Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2011/15705 E. 2012/1048 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yapılandırma protokolü↗ kâr kaybı↗ protokol↗ havale↗ fatura↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı banka ile dava dışı Tedaş arasında 17/10/1996 tarihinde imzalanan protokolün süreli olduğu ve davacının da bu protokole dayanılmadığını beyan ettiği, bu protokolde Sedaş’ın taraf olmadığı, Sedaş ile banka arasında yapılan protokol hükümlerinin esas alınacağı, taraflar arasındaki 09/05/2001 tarihli protokolün 9. maddesinde davacının fatura ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen havale talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz kaybının engelleneceği hüküm altına alınmış olsa da bu kaybın nasıl giderileceği yönünden bir açıklamaya yer verilmediği, bu durumda 02/01/2001 ile 09/05/2001 tarihleri arasında 29/11/l996 tarihli protokol ile 03/04/2000 tarihli ek protokol hükümlerinin, 09/05/2001 ile 31/07/2002 tarihleri arasında da 09/05/2001 tarihli ana protokol ve ek protokol hükümleri geçerliliği kabul edilmesi gerektiği, protokolde faiz ödeneceğine ilişkin hüküm bulunmadığından davacının faiz talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
.../...
2011/15705
2012/1048
-2-
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2248 E. 2013/18272 K.
Ortak:yapılandırma protokolü · kâr kaybı · protokol · havale · fatura · Alacak
İncelediğiniz kararda… yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı banka ile dava dışı Tedaş arasında 17/10/1996 tarihinde imzalanan «protokolün» süreli olduğu ve davacının da bu protokole dayanılmadığını beyan ettiği, bu protokolde Sedaş’ın taraf olmadığı, Sedaş ile banka arasında «yapılan protokol» hükümlerinin esas alınacağı, taraflar arasındaki 09/05/2001 tarihli protokolün 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz «kaybının» engelleneceği hüküm altına alınmış olsa da bu kaybın nasıl giderileceği yönünden bir açıklamaya yer verilmediği, bu durumda 02/01/2001 ile 09/05/2001 tarihleri ara …
Benzer bu karardaOysa uyulan bozma ilamında, taraflar arasındaki «protokolün» 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı Banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz «kaybının» engelleneceğinin hüküm altına alındığı, taraflarca faiz kayıplarının engellenmesi kabul edildiğine göre sözleşmede ne nispetle faiz ödeneceği kararlaştırılmamış ol …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «yapılan protokollere» göre, davalı bankanın 2001 ve 2002 yılına ilişkin davacı SEDAŞ adına yaptığı tahsilatları hesaplara geç geçirmek suretiyle davacı tarafı zarara uğrattığı, bu zararın «ticari faiz» olarak hesaplanması gerektiği, davacı SEDAŞ' ın davalı bankadan 122.543,05 TL faiz alacağının bulunduğu, davalı bankanın önceden yaptığı 8.527,75 TL ödeme düşüldüğ …
2- Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra dosya hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, 10.05.2012 «havale» tarihli rapor ile 27.06.2012 havale tarihli ek rapor doğrultusunda, davalı tarafın davacı adına yaptığı tahsilatları hesaplara geç aktarmak suretiyle uğradığı zarar, «ticari faiz» «kaybı» olarak nitelendirilerek bu yönde yapılan hesaplamaya itibar edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticari faiz · bilirkişi incelemesi · temerrüt
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «yapılan protokollere» göre, davalı bankanın 2001 ve 2002 yılına ilişkin davacı SEDAŞ adına yaptığı tahsilatları hesaplara geç geçirmek suretiyle davacı tarafı zarara uğrattığı, bu zararın «ticari faiz» olarak hesaplanması gerektiği, davacı SEDAŞ' ın davalı bankadan 122.543,05 TL faiz alacağının bulunduğu, davalı bankanın önceden yaptığı 8.527,75 TL ödeme düşüldüğ …
2- Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra dosya hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, 10.05.2012 «havale» tarihli rapor ile 27.06.2012 havale tarihli ek rapor doğrultusunda, davalı tarafın davacı adına yaptığı tahsilatları hesaplara geç aktarmak suretiyle uğradığı zarar, «ticari faiz» «kaybı» olarak nitelendirilerek bu yönde yapılan hesaplamaya itibar edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, ticari şirket olan taraflar arasında «yapılan protokol» ya da sözleşmelerde eğer faiz oranı tespit edilmemiş ise «ticari faiz» oranının uygulanacağı gerekçesiyle ticari faiz oranları üzerinden hesaplama yapılmıştır.
Bu durumda uyulan bozma ilamı gereğince taraflarca sunulan delillere göre paraların geçirileceği hesabın ne tür bir hesap olduğu tespit edilerek, bu türden hesaplara uygulananan faiz oranı belirlenmek suretiyle faiz alacağı miktarı yönünden «bilirkişi incelemesi» yaptırılıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve hükmün taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
-
Alacak 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1378 E. 2011/10478 K.
Ortak:yapılandırma protokolü · kâr kaybı · protokol · havale · fatura · Alacak
İncelediğiniz kararda… yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı banka ile dava dışı Tedaş arasında 17/10/1996 tarihinde imzalanan «protokolün» süreli olduğu ve davacının da bu protokole dayanılmadığını beyan ettiği, bu protokolde Sedaş’ın taraf olmadığı, Sedaş ile banka arasında «yapılan protokol» hükümlerinin esas alınacağı, taraflar arasındaki 09/05/2001 tarihli protokolün 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz «kaybının» engelleneceği hüküm altına alınmış olsa da bu kaybın nasıl giderileceği yönünden bir açıklamaya yer verilmediği, bu durumda 02/01/2001 ile 09/05/2001 tarihleri ara …
Benzer bu kararda… yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı banka ile dava dışı Tedaş arasında 17/10/1996 tarihinde imzalanan «protokolün» süreli olduğu ve davacının da bu protokole dayanılmadığını beyan ettiği, bu protokolde ...’ın taraf olmadığı, ... ile banka arasında «yapılan protokol» hükümlerinin esas alınacağı, taraflar arasındaki 09/05/2001 tarihli protokolün 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz «kaybının» engelleneceği hüküm altına alınmış olsa da bu kaybın nasıl giderileceği yönünden bir açıklamaya yer verilmediği, bu durumda 02/01/2001 ile 09/05/2001 tarihleri ara …
Taraflar arasındaki sözleşmede tahsil edilen paraların hangi sürede davacı hesaplarına intikal ettirileceği düzenlendiği gibi, «protokolün» 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı Banka hatalarının geçmiş valörle düzelterek davacının faiz «kaybının» engelleneceği hüküm altına alınmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7789 E. 2022/8122 K.
Ortak:Alacak
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:müktesep hak · maktu vekalet ücreti · pasif husumet yokluğu · ifa · pasif husumet · husumet yokluğu · feragat · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda2- Davalı TEDAŞ vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmiş olup, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu gözetilmeden temyize konu 02.06..2021 tarihli kararda da davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı TEDAŞ lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı TEDAŞ aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı SEDAŞ aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12.03.2009 tarihinden tah …
Dosyada mevcut vekaletname örneği incelendiğinde davalı vekiline HMK’nın 74. maddesi gereği temyizden «feragat» «yetkisinin» tanınmış olduğu görülmüştür.
Bilahare, davalı SEDAŞ vekili, temyizden «feragat» ettiklerine dair beyan dilekçesi vermiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5118 E. 2024/2303 K.
Ortak:protokol · Alacak
İncelediğiniz kararda… yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı banka ile dava dışı Tedaş arasında 17/10/1996 tarihinde imzalanan «protokolün» süreli olduğu ve davacının da bu protokole dayanılmadığını beyan ettiği, bu protokolde Sedaş’ın taraf olmadığı, Sedaş ile banka arasında «yapılan protokol» hükümlerinin esas alınacağı, taraflar arasındaki 09/05/2001 tarihli protokolün 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz «kaybının» engelleneceği hüküm altına alınmış olsa da bu kaybın nasıl giderileceği yönünden bir açıklamaya yer verilmediği, bu durumda 02/01/2001 ile 09/05/2001 tarihleri ara …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:hakediş · müktesep hak · pasif husumet yokluğu · ara karar · yargılama giderleri · ifa · pasif husumet · husumet yokluğu
Benzer bu kararda… rı Dairemizin 02.06.2021 tarih, 2021/7789 E. ve 2022/8122 K. sayılı kararıyla mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmiş olduğu, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu gözetilmeden temyize konu 02.06.2021 tarihli kararda da davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı ve yerel mahkemenin kararı davacı vekilince temyiz edilmiş olduğu, davacı vekili temyiz aşamasında sunduğu 11.03.2022 tarihli dilekçesi ile dava konusu borcun SEDAŞ tarafından ödendiğini bildirdiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun' un (6098 sayılı Kanun) 131 inci maddesi gereğince "«ifa»" borcu sona erdiren sebeplerden olduğu, davacı vekilinin borcun yargılama sırasında ifa edildiğine ilişkin beyanı karşısında yerel mahkemece bir karar verilmek üze …
… n Karar Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedildiği, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu hususu dikkatten kaçırılarak 02.06.2021 tarihli kararda davalı TEDAŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğinin görüldüğü, davalı TEDAŞ'ın davada davalı sıfatının bulunmadığı, bu nedenle TEDAŞ bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın «usulden reddine» ve bu kapsamda davalı TEDAŞ'ın usulü müktesep hakkı gözetilerek lehine vekâlet ücreti takdiri gerektiği, davalı SEDAŞ bakımından ise davaya konu alacağın dava devam ederken ödendiği ve bu nedenle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına», davanın açılmasına davalı SEDAŞ'ın sebep olduğu gözetilerek «yargılama giderleri» davalı SEDAŞ'a yükletilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece 02.06.2021 tarih, 2019/203 E. ve 2021/130 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı TEDAŞ aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı SEDAŞ aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12.03.2009 tarihinden tah …
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/148 E. sayılı dosyasının 15.06.2023 tarihli celsede verilen kararda TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine «ara» kararda yer verilmekle birlikte davalı SEDAŞ aleyhine hükmedilen vekâlet ücretine ve «yargılama giderine» yer verilmemesine rağmen gerekçeli kararda yazılmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4429 E. 2014/10142 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:basiretli tacir · yargılama gideri · tacir · vekalet ücreti · husumet
Benzer bu kararda… sabına, 2.000.000 TL’lik kısmın dava dışı müşteri .adına olduğu bildirilip mahkemece de bu husus kabul edildiğine göre dava dışı müşterilere ait kısım için davalıya «husumet» düşmeyip, bu kısım yönünden davanın husumetten reddi ile davacı yararına «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, mahkemece anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
… desine göre üye hatası sonucu gerçekleşecek işlemlerin iptal edilemeyeceği, davalının işlemin bir kısmının müşterileri adına vekaleten gerçekleştirildiği, davacının «basiretli tacir» gibi davranmaması nedeniyle kendi kusurundan bir hak elde edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2011/15705 E. , 2012/1048 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.12.2009 gün ve 2008/288-2009/441 sayılı kararı bozan Daire’nin 19.09.2010 gün ve 2010/1378-2011/10478 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalının yapılan protokollere aykırı şekilde 02/01/2001-31/12/2002 tarihleri arasında müvekkili adına yaptığı tahsilatları hesaba eksik veya geç şekilde aktarması nedeniyle toplam 158.984.599.794 TL faiz kaybı oluştuğunu, alacağın 8.527.751.321 TL kısmının ödendiğini ileri sürerek toplam 150.456.848.473 TL faiz alacağının Merkez Bankası faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı banka ile dava dışı Tedaş arasında 17/10/1996 tarihinde imzalanan protokolün süreli olduğu ve davacının da bu protokole dayanılmadığını beyan ettiği, bu protokolde Sedaş’ın taraf olmadığı, Sedaş ile banka arasında yapılan protokol hükümlerinin esas alınacağı, taraflar arasındaki 09/05/2001 tarihli protokolün 9. maddesinde davacının fatura ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen havale talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz kaybının engelleneceği hüküm altına alınmış olsa da bu kaybın nasıl giderileceği yönünden bir açıklamaya yer verilmediği, bu durumda 02/01/2001 ile 09/05/2001 tarihleri arasında 29/11/l996 tarihli protokol ile 03/04/2000 tarihli ek protokol hükümlerinin, 09/05/2001 ile 31/07/2002 tarihleri arasında da 09/05/2001 tarihli ana protokol ve ek protokol hükümleri geçerliliği kabul edilmesi gerektiği, protokolde faiz ödeneceğine ilişkin hüküm bulunmadığından davacının faiz talep edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
Davalı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
.../...
2011/15705
2012/1048
-2-
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK’nun 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 05,70 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK'nun 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 203,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyenden alınarak hazineye gelir kaydedilmesine, 31.01.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
43,90 KDH
38,20 KDPH
05,70 KDBH
203,00 Ceza
03.02.2012 - SK
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1007764900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz