Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/5118 E. 2024/2303 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
6183 sayılı kanun↗ anayasa mahkemesi iptal kararı↗ maktu vekâlet ücreti↗ hakediş↗ müktesep hak↗ vekâlet ücreti↗ pasif husumet yokluğu↗ ara karar↗ yargılama giderleri↗ zamanaşımı def'i↗ muacceliyet↗ ifa↗ pasif husumet↗ def'i↗ husumet yokluğu↗ kâr dağıtımı↗ protokol↗ usulden reddi↗ yargılama gideri↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ taahhütname↗ ihtarname↗ yükleten (shipper)↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 02.06.2021 tarih, 2019/203 E. ve 2021/130 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı TEDAŞ aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı SEDAŞ aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12.03.2009 tarihinden tahsil tarihine kadar 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince işleyecek aylık gecikme zammı ve gecikme zammı KDV'si ile birlikte davalı SEDAŞ'dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 02.06.2021 tarih, 2021/7789 E. ve 2022/8122 K. sayılı kararıyla mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmiş olduğu, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden müktesep hak oluşturduğu gözetilmeden temyize konu 02.06.2021 tarihli kararda da davalı TEDAŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı ve yerel mahkemenin kararı davacı vekilince temyiz edilmiş olduğu, davacı vekili temyiz aşamasında sunduğu 11.03.2022 tarihli dilekçesi ile dava konusu borcun SEDAŞ tarafından ödendiğini bildirdiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun' un (6098 sayılı Kanun) 131 inci maddesi gereğince "ifa" borcu sona erdiren sebeplerden olduğu, davacı vekilinin borcun yargılama sırasında ifa edildiğine ilişkin beyanı karşısında yerel mahkemece bir karar verilmek üzere kararın bozulması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedildiği, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden müktesep hak oluşturduğu hususu dikkatten kaçırılarak 02.06.2021 tarihli kararda davalı TEDAŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğinin görüldüğü, davalı TEDAŞ'ın davada davalı sıfatının bulunmadığı, bu nedenle TEDAŞ bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine ve bu kapsamda davalı TEDAŞ'ın usulü müktesep hakkı gözetilerek lehine vekâlet ücreti takdiri gerektiği, davalı SEDAŞ bakımından ise davaya konu alacağın dava devam ederken ödendiği ve bu nedenle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına, davanın açılmasına davalı SEDAŞ'ın sebep olduğu gözetilerek yargılama giderleri davalı SEDAŞ'a yükletilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SEDAŞ vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı SEDAŞ vekili temyiz dilekçesinde özetle; 01.11.2021 tarihli beyan dilekçesi ile 7326 sayılı Kanun kapsamında ödeme yapılması hususunda taraflarca varılan anlaşma gereği mahkeme vekâlet ücreti ve yargılama giderinin müvekkil şirket tarafından ödendiği ve dekontun dosyaya sunulduğu, davacının 11.03.2022 tarihli beyan dilekçesi ve eklerinden söz konusu yapılandırma kapsamında dosyanın sonlandırılması talep edilmesine rağmen mahkemece davalı şirket aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderinin kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/148 E. sayılı dosyasının 15.06.2023 tarihli celsede verilen kararda TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine ara kararda yer verilmekle birlikte davalı SEDAŞ aleyhine hükmedilen vekâlet ücretine ve yargılama giderine yer verilmemesine rağmen gerekçeli kararda yazılmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ödenmeyen hakediş bedellerinin tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6183 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı SEDAŞ vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7789 E. 2022/8122 K.
Ortak:müktesep hak · pasif husumet yokluğu · ifa · pasif husumet · husumet yokluğu · husumet · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz kararda… rı Dairemizin 02.06.2021 tarih, 2021/7789 E. ve 2022/8122 K. sayılı kararıyla mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmiş olduğu, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu gözetilmeden temyize konu 02.06.2021 tarihli kararda da davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı ve yerel mahkemenin kararı davacı vekilince temyiz edilmiş olduğu, davacı vekili temyiz aşamasında sunduğu 11.03.2022 tarihli dilekçesi ile dava konusu borcun SEDAŞ tarafından ödendiğini bildirdiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun' un (6098 sayılı Kanun) 131 inci maddesi gereğince "«ifa»" borcu sona erdiren sebeplerden olduğu, davacı vekilinin borcun yargılama sırasında ifa edildiğine ilişkin beyanı karşısında yerel mahkemece bir karar verilmek üze …
… n Karar Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedildiği, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu hususu dikkatten kaçırılarak 02.06.2021 tarihli kararda davalı TEDAŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğinin görüldüğü, davalı TEDAŞ'ın davada davalı sıfatının bulunmadığı, bu nedenle TEDAŞ bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın «usulden reddine» ve bu kapsamda davalı TEDAŞ'ın usulü müktesep hakkı gözetilerek lehine vekâlet ücreti takdiri gerektiği, davalı SEDAŞ bakımından ise davaya konu alacağın dava devam ederken ödendiği ve bu nedenle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına», davanın açılmasına davalı SEDAŞ'ın sebep olduğu gözetilerek «yargılama giderleri» davalı SEDAŞ'a yükletilmesine karar verilmiştir.
Mahkemece 02.06.2021 tarih, 2019/203 E. ve 2021/130 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı TEDAŞ aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı SEDAŞ aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12.03.2009 tarihinden tah …
Benzer bu kararda2- Davalı TEDAŞ vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmiş olup, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu gözetilmeden temyize konu 02.06..2021 tarihli kararda da davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı TEDAŞ lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı TEDAŞ aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı SEDAŞ aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12.03.2009 tarihinden tah …
6098 sayılı T.B.K 131 maddesi gereğince "«ifa»" borcu sona erdiren sebeplerden olup, davacı vekilinin borcun yargılama sırasında ifa edildiğine ilişkin beyanı karşısında yerel mahkemece bir karar verilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:maktu vekalet ücreti · feragat · yetkisizlik kararı · vekalet ücreti · ibraz
Benzer bu kararda1- Mahkemece verilen karar, davalı SEDAŞ vekilince temyiz edilmiş ise de, davalı vekili tarafından «ibraz» edilen 08.11.2021 tarihli dilekçe ile temyiz isteminden «feragat» edilmiştir.
Dosyada mevcut vekaletname örneği incelendiğinde davalı vekiline HMK’nın 74. maddesi gereği temyizden «feragat» «yetkisinin» tanınmış olduğu görülmüştür.
2- Davalı TEDAŞ vekilinin temyiz istemine gelince, mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine «maktu vekalet ücretine» hükmedilmiş olup, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekalet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu gözetilmeden temyize konu 02.06..2021 tarihli kararda da davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı TEDAŞ lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru olmamış hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bilahare, davalı SEDAŞ vekili, temyizden «feragat» ettiklerine dair beyan dilekçesi vermiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2687 E. 2019/1684 K.
Ortak:pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · protokol · taahhütname · husumet · dava şartı · Alacak
İncelediğiniz karardaMahkemece 02.06.2021 tarih, 2019/203 E. ve 2021/130 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı TEDAŞ aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı SEDAŞ aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12.03.2009 tarihinden tah …
… rı Dairemizin 02.06.2021 tarih, 2021/7789 E. ve 2022/8122 K. sayılı kararıyla mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmiş olduğu, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu gözetilmeden temyize konu 02.06.2021 tarihli kararda da davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı ve yerel mahkemenin kararı davacı vekilince temyiz edilmiş olduğu, davacı vekili temyiz aşamasında sunduğu 11.03.2022 tarihli dilekçesi ile dava konusu borcun SEDAŞ tarafından ödendiğini bildirdiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun' un (6098 sayılı Kanun) 131 inci maddesi gereğince "«ifa»" borcu sona erdiren sebeplerden olduğu, davacı vekilinin borcun yargılama sırasında ifa edildiğine ilişkin beyanı karşısında yerel mahkemece bir karar verilmek üze …
… n Karar Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedildiği, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden «müktesep hak» oluşturduğu hususu dikkatten kaçırılarak 02.06.2021 tarihli kararda davalı TEDAŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğinin görüldüğü, davalı TEDAŞ'ın davada davalı sıfatının bulunmadığı, bu nedenle TEDAŞ bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın «usulden reddine» ve bu kapsamda davalı TEDAŞ'ın usulü müktesep hakkı gözetilerek lehine vekâlet ücreti takdiri gerektiği, davalı SEDAŞ bakımından ise davaya konu alacağın dava devam ederken ödendiği ve bu nedenle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar «verilmesine yer olmadığına», davanın açılmasına davalı SEDAŞ'ın sebep olduğu gözetilerek «yargılama giderleri» davalı SEDAŞ'a yükletilmesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalılar arasındaki devir «protokolünün» hükümleri gözetildiğinde ...'ın faaliyet alanında kalan enerji nakil hatları bedelinden doğan alacağın tahsili için açılan davada «husumetin» ...'a yöneltilmesinin mümkün olmadığı, 04/04/2002 tarihli protokolün dava tarihi itibariyle ve ödenmesi gereken yıllar itibariyle yürürlükte olduğu, bu protokol uyarınca 2002 yılında ve sonraki yıllarda ödenecek arazi bedelleri için her yıl deflatör katsayısı oranında artış yapılması gerektiği, davalı ...'ın 12/03/2009 tarihinde «temerrüde» düştüğü, bu tarihten itibaren gecikme zammının talep edilebileceği, gecikme zammının 6183 sayılı Yasa'nın 51. maddesi uyarınca hesaplanması gerektiği, 26740 sayılı Orman Sayılan Alanlarda Verilecek İzinler Hakkında Yönetmeliğin 64. maddesinde ödenmeyen bedeller için 6183 sayılı Yasa'nın 51. maddesinde düzenlenen oranda gecikme zammı alınacağının açıkça düzenlenmesi karşısında alınması gereken «gecikme faizinin» 6183 sayılı Yasa hükümlerinde belirtilen gecikme zammı oranı kadar olacağı ve yine 3065 sayılı KDV Yasasının 24/c hükmü uyarınca söz konusu alacağa KDV'nin de uygulanması gerektiği, bu nedenle ödenmemiş olan izin bedeline ve bu bedel üzerinden ödenecek KDV miktarına ayrı ayrı gecikme zammı yürütülebileceği gibi ödenmeyen izin bedelinin bu bedel üzerinden ödenmesi gereken KDV miktarı ile toplanarak, tespit edilecek miktara gecikme zammı uygulanmasının mümkün olduğu gerekçesiyle, davalı ... aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12/03/2009 tarihinden itibar …
Bu suretle, mahkemece, davaya dayanak «protokol» ve «taahhüt» senedinde yer alan hükümler nazara alınarak «ibraz» edilen 1999 yılı arazi tahsis bedeli «kıymet takdir» tutanağı ve 02/02/2009 tarihli ./.. inceleme raporu ile ekinde yer alan eksik ödenen enerji nakil hakkı izni bedel tablosunda yer alan hesaplamalar ile bildirilen bedellerin doğruluğunun denetlenmesi açısından «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak iddia ve savunmalara göre dava konusu edilen alacakların tespitinin sağlanması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeyle» yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın davacı ile davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
2-Dava, sözleşme ve «taahhüt» senedi hükümleri gereği 1999 ile 2009 yılları arasındaki döneme tekabül eden arazi tahsis bedeli ve KDV'si ile gecikme zammı ve KDV'sinin tahsili istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:objektif iyiniyet kuralları · kıymet takdiri · objektif iyiniyet · iyiniyet kuralları · gecikme faizi · iyiniyet · denetime elverişlilik · mahsup
Benzer bu karardaŞayet bu bedel «taahhüt» senedinin 7-a maddesi gereği «komisyonca» belirlenmişse bu belirlemenin yöntemine uygun olup olmadığı, idarenin kullanım bedelini belirleme hakkını kullanırken «objektif iyiniyet kuralları» içerisinde hareket edip etmediği irdelenmemiş soyut olarak idarenin bildirdiği değer esas alınmıştır.
Ancak, hükme esas alınan bilirkişi raporunda 1999 yılına ilişkin ödenmesi gereken tahsis bedelinin 3.050,49 TL'den ödenen 290,60 TL «mahsup» edilerek alacağın 2.759,89 TL olduğunu bildirmişse de, bedelin nasıl bulunduğu taraf, mahkeme ve Yargıtay «denetimine elverişli» olarak açıklanmamıştır.
Mahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davalılar arasındaki devir «protokolünün» hükümleri gözetildiğinde ...'ın faaliyet alanında kalan enerji nakil hatları bedelinden doğan alacağın tahsili için açılan davada «husumetin» ...'a yöneltilmesinin mümkün olmadığı, 04/04/2002 tarihli protokolün dava tarihi itibariyle ve ödenmesi gereken yıllar itibariyle yürürlükte olduğu, bu protokol uyarınca 2002 yılında ve sonraki yıllarda ödenecek arazi bedelleri için her yıl deflatör katsayısı oranında artış yapılması gerektiği, davalı ...'ın 12/03/2009 tarihinde «temerrüde» düştüğü, bu tarihten itibaren gecikme zammının talep edilebileceği, gecikme zammının 6183 sayılı Yasa'nın 51. maddesi uyarınca hesaplanması gerektiği, 26740 sayılı Orman Sayılan Alanlarda Verilecek İzinler Hakkında Yönetmeliğin 64. maddesinde ödenmeyen bedeller için 6183 sayılı Yasa'nın 51. maddesinde düzenlenen oranda gecikme zammı alınacağının açıkça düzenlenmesi karşısında alınması gereken «gecikme faizinin» 6183 sayılı Yasa hükümlerinde belirtilen gecikme zammı oranı kadar olacağı ve yine 3065 sayılı KDV Yasasının 24/c hükmü uyarınca söz konusu alacağa KDV'nin de uygulanması gerektiği, bu nedenle ödenmemiş olan izin bedeline ve bu bedel üzerinden ödenecek KDV miktarına ayrı ayrı gecikme zammı yürütülebileceği gibi ödenmeyen izin bedelinin bu bedel üzerinden ödenmesi gereken KDV miktarı ile toplanarak, tespit edilecek miktara gecikme zammı uygulanmasının mümkün olduğu gerekçesiyle, davalı ... aleyhine açılan davanın «pasif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, davalı ... aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne, eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12/03/2009 tarihinden itibar …
Dolayısıyla rapor bu haliyle «denetime elverişli» değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15705 E. 2012/1048 K.
Ortak:protokol · Alacak
Benzer bu kararda… yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı banka ile dava dışı Tedaş arasında 17/10/1996 tarihinde imzalanan «protokolün» süreli olduğu ve davacının da bu protokole dayanılmadığını beyan ettiği, bu protokolde Sedaş’ın taraf olmadığı, Sedaş ile banka arasında «yapılan protokol» hükümlerinin esas alınacağı, taraflar arasındaki 09/05/2001 tarihli protokolün 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz «kaybının» engelleneceği hüküm altına alınmış olsa da bu kaybın nasıl giderileceği yönünden bir açıklamaya yer verilmediği, bu durumda 02/01/2001 ile 09/05/2001 tarihleri ara …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yapılandırma protokolü · kâr kaybı · havale · fatura
Benzer bu kararda… yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı banka ile dava dışı Tedaş arasında 17/10/1996 tarihinde imzalanan «protokolün» süreli olduğu ve davacının da bu protokole dayanılmadığını beyan ettiği, bu protokolde Sedaş’ın taraf olmadığı, Sedaş ile banka arasında «yapılan protokol» hükümlerinin esas alınacağı, taraflar arasındaki 09/05/2001 tarihli protokolün 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz «kaybının» engelleneceği hüküm altına alınmış olsa da bu kaybın nasıl giderileceği yönünden bir açıklamaya yer verilmediği, bu durumda 02/01/2001 ile 09/05/2001 tarihleri ara …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2248 E. 2013/18272 K.
Ortak:protokol · Alacak
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «yapılan protokollere» göre, davalı bankanın 2001 ve 2002 yılına ilişkin davacı SEDAŞ adına yaptığı tahsilatları hesaplara geç geçirmek suretiyle davacı tarafı zarara uğrattığı, bu zararın «ticari faiz» olarak hesaplanması gerektiği, davacı SEDAŞ' ın davalı bankadan 122.543,05 TL faiz alacağının bulunduğu, davalı bankanın önceden yaptığı 8.527,75 TL ödeme düşüldüğ …
Oysa uyulan bozma ilamında, taraflar arasındaki «protokolün» 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı Banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz «kaybının» engelleneceğinin hüküm altına alındığı, taraflarca faiz kayıplarının engellenmesi kabul edildiğine göre sözleşmede ne nispetle faiz ödeneceği kararlaştırılmamış ol …
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, ticari şirket olan taraflar arasında «yapılan protokol» ya da sözleşmelerde eğer faiz oranı tespit edilmemiş ise «ticari faiz» oranının uygulanacağı gerekçesiyle ticari faiz oranları üzerinden hesaplama yapılmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yapılandırma protokolü · ticari faiz · kâr kaybı · bilirkişi incelemesi · havale · fatura · temerrüt
Benzer bu kararda2- Mahkemece, bozma ilamına uyulduktan sonra dosya hesap bilirkişisine tevdi edilmiş, 10.05.2012 «havale» tarihli rapor ile 27.06.2012 havale tarihli ek rapor doğrultusunda, davalı tarafın davacı adına yaptığı tahsilatları hesaplara geç aktarmak suretiyle uğradığı zarar, «ticari faiz» «kaybı» olarak nitelendirilerek bu yönde yapılan hesaplamaya itibar edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur.
Oysa uyulan bozma ilamında, taraflar arasındaki «protokolün» 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı Banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz «kaybının» engelleneceğinin hüküm altına alındığı, taraflarca faiz kayıplarının engellenmesi kabul edildiğine göre sözleşmede ne nispetle faiz ödeneceği kararlaştırılmamış ol …
Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamada iddia, savunma ve tüm dosya kapsamı uyarınca taraflar arasında «yapılan protokollere» göre, davalı bankanın 2001 ve 2002 yılına ilişkin davacı SEDAŞ adına yaptığı tahsilatları hesaplara geç geçirmek suretiyle davacı tarafı zarara uğrattığı, bu zararın «ticari faiz» olarak hesaplanması gerektiği, davacı SEDAŞ' ın davalı bankadan 122.543,05 TL faiz alacağının bulunduğu, davalı bankanın önceden yaptığı 8.527,75 TL ödeme düşüldüğ …
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda ise, ticari şirket olan taraflar arasında «yapılan protokol» ya da sözleşmelerde eğer faiz oranı tespit edilmemiş ise «ticari faiz» oranının uygulanacağı gerekçesiyle ticari faiz oranları üzerinden hesaplama yapılmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/5118 E. , 2024/2303 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2023/148 Esas, 2023/401 Karar
2.Türkiye Elektrik Dağıtım A.Ş. (TEDAŞ) vekili Avukat ...
HÜKÜM
Karar verilmesine yer olmadığına
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı SEDAŞ vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılar tarafından taahhütname, protokol ve yasal mevzuat hükümleri gereği ödenmesi gereken İkramiye Köyü Enerji Nakil Hattına ait 1999-2009 yılları arasındaki arazi tahsis bedelleri ile gecikme zammı ve KDV'nin eksik ödendiğini ileri sürerek, arazi kullanım bedeli olan 65.806,44 TL ana para ve %18 KDV'si 11.845,16 TL olmak üzere toplam 77.651,60 TL'nin son ödeme tarihlerinden itibaren 6183 sayılı Yasa gereğince işleyen aylık gecikme zammı ve KDV'si ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TEDAŞ vekili cevap dilekçesinde; husumetin TEDAŞ Genel Müdürlüğüne yöneltilmesinin yanlış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı SEDAŞ vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı def’inde bulunmuş, SEDAŞ’ın 11.02.2009 tarihine kadar 233 sayılı Kamu İktisadi Teşebbüsleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (233 sayılı KHK) ve şirket ana sözleşmesine göre sermayesinin tamamı TEDAŞ’a bağlı ortaklık konumundaki bir devlet kuruluşu iken %100 oranındaki hissesinin tamamının Akcez Enerji Yatırımları A.Ş.'ye satılarak özelleştirildiğini, bu özelleştirilme ile SEDAŞ’a ait enerji nakil hatları ve taşınmazların mülkiyetlerinin devredilmediğini, işletme hakkının süreli olarak devredildiğini, enerji nakil hatları ve taşınmazların mülkiyetinin TEDAŞ’da kaldığını, davacı idare vekilinin talep ettiği orman izin bedeli farkının 1999-2008 yılları arasını kapsadığını, şirketin özelleştiği 11.02.2009 tarihinden öncesine ait olduğunu, şirketin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davanın dayanağı olan 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kaunu) 17 nci maddesinin üçüncü fıkrasının Anayasa Mahkemesi’nin kararı ile iptal edildiğini, 5192 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun (5192 sayılı Kanun) ile yeniden bir düzenleme yapıldığını, bu alanlarda devletçe yapılan veya işletilenlerden bedel alınmaz hükmünün getirildiğini, SEDAŞ'ın bir devlet kuruluşu olduğunu, izin bedeli ve miktarının haksız ve çok fahiş olarak belirlendiğini, 6183 sayılı Kanun'un 51 inci maddesine göre gecikme zammı talebinin mümkün olmadığını, miktarı belirlenmemiş bir bedel veya alacağın muaccel hale gelmesinin ancak bedelin hesaplanması ve hesaplanan bedelin davalı şirkete tebliğ edilmesiyle mümkün olacağını, davalıya herhangi bir ihtarname tebliğ edilmediğini, bu nedenle faiz ve KDV talebinin hukuka aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 02.06.2021 tarih, 2019/203 E. ve 2021/130 K. sayılı kararı ile bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı TEDAŞ aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı SEDAŞ aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile eksik ödenen arazi kullanım bedeli olarak 77.562,25 TL alacağın 12.03.2009 tarihinden tahsil tarihine kadar 6183 sayılı Kanun hükümleri gereğince işleyecek aylık gecikme zammı ve gecikme zammı KDV'si ile birlikte davalı SEDAŞ'dan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 02.06.2021 tarih, 2021/7789 E. ve 2022/8122 K. sayılı kararıyla mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedilmiş olduğu, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden müktesep hak oluşturduğu gözetilmeden temyize konu 02.06.2021 tarihli kararda da davalı TEDAŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş olmasına rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığı ve yerel mahkemenin kararı davacı vekilince temyiz edilmiş olduğu, davacı vekili temyiz aşamasında sunduğu 11.03.2022 tarihli dilekçesi ile dava konusu borcun SEDAŞ tarafından ödendiğini bildirdiği 6098 sayılı Türk Borçlar Kanun' un (6098 sayılı Kanun) 131 inci maddesi gereğince "ifa" borcu sona erdiren sebeplerden olduğu, davacı vekilinin borcun yargılama sırasında ifa edildiğine ilişkin beyanı karşısında yerel mahkemece bir karar verilmek üzere kararın bozulması gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih, esas ve karar sayısı belirtilen kararı ile mahkemenin 29.11.2012 ve 12.01.2017 tarihli kararlarında davalı TEDAŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ve TEDAŞ vekili lehine maktu vekâlet ücretine hükmedildiği, bahsekonu kararlara ilişkin temyiz incelemesi sonucu verilen bozma ilamlarında davalı TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine yönelik herhangi bir husus bulunmadığı ve bunun davalı TEDAŞ yönünden müktesep hak oluşturduğu hususu dikkatten kaçırılarak 02.06.2021 tarihli kararda davalı TEDAŞ yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesine rağmen davalı TEDAŞ lehine vekâlet ücretine hükmedilmediğinin görüldüğü, davalı TEDAŞ'ın davada davalı sıfatının bulunmadığı, bu nedenle TEDAŞ bakımından pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine ve bu kapsamda davalı TEDAŞ'ın usulü müktesep hakkı gözetilerek lehine vekâlet ücreti takdiri gerektiği, davalı SEDAŞ bakımından ise davaya konu alacağın dava devam ederken ödendiği ve bu nedenle davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına, davanın açılmasına davalı SEDAŞ'ın sebep olduğu gözetilerek yargılama giderleri davalı SEDAŞ'a yükletilmesine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı SEDAŞ vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı SEDAŞ vekili temyiz dilekçesinde özetle;
01. 11.2021 tarihli beyan dilekçesi ile 7326 sayılı Kanun kapsamında ödeme yapılması hususunda taraflarca varılan anlaşma gereği mahkeme vekâlet ücreti ve yargılama giderinin müvekkil şirket tarafından ödendiği ve dekontun dosyaya sunulduğu, davacının 11.03.2022 tarihli beyan dilekçesi ve eklerinden söz konusu yapılandırma kapsamında dosyanın sonlandırılması talep edilmesine rağmen mahkemece davalı şirket aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti ve yargılama giderinin kabulünün mümkün olmadığını, ayrıca Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/148 E. sayılı dosyasının 15.06.2023 tarihli celsede verilen kararda TEDAŞ lehine hükmedilen vekâlet ücretine ara kararda yer verilmekle birlikte davalı SEDAŞ aleyhine hükmedilen vekâlet ücretine ve yargılama giderine yer verilmemesine rağmen gerekçeli kararda yazılmasının da usul ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, ödenmeyen hakediş bedellerinin tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6183 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davalı SEDAŞ vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
20.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1051364700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz