Haksız rekabet | Tazminat | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/2906 E. 2013/20316 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
maddi ve manevi tazminat↗ dosya masrafı↗ haksız rekabet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
dava, haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 166. (mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 45.) maddesine göre, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları halinde birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür. Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların yargılama safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, her dava, ayrı ayrı hükme bağlanıp kabul ve reddedilen kısımlar ayrı ayrı gösterilerek vekalet ücretleri ve masrafların da buna göre belirlenmelidir. Birleştirme kararı ile davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu değildir. Başka bir anlatımla, birleştirmeye konu davalar bağımsız kimliklerini korurlar. Dolayısıyla ayrı ayrı hükme bağlanmaları zorunlu olduğundan, somut olayda mahkemece asıl ve birleşen davada ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3844 E. 2012/5698 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:olumsuz oy · uyuşmazlık konusu · terkin
Benzer bu karardaMahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davalı ... hakkındaki davanın atiye «terk» edilmesine, davacı eş ... için 2.000.00 TL maddi ve 2.000.00 TL manevi tazminatın, diğer davacılar için ayrı ayrı 1.000.00 TL manevi tazminatın davalı şirketlerden olay tarihinden itibaren işleyecek faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Davacıların murisinin davalıların işleten ve sürücü oldukları araçların kaza yapması sonucu öldüğü hususu «uyuşmazlık konusu» değildir.
Somut uyuşmazlıkta da asıl ve birleşen dava mevcut olmasına rağmen birleşen dava hakkında olumlu ya da «olumsuz» bir hüküm kurulmaması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir; 2-Bozma sebep ve şekline göre, davalılar Truva Tur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3159 E. 2019/5147 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:güveni kötüye kullanma · infazda tereddüt · tavzih · teamül · tasdik kararı · infaz · olumsuz oy · ticari defter
Benzer bu kararda… emece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılamaya göre; bilirkişi raporları ve tüm bilgi ve belgeler dikkat alınarak davacının 2005, 2006 ve 2007 yıllarında yevmiye «defterinin» incelenmesi sonucunda ... tarafından davalı şirketin Ziraat Bankası'ndan bulunan hesabından çekilen paraların tamamının şirketin yasal defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı şirketin «ticari defterleri» ve davalı banka hesapları ekstreleri üzerinde yapılan incelemelerde, davacının 2005, 2006 ve 2007 yıllarına ait yevmiye defterlerinin Noter açılış tastiklerinin süresinde yapıldığı, noter kapanış «tasdiklerinin» bulunmadığı, çekilen paraların tamamının şirket 100 Kasa hesabına işlenmiş olduğu, 2005 yılındaki ... tarafından yapılan ödemelerin her ne kadar bilirkişi raporuna göre yanlış muhasebeleştirilmiş olsa da, yine şirket kayıtlarına geçtiği, sonraki yıllara ait yine ... tarafından davacı şirket namına bankadan tahsilatlarının yapıldığı ve bunların şirket hesabına geçtiği, böylelikle banka nezdinde, şirket tarafından ... için bir güven oluşturulduğu, para transferlerinin bu şekilde yazılı talimat olmaksızın yapılmasının banka ile şirket arasında «teamül» haline geldiği, banka müşteri ilişkilerinin oluşturulan bu güven çerçeveside yürütüldüğü, davalı bankaya «kusur» izafe edilemeyeceği, ...'ın «güveni kötüye kullanma» hali söz konusu olsa bile bu hususu davacı şirket tarafından ...'a karşı ileri sürülebileceği, davalı bankaya izafe edilecek bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle a …
Davalı vekili de birleşen dava hakkında hüküm kurulmamasının «infazda tereddüte» sebebiyet vereceğini ileri sürerek «tavzih» talebinde bulunması üzerine mahkemece verilen ek kararla; bu hususun temyizen ileri sürülebileceği gerekçesiyle talep hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2016/260 Esas sayılı davasında ise 421.844,00 TL’nin tahsili talep ve dava edilmiş olmasına rağmen birleşen dava karar başlığında yer almadığı gibi mahkemece asıl davanın reddine karar verilmekle yetinilerek birleşen dava hakkında olumlu ya da «olumsuz» hüküm kurulmaması doğru olmamış, kararın re’sen bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/6428 E. 2010/12449 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahkikat · yetki · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… melerinin yetkili olduğu, davacının tecavüzün nerede gerçekleştiğini dava dilekçesinde açıklamadığı, ikametgahının Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin «yetki» sınırları içinde kaldığı, mahkemenin yetkili olmadığı gerekçesiyle mahkemenin «yetkisizliğine», karar kesinleştiğinde ve talep halinde yetkili ve «görevli» Bakırköy Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Bu karar, sadece birleştirilen davaların «tahkikat» safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, her dava, ayrı ayrı hükme bağlanmalıdır.
4 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2006/8099 E. 2007/10479 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahkikat · ihtisas mahkemesi · yargılama giderleri · yargılama gideri · görevsizlik kararı · vekalet ücreti · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… ar ve tüm dosya kapsamına göre, 5846 sayılı Yasa'nın 5 ve 13. maddeleri uyarınca televizyon programının eser mahiyetinde bulunduğu, bu yasadan doğan uyuşmazlıklarda «ihtisas» mahkemesinin «görevli» olduğu gerekçesiyle, mahkemenin «görevsizliğine», dava dilekçesinin görev nedeniyle reddine, karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine karar …
Bu nedenle, davaların ayrı ayrı karara bağlanması, «yargılama giderleri» ile «vekalet ücretlerinin» ayrı ayrı tayin edilmesi gerekmektedir.
Bu karar, sadece birleştirilen davaların «tahkikat» safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmeleri gibi bir durum söz konusu değildir.
O halde, asıl ve birleşen davalar bakımından ayrı ayrı vekalet ve «yargılama giderine» hükmediimemesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/10051 E. 2011/15327 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tahkikat · yargılama giderleri · mirasçılık · taşıma sözleşmesi · maddi tazminat · dahili dava · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece bozma kararına uyularak ve davalı ...'in 08.04.2009 tarihinde vefat etmesi nedeniyle «mirasçıları» davaya «dahil» edilerek önceki verilen kararda manevi tazminattan BK' nun 43. maddesi gereğince 1/4 oranında indirim yapılması bu oranın Yargıtay 11.
Bu nedenle, davaların ayrı ayrı karara bağlanması, «yargılama giderleri» ile «vekalet ücretlerinin» ayrı ayrı tayin edilmesi gerekmektedir.
Mahkemece, asıl davada taleple bağlı kalınarak 300 TL. maddi, 750 TL. manevi tazminatın yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, birleşen davanın ise kabulü ile 180.000 TL. «maddi tazminatın» 16.07.1995 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karar davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 10.02.2009 tarihli kararı ile bozulmuştur.
Hukuk Dairesi tarafından uygun bulunması karşısında, davacının «maddi tazminat» talebinden de BK. nun 43. maddesi gereğince 1/4 oranında indirim yapılarak davanın kısmen kabulü ile 135.225 TL. maddi tazminat ile 750 TL. manevi tazminatın 16.07.1995 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11977 E. 2012/16284 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:can sigortası · tahsilde tekerrür olmaması · sigorta tazminatı · tahsilde tekerrür · infaz · mahsup · kâr kaybı · havale
Benzer bu kararda… ştirildiği, meydana gelen kazada davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, yolcu olan davacının %33 oranında malul hale geldiği, zorunlu koltuk sigortacısının müstakilen «teminatla» sorumlu bulunduğu, bu tazminatın diğer davalıların sorumlu olduğu miktardan «mahsup» edilemeyeceği, maddi zararının belirlendiği, aynı zamanda manevi zararının da doğduğu gerekçesiyle 1.168,00 TL tedavi, 2.444,83 TL geçici iş öremezlik ve 589.252,00 TL iş gücü «kaybı» toplam 592.864,33 TL’nın davalı ... şirketlerinin poliçe limitleri ile sorumlulukları ve sorumlulukta öncelik sırası ile «temerrüt» tarihleri dikkate alınarak «tahsilde tekerrür olmamak» kaydıyla davalılardan olay tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle müştereken ve müteselsilen tahsiline, 30.000 TL manevi tazminatın sigorta şirketleri dış …
Gerekçede açıklandığı üzere, davacının talep edebileceği tazminatlardan mahsubu mümkün olmayan meblağ sigortası mahiyetinde «can sigortası tazminatları» da mevcuttur.
Bu nedenle hükmün, açık, anlaşılır, «infaz» edilebilir şekilde tesis edilmesi ve de en önemlisi sonradan yazılacak gerekçeli kararın, kısa karara uygun olması gerekmektedir.
Öte yandan, hüküm «infaz» edilebilir nitelikte de değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/936 E. 2015/7312 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:birim fiyat · tahkikat · şirket zararı · yargılama giderleri · taşıma sözleşmesi · ıslah · vekalet ücreti
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında aktedilen «taşıma sözleşmesinde» bilet fiyatlarının birlikte belirleneceğinin hüküm altına alınmasına rağmen tarafların fiyat hususunda anlaşamadıkları, akte bağlılık ilkesi gereğince bilet fiyatının mahkemece belirlenmesi gerektiği, emsal bilet fiyatlarından ortalama kilometre fiyatı hesap edilerek 2013 yılı için bilet fiyatının 4,81 TL olması gerektiği, davacının 05/04/2010 ile 12/09/2013 tarihleri arasında hesaplanan zararının toplam 612.317,00 TL olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, yolcu taşıma ücretinin 4,81 TL olarak tespitine, 150.000 TL'nin dava tarihinden, bakiye 462.317,00 TL'nin «ıslah» tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı vekili birleşen davada ise, taşıma ücretinin «birim fiyatının» belirlenmesini ve 15.10.2012 tarihinden itibaren belirlenecek fiyat üzerinden «şirket zararının» tazminini talep etmiştir.
Bu nedenle, davaların ayrı ayrı karara bağlanması, «yargılama giderleri» ile «vekalet ücretlerinin» ayrı ayrı tayin edilmesi gerekmektedir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir. (1) Davacı vekili asıl davada,...Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/192 esas sayılı dosyasının dava tarihi ile hüküm tarihi arasındaki dönemde oluşan «şirket zararının» tazminini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/2906 E. , 2013/20316 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
(FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ SIFATIYLA)
ASIL VE BİRLEŞEN
Taraflar arasında görülen davada Rize 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 13.11.2012 tarih ve 2009/180-2012/770 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili kuruma ait marka tescil belgeli, tanınmış 500 gr'lık “ÇAYKUR RİZE TURİST ÇAYI”nın taklit ve benzerinin davalı tarafça 500 gr'lık "HAŞMET RİZE SİYAH ÇAY" olarak piyasaya sürülerek haksız rekabette bulunulduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 8.000.00 TL maddi, 1.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini, dava konusu çayların toplatılmasını talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili, müvekkili kuruma ait marka tescil belgeli 1000 gr'lık "ÇAYKUR KAMELYA ÇAYI"nın, 1000 gr'lık "ÇAYKUR RİZE TURİST ÇAYI"nın, 500 gr'lık "ÇAYKUR FİLİZ ÇAYI"nın ve 100 gr'lık "ÇAYKUR RİZE TURİST ÇAYI"nın taklit ve benzerinin davalı tarafça "HAŞMET RİZE HARMAN ÇAYI", "HAŞMET DİMÇAY RİZE SİYAH ÇAY", "HAŞMET FİLİZ ÇAYI" ve "HAŞMET RİZE SİYAH ÇAY" şeklinde piyasaya sürülerek haksız rekabette bulunulduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 50.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini ve çayların toplatılmasını talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkili şirketçe tescilli markalarının kullanıldığını, olayda haksız rekabetin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; iddia, savunma, eser işletme belgesi, sansür raporu ve benimsenen ikinci bilirkişi raporuna göre, davalı tarafın açıklanan eylemlerinin davacının marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğu, 556 sayılı KHK’nın 66/2-b maddesine göre davacının davalıdan 16.879,82 TL maddi tazminat talep edebileceği gerekçesiyle, maddi tazminat istemine ilişkin davanın kısmen kabulü ile 16.879,82 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline, manevi tazminat istemine ilişkin davanın kısmen kabulü ile 3.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Asıl ve birleşen dava, haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 166. (mülga 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 45.) maddesine göre, ayrı ayrı açılmış davaların aralarında bağlantı bulunmaları halinde birleştirilerek bakılabilmeleri mümkündür. Ancak, birleştirme kararı, taraflar arasındaki uyuşmazlığı esastan çözümleyen bir karar değildir. Bu karar, sadece birleştirilen davaların yargılama safhalarının müşterek cereyan etmesi sonucunu doğurup, her dava, ayrı ayrı hükme bağlanıp kabul ve reddedilen kısımlar ayrı ayrı gösterilerek vekalet ücretleri ve masrafların da buna göre belirlenmelidir. Birleştirme kararı ile davaların birbirlerinin içerisinde erimesi, tek bir davaya dönüşmesi gibi bir durum söz konusu değildir.
Başka bir anlatımla, birleştirmeye konu davalar bağımsız kimliklerini korurlar. Dolayısıyla ayrı ayrı hükme bağlanmaları zorunlu olduğundan, somut olayda mahkemece asıl ve birleşen davada ayrı ayrı hüküm kurulmamış olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle asıl ve birleşen dava taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek olmadığına, ödedikleri temyiz peşin harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 13.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1031679300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz