Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/4429 E. 2014/10142 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
basiretli tacir↗ bono↗ yargılama gideri↗ tacir↗ vekalet ücreti↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 21/08/2007 tarihinde gerçekleştirilen aynı gün valörlü olması gerekirken ertesi gün valörlü olarak gerçekleştirilen 5.000.000 TL nominal değerli alım işleminde davacı hata nedenine dayanmış ise de hata nedeniyle işlemin iptalini istemeyerek bu işlem yapılmamış olsaydı oluşacak farkı talep edildiği, İMKB Tahvil Bono Yönetmeliği'nin 17. maddesine göre üye hatası sonucu gerçekleşecek işlemlerin iptal edilemeyeceği, davalının işlemin bir kısmının müşterileri adına vekaleten gerçekleştirildiği, davacının basiretli tacir gibi davranmaması nedeniyle kendi kusurundan bir hak elde edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu edilen işlemlerden 1.000.000 TL’lik kısmın dava dışı müşteri . hesabına, 2.000.000 TL’lik kısmın dava dışı müşteri .adına olduğu bildirilip mahkemece de bu husus kabul edildiğine göre dava dışı müşterilere ait kısım için davalıya husumet düşmeyip, bu kısım yönünden davanın husumetten reddi ile davacı yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, mahkemece anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/1378 E. 2011/10478 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yapılandırma protokolü · kâr kaybı · protokol · havale · fatura
Benzer bu kararda… yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı banka ile dava dışı Tedaş arasında 17/10/1996 tarihinde imzalanan «protokolün» süreli olduğu ve davacının da bu protokole dayanılmadığını beyan ettiği, bu protokolde ...’ın taraf olmadığı, ... ile banka arasında «yapılan protokol» hükümlerinin esas alınacağı, taraflar arasındaki 09/05/2001 tarihli protokolün 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz «kaybının» engelleneceği hüküm altına alınmış olsa da bu kaybın nasıl giderileceği yönünden bir açıklamaya yer verilmediği, bu durumda 02/01/2001 ile 09/05/2001 tarihleri ara …
Taraflar arasındaki sözleşmede tahsil edilen paraların hangi sürede davacı hesaplarına intikal ettirileceği düzenlendiği gibi, «protokolün» 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı Banka hatalarının geçmiş valörle düzelterek davacının faiz «kaybının» engelleneceği hüküm altına alınmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2274 E. 2011/6103 K.
Ortak:husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… sabına, 2.000.000 TL’lik kısmın dava dışı müşteri .adına olduğu bildirilip mahkemece de bu husus kabul edildiğine göre dava dışı müşterilere ait kısım için davalıya «husumet» düşmeyip, bu kısım yönünden davanın husumetten reddi ile davacı yararına «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, mahkemece anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacının davalı ...Ş.’de ortaklığı bulunmadığından bu şirkete «husumet» düşmeyeceği, ortak olsaydı dahi TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca hisse sahibi kişilerin şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceği, davalı yöneticilerin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun bulunmadığı, sözleşme kurulurken bu davalıların davacı iradesini fesada uğratan eyleminden söz edilmediği, anılan davalılara da husumet düşmeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet» yönünden reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 27.12.2010 günlü ilamında açıklanan gerekçelerle davacı yar …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · pasif husumet
Benzer bu karardaMahkemece, davacının davalı ...Ş.’de ortaklığı bulunmadığından bu şirkete «husumet» düşmeyeceği, ortak olsaydı dahi TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca hisse sahibi kişilerin şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceği, davalı yöneticilerin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun bulunmadığı, sözleşme kurulurken bu davalıların davacı iradesini fesada uğratan eyleminden söz edilmediği, anılan davalılara da husumet düşmeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet» yönünden reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine karar Dairemizin 27.12.2010 günlü ilamında açıklanan gerekçelerle davacı yar …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2286 E. 2011/5991 K.
Ortak:husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… sabına, 2.000.000 TL’lik kısmın dava dışı müşteri .adına olduğu bildirilip mahkemece de bu husus kabul edildiğine göre dava dışı müşterilere ait kısım için davalıya «husumet» düşmeyip, bu kısım yönünden davanın husumetten reddi ile davacı yararına «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken, mahkemece anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacının davalı şirketlerde hissedar olmadığı, davalı şirketlere «husumet» düşmeyeceği, davacı ortak olsaydı dahi TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca hisse sahibi kişilerin şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceği, davalı yöneticilerin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun bulunmadığı, sözleşme kurulurken bu davalıların davacı iradesini fesada uğratan eyleminden söz edilmediği, anılan davalılara da husumet düşmeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet» yönünden reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27.12.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:şahsi sorumluluk · pasif husumet
Benzer bu karardaMahkemece, davacının davalı şirketlerde hissedar olmadığı, davalı şirketlere «husumet» düşmeyeceği, davacı ortak olsaydı dahi TTK’nun 405/2. maddesi uyarınca hisse sahibi kişilerin şirkete verdiklerini geri isteyemeyeceği, davalı yöneticilerin «şahsi sorumluluğunu» gerektirir bir durumun bulunmadığı, sözleşme kurulurken bu davalıların davacı iradesini fesada uğratan eyleminden söz edilmediği, anılan davalılara da husumet düşmeyeceği gerekçesiyle davanın «pasif husumet» yönünden reddine dair kararın davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 27.12.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı bozulmuştur.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/15705 E. 2012/1048 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yapılandırma protokolü · kâr kaybı · protokol · havale · fatura
Benzer bu kararda… yapılan yargılama sonunda, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna dayanılarak, davalı banka ile dava dışı Tedaş arasında 17/10/1996 tarihinde imzalanan «protokolün» süreli olduğu ve davacının da bu protokole dayanılmadığını beyan ettiği, bu protokolde Sedaş’ın taraf olmadığı, Sedaş ile banka arasında «yapılan protokol» hükümlerinin esas alınacağı, taraflar arasındaki 09/05/2001 tarihli protokolün 9. maddesinde davacının «fatura» ve vezne tahsilatlarının kullanım hesaplarına belirlenen sürelerde aktarılmaması, geç aktarılması veya davacı tarafından verilen «havale» talimatlarına istinaden temerküz şubeye aktarımların gecikmesi halinde, davalı banka hatalarının geçmiş valörle düzeltilerek davacının faiz «kaybının» engelleneceği hüküm altına alınmış olsa da bu kaybın nasıl giderileceği yönünden bir açıklamaya yer verilmediği, bu durumda 02/01/2001 ile 09/05/2001 tarihleri ara …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/4429 E. , 2014/10142 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ 27/12/2012
NUMARASI 2008/499-2012/320
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 27/12/2012 tarih ve 2008/499-2012/320 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30/05/2014 günü hazır bulunan davacı vekili Av. S.. T.. ile davalı vekili Av. V.. E.. dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi.. tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Hazine Müsteşarlığı ile imzaladığı Piyasa Yapıcılığı Sözleşmesi uyarınca İMKB tahvil ve bono kesin alım satım pazarında piyasa yapıcısı konumunda olduğunu, önceden belirlenmiş menkul kıymetler için 5.000.000-TL nominal tutarda 09:45-12:00 arasında bugün valörlü, 13:15-16:00 saatleri arasında ertesi gün valörlü kotasyon girmek yükümlülüğü bulunduğunu, 21/08/2007 tarihinde ertesi gün valörlü menkul kıymetler için kotasyon girişi yapılması aşamasında saat 13:10: 54'de . ISIN kodlu değişken faizli ve kupon ödemeli Devlet Tahvili için müvekkili banka tarafından 112.250-112,750 TL fiyatlarla kotasyon girişi yapıldığını, ancak kotasyon girişi aşamasında banka dealeri tarafından aynı gün valörlü alım satım kotasyonunun sehven ertesi gün valörlü kotasyon olarak girildiğini, 21/08/2007 tarih ve saat 9:45-12:00 saatleri arasında gerçekleşen aynı gün valörlü kotasyon girişi aşamasında 112,250-112,750 kotasyon verildiğini, ilgili tahvil için ertesi gün valörlü kotasyon girişi yapılırken, öğleden önce borsaya iletilen kotasyon fiyatı hatalı olarak aynen öğleden sonraki seansta da ertesi gün valörlü işlem için iletildiğini, hatalı alış-satış emrinin borsaya iletilmesinden hemen sonra ilgili hatanın banka tarafından fark edilerek işlemin iptal edilmesi için gerekli işlemler yapılırken alış emrinin davalı tarafından karşılandığını, bankanın 5.000.000 TL nominal tutarlı 112.250 TL fiyatlı alış emrinin davalı tarafından 30 saniye gibi kısa bir süre içerisinde 13:11:25'de yerine getirildiğini, davalı tarafından iptal istemlerinin kasten kabul edilmediğini, 21/08/2007 tarihinde ilgili Devlet Tahvilinin ertesi gün valörlü fiyatının piyasada çok daha düşük fiyatla 101.500-102.000-TL fiyat seviyesinde işlem gördüğünü, müvekkilinin hatalı kotasyon verdiğini bilerek hareket eden davalının hataen gerçekleşen işlem nedeniyle 525.000-TL zararın oluşmasına neden olunduğunu, müvekkilinin iptal talebini kötüniyetli olarak kabul etmediğini ileri sürerek, hatalı işlem fiyatı olan 112,250 ile 101,750 TL( ertesi gün valörlü alış satış kotasyonları ortalaması) fiyatı arasındaki farktan kaynaklanan 525.000 TL zararının faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının hata hukuksal nedenine dayandığını, sözleşmeyi ayakta tutarak esaslı hata yapmamış olsa idi sözleşmeyi hangi miktar üzerinden yapacak idi ise ona göre karşı taraftan istemde bulunma hakkının bulunmadığını, hata olduğu ileri sürülen işlemin oluş biçiminin İMKB tahvil ve bono piyasası kuralları ile piyasa teamüllerine aykırı olduğunu, dava konusu kotasyon girişinin saat 13.10.54'de yapıldığını, İMKB tahvil bono piyasasında işlemlerin gerçekleştirildiği OTASS ekranında emir bilgilere girdikten sonra valör kısmının emir veren tarafından özellikle düzeltilmez ise emrin otomatik olarak aynı gün valörlü olarak sisteme yansıdığını ve hatalı girilen işlemin yalnızca sistemdeki iptal tuşunun tıklanması ile iptal edilebildiğini, 30 saniye içerisinde bir işlemin 15 kez düzeltilebileceğini, 5.000.000 TL nominal değerli işlemin 3.000.000 TL nominal değerlik kısmının müvekkilinin iki müşterisine, 2.000.000 TL nominal kısmının ise müvekkiline ait olduğunu, müşterilerine ait kısım için müvekkiline husumet düşmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre, davacı tarafından 21/08/2007 tarihinde gerçekleştirilen aynı gün valörlü olması gerekirken ertesi gün valörlü olarak gerçekleştirilen 5.000.000 TL nominal değerli alım işleminde davacı hata nedenine dayanmış ise de hata nedeniyle işlemin iptalini istemeyerek bu işlem yapılmamış olsaydı oluşacak farkı talep edildiği, İMKB Tahvil Bono Yönetmeliği'nin 17. maddesine göre üye hatası sonucu gerçekleşecek işlemlerin iptal edilemeyeceği, davalının işlemin bir kısmının müşterileri adına vekaleten gerçekleştirildiği, davacının basiretli tacir gibi davranmaması nedeniyle kendi kusurundan bir hak elde edemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava konusu edilen işlemlerden 1.000.000 TL’lik kısmın dava dışı müşteri . hesabına, 2.000.000 TL’lik kısmın dava dışı müşteri .adına olduğu bildirilip mahkemece de bu husus kabul edildiğine göre dava dışı müşterilere ait kısım için davalıya husumet düşmeyip, bu kısım yönünden davanın husumetten reddi ile davacı yararına yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, mahkemece anılan hususlar nazara alınmadan yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 1.100 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 30/05/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/101698500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz