Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7789 E. 2022/8122 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
6183 sayılı kanun↗ hmk 307↗ müktesep hak↗ maktu vekalet ücreti↗ pasif husumet yokluğu↗ ifa↗ pasif husumet↗ husumet yokluğu↗ feragat↗ yetkisizlik kararı↗ vekalet ücreti↗ ibraz↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı TEDAŞ aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı SEDAŞ aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12.03.2009 tarihinden tahsil tarihine kadar 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince işleyecek aylık gecikme zammı ve gecikme zammı KDV'si ile birlikte davalı SEDAŞ'dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Bilahare, davalı SEDAŞ vekili, temyizden feragat ettiklerine dair beyan dilekçesi vermiştir. Davacı Orman Genel Müdürlüğü vekili de, 7326 sayılı Kanun kapsamında davalı SEDAŞ’ın dava konusu alacağı yapılandırarak ödediğinden bahisle davanın sonlandırılması talebinde bulunmuştur.
1- Mahkemece verilen karar, davalı SEDAŞ vekilince temyiz edilmiş ise de, davalı vekili tarafından ibraz edilen 08.11.2021 tarihli dilekçe ile temyiz isteminden feragat edilmiştir. Dosyada mevcut vekaletname örneği incelendiğinde davalı vekiline HMK’nın 74. maddesi gereği temyizden feragat yetkisinin tanınmış olduğu görülmüştür. HMK’nın 307. maddesine göre feragat, iki taraftan birinin netice-i talebinden vazgeçmesidir. Bu itibarla, davalı SEDAŞ vekilinin temyiz isteminin usulüne uygun bulunan feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı TEDAŞ vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olup, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden müktesep hak oluşturduğu gözetilmeden temyize konu 02.06..2021 tarihli kararda da davalı TEDAŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı TEDAŞ lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Yerel Mahkemenin kararı davacı vekilince temyiz edilmiş olup, davacı vekili temyiz aşamasında sunduğu 11.03.2022 tarihli dilekçesi ile dava konusu borcun SEDAŞ tarafından ödendiğini bildirmiştir.
6098 sayılı T.B.K 131 maddesi gereğince "ifa" borcu sona erdiren sebeplerden olup, davacı vekilinin borcun yargılama sırasında ifa edildiğine ilişkin beyanı karşısında yerel mahkemece bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5118 E. 2024/2303 K.
Ortak:müktesep hak · pasif husumet yokluğu · ifa · pasif husumet · husumet yokluğu · husumet · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz kararda2- Davalı TEDAŞ vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmiş olup, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu gözetilmeden temyize konu 02.06..2021 tarihli kararda da davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı TEDAŞ lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı TEDAŞ aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı SEDAŞ aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12.03.2009 tarihinden tah …
6098 sayılı T.B.K 131 maddesi gereğince "«ifa»" borcu sona erdiren sebeplerden olup, davacı vekilinin borcun yargılama sırasında ifa edildiğine ilişkin beyanı karşısında yerel mahkemece bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer bu kararda… rı Dairemizin 02.06.2021 tarih, 2021/7789 E. ve 2022/8122 K. sayılı kararıyla mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmiş olduğu, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu gözetilmeden temyize konu 02.06.2021 tarihli kararda da davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı ve yerel mahkemenin kararı davacı vekilince temyiz edilmiş olduğu, davacı vekili temyiz aşamasında sunduğu 11.03.2022 tarihli dilekçesi ile dava konusu borcun SEDAŞ tarafından ödendiğini bildirdiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun' un (6098 sayılı Kanun) 131 inci maddesi gereğince "«ifa»" borcu sona erdiren sebeplerden olduğu, davacı vekilinin borcun yargılama sırasında ifa edildiğine ilişkin beyanı karşısında yerel mahkemece bir karar verilmek üze …
… n Karar Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedildiği, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu hususu dikkatten kaçırılarak 02.06.2021 tarihli kararda davalı TEDAŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğinin görüldüğü, davalı TEDAŞ'ın davada davalı sıfatının bulunmadığı, bu nedenle TEDAŞ bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın «usulden reddine» ve bu kapsamda davalı TEDAŞ'ın usulü müktesep hakkı gözetilerek lehine vekâlet ücreti takdiri gerektiği, davalı SEDAŞ bakımından ise davaya konu alacağın dava devam ederken ödendiği ve bu nedenle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına», davanın açılmasına davalı SEDAŞ'ın sebep olduğu gözetilerek «yargılama giderleri» davalı SEDAŞ'a yükletilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece 02.06.2021 tarih, 2019/203 E. ve 2021/130 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı TEDAŞ aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı SEDAŞ aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12.03.2009 tarihinden tah …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hakediş · ara karar · yargılama giderleri · usulden reddi · yargılama gideri · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… n Karar Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedildiği, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu hususu dikkatten kaçırılarak 02.06.2021 tarihli kararda davalı TEDAŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğinin görüldüğü, davalı TEDAŞ'ın davada davalı sıfatının bulunmadığı, bu nedenle TEDAŞ bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın «usulden reddine» ve bu kapsamda davalı TEDAŞ'ın usulü müktesep hakkı gözetilerek lehine vekâlet ücreti takdiri gerektiği, davalı SEDAŞ bakımından ise davaya konu alacağın dava devam ederken ödendiği ve bu nedenle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına», davanın açılmasına davalı SEDAŞ'ın sebep olduğu gözetilerek «yargılama giderleri» davalı SEDAŞ'a yükletilmesine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/148 E. sayılı dosyasının 15.06.2023 tarihli celsede verilen kararda TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine «ara» kararda yer verilmekle birlikte davalı SEDAŞ aleyhine hükmedilen vekâlet ücretine ve «yargılama giderine» yer verilmemesine rağmen gerekçeli kararda yazılmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
… de özetle; 01.11.2021 tarihli beyan dilekçesi ile 7326 sayılı Kanun kapsamında ödeme yapılması hususunda taraflarca varılan anlaşma gereği mahkeme vekâlet ücreti ve «yargılama giderinin» müvekkil şirket tarafından ödendiği ve dekontun dosyaya sunulduğu, davacının 11.03.2022 tarihli beyan dilekçesi ve eklerinden söz konusu yapılandırma kapsamında do …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, ödenmeyen «hakediş» bedellerinin tazmini istemine ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15705 E. 2012/1048 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yapılandırma protokolü · kâr kaybı · protokol · havale · fatura
Benzer bu kararda… yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı banka ile dava dışı Tedaş arasında 17/10/1996 tarihinde imzalanan «protokolün» süreli olduğu ve davacının da bu protokole dayanılmadığını beyan ettiği, bu protokolde Sedaş’ın taraf olmadığı, Sedaş ile banka arasında «yapılan protokol» hükümlerinin esas alınacağı, taraflar arasındaki 09/05/2001 tarihli protokolün 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz «kaybının» engelleneceği hüküm altına alınmış olsa da bu kaybın nasıl giderileceği yönünden bir açıklamaya yer verilmediği, bu durumda 02/01/2001 ile 09/05/2001 tarihleri ara …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2248 E. 2013/18272 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yapılandırma protokolü · ticari faiz · kâr kaybı · protokol · bilirkişi incelemesi · havale · fatura · temerrüt
Benzer bu karardaOysa uyulan bozma ilamında, taraflar arasındaki «protokolün» 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı Banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz «kaybının» engelleneceğinin hüküm altına alındığı, taraflarca faiz kayıplarının engellenmesi kabul edildiğine göre sözleşmede ne nispetle faiz ödeneceği kararlaştırılmamış ol …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «yapılan protokollere» göre, davalı bankanın 2001 ve 2002 yılına ilişkin davacı SEDAŞ adına yaptığı tahsilatları hesaplara geç geçirmek suretiyle davacı tarafı zarara uğrattığı, bu zararın «ticari faiz» olarak hesaplanması gerektiği, davacı SEDAŞ' ın davalı bankadan 122.543,05 TL faiz alacağının bulunduğu, davalı bankanın önceden yaptığı 8.527,75 TL ödeme düşüldüğ …
2- Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra dosya hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, 10.05.2012 «havale» tarihli rapor ile 27.06.2012 havale tarihli ek rapor doğrultusunda, davalı tarafın davacı adına yaptığı tahsilatları hesaplara geç aktarmak suretiyle uğradığı zarar, «ticari faiz» «kaybı» olarak nitelendirilerek bu yönde yapılan hesaplamaya itibar edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, ticari şirket olan taraflar arasında «yapılan protokol» ya da sözleşmelerde eğer faiz oranı tespit edilmemiş ise «ticari faiz» oranının uygulanacağı gerekçesiyle ticari faiz oranları üzerinden hesaplama yapılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/7789 E. , 2022/8122 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesince bozmaya uyularak verilen 02.06.2021 tarih ve 2019/203 E. - 2021/130 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ise de 08.11.2021 tarihinde davalı SEDAŞ vekili tarafından verilen temyizden feragat dilekçesi de dikkate alınarak, temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalılar tarafından taahhütname, protokol ve yasal mevzuat hükümleri gereği ödenmesi gereken İkramiye Köyü Enerji Nakil Hattına ait 1999-2009 yılları arasındaki arazi tahsis bedelleri ile gecikme zammı ve KDV'nin eksik ödendiğini ileri sürerek, arazi kullanım bedeli olan 65.806,44 TL ana para ve %18 KDV'si 11.845,16 TL olmak üzere toplam 77.651,60 TL'nin son ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Yasa gereğince işleyen aylık gecikme zammı ve KDV'si ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı TEDAŞ vekili, husumetin TEDAŞ Genel Müdürlüğüne yöneltilmesinin yanlış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı SEDAŞ vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş, SEDAŞ’ın 11.02.2009 tarihine kadar 233 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ve şirket ana sözleşmesine göre sermayesinin tamamı TEDAŞ’a bağlı ortaklık konumundaki bir devlet kuruluşu iken %100 oranındaki hissesinin tamamının Akcez Enerji Yatırımları A.Ş.'ye satılarak özelleştirildiğini, bu özelleştirilme ile SEDAŞ’a ait enerji nakil hatları ve taşınmazların mülkiyetlerinin devredilmediğini, işletme hakkının süreli olarak devredildiğini, enerji nakil hatları ve taşınmazların mülkiyetinin TEDAŞ’da kaldığını, davacı idare vekilinin talep ettiği orman izin bedeli farkının 1999-2008 yılları arasını kapsadığını, şirketin özelleştiği 11.02.2009 tarihinden öncesine ait olduğunu, şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davanın dayanağı olan 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17.
maddesinin 3. fıkrasının Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile iptal edildiğini, 5192 sayılı Kanun ile yeniden bir düzenleme yapıldığını, bu alanlarda devletçe yapılan veya işletilenlerden bedel alınmaz hükmünün getirildiğini, SEDAŞ'ın bir devlet kuruluşu olduğunu, izin bedeli ve miktarının haksız ve çok fahiş olarak belirlendiğini, 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesine göre gecikme zammı talebinin mümkün olmadığını, miktarı belirlenmemiş bir bedel veya alacağın muaccel hale gelmesinin ancak bedelin hesaplanması ve hesaplanan bedelin davalı şirkete tebliğ edilmesiyle mümkün olacağını, davalıya herhangi bir ihtarname tebliğ edilmediğini, bu nedenle faiz ve KDV talebinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı TEDAŞ aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı SEDAŞ aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12.03.2009 tarihinden tahsil tarihine kadar 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince işleyecek aylık gecikme zammı ve gecikme zammı KDV'si ile birlikte davalı SEDAŞ'dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Karar, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
Bilahare, davalı SEDAŞ vekili, temyizden feragat ettiklerine dair beyan dilekçesi vermiştir. Davacı Orman Genel Müdürlüğü vekili de, 7326 sayılı Kanun kapsamında davalı SEDAŞ’ın dava konusu alacağı yapılandırarak ödediğinden bahisle davanın sonlandırılması talebinde bulunmuştur.
1- Mahkemece verilen karar, davalı SEDAŞ vekilince temyiz edilmiş ise de, davalı vekili tarafından ibraz edilen 08.11.2021 tarihli dilekçe ile temyiz isteminden feragat edilmiştir. Dosyada mevcut vekaletname örneği incelendiğinde davalı vekiline HMK’nın 74. maddesi gereği temyizden feragat yetkisinin tanınmış olduğu görülmüştür. HMK’nın 307. maddesine göre feragat, iki taraftan birinin netice-i talebinden vazgeçmesidir. Bu itibarla, davalı SEDAŞ vekilinin temyiz isteminin usulüne uygun bulunan feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davalı TEDAŞ vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmiş olup, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden müktesep hak oluşturduğu gözetilmeden temyize konu 02.06..2021 tarihli kararda da davalı TEDAŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı TEDAŞ lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
3- Yerel Mahkemenin kararı davacı vekilince temyiz edilmiş olup, davacı vekili temyiz aşamasında sunduğu 11.03.2022 tarihli dilekçesi ile dava konusu borcun SEDAŞ tarafından ödendiğini bildirmiştir.
6098 sayılı T.B.K 131 maddesi gereğince "ifa" borcu sona erdiren sebeplerden olup, davacı vekilinin borcun yargılama sırasında ifa edildiğine ilişkin beyanı karşısında yerel mahkemece bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı SEDAŞ vekilinin temyiz isteminin feragat nedeniyle REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı TEDAŞ vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün davalı TEDAŞ lehine BOZULMASINA, (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile hükmün BOZULMASINA, dava dosyasının mahal mahkemesine gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcın istekleri halinde temyiz eden davalılara iadesine, 21.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/875813500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz