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekillinin (2) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra dosya hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, 10.05.2012 havale tarihli rapor ile 27.06.2012 havale tarihli ek rapor doğrultusunda, davalı tarafın davacı adına yaptığı tahsilatları hesaplara geç aktarmak suretiyle uğradığı zarar, ticari faiz kaybı olarak nitelendirilerek bu yönde yapılan hesaplamaya itibar edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur.
Oysa uyulan bozma ilamında, taraflar arasındaki protokolün 9. maddesinde davacının fatura ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen havale talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı Banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz kaybının engelleneceğinin hüküm altına alındığı, taraflarca faiz kayıplarının engellenmesi kabul edildiğine göre sözleşmede ne nispetle faiz ödeneceği kararlaştırılmamış olsa bile paraların geçirileceği hesabın ne tür bir hesap olduğu ve bu hesaplara uygulanan faiz oranı tespit edilerek buna göre faiz hesabı yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, ticari şirket olan taraflar arasında yapılan protokol ya da sözleşmelerde eğer faiz oranı tespit edilmemiş ise ticari faiz oranının uygulanacağı gerekçesiyle ticari faiz oranları üzerinden hesaplama yapılmıştır.
Bu durumda uyulan bozma ilamı gereğince taraflarca sunulan delillere göre paraların geçirileceği hesabın ne tür bir hesap olduğu tespit edilerek, bu türden hesaplara uygulananan faiz oranı belirlenmek suretiyle faiz alacağı miktarı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin faiz başlangıcı yönünden yaptığı temyiz itirazının incelenmesinde: Davacı taraf davalının dava tarihinden önce 29.05.2002 tarihinde temerrüde düşürüldüğünü ileri sürmüş mahkemece davanın kısmen kabulü ile alacağın dava tarihinden itibaren faizi ile tahsiline karar verilmiştir. Oysa mahkemece davacının temerrüt iddiasının değerlendirilerek davalı dava tarihinden önce temerrüde düşürülmüşse faizin dava tarihinden değil temerrüt tarihinden başlatılması gerektiği hususu üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15705 E. 2012/1048 K.
Ortak:yapılandırma protokolü · kâr kaybı · protokol · havale · fatura · Alacak
İncelediğiniz karardaOysa uyulan bozma ilamında, taraflar arasındaki «protokolün» 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı Banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz «kaybının» engelleneceğinin hüküm altına alındığı, taraflarca faiz kayıplarının engellenmesi kabul edildiğine göre sözleşmede ne nispetle faiz ödeneceği kararlaştırılmamış ol …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «yapılan protokollere» göre, davalı bankanın 2001 ve 2002 yılına ilişkin davacı SEDAŞ adına yaptığı tahsilatları hesaplara geç geçirmek suretiyle davacı tarafı zarara uğrattığı, bu zararın «ticari faiz» olarak hesaplanması gerektiği, davacı SEDAŞ' ın davalı bankadan 122.543,05 TL faiz alacağının bulunduğu, davalı bankanın önceden yaptığı 8.527,75 TL ödeme düşüldüğ …
2- Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra dosya hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, 10.05.2012 «havale» tarihli rapor ile 27.06.2012 havale tarihli ek rapor doğrultusunda, davalı tarafın davacı adına yaptığı tahsilatları hesaplara geç aktarmak suretiyle uğradığı zarar, «ticari faiz» «kaybı» olarak nitelendirilerek bu yönde yapılan hesaplamaya itibar edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur.
Benzer bu kararda… yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı banka ile dava dışı Tedaş arasında 17/10/1996 tarihinde imzalanan «protokolün» süreli olduğu ve davacının da bu protokole dayanılmadığını beyan ettiği, bu protokolde Sedaş’ın taraf olmadığı, Sedaş ile banka arasında «yapılan protokol» hükümlerinin esas alınacağı, taraflar arasındaki 09/05/2001 tarihli protokolün 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz «kaybının» engelleneceği hüküm altına alınmış olsa da bu kaybın nasıl giderileceği yönünden bir açıklamaya yer verilmediği, bu durumda 02/01/2001 ile 09/05/2001 tarihleri ara …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1378 E. 2011/10478 K.
Ortak:yapılandırma protokolü · kâr kaybı · protokol · havale · fatura · Alacak
İncelediğiniz karardaOysa uyulan bozma ilamında, taraflar arasındaki «protokolün» 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı Banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz «kaybının» engelleneceğinin hüküm altına alındığı, taraflarca faiz kayıplarının engellenmesi kabul edildiğine göre sözleşmede ne nispetle faiz ödeneceği kararlaştırılmamış ol …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «yapılan protokollere» göre, davalı bankanın 2001 ve 2002 yılına ilişkin davacı SEDAŞ adına yaptığı tahsilatları hesaplara geç geçirmek suretiyle davacı tarafı zarara uğrattığı, bu zararın «ticari faiz» olarak hesaplanması gerektiği, davacı SEDAŞ' ın davalı bankadan 122.543,05 TL faiz alacağının bulunduğu, davalı bankanın önceden yaptığı 8.527,75 TL ödeme düşüldüğ …
2- Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra dosya hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, 10.05.2012 «havale» tarihli rapor ile 27.06.2012 havale tarihli ek rapor doğrultusunda, davalı tarafın davacı adına yaptığı tahsilatları hesaplara geç aktarmak suretiyle uğradığı zarar, «ticari faiz» «kaybı» olarak nitelendirilerek bu yönde yapılan hesaplamaya itibar edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur.
Benzer bu kararda… yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı banka ile dava dışı Tedaş arasında 17/10/1996 tarihinde imzalanan «protokolün» süreli olduğu ve davacının da bu protokole dayanılmadığını beyan ettiği, bu protokolde ...’ın taraf olmadığı, ... ile banka arasında «yapılan protokol» hükümlerinin esas alınacağı, taraflar arasındaki 09/05/2001 tarihli protokolün 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz «kaybının» engelleneceği hüküm altına alınmış olsa da bu kaybın nasıl giderileceği yönünden bir açıklamaya yer verilmediği, bu durumda 02/01/2001 ile 09/05/2001 tarihleri ara …
Taraflar arasındaki sözleşmede tahsil edilen paraların hangi sürede davacı hesaplarına intikal ettirileceği düzenlendiği gibi, «protokolün» 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı Banka hatalarının geçmiş valörle düzelterek davacının faiz «kaybının» engelleneceği hüküm altına alınmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7789 E. 2022/8122 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · maktu vekalet ücreti · pasif husumet yokluğu · ifa · pasif husumet · husumet yokluğu · feragat · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda2- Davalı TEDAŞ vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmiş olup, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu gözetilmeden temyize konu 02.06..2021 tarihli kararda da davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı TEDAŞ lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı TEDAŞ aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı SEDAŞ aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12.03.2009 tarihinden tah …
Dosyada mevcut vekaletname örneği incelendiğinde davalı vekiline HMK’nın 74. maddesi gereği temyizden «feragat» «yetkisinin» tanınmış olduğu görülmüştür.
Bilahare, davalı SEDAŞ vekili, temyizden «feragat» ettiklerine dair beyan dilekçesi vermiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5118 E. 2024/2303 K.
Ortak:protokol · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «yapılan protokollere» göre, davalı bankanın 2001 ve 2002 yılına ilişkin davacı SEDAŞ adına yaptığı tahsilatları hesaplara geç geçirmek suretiyle davacı tarafı zarara uğrattığı, bu zararın «ticari faiz» olarak hesaplanması gerektiği, davacı SEDAŞ' ın davalı bankadan 122.543,05 TL faiz alacağının bulunduğu, davalı bankanın önceden yaptığı 8.527,75 TL ödeme düşüldüğ …
Oysa uyulan bozma ilamında, taraflar arasındaki «protokolün» 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı Banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz «kaybının» engelleneceğinin hüküm altına alındığı, taraflarca faiz kayıplarının engellenmesi kabul edildiğine göre sözleşmede ne nispetle faiz ödeneceği kararlaştırılmamış ol …
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, ticari şirket olan taraflar arasında «yapılan protokol» ya da sözleşmelerde eğer faiz oranı tespit edilmemiş ise «ticari faiz» oranının uygulanacağı gerekçesiyle ticari faiz oranları üzerinden hesaplama yapılmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hakediş · müktesep hak · pasif husumet yokluğu · ara karar · yargılama giderleri · ifa · pasif husumet · husumet yokluğu
Benzer bu kararda… rı Dairemizin 02.06.2021 tarih, 2021/7789 E. ve 2022/8122 K. sayılı kararıyla mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmiş olduğu, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu gözetilmeden temyize konu 02.06.2021 tarihli kararda da davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı ve yerel mahkemenin kararı davacı vekilince temyiz edilmiş olduğu, davacı vekili temyiz aşamasında sunduğu 11.03.2022 tarihli dilekçesi ile dava konusu borcun SEDAŞ tarafından ödendiğini bildirdiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun' un (6098 sayılı Kanun) 131 inci maddesi gereğince "«ifa»" borcu sona erdiren sebeplerden olduğu, davacı vekilinin borcun yargılama sırasında ifa edildiğine ilişkin beyanı karşısında yerel mahkemece bir karar verilmek üze …
… n Karar Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedildiği, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu hususu dikkatten kaçırılarak 02.06.2021 tarihli kararda davalı TEDAŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğinin görüldüğü, davalı TEDAŞ'ın davada davalı sıfatının bulunmadığı, bu nedenle TEDAŞ bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın «usulden reddine» ve bu kapsamda davalı TEDAŞ'ın usulü müktesep hakkı gözetilerek lehine vekâlet ücreti takdiri gerektiği, davalı SEDAŞ bakımından ise davaya konu alacağın dava devam ederken ödendiği ve bu nedenle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına», davanın açılmasına davalı SEDAŞ'ın sebep olduğu gözetilerek «yargılama giderleri» davalı SEDAŞ'a yükletilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece 02.06.2021 tarih, 2019/203 E. ve 2021/130 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı TEDAŞ aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı SEDAŞ aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12.03.2009 tarihinden tah …
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/148 E. sayılı dosyasının 15.06.2023 tarihli celsede verilen kararda TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine «ara» kararda yer verilmekle birlikte davalı SEDAŞ aleyhine hükmedilen vekâlet ücretine ve «yargılama giderine» yer verilmemesine rağmen gerekçeli kararda yazılmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4429 E. 2014/10142 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:basiretli tacir · yargılama gideri · tacir · vekalet ücreti · husumet
Benzer bu kararda… sabına, 2.000.000 TL’lik kısmın dava dışı müşteri .adına olduğu bildirilip mahkemece de bu husus kabul edildiğine göre dava dışı müşterilere ait kısım için davalıya «husumet» düşmeyip, bu kısım yönünden davanın husumetten reddi ile davacı yararına «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, mahkemece anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
… desine göre üye hatası sonucu gerçekleşecek işlemlerin iptal edilemeyeceği, davalının işlemin bir kısmının müşterileri adına vekaleten gerçekleştirildiği, davacının «basiretli tacir» gibi davranmaması nedeniyle kendi kusurundan bir hak elde edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/2248 E. , 2013/18272 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.09.2012 tarih ve 2012/91-2012/421 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının yapılan protokollere aykırı şekilde 02/01/2001-31/12/2002 tarihleri arasında müvekkili adına yaptığı tahsilatları hesaba eksik veya geç şekilde aktarması nedeniyle toplam 158.984.599.794 TL faiz kaybı oluştuğunu, alacağının 8.527.751.321 TL kısmının ödendiğini ileri sürerek toplam 150.456.848.473 TL faiz alacağının Merkez Bankası faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili bankanın Tedaş ile 17/10/1996 tarihinde yapılan protokolün bu davada uygulanamayacağını, SEDAŞ ile imzalanan protokollerin uygulanacağını ve buna uygun olarak gerekli işlemlerin yapıldığını, davacının bir alacağının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında yapılan protokollere göre, davalı bankanın 2001 ve 2002 yılına ilişkin davacı SEDAŞ adına yaptığı tahsilatları hesaplara geç geçirmek suretiyle davacı tarafı zarara uğrattığı, bu zararın ticari faiz olarak hesaplanması gerektiği, davacı SEDAŞ' ın davalı bankadan 122.543,05 TL faiz alacağının bulunduğu, davalı bankanın önceden yaptığı 8.527,75 TL ödeme düşüldüğünde dava tarihi itibariyle davacı SEDAŞ'ın davalı bankadan 114.015,30 TL faiz alacağının dava tarihinden itibaren ticari faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekillinin (2) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra dosya hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, 10.05.2012 havale tarihli rapor ile 27.06.2012 havale tarihli ek rapor doğrultusunda, davalı tarafın davacı adına yaptığı tahsilatları hesaplara geç aktarmak suretiyle uğradığı zarar, ticari faiz kaybı olarak nitelendirilerek bu yönde yapılan hesaplamaya itibar edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur.
Oysa uyulan bozma ilamında, taraflar arasındaki protokolün 9. maddesinde davacının fatura ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen havale talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı Banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz kaybının engelleneceğinin hüküm altına alındığı, taraflarca faiz kayıplarının engellenmesi kabul edildiğine göre sözleşmede ne nispetle faiz ödeneceği kararlaştırılmamış olsa bile paraların geçirileceği hesabın ne tür bir hesap olduğu ve bu hesaplara uygulanan faiz oranı tespit edilerek buna göre faiz hesabı yapılması gerektiği belirtilmiştir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, ticari şirket olan taraflar arasında yapılan protokol ya da sözleşmelerde eğer faiz oranı tespit edilmemiş ise ticari faiz oranının uygulanacağı gerekçesiyle ticari faiz oranları üzerinden hesaplama yapılmıştır.
Bu durumda uyulan bozma ilamı gereğince taraflarca sunulan delillere göre paraların geçirileceği hesabın ne tür bir hesap olduğu tespit edilerek, bu türden hesaplara uygulananan faiz oranı belirlenmek suretiyle faiz alacağı miktarı yönünden bilirkişi incelemesi yaptırılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
3- Davacı vekilinin faiz başlangıcı yönünden yaptığı temyiz itirazının incelenmesinde: Davacı taraf davalının dava tarihinden önce 29.05.2002 tarihinde temerrüde düşürüldüğünü ileri sürmüş mahkemece davanın kısmen kabulü ile alacağın dava tarihinden itibaren faizi ile tahsiline karar verilmiştir. Oysa mahkemece davacının temerrüt iddiasının değerlendirilerek davalı dava tarihinden önce temerrüde düşürülmüşse faizin dava tarihinden değil temerrüt tarihinden başlatılması gerektiği hususu üzerinde durulmadan yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte yazılı nedenlerle davalı vekillinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) nolu bentte yazılı nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına, (3) nolu bentte yazılı nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 21.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1033849000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz